Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 10-02-2022, 17:16
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yazım yine bölünmüş. Sinirlerimin yıpranmaması için görmezden geleceğim. Ciddi bir yanıt alana kadar bu tip yanıtları görmezden geleceğim.

Böldüğün yazı yazara değil, sana aittir. Kendi kendine yazdın durdun ben okumadım, beni ilgilendiren bir durum yok.

"O anlama gelir", peki. O nasıl bir anlamsa, "O"nda her şey var, "O"nda bir sır var. Sonsuzluk bile "tam da O" anlama geliyor. Vayy bee. O ne peki?

Belki böyle biraz anlarsın diye bekliyorum, belki, birazcık.

Ee??

Peki.

Size öyle öğretilmiş olabilir, bize öyle bir şey öğretilmedi. Öğrenme hayat boyudur, gerçek öğretmen sensin, benim kendi öğretmenim benim. Her öğrendiğin önemli bir şeydir. Yukarıda sana bir şey öğrettim, sen öğrendin mi? Sanmıyorum. Çünkü baştan belli birilerinin sana bir şey öğrenmesine angaje olmuşsun. Birileri doğru öğretmen, onlar öğretince alıyorsun, ben öğretince onu almıyorsun, kafandaki öğretmen tanımına uymuyorum çünkü. Herhalde öyle, aklıma başka bir şey gelmiyor.


Sence varlıkta ilk hareket var mı ?

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 11-02-2022, 09:15
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Sence varlıkta ilk hareket var mı ?
Ne dersem tersinden argüman geliştireceksin. Ne gerek var? Sen söyle hele, sence varlıkta ilk hareket var mı? Konuyu aç biraz. Ben onun üstünden konuşurum. Kolay gelsin.
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 11-02-2022, 17:22
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne dersem tersinden argüman geliştireceksin. Ne gerek var? Sen söyle hele, sence varlıkta ilk hareket var mı? Konuyu aç biraz. Ben onun üstünden konuşurum. Kolay gelsin.
Varoluşunu ya da ortak varoluşumuzu sorguladığımızı, bunlara dair temel bir algı yapılandırdığımızı varsayalım nereden başlayacaksın, başlardın ve bunu nasıl yapardın?

İkincisi yukarıda yazılanlar hakkında. Sonsuza kadar sen, ben ya da başkaları bir şeyler yazacak ve bildirimler verecek ve bu hep böyle sürecek gibi görünüyor.

Sana ilk hareketin varlığı, olanağı soruluyor çünkü ya bunun üzerine düşünmen öneriliyor ya da bunun üzerine düşünüp durup durmadığın görmek isteniyor ve ya da bu yapılmadıysa belki seninde bunu farketmeni sağlardık çünkü diğer durumda neyi tartışıyoruz

Nasıl bir varlık ya da ontoloji tabanı ya da algısı kullanıyorsun bilmiyorum. Aslında bunlar konumla ne kadar ilgili ve bunların bir önemi var mı onu da bilmiyorum.

Başlık şu nedenle açıldı. Alternatif, genel toplumca kabul görmeyen, sayılmayan, çoğunca da hiç bilinmeyen ve duyulmamış okuma ve araştırma alanlarına giriştik. Buralarda bulduğumuz fikirlerden biri de şuydu. İnsanların dış uzayın güçlü varlıkları tarafından geçmişte ziyaret edilmiş, kolonizasyon ve köleliğe uğratılmış ve hatta genetik olarakta kırılmış vb. olabileceği düşüncesiydi ki bu düşüncelere yine bizi dış uzaydan bizim bilmeyeceğimiz karmaşık kontrol ediyor olabileceklerine kadar geniş fikirler eşlik ediyordu. Bir kaç yıl bana da saçma gelen bu şey üzerinde durdum ve sonra bana da mantıklı gözüktü. Sonra bunu kaynaklarıyla insanlara sunmayı denedim. Bunların tepki çeken ,alay edilen, ciddiye alınmayan düşünceler olduğunu gördüm ve bu tip bir bilgiyi içeren kaynaklar dışlanmıştı (şarlatanlık hurafe komplo adı alıyor, bilim akıldışı addediliyor). Yani resmi olarak neredeyse bunu sunup tartışamıyorsun. Bunun dışında öyle olmasına rağmen kişi olarak bunu ciddiye alıyorsun yani bu sana göre gerçekten olmuş ve oluyor olabilir. Yani bunu hiç konuşmamak hem kendi duygularına hem kendi kişisel gerçeğine hem de türüne karşı bir duyarsızlık olurdu. Bunun için çıkış çözüm yolları aradım ve bulamadım. Burada yeniden buna dair bir bunaltıyı ifade ettim.
İlk istenen bunun çarpıtılmamış bir empatisi. Yani şu anlamda .Tamam sen ya da başkası başka şey düşünür inanır ama en azından ifade edilene bir empati yapabilir. Onun dışında bunlar diğerlerimize ister inanç, ister hurafe ve ister akıldışı gözüksün bu tarafta şöyle algılanıyor. Gerçekliğini ya da hafızasını yitirmiş ve tüm bunlardan kaçan bir kitle...

