Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #81  
Alt 15-02-2019, 01:47
ForumKirpisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ForumKirpisi ForumKirpisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Nov 2018
Bulunduğu yer: Merkez/Çin
Mesajlar: 1.838
Standart

ibrahim davut efsanesine deyinmeleri olayı foslaştırmış bence.

Nasıl olsa Bade' lenen daha evvel de bade' lenmiş Hatta bazıları '' Nur Çeşmesinden '' içerek ?? nurlanmışlardırlar
Alıntı ile Cevapla
  #82  
Alt 20-02-2019, 06:10
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR
EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR
AÇIK KAYNAK KODLU GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR

ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN..

(Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir)

KURAN YA DA DİNLERE KARŞI AÇIK BAŞKALDIRI VE MANİFESTO

Daha evresel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken yanılıyorlar yanıltılıyoruz

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olan bir üst özne olarak atarken ve yine bireysel vicdanda onarken ve bunu kitlesel vicdana diğerlerine de dayatırken aciz kullarını seçerek cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onayarak daha bununla çeliştiriliyoruz

Tanrı demek kullar demektir bu da özgür olmayanlar demektir.

Serbest iradenin doğal dayanağı yine doğadır ve varoluştur.

Bireysel özgür eşit yaşamların sağlanması hiç bir toplumsal güvence yok

Devlet kuramları bir avuç elitin elinde kalmış azınlığın çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlardır

Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapılardır

Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir

Toplum tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur

Tanrıyı onaylayan seçen vicdanlar dürüst değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.

Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir

Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir.

Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden sözetmektir.

Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.

Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş düşürülmüş bir dünyayı simgeliyorlar.

İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz.

Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan ya da diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.

Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir.

Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki din konusu tam bir muamma ve açmazdır ancak bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.

Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Tanrı teorileri de üretmişlerdir.

Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?

Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.

Cehennem literatürünün din düşüncesinden acil çıkarılması gerekmektedir. Hangi vicdana sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.

Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.

Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ve dayanaksızıdır.

Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur.

Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel dayanakları mevcuttur.

Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya davet ediyoruz.

Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.

Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.

Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.

Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür.

İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır doğa da bir denge vardır ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşlerin güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.

Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimdedir.

Varlık olan hepimiziz ve her şeydir

BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.

Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.

Tanrı ile aynı temel probleme dayandırılan varlıklarız.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.

Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.

Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin ve bilişlerin, bellekerin konusu değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur.
Buna dair hiçbir nesnel objektif geçerli neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır

Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,

Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır. Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer. Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur
Asılsızdır

Hükmen resmen yok ve mağluptur

Tanrı sanılanalr göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır

Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendi hami seçmekten öte öte gitmeyecektir

İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir ve herkese dağılır.

İsnanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (20-02-2019 Saat 07:39 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #83  
Alt 20-02-2019, 07:53
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR
EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR
AÇIK KAYNAK KODLU GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR

ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN..

(Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir)

KURAN YA DA DİNLERE KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI VE MANİFESTO 2,4

Daha evresel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (bunu varsayarken) yanılıyorlar, yanıltılıyoruz

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olan bir üst özne olarak atarken ve ilan ederken kullar olduğumuzu töhmetleyip, kendimizi ipotek edip, bilincimizi hapsedip/ipotek edip yanılıyoruz ve yanıltılıyoruz

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olarak yine bireysel vicdanda onarken ve bunu kitlesel vicdana diğerlerine de dayatırken aciz kullarını seçerek cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Özgürlükle ve özgür olmakla ..

Tanrı demek kullar demektir, acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir
Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler başkasına ait olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.

Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur..
Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız ve kaynağından yoksun "olmak" ve varoluş

Serbest iradenin doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.

Bireysel özgür eşit yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur

İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür
Derhal terkedilmeliler

Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, azınlığın çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız bozuk kurumlardır

Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapılardır

Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir

Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur

Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.

Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.

Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.

Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.

Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir

Öznel indirgemeler gözünüze girsin dursun .Tarih size sormuyor mu;?

Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.

Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.

İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.

Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.

Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmektedir.

Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmazdır ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.
Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.

Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir.

Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?

Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.

Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.

Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.

Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ve dayanaksızdır.

Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkçı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.

Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur.

Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.

Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.

--------------------
YARDIM:
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
-------------

Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.

Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.

İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır
ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.

Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamz bitmez, doğadaki herşey gibidir.
İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.

Varlık olan hepimiziz ve her şeydir

BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.

Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.

Bilişe indirgendinde
Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.

Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.

Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.

Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır

Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur.
Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır

Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.
Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir.

Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,

Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır.
Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır
ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer.
Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır

Doğada başlangıç yok.

Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur.

Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.

Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .

İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.

İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.

Bunu duymayan insan adını almasın köle adını sahiplensin artık...
Ve tutup bir köleler bildirgesi yazsın .Açık kölelik

....
NOKTA

NOKTA ATIŞÇILAR..

BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ

(Maison Maison koş..yolda...)

Ölümde vız gelip tırıs gider...

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (20-02-2019 Saat 08:44 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #84  
Alt 20-02-2019, 21:15
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

uydurtu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR
EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR
AÇIK KAYNAK KODLU, GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR

ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN..

(Ham Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir.
Bir genişletme denendi.)

KURAN ; BİREYSEL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF) TANRI ANLAYIŞLARINA KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI (YA DA AÇIK VE ÖZGÜR SORGULAMA (İSTENÇLEŞME; BİLME; BİLİŞME) DAVETİ) VE MANİFESTOSU 3

Daha evrensel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (bunu varsayarken) yanıltılıyoruz

Bizler Doğa ve Varoluşa mı aidiz Tanrıya mı?

