Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #121  
Alt 27-12-2023, 01:52
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Örneğin Dünya üzerinde ağırlık ölçülen bir cismin, AY KOŞULLARINDA ağırlığı değişir, doğru mu? Sen o şey'in varlığını, ölçtüğün AĞIRLIĞA bağlı olarak çarpıtmaya çalışıyorsun, OYSA GERÇEK;;;; AĞIRLIK BİRİMİN, cisime, maddi ortam ve ilişkilere bağlıdır(bunu ret ediyorsan safsataya bulaşmadan açıkla).
[/SIZE]
Newton'da AĞIRLIK BİRİMİ, cisime, maddi ortama ve ilişkilere bağlıdır. Değişimi statiktir, değişmezdir. Einstein'da ise maddi değişimlerin ortamın bükülmesine göre değişimlerin hareket hızını değiştirdiğini söyler ve bu nedenle ölçüm birimi olan zamanı mekanın bükülmesi ile ilişkilendirmiştir.

Sana beş yüz bin kere mekanın bükülmesi ifade edildiği halde, niye Ağırlık ölçümleriyle doğrudan bir bağlantı kurmak yerine mekanın herhangi bir bölgesinde eğriliğinin yoğunluğuna göre hareketlerin değişmesine cevap yazmıyorsun? Senin statiklik, değişmez zaman anlayışını alakasız kılan tam da bu olgu değil mi? Ölçüm biriminin boyutundan sana ne, kalkıp xy koordinatlarından bahsediyorsun bana. Sana yarım kilo zaman getir diyen mi oldu? Maddi olacakmış da, bilmem ne yahu eğilip bükülenin zaten nesnel gerçekliğinin kendisi, yani xy koordinatların; ordan buraya sen gibi dansöz gibi kıvırıyor.

Einstein rüya alemi ile ilgili konuşmuyor ki, senin xy'lerinin nasıl eğilip büküldüğünü ve bunların ne kadar ekmek o kadar köfte misali eğiliminde hareketi etkilediğini söylüyor. Hareketin etkilenmesi burada önemliyken sana ne ölçüm biriminin boyutundan? Yahu, eğilip bükülen nesnel gerçeklikte oluşuyor. Adam zaman birimini tabii ki ekmeye bağlayacak, çünkü köfteye göre hareket değişiyor. Sen kalkmışsın benden boyut örneği istiyorsun.

Kütle uzayda bir eğriliğe neden oluyor ve bu da geometriyi, koordinatların beraberinde hareketi de etkiliyor ama sen bana Ölçüm birimin boyutundan bahsediyorsun. Bu şimdi dürüstlük mü? Ha olursa insanlık halidir, olmaz diye bir şey de yok sonuçta; gerçekten gözünden kaçtıysada şimdiden özür dilerim. Ama tektaşı rahat bırakmazsan vay haline diyorum. Ulan sitede bir kaç aklı başından adam var ama kralı gelir tek taşa kafa tutar, olacak iş değil.
Alıntı ile Cevapla
  #122  
Alt 27-12-2023, 14:53
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.680

Onur Üyeliği 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Newton'da AĞIRLIK BİRİMİ, cisime, maddi ortama ve ilişkilere bağlıdır. Değişimi statiktir, değişmezdir. Einstein'da ise maddi değişimlerin ortamın bükülmesine göre değişimlerin hareket hızını değiştirdiğini söyler ve bu nedenle ölçüm birimi olan zamanı mekanın bükülmesi ile ilişkilendirmiştir.

Sana beş yüz bin kere mekanın bükülmesi ifade edildiği halde, niye Ağırlık ölçümleriyle doğrudan bir bağlantı kurmak yerine mekanın herhangi bir bölgesinde eğriliğinin yoğunluğuna göre hareketlerin değişmesine cevap yazmıyorsun? Senin statiklik, değişmez zaman anlayışını alakasız kılan tam da bu olgu değil mi? Ölçüm biriminin boyutundan sana ne, kalkıp xy koordinatlarından bahsediyorsun bana. Sana yarım kilo zaman getir diyen mi oldu? Maddi olacakmış da, bilmem ne yahu eğilip bükülenin zaten nesnel gerçekliğinin kendisi, yani xy koordinatların; ordan buraya sen gibi dansöz gibi kıvırıyor.
Bana yarım kilo zaman getir diyen olmadı, bir ahmak, zamanı kerameti kendinden menkul, müstakil bir varlık sanıyordu, o ahmağa, bu kavramında diğer ölçü birimlerimiz gibi bağlı ve bağımlılıklarının olduğu, bu kavramların nasıl ve neye göre soyutlandıklarını anlayabilmesi için, diğer ölçü kavramları metafor olarak kullanıldı. Peki bu ahmak anladı mı, önemli olan burası...
Neden bükülüyor o ortam peki? Oysa spesifik ifadenin temelinde yatan maddi etkileşim-değişimlerdir, dolayısıyla bunlara bağlı kavramlarımız da değişkendir.
Sen yalancı, sahtekar ve çarpıtansın, bu bir hitap değil, bir tespittir, ispatı da aşağıdaki alıntıdadır. Oku ne demişim;
spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şu ya da bu kavramın, bir bütün halinde ele alınmasının altında yatan gerçek, madde ve maddi ilişkilere dayalı bütünlükle ilgilidir. Zaman gelişen, değişen bir şey değil(ŞEY DEĞİL! OBJE-NESNE DEĞİL, değişen nesnelerdir, maddi ortamdır vb.), dinamik, değişen şeylerin, şu ya da bu kritere göre ölçüsüdür. Önce şeylerin dinanizmi gelir. 50 kere söyledik, madde, varlık ve buradan da nesneler ortada ve deviniyor, dolayısıyla devinime dayalı kavramlarımızda dinamiktir, değişkendir, görecelidir.
Ben zamanın statik olduğunu mu söyledim? Şeyler'in(nesnelerin, maddi ortamın, ilişkilerin) değişmesi farklıdır -nesnel-, ona dayalı-bağlı(mecburen) ölçüm değerlerinin, sayılarının değişmesi başka. Burada 2 tür değişkenlik biçimi vardır... Hatta zaman ölçüsünün maddeden, maddi ortam, ilişkilerden, değişimden bağımsız olamayacağını, bu kavramın da bir ölçü(değişimin, değiştirenin KENDİSİ-sebebi DEĞİL, ölçüsü) olduğunu, haliyle bağlı olduğu madde, hareket, maddi ilişkiler, kısaca maddi değişimlere bağlı değiştiğini, en nihayetinde maddi temele dayalı bir ölçü olduğunu, dolayısıyla ölçülende meydana gelen her bir değişikliğin, ölçü değer ve birimlerimizi de göreceli kıldığını anlatmadım mı? Yukarıdaki alıntımdan çok daha ESKİ BİR MESAJIMDAN AŞAĞIDA bir ALINTI daha YAPACAĞIM, her mesajımda ise sana bunu izah etmişimdir, detaylıca anlatmak zorunda kalmışımdır -neden, çünkü br ölçü biriminin bağımlılığı neye ise, onun dışına çıkamaz, AMA SEN ÇIKARTIYORSUN!. Şu senden yaptığım alıntıda koyulaştırdığım yeri, sana anlatana kadar canımız çıktı!

