Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 02-06-2018, 22:18
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.932
Standart Karl Marx yetersiz olabilir mi?

Kapitalizmden sonra sosyalizmin geleceğine biz komünistler genelde hem fikiriz, ancak ne Marx ne de bir başkası sosyalizme giden yolu ezilen sınıfın bütünü ile ve ayrıca bağımlı ülkelerin durumu ile çok net değerlendirmemiş, sadece işçi sınıfına yoğunlaşmışlar.
Bu durum günümüzde bana yetersiz gibi geliyor.
Bizler her ne kadar ezilen sınıfın genelini işçi sınıfı olarak saysak da günümüzde teori ve pratik birbirini tutmuyor.
Devrim önderliğini yapacak olan işçi sınıfı toplumsal çalışma alanları gibi örgütlülüğe uygun olan sınıftır, fabrika gibi toplumsal alanda çalışan bu sınıf bu ülkede ezilen sınıfın üçte birini dahi temsil etmemektedir ve baskı, zulüm, sömürüye karşı hiç bir şekilde tepki vermemektedir.
Oysa bizler etki tepkiyi doğurur diyoruz, demek ki, etkiye karşı tepki gösterecek yeterli bir işçi sınıfı yoktur, örgütlülüğe müsait olmayan dağınık olan ezilen sınıf vardır.
Toplumun iliğine kadar sömürüldüğü ama önder konumundaki işçi sınıfının yetersiz kaldığı Türkiye örneğindeki durumlar için siz ne düşünüyorsunuz, başlıktaki gibi bu duruma Marx gerçekten yetersiz mi?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-06-2018, 22:20
Barlas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Barlas Barlas isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jun 2015
Mesajlar: 4.072
Standart

İşçi sınıfı eziliyor da, esnaf sınıfı ezilmiyor mu mesela? Bir esnaf olarak söylüyorum, eziliyoruz. Özellikle büyük sermaye karşısında.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-06-2018, 22:57
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.932
Standart

Barlas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İşçi sınıfı eziliyor da, esnaf sınıfı ezilmiyor mu mesela? Bir esnaf olarak söylüyorum, eziliyoruz. Özellikle büyük sermaye karşısında.
Devrim neden işçi sınıfı önderliğinde olur diyoruz, bunun iki nedeni var biri ezilen sınıfın içinde örgütlü olmaya uygun en başta onlar geliyor ikincisi emeğinden başka hiç bir şeyi olmadığı için.
Ancak bizim gibi köküne kadar sömürülen bağımlı ülkelerde yeterli tepki gösterecek böyle bir sınıf yoksa ne olacak, asıl sorun bu sorunun cevabında.
Öyle ya esnaf, köylü, memur, vasıfsız işçi ve işsiz kesim örgütlü olamayacağı için önder olma şansı da yoktur, bu durumda ezilen toplumun devrim yapma şansından ziyade ciddi anlamda tepki verme durumu da yoktur.
Yani ortada ezilen-sömürülen bir toplum var ama devrim yapacak veya tepki gösterecek bir ortamı yok, düşünürler böyle bir kör nokta için bugüne kadar bir teori üretmemişler, işçi sınıfı varsa devrim olur ya yoksa bunca baskı, zulüm, sömürü karşısında çözüm ne olmalı veya ne gibi bir çözüm bizleri beklemektedir, işin burasında tıkanıyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-06-2018, 10:26
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

bilgivehis,
Marx, yahudi, hem yüksek düzey elit sınıfından bir mason. Sosyalizmin, merkezi yönetim ekonomisinin ruhani öncüsü .
Hangi yetersizlikten bahs ediyorsun sen. Bir merkezi planlama otoritesinin planladığı ekonomik düzen, tüm ekonomik süreci, politik ve ekonomik açıdan yönetir ve denetler. Bilderberg Konferansları misal, mevcut siyasal, ekonomik ve sosyal konular hakkındaki düşüncelerin paylaşıldığı, iş dünyası, siyaset, ordu, medya, akademi, aristokrasi ve istihbarat ajanslarınında katıldığı, resmi olmayan toplantılardır. Çoğu katılımcı NATO ülkelerinden geliyor. Orada bazı anlaşmalar olduğunda da bunlar yayınlanmaz. Bu Bilderberg Grubu (uluslararası olarak Bilderberg Kulübü veya "Bilderberger" olarak da bilinen) resmi bir organizasyon değildir. Bilindiği kadarıyla ne üyelik durumu ne de bir giriş ​​sözleşmesi mevcut değildir.

