Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 03-06-2019, 07:30
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart Psikiyatri ve kapitalizm, faşizm, akıl hastaneleri.

Siz hiç akıl hastanesinde yatan bir holding sahibi gördünüz mü? Neden bir iş adamını akıl hastanesinde göremezsiniz? Neden hiç bir bakan, başbakan veya general ruh hastalıklarında yatmaz?
Kandırılmamış, tuzaklanmamış, komploya kurban gitmemiş hiç bir zengini, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatağına bağlanmış bir şekilde göremezsiniz.
Psikiyatri, ırkçılığın ve kapitalizmin aynı zaman diliminde yükseldiği periyodun gizli silahı olmuştur. Topluma uygun olmayan, ağır muhalefet yapan, malına mülküne el konulacak olan kim varsa bir şekilde akıl hastanesine veya ilaç bağımlılığına sürüklenmiştir. Kapitalizmin insanlığa dayattığı ve hukuken engellerin kaldırıldığı andan itibaren insanlara zorla enjekte ettikleri ilaçların maliyeti insanlığa ne kadardır?

Psikiyatrinin, bilim veya tıp dalı olup olmadığı bir çok insan tarafından muamma olarak görülüyor.

Psikiyatri sadece günümüzde değil 1 ve 2. Dünya savaşları sürecinde de kapitalist sistemin korunmasında, geliştirilmesinde ve toplumu yöneten burjuva sınıfının çıkarları doğrultusunda da kullanılmıştır. Örneğin Hitler´in psikolojik savaş birimi psikologlardan, psikiyatristlerden, bilim insanlarından, oluşuyordu. Kendi fikirlerinde olmayanlardan hedef seçilen kişilere yönelik yalan ve iftira kampanyası başlatıyorlardı... Hitler'in fikirlerine muhalif olan kişileri akıl hastanesine koyup deli ilan ediyordu.

Nazi toplama kamplarına sakince göreve gittiğini zanneden Nazi subaylarının nasıl bir katliam makinasına dönüştüklerini hiç merak ettiniz mi? Adolf Hitler dünyanın gelmiş geçmiş en büyük savaşının kararını verdiğinde aklı neresindeydi? Her gün avuç avuç içmeye yönlendirildiği ilaçlara bu kararlar nasıl indirgenmişti? Hitler, argoda ki kullanımına bakarsak, bildiğimiz bir hapçıydı. Barbarossa Harekatı ve ardından aldığı bütün çılgın kararların arkasında ki deliliklerin sebebi de buydu. 2. Dünya Savaşı ve Adolf Hitler hakkında ki bir çok belgeselde bunu görürsünüz. Hitler'i ilaçlarla kontrol eden doktoru Hitler'in gittiği her yere beraberinde gitmiştir. Nazi ordusunun kullandığı hap miktarını herhalde kimse hesaplayamaz. Zaman geçince bu ilaçların yan etkilerine maruz kalan Nazi askerleri bütün cephelerde dökülmeye başladılar. Hitler'e rızasıyla dayatılan ilaçların maliyeti tecavüz edilmiş 2,5 milyon Alman kadını, dağılan 18 milyonluk Nazi ordusu ve dolayısıyla komple şehirleri yıkılmış, esir edilmiş kadim bir Alman ulusu olmuştu.
Bu hapçılığın insanlığın başına açtığı vahşet Bosna Savaşında da sahnelenmişti. Yüz binlerce kadın tecavüz edilirken, akla hayale gelmeyecek işkenceler yine Avrupa'da yaşanıyordu. Ta ki genç askerlerin bedenleri bu ilaçlara dayanamayacak hale gelene kadar. Amerika ve ortakları Sırp gençliğini bitirir bitirmez cezasızlık keyfiyetiyle dağılan Yugoslavya topraklarında hukuksuz bombardımanlar yaparak bu savaşın yoğunluğunu bitirmişti. Ve ardından Kosova olayları ve yine yeniden katliamlar ve işkenceler. Şunu da ekleyelim, Sırp parti lideri Karadziç psikiyatri doktorudur. Miloseviç'in babası 1962 annesi 1972 yılında intihar etmiş, büyük ihtimal kendisi de psikiyatri doktorlarının yönlendirmesiyle ele geçirilmiş bir generaldi. İnsan düşünmeden edemiyor, neden hep bu adamlar orduların başına geliyor, gelebiliyor? İlaçlar sayesinde yönlendirile bildikleri için mi?

...kaptalizmin sömürü politikasında ise toplumun önceden dizayn edilen yapısında herkese birer rol verilmiştir. Psikiyatristler verilen rollerde toplumsal senaryonun baş aktörleridir. Bu yüzden psikiyatristleri, kapitalizmin medya, futbol, uyuşturucu ve fuhuş ile yönetmeye çalıştığı ezilenlerin gardiyanlarına benzetmek mümkündür.