Nesnel ortam=fiziki, maddi ortam, fiziki ortam=>maddi ortam... Benden alıp, bana satma. SEN ZAMAN KAVRAMINI, MADDEDEN, MADDİ ORTAMDAN, MADDİ İLİŞKİLERDEN, FİZİKTEN bağımsız, fizik-dışı, fiziğin-nesnelliğin(maddi ortamın) dışında, ötesinde, bağımsız kendi başına müstakil bir varlık olarak üfürüyorsun. Einstein'ı her konuda yanlış anladığın gibi -ki bilgi birikimin sıfır- neden çarpıtarak istismar ediyorsun? Einstein, zaman, maddeden, fizikten bağımsız kerameti kendinde menkul bir şey'dir mi demiş? En nihayetinde ölçme ile ilgidir ve Einstein, zamanın da diğer ölçü birimleri gibi, ölçülene ve gözlemciye göre değiştiğini söylemiştir. Zaman da, diğer ölçü birimlerimiz gibi birer kıyas birimi, ölçü aracıdırlar, bağlılık ve bağımlılıkları neye dair ölçülüyorlarsa, onadır. Sen cümlelerde kullanılan soyutlanmış kavramları, somutun yerine koyan ve cümleleri hep yanlış anlayan cahilsin, çünkü bilmediğini, bilmiyorsun...

Zaman = zamanın ölçüsü değildir, bu totoloji zırvalığıdır. Zaman = değişimin ölçüsüdür, kavramak için, "o halde değişen ne? -ki ölçülüyor olsun" diye sorman gerekir.

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Demek ki, buradan bir başka durumu da kavramış oluruz, şeylerin biribiriyle olan ilişki, çelişki düzey ve oranları da ortama göre değişmektedir, göreceldir, dolayısıyla tüm ölçü birimlerimiz, kavramlarımız da görecelidir.
Ki bu ifadelerimi de 3-5 kez detaylı açıklamışımdır.
X,Y,Z de konuya senin ÇARPITTIĞIN, CAHİLCE SAÇMALADIĞIN için girdi, çünkü sen boyut kavramını uzaysal, uzaylaştırılabilir, uzay yerine kullanan bir cahildin. Sana boyut nedir, ne değildir anlatmak için koordinatlardan söz edildi, boyut kavramının, boyut=uzay olmadığını ÖĞENMEN için değinildi. Sen dürüst değilsin, sen sahtekarsın, burada meselen üzüm yemek değil, TROLLÜĞÜN.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Einstein rüya alemi ile ilgili konuşmuyor ki, senin xy'lerinin nasıl eğilip büküldüğünü ve bunların ne kadar ekmek o kadar köfte misali eğiliminde hareketi etkilediğini söylüyor.
Sana bilgi, bilinç yok hak etmiyorsun. Einstein zaman, hız gibi kavramların, ölçü birimlerinin, madde ve maddi ortam, ilişkilerden bağımsız, ötesinde-dışında olduğunu mu söylüyor? Işığın hızı ifadesi yerine, hızın ışığı dediğini duydun mu hiç? Örneğin ışığın bükülmesinden söz ederken, kütle çekimi etkisiden söz etmeden mi yapıyor? Demek ki neymiş, ışığın bükülmesinin altında yatan faktörlerden birisi, kütle çekimiymiş, demek ki neymiş maddi, fizikiymiş. Seninkisi cahillik değil, trollük, mandalık...

Ağırlık, hız, koordinat, ölçebilmek için gereken minumum koordinat sayısı(boyut) gibi kavramlar, senin KAVRAMLARI YANLIŞ BİLDİĞİN İÇİN, ZAMAN= FİZİK-MADDİ ORTAM ÖTESİ MÜSTAKİL VARLIK, BOYUT=UZAY sandığın için, sana emek harcayıp, izah etmek için konuya girdi, çünkü her kavramı çarpıtıyor veya YANLIŞ biliyorsun, nasıl soyutlandıklarını bilmediğin için, nasıl soyutlandıkları anlatılıyor ki, doğrusunu kavrayasın, cümleleri doğru anlayasın -ki diyalog kurabilelim.