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin (asıl) sahibi ya da yaratıcısı olan bir Üst/Üstün (Baş ve İlk) Özne olarak atarken ve ilan ederken kullar olduğumuzu töhmetleyip, kendimizi ipotek edip, bilincimizi hapsederek ipotek edip yanılıyoruz ve yanıltılıyoruz

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin sahibi ya da yaratıcısı olarak yine bireysel vicdanda onaylarken ve bunu kitlesel vicdana ve diğerlerine açıkça dayatırken de aciz kullarının kimini seçip ayırarak cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onaylayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Eşit haklara sahip olmak ya da Özgürlükle ve özgür olmakla ..

Yanacak olanların eşitliği ve adaleti nerede?

Yakılmak için yaratılmış (her olasılıkta birilerinin yakılacağı kesin tayin edilmiş) ya da yakılacağı önden bilinerek ve kesin belli olarak yaratılmış varlığın Tanrı vicdanında katında adaleti nerede?

Tanrı demek kullar demektir, sahip olana göre köle iye olmak ve acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir .

Tanrı demek kendi sorumluluğunu ele almamak demektir. Varoluşun aşkın bir özneye yıkarak güç boyunduruğu ve himaye/kollama aramak bu ben kendime bakamıyorum demektiir, dilenmektir.

Tanrı varlığına Sahip, İye arayışıdır.

Tanrı demek kendi üzerinden başkasının hak sahipliğini ve bilinç üstünlüğünü kabul etmektir. Kendi varoluşsal dayanağından ve haklarından hatta kendinin kendine ait ve sahipliğinden vazgeçmektir.

Tanrı başka varlığa bağım ve bağımlılık demektir.

Tanrı bağımını doğa ve varolultan kopararak suçu bir Üst özneye atmak demektir

Tanrı varoluşma bağını özgür açık doğa ve tün olandan yani varoluştan kopararak içte bulunan bir özneye dayatmak demektir

Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler, başkasına (başka varoluşsal özneye ait ve tabi olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.

Dinler acı ve savaş sebebi olmuşlardır.

Dinler bölünme ve ayrılık sebebi olmuşlardır

Tanrı demek kendi varlığı dışında varlık ya da varlıklar himaye eden bir bilinç ve düşünce merkezinden emir ve kontrol almak ve başka bir bilinçli varlığa koşulsuz bir itaat demektir.
Belirtilen düşünce özgürlük anlayışıyla başlı başına taban tabana zıttır.

Kullar olmak Sahibe Efendiye ve ya da Tanrısına göre özgür olmayan alt bilinçli düşük varlıklılığın onanmasıdır

Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur..
Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız olan ve (kendi kaynağından yoksun) "olmak" durumu ve varoluş yine kendinin nedeni/dayanağıdır.

Serbest iradenin nesnel öznel doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.

Bireysel özgür ve eşitlikçi yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur
Kaldı ki dini anlayış ve Tanrı Sahipliği bunun önünde bir engel ve settir.

İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür
Derhal terkedilmeliler

Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, daralmış, azınlığın ve orantısız gücün çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız ve bozuk kurumlardır

Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapıları simgelerler.

Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir

Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur

Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.

Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.

Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.

Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.

Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir

Öznel indirgemeler kendi subjeltivitesini içerir (içinde taşır adı üstünde özneldir) ve bilimsel bilişsel değildir.

Tanrı öznel ve subjektif bir alan olarak nesneye dayatılamaz ya da özne olarak nesneye indirgenemez. Eğer Tanrının özne olarak nesneye indirgeneceğinden ya da tüm nesneye eşit olacağından sözedeceksek tüm varlığın Tanrı olduğundan sözetmeliydik

Diğer durumda Tanrının bir maddesi/nesnesi ve kendisi olmadığından yani yokluğundan sözedeceğiz.

Diğer durumda varolan maddellerin Tanrı olmadığından ve Tanrıdan başka oluşundan ,Yanrı ile bağsız oluşundan ya da Tanrı tafarından bilinmeyeşinden sözederiz.

Nesne eğer özne olarakta kendi nesnesini temsil ediyorsa yine TümVarlıkTanrıcı bir indirgemeden sözetmeliydik

Üstün Üst özne olarak dayatılan Tanrı mantıklı bir fikir değildir.

Varlığı/Varlığa Aşkın ve dışrak güç sahibi olarak nitelenen Tanrı anlamsızdır

Yokluk indirgemeleri Var'a göre anti denklemi kurularak yapılmalıdır. (Mutlak varlık olmaksızın) Mutlak yokluğa varlık indirgenemez.

Varlık başlama zeminine çekilemez.
Başlama hatası bir soyutlama hatasıdır. Başlayan herşey bitmeye muhtaçtır.

Varlık ne ilk kez ne den son kez başlayamaz ve bitemez . Bu olanın doğasına terstir.

İlk başlangıç en son yitişle ve bitişle her zaman eşit

Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.

Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.

İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.

Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.

Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmelidir.

Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmaz gibi görülür ancak ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.
Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.

Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir.

İşin aslı mitler, eski metinler, mitolojiler hatta kutsal kitap sayılanların incelenmesinden açıkça görüyoruz ki uzaylı güçlü varlıklar ve bunların dünyayı ziyareti ve sömürgeye uğratması olasılığı ve savuçı güçlü dayanaklara ve yeterli öngürüye sahip bir yaklaşımdır.

Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?

Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.

Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.

Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.

Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ( ve dayanaksızdır.)

Nesne kendinin sebebi olarak indirgendiğinde hareket ve dönüşüm bulunur/buluruz ya da içsel yasalarından sözetmeliyiz.

Nesnel geçerlilik nesnenin özne ve kendi olarak görünümlerini ve bilişlerini sentezlemeye yeterlidir.

Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkTanrıcı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.

Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur.

Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.

Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.

--------------------
YARDIM:
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
-------------

Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.

Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.

Ölüm için uygun kavram ve belirtme doğanın /olanın ( izafi) hareketi ve geçişleridir

İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır Olan dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır
ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.

Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamaz bitmez, doğadaki herşey gibidir.

İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.

Varlık olan hepimiziz ve her şeydir

BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.

Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.

Bilişe indirgendinde
Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.

Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.

Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.

Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır

Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur.
Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır

Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.
Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir.

Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,

Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır.
Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır
ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer.
Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır

Doğada başlangıç yok.

Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur.

Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.

Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .

İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.

İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.

EY İNSANLAR TEK BİR DİN YODAMDA YA DA İNSANLIKTA; DİNSİZLİKTE VE TANRISIZLIKTA BİRLEŞİN....

Ya hepberaber yanalım ya da kimse yanmasın

....
NOKTA

NOKTA ATIŞÇILAR..

BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ

(Maison Maison koş..yolda...)

Ölümde vız gelip tırıs gider...

..
.........

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (20-02-2019 Saat 22:42 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #85  
Alt 21-02-2019, 04:48
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

(Yaz yaz bitmiyor o halde yarın devam sağlıcakla...)

KURAN YA DA DİĞER TÜM SAYILAN KİTAPLARA BAŞKALDIRIYA KARŞI ÖZGÜR MANİFESTO

BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF) TANRI ANLAYIŞLARINA KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI (YA DA AÇIK VE ÖZGÜR SORGULAMA (İSTENÇLEŞME; BİLME; BİLİŞME) DAVETİ) VE MANİFESTOSU 3

BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF (ÇIKAR ÖRGÜTLEMELERİNE KARŞI SUÇÜSTÜ)) TANRI HAKİMİYETİNE KARŞI ÖZGÜR BASKI_N
ÖZGÜR AÇIK SORGULAMA DAVETİ YİNELEME

ÖZGÜRLÜK VE BİREYSEL İSTENCİN SAVUNULMASI VE DUYURULMASI

KAMUSAL VİCDANA -ÇOK AÇIK- ÇAĞRI VE SÖYLEV

--------------

Daha evrensel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (ve bizler bunu varsayarken) yanılıyor, yanıltılıyoruz ya da yöneltiliyoruz

Bizler Doğa ve Varoluşa (ya da Kendi varoluşumuza) mı aidiz Tanrıya mı?
Kendi kendimize mi aidiz Tanrıya mı? Tüm varolana mı bağlıyız?

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin (asıl) sahibi ya da yaratıcısı olan bir Üst/Üstün (İlk ve Baş) Özne ve kural koyucu olarak tayin ederken, kullar olduğumuzu ilan ve deklare edip, İnsanlık olarak belirsiz ve ortak olmayan yasalara tabi olduğumuz biliş ve belleğimize işliyoruz ve kabul ediyoruz.

Bizler doğanın (varoluşun) yasalarına mı tabiyiz Tanrının yasalarına mı? Peki bu ayrım nerede nasıl çizilecektir?_
Herkes kendi yasasına mı tabidir? Toplumsal yasalar neyi işaret eder? Din ve yasa ayrımı nerede çizilecektir? Bireysel vicdan ve kamusal vicdan ve yasa ayrımı nerede nasıl çizilecektir?

Dinler başkalarının bireysel özgürlüğüne ve (hürriyet vicdanına) egemenlik anlaşyışına sorumlu ve bilinçli şekilde kastetmektedir? Bunu aşağıda metinsel örneklerle açacağız

Kendi inancımızı ve düşüncelerimizi (kendimizle sınırlamayarak) başkalarına dayattığımız an da başklarının yaa malına giriyoruz ve bu başlıyor. Buna toplum olmak deniyor. İçiçe yaşamak deniyor.

Dini inancımızı ve kişisel fikrimizi kendimizle sınırlamadığımız an da başkalarının hak alanına giriyoruz.
Benim Tanrım seni de yaratmıştır (ve ya da senin de sahibindir) ifadesinin altında bile bu hak ihlali (açıktan) vardır ve yatar.

Yani bunu yaparak, kendi bilişselliğimizi başkalarına dayatarak onların özgürlüğüne de açık el uzatıyoruz.
Yüzyıllar ve binyıllar bunun savaşı ve Din savaşları ile doludur.

Avrupa da bir Rönesans ve Aydınlanma Çağı getiren ,Uzak Batı da ya da Kuzey Amerika da bir Evrensel Haklar Beyannamesi yazdıran refleksler bu tarihsel çıkmazlar ve karanlıktır. Yani Bireysel Tanrısal Toplumsal hakimiyet arzusunun ve çıkar savaşının tekrarı sonucu büyük acıların tekrar tekrar deneyimlenmesi değil midir?

Bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki ve varlığın asıl sahibi ilan ve deklare ederken, kendi kulluğumuzu onaylıyoruz.
Kulluk demek kölelik demektir. Adını değiştirmeye gerek yoktur. Bu bireysel kulluktur ve kul olana dair bir cümledir, ikilemdir ya da seçimdir. Kul olanla sınırlı kalmalıdır.

Kişi kendinin ya da Bireysel Tanrısının başkalarına da dayattığı an da savaş başlar gelişir. İradenin savaşı.

Kişi kendi Bireysel düşünce ve inancının diğerlerinin üstünde de (hakim) olduğunu/olacağını iddia etmektedir.
Bu hem Bireysel hem Tanrısal bir fetih ve yönetim arzusunun sonucudur ve ikilemidir. Kişisel özgürlük ile sınırlı değildir. Hak ihlalidir. Açıktan bireysel hak ihlalidir. Dinse ve bireysel yayılmacılıktır.

Kişi kendi egemen Tanrısını ve bilişini diğerlerine de dayatarak (Kendi ay da Tanrısı adına) diğerleri üzerinde de hak ve egemenlik ya da otorite talep etmektedir.
Kişisel Tanrısı üzerinden diğerleri üzerinde hak ve egemenlik talep edilmektedir ve bu kişisel saldırı yansımaktadır. Bireyin yayılmacılığının işaretidir.