Bir rapor veya hukuki kararla sizi akıl hastanesine kapatabilir zorla ilaçlar verebilirler. Sistem ceza evine atamadığını deli diye damgalarsa o kişinin hayatı biter, sosyal ölüdür artık o kişi. Ne bir özel hayatı kalır ne de bir iş imkanı, mahkemede ki ifadesi ve tanıklığı bile şüpheli hale gelir.
Son günlerde şahit olduğumuz bir olay bunun en geçerli örneği olabilir. Kızını evinin önünde can çekişirken bulan Şaban Vatan 1 yılı aşkın süredir kızının ölümünün bir intihar değil cinayet olduğunu insanlara anlatmaya çalışmakta. Geçen günlerde bu babayı akıl hastanesine yatırmaya kalktılar. Ancak talimatın verilmesine rağmen başarılı olamadılar ve Şaban Vatan hastaneye yatmadı.İşte üstünler hukuku ve akıl hastanesinin, akıl hastası raporlarının ne kadar kullanışlı hale getirildiğinin bariz bir örneği.
Eğer bir kişi suç işlemiş ancak üst katmana ait birisiyse, kurnaz nüfuzlular olaya el atar ve raporlarla oynayarak o kişiyi akıl hastası ilan edip sistemin bir diğer çarkı olan hukuğun elinden alabilirler. Bunun bir örneğini geçmiş yıllarda eşini öldüren polis memurunun akıl hastası ilan edilmesinde görmüştük. Ülkemizde bu olayların sık sık yaşandığını düşünüyorum.

Toplumlardaki mevcut psikolojik sorunların kapitalizm kaynaklı oldukların bilmelerine rağmen sorunların kaynağın kişiselleştirerek gerçegi gizlememektedirler. İnsandaki yıkıcılığın kaynağı olarak kapitalizm, psikolojik sorunları yaratırken diger yandan da bu sorunlar ı n tedavisi için ilaç tedavileri uygulamaya calışmaktadırlar. Bu süreç inandırıcı ve gerçekci degildir. K ı saca psikolojik sorunların sözde tedavileri aslında bir endüstriye dönüştügünü kanıtlamaktadır. Buna kısaca 'ölüm ve delilik endüstrisi de diyebiliriz.


Önce hasta et sonra iyileştir

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrisi, Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile modern dönemin yalnızlaşan bireyi ve bireyin şiddet eğilimini masaya yatırdık. Tarhan, gelişen sanayi ile kapitalizmin önce hasta sonra ise tedavi ettiğini söyledi.

Önce hasta et sonra iyileştirmek için ilaç sat. Sektör oluştur. ABD Sağlık Bakanlığı tarafından ürettiği ilacı sakıncalı bulununca ne yapmıştı baronlar? Bir Afrika ülkesinde sivil bir darbeyle sağlık bakanı atayıp önce insanları hasta etmiş sonrada ABD pazarında satamadığı ilaçları burada tüketmiştir. Nasıl olsa sağlık güvencesi adı altında alınacak para garantilenmiştir.

Az ilaç bol psikoterapi dedik ya, pratikte bunu uygulayanlar iyi hekimdirler, diye bir şey de söyleyemeyiz. Neden mi? Daha çok özel işyerlerinde görüldüğü üzere bu ilkeyi uygulayan pek çok psikiyatrın hitap ettiği hasta kitlesi zengin hastalardır.

Napolyon çözmüştü olayı, para para para.

Maalesef sisteme entegre olmuş ve gerçek doktorluğunu kendi menfaatine kullanan bir çok tıp adamı sistemde ilerleyebilmek için insanlığı ve hayatları hiçe saymaktadır.

Beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesi sonucu uygulanır. İlk başlarda lökotomi denilen bu uygulama, yapılmaya başlandığı 1935 yılından beri tartışmalı bir işlemdir. Ciddi yan etkileri olmasına karşın yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

Bu işkence için prestij gerekiyordu ve Nobel Ödülü verdilirdi. Bugün dünyamızda bu yöntem yasaklanmıştır. Kim bilir kimlerin canını yakmak içindi bu tedaviler.

Ticari tıp insanlık düşmanıdır. Psikiyatri sistemin gardiyanlığına kullanıldığında milyonları katlediyor ve en masum insanı bile delirtebiliyor. İnsanlığı önce hasta sonra köle yapan sistemin çarklarına karşı uyanık olmalı ve tıp dünyasınında paraya teslim edilebileceğini unutmamalıyız. Ticari Psikiyatri Batı dünyasının insanlığa attığı en büyük kazıklardan birisidir. Osmanlı döneminde psikolojik rahatsızlığı olan insanlar için deli ve veli terimleri kullanılırmış. Miskinler Tekkesinde bu kişiler saygıyla anılırmış. Bugün akıl hastanelerinden pek haber alamaz, haberdar olamayız. Çünkü egemenliği elinde tutanların bundan hoşnut olmayacağı ortadadır. Tecavüzler, dayak olayları, cinayetler.

