
14-06-2018, 21:29
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
Pyrrón´isimli üyeden Alıntı
kafamızın aldığını düşündüğümüz şeylere "episteme" diyoruz zaten...
|
Doğru. Kilit nokta şu; bazı şeyleri kafamız almaz ve hiçbir zaman da almayabilir bilginin artıp artmamasından bağımsız olarak. Bu durumda bazı şeylerin açıklaması yoktur mu diyeceğiz? Yoksa bizim kafamız hiçbir zaman almasa ve bilemesek bile açıklaması var mı diyeceğiz her şeyin?
Eğer ben kendim için değilsem, kim benim içindir? Şimdi değilse ne zaman? -Rabbi Hillel
|

14-06-2018, 23:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Velhelebe´isimli üyeden Alıntı
İdealizmin niyet araması akla yatkındır ama doğru değildir. Daha doğrusu idealizm çok daha kompleks bir görüş, idealizm değil de teizm diyelim. Tabi akla yatkın demek doğru demek değil.
|
Velhelebe ne zaman birazcık bilgi edinip ondan sonra cevap vereceksin? (oradaki ifadelerim temeldir, özüdür, özde olandır, yeterlidir)
Elbette idealizmin asli sorusu kim sorusudur. Görünen ve duyulanan her şeyin ama her şeyin, zihinin ürünü, tezahürü olduğunu en temele koyan bir anlayış ne diye soracaktı ki? Neyi sorsa tutarlı olurdu? (KİM? sorusunu!)
Şimdi buraya videolar koysam nasıl olur 
Örneğin, bir anahtar kelime veriyorum;
"Sen beden değilsin beden senin içinde(zihninde)"
Esas noktaya kısaca değiniyorum;
Hiç bir şey yok, her şey senin zihninde, fikir olarak peyda olur. Gördüğün ve duyumladığın ne varsa, sadece zihnin-düşüncenin tezahürüdür.
Bir örnek daha;
Nesnelerin özü, algılanmış olmalarından başka şey değildir". "Bence, duyumsal şeylerin, bir anlayışgücünden başka bir yerde var olamayacakları apaçıktır. Buradan, onların gerçek bir varlıkları olmadığı sonucuna değil, benim düşünceme bağlı değillerse ve benim tarafımdan algılanmış olmak nitelliğinden apayrı bir varlıkları varsa, onların, içinde var olmaları gereken bir manevi varlık bulunması gerektiği sonucuna varıyorum. Demek ki, duyumsal dünyanın var olduğu ne ölçüde kesinse. onları kapsayan ve destekleyen sonsuz ve her yerde bulunan bir manevi varlığm var olduğu da o ölçüde kesindir"(Berkeley)
Kısaca nesneler düşünceden başka bir şey değildirler ve aslında nesneler mutlak zihnin yansıması-sözü, tezahürüdür bu anlayışa göre. dolayısıyla kim-in sorusunun muhatabı nesneler değil, o düşüncenin sahibidir. zira anlayışa göre, her bir olay düşüncenin eylemi-sözünden ibarettir ve sorgulanması ve kavranması gereken zihin ve iradedir(neden böyle yaptının-yani yapmak fiilinin!- muhatabı olarak neden sorusu sorulur!). her bir olay zihinsel bir eylemin tezahürü olmakla birlikte, esasında nesnel gerçek de değillerdir(düşünceden ibarettirler, öyleyse herhangi bir olaya dair asli muhatap kim'dir->düşünün sahibi, düşünce, zihin/kendisi->muhatap)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

15-06-2018, 00:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Velhelebe ne zaman birazcık bilgi edinip ondan sonra cevap vereceksin? (oradaki ifadelerim temeldir, özüdür, özde olandır, yeterlidir)
Elbette idealizmin asli sorusu kim sorusudur. Görünen ve duyulanan her şeyin ama her şeyin, zihinin ürünü, tezahürü olduğunu en temele koyan bir anlayış ne diye soracaktı ki? Neyi sorsa tutarlı olurdu? (KİM? sorusunu!)
Şimdi buraya videolar koysam nasıl olur 
Örneğin, bir anahtar kelime veriyorum;
"Sen beden değilsin beden senin içinde(zihninde)"
Esas noktaya kısaca değiniyorum;
Hiç bir şey yok, her şey senin zihninde, fikir olarak peyda olur. Gördüğün ve duyumladığın ne varsa, sadece zihnin-düşüncenin tezahürüdür.