Bireysel bir Tanrının diğer bireylere de egemenliği iddiası onların egemenlik haklarına, özlük haklarına ve birey oluşuna, kendi düşüncesine ve bireysel çıkarlarına karşı da açık bir saygısızlık ve kişiyi töhmet zan altında bırakmadır. . Varlığa açık bir tehdittir.
Bu açık savaş ilanıdır. Saldırganlık ilanıdır.
Dövüş sebebidir. Tarih bunun yıkımlarıyla doludur.
Bunun savunusunu veriyoruz.o halde.

Egemenlik bireyin hakkıysa bireyde kalmalıdır. Bireyin seçimi ve kişisel hakları, özgürlüğü (özgür istenci ve idaresi) açık bir yasa ise başka bir bireyin kendi Tanrısının tüm varoluşu kuşattığı varsayımı üzerinden onu da yönettiği/yöneteceği iddiası açık bir saldırganlık hak ve özgürlük ihlali olacaktır/belirtecektir.

Diğer bir bireye Tanrı dayatmak onun egemenlik alanına müdahaledir, müdahale anlamı taşır özgürlüğe kasıttır.

Kişi kendi kulluğunu onarken başkalarının kul olup olmamasına (kulluk düşüncesi taşıyıp taşımadığına) karışamaz yönelemez. Aksi, kişisel özgürlüğe ve yaşamsal haklara kasıttır/savaştır.
Birey Tanrı Birey Tanrı. Tanrı ile Birey arasında. Tıpkı Sahip ve Köle arasında kalacağı gibi bu ilişki sınırlanmalıdır.

Bireysel bir Tanrıyı herşeye üstün merkezi istenç ilan ederken ya da tüm varlığın yaratıcısı olarak işaretlerken karanlıkta bir ışık/yön ve asılsız bir dayanak arıyoruz.
Çünkü boşluktaki kayıplarız, yitik hafızalarız.

İşi aslı insanlık karanlıkta kaybolmuş ışık arayan yol yön arayan bir yolcuya benzemektedir.

Evrensel bilgi ve bilişsellik herşeyin üstündedir.
Evren tüm nesnelerin nedenidir ve tüm hepsini kapsar. Evren bir bütündür. Bütün olarak kendidir.

Bireysel vicdanda bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki bir güç olarak nitelerken kendimizden ve birbirimizden ve diğerlerimizden çalıyor ve hem birbirimizden hem de gerçeklerden kaçıyoruz.
Bunu yaparak;
İnsanlığın ortak ve birlikte kaderini yadsıyarak, insanlığın sorunlarını ve bunların çözümünü göksel, dışsal idaresel bir hamiye havale ediyoruz. Güç ve hazır reçeteler yaşama bilgisi için de dileniyoruz. Korku ile travmatize ediliyoruz.

Bilgi göksel bir olgu değildir. Heryana dağılır ,herşeyin/heryanın içinde vardır ve herşeye (eşit ortak) yayılır/dağılır.
İşin aslı bilgi her yerde ve herşeydedir.

İnsanlık kendi iplerini eline almalıdır. Kendi bilgisini, yaşamını, toplumun kurmalı ve düzenlemelidir.
Dinler bunun üzerinde tehdit unsurlarıdır, baskı unsurlarıdır, töhmet unsurlarıdır. Bireysel vicdanın açık olarak kamusal vicdana dayatılmasıdır. Yani kişiyi aşan dinler (bir Din ve dinsel vicdan) varolduğu sürece insanlık barış ve huzur bulamayacak.

Dinler korku sebebi olmuşlardır.

Bireysel vicdandaki bir Tanrıyı kitlesel vicdana dayatırken başkalarının özgürlük alanına giriyor ve özgürlüklerinden sömürüyor/çalıyoruz.
Bu benim bireye indirgenmiş inancım anlamına gelmiyor. Çünkü onu diğerlerinin üzerine de töhmet olarak dayatıyorum.

Benim (Bireysel) Tanrım/göksel hamim (senin inanç, duygu ve düşüncelerinin de üzerindedir dendiği anda sen, bireysel istencim sizlerin üzerindedir demektir.
Bireysel sınırı aşar tehdit haline gelir ve "neye inanırsan inan! ben ve Tanrım haklıyım" der, demektir.
Karşı tarafın inanç ve düşünce çemberine saygı değil saygısızlıktır ve müdahaledir. Bireysel istencini başklarına dayatmaktır.
Bu asıl inanca ve karşı düşüncelere saygısızlıktır.

Bireyse haklar ve özgürlükler tanınmalıdır. Din devletleri dünya için tehdittir.

Özgürler özgürler olarak tanınmalıdır. Kullar kullar olarak ayrılmalıdır/tanınmalıdır.

Hiç bir varlığın himayesine girmemiş varlık, doğa karşısında ve kendi varlığı karşısında özgürdür.
Sahiplik Kulluk ilişkisi bu kulluğu benimseyenin kendi sorunudur. Bireysel çıkarı amacı ve kişisel sorunudur. Kendi dairesiyel sınırlıdır ve sınırlanmalıdır. Kişi kişisel Tanrısının başkaları üzerinde hak sahipliğini iddia ettiği an da kaos başlar.

Din ya da kulluk Bireysel iradeyi taştığında yani kişisel Tanrının diğer ve başka bireyler üzerinde de egemenliği sanısı ilan edildiğinde bu bireysel İnanç felan değildir. Politik bir din yaymadır, inanaç yaymadır, başkalarının görüşüne karışmadır, özgürlük yıkıcılıktır, ,yayılıcılıktır

Benim Tanrım senin üzerinde egemen ya da egemenlik kolluyor demek başklarının idaresine kasıttır. Ben senin ya da Tanrım senin başına da buyruk ve musallat demektir. Bir açık saldırı savaş ve güç ilanıdır.

