Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 04-06-2019, 10:06
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

spartacus; Eset iktidarı iç emperyalizm uygulayan baskıcı ve sömürücü bir faşist diktadır, genetikten gelen bir yönetim anlayışları vardır aynı saltanat gibi. Yazdıklarınızı TOTAL yapar mı yapar. BP ve SHELL için komünizme rağmen Hazar Petrollerine kondular deniliyordu bir ara. Bugünlerde Trump'ı sıkıştıranlar da var diyorlar, İran'a saldırması için. Ben bunlara şaşırmam ama siz TOTAL ve karteller Suriye'ye saldırdı diye Eset'in hapçı Şebbiha'larını ve toplama kamplarında ki cinayetlerini es geçerseniz tutumunuz adil olmaz. Düşünün, TOTAL ile arası açılmış böyle olmuş, demek ki eskiden arası açık değilmiş. Ha o ha bu, hepside aynı yiyici ve sömürücü çeteler. Olan kundakta ki bebeklere, köyünden başka yol görmemiş halka oluyor. Kimisi uykusunda varil bombası yiyor kimisi sularda boğuluyor. İki üç sırtlan but kavgası yaparken karıncalar ezildi gitti. Yakın dönemde Ukrayna Donbass, Mairupol şehirlerinde binlerce katyuşa roketi patlatıldı. Ukrayna iç emperyalizmi ile dış Rus emperyalizmi kavga ediyor diye genç kızları ve aileleri yok ettiler. Paramparça ettiler, Don Kazakları ve Çeçenler oraya da gidip kan kustular. Sırtlanların kavgası. Olan her kazançtan mahrum kalacak olan insanlara oluyor.
Hitler hakkında bir kaç yazı yazılmış üst mesajıma ekledim. Hitler hakkında söyleyeceklerim şu aslında, bu adamın eline tek adam gücü geçmişti ve gücünün artmasına nazaran artan bir ilaç kullanımı var. Nazi doktorları bu savaşta çok etkin rol oynadılar. Nazi partisini domine eden branş psikiyatriydi. İşte Nazi ordusuna yutturulan milyarlarca hap o adreste yazıyor.
Dünya Savaşı olayında kaynak=sebep yâda sebep=kaynak fark etmez. Her cephe kendi sömürüsü için katletti.

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kapitalizm ve emperyalizm tam bir mafya iktidarı ve yöntemleri de mafyatiktir ve bu ilişki ağına giren hizmetkarlar, normal olamaz ve davranamazlar, bu elbette psikolojik değil, bu tamamen kapitalist çıkarlar ve çarka dahil olmanın getirdiği, en a-normal davranıştır.
Mafya tanımı bile yetersiz kalır. İnsanları bağımlı ve sağlıksız kölelere dönüştürüyorlar. Sadece kendi köle katilleri değil herkesi aynılaştırıyorlar.


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 04-06-2019, 11:11
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kapitalizm .Hastalık mı.? Faşizm. Delilik mi. ?
neye göre baktığımız önemli...

* Kapitalizm hastalıktır. (bu hukuk -üretim ilişklileri dahil, doğa ve sosyal bilimler açısından ve aslında metafor(!) açısından kullanılabilir). Çözüm namına sökülüp atıcalacak olan nedir? kaldı ki burada hasta tabiri, kaitalistler açısından değil, kapitalist toplum açısından dile getirilmiştir. bana göre her 2 kişiden birisi hastadır, diğeri de ne yazık ki sendromlardan kaçamaz. Sistemin stratejisi otomatik olarak örgütlemektedir(bir kaçına değindim, reklam stratejilerini örnek olarak verdim). Komünal ya da kabile toplumlarında, bu hastalıkalra denk gelmezsiniz. örnek mi vereyim 2 kişiden birisi narsisisttir, dereceleri farklı olabilir, 2 kişiden birisi kendisini ispat saplantısına sahiptir, 2 kişiden birisi çeşitli sizofrenik paranoid sendromlar yaşar, 3 kişiden ikisi mahrumiyet psikolojisi yani çocukluktan itibaren ezilme psikolojisine mahkumdur, 4 kişiden üçü, kanıksatılmış çaresizliğe mahkumdur... kişileri suçlu göstermek çabası, neo-liberal bir aldatmacadır, bu bağlamda dedim ki, asıl hasta kapitalizmdir ve bu kapitalist toplumu da kapsar...

Bir çok hastalığın temelinde, mikroplar, virüsler, kendisine yabancılaşmış hücreler vb yatar ve bu organizmalar sömürgen olarak ifade edilebilir ve faktördürler, bunlar olduğu sürece, o beden sağlıklı olabilir mi?

* Faşizm delilik değildir (delilik olduğu kandırmacası, neo-liberal safsatadır, faşizm bir araçtır, hükümranlığın kullandığı bir biçimdir... sermayeyi bir beden, faşizmi bir sopa gibi düşünebiliriz, bir elde sopa, diğerinde havuç, ne sopa ne de havuç deliremez)

Örneğin ana damarlardan beslenen bir ur, heleki damarların taşıma kapasitesinin %60'ını emecek seviyeye gelmiş bir ur, hastalık değilse nedir? Buradaki ifade, kavrayış esaslı metafordur...

Neo liberaller sömürünün yani o ur'un doğal olduğunu, insandan ayrılamaz ve insanın doğası olduğunu, KANUN olduğunu savunmaktadır. elbette bu bakış açısı da arızadır -ki ayrı mesele, zira bunu öne süren bilinçli olarak manipüle etmekte ve aldatmakta, milyonlarca insanı kandırarak kendisine bağlama, kabullendirme amacı güder...