Bunun dışında başlığım bir ontoloji içeriği değildi. Evrim köken kavramından dağılarak oraya geldi.

Son olarak sanırım simulasyoncu diye bir kavramınız var . Daha önce de belirttim. Bu olayların kontrolünü ve iradenizi dışa yüklemenizi sağlar ve böyle bir yapılandırmayla nasıl bir ontolojik bilgi yapılandırılabilir emin değilim.. Yani simulasyoncu şu bu kavramı dışında kişi kendi üzerinden bağımsız bir ontoloji soruşturması sürdürmeli.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 15-02-2022, 15:45
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Varlık süreksiz ve çelişkili, yokluk sürekli ve tutarlıdır.

Gerçek diye bir şey yoktur. Gerçek süreksizdir, bazen gerçek olur bazen gerçekdışı.
.
Varlık sonsuzdur diyorum

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen söyle hele, sence varlıkta ilk hareket var mı? Konuyu aç biraz. Ben onun üstünden konuşurum. .
İlk hareket çelişiktir

Neden bunu soruyorum?
Çünkü genelde şöyle cevap verilir. Varlık yoktan var ve vardan yok olamaz o halde ezeli -geçmişsiz- (*bir şeyler*) olmalıdıır ve o halde ilk hareket olamaz diye yanıtlanır

Ben de bunun üzerinden geçmişin bir başlangıç ya da ölçme noktası olamayacağını -hareketin sonsuzluğunu ve ilksizliğini- tekrar vurgulamaya çabalarım

İşin aslı geçmiş geçmişte olamaz. Yani geçmiş hem önce değildir hem de önce de değildir. Zaman tamamen görecelidir.

Bunu hem teologlaa hem de bilimsel oluşma gelişme açıklamaya çabalayanlara söylüyorum.

Cümlenin doğrusu şudur.

Varlık yoktan var ve vardan yok olamaz o halde ezeli -geçmişsiz olmalıdıır (yani varolmaıştır çünkü yok değildi)
Gerçeklikte doğamaz beliremez o halde ezeli -geçmişsiz- olmalıdır

Bu tam bir sonsuzluktur
Açık bir sonsuzluk,

Oluşma temellenemez çünkü köken yoktur.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 15-02-2022, 16:23
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

Sayın İçtenlik,

İki şeyden birini yapmanız lazım. Konuyu çerçevenin dışına çıkarmamak gerektiğini söylediğiniz için çok da fazla bir şey yazmadan sakince bekliyorum. Simülasyon konusu simülasyon konusunda tartışılmalı, onu orada zaten tartışıyoruz. Ancak burada da vermeniz gereken ikinci bir karar var. Ontoloji konusuna girmek veya uzak durmak. Hem uzak durmak isteyip hem argüman geliştirdiğiniz zaman olmuyor, cevap hakkı doğuyor. Burada da eğer amaç dinlerin kökenini incelemekse, ontoloji burada çerçevenin dışında kalır. Bu yüzden, daha doğrusu bu kabulle ben şimdilik ontolojiyi konunun dışında bırakmaya çalışacağım. Ama simülasyon konusu yine ihtimal anlamında konuya dahil olabilir. Çünkü tüm her şeye alternatif seçenekler sunuyor.