"Birey Tanrı" birey vicdanında kalmalıdır. Birey vicdanına hapsedilmeli. Toplumsal alana dayatılamaz. Dayatıldığı an da kaçınılmaz bir savaş, çatışma ve kaos başlar/nedenidir.
Bunun dayatımı kesin olarak net bir biçimde düşüncelere açık saygısızlıktır, saldırganlıktır.

Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken diğerlerinin hakimiyetinden, güç ve kontrol planlarından da aynı an da sözediyor olur. Belirtilen amaç fetihçilik ve kontrolcülüktür.

Bireysel Tanrı bireysel alanda kalmalıdır. Bireysel inanç yanız kişinin kendi ile sınırlı olarak kendi kendine dayatabildiği/diretebildiği bir inanç olmalıdır. Bundan ötesi bireysel inanç değil bakın diğerlerinin üzerine uzanan bir hakimiyet ve otorite düşüncesi taşımaktadır ve bireysel inancı ne yazık ki aşar.

Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken onun özgürlüğünden de çalıyor (çalmaya kalkıyor) ona adeta onun özgürlüğüne kastediyor demektir. Bu kabul edilemez. Bu açık varlıksal tehdittir giderilmelidir.
Özkorunum ve özsavunma yasası gereği kişi bilgilendirilmeli yönlendirilmeli ve kişi kendini bu saldırıdan savunmalıdır/korumalıdır.

Burada bunu yapıyoruz:

Belirtilen şey yani Birey Tanrıyı Kamusal Vicdana ve herkese dayatım (Kendini dayatmak ya da Tanrısını dayatmak olarak) açık olarak bireyin yaşam haklarına ve alanına kastetmek, tecavüz etmektir yaşamsal savunulmalıdır.
Çünkü egemen bir düşünce zorla dayatılmaktadır.Baskıcı fetihçi bir anlayış yayılmacı oalrak dayatılmakta ve Kulluk ve kölelik izafi politik dayatılmaktadır.

Bu inanırsan inan sorunu değildir. Bu ben öyle inanıyorum sorunu değildir. Bu Politik bir kandırmaca ve aldatmacadır ve güce sığınan politik bir yaptırım ve politik bir aldatmadan öteye varamaz, varamayacaktır.

Tanrı birey vicdanına hapsedilmeli. Kimse kendi Birey Tanrısının başkaları üzerinde egemen ilan edemez. Birey Tanrısının başkaları üzerinde töhmeti ve egemenliğin iddia ve ilan edemez. Bu apaçık sömürücülüktür. Başkalarının özgürlüğüne kasıttır.
Bundan sonra (Aydınlanmazsa) Yeri modern dünya değil Arap çölleridir. Boş uzaylardır.

Kulluk kişi ile sahibi arasındadır.ve orada kalmalıdır. Aksi iddia edildiğinde kişi kendi Tanrısının Özgürlük iddia ve ilan edenler üzerinde hakimiyetini dayattığında kendi saldırganlığını özgürlük düşmanlığını ve fetihçiliğini de ifşa ve ifade edecektir.

Bireysel vicdanda Üstün bir Tanrıyı onaylarken kendi küçüklüğümüzü ilan ediyoruz. Kendi doğalılığımızı, varlıkla varoluşla içiçeliğimizi yadsıyoruz.

İnsanlık; İnsanlık çatısı altında birleşmelidir. Tanrı değil, göksel varlıklar değil.
Ya da insanlık tümvaroluşun bir nüvesi olma ve tüm varoluştan olma sıradan beşer anlayışında birleşmeli ve toplanmalıdır.

Bireysel vicdanda herşeye üstün bir varlığı onaylarken, Tanrılar olmaya da kalkıyor çabalıyoruz. Güç istencine doğru yol alıyoruz. İşin aslı varoluş bu değildir. Varoluş bölüşüktür. Tüm varolanların ortak malıdır.

Bireysel vicdanda, insanlığın ve serbest doğalılığın üstünde bir Üstün Başvarlığı Başyapıcıyı özne olarak tayin ederken ve bunu bireysel vicdanda onaylarken ve bunu kitlesel vicdana ve diğerlerine açıkça dayatırken de aciz kullarının kimini seçip ayırarak cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onaylayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Eşit haklara sahip olmak ya da Özgürlükle ve özgür olmakla ..

Yanacak olanların eşitliği ve adaleti nerede?
Yakılmak için üretilmiş yaratılmış (her olasılıkta birilerinin yakılacağı kesin tayin edilmiş) ya da yakılacağı kesin belli olarak ,bu bilinerek yaratılmış varlığın Tanrı vicdanında katında adaleti nerede?

Tanrı demek kullar demektir, sahip olana göre köle iye olmak ve acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir .

Tanrı demek kendi üzerinde başkasının hak sahipliğini ve bilinç üstünlüğünü kabul etmektir. Kendi varoluşsal dayanağından ve haklarından hatta kendinin kendine (ya da tüm varolana) ait ve sahipliğinden vazgeçmektir.

Öznel Tanrı başka varlığa bağım ve bağımlılık demektir.

Tanrı doğal bağlarını ve bağımını doğa ve varoluştan kopararak suçu kurgulsal bir Üst Özneye atmak demektir.

Tanrı varoluşma bağını özgür açık doğa ve tüm olandan yani varoluşun kendinden kopararak içte bulunan bir ayrı bir Özneye dayatmak demektir

Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler, başkasına (başka varoluşsal özneye ait ve tabi olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.

Dinler acı ve savaş sebebi olmuşlardır.

Dinler bölünme ve ayrılık sebebi olmuşlardır

Tanrı demek kendi varlığı dışında varlık ya da "Varlıklar himaye eden bir Varlıktan", "bir bilinç ve düşünce merkezinden" emir ve kontrol almak ve başka bir bilinçli varlığa koşulsuz bir itaat demektir.
Belirtilen düşünce özgürlük anlayışıyla başlı başına, taban tabana zıttır.