Nihai anlamda çözüm, hastalıkların tedavisi değil, aslında sökülüp atılması değil midir? Öyleyse çözümü sağlayan esas açısından, sökülüp atılacak olan nedir? Hastalığın tanılayanı, esasında ve temelde arızadır, bu kavram salt biyolojik rahatsızlıkları kapsamaz, psikolojik, düşünsel, politik, ilişkisel(üretim ilişkileri dahil) yani hukuk, ereksel ve işlevsel arızaları, saplantıları da içerir...

Hastalık kavramını salt biyolojik rahatsızlığa indirgememeli ve temel olarak alınması gereken kavram da ARIZA kelimesi olmalıdır. Örneğin safsatayla türetilmiş her yargı, hastadır, zira akıl-mantığın işlevini kaybetmesine yol açmaktadır, işlev ve işleyiş zedelenmektedir ki bu bir arızadır...

pekala, "özel mükiyet gasp mıdır?" diye de sorulabilir ve cevap, evet gasptır, nasıl diye sormadıkça, -e göreliği esas almadıkça, ifadenin neye göreliği kavranmadıkça, özel mülkiyet bir şeye sahip olmaktır, haktır(!) bu nasıl gasp olabilir ki vs denebilir. ancak bu da bir mantık arızasıdır ve kişi daha kavramın tanımını dahi bilmemektedir. Hiç düşünmez, bilmez ki, gaspın ancak, kendine ait olmayan bir şeyi ele geçirmek ve elde etmenin de, sahip olmaktan geçtiğini... gasp etmek için ele geçirmeli, ele geçirmek için gasp etmeli, burada diyalektik bir işleyiş vardır, bir parça diğerini tamamlar ve bütünü meydana getirirler, o bütün ise amacı temsil eder.

Bu halde "E GÖRELİK" önemle dikkat edilmesi gereken bir faktördür, yani neye göre hastalık ifadesi kullanılmış. aksi halde ifadeleri anlamanın olanağı kalmaz ve kişi rahatlıkla her yöne çekebilir...
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya hiç kapitalizm yaşamamış olsa idi bu gün ne durumda olurdu acaba.? Dünyada fazlalıklar veya eksiklikler ne olurdu.
Muğlak bir soru ve varsayımlara dayalı, çok güzel olurdu da denebilir, çok kötü olurdu da denebilir, zira sorunun temeli subjektif, yani insan kurgusuna ve senaryoya açık.

Fakat olay düzleminde bu sorular sorulabilir, fikir de verebilir;
örneğin bir kanser hastasına, "kanser olmasaydı ne oldurdu?" daha sağlıklı olurdu denebilir, bu olay düzlemidir, ama kapitalizm bir olay düzlemine ve varsayımlara indirgenemez...

Örneğin Hitler olmasaydı ne olurdu? farklı olmazdı, bunun izahı bir satırla açıklanabilir değil, kısaca Alman sermayesi 1. Dünya savaşından yenik çıkmış ve neredeyse tüm sömürgelerini, rakiplerine kaptırmıştı ve hakim sermaye yayılma stratejisi yoğun bir biçimde sürdürüyor ancak buna rağmen savaştan çıkmış Almanya'da komünist, sosyal demokrat, anti-kapitalist hareketler yükseliyordu, sermayenin stratejisi en basit haliyle 2 bölümden oluşuyordu. 1.) Yayılmacılık. 2.) İçeride yükselen toplumsal hareketi bastırmak ve bunun da yolu faşizme dayanmıştı... 2 nolu için ise ABD vd. ile stratejik ortaktılar...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (04-06-2019 Saat 14:16 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 04-06-2019, 12:21
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

Turdur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
spartacus; Eset iktidarı iç emperyalizm uygulayan baskıcı ve sömürücü bir faşist diktadır, genetikten gelen bir yönetim anlayışları vardır aynı saltanat gibi.
Bu yaptığın saptırma değil mi? Esad'ın ne olduğuna dair mi yazdım, yoksa Esad'dan ve kişilerin iradesinden bağımsız olan emperyalist sömürge ve yağmacılık ve pay, hegomanya savaşından, yani aslında MAFYA iktidarı söylemime örnek olarak mı yazmıştım?

Trump nasıl bir şey öyle? Evlat olsa, eldivenle dahi sevilmez, ama bu emperyalizmin ve sömürgeciliğin kaynağı, dayanağı, tarifi olamayacağı gibi, ABD toplumuna zulmederek onu oradan devirmemize de ve daha acımasız kuklaları yerleştirmemize de geçerli bir dayanak olmaz, 3-5 kapitalist daha fazla milyar edinecek diye kalleşliğin lüzumu yok.. Kapitalizmin, emperyalizmin tanısı bu ya da şu kişilerin mizacı değil, bu kadar akıl-mantık yoksunluğu ve neo-liberal(neo-faşizm) enjeksiyondan etkilenmek normal değil.

ABD farklı mı? ya tarihi nasıl bir tarih, geçiş süreci öncesi nasıldı?
Suriyedeki fark, geçiş sürecinin tamamlanmamış olması. Esad seçimle geldi, beğenir beğenmezsin, orada da seçim oldu, 2012 de ve 2014 de. Trump'ta seçimle geldi ve ikisinin arasında usülde hiç bir fark yok.