Ateistler akıl mantık, izan dışı bir biçimde, hayali, masal kahramanı, salakça bir paradoks pinokyo tanrı üfürmüyor diye neden yanılıyor olsun ki? hayali, üfürük, masal alemlerinde olağanüstü -fizik ötesi, yoktan var eden(yuh)- güçle donattığın, sözde pinokya tanrına dair, elinde nasıl var olduğu, böyle masalımsı bir güce nasıl sahip olduğu, neye benzediği, nerede olduğu, eylemlerine dair ne gibi somut, nesnel bir gözlem vardır ki yanılgıdan söz edesin? Görür mü, işitir mi, konuşur mu, duyu organları ne ile etkileşerek çalışır, mamulü, muhtevası nedir bunlara değinmiyoruz bile

Şimdi soruma yanıt bekliyorum, sen bigi ve emeği hak etmiyorsun, çünkü bayağı trolsün...
Senin masal tanrın, uzayı-maddeyi ne zaman yarattı? Bu eylemden önce ne kadar zaman-süre bekledi? Üfürük tanrın, 2023 yılına gelebilir mi? (unutulmamalı, burada bahse konu olan sözde tanrı(form-yapı!), madde-muhteva, varlık, malzeme gibi genel-temel bir kavram değil, bireydir, öznedir, sözde masal eylemlerinin de öznesidir, muhetvası değil bizzat ol deyince yoktan oldurduğu iddia edilendir, keyfidir)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (28-12-2023 Saat 19:15 ) değiştirilmiştir. Sebep: ALINTI da isim hatası
Alıntı ile Cevapla
  #123  
Alt 29-12-2023, 07:14
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bana yarım kilo zaman getir diyen olmadı, bir ahmak, zamanı kerameti kendinden menkul, müstakil bir varlık sanıyordu
Dombili bom, zamanı kendinden menkul bir şey sanmaya gerek yok. Mekanın kerameti düşünebilen için zaten tümüyle ortada. Kendinden menkul bir şey olmasaydı saatler farklı çalışmazdı. Zamanın kendisi fiziksel bir varlık değildir, kavramdır demekle olmuyor. Bilim camiasında zaman genişlemesi ispatlı diyoruz, hala bildiğini okuyorsun. Saatler hıza göre farklı çalışıyorsa, zaman sen gibi boyu posuyla gerçek demektir.

Yerinde ve tavanında ayna olan bir odada hareketini takip eden ışığın (dalga misali) zikzak çizmesi benim saatimin ölçümünü neden değiştirsin? Ölçülen ortada, biçilen ortada. Einstein ne yapacaktı, gerçeği açıklayamıyor diye çöpe mi atacaktı? Adamlar kalkmış matematiksel çalışmasını yapmış, boyut olarak sokmuş.

Yine gelmiş bana boyutun ne olduğunu bilmediğimi ileri sürüyorsun. Kendinden menkul olup olmadığı ile ne alakası var? Nesnel fiziksel olması kime ne? Ölçüm hareketle ilişkili mi? İlişkili, ölçüm yapıldı mı? Yapıldı, fark sana göre bana göre farklı mı? Farklı. O zaman vardır. Bu hakikatinde bana göresi sana göresi olmaz, dombili. Bu nedenle boş yere kendini yorma.

Tanrı deyip duruyorsun, filozof olduğunu belirtiyorsun ama bana sorduğun sorular komik değil mi? Tanrıyı üfürüyormuşum, sen önce ateistliğinle kendine bak. İspat bekler gibi hanimiş nerdemiş pesindesin? Daha zamanın sırrını anlamamışsın, bir alçaktan tanrıya cevap bekliyorsun. Hakkaten, ya tanrı sizin için hakikat olabilmesi nasıl türden kanıtların olmasını beklerdiniz? Karşınıza beyaz dede gelip ölülerimi diriltmeliydi, al şu asayı denize vur mu demeliydi? Kaldı ki ateistliğinizin kanıtı nedir? Her şeyin kendiliğinden olması mı? Eh, bende bu yüzden tanrıya inanıyorum zaten.

Ha zaman/mekân olmaz, evren sonsuz olsaydı düşünebilirdim, hatta söyleyeyim, mantıksız gelmezdi. Çünkü tüm potansiyel kudret sürekli bitmek bilmezlikte olabilir derdim. Ama zamanda asla ve kata tanrıdan vazgeçmem.

Quantum mekanığı değil, bunun gibi daha 10 tane fizik açın, vız gelir. Çünkü ne kadar köfte o kadar ekmeğe ihtiyaç olduğumuzu hissederdim. Her neyse, her şeyiniz değişken, doğru olan bu. İyi de, ışığın hızı sabit, hareket edersen zaman yavaş akıyor. Bu da ispatlanmış bir şey. Sen ama kendinden menkul değil diyorsun, iddia edilmediği halde ne olacak şimdi? Saatlerin farklı çalışması neyin nesi? Hadi bilmiyorsun geçtim, sana biraz olsa da sır gibi gelmiyor mu?
Alıntı ile Cevapla
  #124  
Alt 29-12-2023, 13:29
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sır , keramet tanrı ......... bıdı bıdı
inanç bataklığında boğulan birisinin bilim adına ahkam kesmesi kabul edilemez.
hangi tarikatin müridisiniz ? inanç damarlarınıza işlemiş.


KERAMET !

"Keramet" kelimesi, genellikle mistik veya dini bağlamda kullanılan bir terimdir. Farklı kültürlerde, farklı dini inanç sistemlerinde veya tasavvuf geleneğinde farklı anlamlar içerebilir.

Dini Bağlamda:
-İslam: İslam kültüründe, keramet, Allah'ın bir veli veya evliya üzerinde gösterdiği olağanüstü güç veya mucizeleri ifade edebilir. Bu, İslam mistik geleneğinde önemli bir konsepttir.
-Hristiyanlık: Bazı Hristiyan geleneklerinde, azizlerin veya ruhani liderlerin gösterdiği olağanüstü yetenekleri ifade edebilir.

Genel Anlamda:
-Mistisizm: Keramet, mistik bir deneyimin veya spiritüel bir olgunun sonucu olarak ortaya çıkan olağanüstü yetenekleri veya mucizeleri ifade edebilir.
Anlam Kayması: Günümüzde, "keramet" kelimesi genellikle bir kişinin olağanüstü bir yeteneği veya başarıyı elde etmesi anlamında kullanılabilir.

SIR

"Sır" kelimesi, farklı bağlamlarda farklı anlamlar içerebilen çok yönlü bir terimdir.