Bahsettiğiniz dış müdahaleyi dini olduğu iddia edilen metinlerden araştırdım. Çünkü insanlar etraflarından duydukları şeyleri dini metinlere aktarıyorlar ve dini kitaplar bir nevi efsanelerin ve söylentilerin olduğu tarihsel kayıtlar haline geliyor.

Bu bağlamda, Enoch'un kitabının düşmüş melekler bahsini irdelemek ciddi yarar sağlayabilir. Ben biraz bakmıştım. Efsaneye göre bunlar bir grup melek, dünyadaki kadınlara tecavüz ediyorlar ve veledi zinalar doğuyor. Bu veledi zinalar üstün yeteneklere sahip, yarı insan yarı cin. Ama tabi, bu özellikleri nedeniyle kendilerini Tanrı gibi görüyor ve etrafa öyle gösteriyorlar. Bunlar sonra zamanla firavunlara dönüşüyorlar. Aslında mucize denen şeyler, bu efsanelere göre, var olmaları gerekiyor.

Ben konunun farklı bir boyutundan da yaklaşıyorum. İnsanlar gerçek manada geri zekalıdır, herhangi bir buluş yapacak yetenekleri yoktur. Ben bunu neye dayanarak söylüyorum? Şimdiye kadar bir çok branştan bir çok "konunun en iyisi" denebilecek profesörle tanışmış olmaktan dolayı. Ve baktığında, bir çok buluş aslında rastlantısal şekillerde ortaya çıkmaktadır. Elektrik, ampul, yerçekimi (!) gibi konular buna örnek verilebilir. Yani, içsel başka bir şey mi var? Görünüşe göre bu buluşları salt düşünüp hesap yaparak bulmuyorlar, bir şey tetikliyor. Çünkü, yaptığım gözlemlerde çok bilenlerin aslında çok bilmediğini, sadece çok araştırdığını ve çok yazı okuduğunu, bunun sonunda okuduklarının fazla olduğunu gördüm. Yani, ne kadar çok kitap okursanız ve okuduğunuz konulara hakimseniz o kadar bilgili sayılıyorsunuz. Halbuki bu durum sizi okuduğunuz şeylerin esiri yapıyor. Okuduğunuz her şey sizi aslında yönlendiriyor ve bir çerçevenin içine sokuyor. Çok şey bilmeniz aslında sizi yeni bir keşif yapmakta daha şanslı duruma getirmiyor, sadece bilgi daireniz daha büyük oluyor, ama yine o dairenin dışına çıkamazsınız. Orada artık dış bir müdahale oluyor. Bu dış müdahale belki düşmüş meleklerden, ordan da firavunlardan kalma genetik bir özellik olabilir, araştırmak lazım. Sıfır kan grubu hakkında söylentiler var, bilemiyorum artık, ne derece doğrudur. Kandaki bazı özelliklerden belki bu durum anlaşılabilir. Belki PCR testlerinin gerçek amacı firavun soyunun akrabalarını bulup bir araya gelmeleri için bir yoldur. Her şey olabilir.

Hiç kimseye güvenmiyorum, sen dahil, ben dahil.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 15-02-2022, 18:46
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın İçtenlik,

İki şeyden birini yapmanız lazım. Konuyu çerçevenin dışına çıkarmamak gerektiğini söylediğiniz için çok da fazla bir şey yazmadan sakince bekliyorum. Simülasyon konusu simülasyon konusunda tartışılmalı, onu orada zaten tartışıyoruz. Ancak burada da vermeniz gereken ikinci bir karar var. Ontoloji konusuna girmek veya uzak durmak. Hem uzak durmak isteyip hem argüman geliştirdiğiniz zaman olmuyor, cevap hakkı doğuyor. Burada da eğer amaç dinlerin kökenini incelemekse, ontoloji burada çerçevenin dışında kalır. Bu yüzden, daha doğrusu bu kabulle ben şimdilik ontolojiyi konunun dışında bırakmaya çalışacağım. Ama simülasyon konusu yine ihtimal anlamında konuya dahil olabilir. Çünkü tüm her şeye alternatif seçenekler sunuyor.