Diyeceksin ki kendi adamlarıydı vs iyi de her kapitalist ülkede erk, sermayenin kendi adamlarıdır, medya da kendi medyasıdır, bak Türkiyeye, medyanın %99'u nazi enformasyon bürosu gibi, kapitalizm farklı değil ve o koro, Erdoağa namına çalışmıyor, sermaye ve kendisi, çıkarları namınadır. sistemin düzeneği bu biçimde ve böylece sermaye ve mafyatik işleyişi, kendisini de güvenceye alır, kişilerin önemi yok. Tepedeki gerçek kişilik değil tüzel kişilik namına temsilcidir. "E" gider yerine "A" geçirirler, tüzel kişiliğin temsili ise değişmez... parayla satın alınınca veya seçilme hakkı, ancak parası olanların kullandığı ve başarma şansının yüksek olduğu otokrasiler fark atmış olmuyor. burada meşrutiyet sermayenin para gücüyle, orada babadan oğula sağlanmış(parti başkanlığı ve parti kongresi var), fark sadece, ama sadece yol, taktik ile ilgili...

Suriye bir geçiş sürecindeydi. Esad, geçiş sinyali verdikten sonra celallendiler, çünkü ellerindeki koz, kılıftan olacaklardı, yangından mal kaçırır gibi saldırya geçildi. hatta Esad dedi ki, diğer ülkeler gözlemci olsun, seçimlere gidelim, kaybedersem çekilirim, kabul edildi mi? hayır, sebep? Analizlerini yaptılar, öyle bir seçim de dahi Esad tekrar seçiliyordu. orada IŞİD'i, Müslüman kardeşleri vs örgütleyen emperyalistler buna izin verir mi, ellerindeki en önemli kozdan olacaklar,asıl amaçları petrol vb sömürüsü ve hegomanya, ağzınla kuş da tutsan, bu gerçeği değiştiremezsin, kılıflar anlamsız.

Suriye'de Esad değil, meleği de seçmiş olsan, 1000 tane partinde olsa, eğer o hükümet, petrolünü yağmalatmaz, sanayi ve üretime geçmek isterse ve hegomanyaya izin vermezse bu süreçler yine yaşanacaktı ve evet, "terörizm" kılıfı ve haliyle IŞİD vb kullanılacaktı, emperyalizm için gerekçe üretmek zor değil. TOTAL'e istediğini verseydi, el üstünde tutarlardı ama bu Esad babasının yaptığını yapmadı, Fransanın üvey evladı olmaktan çıktı...
Turdur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mafya tanımı bile yetersiz kalır. İnsanları bağımlı ve sağlıksız kölelere dönüştürüyorlar. Sadece kendi köle katilleri değil herkesi aynılaştırıyorlar.
O herkes ve hedef dahilinde, Suriye'de var, kılıf üretmeyelim kafi.

Bir kaynak vereyim;
https://www.voltairenet.org/IMG/pdf/...ld_Trump_a.pdf

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 05-06-2019, 08:31
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Dünya hiç kapitalizm yaşamamış olsa idi bu gün ne durumda olurdu acaba.? Dünyada fazlalıklar veya eksiklikler ne olurdu.
Bu soru soyut bir şey mi anlatıyor .
Kapitalizm olmamış olsa idi dünya hala feodalizm le yönetiliyor olurdu. Yani uçak bulunmamış robotlar icat edilmemiş olurdu.
Ama ne yazık ki kapitalizm var oldu. Uçak da bulundu Robotlarda icat edildi.

Kaynağını şimdi hatırlamıyorum sanırım İngiltere ticaret yasasının eleştirisi. Kapital de olabilir. Marks vitrinde mıknatıslı bir motorun maketini görüyor işte bu diyor ve zıplıyor.
Yani insan buharlı makinaları aşıp mıknatıslı motora geçtiğinde Marks seviniyor. Bu gün Robotları görse idi ne yapardı acaba

Bu icatlar kapitalizm in işçi le rekabeti sonucu yaratılmış elbette, kapitalistler bu icatları kendi kar oranlarını fazlalaştırmak için yaptı ama bir de bunun insanlığa dönüşünü düşünmek insanı zorunlu çalışmaktan kurtaracağını düşündüğümüzde İnsanın insana yaptığı hayatı kolaylaştırıcı hizmet i de düşümemiz gerekmiyor mu.
Elbette teknoloji kapitalizm de kapitalistlerin karlarına kar katmak için yaratılır Ama sonunda insan bu teknolojiden faydalanacaktır.

Kapitalizm hastalıktır demek doğru değildir. Kapitalizm sermaye birikimi olduğu kadar birde işçi sınıfına rakiptir ondan kurtulmak ister her ne kadar bu kurtuluş onun sonu da olsa yinede bunu ister.
Bu güne kadar bir çok sistemler tarihsel sürelerini tamamlamış gitmiştir Kapitalizm de gidecektir süresini tamamlamasına çok bir zaman yoktur.
Kapitalizm in yaşam kaynağı artık değerdir işte yarattığı teknoloji onu artık değerden giderek koparıyor mezar kazıcısı oluyor.

Faşizm de kapitalizm in düştüğü krizlerden kurtulması için ona uzatılan can simitidir. Her sistemin kendine has özellikleri vardır Faşizm de hukuksuzluktur.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 05-06-2019, 12:18
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

Gözlerimizin önünde
« Arap Baharları » Dehşetengiz Hilesi
11 Eylül'den Donald Trump'a
Thierry Meyssan

Kitabın 83. sayfasından ki bir bölüme benim ilk mesajımda DEAŞ hakkında yazdıklarımı onaylayan bir şey yazılmış;