Gizli Bilgi veya Mesele:

-Kişisel Sır: Bir kişinin başkalarıyla paylaşmayı tercih etmediği özel bilgiler veya duygular.
Devlet Sırları: Bir ülkenin güvenliği veya politikasıyla ilgili olarak sınıflandırılmış bilgiler.
İş Sırları: Bir şirketin rekabet avantajını sağlayan, genellikle ticari sırlar ve patentler gibi bilgiler.
Mistik ve Dini Bağlamda:

-Tanrı'nın Sırları: Bazı dini geleneklerde, insanlar tarafından tam olarak anlaşılamayan ve Tanrı'ya ait olduğuna inanılan gizli gerçekler.
Mistik Sır: Tasavvuf veya mistisizmde, spiritüel deneyimler veya içsel gerçekliklerle ilgili olarak kullanılan bir terim.
Sanat ve Edebiyat:

-Sanatsal Sır: Bir sanat eserinde, bir teknik veya ifade tarzıyla ilgili ustalık veya özgünlük.
Roman Sırrı: Bir hikayede ortaya çıkan, çözülmesi beklenen ve izleyici veya okuyucuya açıklanmayan bir durum veya olay.
Genel Anlamda:

-Bilinmeyen Gerçek: Herhangi bir konuda bilinmeyen veya keşfedilmemiş bir gerçek.
Sıra Dışı veya Tuhaflık: Bir durumun, olayın veya kişinin olağandışı ve anlaşılmaz görünmesi.
"Sır" kelimesinin anlamı, kullanıldığı bağlama ve dilin içine yerleştirildiği kültüre bağlı olarak değişiklik gösterebilir

BİLİM

Bilim, doğal dünyayı anlama ve açıklama çabasıdır ve genellikle gözlemlenebilir, test edilebilir ve tekrarlanabilir verilere dayanır. Bilimin temel amacı, evrenin işleyişini anlamak ve bu anlayışı kullanarak olayları önceden tahmin edebilmektir. Bu nedenle, bilim genellikle gözlemlenebilir gerçeklere dayanır ve doğa yasalarını incelemeye odaklanır.

Keramet ve sır gibi terimler genellikle dini, mistik veya spiritüel bağlamlarda kullanılır. Keramet, genellikle Allah'ın bir veli veya evliya üzerinde gösterdiği olağanüstü güç veya mucizeleri ifade eder. Sır, dini ve mistik bağlamlarda, insanların tam olarak anlayamadığı veya kavrayamadığı için, ilahi safsataları ifade edebilir.

Bilim, gözlemlenebilir ve ölçülebilir olguları incelediği için, genellikle bu tür mistik veya dini kavramlara odaklanmaz. Bilim, fenomenleri neden-sonuç ilişkileri içinde açıklamaya çalışır ve temelde teorilere ve kanıtlara dayanır.


Zaman
sadece olayların sıralanması ve süreçlerin ölçülmesi için bir referans çerçevesidir. Zamanın kendisi, bağımsız bir varlık değil, bizim deneyimlerimiz ve gözlemlerimizle bağlantılı bir kavramdır. Matematiksel ifadelerle ifade edilebilir, ancak maddi bir varlık değildir.

Mekan
fiziksel nesnelerin yer değiştirmesi ve konumlarının tanımlanması için kullanılan bir kavramdır. Mekanın varlığı, var olan nesnelerin konumlarının belirlenmesini sağlar, ancak mekanın kendisi maddi bir varlık değildir.

Boyut

fiziksel dünyanın ölçümlerini ifade eden soyut kavramlardır. Örneğin, bir nesnenin uzunluğu, genişliği ve yüksekliği, boyutlara ait ölçümlerdir. Bu boyutlar, var olan nesnelerin özelliklerini tanımlamak için kullanılır, ancak kendileri maddi bir varlık değildir.


Bu soyut kavramlar, bilimde ve matematikte kullanılan modellerin birer parçasıdır. Ancak, gerçek varlıklar değillerdir; sadece dünyayı anlamak ve açıklamak için kullandığımız araçlardır. Umuyorum ki bu açıklamalar, zaman, mekan ve boyut gibi kavramların daha çok anlamda soyut olduğunu anlamanıza yardımcı olur dinci inançlı dine mine ne
Alıntı ile Cevapla
  #125  
Alt 29-12-2023, 17:36
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.680

Onur Üyeliği 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dombili bom, zamanı kendinden menkul bir şey sanmaya gerek yok. Mekanın kerameti düşünebilen için zaten tümüyle ortada. Kendinden menkul bir şey olmasaydı saatler farklı çalışmazdı. Zamanın kendisi fiziksel bir varlık değildir, kavramdır demekle olmuyor. Bilim camiasında zaman genişlemesi ispatlı diyoruz, hala bildiğini okuyorsun. Saatler hıza göre farklı çalışıyorsa, zaman sen gibi boyu posuyla gerçek demektir.