Bahsettiğiniz dış müdahaleyi dini olduğu iddia edilen metinlerden araştırdım. Çünkü insanlar etraflarından duydukları şeyleri dini metinlere aktarıyorlar ve dini kitaplar bir nevi efsanelerin ve söylentilerin olduğu tarihsel kayıtlar haline geliyor.

Bu bağlamda, Enoch'un kitabının düşmüş melekler bahsini irdelemek ciddi yarar sağlayabilir. Ben biraz bakmıştım. Efsaneye göre bunlar bir grup melek, dünyadaki kadınlara tecavüz ediyorlar ve veledi zinalar doğuyor. Bu veledi zinalar üstün yeteneklere sahip, yarı insan yarı cin. Ama tabi, bu özellikleri nedeniyle kendilerini Tanrı gibi görüyor ve etrafa öyle gösteriyorlar. Bunlar sonra zamanla firavunlara dönüşüyorlar. Aslında mucize denen şeyler, bu efsanelere göre, var olmaları gerekiyor.

Ben konunun farklı bir boyutundan da yaklaşıyorum. İnsanlar gerçek manada geri zekalıdır, herhangi bir buluş yapacak yetenekleri yoktur. Ben bunu neye dayanarak söylüyorum? Şimdiye kadar bir çok branştan bir çok "konunun en iyisi" denebilecek profesörle tanışmış olmaktan dolayı. Ve baktığında, bir çok buluş aslında rastlantısal şekillerde ortaya çıkmaktadır. Elektrik, ampul, yerçekimi (!) gibi konular buna örnek verilebilir. Yani, içsel başka bir şey mi var? Görünüşe göre bu buluşları salt düşünüp hesap yaparak bulmuyorlar, bir şey tetikliyor. Çünkü, yaptığım gözlemlerde çok bilenlerin aslında çok bilmediğini, sadece çok araştırdığını ve çok yazı okuduğunu, bunun sonunda okuduklarının fazla olduğunu gördüm. Yani, ne kadar çok kitap okursanız ve okuduğunuz konulara hakimseniz o kadar bilgili sayılıyorsunuz. Halbuki bu durum sizi okuduğunuz şeylerin esiri yapıyor. Okuduğunuz her şey sizi aslında yönlendiriyor ve bir çerçevenin içine sokuyor. Çok şey bilmeniz aslında sizi yeni bir keşif yapmakta daha şanslı duruma getirmiyor, sadece bilgi daireniz daha büyük oluyor, ama yine o dairenin dışına çıkamazsınız. Orada artık dış bir müdahale oluyor. Bu dış müdahale belki düşmüş meleklerden, ordan da firavunlardan kalma genetik bir özellik olabilir, araştırmak lazım. Sıfır kan grubu hakkında söylentiler var, bilemiyorum artık, ne derece doğrudur. Kandaki bazı özelliklerden belki bu durum anlaşılabilir. Belki PCR testlerinin gerçek amacı firavun soyunun akrabalarını bulup bir araya gelmeleri için bir yoldur. Her şey olabilir.

Hiç kimseye güvenmiyorum, sen dahil, ben dahil.
Sayın LEVH

Konuyu çerçeve dışına çıkarmamadan ziyade gelinen tartışmanın aşamalarını anlatmak ya da kaydetmek istedim ki ya da anafikir ve bağlan bir kez daha bilinsin
anlasın/tanınsın vb istedim diyelim

Sen şimdi;
konuda evrim geçtiği ve evrim temel köken belirlediği ve bunun üzerine ben de bir köken temel olamayacağını belirlemek ve açmak için varlık sonsuzdur, kesintisizdir ve süreklidir de dediğim bir iletiye yok öyle değildir yokluk kesindir gibi bir şeyler yazman ve bunun üzerine benim sana (bana göre) kişisel çelişkini gösterebilmek için ilk hareket kavramını getirmem üzerinden sorumu da yanıtlamayarak buraya vardın