Tarih


...Modern psikiatrinin büyük kurucularından psikiatr (İngilizce: psikiatrist) Dr.Kraft-Ebing şöyle yazıyor: "Hristiyanlık, akıl hastalarına ilgi göstermiyordu. Onları şeytan tarafından ele geçirilmiş yaratıklar şeklinde algılıyordu. Akıl hastalarını tedaviyi Avrupa, Türklerden öğrendi. Türkler, bizden çok önce, akıl hastalarına mahsus hastaneler kurdular (Traité Clinique de Psychiatrie, Paris 1897, s.53).
"Deliliğin hastalık olduğu 16. asır Avrupası'nda bilinmiyordu" (Jean Vinchon, Les Malades de I'Esprit, Paris 1930, s.24). "1818'de Fransa'da akıl hastaları, hayvanlardan ve canilerden daha kötü muamele görürdü" (Esquirol, Rapport, Paris 1874, s.2).
...
Osmanlı'nın mâl-i hulyâdediği mélancolie (melankoli), kara sevdâdediği hystérie (isteri), ateh-i kable'l-mîâd dediği schizophrénie (şizofreni), ayrı metodlarla tedavi gören akıl hastalıkları idi. İlâç, istirahat, gıda ve çiçek çeşitleri, musiki, tedavi yollarından bazıları idi. Besin ve çiçek çeşitleri koku, renk, şekil, tad bakımlarından dikkatle kullanılmıştır. Bu husus, Osmanlı tıbbına ve Türk medeniyetine şeref verir.
...
RUMLAR İŞKENCE YAPARDI
Ancak Türklerin akıl hastalarına şefkati, bizimle iç içe yaşayan Rumlara tesir bile edememişti. İstanbullu Rumlar, Türklerin delilere davranışları ile alay edercesine, kendi delilerine türlü işkenceler yaparak, vücutlarındaki şeytanı çıkarmaya çalışır, onları döver, aç ve susuz bırakırlardı ki, şeytan acıya, açlığa ve susuzluğa dayanamayıp def olsun (İnciciyan, s.120). Ancak Avrupa'daki gibi yakmıyor, öldüremiyorlardı. Zira bizde böyle bir davranışın cezası asılmaktı.
#

Batı ve kapitalizm önce delirtiyor, sonra ilacını ve sistemini enjekte ediyor. Paranız varsa önce onu alıyor, paranız yoksa adeta işkencehane sayılacak akıl hastanesine postalıyor ve sosyal güvenceden soygunu devam ettiriyor.

Psikiyatri, yazının girişinde belirttiğim gibi gerçek bir tıp dalı mı değil mi hâla tartışmalı olan, kimilerine göre sahte bir bilim dalıdır. Yükselişi kapitalizm ve faşizm üzerinden yaşanan siyasi gelişmelerle beraber Batı dünyasında olmuştur. Kar gütme, kendine müşteri hazırlama, yüksek makamda ki insanları yönlendirme, ağır muhalifleri temizleme gibi bir çok işlevsel yönde egemenler tarafından acımasızca kullanılmıştır. Bugün dahi, hiç bir ölçüm aleti ile tanı konulmayan insanlara elektrik şokları uygulanmakta ve ticari tıp kurnazlığıyla önce ilaç belirlenmekte sonra hasta üretilmektedir. Faşizm sembol psikolojisi ve üstü kapalı psikolojik teknikler maalesef ülkemizde de uygulanmıştır. Askerlere elektrik verilmiş, insanlar yanlış ilaç dayatmaları yüzünden gencecik yaşlarında ölüme gitmiştir.

Akıl Hastanelerinde Terapi Yok, İşkence Var.

Çoğumuz şuna şahit olmuşuzdur, akıl hastanelerinde tecavüzlerin ve işkencelerin hesabı sorulamaz. İnsanlar zorla yataklara bağlanır ve iradeleri dışında ilaç enjekte edilir.

Mercimek kadar bir hapın veya bir kaç damla enjekte edilecek ilacın insanları nasıl bir katliam makinasına ve vahşete sürüklediğine dünya hâla tanık olmaktadır. Bugünlerde DEAŞ örgütünün katliamlarına hâla şahit oluyoruz. Sistem bir bireyi her zaman deli ilan edebilir ve çarka ait bir hukuk bu bireyi kurtaramaz. İşini layıkıyla yapmak yerine menfaatine dalmış doktorlar ve hukuk adamları sayesinde, önlüklü ve cübbeli gardiyanlarıyla kapitalizm insanlığa savaş açmıştır. İlaçların yan etkisi yüzünden ölenler adına veya geriye dönüşü olmayan hasarlara yol açıldığında, hapis cezası veya yüksek miktarda tazminat ödeyen kaç ilaç firması ve doktor gördünüz?

