Simulayon; simulasyoncu ya da simulasyonculara (simule edenlere) ihtiyaç duyar o halde bu tanrının (yaratıcının) yeni naif ya da teknik adı (biçimi) vb.gibi olmalı..
Farketmiyor, evren, gerçeklik her neresi/ne simulasyon diyorsanız baştan tartışmalısınız aynı yere dönersiniz
Simulasyoncu tekil mi ,özne mi, kendi mi, diğerleriyle -gerçeklikle- bağı nedir? Kurduğu gerçekliğin parçası mı? Kendi için mi kurar kendi mi deneyimler? Fizikle bağı nedir? İçkin mi? Aşkın mı?
Uzakdoğulular sizden fazlasını biliyordu
Kendi inanmadığı bir fikri, savunucularının en fazla tepki alacağı başka bir fikirle özdeşleştirmek, reyis'ten gelen bir şeytanlaştırma taktiğidir. He hep o Cehape zihniyeti. Enflasyon da olsa cehape zihniyeti, işsizlik de olsa cehape zihniyeti, dış borç, iç borç, dış politika sorunları, demokrasi, adalet sorunları, hepsi ama hepsi cehape zihniyetinden kalma. Ortada hiç CHP'li olmasa bile adamların zihniyeti cehapeli olabileceği için "hep o cehape zihniyeti" söyleminin her zaman alıcısı vardır. Onu öyle dediğin zaman bir grup ağzını açıp sana destek veriyor.
Simülasyon fikri de tıpkı düz dünya fikri gibi, her inançtan savunanı var. Evrimci, islamcı, ateist, her çeşit inançtan olup simülasyona inananlar var. Şu meşhur adamlar örneğin, simülasyon teorisi onların sayesinde meşhur oldu, çoğu satanist midir nedir bilmiyorum ama Tanrıya inandıklarını sanmıyorum.
Artık şu klişe hareketleri bırakıp özneye odaklansanız nasıl olur?
1- Simülasyon teorisi Tanrı'yı onaylamıyor.
2- Simülasyon teorisi Tanrı'yı reddetmiyor.
3- Simülasyon teorisinin kendi kuramları var ve Tanrı varsa da yoksa da geçerli olabiliyor.
4- Simülasyon teorisinin kuramları Tanrı varsa da yoksa da geçersiz de olabilir.
Simülasyon fikri de tıpkı düz dünya fikri gibi, her inançtan savunanı var. Evrimci, islamcı, ateist, her çeşit inançtan olup simülasyona inananlar var. Şu meşhur adamlar örneğin, simülasyon teorisi onların sayesinde meşhur oldu, çoğu satanist midir nedir bilmiyorum ama Tanrıya inandıklarını sanmıyorum.
Artık şu klişe hareketleri bırakıp özneye odaklansanız nasıl olur?
1- Simülasyon teorisi Tanrı'yı onaylamıyor.
2- Simülasyon teorisi Tanrı'yı reddetmiyor.
3- Simülasyon teorisinin kendi kuramları var ve Tanrı varsa da yoksa da geçerli olabiliyor.
4- Simülasyon teorisinin kuramları Tanrı varsa da yoksa da geçersiz de olabilir.
Simulasyoncu tanrının takma adı, bu teolojinin genişletilmiş (yenileştirilmiş) versiyonundan bşakası değil ve modern yaradılışıçılık hipotezi (dini) gibi bir şey
Deizmin ya da desitin tanrısı senin simulasyoncundan farksız. Uzakdoğululunun da hatta ilkel insanında. Tam aynı şey. İbrahimi dinleri bir kenara bırak.
Bu gerçek anlamda teoloji. Filozofik teoloji.
Sunduğun içeriği kabaca okudum bir cümle
Muhtemelen bizler, bizim evrimsel geleceğimizde ortaya çıkacak daha da süperzeki türlerin geçmişlerinin simülasyonuyuz.
Peki geçmişte varoldular, geleceğe gittiler ve tekrar bizi simule ettiler
1 -Varoldukları ilk durum ve ilk geçmiş ne/nasıl?
1a-O gerçek değil miydi? Orada gerçeklik yok muydu?
1b- O ilk geçmiş gerçeklik niye simulasyon değil ya da o durumda onların geleceğinin bir simulasyonu muydu?
2- Biz hangisiyiz? Hangisindeyiz? İlk simule edilmemiş asıl gerçeklik mi? İkinci simule edilen simule gerçeklik mi?
ya da başka ya da ne?