Kullar olmak; Sahip'e, Efendi'ye ve ya da Tanrı'sına göre özgür olmayan alt bilinçli düşük varlıklılığın onanmasıdır

Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur..
Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız olan ve (kendi kaynağından yoksun) "olmak" durumu ve varoluş yine kendinin nedeni/dayanağıdır.

Serbest iradenin nesnel öznel doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.

Bireysel özgür ve eşitlikçi yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur
Kaldı ki dini anlayış ve Tanrı Sahipliği bunun önünde bir engel ve settir.

İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür
Derhal terkedilmeliler

Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, daralmış, azınlığın ve orantısız gücün çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız ve bozuk kurumlardır

Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapıları simgelerler.

Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir

Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur

Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.

Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.

Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.

Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.
Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir.

Öznel indirgemeler kendi subjeltivitesini içerir (içinde taşır -dayatır- ve adı üstünde özneldir) ve bilimsel bilgisel değildir. İstemseldir, öyle olmasını ummadır. İnançsaldır. Erekseldir.

Tanrı öznel ve subjektif bir alan olarak nesneye dayatılamaz ya da özne olarak nesneye indirgenemez. Eğer Tanrının özne olarak nesneye indirgeneceğinden ya da tüm nesneye eşit olacağından sözedeceksek tüm varlığın Tanrı olduğundan sözetmeliydik.

Diğer durumda Tanrının bir maddesi/nesnesi ve kendisi olmadığından yani yokluğundan sözedeceğiz.

Diğer durumda varolan maddelerin Tanrı olmadığından ve Tanrıdan başka oluşundan ,Tanrı ile bağsız oluşundan ya da Tanrı tafarından bilinmeyeşinden sözederiz.

Nesne eğer özne olarakta kendi nesnesini temsil ediyorsa yine "TümVarlık Tanrıcı" bir indirgemeden sözetmeliydik

Varlığı/Varlığa Aşkın ve dışrak güç sahibi olarak nitelenen Tanrı anlamsızdır

Yokluk indirgemeleri Var'a göre anti denklemi kurularak yapılmalıdır. (Mutlak varlık olmaksızın) Mutlak yokluğa varlık indirgenemez.

Varlık başlama zeminine çekilemez.
Başlama hatası bir soyutlama hatasıdır. Başlayan herşey bitmeye muhtaçtır.

Varlık ne ilk kez ne den son kez başlayamaz ve bitemez . Bu olanın doğasına terstir.

İlk başlangıç en son yitişle ve bitişle her zaman eşit

Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.

Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.

İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.

Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir.

Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmelidir.

Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmaz gibi görülür ancak ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.
Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir.

Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir ve bu kavramlar yine tarihsel incelemelerden beslenir.

İşin aslı mitler, eski metinler, mitolojiler hatta kutsal kitap sayılanların incelenmesinden açıkça görüyoruz ki uzaylı güçlü varlıklar ve bunların dünyayı ziyareti ve sömürgeye uğratması olasılığı ve savı güçlü dayanaklara ve yeterli öngürüye sahip bir yaklaşımdır.

Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?

Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.

Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan varlıkların yine dış dünyadan3- 4 metrelik başka türler getirerek iinsanlarla genetik eşleştirme ve melezleme çalışması yaptığından da sözediyor değil mi?

Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan kimi varlıkların yine kentler yıktığından, çok köpürüp kızdığından (ve çoğul olduklarından) sözediyor mu?

Tevrat'ın Babil'den bakan Tanrıları çoğul mudur? Tekil midir?
Rab mıdır? Rablar mıdır?
Dürüst bir inceleme lütfen..

Kuran bunların tuzunun tuzu

Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.

Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler.

Din kuramları dayankasızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ( ve dayanaksızdır.)

Nesne kendinin sebebi olarak indirgendiğinde hareket ve dönüşüm bulunur/buluruz ya da içsel yasalarından sözetmeliyiz.

Nesnel geçerlilik nesnenin özne ve kendi olarak görünümlerini ve bilişlerini sentezlemeye yeterlidir.

Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkTanrıcı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.

Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.
Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur.

Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.

Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.

--------------------
YARDIM:
Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.
İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ öneriyoruz.
-------------

Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.

Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.

Ölüm için uygun kavram ve belirtme doğanın /olanın ( izafi) hareketi ve geçişleridir

İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır Olan dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır
ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.

Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamaz bitmez, doğadaki herşey gibidir.

İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.

Varlık olan hepimiziz ve her şeydir

BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.

Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.

Bilişe indirgendinde
Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.

Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.

Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.

Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.

Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır

Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur.
Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır

Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.
Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir.

Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez,

Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır.
Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır
ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer.
Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır

Doğada başlangıç yok.

Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur.

Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.

Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .

İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.

İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.
Etmelidir.

MUTLAK VARLIK BAŞLANGIÇ VARLIĞI

Üstün Üst özne olarak dayatılan Tanrı mantıklı bir fikir değildir. Nesnel kapsamda Varlık kendini içermelidir. Eğer Tanrı tek varlıksa herşeyi ve kendini içermelidir.

Başlangıç belirtmesine yerleştirilen Tanrı (hatalı ve bozuk bir saptama çünkü başlangıcın kendi hatalı ancak) her açıdan anlamsızdır ve mantık dışıdır. İlk ve tek varlık olan Tanrı kendi başkası ve antisi yokken çoğalabilir mi? bölünebilir mi?
Bu durumda varlıkta herhangi nesneyi Tanrıdan ayırmak ( (Başlangıçta da) Tanrı olmayan şeyler olduğunu) yine Tanrının yok olduğunu iddia etmek olacaktır.

