Türkü ve Ahlaksızın yazdıklarımı anlamasını beklemediğim gibi çarpıtacaklarından da emindim.
Türkü'ye cevap
Birincisi her şeyin ölçütü sen değilsin ve evet kanıtım var, başlığı açtın, ama açma sebebin sırf son paragraf. şu sözü sarfettin(forumda 3-4 gün önce bununla ilgili açılan başlığa gönderme yapmak ve ben haklıyım diyebikmek için, istismar. her zaman yanlış mıdır değildir, fikri bir konuda bir iddianın geçersizliği adına kullanmak başka, alet-istismar etmek başkadır.
Ama mesele " ramazan da içilen içki bu sapıkları rahatsız etmesin " dedin!
kullandığım ve gözlemlediğim sosyal medya, hatta küfürler savuranı dahi var -ki tanıdıklarımı uyarmışımdır da, anlar, anlamaz, anlayanı da çıktı, anlamayanı da ki konu burada salt ramazan değil, gözlemlerim salt bir şeye dair değil, provakatif gördüğüm her türlü konuyla ilgili..
Alevilerin muharrem orucunda , alkolüde resmide dibine kadar içip paylaşanlar var garibim alevilerin ses ettiğini duyduk mu ? Umursamazlar bile.
Bu kışkırtıcı davranışları doğrular mı? Umursamıyorlar mı, kışkırt o zaman!
O kadar abuk subuk safsatalar üretiyorsun ki, örneğin AKP nin devrilmesini istiyorsun, ama devirmen için, ötekileştirdiğinin de oyuna gerek duyduğunu bilmiyorsun, strateji nedir, taktik nedir, asgari müşterek nedir, dönüşüm nedir bilmiyorsun. Basit linç kültürü egemen olmuş.
Laf vurmak için, bula, bula bu konuyu mu buldun? Hiç bir haklı gerekçe, istismarı doğru yapmaz ve bu tür olaylar ve o çocukların, insanların yaşadığı vahşet, hiç biriminizin oyuncağı, psikolojik, siyasi tatmin aracı olmamalı.
------------------------------------------------------------------------
Ahlaksız'a cevap
Ahlaksız zaten çarpıtacaktın. Hoşgörüden söz ediyor, yazının neresinden çıkarttın o kelimeyi. Oysa kışktırtmaktan, irrite etmekten, istismardan, maksattan söz ediyorum. Ve çarpıtacağını bildiğim için de şu ifadeyi kullanıyorum; yani bir olayın siyasi istismarı, tepki vereyim derken kışkırtıcı, provake eden hatalara düşmemenin gerektiği ifadesinden, işine geldiği gibi bir yargı üretecekti(biliyorum çünkü egemen kafa böyle işliyor, muhataplarımı tanıyorum) ve tabi yanlışı, normalleştirmek ve meşrulaştırmak dışında bir anlam ifade etmeyen, saltıklaştırılamadığı halde, insanın doğası safsatası da ayrı bir dert.
Bir şeye karşı çıkmak, başka bir şeyi savunmak anlamına gelmez, birine karşı çıkmak da diğerinin savunulduğu anlamına gelmez. Bir davranışı yanlış bulmak, bütünü veya başka bir davranışı yanlış bulmak anlamına gelmez.
Sonra şunu yapmayım mı, bunu yapmayım mı? hoşgörülü olup, olmamak başka bir şey (ki böyle bir ifade de bulunulmamıştı), provakatif davranışlarla itiraz ettiğinin kopyası, YOBAZLIK başka. Yobazlık tarifi zor bir saplantı. O yazıyı bir daha oku, gerçi çarpıtığın için yine anlamazsın.
Ne olacak şimdi, madem ölçütümüz kendimiz ve hiç bir şeye karşı sorumluluğumuz yok, dilediğimi yaparım havasındayız, yobazlığın hiç bir biçimine, ben katlanmak ve hoşgörülü yaklaşmak zorunda mıyım? Değilim. peki ben dilediğimi yaparım anlayışı nedir? Saçmalık...
Üni. Yıllarında eylemlerde, etrafa, sağa, sola taş atanlar olurdu. Neymiş, tepkiliymiş o sebeple haklıymış, polise hoşgörülü mü olacakmış! Oysa yaptığı provakasyon 1 çuval emeği de heba ettiği gibi, o alana dökülebilecek yüzlerce kişiye de engel oluyordu. Salt kitle açısından değil, fikri açıdan da, dolayısıyla politize olmuş olanın dışında kimseyle ilişki kuramaz oluyorduk, marjinalleşmek yarar değil zarar veriyordu. haklı olmak başka, hakkını ararken, haklı olmak adına her türlü davranışın doğru olmadığı başkadır, haklı olmak, yanlışı, doğru yapmaz. Hadi oldu da o koşulda, taş atmanın, cam, çerçeve indirmenin yanlış olduğunu anlatabildik, bu sefer de öğrencilerin arasına giren sivil polisler taş atıyordu, demek ki provakatif davranışlar, ötekine hizmet ediyormuş. Kimin işine yarıyor? Peki taş atmak her koşulda yanlış mıdır? Değildir, ama o koşulda yanlıştır, provakasyona dönüşüyorsa, polise eylemi dağıtması ve terör estirmesini sağlayarak hak gasplarına meşru zemin hazırlıyorsa, diğer öğrencilerle, bilinçli öğrenciler arasında duvar örmek gibi bir rol oynuyorsa, burada kazanç ne? Yeri gelir masayı devirirsin, yeri gelir o masada oturursun, şartlar, koşullar önemli.