Bir örnek daha;
Nesnelerin özü, algılanmış olmalarından başka şey değildir". Berkeley'e göre nesneleri düşünceler olarak tanırız. Nesneler düşünceden başka şey olamazlar, çünkü duyumlar, katışıksız düşüncelerdir. Nesneler kendilerini yaratan Tanrı'da bile, birer düşüncedirler. Kendisiyle ilgili edindiğimiz düşünceler dışında, madde diye bir şey yoktur.
|
Temeli de bence o kadar basit değil sevgili spartacus, çok daha ağır. Aşırı basitleştirilmiş kaba versiyonunu söylüyorsun temele dair.
Senin yazılarını okuyanlar idealizmi çürüttüğünü falan düşünebilir, işin filozofik temeline girmiyorsun aslında, anlaşılacak seviyede ele alıyorsun. İşin filozofik kısmına girsen kimse anlamaz, çok ağır temelleri var materyalizm ve idealizm tartışmasının, özellikle idealizm ağır. Tabi bunu eleştirmek için söylemiyorum yanlış anlama, belirtmek istedim sadece.
Günümüzde idealist birini pek bulamayız. Her şeyin zihnin, düşüncenin yansıması olması(kaba haliyle) akla yatkın gelmez insanların ve teknik kısmını anlayamazlar. Hakim zihniyet evrim karşıtı ve teisttir, yaratılışçı yani. İdealizm yaratılış görüşünden çok daha teknik ve önemli bir konu, felsefenin direğidir idealizm, yaratılışın ise felsefe ile bağlantısı kuşkulu. Tabi bu iletinde hakim zihniyet falan demiyorsun da değinmeden geçemiyorum, sorun idealizm değil yani.
Direk bu konu özelinde değil de daha genel şeylerden bahsettim, çarpıttığımı düşünme lütfen.
Günümüzdeki sorun cahilliktir diye düşünüyorum. Bilgi ve bilim konuları dahi kavranmamıştır. 3-5 ezberlenmiş basit lafla 3-5 yaş seviyesinde tartışmalar olur genel olarak, bir taraf cevap veremeyince sinirlenir ve atışmaya dönüşür, sesler yükselir, kavga çıkar, kişiselleşir vs. Bu cahilliği aşmak çok zor gibi görünüyor. Ama cahil gözükmemeyi sağlayan ve her kapıyı açan bazı kelimeler var. Mesela siz neyi anlatırsanız anlatın denebilir ki "başka bir açıklaması olabilir" "bilginin değişmesiyle farklı bir sonuç çıkabilir, kesin yargıya varmamak lazım", "bu dediklerin tahmin, kesin kanıt değil" vs. Bu sözler her kapıyı açar ve 3-5 yaş seviyesinde olur tartışmalar.
Hatta size kanlı canlı örnek vereyim. 2013 yılında bir TV kanalında evrim tartışması vardı. Evrim profunu çağırmışlar, evrimsel tıpçı da vardı, bir de meşhur felsefe profu vardı ve hem paleontolog hem jeolog olan bir adam vardı. Evrim profu bir şeyler anlattı anlattı ve söz hem paleontolog hem jeolog olan adama gelince hep aynı şeyi söyledi:
"Tahmin bunlar efendim, gözümüzle görmedik ki, gözümüzle görmüş gibi bahsedemeyiz, orda değildik." Hep bu tarz şeyler söyledi hem paleontolog hem jeolog olan adam. Evrim profu ve evrimsel tıpçı tıkanıp kaldı mesela. Evrim profu diyor ki 150 yıllık bilimsel verileri çöpe attınız, hönk. Ee attıysa yanlışını izah etsene be adam, neye göre yanlış, doğrusu nasıl olmalıydı vb. Onun yerine demagoji yapmaya çalıştı ama hiç de başarılı değildi, sonra zaten konu değişti ama aynı konu gelince hiçbir savunma yapamadı, karşıdaki adam hep tahmin kelimesiyle nakavt etmişti. Bilimsel olması gereken bir tartışma 3-5 yaş seviyesinde kalmıştı, insanın midesi bulanıyor öyle tartışmalar görünce, hemde akademisyen kılığıyla oradalar! Bu mu bilim, bu mudur yani.