Barlasın ezilmesi meslesi, Charles Darwin'den de etkilenmiş, kapitalist ekonominin "hareket yasası" ile ilgili . Mesele doğal ayıklanmadır. Bu sistemin kendisinden kaynaklanır ve hüküm süren koşulları, faiz sistemininde periyodik krizleri (big bangleri) sürekli olarak ayıklıya ayıklıya devrim yapar. Kısacası devrim budur.

Avrupa farkına varmadan komünist bir çekirdek grup, AB liderliğini ele geçirdi. Politikacılar veya bürokratlar - Brüksel'de sorumlu kişilerin biyografilerini ve siyasi yönelimleri hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediği için - kontrollü kitle iletişim araçlarıda sadece sınırlı bir miktarda rapor verebildikleri için, vatandaş , AB'de gerçekten neler olduğunu bilmiyor. Gizlice sadece büyük bankaların, küresel şirketlerin ve küresel medyanın, hazırladıkları veya yürüttükleri hükümetlerle bu Yeni Dünya Düzeni'ne doğru yol alıyor.

AB komünizminin ortaya çıkışının en önemli göstergesi açıkça, Avrupa vatandaşlarının katılımı olmadan hükümet temsilcilerinin belirlediği Lizbon Antlaşması, seçilmemiş AB Başkanı ve AB Dışişleri Bakanı atanması ve demokratik olmayan "AB anayasası" dır.

Artan merkezileşme, kontrol, ulusal işlere müdahale ve finans, ordu ve sağlık sektörlerinde kilit güçlerin kurulması , ulus devletlerin haklarından yoksun bırakıldıkları ve böylece vatandaşların, nasıl yaşayacağı belirlenirken sen yetersizlikten bahs ediyorsun. Komünizim gümbür gümbür geliyor ama sesini duyan yok.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 04-11-2018, 06:13
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kapitalizmden sonra sosyalizmin geleceğine biz komünistler genelde hem fikiriz,
Bunun açılımı nedir ?
Yani ne olacakta sosyalizm komünizm gelecek ?
Komünizm kapitalizm ile baş edemez, en fazla bir zaman olabilir dahası olamaz.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04-11-2018, 13:56
manas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
manas manas isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2017
Mesajlar: 461
Standart

antika çağlardaki antika adamların fikirlerinin günümüze çözüm olacağını sanmak ahmaklıktır. insanlar kapitalizmden ve sömürüden bıktı diye komünizmi getirip başına bela etmez. bunun başka yollarını bulur. hayat dinamiktir değişim geçirir ihtiyaçlar değişir. klasik ideolojiler çoktan çöpe atılmıştır çünkü hayatın akışına terstir buna milliyetçilikte dahil. yani milliyetçiler bile artık demokrasiden bahseder yoksa yandaş bulamazlar. evet insanlık değişim istiyor adalet ve refah istiyor ama bunu uç ideolojilerden beklemiyor. sizin gelecek dediğiniz sosyalizm de günümüz şartlarına göre şekillenmiş çakma sosyalizmden öte gidemez yani ideolojiler fikirler bile günümüz şartlarına göre evrim geçirmek zorunda yoksa yaşayamaz.