Yani bu yazılanlar da o halde konu çerçevesi dışında gözüküyor

Konunun eğer bir çerçevesi varsa bence şu ya da şuna benzer yanıtlardı

Örn.
Evet haklısın sadece big-bang öncesini anlamak için 9 ayrı kuram/nazariye/varsayım yapılandıranlar bi varsayım/hipotez olarak bunu bilim gövdesinde tutmalı ya da araştırmalı-soruşturmalıydı çünkü tersi dürüst değil

ya da

Hayır haksızsın bilim elinde henüz bunu varsayım (hipotez) olarak bile ele alabilecek kadar verisiz olduğu veri kıtlığı çektiği için bunu yapamaz

ya da

evet haklısın umarım bir gün böyle şeyler alternatif paradigmalar karşı-bilim, bilim karşıtı olarak değil de özgür düşünce ve araştırmalar olarak görülür de komplo şu bu etiketi almadan daha özgürce tartışabiliriz

hya da

hayır bilim ne amaçla niye kozmolojik bilinemez öngörülemez varlıkların geçmişte bizi denetlemiş bizimle etkileşmiş olabileceğine dair kuram oluştursu nay datartışam yürütüsün ki

ya da

bilim dinlerin kökeni ya da dinlerin tarihinin incelenmesi gibi tartışmalara tarafsız olmalıdır ya da bu bilimin işi değildir

gibi....

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 15-02-2022, 19:00
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Açık olalım benim anlattığım başka bir şey. Bu tip düşüncelere komplo şarlatanlık hurafe adı takılması (etiketlemesi yapılması) çok kolay ve bu kurumsal bilim bilgisi ve gücü dayanak gösterilerek/yapılarak (arka tutularak) ( onun verdiği yetki,, cüret ve güce dayanarak bir toplumsal polislik ve sözde sağduyu hatta gövde gösterisiyle de birlikte) yapılır ya da bir çeşit felsefe akımı, ideoloji, dünya görüşü diyelim..

Ben uygun bakış açısıyla olasılık varsayım hipotez düzleminde bu bilim yapılabilir dedim
Buna dair de tepki izledim ilgiliye okuyucuya bir şeyler hatırlatma ya da göstermek istedim diyelim

Birilerini olasılığı ya da varsayımı (hipotezi) kafasında bilim kapsamına almaya kendini açıp açmayacağına dair çünkü varsayımını bile olasılık kapsamında inceleme çoğu zaman reddedilir
Bunun dışında dayanağın otoriterliğine dair bir gönderme var.

Şu son dediklerimin anlanması dışında benim buraya kattığım kişisel bunaltıya empati duyulacağını sanmam
Yani çerçeveye girmeyeceksiniz. Çerçeveye girme başka bir çerçeveden çıkışı gerektiriyor -muhtemelen konfor bölgesi ve alanı ki sürü/topluluk gücü birikimi seçimleri vs dahil orada baskın vs uzun hikaye:

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 15-02-2022, 20:01
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

LEVH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın İçtenlik,

İki şeyden birini yapmanız lazım. Konuyu çerçevenin dışına çıkarmamak gerektiğini söylediğiniz için çok da fazla bir şey yazmadan sakince bekliyorum. Simülasyon konusu simülasyon konusunda tartışılmalı, onu orada zaten tartışıyoruz. Ancak burada da vermeniz gereken ikinci bir karar var. Ontoloji konusuna girmek veya uzak durmak. Hem uzak durmak isteyip hem argüman geliştirdiğiniz zaman olmuyor, cevap hakkı doğuyor. Burada da eğer amaç dinlerin kökenini incelemekse, ontoloji burada çerçevenin dışında kalır. Bu yüzden, daha doğrusu bu kabulle ben şimdilik ontolojiyi konunun dışında bırakmaya çalışacağım. Ama simülasyon konusu yine ihtimal anlamında konuya dahil olabilir. Çünkü tüm her şeye alternatif seçenekler sunuyor.

Bahsettiğiniz dış müdahaleyi dini olduğu iddia edilen metinlerden araştırdım. Çünkü insanlar etraflarından duydukları şeyleri dini metinlere aktarıyorlar ve dini kitaplar bir nevi efsanelerin ve söylentilerin olduğu tarihsel kayıtlar haline geliyor.