Tanrının mutlak ve tek ve salt varlık olacağı durumda ilelebet tüm varolacaklar da Tanrı olarak işaretlenebilir. Diğeri Tanrıdan başka varlık öne sürmek, Tanrının saltlığını bozmak, Tanrının zamanı ve biçimini sınırlamak olacaktır.
Mutlaklar kendini işaret eder, değişemez ya da kendi içinde başkasızca varolabilir.

Tek salt mutlak varlık olan şeyin antisi yine kendisi ya da kendi yokluğudur/tekliğidir. İlelebet Tanrıdan başka olanlardan sözedilemeyecektir. Sözetmek anlamsız olacaktır.
Bu durumda;
Yaratma olarak sözedilenden Tanrının bölümlenmesi ya da yine Tanrının kendi içinde değişimi ve hareketi olarak sözedilmesi makuldür.

Tanrının Mutlak ve Salt olduğu düzlemde Tanrıdan başka olanlardan sözetmek yok olanlardan sözetmek olacaktır.

EY İNSANLAR TEK BİR DİN YORDAMDA YA DA DİNSİZLİKTE VE TANRISIZLIKTA BİRLEŞİN....

Ya hepberaber yanalım ya da kimse yanmasın

TÜM HALKLAR BİRLEŞİN
YOLUMUZ YOLDUR KAYNAŞIN

....

___NOKTA
ATKONNOKTA

_______NOKTA ATIŞÇILAR..
RALIÇŞITA ATKON _NOKTA ATIŞÇILAR..

NOKTA ATIŞÇILAR KONSEYİ GURURLA SUNAR ..TAMAMLANIYOR _SENTEZLENİYOR...

BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #86  
Alt 23-02-2019, 00:12
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Arkadaşlar bir kaç saat "BU METİN" (LİNK İÇİN TIKLAYIN) üzerinde çalışma düzenleme yapacağız. Sizin de destek ve fikirleriniz isteniyor ve bekleniyor olacak.

Açıklama bölümünün okunarak yardımcı olunmasını yardım sunulmasını rica ediyorum...

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #87  
Alt 15-03-2019, 00:37
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Tarihe not izdüşüm....
Günlükçünün günlüğü, Gezginin Seyir Defteri

Biz yazamıyoruz.
6 sene oldu yazamıyoruz.
Özgürce yazamıyoruz ya da değerlerimiz hiçe sayılıyor.
Yazsakta çatışmaktan, terslenmekten, anlanmamaktan, anlaşılmamaktan ya da diyeceğine yanaşamamaktan hadi yanaştın şu bu adı almaktan başka bir şey göremedik gibi.
Genel bu. Buraya özgü değil tabi

Başka kılığa büründürünce ancak.
İnsani değerler pul olmuş edilmiş.
66 sone gibi.
Deli bilgi, boş bilgi, saman bilgi, dogmanın kendi başta tac edilmiş, başa geçmiş
Her yer dogma sıvalı. Dogma satılıyor rağbet görüyor birincil bilgi sayılıyor.
Ortaçağdan hiç farkı yok. Her yer engizisyon...
Forumlar kendi engizisyon...
Lafa kırk takla attırırsan birşeyi söyleyebilirsin...
Bilgiye geçit yok.
Gerçek bilgiye geçit erişim yok...
Karalanmış üstü örtülmüş şu bu adı alıyor.
Sistemi aşan zorlayan yenileyen herşey etiketli
Engeller kurulmuş çatılmış, demagoglar üretilmiş, dogma sahiplendirilmiş kollanıyor, bekliyorlar sarıyorlar bekçi gibi
Hemen karalıyorlar kapatıyorlar
Yalanı sıvıyorlar sonra... Daha da azgın sıvıyorlar..
İnsan sayan her şey kilit altında...
Bir yere bir şeyi yazabilmek için kılıktan kılığa sokup 3 sene geçir hala açık yol yok ya da az erişim rağbet...
İnsan?
Boşa zaman....

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #88  
Alt 15-03-2019, 12:56
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Ajdarla Zeki Müren'i yanyana getirmek üzerinden Müzik kavramını eleştirmek...

Mustafa Kemal'le kimilerinin yanyana getirilişini gördük mesela..

Tarih bir kaç cephede yazılıyor. Birinin işi köreltmek karartmak...Yalancı tarih uydurmak ve su bulandırmak..

Mussollini ve Hitler'i Stalin ve Lenin'le yanyana getirebilir miyiz?
Sanırım tarih böyle ilerlerse yakında birinin adı ağza alındığında yanında diğerinin görseli verilecektir. İşin Arap yarımadasına gitsek ya da toplumsal başka bir tabana insek kim bunlar birbirinden ne farkı var denilecektir ya da yukarıda dediğimiz halen yapılıyordur...

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #89  
Alt 18-03-2019, 01:51
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Yazıyorum yazıyorum mermi gibi yazıyorum yazacağım yazacağız....
Daha da ......(sarısı altınsı dalgacıksı)
Sıfırdan geçecek iğne deliğinden değil
Sıratsız yoldan yolsuz yoldan geçecek
Domdom kurşunu
Görünmez bir kurşun delip geçecek...

Mermileri haberlere atacağız diyor bir suskun hükümsüz...

Şeffaf bir mermi. Çok şeffaf ve çok ama çok çok delip geçici bir mermi kovuğuna/gediğine koyulmuştur..

Diyalektik ateş ediyor diyalektik
Koşun diyalektik geliyor
Ömrümün en keyifsi anı gibi hissediliyor..