***Tanrı mineral de uyudu, bitki de düş kurdu, hayvanda uyandı, insan da kendini buldu ***
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 04-11-2018, 14:28
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şuanda  online konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

manas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
insanlar kapitalizmden ve sömürüden bıktı diye komünizmi getirip başına bela etmez. bunun başka yollarını bulur.
Başka yolları bulur, başına bela eder diyorsun Sosyalizm başka yoldur zaten. Objektif temelde, bilimsel olarak ve madem evrim geçiriyoruz, kapitalizmden çıkışın yolu yine kapitalizmin kendisinde analiz edilebilir. Ne oluyor da, nasıl oluyor da, sömürü, bunca eşitsizlik, adaletsizlik hakim oluyor? Temelde yatan faktörler nedir? Bunu çözmek, sonrası hakkında konuşabilmeyi sağlar.

Kapitalist yalanlar bir yana, dini ve yobaz anlayışların enjeksiyonu ve cehaletiniz bir yana, sosyalizm kapitalizmin ne oluyor, nasıl oluyor, hangi faktörler buna sebep oluyor sorunu ve analizlerin çözümlenmesiyle açığa çıkıyor, amaç değil esasında araçtır. Komünizm ise başka bir dünya.

Şimdi siz Arabistanda yaşamış, büyümüş, bir insana, ya da bir bütn olarak o topluma, evrim'i ne kadar anklatabilirseniz, bizler de size sosyalizmi, komünizmi o kadar anlatabiliriz, zira önyargılısınızdır, sürü piskolojisi dahilindesinizdir. Hasılı evrşm teorisi yobaz ve gerici toplumalrda nasıl bir öcü olarak enjekte eidliyorsa, sosyalizm ve komünizm de farklı değildir.

Marx'ın tahlilleri değişmedi, değişmesi için sistemin ana, temel faktörlerinin değişmesi gerekir. Yüzeysel değişimler, teknolojik ürün çeşitliliği kapitalizm demek değildir, yani sistemler buradan hareketle analiz edilmiyor.

Bir zamanlar ankesörlü telefonlar varken kapitalizm vardı, şimdi cep telefonları üretilince ve sizlerde buna sahip olunca kapitalizm, kapitalizm olmaktan çıkmıyor, kapitalizm sermayeye dayalı, üretim esaslı bir sistemdir, elbette üretecek(modern kölelere ürettirecek ve ürüne, sistemin temelde sağladığı üretim tarzı ve ilişkilerinin meşruiyeti ile el koyacak) ve üzerine kendinde bir değer arzetmeyen kar koyarak satacak. Örneğin feodalite Çin'de tam 3.000 yıl sürmüştür. barutun bulunması, değişen koşullar ve insan edinim ve birikimlerinin varlığı, yeni veya farklı yasalar, biraz daha farklı yaşam biçimlerinin varlığı, feodalitenin değiştiği anlamına gelmez.

Örneğin Antik Yunan'da, 1/6 cılar diye tabir edilen üreticiler vardır. Bunlar torakların sahibi olan egemen sınıfın toprağında, fiili olarak çalışır(kölelik) ve karşılığında efendilerine ürettikleri ürünlerin tümünü verir, efendi ise ürettikleri ürünlerin 1/6 oranını bunlara verirdi. Bunu sağlayan nedir? Efendiden korkmaları mı yoksa sistemin onlara başka bir alternatif tanımaması mı? 1 Avuç insan, 1 ton insanı kendisine nasıl köle ediyor? Basit, sistem temelde yatan basit faktörler eliyle, belirli bir azınlık dışında kalanı, yoksul, mahkum, muhtaç kılıyor, çünkü toplumsal üretimin, emeğin sahipliği bireysel hale geliyor. Üretimin karakteri toplumsal olmasına rağmen, sahipliği efendiye kalıyor ve bölüşümün karateri de böylece toplumsal olmuyor. Bunu sağlayan nedir? İşte o zaman temeldeki mülkiyet ilişkilerini, üretim tarzı ve ilişkilerini irdelemek zorundayız!