Bilgi, bilim böyle bir şey olmamalı. Mesela idealizm falan diyorduk, idealist filozofların kitaplarına baksak çok ağır bir metinle karşılaşırız, işi bilmeyen anlayamaz, uzmanlık lazım anlamak için. Ama aynı uzmanlığı bilim adamı diye geçinenlerde göremiyoruz, akademik etiketlerin arkasına sığınmışlar ve cehaletlerini gizleyebileceklerini düşünüyorlar. Zeus aşkına hiç akıl mantık olmaz mı yahu, 3 yaş seviyesini aşmıyorlar. Bilgiyi de geçtim muhakemesi olan sıradan birisi bile etiketli şahsiyetleri geçiyor seviye olarak.
Hatta halk şöyle böyle deriz ama halkın en azından kafa çalışıyor ya da ezberlediği şeyleri iyi satıyorlar. Mesela halka sorsanız ekonomi nası, icraatlar ne falan adamlar bir şekilde savunuyor ve tıkanmıyor, nerdeyse ikna edecekler, yok yol yaptı bilmemne savunuyorlar bir şekilde. Akademisyen denilen yaşam formlarında bu hiç yok, sıfır hatta eksilerde akıl mantık var. Bazıları yok alanı değil falan diyor da alandan bağımsız olarak akıl hiç yok, ezber bilgisi ile bile savunamıyor sıradan vatandaş kadar, kendi alanını bile anlat desen yapamaz, seviye yerlerde.
Akademiler klişe şeyleri enjekte eden kurumlardır, tartışma ortamından ziyade kitapta yazanlara aynen uymayı emreder, uymayanlar dersi geçemezler, mezun olamazsın korkusu verilir. Böyle bilim olabilir mi? Bilim teknolojiye ya da laboratuvara indirgenemez, akıl mantık, zihniyet önemli, bu olmadığı takdirde klişe ezber bilgisinden öteye gidilmez. Formata uygun dandik makale ve kitaplar önem arz etmez, herkes yazar bir şeyler, masal bile yazıyorlar çok uzun bir şekilde.
Hegel'i okurken nasıl aciz kalınıyorsa bilim adamını(akademisyen) dinlerken, okurken aynı derecede aciz kalabilmeli okuyucu-dinleyici. Bilim adamı geçinen şahıs 3-5 yaş seviyesini aşamıyorsa orda bilim yoktur, cehalet vardır. Akademi demek bilim kurumu demek değildir, dar kafalıların biraraya gelip oluşturduğu bir kuruluştur, insanları bilim adı altında uyutma yeridir. İnsanlar bilim beklerken hazırlıksız yakalanırlar ve istismar edilirler.
Eğer ben kendim için değilsem, kim benim içindir? Şimdi değilse ne zaman? -Rabbi Hillel
|

15-06-2018, 22:26
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
|
|
İdealist mi desem , tanrıya , puta tapar mı desem , ki biribirinden farkı olmayan bu görüşlerini burada kimseye anlatamayışın ve ciddi söylüyorum zırva fikirlerin seni acınası bir duruma sokuyor.
Kaldı ki konu " neden " ve bağlamında nasılın cevabını ararken.
Kapının arkasında ne var diye bir soru soruyorsan KAPIYI AÇMADAN SALLAYIP SIKMAYACAKSIN
kapıyı açıp bakacaksın. Kapıyı açmayıp arkasında cin var peri var diyorsan seni aklı olan insanlar ciddiye almazlar. Aç bakalım o kapıyı ( DENEY ) arkasına bak ( GÖZLEM) ve ne bulduğunu incele ( bilim)
Neden ; cevabı düşüncede sonsuza gider.
Nasıl ; cevabı uygulamada bulduğun kadardır
Geçmisdeki felsefecilerin karmaşık fikirleri önünde ki imkanlarla doğru orantılıydı. Evet çok iyi düşünüyorlardı ancak SINAYAMIYORLARDI . sınamada ki eksiklikleri onları sonuca giderken aciz bırakınca TANRI yada benzeri saçma fikirlerle son buluyordu.
Düşünüyorum öyleyse varım diyene bu gün diyeceğim tek laf , varlığını fark edip İLAN eden bir şâşkındır.
Varlığı , yani o bedeni olmasa , düşünecek ORTAMI MEKANI olmadan düşünemeyeceğini dahi DÜŞÜNMEKTEN aciz oluyor.
Direksiz kubbe olduğunu sanan tipler bu duruma en iyi örnek olur.
Düşüncede varacağın yer idealizme göre HAYALLER MASALLAR ,
Materyalizme göre ise BİLİM oluyor.
İdealist veya tanrıya puta taparlar hep aynı soruyu DÜŞÜNÜRLER Nedennnn , nedenn ama cevabı bulamazlar.