1 Peyniri buzluğa koy, diğerini de açık ortama, sonra ikisi arasındaki saat farkını ölç, al sana yapabileceğin basit bir deney, neden birisi 5 günde bozulurken, diğeri 1 ay geçmesine rağmen bozulmamıştır? Ne değişmiştir, değişen ne?...
Saatler hıza göre farklı çalışıyor, çünkü şey'ler(cisimler) hareket halinde iken çeşitli değişime uğruyor, haliyle tüm ölçülerimiz etkilenecektir(işte döndün dolaştın YİNE ZAMAN KAVRAMININ MADDEYE, MADDİ İLİŞKİLERE BAĞLI OLDUĞUNU, BAĞIMSIZ düşünülemeyeceğini İTİRAF ETMİŞ OLDUN). ZAMAN NEY'İN ÖLÇÜSÜ DEMİŞTİK? DEĞİŞİMİN, NEY'E bağlı o halde? DEĞİŞENE. DEĞİŞEN NE? FORM-YAPILAR, FORM-YAPILARDAN MÜTEVELLİT ORTAM, FORM-YAPILARDAN MÜTEVELLİT ORTAMDAKİ İLİŞKİLER böylece KOŞULLAR, ilişkiler->ETKİLEŞİMLER. ÖRNEĞİN BİR CİSMİN HIZI DEĞİŞİRSE, ORTAMLA GİRDİĞİ İLİŞKİLER-ETKİLEŞİMLER ve hatta-mecburen iç ilişkileri-dinamikleri de DEĞİŞİR, haliyle buna bağlı ölçümlerimizde değişir, anladın? Örneğin ortam basıncına göre çalışan aletlerimiz neyi ölçer? Demek ki ortam ilişkileri, etkleşimler değişirse ölçüm değerleri de değişecektir. Kaldı ki zaten ölçü aletlerimiz de, ölçü kavramlarımızın soyutlanması gibi, maddi etki-tepkiye göre-dayalı çalışırlar.. Demek ki ölçümlerimiz de, madde, maddi form-yapılar maddi ilişkiler-etkleşimlere göreymiş. Örneğin saatte 90km hızla yol alan bir araç ile sabit duran bir aracın, yere uyguladığı kuvvet aynı değildir, su her ortamda aynı derecede kaynamaz, hareket halinde olan bir cismin, hem kendi iç dinamikleri hem de çevreyle girdiği ilişki, ETKİLEŞİM, durağan hale göre farklıdır, dolayısıla ölçülebilir değerler de farklılık arzeder, görecelidir. KENDİ SÖYLEDİKLERİNİN ALTINDA YATAN FAKTÖRLERİ KAVRAMAN, ANLAMAN İÇİN ŞU KONUNUN BAŞINDAN BERİDİR ANAOKULU SEVİYESİNDE İZAH ETTİĞİM İFADELERİMİ ANLAMIŞ OLMAN GEREKİRDİ. Zaman değişimin ölçüsü ise, değişen ne? Maddi form-yapılar ve bu yapılardan mütevellit ortam. Hız neydi peki? Burada MADDEYİ DIŞLAYABİLDİĞİN NE VAR?

Zaman ölçüdür... Demekle olmuyor değil -Kİ KALDI Kİ DETAYLARIYLA İZAH EDİYORUM, NASIL SOYUTLANDIĞINI DA GÖZLER ÖNÜNE SERİYORUM, demekle, dememekle ilgisi yok. Zaman da, ağırlık, hız v.b.gibi aynı amaç, aynı zeminden soyutlanmış, şeylerin ve ilişkilerin değişiminin esas aldığı ölçü, kavramdır. Esası fiziki, FİZİKSELDİR, fiziksellik ayrı bir şeydir, şey'in fiziği ayrı.

Varlığın bir başlangıcı vardır/yoktur tartışması dahi abestir. Hasılı maddenin, uzayın bir başlangıcından söz etmek akıl-mantık dışı, anlamsızdır. Bu kadar basit.

EVREN demiyorum, devinen, MADDE-MUHTEVA-VARLIK diyorum, sürekli çarpıtıyorsun. Zaman şeylere ve şeylerden mutevellit ortama göre soyutlanır, ölçülür, bu ortamlara, koşullara ne demiş olursan ol, sonuç olarak zaman kavramı için, değişim ve değişenin varlığı şarttır. MADDE, VARLIK diyorum, çünkü zaman kavramınız maddeye, varlığa ve bu varlığın değişimlerine bağlı! neye evren dediğiniz de önemlidir... En nihayetinde Evren madde, maddi ilişkiler bütünlüğünden başka bir şey değil. Her konuda anlattım, tanımlar form-yapılara dairdir, şu ya da bu formları yapılar, biçimler değişebilir ve farklı isim, tanımlar alabilir. HAMUR ÖRNEĞİNİ BOŞA VERMEDİM, peynir ve küf örneğini boşa vermedim, madde, maddi ortam, varlık, SABİT değil, hareketli-ilişkili, dolayısıyla dinamik ve değişiyor-değiştiriyor, bu ilişkilerden çeşitli form-yapılar açığa çıkıyor, değişiyor v.b. bunu 50 kere ifade ettim... Peynir dersin, küfe dönüşür, bu sefer peynir değil, küf dersin, ikisine de farklı isim verirsin, böylece zaman kavramına da sahip oldun, ama ikisinin de muhtevası maddedir, ikisi de, form-yapı ve etkleşimleriyle, ilişkileriyle maddidir

Aşağıdaki link UZAM kavramını izah eder
https://tr.wiktionary.org/wiki/uzam

Tanrı üfürüyorsun, bu başlıkta bunu üfürmedin mi?

Ateistler akıl mantık, izan dışı bir biçimde, hayali, masal kahramanı, salakça bir paradoks pinokyo tanrı üfürmüyor diye neden yanılıyor olsun ki? hayali, üfürük, masal alemlerinde olağanüstü -fizik ötesi, yoktan var eden(yuh)- güçle donattığın, sözde pinokya tanrına dair, elinde nasıl var olduğu, böyle masalımsı bir güce nasıl sahip olduğu, neye benzediği, nerede olduğu, eylemlerine dair ne gibi somut, nesnel bir gözlem vardır ki yanılgıdan söz edesin? Görür mü, işitir mi, konuşur mu, duyu organları ne ile etkileşerek çalışır, mamulü, muhtevası nedir bunlara değinmiyoruz bile..

Sen cahil edebiyatını boşver, şu sorumu yanıtla;

Senin masal tanrın, uzayı-maddeyi ne zaman yarattı? Bu eylemden önce ne kadar zaman-süre bekledi? Üfürük tanrın, 2023 yılına gelebilir mi?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (29-12-2023 Saat 19:25 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #126  
Alt 29-12-2023, 22:20
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Zaman ölçüdür... Demekle olmuyor değil -Kİ KALDI Kİ DETAYLARIYLA İZAH EDİYORUM, NASIL SOYUTLANDIĞINI DA GÖZLER ÖNÜNE SERİYORUM, demekle, dememekle ilgisi yok. Zaman da, ağırlık, hız v.b.gibi aynı amaç, aynı zeminden soyutlanmış, şeylerin ve ilişkilerin değişiminin esas aldığı ölçü, kavramdır. Esası fiziki, FİZİKSELDİR, fiziksellik ayrı bir şeydir, şey'in fiziği ayrı.