Mesele, kişiler, iradeler değil, zira hepimiz iradelerimizden bağımsız dünyaya ve bir ortama, topluma doğarız. Üretim ilişkileri kişilerin iradelerinden bağımsızdır ve bir ortama, topluma doğmadan önce, ne olacağımızı biz seçmeyiz, hatta ne olduğumuzu dahi asli olarak o ortam, toplum koşullar, egemen ideoloji, inanç vb kısaca yine koşullar belirler, bize ne öğretilirse biz onu savunmaya başlarız, neye dülman, iyi, kötü diyeceğimizi dahi hakim ideolojiler, sözde inançlar(ÜST-YAPI kurumları) belirler. Sistem de, kimin efendi, kimin köle olacağını belirleyen bir alt-yapıya, tarza ve ideolojiye(hukuk, siyaseti, din de içinde), enjeksiyona, kabullendirmeye, durumuna razılığa, yeri geldiğinde zora(kolluk kuvvetleri, güç!, devlet aygıtları) sahiptir ve bu sistemler de efendiler kendilerini korumak durumunda dahi kalmazlar, köleler onları korur ve köleler öyle bir dünyaya doğar ki, mahkumiyet ve mecnburiyet koşulalrında, öyle bir enjekte edilirler ki, kasabın bıçağını yalan kurbana dönerler ve her türlü özgürlük, kurtuluş mücadelesi onlara düşmanca gelir(size ayna tutabiliyor mu?) lakin öyle zamanalr gelir ki, artık her koyun kendi bacağından asılır olur, efendi kendi çıkarlarını korurken kölelerde artık efendinin değil kendi çıkarlarını korumaya başlar ve çatışma, eninde sonunda mevcut sistemi yerle bir eder, bu 1.000 yıl sürse bile nihayetinde varacağı nokta orasıdır, zira salt sistemin temelinin çürük olması ve yığınların köle olduğunun farkına varması, uzlaşmaz sınıf-kast karşıtlığı-çatışması değil, sömürü sistemlerinin üretim ilişkilerindeki eşitsizlik, servet ve sermaye birikiminin de hazırladığı koşullar(sermaye birikimi ve kaynağın tek-ellerde toplanması, zamanla üretiminin-kaynağın topluma yetmez hale gelmesine de yol açar. Ben kaba anlatıyorum, basit bir bakışla dahi görebileceğiniz yönleriyle) budur, yani köleliğe, modern köleliğe dayalı feodal ve kapitalist sistemler, kendi sonunu hazırlayan bir yapıya da sahiptir.

İçinde yaşadığımız sistemin, insanlık adına yaşanabilirliği kalmadığını, sömürü esaslı olduğunu, varlığının yansımasının eşitsizliğe, adaletsizliğe dayandığını, umut değil, gidişatıyla yok oluşu temsil ettiğini görmemek için artık kör olmak gerekir.

Hasılı verili ideoloji ve din, inanç, kültürle empoze edilmiş toplum fertleri için sosyalizm, bir yobaz için evrim teorisi gibidir. Bilmez, bildiği de yoktur, bildiğinden dolayı da konuşmaz, şartlandırıldığı sloganları papağan gibi tekrarlarken, diğer taraftanda bilimin, evrim teorisinin ne kadar da kötü olduğu yalan propagandalarını söyler durur... Anti komünistler, Harun Yahya gibi, yalanın bini bin para, safsataların, akıl ve mantık sağlığını yitirmişliğin...

Hasılı mesele problemleri öne sürmek değildir, çözümdür, çözümünüz nedir bunu konuşmalıyız. Çözümünüz ne? Nasıl?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04-11-2018, 17:45
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Devrim neden işçi sınıfı önderliğinde olur diyoruz, bunun iki nedeni var biri ezilen sınıfın içinde örgütlü olmaya uygun en başta onlar geliyor ikincisi emeğinden başka hiç bir şeyi olmadığı için.
Ancak bizim gibi köküne kadar sömürülen bağımlı ülkelerde yeterli tepki gösterecek böyle bir sınıf yoksa ne olacak, asıl sorun bu sorunun cevabında.
Öyle ya esnaf, köylü, memur, vasıfsız işçi ve işsiz kesim örgütlü olamayacağı için önder olma şansı da yoktur, bu durumda ezilen toplumun devrim yapma şansından ziyade ciddi anlamda tepki verme durumu da yoktur.
Yani ortada ezilen-sömürülen bir toplum var ama devrim yapacak veya tepki gösterecek bir ortamı yok, düşünürler böyle bir kör nokta için bugüne kadar bir teori üretmemişler, işçi sınıfı varsa devrim olur ya yoksa bunca baskı, zulüm, sömürü karşısında çözüm ne olmalı veya ne gibi bir çözüm bizleri beklemektedir, işin burasında tıkanıyoruz.
- Bu dediğin Türkiye'deki rejimden kaynaklanıyor.