Psikiyatri yalanlar üzerine kurduğu mesleki tahtını sürdürmeye, oluşturduğu hastalık algısıyla ve korkutmacasıyla zihinleri en tabii insanlık halleri üzerine kilitleyerek sorunların hızla yaygınlaşmasına hizmet etmeye devam etmektedir. Bu yüzden bu alandaki sorunlar bu branşın popülaritesindeki ve yaygınlığındaki artışla paralel bir biçimde artmaya devam etmektedir.

Hastalık üretiyorlar, akıl hastanesi tabelası altında insanları tecavüz ediyor ve işkenceden geçiriyorlar.

Psikiyatri nasıl hastalık üretti?
Akıl hastanesinde tecavüz.
Akıl hastanesinde şiddet ve tehdit
Akıl hastanesinde tedavi yöntemleri.


''Bir hile olarak psikiyatri ; Psikiyatri bir bilim veya TIP değildir, bir güçdür''. / Dr. Jeffrey Schaler


ALINTILAR:

https://www.academia.edu/5503112/Psi...diyanlar%C4%B1
https://www.bilimveutopya.com.tr/tic...sel-psikiyatri
https://tr.wikipedia.org/wiki/Lobotomi
https://m.bianet.org/bianet/saglik/1...ok-iskence-var
https://www.medimagazin.com.tr/eczac...668-28309.html
https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_13374.htm


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-06-2019, 07:38
ForumKirpisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ForumKirpisi ForumKirpisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Nov 2018
Bulunduğu yer: Merkez/Çin
Mesajlar: 1.838
Standart

Ben içiyorum hiç zararını görmedim. Sadece örgüt kurmak intihar etmek falanski istiyorum.

Nasıl olsa Bade' lenen daha evvel de bade' lenmiş Hatta bazıları '' Nur Çeşmesinden '' içerek ?? nurlanmışlardırlar
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-06-2019, 08:19
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Bu kapitalizm bu insanları normal olarak yönetemez - Alman İdolojisi. K. Marks
Üretici güçler (para makineler ) öyle bir aşamaya gelir ki Köleleri tarafından beslenmesi gerekirken (burjuvalar* patronlar)kölelerinin beslemek durumunda kalırlar. Alman idolojisi K. Marks

Kapitalizm in geldiği bu aşamada sermaye birikimi daha çok artık değerden değilse nereden gelmektedir. ?

Önce hasta et sonra tedavi ederek ellerdeki birikimi al. Kapitalizm in yatay değil dikey büyümesi kapitalizm de sermaye birikiminin hangi sınıftan (sınıflardan) daha çok temin edildiğini anlatır.?
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-06-2019, 18:55
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Turdur, kaynak belli, doğru ve biliyorum ki, yazıyı kısa tutmak için girmedin. Bu handikapı bende yaşıyorum...

Nihai çözüm elbette kaynağı ortadan kaldırmaktır. Ancak sonuca dair her çaba, kaynağın kendisine indirgenmemeli, elbette baskın karakter kapitalistlerin çıkarlarıdır o çıkarlar öyle örgütçüdür ki, bırakın kukla hükümetlerini, ne yiyip, içeceğimizi, ne düşüneceğimize dahi karar verecek denli baskındır... Kapitalizmde delirmemiz için, özel bir çaba gerekmiyor, ama sonuçları üzerinden de, dikkat edilmeli, baz insanalar o ilaçlarsız yaşayamaz, bu sonuçtur elbette, ama insanları da tamamen kötürüme sokacak ifadelerden kaçınmamız gerekir.

Kapitalizm ve normal bir toplum, olacak iş değil. Her şey para, her şey ticaret malı her şey ama her şey sömürü uğruna... Bu kadar önemli ihtiyaçlar, 3-5 kapitalistin, gasp, çıkar ve kar amacına indirgenirse, üretenin sömürülen, tüketenin de sömürülenler olduğu bir dünyada ne beklenebilir ki?

Üreten yani sömürülenler asla bilinçlenmemeli ve farkındalık edinmemelidir, yani bir çok yol kullanılır ve gerekirse oyalanırlar hatta verili koşulalr zaten insna psikolojisini alt-üst eder, ancak kapitalistlere çalışmaya şartlandırılırız, koşulalr bizi mhakum eder, üstüne birde meta fetişizmi eklenince, hasta eder... Uzatmayayım, tarifi zor bir dolu arızaya yol açar, ancak arızanın sonuçları üzerine yapılan her çalışma, genellenmemeli, elbette doğru değildir, doğrusu kaynağı yani sorunu çözmektir, sonuçlar üzerine boğuşmak çözüm değildir...