İdealiste tanrıya tapar putcularda aynı yolun yolcularıdır.
|

16-06-2018, 02:44
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Velhelebe özü odur, o olması gerekir, temeli odur, "kim" diye ya da "kim'in eylemi-davranışı" diye sorarken, tutarlıdır(idealist anlayışın kalbidir burası).
Hasılı temelden söz ederken bunca gereksiz boş laf kalabağı vakit israfı.
"Duyulur dünya bizim çeşitli duyularımızla algıladığımız dünyadır; duyularla fikirlerden başka hiçbir şey algılanamaz; ve bir fikir ya da fikir anatipi, bir zihin içinde olmaktan başka hiçbir yerde var olamaz." Berkeley.
"Algıladığım şeylerin benim kendi fikirlerim olduğu ve hiçbir fikrin benim zihnim dışında var olamayacağı besbellidir. Şurasıda yine besbellidir ki, benim algıladığım fikirler ya da şeyler, gerek kendileri, gerek anatipleri, benim zihnimden bağımsız olarak vardırlar, çünkü onları meydana getirenin ben kendim olmadığımı, gözlerimi ya da kulaklarımı açtığımda hangi özel fikrin etkisi altında kalacağımı dilediğim gibi belirlemek gücüne sahip bulunmadığımı biliyorum. Şu halde, bu fikirlerin ya da şeylerin başka bir zihinde, iradesiyle onları bana görülür, duyulur kılan bir zihinde var olmaları gerekir." Berkeley
Uzatıyorsun boş, anlamsız, bilmiyor, anlamıyorsun, anlayamazsın, önce birikim gerekir, emek, temeli öğrenmek.
"Algıladığım şeylerin benim kendi fikirlerim olduğu ve hiçbir fikrin benim zihnim dışında var olamayacağı besbellidir. "
İlk muhatap! (Kim!? sorusunun ilk muhatabı)
"başka bir zihinde, iradesiyle onları bana görülür, duyulur kılan bir zihinde var olmaları gerekir."
İşte kim sorusunun ASIL muhatabı!
Vakit israfına gerek yok, ben en temelde olan ve önünde, sonunda asıl bağlayıcı olan temelden söz ediyorum basit, anlaşılır ve kısaca... Yani idealizm özetle ifade ettiğim gibi yaklaşmıyorsa, tutarsızdır! Lafazanlık edebiyatı felsefe değildir velhelebe...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

16-06-2018, 06:02
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
spartacus
Alıntılarla desteklemişsin ve iyi olmuş. Tamam özeti bu ama ben başka bir şeyden bahsediyorum. Günümüzde idealizm sorun olmaktan çıktı, teizm ve yaratılışçılık sorunu var, onlar soruyor kim ve neden sorusunu artık. Bilimi de alıyorlar ve işlerine geldiği yerde kullanıyorlar, işlerine gelmeyen yerlerini inkar ediyorlar.
Plazma evren diyorsun değil mi? Teizme uyum açısından büyük patlama önem kazandı, uyumlu idi çünkü. Bir şeyin bilimsel olup olmaması bile artık yaratılışa göre belirleniyor. Mesela evrim bilimsel olgu olmaktan çıkarıldı yaratılışa uygun olmadığı için, en azından şüpheli hale getirmeye çalışıyorlar. Ama mesela büyük patlama uyumlu olduğu için kesin oluyor. Gözlem deney hiç önemli değil, uyuyorsa tamamdır, yeter ki para etsin ve kitlelerin hoşuna gitsin, arz-talep meselesi.
Teizm büyük bir dava oldu. Anladığım kadarıyla iyi para da getiriyor ve ordan yürüyorlar. Bilgi peşinde koşan bir insanın teizme meyletmemesi zordur. Çünkü teistler öyle güzel laf yapıp diğer görüşleri eleştiriyorlar ve kendi görüşlerini öyle güzel sunuyorlar ki etkiliyor gerçekten. Ha mesele içerik değil, içerik ne olursa olsun çıkar olduğu için motivasyon var ve mecbur iyi savunmak durumundalar. Eğitimin kötü olması, yetkin olmama gibi sıkıntılar teizm tarafından gideriliyor, yetkin olmak durumundalar çıkar elde etmek için.
Teizm ve yaratılış idealizmin tadını elbette veremiyor. Etkili laf oyunlarıyla tartışmalarda öne çıkıyor ve işi bilmeyeni etkiliyor sadece. Doğru ve yanlışı ayıranlar etkilenmiyor ama çok azlar. %99'u etkileyebilirler dünya genelinde.