...Başlangıçta normal insanlar olan cihatçılara, tüm
duygularını yitirmeleri için doğal ve sentetik uyuşturucu maddelerden oluşan bir
karışım içirilir. Bu şekilde bilincinde olmadan vahşet uygulayabilmektedirler.
Birdenbire büyük miktarda Captagonâ -"bir amfetamin türevi- ihtiyaç duyan CIA...
Nazi askerlerinin ve özellikle Nazi toplama-imha kamplarında ki Nazi asker ve doktorlarının neden bu kadar vahşi olduklarını şimdi daha iyi anlıyoruz. Bilinçlerinde olmadan vahşet uygulamak, insan eti yemek. Doğu Cephesinde ki askerlerin anılarını veya mektuplarından oluşmuş kitapları okuyanlar bunu hemen anlayabilirler, gün geçtikçe mektuplar ve günlükler karamsarlık ve yorgunluk içinde ki ruh haliyle yazılmıştır. Kazandıkları halde sorgulamaya ve bitkinliğe düşmüşlerdir. Bunun sebebi de, birden etki gösteren ilaçların yan etkilerinin hem fiziki hemde psikolojik deformasyonlara sebep olması.


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 05-06-2019, 17:07
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

İlgili kaynakta bu kişiye karşı neo-liebral(nazi enformasyon bürosu tecrübeli) tutumun, karalamanın, argümanları değil kendisini hedef aldığını ilk sayfalarda görmüş olmalısın...
Turdur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Nazi askerlerinin ve özellikle Nazi toplama-imha kamplarında ki Nazi asker ve doktorlarının neden bu kadar vahşi olduklarını şimdi daha iyi anlıyoruz. Bilinçlerinde olmadan vahşet uygulamak, insan eti yemek. Doğu Cephesinde ki askerlerin anılarını veya mektuplarından oluşmuş kitapları okuyanlar bunu hemen anlayabilirler, gün geçtikçe mektuplar ve günlükler karamsarlık ve yorgunluk içinde ki ruh haliyle yazılmıştır. Kazandıkları halde sorgulamaya ve bitkinliğe düşmüşlerdir. Bunun sebebi de, birden etki gösteren ilaçların yan etkilerinin hem fiziki hemde psikolojik deformasyonlara sebep olması.
Sevgili Turdur, dediğimize gelir, bu dar alanda, salt birey davranış için bir sebep ise de, asıl temel namına bir SONUÇTUR, SEBEP değil. Alıntıladığın ifade de son satır; "Birdenbire büyük miktarda Captagonâ -"bir amfetamin türevi- ihtiyaç duyan CIA... "
İhtiyaç duyan...devam... ihtiyaç duyana ihtiyaç duyan ve amaç. Kimlerin amacı? Neden, nasıl, ne için? kişileri aşar, kapitalizme varırız. Kısaca başında dile getirdiğim gibi, biçim ve salt sonuç üzerinden, genel adına indirgeme, saltıklaştırma yanlıştır.

SEBEP(olgu, dayanak, kaynak)->SONUÇ = yorum. Burada tutarlı olmamız gerekir...

Örneğin aşırı alkol alan bir insanın sarhoş olması, bu kişinin hayatı, amaçları ve tüm yaşam ve gereksinim koşulları, alkole indirgenerek tanımlanamaz. örneğin ekmeğe olan geresiniminin sebebi, alkol değildir....

Günümüz neo-liberalizmi, safsatayı icad etmedi, ancak bilinçli bir propagandaya, organize biçimde, akıl-mantığı saf dışı bırakma temelinde, medya kanalıyla etkili bir küresel bomba haline getirdi denebilir. Ki temel işleyişi esasında Nazi Enformasyon Bürosudur, aynı kafa, aynı amaç, aynı mantık, aynı sistem, aynı ayrıcalıklı olanlar ve aynı çıkarlar, sadece büroların tabelası, siması, mizajı, isimleri değişir...

Bu konuyla ilgili de, neo-liebraller aynı aldatmaca yol ve yöntemlerini esas alır, yani bir tablonun tek bir noktasını alır, gerisini saklar ve o 1 nokta üzerinden bir dolu sahte propaganda üretir ve trollük şaha kalkar. Milyonlarca ahmak edinir, ahmak milyonlar, böylesine basit safsatalar üzerinden kesin yargılarla şartlandırılır...

Milyonların şartlanması öyle bir hal alır ki, yargı biçiminin safsata, yani akıl-mantık dışı olduğunu defalarca izah etseniz, ispatlasınız dahi, çoğu kişi ahmaklığı sürdürmekten vazgeçemez, çünkü birikim yoktur, boş, kendi gerçekliğini örtbas tarafgirlikle, sembolik lafızlarla doldurulmuş, temelden şartlandırılmış ve gerçeği ret etmeye de şartlıdır. Artık bağımsız bir iradeye, kişiliğe sahip olmayan kukla gibidir. Öylesine zombileşir ki, düşün-e-mez, aymaz ve yozlaşmış, tutarlı davranamaz, psikolojik olarak arızalı hale gelmiştir. Gerçek ile sahteyi ayırt edemez, gerçeklik algısını ve duyularını kaybeder(işlev bakımından), elbette bu durum arızadır ve 3-5 safsata söz dahi insan zihnini işlev dışı bırakabilir.

Hipnoz, birinin, bir diğerini, çeşitli yöntemle uyutması olarak yansıtılır, oysa aslında hipnoz toplumsal uyu-tul-ma halidir ve bu bir kaç safsata, koşullar eliyle de, şartlandırmayla sağlanır, hipnozun asıl tanısı budur... Şartlı insanlar, detaydan, olgudan neredeyse nefret ederler, öylesine süslü sözlere, şartlandıkları biçimde propagandalara alışmışlardır ki, dağarcıkları 5 kelimeden fazlasını yorumlayamaz ve duymak istemez. her teoriye karşı bu 3-5 kelimelik, 3-5 ayrı telden saça-sapan propagandaları sıralarlar ve asla argümanlara bakmazlar, monolog yaparlar.