Örneğin diyorsun ya neden bu tür mevkilere ilaç bağımlıları vs geçirilir, aslında işin bir başka yönü var, o tür mevkilerdekiler, kapitalistlerin pisliğini, rezilliğini, acımazlığına tanık olurlar, yaşarlar ve aşırı stres altında kalırlar ve delirirler... Hitler neo-liberallerin anlattığı gibi bir diktatör değildir, yani kişi endeksli değildir, kapitalistler kendi pisliğini örtmek için, rezilliklerini kişilerin üzerine, psikolojsine, deliliğine yıkma yöntemi kullanıyor(sanki milyonlarca insan, medya, sermayedar yokmuş da adam 1 hücrede kendisini yönetiyormuş gibi), objektif araştırılsın, Hitler'i oraya çıkartan da, o biçimde faşizmi egemen kılan da Alman sermayesidir, yayılmacılıktır... Hitler bir kukla, bir temsilciydi ve zıvandan çıktığı an ipi çekildi, kapitalizmde, sermayenin yani ana akım sermayenin orada kalmasın dediği kişi, o koltukta kalamaz, medyasıyla, ekonomik, finansman krizleriyle dahi çökertebilir olmazsa darbe imdada koşar...

İlaç tekelleri de uyuşturucu, petrol ve silah tekelleri gibi korkunçtur ve bu sektörlerde pisliği gören ama hizmet eden insanlar normal kalamazlar, bırakamazlar da, sisteme tam entegre köledirler ve karşılığında kölelerden daha fazla pay, biraz lüks yaşarlar, bırakamazlar, konuşamazlar da, kendi ayağına sıkmazlar... kapitalizmi ayakta tutan en önemli yöntemlerden birisi ise milyarlarca insana yapılan terördür, kapitalizm ancak mobbingle, terörle de ayakta kalabilir. terör mü, basit bir örnek, "işten atılma korkusunun" sebebi nedir? 40 yıl böyle yaşayan ve tamamen efendi-köle ilişkisi altında ve ağır otokrasi koşulunda çalışan bir insan ne kadar, nereye kadar normal olabilir? heleki 40 yılını verdiği ve kapitalisti milyar dolarlar kazanırken, kendisi, ölmesin de kapitaliste kölelik etmeye devam edebilsin diye, ancak zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilecek ücret alıyor ve her ay, neyi nasıl denkleştireceği kaygısıyla yaşıyorsa? tam bir savaş-esaret hali... kapitalistlerin hayatına bakın, birde milyarların hayatına, hangisi psikolojik olarak hastalanacak? Ancak donuna kadar iflas etmiş bir kapitalist, kendi sisteminin pisliğini yaşar, o zamanda kadar kendisi için cennettir.

örnek mi vereyim; TOFAŞ 2018 yılında, 1 yılda, 1,8 milyar kar ediyor, bu işbirlikçi yani emperyalizme bağlı sanayi kolu, birde asıl baronları düşünün... peki kaç çalışanı var? şimdi birde milyarları düşünün, emeği, sömürüyü, korkunç temeli...

reklamları inceleyin, "beni al farklı ol", "farkını göster", "ayrıcalığa sahip ol", "rakiplerini alt et", "özgürlüğü hisset", "beni al özgür ol", "kadın ve çocuklar ve bedenler birer meta". tamamen psikolojik değil mi? tamamen dejenere edilmiş kavramlar, gece, gündüz her yerde, her yerde bu vb. Her türlü enjeksiyon altındayız ve çoğumuz da aslında o ürünlerden mahrumuz, bu bizi neye tetikliyor, daha fazla köleliğe, cinnete, mahrumiyete, asıl ihtiyaçlarımızı ertelerek sahip olmaya ve sonuçlarına da katlanmaya vs... hadi bu tür reklamları yasaklamayı savunun bakın sizden kötüsü olmaz ve milyarlarca ahmak da, kendi yararına iken, size karşı olur...

Kapitalizmi anlatabilmek keşke kolay olsaydı, heleki şartlanmış milyarlarca zombiye, kapılıp giden, hem bedenen hem de fikren köle haline gelmişleri de düşünürsek... Lakin bu kalıcı olmayacak, feodalite -ki 3.000 yıl sürmüşlüğü de var-, nasıl ki patladı, kapitalizmde patlayacak ve feodalizm kadar da uzun ömürlü olmayacağı açık. Sistem sona geldiğinin farkında ve tüm çabası, stratejisi geciktirmek, tamamen kul-köle ederek sürdürmek, sürekli savaş ortamı ve savaşlar çıakrtarak, çatışmalar vb üzerinden sürdürmek vb üzerine işliyor ve her pisliğin altından çıkıyor...

İzahı zor, bu sisteme karşı gelseniz, deli ilan ediyor, saldırıyor, eziyor, direnseniz, sizi terörist ilan ediyor, olmadı, paravan örgütlerle provakasyonlarla, o korkunç kara medyası ve propagandalarıyla boğuyor, sizi yok etmek için saldırır da siz yenilmezseniz, kayıpların suçlusu olarak dahi sizi gösterebiliyor.Köleyi, köleye kırdırıyor, özgürlük isteyen kölelere, yine esarete şartlandırılmış köleler saldırıyor...