Bu arada şuna değineyim. İdealizm zihni esas aldığı için matematiği ve mantığı öne çıkarıyor. İdealizmin bu yönünü doğru buluyorum. En azından metodolojik olarak akıl deneyden bile ön plandadır. İnsanların tartıştığı konular deneyden ziyade mantıkla alakalı, yani neyi nasıl anlayacağın ve kavramsallaştıracağın ile alakalı. Yoksa dışarı baktım yağmur yağıyor mu gibi bir tartışma dönmez, kavrama sorunu yüzünden tartışma döner, keyfi itirazlar yapılır, sorun mantık sorunudur, akıl sorunudur. Bilim akıl ve mantığı kapı dışarı ettiği için kaybediyor ve yerinde sayıyor. Bilimin idealizmden ciddi dersler alması lazım.
Eğer ben kendim için değilsem, kim benim içindir? Şimdi değilse ne zaman? -Rabbi Hillel
|

26-06-2018, 16:34
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
Pyrrón´isimli üyeden Alıntı
peki "herşeyin bir açıklaması olduğu" a priori bir kavram mı, yoksa onu koyutlayan da "irade" mi?
|
Buradaki ''her şey'' bütünü kastetmiyor, şeyleri ayrı ayrı kastediyor. Bütüne dair, bütünü birleyen, bütünsel bir açıklamanın var olduğunu iddia etmiyorum. Sen de bunu sonraki mesajında açıklamışsın.
Kuantumdaki işleyişler de dahil olmak üzere her şeyin (şeylerin) birer açıklamaları ve nedenleri olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncemi, duyularla elde ettiğim verilerin tümevarımına dayandırıyorum.
Ayrıca herhangi bir şeyin nedeni olmadığını söyleyemeyiz zaten. Çünkü bilgi; açıklamadır, açıklama ise nedenin kendisidir. O halde nedensiz olan bir durum varsa bile ona dair bilgiye sahip olmamız mümkün olmaz. Nedensizlik bilgisizliktir.
Nedensiz işleyiş varsa bile bilginin doğası gereği nedensizlik ''bilgisine'' ulaşamayız. Örneğin kuantumdaki bazı işleyişlerin nedensiz olduğunu söyleyenler var. Bu bir bilgi değil.. Bilgi, nedeni bularak elde edilir. Neden bulunamaması, nedensiz olduğu bilgisini vermez.
|

26-06-2018, 17:21
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Velhelebe´isimli üyeden Alıntı
spartacus
Alıntılarla desteklemişsin ve iyi olmuş. Tamam özeti bu ama ben başka bir şeyden bahsediyorum. Günümüzde idealizm sorun olmaktan çıktı, teizm ve yaratılışçılık sorunu var, onlar soruyor kim ve neden sorusunu artık. Bilimi de alıyorlar ve işlerine geldiği yerde kullanıyorlar, işlerine gelmeyen yerlerini inkar ediyorlar.
|
Hala ısrar ediyorsun değil mi
Teizm ve yaratılışçılık sorunu var diyorsun, yaratılışçılık -> idealizmden temellenir zaten.
Veee
KİM sorusudur merkeze koydukları...
NEDEN sorusuna dair ise zaten ilk mesajımda yazdım;
Neden sorusunu biz nesnel olarak, FAKTÖR(!), bilgi tabanlı kullanırız. Elbette kişilerin davranışalrı söz konusu olduğunda yani alanımız öznel ve muhatabımız da nesnel, somut(!), gözleme ve veriye açık olduğunda öznel olarak da sorarız, ama taban bellidir, fail tabanı, faili, eylemi bellidir.
Onlar ise GAYE, AMAÇ(EREK), İRADE, KİŞİ EYLEMİ temelli sorarlar. yani onlardaki neden sorusunun muhatabı nesneler ve ilişkiler, objektif faktör değil, NİYET temellidir.
Tanrı bizi neden yarattı, neden yağmur yağdırır, efendim neden bu dünya, sonsuz cennet için sınav gibi idealist tabanlı sorular bir yana ve bunlardaki asıl belirleyici olanın NİYET-ÖZNEL, EYLEMİN FAİLİ'ni bulmak gibi amaçları bir yana," neden varım?" gibi peşin hükümlü soruların ardında dahi, kim'in var ettiği ama NE İÇİN(BUNU neden(!) YAPTIĞI TEMELLİ SORUSU!) merkezli soru vardır, yani her halükarda teizm de, yaratılışçılık da, evrim karşıtlığı da İDEALİZMDEN beslenir. temeli idealizmdir, idealist temelden yola çıkılmadıkça teizm zaten mümkün değil.