Varlığın bir başlangıcı vardır/yoktur tartışması dahi abestir. Hasılı maddenin, uzayın bir başlangıcından söz etmek akıl-mantık dışı, anlamsızdır. Bu kadar basit.
Yerçekimi ve zaman, her ikisi de soyut kavramlardır. Bu soyut kavramları dünyayı açıklamak için bir araya getirmemiz, etkileşimin gizemli olmadığını göstermez. Sadece bu gizemli fenomenleri açıklamanın bir yolunu bulduğumuz anlamına gelir. Düşünce olmadan kelime olmaz, kelime olmadan anlam olmaz, anlam olmadan kavrama olmaz. Materyalden türetilemeyen şeyler vardır ve bu, diyalektik açısından da böyle olmalıdır. Somuttan soyutladim yoluyla karşıtını çürütmenin anlamsız olduğu anlamına gelir. Aynı şey, maddeyi çürütmek isteyen bir idealist için de geçerlidir. Her ikisi de ölümün ardından ne olacağını bilemez.

Sahtekarlık bile bile saptırmaktır. Hadi ben zir cahil bilmiyorum ama sen filosofsun ne yazdığını bildiğini senden bekleyebilirim. Yerçekimi hareket değip daha spesifik olan hızı gözardı ediyorsun, Aynısıni bak şimdide zaman genişlemsiyle yapıyorsun. Oysa Zaman genişlemesi dilation denilenle kırmızıya kayma, farklı ölçümlerdir. "Özetle, madde ve uzayın bir başlangıcı olup olmadığı hakkında konuşmak mantıksız ve anlamsızdır." cümlenle, farklı çalışan saatleri kırmızıya kayma ile karıştırmaya calisiyorsun.

Bu kavramlar dolaylı olarak ilişkilidir ancak aralarında direkt bir bağlantı yoktur. Kırmızıya kayma yüzünden saatler farklı çalışmıyor değilmi?. Filosflugunla hız gerçeğini alttan alta gömmeye çalışıdğin ortada. Kasıtlı olarak doğrudan ilgisi olmayan herhangi bir seyi doğrudan ilgiliymis gibi göstermeye çalışan kişiye ne dendiğini bilirsin değilmi?.


Senin masal tanrın, uzayı-maddeyi ne zaman yarattı? Bu eylemden önce ne kadar zaman-süre bekledi? Üfürük tanrın, 2023 yılına gelebilir mi?


Soruların mantıksal formu net olmadığından dolayı, geçersiz oldukları görüşündeyim. Konumsal hareketlerin zaman üzerinde etkisi olduğuna inanırım; bu hareketler zamanın doğasını belirlemede önemli bir rol oynarlar. Zaman, konumsal değişimlerin ölçüsüdür ve bu değişimler zamanın kendisinin özüdür. Sonsuzluğun sınırları belirlenemez; içiyle dışı arasında kesin bir ayrım yapılamaz. Evrenin veya maddenin ortaya çıkışından sonra zamanın varlığından bahsedilebilir, fakat evrenin öncesinde herhangi bir zaman kavramı anlamsızdir. Eğer evrenin öncesinde hareketler gerçekleştiyse, bunlar zamanla ilişkili olamaz, ve buda bize değişim veya hareketlerin durumsal olabilcegini düşündürür. Sonsuzluk kavramı, Zaman/mekansal sınırların başlangıcını ve bitişini aşan bir yapıya sahiptir; bu durum sonsuzluğun ebedi mevcut olduğu ve her anımızın ve zamanımızın da bir parçası olduğunu düşündürür.
Alıntı ile Cevapla
  #127  
Alt 30-12-2023, 05:40
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.680

Onur Üyeliği 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yerçekimi ve zaman, her ikisi de soyut kavramlardır.
Hayır, yerçekimi gibi fiziki kuvvetleri, zaman gibi ÖLÇÜ kavramlarına indirgeyemezsin. kavramları çarpıtmandan, yanlış bilmenden gına geldi, zira sana yapılan her cevap, çocuğa anlatır gibi oluyor, ama sende zerre ilerleme yok, hatta cümleleri dahi anlamazlığa vuruyorsun...
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sahtekarlık bile bile saptırmaktır. Hadi ben zir cahil bilmiyorum ama sen filosofsun ne yazdığını bildiğini senden bekleyebilirim. Yerçekimi hareket değip daha spesifik olan hızı gözardı ediyorsun, Aynısıni bak şimdide zaman genişlemsiyle yapıyorsun. Oysa Zaman genişlemesi dilation denilenle kırmızıya kayma, farklı ölçümlerdir. "Özetle, madde ve uzayın bir başlangıcı olup olmadığı hakkında konuşmak mantıksız ve anlamsızdır." cümlenle, farklı çalışan saatleri kırmızıya kayma ile karıştırmaya calisiyorsun.
Ne içiyorsun, umarım uyuşturucuya bulaşmamışsındır, zira hangi cümlede neyden bahsettiğimi dahi anlayamıyorsun. İzahlarla, konuyu karışıtıryorsun.

Bir şeyi karıştırdığım yok;
Zaman değişimin ÖLÇÜSÜDÜR,
Ölçü birimleri ile maddi kuvvetler ve etkileşimleri birbirine karıştırma -ki uzun, uzun anlayamayacağın cümleler kurmayayım.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu kavramlar dolaylı olarak ilişkilidir ancak aralarında direkt bir bağlantı yoktur.
Hayır efendim her ölçü kavramı, ölçü amacı dahilinde, ölçülen şeylerin, ölçülmek istenen özelliği, niteliği, hareketi, değişimleriyle V.B DOLAYSIZ-DİREK ilişkilidir, buradaki ilişki bizim kavramımızla ilgili -NEYE DAİRLİĞİYLE KURULAN İLİŞKİDİR. Tabi ki dolaylı da olsa -birbirini etkileyen ilişkiler de vardır-... Şeylerin -fiziki- birbiriyle ilişkisi, fiziki, yani maddi ilişki-etkleşimler ile ilgilidir ve dolaylı, dolaysız olabilirler.