Bu bağlamda, Enoch'un kitabının düşmüş melekler bahsini irdelemek ciddi yarar sağlayabilir. Ben biraz bakmıştım. Efsaneye göre bunlar bir grup melek, dünyadaki kadınlara tecavüz ediyorlar ve veledi zinalar doğuyor. Bu veledi zinalar üstün yeteneklere sahip, yarı insan yarı cin. Ama tabi, bu özellikleri nedeniyle kendilerini Tanrı gibi görüyor ve etrafa öyle gösteriyorlar. Bunlar sonra zamanla firavunlara dönüşüyorlar. Aslında mucize denen şeyler, bu efsanelere göre, var olmaları gerekiyor.

Ben konunun farklı bir boyutundan da yaklaşıyorum. İnsanlar gerçek manada geri zekalıdır, herhangi bir buluş yapacak yetenekleri yoktur. Ben bunu neye dayanarak söylüyorum? Şimdiye kadar bir çok branştan bir çok "konunun en iyisi" denebilecek profesörle tanışmış olmaktan dolayı. Ve baktığında, bir çok buluş aslında rastlantısal şekillerde ortaya çıkmaktadır. Elektrik, ampul, yerçekimi (!) gibi konular buna örnek verilebilir. Yani, içsel başka bir şey mi var? Görünüşe göre bu buluşları salt düşünüp hesap yaparak bulmuyorlar, bir şey tetikliyor. Çünkü, yaptığım gözlemlerde çok bilenlerin aslında çok bilmediğini, sadece çok araştırdığını ve çok yazı okuduğunu, bunun sonunda okuduklarının fazla olduğunu gördüm. Yani, ne kadar çok kitap okursanız ve okuduğunuz konulara hakimseniz o kadar bilgili sayılıyorsunuz. Halbuki bu durum sizi okuduğunuz şeylerin esiri yapıyor. Okuduğunuz her şey sizi aslında yönlendiriyor ve bir çerçevenin içine sokuyor. Çok şey bilmeniz aslında sizi yeni bir keşif yapmakta daha şanslı duruma getirmiyor, sadece bilgi daireniz daha büyük oluyor, ama yine o dairenin dışına çıkamazsınız. Orada artık dış bir müdahale oluyor. Bu dış müdahale belki düşmüş meleklerden, ordan da firavunlardan kalma genetik bir özellik olabilir, araştırmak lazım. Sıfır kan grubu hakkında söylentiler var, bilemiyorum artık, ne derece doğrudur. Kandaki bazı özelliklerden belki bu durum anlaşılabilir. Belki PCR testlerinin gerçek amacı firavun soyunun akrabalarını bulup bir araya gelmeleri için bir yoldur. Her şey olabilir.

Hiç kimseye güvenmiyorum, sen dahil, ben dahil.
Konunun çerçevesi değil ama konuya çerçeve sağlayan çerçevemi daha önce de açtım

Dış müdaheleyi ben aslında dini olduğu iddia edilen metinlere dayandırmıyorum. Asıl dayandığım metine dayanırsam metin sorgulanmıyor çünkü metnin edinilme biçimi sorgulanıp işin içinden çıkılmıyor ve sonuçta üç beş insanın birleşerek yazdığı bir tür hayalgücü ama daha özelde şarlatanlık addediliyor. Bu gönderi de ona açık atıf yapmadım çünkü bu zeminden sıyrılmanın yolunu arıyordum diyelim ama ben de o bağlamda (Kasyopya denen) bir kaç şey ekleyeyim

Kasyopyanın düşmüş insanlar bahsini incelemenin yararı olabilir. Anlatıya göre bunlar bir grup insan bile olmadan önce birlik olarak tasvir edilen bir imgeden koptular ya da zaten akış/süreç böyle işliyor ve düşen melek efsanesindeki düşen melekte insanın kendisidir. Meleğin insanla çiftleşmesine gelince bu düşen bu dünyada bir yardır. %50 gibi. Diğer yarı yerlidir ve bunlarda yine evrensel sembollerdir yani süreç böyle olur işler.
Evrim ağacı adlı siteden getirdiğin simulasyon alıntısındaki gelecek geçmişi simule ediyor kavramı gibi düşünelim. Geçmişten geleceğe zaman akışı düşündüğümüz gibi gelecekten geçmişe zaman akışı düşünelim. %50 yerli denilen bölüm doğal evrim diyebileceğimiz şekilde doğanın evrimidir. Bu doğa da evrilerek hayvanın insan olmuşu gibi. Diğer %50 uluslarası vatandaş gibi kozmolojik çeşitlilik ve daha önce belirtilen bu alt evrim sürecinin yaşamış üst benliklerden oluşur. Bu ikisi buluşur harmanlanır ve bu doğal oluş ya da kaderdir:
Bu anlatıda hatalıdır çünkü zaman çerçevesi içerir ve zaman çerçevesi ortadan kaldırılırsa bir ayrım yok..