örneğin Türkiye de bazı AKP liler, Türkiyenin uzay araçları, uçaklar, atom bombasını bile etkisiz hale getiren tanklar, hatta S400'ün dahi Türkiye'de üretildiğini, dünyanın düz olduğunu vb sanmaktadır -ki böyle yüzlerce örnek. Bu insanlara detayları, gerçekleri anlatmak çok zordur, burnunuzdan getirirler, size her türlü saldırırlar ve öyle bir hal almıştır ki, hayatlarında trollük, provakatörlük, neo-liberal sahtekarlık eğitimi almamalarına rağmen tam bir trol gibi davranırlar, akıl-mantık devre dışıdır... Hatta İmamoğlu'nun kendisine tokat atıldığı iddia edilen gencin davranışı gibi, belge sunuluyor, bakmam, izlemem diyor, şartlandığı propagandanın aksini kabullenemiyor! peki bu, neo-liberal yöntemlere dayalı propaganda ve medya, ilaçlardan daha etkili değil mi? Sürekli tekrar ettiğim gibi, kapitalizmde asıl yönten ve kadir olan güç sermayedir ve çıkarları temelinde hareket ederken, milyonlar kendilerine ve gerçekliğine yabancılaş-tırıl-ır, dilimiz varmaz, ama başka tarifi de kalmaz, korkunç cehalet ve aslında HİPNOZ, psikolojik harp -ki bunun da sebepleri ekonomi-politiktir, ekonominin esas tanıyalanı ise çıkardır, zira esasında ekonomi; çıkarların yönetimi demektir ki, burada da doğru soru, ne adına, kim ya da kimlerin çıkarı olmalı.

Başka örnek vereyim, CIA'in uyuşturucu organizasyonuna karşı milyonlarca insanın tepki vermesi beklenir değil mi? Sözde demokrasi özde otokrasinin egemen olduğu ABD'de yaşanmasına rağmen, milyonlarca insandan hiç bir tepki gelmedi. Çünkü, açığa çıkartan yazarın yazıları, detaylara, olgulara, belgelere dayalıydı ve hipnotize olmuş kitlelerin duymak istediği değil, istemediği gerçeği dile getiriyordu... Kısaca hipnoz halindeki kitleler için afyon değeri taşımıyordu. Yazar sadece "CIA uyuşturucu organizasyonu kurdu" dese, bu seferde vay efendim, detayı nerede, belgesi, bulgusu nedir diyeceklerdi...

Aynı gazeteciye(yazara) karşı, neo-liberal karalama propagandası ise destek gördü. Çünkü detay gerektirmeyen, yani düşünemeyen insanların, düşünmesini gerektirmeyen, ALAKASIZ(safsata) biçimde, bu yazarın bir eşcinsel olduğu yazılıyordu. Yazarın argümanlarına değinilmiyordu(kapitalizmi savunanlara bakın, bu tarz komlo propagandaları papağan gibi tekrar ederler, safsata olduğunu anlatsanız dahi, robot gibi, aymazca sürdürürler)... Yanlış hatırlamıyorsam, olaydan ve gazetecinin intiharından(ki intihar mıdır? şüpheli) 7-10 yıl sonra açılan CIA arşivlerinde gerçek ortaya çıktı, gazeteci doğru ve gerçeği yazmıştı. peki buna rağmen, her gün kafamızda yalan yanlış boza pişiren kapitalist medya ve milyonlar tepki verdi mi? hayır, ne gazetecinin neo-liberal propagandayla katledilmesine karşı ne de CIA nın uyuştrucu organizasyonuna karşı gerekli tepki gelmedi. Yeterli bilgi de edinilemedi çünkü baron gazetesi konuyu ya işlemedi ya da geçiştirdi... Birde zombilere şunu aşılamışlar, inandırmışlar, kapitalizm sömürü sistemi ve felaket ise, neden gazetelerimiz bunu yazmıyor, demek ki kim yazıyorsa yalandır, ideolociktir, akıl-mantığın bu kadar devredışı kalmasına artık ne demeli? devreler tamamen yanmış...

Elbette bu konu-başlık ele alınmalıdır, lakin, gerçek, amaç-sebep, kerameti kendinden menkul kişiler ve ilaçlar vb olarak görülmemeli, indirgenmemelidir, bunlar birer araç-sonuç olabilirler... Safsatalardan uzak durabilirsek, safsatasız açıklayabilirsek kafi, kaldı ki, safsataları anlamamız çok kolay... Felaket çıkarları anlamlı kılan koşullardır, o koşullar değişirse, o çıkarlar da son bulur ve münferit, kişisel davranışlar geneli belirleyemez ve sönümlenir...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 05-06-2019, 18:46
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya hiç kapitalizm yaşamamış olsa idi bu gün ne durumda olurdu acaba.? Dünyada fazlalıklar veya eksiklikler ne olurdu.
Bu soru soyut bir şey mi anlatıyor .
Kapitalizm olmamış olsa idi dünya hala feodalizm le yönetiliyor olurdu. Yani uçak bulunmamış robotlar icat edilmemiş olurdu.
Dediğim gibi, sorduğunuz soru anlamsız, muğlak ve ancak kurgusal, senaryolara dayalı varsayımlar üretilir ki, ifadelerin yanlış. Varsayımdan, zaten olmuş olanı yargı haline getirmek, bu oldum, olası hatadır, pekala bende size kapitalizm olmasaydı, nomunalizm olurdu, yine olurdu dersem ne olacak? Bu seferde öyle bir şey olmamış, kapitalizm olmuş mu diyeceksiniz, tamamen hata, zira siz "olmasaydı" diye sormuştunuz...