İdealizm günümüzün sorunu değildir dediğin an, teizmi de, yaratılışçılığı da zaten sorun olmaktan çıkarttığını iddia etmiş olursun. Kısaca 2 cambaz 1 ipte oynamaz.
İlk ve diğer mesajımda gayet özet ve net olarak açıkladım, aynı şeyleri tekrar, tekrar izahın gereği yok.
Subjektif, öznel, kendi kafana göre kabullenememe gibi bir sorunun varsa, o sorunu ancak kendin aşabilirsin. Neyse o...
Materyalizm de elbette nüfuz etmiştir ve bazı sorular sanma ki idealizmden temelli soruluyor. kişi idealist bile olsa, mesele bilim, doğa ve olayları olduğunda materyalist sorulardan kaçamıyor(farkında olmasa bile materyalistçe sorabiliyor, zira başka çaresi olmuyor.)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (26-06-2018 Saat 18:14 ) değiştirilmiştir.
|

26-06-2018, 22:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Hala ısrar ediyorsun değil mi
Teizm ve yaratılışçılık sorunu var diyorsun, yaratılışçılık -> idealizmden temellenir zaten.
Veee
KİM sorusudur merkeze koydukları...
NEDEN sorusuna dair ise zaten ilk mesajımda yazdım;
Neden sorusunu biz nesnel olarak, FAKTÖR(!), bilgi tabanlı kullanırız. Elbette kişilerin davranışalrı söz konusu olduğunda yani alanımız öznel ve muhatabımız da nesnel, somut(!), gözleme ve veriye açık olduğunda öznel olarak da sorarız, ama taban bellidir, fail tabanı, faili, eylemi bellidir.
Onlar ise GAYE, AMAÇ(EREK), İRADE, KİŞİ EYLEMİ temelli sorarlar. yani onlardaki neden sorusunun muhatabı nesneler ve ilişkiler, objektif faktör değil, NİYET temellidir.
Tanrı bizi neden yarattı, neden yağmur yağdırır, efendim neden bu dünya, sonsuz cennet için sınav gibi idealist tabanlı sorular bir yana ve bunlardaki asıl belirleyici olanın NİYET-ÖZNEL, EYLEMİN FAİLİ'ni bulmak gibi amaçları bir yana," neden varım?" gibi peşin hükümlü soruların ardında dahi, kim'in var ettiği ama NE İÇİN(BUNU neden(!) YAPTIĞI TEMELLİ SORUSU!) merkezli soru vardır, yani her halükarda teizm de, yaratılışçılık da, evrim karşıtlığı da İDEALİZMDEN beslenir. temeli idealizmdir, idealist temelden yola çıkılmadıkça teizm zaten mümkün değil.
İdealizm günümüzün sorunu değildir dediğin an, teizmi de, yaratılışçılığı da zaten sorun olmaktan çıkarttığını iddia etmiş olursun. Kısaca 2 cambaz 1 ipte oynamaz.
İlk ve diğer mesajımda gayet özet ve net olarak açıkladım, aynı şeyleri tekrar, tekrar izahın gereği yok.
Subjektif, öznel, kendi kafana göre kabullenememe gibi bir sorunun varsa, o sorunu ancak kendin aşabilirsin. Neyse o...
Materyalizm de elbette nüfuz etmiştir ve bazı sorular sanma ki idealizmden temelli soruluyor. kişi idealist bile olsa, mesele bilim, doğa ve olayları olduğunda materyalist sorulardan kaçamıyor(farkında olmasa bile materyalistçe sorabiliyor, zira başka çaresi olmuyor.)
|
Yaratılışçılık idealizmden bağımsız savunulabilir. Niyet aramak idealizme has değil. İdealizm sorun olmaktan çıkınca yaratılışçılık da sorun olmaktan çıkmıyor. Hala niyet soruları soruluyor ama dış dünya gerçek olarak kabul ediliyor mesela. Yani bu dünya yalan, zihnin ürünü, düşüncenin yansıması demiyor yaratılışçılar. Dış dünya var ama yaratıcı da var diyorlar. İşte aradaki fark bu.
Eğer ben kendim için değilsem, kim benim içindir? Şimdi değilse ne zaman? -Rabbi Hillel
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:25 .
|