-----------------------------------------------
Bakış açısıyla ilgili cevap
Böyle hassas konuların, psikolojik tatmin çerçevesinde istismar edilmesi hem yanlış hem de daha fazla üzüyor insanı, o çocuklar oyuncağımız değil, ramazanın ve birilerine bu haber üzerinden laf çakmanın mantığı nedir?...
Elebette daima haklı olursun çünkü dini siyaset yapıyorsun, ölçütü BEN öznesi üzerinde kuruyorsun. yarın oruç tutmadığı için insan döven zombilerin haberini paylaşır, gördün mü haklıydım dersin, o oruç tutmayana saldıran domuzda aynı fikirde, dinimiz emretmiş tutmak zorunda, ben haklıyım diyecek... Başkasının yanlışı sizin doğrunuz olduğu anlamına gelmez, doğru olanın ölçütü veridir, olgudur, kişiler değil. ne zaman ki doğru olmanın ölçütü kişiye göre, salt kendini ölçüt aldığı düşüncesine göre hal alır, o dini siyaset haline gelir ve insanın doğası da değildir, ne ekersen, onu biçersin ve burada kimsenin ayrıcalığı yok. ha yaşadığım ortamda oruç tutmadığı için insan döveni bulursam da, hukuka teslim edilebiliyorsam ederim, hukuk gereğini yapmazsa döverim, bu başka, böyle bir eylemde bulunmayacak olanı özellikle kışktırıp böyle bir eyleme yönelmesine, eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmeye ve eylemine meşruiyet kazandırmaya ortak olursam da bu yaptığım hatadır, her iki durum açısından da, ne ekerse, kişi onu biçmiştir. Ya kapitalist reklamlara, her şeyin parayla ölçüldüğü, mahrumiyetin dahiistismar ve paraya dönüştürüldüğü, insanları hayatta kalmak istiyorsan kendini sat, kul-köle ol, sömüreyim enjeksiyonlarına, sisteme ne demeli, kadını, çocuğu cinsel obje olarak kullanmasına veya teşvik etmesine vs?
neyse artık böyle bir konuya ramazanın neden dahil edildiği, neden 3-4 gün önce açılmış bir başka konuya göndermede bulunmanın istismarına dönüştüğü konusunda daha fazla bir şey yazmayacağım. insanların, hele o çocukların yaşadığı vahşet bizler adına istismar olmamalı ve ailesi ne derse desin, bizler iyi olmuş dememeliyiz, o çocuklar bunu hak etmedi, ailesinin ne düşündüğü de o çocuğun yaşadıklarını hak ettiği, yapılanın doğru olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki aileler de baskı altında, işte şu konuda ele aldığım yobazlık her yerde hakim, mahalle baskıları, toplumsal enjeksiyon ve baskılar, adı çıktı, canı çıksın hakim anlayışı, linç kültürü, hukuk yok, korunak yok aileyi de her 2 koşulda da anlıyorum... Upuat'da geçen gün ölen madenciler için iyi olmuş, AKP ye oy veriyorlar demişti. Olası biçimde, AKP ye oy verirseniz daha çok ölürsünüz demek başkadır, iyi oldu, hak ettiler duruşu başka... bir insanın hayatı, oy vermiş olması, ölümü hak ettiği anlamına gelmez, işte bu zihniyetinizden dolayıdır ki bu ülkede sözde aile bakanı olacak ucube "bir kereden birşey olmaz" diyebiliyor, çünkü bir yobaz. çünkü o çocuklar fakirin veya başkasının çocuğu, kendi çocukları değil(kendi çocukları olsa ne yaparlardı? demek ki her şeyin ölçütü olarak kendni görmek her türlü yanlış), yani ÖTEKİNİN çocuğu, öyleyse hak etti bağnazlığı... dinciler sizle aynı düşünce-gerekçeyle, "onlaarda müslüman olsaydı" diyebiliyor Nasıl ki bu çocuğun ailesinin aldığı tutumun, nasıl ki ramazanda oruç tutmadığı için insan dövenin, nasıl ki ramazanda oruç tutanları kışkırtanların olmasının, o çocuğun böyle bir vahşeti hak ettiği anlamına gelmemesi gibi...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|