İnsan genetiğinden öyle firavun soyu dediğin gibi bir ayıklama yapamazsın, bilincin kökeni aynı değil, bilinç yakalanamaz, kısmen somutlaştırılabilir. Bu teknoloji simulasyoncularında var.

O bağlamda da sizin simulasyon dediğiniz kafa karışıklığını gidermeniz için yine Kasyopya incelmenin yararı olabilirdi çünkü kendi gezegenini terketmiş uzayda otel gezegen arayan ve bu nedenle dünyaya göz dikmiş ama dünya gezegeninin gelecekteki bir zaman mekan sektörü sıçramasını (evrimsel geleceğini) bekleyen kollayan çünkü şu an bizden evrimsel olarak ileri bir zaman mekan sektöründe varolan simulasyoncu dediğiniz şeye benzer bir üst ırktan/uygarlıktan sözediyor.
Daha önce de yazdığım gibi bu içerik geçmiş kutsal kitaplarınızın Babil kafesi dediği biçimde gezegenin dış elektromanyetik doğal ızgaralarıın teknoloji değsteğiyle uygun hale getirilerek kullanımı yoluyla oluşturuluş bir yapay zeka kontrol ağından sözediyor: Yani sizi bu yolla simule ediyorlar.

En azından söylenenin elleri ayakları yere basıyor çünkü yüksek teknoloji üstboyutsal bir uzay gemisinde güneş yakınında konaklayıp sizi işgale hazırlanıyorlarsa kim olduklarını bilirsin. Ne olduklarını açıklayabilirsin. Fizik varlıklarına atıfta bulunabilirsin. Nasıl simule
ettiklerine dair bir fikir sunar ama bu resmi anlatının bir parçası değildir ve o yüzden aktarmana rağmen kulak arkası edilir ve dinlenmez. Yani ,senin simulasyon fikrini birileri sevmesede katlanır ya da dinler ya da resmi bir engele takılmaz.

Benim yazdıklarımı yazarsan herkes zırva hayal ürünü şarlatan bilgileri der geçer gider. Yani sende kulak arkası edip geçeceksin çünkü elinde çok güçlü yarı resmi simulasyon hipotezi var. Benim ki gayrı resmi. Tavan arası bilgi. (merdivenaltıın tersi)

Bu başlığı sağlayan çerçevenin üst çerçevesi bu ki daha hala ilk çerçeveyi çözemedik.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 16-02-2022, 00:18
Pasteur Pasteur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 06 Jul 2021
Mesajlar: 601
Standart

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Varlık yoktan var ve vardan yok olamaz o halde ezeli -geçmişsiz olmalıdıır (yani varolmaıştır çünkü yok değildi)
Gerçeklikte doğamaz beliremez o halde ezeli -geçmişsiz- olmalıdır

Bu tam bir sonsuzluktur
Açık bir sonsuzluk,

.
Bilimde aksine bir şey söylemiyor zaten!

Bu evrenden önce değişik yasalar olabilir. Cosmos "big bang" teorisi ile uzay zamansal gelişmeye- evrilmeye başlamış olsa bile, öncesinde de var olmalı ve ondan önceki yasaların ne olduğu konusu doğal olarak bilinmemektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 16-02-2022, 01:19
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Pasteur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilimde aksine bir şey söylemiyor zaten!