Örneğin saat neye göre çalışır, zembereğe -elektronik ise ona göre ayarlanır. Örneğin, saniye neye göre belirlenmiştir? Cesium-133 atomuna göre.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kırmızıya kayma yüzünden saatler farklı çalışmıyor değilmi?. Filosflugunla hız gerçeğini alttan alta gömmeye çalışıdğin ortada. Kasıtlı olarak doğrudan ilgisi olmayan herhangi bir seyi doğrudan ilgiliymis gibi göstermeye çalışan kişiye ne dendiğini bilirsin değilmi?.
Şimdi de kırmızıya kayma diyorsun. Ordan budan ne duyduysan konuya sokuyorsun.

Ben zana ZAMAN DA, HIZ, AĞIRLIK vb kavramlarımız gibi, ölçü kavramlarıdır dedim. Bak orada GİBİ ifadesi var.
Sonra mekan, bükülüyor v.s. dedin, Einstein dedin;Ben de sana mekanın bükülmesindek faktörlerden bahsettim-örn:KÜTLE ÇEKİMİ-, ne çıktı yine ortaya? Maddi ilişkiler, etkileşimler! Bir şeyi gömdüğüm yok... Hız değişirse, bağlı ölçümler ve değerleri de değişir, bu da normaldir, doğaldır, olağandır.

Konuya sürekli yanlış bildiğin alakasız tanımlar dayatıyorsun, izah ediliyor, bu izahı da anlamıyor, yetmiyor alakasız yerelere çekiyorsun. Gerçekten nörolojik sorunların mı var? Uyuşturucu mu kullanıyorsunuz?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Senin masal tanrın, uzayı-maddeyi ne zaman yarattı? Bu eylemden önce ne kadar zaman-süre bekledi? Üfürük tanrın, 2023 yılına gelebilir mi?
Soruların mantıksal formu net olmadığından dolayı, geçersiz oldukları görüşündeyim. Konumsal hareketlerin zaman üzerinde etkisi olduğuna inanırım; bu hareketler zamanın doğasını belirlemede önemli bir rol oynarlar. Zaman, konumsal değişimlerin ölçüsüdür ve bu değişimler zamanın kendisinin özüdür. Sonsuzluğun sınırları belirlenemez; içiyle dışı arasında kesin bir ayrım yapılamaz. Evrenin veya maddenin ortaya çıkışından sonra zamanın varlığından bahsedilebilir, fakat evrenin öncesinde herhangi bir zaman kavramı anlamsızdir. Eğer evrenin öncesinde hareketler gerçekleştiyse, bunlar zamanla ilişkili olamaz, ve buda bize değişim veya hareketlerin durumsal olabilcegini düşündürür. Sonsuzluk kavramı, Zaman/mekansal sınırların başlangıcını ve bitişini aşan bir yapıya sahiptir; bu durum sonsuzluğun ebedi mevcut olduğu ve her anımızın ve zamanımızın da bir parçası olduğunu düşündürür.
Ben ne sordum sen nereye çektin? Evren değil! Madde, muhteva, varlık! her ne olursa olsun, bir fiil-eylem varsa, hasılı öçülebilir, dolayısıyla buradan da zaman kavramı anlam kazanır! Sözde yaratma eylemi dahi zaman kavramını anlamlı kılar, kaldı ki tanrı dediğin -üstelik!- ÖZNEDİR, dolayısıyla eylemler gerçekleştiyorsa, değişim, dolayısıyla ölçüsü-KIYASI- EYLEMDEN ÖNCE-SONRA-, zaman kavramı var demektir! Bu mantıklı değilse, zaman kavramıyla kısıtlanamaz varlığı, bir tanrıya yarattırman da mantıklı değilidir, öyle değil mi? Varlığa başlangıç tayin edilemez iken(çünkü en nihayetinde(!), zaman kavramı varlığa, maddeye bağlı), tanrıyı öne sürmek de akıl-mantık dışı değilse nedir?

Zaman konumsal değişmlerin değil, DEĞİŞİMİN ÖLÇÜSÜDÜR ve konumsal değişim de buna dahildir(ZAMAN KAVRAMI İÇİN DEĞİŞİM-DEĞİŞEN ÖNCÜLDÜR, burada ölçülebilirlik için referanslara ihtiyacımız olacaktır, işte ölçü alabilmek için ihtiyaç duyduğumuz minumum nokta-kriter-kıyas noktasına da boyut denir).

Değişim örnekleri
FORM-YAPILARDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİMLER.
KONUMA DAYALI YER DEĞİŞİMLERİ.
İLİŞKİ-ETKLEŞİME DAYALI DEĞİŞİMLER - ORTAM DEĞİŞENLERİ, DEĞİŞKENLERİ.

Peynir ve küf örneğini -peynir form-yapısının, küf form-yapısına dönüşmesi örneğini- boşa vermedim. (10. kez tekrar!)

Tümü de(her çeşit gözlemlenen değişim), insan için ölçülmeye muhtaçtır. HASILI İSTER KONUM DE(Kİ EKSİK!) istersen DEĞİŞİM DE, NE DERSEN DE, ÖLÇEBİLMEN İÇİN, ŞEYLERİN, örneğin konum değişimi dediysen konumları- DEĞİŞİYOR OLMASI, EN NİHAYETİNDE KONUM DEĞİŞTİREN ŞEYLERİN(NESNELER) VARLIĞI DA GEREKİR -Kİ ÖLÇESİN VE ÖLÇME-zaman KAVRAMIN ANLAM KAZANSIN... Şeyler değişir, yer değişir, ortam değişir, her şey değişir, böylece ZAMAN ve değişimleri ölçme işi anlam kazanır. Demek ki önce fizik, maddi şeyler, ortam ve çeşitli değişimler olmalı ki, zaman anlam kazansın.