Lineer (doğrusal ilerleyen, ileri giden) zaman hatasına düşüyorlar, Ölçme hatasına düşüyorlar ve diğer hatalara.... Bağlayın, herşeyi biribirne bağlayın.. Bu kadar kolay, ayırmayın..
Sorun bu.
İkincisi tekillik yok.
Sen simulasyoncu diyorsun. En azında bu yazıyı yazanlar simulasyoncular/yaratıcılar ifadelerini kullanıyor ve ifadeler çoğul, tekil değil..
Bağlayın, herşeyi birbirine bağlayın.. Bu kadar kolay, ayırmayın..
Bunu tekillikle imlersen monoteizmden hiç farkı yok, aşkın ve dışsal bir tekil imleyip özgür iradeyi de dışlarsan islamdan da sıfır farkı kalırdı...
Tanrının/tanrıların adını değiştirir simulasyoncu yapardın
( Bu arada daha önce belirttim ben bir katı materyalist maddeci felan değilim. Daha önce de belirttim bunlarda bana göre gerçek parçaları var. Benim eleştirim monoteizm gibi olan yönü ve yani panteizm gibi bir kapsama alınırsa yaklaşık bana da uygun..)
Tek simulasyoncu monoteizm
Çok simulasyoncu politeizm
Tüm simulasyoncu panteizm
Bunlardan sadece üçüncüyü onaylarım. Benim sorunum sadece bu
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Simulasyoncu tanrının takma adı, bu teolojinin genişletilmiş (yenileştirilmiş) versiyonundan bşakası değil ve modern yaradılışıçılık hipotezi (dini) gibi bir şey
Deizmin ya da desitin tanrısı senin simulasyoncundan farksız. Uzakdoğululunun da hatta ilkel insanında. Tam aynı şey. İbrahimi dinleri bir kenara bırak.
Bu gerçek anlamda teoloji. Filozofik teoloji.
Sunduğun içeriği kabaca okudum bir cümle
Peki geçmişte varoldular, geleceğe gittiler ve tekrar bizi simule ettiler
1 -Varoldukları ilk durum ve ilk geçmiş ne/nasıl?
1a-O gerçek değil miydi? Orada gerçeklik yok muydu?
1b- O ilk geçmiş gerçeklik niye simulasyon değil ya da o durumda onların geleceğinin bir simulasyonu muydu?
2- Biz hangisiyiz? Hangisindeyiz? İlk simule edilmemiş asıl gerçeklik mi? İkinci simule edilen simule gerçeklik mi?
ya da başka ya da ne?
Lineer (doğrusal ilerleyen, ileri giden) zaman hatasına düşüyorlar, Ölçme hatasına düşüyorlar ve diğer hatalara.... Bağlayın, herşeyi biribirne bağlayın.. Bu kadar kolay, ayırmayın..
Sorun bu.
İkincisi tekillik yok.
Sen simulasyoncu diyorsun. En azında bu yazıyı yazanlar simulasyoncular/yaratıcılar ifadelerini kullanıyor ve ifadeler çoğul, tekil değil..
Bağlayın, herşeyi birbirine bağlayın.. Bu kadar kolay, ayırmayın..
Bunu tekillikle imlersen monoteizmden hiç farkı yok, aşkın ve dışsal bir tekil imleyip özgür iradeyi de dışlarsan islamdan da sıfır farkı kalırdı...
Tanrının/tanrıların adını değiştirir simulasyoncu yapardın
( Bu arada daha önce belirttim ben bir katı materyalist maddeci felan değilim. Daha önce de belirttim bunlarda bana göre gerçek parçaları var. Benim eleştirim monoteizm gibi olan yönü ve yani panteizm gibi bir kapsama alınırsa yaklaşık bana da uygun..)
Tek simulasyoncu monoteizm
Çok simulasyoncu politeizm
Tüm simulasyoncu panteizm
Bunlardan sadece üçüncüyü onaylarım. Benim sorunum sadece bu
Sen onayla da, neresini onaylarsan onayla sorun yok. Derdin tekillikse panteist olalım sıkıntı yok. Mesele detaya takılmadan bütünü görebilmek, olayı kavramak.