Ne yazık ki, sistemin ne olduğunu, insan ve emek, ihtiyaç ve karşılama faktörlerini yeterince bilmediğinizi düşünüyorum... öne sürdüğünüz buluşlar vs toplumsal emeğin, birikimin ürünüdürler ve mutluluk verir. Kapitalizm olmasa da insan ihtiyaçlarını karşılamak ve kolaylaştırmak yolunda devam edecektir -ki kapitalizm zaten bu sayede, insanın üretkenliği ve emeği üzerine anlam kazandı. Yani emek-üretimin(kafa emeği de dahil) var edeni değil, bireysel çıkara dayalı istismarı, kullanımı-sömürüsü esasını taşır. Elbette kullanışın motivasyonu, ilerleme açısından itekleyici rol oynar, ancak bir sistem tüm yönleriyle buraya indirgenemez ve olmasa, ilerleme olmazdı denemez, dogma olur(cevap verirseniz benimle bu noktayı tartışmaya kalkarsınız ki farkındayım, ama dediğim gibi, olguya dair anlam taşımaz. Örnek verirsem, Darwin olmasaydı, evrim olur muydu? Teorisi olur muydu? Evet olurdu, insanlığın birikiminden söz ediyoruz, kapitalizm olmasaydı insanlık ilerler miydi? evet ilerlerdi -ki zaten ilerlemiş, emek ve üretkenliğin birikimi...).

Aslında ilerlemenin en önemli faktörlerinden birisi, ihtiyaç, zayıflık ve çatışmadır. İhtiyaçların karşılanması, korunma ve doğada yaşam... örneğin tekerleği, ateşi, giysiyi, mızrağı, yayı, baltayı, barınağı, koyunu evcilleştirmeyi, üretimi, böylece ustalaşmayı, zanaatı vb kapitalizm bulmadı, insanlık buldu... İnsanlık diyorum, çünkü her buluş, toplumsal birikimle anlam kazanıyor. örneğin konuşmayı, 2 ile 5'i çarpmayı kimden öğreniyoruz? Temelde esasında kar gütmeyen ve kapitalist olarak nitelendirmemizin mümkün olmadığı buluşlar, toplumsal bir emek-üretim-birikim(toplumsal bellek de dahil) yatar, ki buluşların esası ne kapitalisttir ne de kar amaçlıdır, kapitalizmle sektör haline getirilmesi çok daha sonradır ve hala, kapitalist niyet taşımayan buluşlar yapılmaktadır, kapitalistler de sermaye gücüyle sektör haline getirmektedir vs... Toplumsal birikim açısından çarpanlı artım birikimi vardır ki, formüle etsem, 10 satır sonra çıkan değere şaşırır kalırsınız. Diyalektik konusunu kavramanız ve anlamanız gerekebilir, birikimler artanlı ve çapraz ilişkilerle ilerler ki, bir noktaya, eşiğe gelince büyük fark, sıçrama oluşturur. 3, 3+3=6, 6+3=9 gibi, iki adımda, üçe katladı, çapraz ilişki ağını da dahil edersek o zaman toplama değil, çarpma işlemi kullanırız, sonuç 2 adımda, 9 kat olur...

Örneğin, sosyalizm, feodalizm temelinden anlam kazansaydı, hala aynı dünyada mı yaşayacaktık? Şeyh Bedreddin kapitalist miydi? Manifaktürü doğuran kapitalizm değildir, ama bu açıdan bakarsak kapitalizmi anlamlı kılan manfaktürdür ve tarihi daha öncedir. İnsan, aslında ihtiyaçları uğruna üretiyor, sınıflı toplumlar ise, bu üretimin, yani emeğin sömürüsü üzerine anlam kazanıyor... kapitalizm emek ve ürünü temsil etmiyor, kapitalizm emek ve ürünün, toplumsal emeğin ve çıkarların, kişisel çıkarlar esasıyla suistimali, istismarına dayalı bir sistemi, sömürüyü de temsil ediyor. Yani, burada üretim amaç değil, sömürü(amaç) namına araçtır.. peki nasıl sağlıyor, işte bu konuda, NASIL sorunsalının, tümüne değil, propagandif vb araçlarına, sonuçları bakımından değinmiştik...

Bir diğer handikap ise, her sınıflı toplum, gericeleşmenin de, yani statükonunda sağlacıyısı olur ve her sınıflı toplum, yeni çağından, ortaçağına varır... yani olumlu rolü gibi, olumsuz rolü de oynar...

Hatta daha basit bir şey söyleyeyim, Büyük İskender vb... Attila, Avrupaya seferler düzenlemeseydi, muhtemel bizlerde olmazdık, ama başka insanlar olurdu, geriye doğru gitmek yeterli. "olmasaydı?" sorularını sorarken olgu değil, olay ekseninde ve tecrübe ders çıkartmak açısında kalmaya dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum.

Devamında yazdıkların da, ne yazık ki alakasız, eleştirdiğin ifadeyi hiç anlamamışsın... dilersen o ilgili yazımı tekrar oku, ve tekrar söylüyorum, kapitalizm bir hastalıktır yeter ki bu ifadenin -E GÖRESİNİ kavrayın, alakasız yerlere çarpıtmayın. Bir örnek, Psikopatoloji, bu kelimeyi duydunuz mu?

Bende herhangi bir buluşu gördüğümde sevinirim, benim sevinmem kapitalizmin bir çok yönüyle, ne olduğunu belirlemez ve bana ve sevinmeme bağlı değil. Materyalizm ve diyalektik, günümüz enjeksiyonuyla çözümleme ve kavraması kolay olmasa da, imkansız değil...