Bu evrenden önce değişik yasalar olabilir. Cosmos "big bang" teorisi ile uzay zamansal gelişmeye- evrilmeye başlamış olsa bile, öncesinde de var olmalı ve ondan önceki yasaların ne olduğu konusu doğal olarak bilinmemektedir.
Şimdi ne varsa o ve şimdi ne oluyorsa o ,eski (önceki) yasa değişik yasa diye bir şey olamaz

Devimin varoluşun şu an karakteri neyse sonsuz odur

Bilim muhtemelen onu da söylemiştir (kuantum teorisi, paralel evrenler, büyük sekme vb) anlıyorum

Şöyle bak

Pasteur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Bu evrenden önce değişik yasalar olabilir. Cosmos "big bang" teorisi ile uzay zamansal gelişmeye- evrilmeye başlamış olsa bile, öncesinde de var olmalı ve ondan önceki yasaların ne olduğu konusu doğal olarak bilinmemektedir.

Bu evrenden sonra değişik yasalar olabilir

Cosmos "big cruch" teorisi ile uzay zamansal gerilemeye- tersi evrilmeye başlamış olsa bile, sonrasında da var olmalı ve ondan sonraki yasaların ne olduğu konusu doğal olarak bilinmemektedir.

Zaman nasıl ele alınmalı bilmiyorum ama bana göre zaman başlangıç noktası bulunan bir doğru değil, ileri giden bir şey değil

Ses ve ışık şöyle yayılır. Her yönde genişleyen yayılan bir dalga yani yaklaşık bir küre

Zamanın doğrusal olduğunu sanmıyorum, nasıl ele alınması gerektiğini de bilmiyorum, kendi algımızla sınırlıyız bunu kabul edebilirdim

Realite farklı olabilir yasalar hayır. Duyumsamalar her yerde ve her zaman sonsuza dek döngüsel aynı olmalı
Sayısını üslü sayıların bile sürekli üsleriyle artan biçimde tüm evren sığdıramayacağımız kadar kozmos,evren gerçeklik bile olsa ve bu sonsuz sınırsız olasılık ve olanak potansiyeli varmış gibi bile olsa aynı döngü tekrar eder
Yani başka bir evren zamanda biri beni varolur, bu evren bu gerçeklik bin kez silinip gitse bile bile aynısı olur
Sayısını üslü sayıların bile sürekli üsleriyle artan biçimde tüm evren sığdıramayacağımız kadar alternatif gerçeklik bile olsa yine bir gezegende gelir bunlar olur ben diye biri acı çeker ve belki hiç bana benzemez bile, belki gezegen buna benzemez bile
Hiç bir şey bilmenin hiç bir anlamı yok.

Nash'in akıl oyunlarında bir sahne vardı başa döndüm yani anlamaya çalışırsan beyninde aynı sorun tekrar eder sınamanın bir anlamı yok yaşamalısın... Ne oluyorsa o ve bazılarımız bununla barışamadık çünkü hep burada bir şeyler hatalı hissederiz. çünkü ya acı vardır ya da başaramamışsızdır ,arzular tatminsizdir vs.. Bir anlam ararız ve arzu anlam gibi. Ahlak, özgürlük yoksunluğu acı çeken bireylere aldırma sorumlu hissetme gibi sorunlar var.

Şebnem Ferah bir şarkısında "aslında ben de isterim güzel elbiseler makyaj yapıp dolaşmayı" diyor. Tüm bunların kafamda takılı kalmamasını ben de isterdim.

Yazıp düşünüp durup bakıyorum. Ölümü beklemek. Bütün işim bu. Hayattan geldiğim anlam ve beklenti. Tıpkı dersin bitip tenefüs zilinin çalması gibi benim için ölüm anı.. Yani artık dersi dinlemiyorum, içinde olamıyorum bitti ve bu kafa karışıklığıyla hayat gidecek gibi. İşte herkes dersi kaynatsa kazan çömlek felan patlasa diyorsun
Zaman çok yorucu ve sırayla herkes için bitiyor

Bilim bize duyguları, hayalgücünü, çocuksuz doğallığı kaybetmemeyi felan söylemeliydi
Kafamı ve kendimi bu hale getirmemiş olmayı yeğlerdim gibi bir durumdayım
Keşke daha ortak daha birleşik, inanç bilim duygu gibi şeylerimiz olsaydı o zaman bu kadar kafam karışmazdı ya da bu kadar derinden anlamak ya da bilmek istemezdim

Düşündüm de bilim felan hepsi böyle güzel
Bilim güzel

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:33 .