Şimdi biz bir kaç bin yıllık geçmişi boşver, son bir yüzyıldaki gelişmeyle bile bu kadar mesafe kat ettiysek, bu teknolojiyle bile yarı gerçek simülasyonlar "yaratabiliyorsak", bu, bizden daha gelişmiş başka uygarlıkların, veya bizim içimizden birilerinin bu simülasyonu bizi içerecek şekilde daha gelişmiş bir şekilde yapmış olabileceğine dair güçlü bir delildir. Kesin kanıttır demiyorum bak, ama, olabilir. Bu durum bu simülasyonu "yaratan"ları Tanrı yapmaz. Şimdi metaverse evrenini yaratan Mark ZikerBerk Tanrı mı oldu? Yani, evren modeli daha da gelişince, daha da gelişmiş arayüzler eklenip, ve hatta şöyle düşün, bağlanan insanlar uyutulup gerçek bir deneyim yaşamış olsunlar, bu durumda SükerBerk Tanrı mı olur? Olmaz. Ha ama senin illa her şeyi Tanrısallaştırma ya da öyle adlandırma takıntın varsa Tanrı oldu da diyebilirsin.
Ben diyorum ki bunları aşmalıyız artık. Meselelere Tanrı vardı veya yoktu ekseninden bakmayı bırakmak gerekmektedir.
Gerçek manada bir Tanrı varsa, tüm bu simülasyonları "yaratan" insanları yaratmış olan kişi olacaktı. Yoktuysa da, bu durumda bu simülasyonları yaratan kişiler Tanrıya ihtiyaç duymaksızın zaten vardılar. Burada Tanrının varlığı veya yokluğu, simülasyonun gerçekliği üzerinde bir etken değil. Demek istediğim bu.
Dolayısıyla bu konunun Tanrı'yla da, Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusuyla da, alakası yok. Sen hayal dünyanda alaka kurabilirsin, sıkıntı değil. Fakat anlatılan şey o değil.
simülasyonun yaratıcılarının da simülasyonun içinde olduğunu kabulle onlar için de geçerli olur.
vikipedi
2-
Muhtemelen bizler, bizim evrimsel geleceğimizde ortaya çıkacak daha da süperzeki türlerin geçmişlerinin simülasyonuyuz.
evrim ağacı
Bu ikisiyle -onun birleşimi/birlikteliğiyle- sorun yok, bana başka simulusyoncudan bahsetmeyin
Bu iki sınırda tanrı dememe konusunda benim gibilerle anlaşabilridin
Tanrı denmesinin sebebi aşkın mono tekillik ve benim irademi ya da kimliğimi/kendiliğimi dışsallama, yoketme. Simuslasyoncuyu dışarı atmayın içeriye koyun
Kendinizi anti gibi tanımlarsınız. antikendi, antivarlık..
Ben özgür irademi, tersini tartışmam:
Varolan vardır, bütün bir aynı gibidir yani ondan bölünmüş bir üst varlık üst ya da dış aşkın tekil öge vs bulamayız/bulamzsınız/bulamayacaksınız
Ben hiç değilim. Ben onu tartışmam.
Simulasyoıncu içkindir dersen konu kapanmıştır o zaman deriz tamam o tanrı değil tamam simulasyoncu olmalı
Aşkındır dersen neden tanrıyı tartışmaya devam ettiğini tartışırız
Siz şimdi bilim teknik teknoloji bu tartışmalar yeni sanıyor olabilirdiniz. Bunlar 5 bin 10 bin senedir tartışılıyor tartışan aynı insan. Eski Yunan, Uzakdoğu hepsi bunları tartıştı.
Parmenides te olan biten ilüzyon dedi uzakdoğu non-dualistleri de.
Uzakdoğu da Brahman Atman kavramları var ve bunlar senin İbrahimi dinlerin gibi tanrılar değil ve o haliyle bile sizin şu simulasyon teoriniziden filozofik olarak bütün en azından bağlıyor/birliyor/bütünlüyor.
Tamam simulasyoncu var diyelim. Özne olarak ben kimim? Neyi seçiyorum. Özgür irade nedir? Var mı?
Simule etti kendi nerede? Simulasyon dışında varlık mı? Nedir nerede nasıl_?Tekil mi çoğullar mı?
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
S
Şimdi biz bir kaç bin yıllık geçmişi boşver, son bir yüzyıldaki gelişmeyle bile bu kadar mesafe kat ettiysek, bu teknolojiyle bile yarı gerçek simülasyonlar "yaratabiliyorsak", bu, bizden daha gelişmiş başka uygarlıkların, veya bizim içimizden birilerinin bu simülasyonu bizi içerecek şekilde daha gelişmiş bir şekilde yapmış olabileceğine dair güçlü bir delildir. Kesin kanıttır demiyorum bak, ama, olabilir. Bu durum bu simülasyonu "yaratan"ları Tanrı yapmaz. Şimdi metaverse evrenini yaratan Mark ZikerBerk Tanrı mı oldu? Yani, evren modeli daha da gelişince, daha da gelişmiş arayüzler eklenip, ve hatta şöyle düşün, bağlanan insanlar uyutulup gerçek bir deneyim yaşamış olsunlar, bu durumda SükerBerk Tanrı mı olur? Olmaz. Ha ama senin illa her şeyi Tanrısallaştırma ya da öyle adlandırma takıntın varsa Tanrı oldu da diyebilirsin.