Ana damarlara yerleşmiş ve elbette salt kendisi namına sömüren, genişleyen ve klonlayan hele birde bedene hükmeder duruma gelmiş bir ur, bedeni düşündüğümüzde, hastalık mı, değil mi?
bedeni emek olarak düşünürsek, emek açısından durum nedir? Toplumsal yansımalara bakacaksak, ne gibi sorunlar doğurabilir? vs..

Bu sorulara yanıt verrirken, "işte buluş yapmış, teknoloji olmuş, Marx bir buluş görmüş sevinmiş vb", alakası var mı? Bu söylediğiniz farklı bir konu, yukarıdaki ifade ise farklı. "E GÖRELİK", bunu anlamak ve kavramaya çalışmanız gerekir, aksi taktirde her itirazınız safsata(mantık hatası) olmaktan öte gitmeyecek. Ne yazık ki Marx'ı da anladığınızı düşünmüyorum, "-e görelik" hatası, önemli bir sorun olarak öne çıkıyor gibi...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (05-06-2019 Saat 19:53 ) değiştirilmiştir. Sebep: 5 harf sırası hatası, artımlı birikim formülü eklendi.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 06-06-2019, 14:43
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Marx'ı da anladığınızı düşünmüyorum, "-e görelik" hatası, önemli bir sorun olarak öne çıkıyor gibi...

Eğer ben Marks ı anlamamışsam sen dahil kimse anlamamıştır. Sn Spartakus.
Bu kadar iddialıyım.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 06-06-2019, 16:20
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

sn Kartopu

kapitalizm uçağın bulunuşunun sebebi değil, mümkün sonuçlarından biridir.

marks'ı anlamak konusunda da kimsenin birbiriyle bişeyler yarıştırmasına gerek yok.
engels'in bi sözü var
markı anlamak için hegel'i anlamak gerekir gibiinden

diyalektiği iyi bilmek gerekir.
iktisat bilmek eko-politik bilmek gerekir

uzlaşmaz çelişkilerin sadece sınıflar arası değil üretici güçler arasında olduğunu da bilmek gerekir

bi yandan bakınca, aristokrasiyi burjuva yıkmış gibi görünür
diğer yandan tarıma dayalı feodalite bilimsel gelişmeler tarafından sanayi toplumuna ulaşılarak yıkılmıştır.

kapitalizm sanayi toplumuna dair üretim biçimlerinden sadece biridir

olmasaydı diye başlayan cümlelerin ise kendi zaten biraz sorunludur
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 06-06-2019, 20:50
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ama ne yazık ki kapitalizm var oldu. Uçak da bulundu Robotlarda icat edildi.
ve kapitalizm sayesinde değil, toplumsal emek, esas faktör budur ve tüm bu tür icadların çoğunun temelinde meta yani ticaret malı amacı yatmaz, kaç tane buluş inceledinz?
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Marx'ı da anladığınızı düşünmüyorum, "-e görelik" hatası, önemli bir sorun olarak öne çıkıyor gibi...

Eğer ben Marks ı anlamamışsam sen dahil kimse anlamamıştır. Sn Spartakus.
Bu kadar iddialıyım.
"e -görelik" demişim, buna dikkat edin yeterli. Eleştirileri ve argümanları görmezden gelerek, mesnedsiz biçimde, "Sen de" safsatası yapmışsınız, ama iddianızı objektif temellerle dile getirebilirseniz memnuniyetle okurum, ama önce bu konuda yaptığınız hatayı görmeye çalışın.
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kapitalizm hastalıktır demek doğru değildir. Kapitalizm sermaye birikimi olduğu kadar birde işçi sınıfına rakiptir ondan kurtulmak ister her ne kadar bu kurtuluş onun sonu da olsa yinede bunu ister.
İstemez, siz burada bir amaç, strateji öne sürüyorsunuz ve bu biçimde yargı doğru olmuyor. ne kadar işçi, o kadar fazla ürerim+kar+meta, bakın ifadelerinizin genelliği bir anlam ifade etmedi. kapitalist daha az maliyetle, daha fazla kar, üretim amacı da gütmüyor mu?. İşçiden kurtulmak istenci yani strateji(!) olarak düşünülmemeli, saltıklaştırılamaz. Sermaye nasıl birikir peki? Emek ve üretim orantısı bunun neresindedir? ne kadar emek o kadar fazla kar, üretim anlamına da gelmez mi? İşçiden kurtulursa ürünleri kim alacak? Robotların kullanımı, sırf işçiden kurtulmak için mi? Daha az maliyet ve hata -ki elbette burada işçinin ihtiyaç ve hakları ve iradesi vb de maliyet bazlı hesaba dayalıdır, salt ideolojik değil-, daha fazla üretim. Her koşulda ve yerde geçerli olmuyor, maliyeti düşürmüyor, aksine arttırabiliyor da. Zira makineyi alırken, makinesine göre yüklü miktarlarda para gerekirken ve ömrü, bakımı vs maliyeti karşılamaya yetmeyebilirken, işçi ise bedelsiz gelir. Kısaca basit idirgemelerle bakmamalı ve "e göreli" ele almalı... Her durumdan, her koşuldan, her sözden, yani GÖRECELİ durumlardan mutlak yargılar sakıncalıdır. pekala, işsizlik de, alım gücünü ve toplam sermaye birikimini de düşürmeyecek mi? kapitalistin yararına işleyen devletler nereye kadar tolare edebilir? Bu konular kapitalizmin bir dolu çelişki, handikap ve paradokslarıyla da ilgilidir ki, girmiyorum, yeter ki iğne ucu kadar göreceli bir parçadan, bütüne dair olmadık yargılar türetmeyin, "e göreliği" önemseyin. Bu iddianız kolayca çürütülebiliyor.