Kısaca asıl hasta, kapitalizm, doğa açısından bakarsak, iflah edilemez bir ur, ancak sökülüp atılmalı... Dünya tarihinde kapitalizm kadar entrikaların, rezaletin, rezilliğin bu kadar yoğun ve en ücra köşedeki bir bireyin dahi kanına enjekte edilebilmiş, hakim olduğu bir dönem yoktur...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (03-06-2019 Saat 20:06 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03-06-2019, 19:55
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

bi kere,
bu tarz komplo teorilerinin satır aralarında empoze edilen çarpıtılmış bir gerçeği görmek gerekir.
sistemin dayandığı üretim biçimi sorunludur. sorunu hitler deliydi türünden idealist bi bakışa çeker bu tarz sözde anti-kapitalist söylemler.
hitler, deli falan değildi.
hitler kapitalizmin yapısal/zoraki sonucuydu.
kapitalizm zaten tam da bu.
faşizm, kapitalizmin kanında var.

psikiyatri üzerine ise aslında söylenecek çok şey olsa da
şu an bu küçük tespitle yetinelim.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03-06-2019, 20:18
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

Blitzkrieg´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bi kere,
bu tarz komplo teorilerinin satır aralarında empoze edilen çarpıtılmış bir gerçeği görmek gerekir.
hitler, deli falan değildi.
Böyle bir alıntı-yorum yok konuda. Hitler belgesellerde anlatıldığına göre avuç dolusu ilaç kullanıyordu. Bunların içinde beyin yapısını ve karar mekanizmasını etkileyen bir sürü ilaç kullanılmış olabilir. Nazi döneminde askerlere cesaret hapı tarzı ilaçlar veya çikolata-kahve türevi yiyecek-içecek veriliyordu. Bu ilaçların yan etkileri, bir süre sonra hem psikolojik hemde bedenen yıpranma, performanstan düşüklük..Bu savaş dönemini derinlemesine araştıran herkes Almanların yoğun ilaç kullandığını bilir.
Bunu Amerikan ordusu da yaptı, çeşitli tedavi yöntemleri adı altında insanlara yaptıkları uygulamaların genel adı vahşettir.

Hitler'in savaş makinaları uyuşturucu bağımlısıydı

Savaş esnasında "kafaların hayli yüksek" olması buna örnek gösterilebilir. Alman yazar Norman Ohler'in son yayınlanan kitabı Topyekün Saldırı‘da (Der Totale Rausch) Hitler'in savaş makinası Wermacht'ın metamfetamin bağımlısı olduğu açıklanıyor.

Askerlerin birçoğu Pervitin bağımlısıydı

Şehirlerde yaşayan vatandaşlar içinse Pervitin çikolata halinde bulunabiliyordu. Bu sayede "uyarılmak" isteyen bir Alman vatandaşı rahatlıkla bir paket çikolata tüketip işine enerjik bir biçimde devam ediyordu.
Avrupa genelinde savaşın patlak vermesinin ardından gelen ilk yıllarda Üçüncü Reich'ın yıldırım saldırılarının arkasındaki yegane etkinin de Pervitin olduğu düşünülüyordu.

35 milyon hap

Naziler, Aryan savaşçılarının diğer insanlar gibi dinlenir vaziyette gözükmesinden korkup Fransa işgali sırasında cepheye 35 milyon adet hap sevketmişlerdi. Sonucunda Pervitin, özellikle tankçılar arasında alışılmış hale geldi. İlacın adı ise Almanca tank çikolatası anlamına gelen Panzerschokolade ile özdeşleşti.

200 Milyon Hap

1941 yılında toplum genelinde Pervitin yasaklanmış olmasına rağmen cephedeki askerlerin morallerinin düşmemesi ve yoksunluk çekmemeleri için nakliyatlar devam ediyordu. İki yıl içerisinde toplamda 200 milyon adet ilaç cepheye gönderilmişti.

https://gaiadergi.com/hitlerin-savas...-bagimlisiydi/

Sayfanın devamında Hitler'in kullandığı ilaçları ve doktorun kim olduğu yazıyor.
Yıldırım Savaşı taktiği sadece mekanize ve piyade stratejisi değil bu tip ilaçların da etkisine gerek duyuyordu.

Bir başka sayfadan iddia:

Hitler'in hastalık hastası, depresif ve ilaç bağımlısı olduğu ortaya çıktı


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03-06-2019, 20:24
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

bunlara hayır demiyorum ki
bunlar gerçek
sorun şu ki;
gerçek de çarpıtılabilir

sovyet cephesinde meth ve eroin kullanımından deliren alman askerlerin sayısı hayalleri zorlar

ancak; mesele buna indirgenmemeli

alman ulusu emperyalist-faşist olmaya zorlandı
yapısal sorunu kaçırmamak gerekir
itirazım iddianı red etmiyor

asıl resmi kaçırmamak gerektiğini hatırlatıyor

mülkiyet ilişkilerinin semptomlarına bakarken hastalığı kaçırmamak gerekir.