Aynı örneği ben başka ama yakın amaçlarla kullandım
Şöyle..
Birincisi maymun insan oluyorsa insanda gelecekte insaüstü türe evrimleşmeli. İnsaüstü tür gelecekte binlerce ve belki ve milyon milyar yıl evrimleşmiş olabilir. Gidip gezegenler kolonize etmiş ya da zamanda yolculuk yapıyor hatta evrenler yaratıyor olabilirdi. O halde gezegenimiz dış uzaydan gelişmiş türlerce kolonizasyona da uğramış olabilirdi.. vs..
LEVH´isimli üyeden Alıntı
Ben diyorum ki bunları aşmalıyız artık. Meselelere Tanrı vardı veya yoktu ekseninden bakmayı bırakmak gerekmektedir.
Gerçek manada bir Tanrı varsa, tüm bu simülasyonları "yaratan" insanları yaratmış olan kişi olacaktı. Yoktuysa da, bu durumda bu simülasyonları yaratan kişiler Tanrıya ihtiyaç duymaksızın zaten vardılar. Burada Tanrının varlığı veya yokluğu, simülasyonun gerçekliği üzerinde bir etken değil. Demek istediğim bu.
Dolayısıyla bu konunun Tanrı'yla da, Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusuyla da, alakası yok. Sen hayal dünyanda alaka kurabilirsin, sıkıntı değil. Fakat anlatılan şey o değil.
Zaman varlık (yoktan) doğamaz (gelemez başlayamaz) o halde (ezelidir ve o halde) tanrı yok demeliyiz çünkü tanrı meydana gelmenin açıklamasıdır. Tanrıyı zamanı kavrayamayana ya da yoktan varolamayız bilgisini bilişsel düzeyde işlemeyemeyene kadar varedersin. Orada o tartışma bitmelidir.
Tanrı yoktan varolmayı açıklayan bir ilk varedicidir
ya da tanrı içkindir varolanın içindedir demeliyiz ki bu tanrı herşeydir demek olacak. Başka bir tanrıyı hayal edemeyiz, filozofik olarakta tarıtşamayız, gerçekleyemeyiz .Öne de süremeyiz.
Bu çerçevede gerçek fiziksel tanrılar/tiranlar politeizm (çok tanrıcılıkta) tartışılabilir. İnsan da evrimleşir tanrı olur yaratır demek gibi. İlk ya da baş tanrıdan yoksun varoluş
Yaratanlar monoteizme değil de ya politezime (ölümlü fizik tanrılara) ya da panteizme gönderme yapmalı.
Bunu diyorum
Yukarıda tanrı için söylenenler simulasyoncu (ve onların çoğulu) içinde aynen geçerli .Onu diyorum. Sen hayal dünyanda istediğin gibi oku anla o benim sorunum değil
O halde sorumu/sorularımı yineliyorum
Tamam simulasyoncu ya da simulasyoncular var diyelim.
Özne olarak ben kimim? Neyim nasılım? Ne kadar neyi seçiyorum? Beni simulasyoncu mu belirliyor ya da oluyor ben ne kadar benim? Özgür irade nedir? Var mı? Nasıldır?
Simule etti (ettiler) kendi (leri) nerede? Simulasyon dışında varlık mı? Nedir nerede nasıl_? Tekil mi çoğullar mı?
Benim tarafımda yukarıdaki soruların cevap ve yapılandırması önemli.
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Simülasyoncu var diyelim, dedik. Özne olarak sen orada 1010111000'dan ibaret sanal bir , elektrik akımının oluşturduğu bir şekilsin. Zaten tesla da evreni anlamak için frekanslara bakın demedi mi? Aslında her şey elektrik akımı. Güçlü bir elektriğe kapılırsan ölürsün, çünkü sen de elektriksin, seni bozar, devrelerin yanar, bir daha çalışmazsın.