İşçi, burjuvaziye rakip değildir, genelleme geçerli değil.. Burada rekabet kavramı, stratejik ve hedef ortaklığı , kulvar bazlı anlamlı olur ki, bu iki sınıf aynı kulvarda, yarış halinde değiller... Yargılar üretirken bu kadar genelleyici ve basite kaçmamalı ve alıntı yaparken de "e göreliğe" dikkat etmek gerekir.

Siz Marx bir yerde şöyle demiş diyorsunuz (genelde) ama neye göre söylediğine dair ya bilginiz yok ya da nerede kullanabileceğinize dair yeterince irdelemiyorsunuz gibi, zira değindiğiniz konularla ilgili-alakalı olmuyorlar.
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu icatlar kapitalizm in işçi le rekabeti sonucu yaratılmış elbette
Dam üstünde saksağan dersem gücenir misiniz?
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani insan buharlı makinaları aşıp mıknatıslı motora geçtiğinde Marks seviniyor. Bu gün Robotları görse idi ne yapardı acaba
Demişsiniz, siz görünce ne yaptınız? Oysa bunlar ihtiyaca dair icatlardır, öne sürdüğün iddiaların namına hiç bir alakası yok. Toplum ihtiyacının farkındalığına erdiğinde, asıl faktör olan toplumsal emek ve birikimi yabana atmamamız ve mümkün mertebe ürün ile metayı ayırt etmek gerekir.

Siz insanlığın ilerlemesi ve gelişiminde, ihtiyaç ve emeği yok saymakla, ama bunun istismarını temel belirleyici kılmakla zaten baştan kaybettiniz. Gözünüze çalınan kapitalist istismarın üretkenliğini(META bazlı!), dönüp, toplumsal emeğin yerine geçirmekle, indirgemekle zaten Marx'ı anlamadığınızı göstermiş oluyorsunuz ve ne yazık ki Marx'ın konuyla ilgisi olmayan sözlerini de kullanarak...(konu uzamasın diye detaya girmiyor, alıntılar yapmıyorum)...

Toplumsal emek, buradaki toplumsal emeğe, ihtiyaç-gereksinimin bilinci!-, üretim, beyin emeği, toplumsal birikimler, bilim, sanat, kültür, fizik, matematik, dil, iletişim vb tümü de dahildir. Bunların kapitalizmden bağımsız varlığı başka, kapitalizm tarafından kullanımı, iteklenmesi, istismarı başkadır, her iki durumun da şu ya da bu yönde(e göre) avantaj, dezavantajları olur, ama ne yapmamalı, işinize gelen bir tarafı alıp, saltıklaştırıp, indirgememelisiniz. Marx bunu yapmaz, "ney-e göreliği" nettir, siz parçalardan, bütüne dair yargılar üretmekle kendiniz hata yaparsınız.

Buharlı makinenin üretimi(ki bir subayın ağır topları taşımak ihtiyacıyla tasarımı, buluşuyla başlar), pusula, radyo sinyalleri, haberleşme, aklınıza gelecek en temel ilerlemeler, buluşalr da amaç META olmadığı gibi, kapitalistlerin ve salt bireylerin eseri değiller, o her birey 2 ile 5'i çarpmayı dahi toplumsal emek ve birikimden edinir. sizin yanılgınız, kapitalizmin toplumsal emek üzerindeki mülki ve üretim ilişkilerinin, sizde olşturduğu aitlik, sırf kapitalizme indirgeme hatasıdır. Bu detayı izah edebildiğimi düşünüyorum. Ayrıca gayet açık biçimde dile getirdim, öncelikle esas almamız gereken toplumsal emek ve bu emeğin kapitalist istismarını görebilmemizdir ve evet bu, hem meta, kar amacı hem de talep ve arzın ölçeğiyle de itekleyici bir rol oynar, ama ağaç yoksa, ağaç mantarı da yoktur, parçaları da doğru yerleştirmeliyiz...

Marx'ı anlamak istiyorsanız, önce varsayımları bırakmak gerekir ve tek yönlü değil, çok yönlü bakmayı yani "neye göreliği" ve parçadan, safsata yargılara çıkmak değil, toplamda bütünleyebilmeyi başarmak gerekir. kapitalizm olmasaydı diye soruyorsanız, ilerleme yine olacaktı, belki daha da iyi olacaktı... Yerine neyi öngörüyoruz belli değil çünkü sorunuz varsayıma dayalı... toplumsal emeği istismar etmeyen bir sistem de çok daha ileri sonuçlara varabilirdi, değil mi? Varsayımdan yola çıkıyorsunuz ve "olgu" bazlı bakıldığında bilimsel bir değeri yok. Olmasaydı gibi sorular, olay ekseninden çıktığı an, bilimden dışa çıkmanın aracı, safsata haline gelir. Burada olay ile olguyu ayırt edememek arasında ince bir çizgi vardır. Bilim öncelikle gözlem+deney gerektirir, varsayım öne sürdüğünüz an, bilimden olduğu kadar Marx'dan da koparsınız.

Öncelikle ortaya koymamız gereken toplumsal emektir, yok saydığınız an, Marx'ı unutabilirsiniz... Marx şurada şöyle demiş, iyi de, neye göre demiş, konu neymiş, ele aldığımız konuyla ilgili miymiş?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (07-06-2019 Saat 01:46 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:49 .