(ps: çok da yazacak durumda değilim aslında. fazla sıkıştırma beni. muhabbet tadında olsun yazılar)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04-06-2019, 03:09
ForumKirpisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ForumKirpisi ForumKirpisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Nov 2018
Bulunduğu yer: Merkez/Çin
Mesajlar: 1.838
Standart

siperteküs doğru deyör, her şeyi hitlere attılar.
sanki hitlerden başka kimse yokmuş gibi.

şu anda mesela tayyibe atıyolar her şeyi.

bunları orda tutan onların emrine giren yaranmaya çalışan hizmetini görenler de
suçlu.

zaten o yüzden sürekli yeni yeni şeyler çıkıyo başımıza.

tayyip devrilse olay bitmicek.

tayyibi o makama getirirenler ona orada yardımcı olan ve durmasını sağlayan
her birisi cezalandırılıp yok edilmelidir.

Nasıl olsa Bade' lenen daha evvel de bade' lenmiş Hatta bazıları '' Nur Çeşmesinden '' içerek ?? nurlanmışlardırlar
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 04-06-2019, 08:51
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Kapitalizm .Hastalık mı.? Faşizm. Delilik mi. ?

Dünya hiç kapitalizm yaşamamış olsa idi bu gün ne durumda olurdu acaba.? Dünyada fazlalıklar veya eksiklikler ne olurdu.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 04-06-2019, 09:42
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Turdur

Sonuçlar üzerinden, başka sonuçlara dair yargıya varmak genelde arızadır ve göreceli, her tarafa çekilebilir yargılara da varır...

Sonuca gidecek veya sonuçtan varılacak yol;
Kaynak+sebep = sonuç;
sonuç = sebep+kaynak

Bu şekilde olması gerekir. Dünyanın bu halinin 3-5 delinin veya ilaç bağımlısının suçu olduğu iddiası neo-liberal bir aldatmacadır.

Bakınız Suriye'ye saldırdılar, işgal projeleri vs, Esad diktatör, biz o yüzden saldırıyoruz derken, gerçekte "Biz petrol ve hegomanyamız için, Suriye halkını boyun eğene kadar yok etme yoluna girdik" demekteler, bu tür stratejilerin sebebi, sözde yetkili kişilerin hasta veya deli olduğu söylenebilir mi? hayır bunlar birer aldatmaca, gerçeği manipüle etme yolları. Trump tam bir deli Petro değil mi? Trump ile Hitler'in stratejisi aynıdır, yol(taktik) ve biçim farklıdır sadece - ki o da iç de farklıdır, dışta ise aynıdır ve ikisi de sermayenin köpeğidir özünde...

Desem ki, Suriye'ye saldırının temelinde yatan petrol sömürüsü ancak yansımalara dair, bir değil bir çok, ama salt bir referans versem ve altından da TOTAL çıksa ne düşünürdünüz? Evet bir petrol şirketi, diğerlerini saymıyorum bile.

Beşar Esad'ı ilk tanıyan ülkelerden birisi Fransa'dır. TOTAL Fransa merkezli bir emperyalist(çok uluslu) şirket, aslında dünya emperyalistleri konsorsiyum halinde örgütlüdürler, ellerindeki gücü hayal etmeniz dahi zordur... neyse

Thierry Meyssan, Gözlerimizin Önünde, 12 Eylülden Donald Trump'a, sayfa:10 Diyor ki
Chirac, Total'in Suriye'deki birçok petrol sahasını işletmesi için yeni Cumhurbaşkanı ile pazarlık yapar. Resmi ihale sırasında, Total'in teklifinin son derece yetersiz olduğu ortaya çıkar. Oysa teklif, aralarında kısa süre sonra Suriye-İngiltere girişimi Petrofac'ın patronu Ayman Asfari'nin ve Total'in hesabına çalıştığı ve ikili oynadığı ortaya çıkan, Cumhurbaşkanının ekonomik danışmanı Nibras el-Fadıl da dahil olmak üzere, Suriyeli üst düzey yetkiler tarafından desteklenmektedir. Bu yolsuzluğu öğrenen Esad, Total'i ihale dışında bırakarak cezalandırınca, Chirac'ın öfkelenmesine yol açar.
kapitalizm ve emperyalizm tam bir mafya iktidarı ve yöntemleri de mafyatiktir ve bu ilişki ağına giren hizmetkarlar, normal olamaz ve davranamazlar, bu elbette psikolojik değil, bu tamamen kapitalist çıkarlar ve çarka dahil olmanın getirdiği, en a-normal davranıştır.