Biz soruları sıkıyoruz cevaplar kimde nerde nerden sıkılır bilmem

Bizce (emin olmamakla birlikte kurtlar eski bir takım eski kurtlar) özeleştiri kurşunu sıkacak... Ya da özeleştiri kurşununu kiminin kursağına sıkacak...
Emin değiliz.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #90  
Alt 19-03-2019, 12:43
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Kapitalizm Kast (Alçaklık Yükselik Bilinci) doludur.
Güç istenci doludur. Bir patron ya da herhangi X bana buyurur. Herhangi türden otoritetiyi buyurur. Kendini benim üstüm, amirim, sahibim, yöneticim sanar. Kendini benden değerli beni de yönetilebilir sanar.
Ben zihinsel iz de buna geçit vermezsen o adam beni bir gün işten atar. Öğrencilikten atar. Karı kocalıktan atar. Adı da neler neler olur ama. İşyerin de buna geçit vermezsem mobbing baskı ve tacize uğrarım. Bunu topluma daha geniş yayarsam En son (kimi kastlı) toplumdan dışlanır ötekileştirilirim..
Şimdi birilerimiz bunlar yok diyor sanıyor

Biz de tek bilgi otorite, olgunluk, öğrenim, gerçek bilgiye dair bilinçtir. Sevgidir. Olgunluk yaşı, akıl yaşı, bilgi bilinç yaşı diyeceğimiz bir şeydir. Bazen çocuk ihtiyardır ihtiyar çocuktur.
Budistler çocuğu Dalay Lama yapar tam bunun gibi değil ama bir an böyle düşünelim...

Zihinsel olarak bir sınıf duymuyorum ya da sınıf ayrımlarım bilinç kuşağı dayalı. Sınıfsız insanlık..
Diyojen'in hatırlayın. Kendince aydınlanmış bir Uzak Doğu köylüsünü hatırlayın. Dünyanın ağası paşası şusu busu kimi olursa onun üstünde değildir.
Şimdi yetişkene göre çocuk en güzel sınıf. Hele sevecen bir yetişkin..

Ya sınıfsız olacak ya bana ben/biz (benim bildiklerim) en üst sınıfız. Sınıfsız sınıf...
Gelsin de parasıyla gücüyle ve sahte bilgiyle dayatımıyla bunu yıksın alsın
Gel de Tanrı kadar güç getir yık
Gel de istediğin otoriteyi bilgiyi getir yık
Gel de zihinsel iz de bunu değiştir
Paranın almayacağı şeyler var.

Diz çöktürülemeyen ve itaat almayan/koşullanmayanların anısına

Bazıları köleler olamazlar

Bana sınıf dayatana, kendine hamisine bilgisel otoritesine de benden yükseklik dayatana yerini yurdunu kendini bilmeyene (hala boyunun ölçüsünü almamışsa) ben sınıf dayatırım, yerini öğretirim merak etmesin.. Tutunduğu.. Onun da yerini öğretiriz.

Bankası varmış, gücü varmış, topu varmış, Karun kadar malı varmış, arkasında ordusu teknolojisi varmış
Bize sorarsan hiç'i varmış
Kimsesi yokmuş..
Tanrısı varmış .. nın
Omu da alsın gelsin. Kendinde alsın gelsin
Benim neyim var sanıyorsun sen?
Neyim sanıyor-muş o?

Gelsin de alsın sınıfı mı bunlarla
Sınıfsızlığımı bunlarla
Gelsin de alsın bilgiyi ve öğrenimi , yaşı (yaş dediğimi) (alınmayanı) bunlarla
Gelsin de alsın özgürlüğü ya da gelişimi bunlarla

Benim sınıfım köle sınıfı değil
Zihinsel sınıfım bu. Sınıf çatışmam bu.
Dışarı da sınıf bilinçsizliği var...

Köle olmayana kölelik dayatılamaz. buyuralamaz.
Kast alamayan yer yurt ara varlık.
Ben köle değilim
Beni kasta kusta sokamazsın sen. Sınıfüstü bilincim. Toplumun dar aşağı-...
Bana bize toplumsal yer ve doğru alan açmalısın
Ya kamusal sorumluluk vermelisin ya yönetici sınıflığı ya boş özgürlük alanı ve imi
Ben başka türlü varolamam
Sen beni kaç kere öldürdün
Tüm toplumunu yıkana kadar durmayacağım biliyorsun demektir
Herkesi adam edene kadar ya da sınıfımı geri alana kadar
Bana köle kölelik buyuran ayağının altına , oradaki dengeye iyi baksın

Efendilik (Üstünlük) istenmedi ama Efendi olmaya kalkan Efendi olsun
Üstünüm buyurana sözüm
Birileri Üstün diye buyurana sözüm
Kendi üstüne ne ve kimi çekersen çek benim üstüme üstünlük çekemezsin kimseyi buyuramazsın

İstenen tek sınıf Öğretmenlikti, serbest yazarlıktı, şaircilik sanat bilim üretimcilikti bağımsız sınıftı.
Kamusal sınıf kamu emekçiliği isteniyor
Dışarda işgal var.
Para karşılığı ben emek satmam evladım
Gönül işi bu sen anlamazsın şimdi bunu

Şey işçisi değilim ben buraya ona gelmedim
Paranı al biyere sok lazım olur
Şeederim Tanrı na

Dizlerim yok çökemem evladım ben kaçbin yıl yaşındayım sen bilir misin?
Dizlerim zihnim alnımdır ayağım ya da tabanımdır hiç farkı yok
Ayaklarım yere basıyor ya

(Bir gün) Kafasının ya da dizinin üstünde yürümek isteyen varsa bizle ya da bunla boğuşabilir

Düşüncelerini değirmende ağartmayanların anısına..

Bu genel yazıldı kişi adı değil..

.. sı yeten büzüğü sıkan gitsin Felsefe Tarihinden sınıf alsın. Bakalım orda sınıf nasıl veriliyor.
Gitsin parayla öğrenim satın alsın, yer satın alsın, düşünsel özgürlük, özgürlüğün kendini bunun bilincini satın alsın
Vicdan satın alsın

Vicdanlarına sıkacağım ..ların

Görecekler bir gün
Al kırlara bozkırlara güneşi sunacaklar
Yanacaklar ama bir daha yalnız kimsesiz kalmayacaklar
.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (19-03-2019 Saat 13:49 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:39 .