Özgür irade gerçek manada yok. Yani şu şekilde var. İstediğini düşünebilirsin, ama yapamazsın. Simülasyonun senin için çizdiği çerçevenin dışına çıkamazsın. Kaderin önceden simülasyon tarafından belirlenmiştir. Ekran iki boyutlu olduğu için düz bir satıh üzerinde hayali küresel bir dünya kurgusu var. Ama aslında dünya düz. Bunu anlaman için Antarktika'nın ötesine geçmen lazım. Ne yapmış oraya? Eksi 106 derece soğuk koymuş, ne aracın geçebilir ne sen kendin. Özgür iraden var, merak da ediyorsun, Antarktika'dan öteye geçebiliyor muyum? Yok. Dünya hakkında çok şey merak edenlerin maddi imkanları hiç olmaz zaten. Ama hep "kendi adamları" olarak seçtiklerinin maddi imkanları olur. Ve onların amacı insanların özgürlüğü değil, insanları kısıtlamak. Bu sayede kimse simülasyon kurgusunun dışına çıkamaz.
Simülasyoncunun sürekli olarak simülasyonun içinde olması pek de mantıklı sayılmaz. Ya kısa bir süre girebilir ya da o içerdeyken birileri de dışarıda olmalı. Bu durum "simülasyoncular"ın çoğul olduklarını gösterir. Zaten bir simülasyoncu olsaydın dışarıdaki tek bir kişiye güvenemezdin, ne olur ne olmaz, kalabalık olmaları iyidir. Ben bunu yıllar önce soru olarak başka bir forumda anket şeklinde sordum, anketi de kilitledim. Yani üyelerin yanıt vermesini engelledim. Normalde birisi yanıt verse görünür. Zaten veremez. Yanılmıyorsam 11 kişi olduklarıyla ilgili bir cevap geldi. Ya 11 ya da 12, yanlış olmasın. Bu bana mantıklı gelmişti, havariler 12, ay sayısı 12, saat 12, filan.
Bunu nasıl ve neden yapıyorlar? İçeridekilerin neler hissettiklerini merak ediyor ve kendileri de deneyimlemek istiyorlar. Ben bunların kendilerini Tanrı olarak tanıtıp dünyaya gelmiş olabileceklerini ve hala aramızda bunlardan bazısının bulunabileceğini düşünüyorum. Tanrı isimleri de kendi isimleri olabilir.
Mesela örnek vermek gerekirse... Yok örnek vermiyim, sen anladın konuyu. Bildiğin dini karakter isimleri, Tanrı veya peygamber olsun, o gruba aittir. Geliyorlar ve artislik yapıp gidiyorlar, ergen duygularını tatmin ediyorlar.
Ben bu yazıyı yazdığımda önceki yazım bölünmemişti. Ama bir daha cevap vermeden önce bekleyeceğim ve bölmeyeceğinden emin olacağım. Aksi halde cevap yazmam daha. Yazıyı bölünce ne oluyordu?
Sana ait oluyordu, bana ait değil. Şu halde benden hiç alıntı yapmadın.
Simülasyoncu var diyelim, dedik. Özne olarak sen orada 1010111000'dan ibaret sanal bir , elektrik akımının oluşturduğu bir şekilsin. Zaten tesla da evreni anlamak için frekanslara bakın demedi mi? Aslında her şey elektrik akımı. Güçlü bir elektriğe kapılırsan ölürsün, çünkü sen de elektriksin, seni bozar, devrelerin yanar, bir daha çalışmazsın.
Özgür irade gerçek manada yok. Yani şu şekilde var. İstediğini düşünebilirsin, ama yapamazsın. Simülasyonun senin için çizdiği çerçevenin dışına çıkamazsın. Kaderin önceden simülasyon tarafından belirlenmiştir. Ekran iki boyutlu olduğu için düz bir satıh üzerinde hayali küresel bir dünya kurgusu var. Ama aslında dünya düz. Bunu anlaman için Antarktika'nın ötesine geçmen lazım. Ne yapmış oraya? Eksi 106 derece soğuk koymuş, ne aracın geçebilir ne sen kendin. Özgür iraden var, merak da ediyorsun, Antarktika'dan öteye geçebiliyor muyum? Yok. Dünya hakkında çok şey merak edenlerin maddi imkanları hiç olmaz zaten. Ama hep "kendi adamları" olarak seçtiklerinin maddi imkanları olur. Ve onların amacı insanların özgürlüğü değil, insanları kısıtlamak. Bu sayede kimse simülasyon kurgusunun dışına çıkamaz.
Simülasyoncunun sürekli olarak simülasyonun içinde olması pek de mantıklı sayılmaz. Ya kısa bir süre girebilir ya da o içerdeyken birileri de dışarıda olmalı. Bu durum "simülasyoncular"ın çoğul olduklarını gösterir. Zaten bir simülasyoncu olsaydın dışarıdaki tek bir kişiye güvenemezdin, ne olur ne olmaz, kalabalık olmaları iyidir. Ben bunu yıllar önce soru olarak başka bir forumda anket şeklinde sordum, anketi de kilitledim. Yani üyelerin yanıt vermesini engelledim. Normalde birisi yanıt verse görünür. Zaten veremez. Yanılmıyorsam 11 kişi olduklarıyla ilgili bir cevap geldi. Ya 11 ya da 12, yanlış olmasın. Bu bana mantıklı gelmişti, havariler 12, ay sayısı 12, saat 12, filan.