Ne-liberallerden de, sözde sahte propaganda ve aldatmacalarından da uzak durulmalı, bunlar tam bir nazi SA gibidirler... Kapitalizm kavraırsa bir çok olumsuz sonucu da kavranır... IŞİD, Müslüman kardeşler, El Kaide vs, bizzat ABD+Fransa+İngiltere+Almanya vb baronlarının çıkarları doğrultusunda, esasında PROPAGANDALARINI geçerli kılmak namına kullanılan yapılardır, neden işte en anlamlı soru. burada ise binlerce dalkavuk görev alıyor, bu dalkavuklar normal olamaz, korku dalkavukluğa yol açıtğı gibi, ödülde dalkavukluğa yol açabilri heleki bu ödül çok para ise, bundan sonra bu insanların normal olmasını beklememek gerekir. Bu kişiler bir çok gerçeğe, aşırı yarılmaya, strese tanık olmak zorunda kalacaklar, sendroma girdiklerinde, haliyle sahiplerine başvuracaklar, böylece bu kişiler ilaç bağımlısı yapılacak, yani bu kişiler ilaç bağımlısı olduğu için "kötü" değil, "kötülüğün celladı, kiralık elemanı ve sanık-tanık vb" oldukları için bozulmaktadırlar. Ayrıca o saatten sonra, konuşma riski vardır ve ilaçlar uyuşturucu biçimindedir, istina olursa da zaten kişi ilaç bağımlıdır ve delidir, sözleri ciddiye alınmaz hale getirilmiştir. tabi bağımlı olmayanlar da şantajlarla korkutulacaktır ki, zaten gerçeği dile getirecek ya da kıyısı köşesi değil çıplak gerçeği dile getirecek sayısı istisnadır. bir çoğu kendisine tanınan lüks yaşam ve paradan, dalkavukluktan vazgeçemeyeceği gibi, artık kendileri de sermayenin zombisi olmuş, bütünleşmişlerdir. Yani yaptıkları her türlü mafyatik iş, her türlü pislik, kendi çıkarlarınadır da...

Örneğin aktrol bankamatik memurunu düşünün, işi ne? eserleri ortada, işleri güçleri yalan, aldatma, algı operayonudur, neo-liberlaleri d emedyalarını da farklı düşünmemek gerekir... Kapitalizm de egemen olan sermayedir, sermayenin sahipleridir, insan bir pazarlık malıdır ve örneğin hükğümet ve Türkiye açısından yanlış bilinen gerçek, hakim olan bir kişi değil, aksine o kişiyi oraya çıkartan sermayedir, yani kişi olarak gördüğünüz esasında TÜZEL kişiliktir... poltikalarını da o sermaye ve bağlı olduğu hegomanya belirliyor(1990 lardaki hırsız holdinglere doğru yol alın yine bazı şeyleri görürsünüz, 12 Eylül bilhassa gerici orta sınıfı, yani orta sermayeyi, hakim sermaye haline getirme strarejisine sahip idi, bu strateji ABD tarafından empoze edildi, neden orta sermaye?). Erdoğan'ı oraya taşıyan 1980 sonrasının hırsız sermayesi ve 12 eylüldür, CIA vb desteğidir, aslında CIA vb destek değil, araçtır(siz sahte diplomayla as-teğmen olunabileceğini ve buna izin verileceğini sanıyor musunuz?)...

Şimdi ben böyle yazdım ya, neo-liberal yani nazi propaganda kolu, anında safsataya başvuracak, bunların rezilliklerini ve gerçeği yazdım diye beni hemen işin asıl tarafını gizleyerek diktatör sevici vs ilan ederler(imkan buldukça), halbuki asıl diktatörlükler kapitalist ülkelerdedir, paranın gücüyle hegomanya ve buna silahlı kuvvetler dedahildir, diktatörlük kapitalizmin mayasıdır. İnsanların gerçeği öğrenmesine vesile olacağım kaygısıyla, beni karalamak, çapsızlaştırmak ve böylece izole etmek yöntemine başvururlar ve her ifademi SAPTIRIR-ÇARPITIRLAR, bazen denk gelmekteler bu forumda dahi örneği mevcut.

Bu kafadakiler ve bu işin stratejistlerinden, sonuç olarak normal bir psikoloji beklenebilir mi? bunların çoğunluğu, sendrom yaşayacak, Vietnam sendromu, cehalet sendromu gibi, fakat bu bir sonuç, o halde doğru çözüm, neyin sonucu olduğudur.

Ha çözüm nerede? elbette çözüm en kaba haliyle, özel mülkiyetin(gerisini mahrum bırakmak anlamına gelir,bir ürüne sahip olmak, sarf ile alakası yok) ve bu tür ayrıcalıklı ve gaspçı, mafya yapısının ve sömürünün ve böylece sermaye bazlı çıkar ve hegomanya ilişkilerinin ortadan kaldırılmasındadır, bunun en önemli yolu neo-liberal hegomanyaya rağmen de olsa bilinçlenmek. Bir çok kavramı dejenere ettiler, insanların bildiğini sandığı bir çok kelime, kavram bunlar tarafından bilinçli olarak yanlış biçimde enjekte edilmektedir... Aklınıza gelecek her türlü önemli kavram, bunların ve sermayenin çıkarlarına göre yeniden tanımlanmış ve içleri boşaltılmış durumda, buna demokrasi de, hukuk da, adalet de, eşitlik de, özgürlük de, diktatör kavramı da, psikoloji de dahil...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:38 .