- Okullarda düşünce teşvik edilmiyor. Rekabet ve ezber ön plana çıkartılıyor.
- Örgütlenme teşvik edilmiyor. Hatta topluluk bilinci bile teşvik edilmiyor. Mesela "ortak alan" olan gezi parkını bile satıp rant elde etmeye çalışıyor. Devrime rağmen bu zihniyet ağır basmış.
- Medya ABD medyası gibi. belirli kişilerin kontrolünde. Cahil kişinin olayları anlama şansı hiç yok.
- Halkı uyandırmaya çalışan kişiler hep öldürülmüş ya da asılmış, ya da işkenceden ölmüş.

/Soğuk savaş yüzünden. Tarihsel gelişim böyle olmuş. Sonra da, PKK meselesi yüzünden, 90'larda kimse değişsin istememiş. 2000 yılında da zaten Tayyip gelmiş.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 04-11-2018, 17:49
Leonardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Leonardo Leonardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2017
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.371
Standart

manas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
antika çağlardaki antika adamların fikirlerinin günümüze çözüm olacağını sanmak ahmaklıktır. insanlar kapitalizmden ve sömürüden bıktı diye komünizmi getirip başına bela etmez. bunun başka yollarını bulur. hayat dinamiktir değişim geçirir ihtiyaçlar değişir. klasik ideolojiler çoktan çöpe atılmıştır çünkü hayatın akışına terstir buna milliyetçilikte dahil. yani milliyetçiler bile artık demokrasiden bahseder yoksa yandaş bulamazlar. evet insanlık değişim istiyor adalet ve refah istiyor ama bunu uç ideolojilerden beklemiyor. sizin gelecek dediğiniz sosyalizm de günümüz şartlarına göre şekillenmiş çakma sosyalizmden öte gidemez yani ideolojiler fikirler bile günümüz şartlarına göre evrim geçirmek zorunda yoksa yaşayamaz.
- Bu doğru ama aşırı doğru.

Yani ilk etapta "ideolojiden bana ne? Kendi işime bakarım." dersin.

Sonra bir de bakmışsın ezilen halk bu sefer Brexit kararı alıyor, Trump'a oy veriyor, Nazileri iktidara getiriyor, göçmen düşmanı kesilip "Onlar sınırıma gelirse asker yollayıp öldürürüm" diyecek kadar hayvanlaşıyor, Gariban Suriyeliye bile saldıracak hale geliyor.

Yani olmaz. İçinde yoksa bile, en azından mesela milliyetçi / Atatürkçü görüneceksin.

Toplumun işlemesi için o topluma inanman lazım. Bireyin katılımı şart. "Sistem her şeyi halleder" bence büyük bir hata. Halledemez. senin de katılman lazım.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 04-11-2018, 17:53
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Öncelikle Dine mini ne nin Karl Marks Yahudi ve elit sınıftan aynı zamanda mason sözüne cevap vereyim.

Yanlışsın Arkadaşım.Evet Karl Mark yahudidir hatta karısı dindar bir aileden gelmedir ama K.Marks dinsizdir ve elit bir sınıftan gelme değildir Mason hiç değil Çünkü Engels in ona bağladığı Maaş la geçinir Şunu da bilesin bir oğlu açlıktan ölmüştür yani yoksullar sınfının bir elemanıdır K. Marks.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:49 .