Bunu nasıl ve neden yapıyorlar? İçeridekilerin neler hissettiklerini merak ediyor ve kendileri de deneyimlemek istiyorlar. Ben bunların kendilerini Tanrı olarak tanıtıp dünyaya gelmiş olabileceklerini ve hala aramızda bunlardan bazısının bulunabileceğini düşünüyorum. Tanrı isimleri de kendi isimleri olabilir.
Mesela örnek vermek gerekirse... Yok örnek vermiyim, sen anladın konuyu. Bildiğin dini karakter isimleri, Tanrı veya peygamber olsun, o gruba aittir. Geliyorlar ve artislik yapıp gidiyorlar, ergen duygularını tatmin ediyorlar.
Ben bu yazıyı yazdığımda önceki yazım bölünmemişti. Ama bir daha cevap vermeden önce bekleyeceğim ve bölmeyeceğinden emin olacağım. Aksi halde cevap yazmam daha. Yazıyı bölünce ne oluyordu?
Sana ait oluyordu, bana ait değil. Şu halde benden hiç alıntı yapmadın.
Tamam simulasyoncular nerede? yaşıyor? Nasıllar vs ya da ne sorulmalıysa
Yanıt mı bekleyeyim yorum mu sunayım emin olamadım
simulasyoncunun simulasyona girmesi ilginç. Indra efsanesi gibi. Girip çıkması daha ilginç.
(Yanıtı beklemeliydim ama bu normalde benim terminolojimde çok boyutluluk ve çokzamanlılık/eş zamanlılık)
Dünyanın düz olması?
Çöp tenekesini kapağı düzdür. Karıncaya göre dış yüzeyi de. Alan üç boyutlu algılarız.
Düz küre tartışması anlamsız.
Dünya gezegen mi diye tartışanları gördüm. Aşağı doğru sonsuz bir yer ve yukarı sonsuz bir boşluk hayal ediyorlar. Siz düz derke n uzayda uzay boşluğunda bir disk gibi mi diyorsunuz
ve bunun simulasyonla bağlantısı ne?
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Simülasyonun senin için çizdiği çerçevenin dışına çıkamazsın. Kaderin önceden simülasyon tarafından belirlenmiştir. Ekran iki boyutlu olduğu için düz bir satıh üzerinde hayali küresel bir dünya kurgusu var. Ama aslında dünya düz. Bunu anlaman için Antarktika'nın ötesine geçmen lazım. Ne yapmış oraya? Eksi 106 derece soğuk koymuş, ne aracın geçebilir ne sen kendin. .
Onunla yanı fikirde misin?
Ekvatorda bir pusulayla sürekli batı ya da doğuya giderek aynı yere gelebilir misin gelemez misin_?
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Simülasyoncu var diyelim, dedik. Özne olarak sen orada 1010111000'dan ibaret sanal bir , elektrik akımının oluşturduğu bir şekilsin. Zaten tesla da evreni anlamak için frekanslara bakın demedi mi? Aslında her şey elektrik akımı. Güçlü bir elektriğe kapılırsan ölürsün, çünkü sen de elektriksin, seni bozar, devrelerin yanar, bir daha çalışmazsın.
Özgür irade gerçek manada yok. Yani şu şekilde var. İstediğini düşünebilirsin, ama yapamazsın. Simülasyonun senin için çizdiği çerçevenin dışına çıkamazsın. Kaderin önceden simülasyon tarafından belirlenmiştir. Ekran iki boyutlu olduğu için düz bir satıh üzerinde hayali küresel bir dünya kurgusu var. Ama aslında dünya düz. Bunu anlaman için Antarktika'nın ötesine geçmen lazım. Ne yapmış oraya? Eksi 106 derece soğuk koymuş, ne aracın geçebilir ne sen kendin. Özgür iraden var, merak da ediyorsun, Antarktika'dan öteye geçebiliyor muyum? Yok. Dünya hakkında çok şey merak edenlerin maddi imkanları hiç olmaz zaten. Ama hep "kendi adamları" olarak seçtiklerinin maddi imkanları olur. Ve onların amacı insanların özgürlüğü değil, insanları kısıtlamak. Bu sayede kimse simülasyon kurgusunun dışına çıkamaz.
Simülasyoncunun sürekli olarak simülasyonun içinde olması pek de mantıklı sayılmaz. Ya kısa bir süre girebilir ya da o içerdeyken birileri de dışarıda olmalı. Bu durum "simülasyoncular"ın çoğul olduklarını gösterir. Zaten bir simülasyoncu olsaydın dışarıdaki tek bir kişiye güvenemezdin, ne olur ne olmaz, kalabalık olmaları iyidir. Ben bunu yıllar önce soru olarak başka bir forumda anket şeklinde sordum, anketi de kilitledim. Yani üyelerin yanıt vermesini engelledim. Normalde birisi yanıt verse görünür. Zaten veremez. Yanılmıyorsam 11 kişi olduklarıyla ilgili bir cevap geldi. Ya 11 ya da 12, yanlış olmasın. Bu bana mantıklı gelmişti, havariler 12, ay sayısı 12, saat 12, filan.
Bunu nasıl ve neden yapıyorlar? İçeridekilerin neler hissettiklerini merak ediyor ve kendileri de deneyimlemek istiyorlar. Ben bunların kendilerini Tanrı olarak tanıtıp dünyaya gelmiş olabileceklerini ve hala aramızda bunlardan bazısının bulunabileceğini düşünüyorum. Tanrı isimleri de kendi isimleri olabilir.
Mesela örnek vermek gerekirse... Yok örnek vermiyim, sen anladın konuyu. Bildiğin dini karakter isimleri, Tanrı veya peygamber olsun, o gruba aittir. Geliyorlar ve artislik yapıp gidiyorlar, ergen duygularını tatmin ediyorlar.
Ben bu yazıyı yazdığımda önceki yazım bölünmemişti. Ama bir daha cevap vermeden önce bekleyeceğim ve bölmeyeceğinden emin olacağım. Aksi halde cevap yazmam daha. Yazıyı bölünce ne oluyordu?
Sana ait oluyordu, bana ait değil. Şu halde benden hiç alıntı yapmadın.
Simulasyoncu da elektirik mi?
Simulasyoncuyu (simulasyoncuları) ya da onların olduğu ortamı simule eden üst/dış simulasyoncular da var mı?
Simulasyoncu ya da simulasyoncuların kendi özgür iradesi var mı? Ortamı nedir nasıldır?
Simulasyoncu kendini simule eden simulasyoncusu varsa onun/onların da sınırları yani kendi simulasyoncularının koyduğu gerçeklik sınırları dışına çıkabilir mi?
Simulasyoncuların dünyası ve ortamı da düz mü?
Eğer içeridekilerin neler hissettiğini merak ediyorsa nasıl simulasyonda özgür irade yok? ya da nasıl kontrol sınırı onlarda?
Yani yapay zeka tartışmasını ele alalım ve gelişmiş nano-robotlar, sibergenetik söylemi gibi şeyleri? hatta canlı tür yaratmayı
Örneğin insan bir milyon sonra simulasyoncu olabilir mi? ve oldu diyelim ve bir simulasyon yarattı.
En basiti insan kendi simulasyoncusunu bilmiyor ve bulamamış olurdu. İnsanın simule ettikleri bir gün gelir kendi simulasyonlarını yaratabilirdi. Bu sonsuz bir döngü olurdu. İnsan burada anlamış olurdu ve bana göre bu tartışma kapanmış olurdu :...
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Simulasyoncuyu (simulasyoncuları) ya da onların olduğu ortamı simule eden üst/dış simulasyoncular da var mı?
Simulasyoncu ya da simulasyoncuların kendi özgür iradesi var mı? Ortamı nedir nasıldır?
Simulasyoncu kendini simule eden simulasyoncusu varsa onun/onların da sınırları yani kendi simulasyoncularının koyduğu gerçeklik sınırları dışına çıkabilir mi?
Simulasyoncuların dünyası ve ortamı da düz mü?
Eğer içeridekilerin neler hissettiğini merak ediyorsa nasıl simulasyonda özgür irade yok? ya da nasıl kontrol sınırı onlarda?
Yani yapay zeka tartışmasını ele alalım ve gelişmiş nano-robotlar, sibergenetik söylemi gibi şeyleri? hatta canlı tür yaratmayı
Örneğin insan bir milyon sonra simulasyoncu olabilir mi? ve oldu diyelim ve bir simulasyon yarattı.
En basiti insan kendi simulasyoncusunu bilmiyor ve bulamamış olurdu. İnsanın simule ettikleri bir gün gelir kendi simulasyonlarını yaratabilirdi. Bu sonsuz bir döngü olurdu. İnsan burada anlamış olurdu ve bana göre bu tartışma kapanmış olurdu :...
Tamam işte sen zaten anlamışsın, kapatmamaya lüzum yok. En azından senin açından. Senin açından konuyu kapatabilirsek ben ergene ders vermeye devam edebilirim.
Simülasyoncunun elektrik olup olduğunu bilemeyiz çünkü o/onlar bizim bir üst levelimiz. Elektrik olabilir, olmaya da bilir, ama önceden kullandığımız mantık gereği, yani zamanı sonsuza değin genişletip öyle ele alırsak, tıpkı bizim gibi elektrik olması muhtemel, hatta matematik açıdan kesin gibi. Yine de özgür irade konusunda dediğin handikap mevcut, bir şeyler rastlantısal olarak gerçekleşmesi için serbest bırakılmış olmalı. Ancak yine de her simülasyonda mutlaka bir üst limit olması gerekir. Çünkü olaylar hızlı gelişirse bu kez simülasyonun bu gelişime ayak uyduramaması ve çökmesi gibi bir tehlike ortaya çıkar.
Eğer bu insanlık kendi kendini yok etmemeyi başarırsa, şimdiden başlamış olan ve belli bir inandırıcılığa ulaşmış olan simülasyon teknolojisinin bizimkine eşdeğer simülasyonlar yaratma ihtimali de kesin gibi durmaktadır.
Bunu bu şekilde enterne edersek, aslında dışarıda bir yerlerde sayısız simülasyon ve onları idare eden sayısız simülasyoncu olmalıdır. Şimdi baktığımız ekran gibi, bizler bu ekranın dışında olan milyarlarca insanlarız ve sanal bir aygıta komut veriyoruz. En basit oyun halindeki bir proğram yazdığını düşün, ki şimdi ilkokulda bile öğretiyorlar, yüzmilyonlarca simülasyoncu sırf bu dünyada var. Basit de olsa, ilkel formda da olsa, bu şu anda var. Dışarıda, yani bizim üst evrenimizde de sayısız simülasyoncu olmalıdır. Bunlar her çeşit yaşam formunda, yaş grubunda, insan veya daha üstün canlılar olabilir. Benim tespitim, yani dünyanın genel gidişatına bakarak, simülasyoncumuzun ergen olduğu, matematik ve geometri bilgisinin zayıf olduğu ve biraz da akıl sağlığı yönünden sorunu olduğudur. Böyle bir ergenden de her şey beklenir. Dünyayı hak edenlerin değil de en hak etmeyenlerin idare etmesini sağlamak gibi, herkesin birbirini yemesini saksı gibi durarak izlemek gibi, bunlardan keyif alıyor, hayal gücü bu kadar, çapı bu kadar, karakteri bu şekilde bozuk, akıl sağlığı da tam şey değil yani.
Konuyu Tanrı bağlamında ele alırsak, özellikle bunu yapıyorum, konunun Tanrı bağlamında herkesin müsterih olması açısından, simülasyoncumuzun genel karakteriyle bir Tanrı'nın genel karakterini kıyaslarsak yani, hem olasılık açısından, hem de karakter açısından, bir Tanrı'nın sahip olması gereken niteliklerle simülasyoncumuzun niteliklerini kıyaslarsak, dünyamızı bir Tanrı'nın idare etme ihtimali yok denecek kadar azken, akıl sağlığı yerinde olmayan ergen bir simülasyoncunun idare ediyor olması ihtimali kesine yakındır. İşte, bu yüzden, adam olsun diye ben ona habire yazıyorum ama daha henüz tam etkili olmadı. Biraz biraz kenarından etkiliyor gibi, pandemi yasaklarının azalması, kamyoncuların yol kapatması filan, yani kenarından müdahil oldu. Ama içinden gelen ergen dürtülerle bir anda her şeyi mahfedebilir de, bu ihtimal de var. Belki de okula gitmesi gereken saat geliyor ve bilgisayarı kapatması lazım, onun için herkesin birbirini yok ettiği bir son görmek istiyor. Al sana kıyamet. Tanrı faktörü nerede? Konuyla uzaktan yakından hiç bir alakası bile yok.
Pekiii,
Her şey elektrikse, ki olasılık açıdan öyle olması lazım, bu durumda, acaba içerde yazılan bir simülasyonla, içinde bulunulan simülasyona müdahale edilebilir mi? Bir çeşit, sistem heklenebilir mi? Böyle bir durumda, her şeyi dışarıdan izleyen simülasyoncu sistemi kapatacak mıdır? O zaman o görmeden ya da hissetmeden önce bu yapılabilir mi?