Güneşin doğumu ve batımı, fiziksel bir olgudur değil mi? İkisi arasında kalan hali-durum için, GÜN demişiz, sonra Güneş'e göre günü de vakitlere ayırmışız... Sonra yanılgıya düşmüşüz, zaman geçtiği için güneş doğup, batıyor, günler geçiyor sanmışız, oysa gerçekte olan, Dünya'nın kendi etrafında dönmesi, böylece gündoğumu, günbatımı olarak tanımladığımız hali-durum -değişim-FARK- yaşanıyor, ZAMAN var OLDUĞU, GEÇTİĞİ İÇİN DEĞİL(zaman ne uzaysaldır, ne de geçendir, aslında değişen şeyler, şeylerden mütevellit ortamdır, haliyle ölçüsü de sabit olamaz, sayılması, biriktirilmesi v.s. gerekir!), AKSİNE DÜNYA KENDİ etrafında döndüğü için bu durum yaşanıyor ve bu sayede de ZAMAN ÖLÇÜSÜNE sahip oluyoruz. Yani bu olgu (gün-doğumu, gün-batımı!) zamana bağlı değil, Güneş ile Dünya arasında gerçekleşen maddi ilişki ve açığa çıkardığı değişime -bu değişimlere göre kıyasla ÖLÇME İŞİNE- bağlıdır. ZAMAN OLDUĞU, GEÇTİĞİ İÇİN GECE, GÜNDÜZ YAŞANMIYOR, GECE-GÜNDÜZ YAŞANDIĞI İÇİN BİZ ZAMAN gibi bir KIYAS-ÖLÇÜ KAVRAMINA ANLAM VERİYORUZ! Şu paragrafı anlamanız neden bu kadar zor? Bu kavramı bir kez tanımlamışsak, cümlelerde olduğu gibi kullanırız, ama bu demek değil ki, tanımını da yanlış bilelim, yanlış olan keyfi anlam-vasıf yüklemelerinde bulunalım...

Tekrar soruyorum; iyi düşün(ki hamur örneğimi düşün), varlık namına başlangıç diye bir şey yok, çünkü ortadadır ve devinir demiştim. Dün, yarın diye bir "şey" de gerçekte yok, zaman varlığın -çeşitli form-yapılar-biçimlerin, madde-maddi ilişkiler, etkleşimler, form-yapılardan mütevellit ortamın değişimlerine dayalı, ölçü-kıyas işi-kavramıdır!), elbette önmelidir ve hesaba katılmak zorundadır!; Merdiyenler önemli değil mi?

Hatta bir örnek vereyim;
Dipsiz kuyuya taş atarsan, ne zaman dibe düşer veya düşer mi?

Yukarıdaki soruyu düşün ve şimdi bu soruyu yanıtla, amaç burada masal tanrınla uğraşmak değil, zaman konusundaki yanılgını -zaman kavramına!- biçtiğin, yanlış anlam, uzaylaştırma(üzerinde yürünen YOL, içinde olunan uzaymış gibi kullanma, en önemli hata), vasıfları- ve elbette paradoksunu görmen için.
Soru çok basit;

Senin masal tanrın, uzayı-maddeyi ne zaman yarattı? Bu eylemden önce ne kadar zaman-süre bekledi? Üfürük tanrın, 2023 yılına gelebilir mi?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (30-12-2023 Saat 06:27 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #128  
Alt 01-01-2024, 20:27
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tekrar soruyorum; iyi düşün(ki hamur örneğimi düşün), varlık namına başlangıç diye bir şey yok, çünkü ortadadır ve devinir demiştim. Dün, yarın diye bir "şey" de gerçekte yok, zaman varlığın -çeşitli form-yapılar-biçimlerin, madde-maddi ilişkiler, etkleşimler, form-yapılardan mütevellit ortamın değişimlerine dayalı, ölçü-kıyas işi-kavramıdır!), elbette önmelidir ve hesaba katılmak zorundadır!; Merdiyenler önemli değil mi?

Hatta bir örnek vereyim;
Dipsiz kuyuya taş atarsan, ne zaman dibe düşer veya düşer mi?

Yukarıdaki soruyu düşün ve şimdi bu soruyu yanıtla, amaç burada masal tanrınla uğraşmak değil, zaman konusundaki yanılgını -zaman kavramına!- biçtiğin, yanlış anlam, uzaylaştırma(üzerinde yürünen YOL, içinde olunan uzaymış gibi kullanma, en önemli hata), vasıfları- ve elbette paradoksunu görmen için.
Soru çok basit;
Yanlis ilerliyorsun: ivme hareketi ve yerçekimi zamanın ve uzayın yapısını etkilediğini biliyoruz buraya kadar tamam ama sen bununla birlikte, mekanın"""derinliğini""", maddenin ""doğrudan"" fiziksel yapısı yerine, maddenin """yüzeyine""" etki eden ve hareketi mümkün kılan enerji biçiminde düşünmelisin çünkü "derinlik", fiziksel olarak maddenin değil, enerji biçiminde mekanın özelliğidir. görelilik teoriside, uzay-zamanın kütle, enerji ve hareket tarafından nasıl etkilendiğini ve değişebileceğini belirtir. Zemberekte, saate güç verir değil mi ancak mekanik enerjiyi depolayan bir yaydır sonuçta yani mekan enerji olmaksızın çalışamazdı yani mekan olmaksızın hareketi açıklayamazdık.

Eğer kütle arttıkça mekanin daha cok kıvrıldığını söylüyorsak, o zaman dipsiz kuyu konusunda da dürüst olmalıyız ki zamanın göreliliği gibi hareketin de göreli olabileceğini anlayabilelim.
Seninle özelden bu konuyu tartışmıştık hatirliyorsan.

Bir dipsiz kuyu, zamanı bükerek, kuyunun dibine doğru bir kuvvet uygulamış olur. Bu kuvvet, kuyuya düşen bir taşı yavaşlatır ve sonunda durdurur. Taş, kuyunun dibinde sabit bir konumda kalır. Bu durum, taştaki konumsal hareketin durumsal harekete dönüşmesine yol açar.Bu durumda, taşın konumu değişmez dir, yani durumsal hareket halindedir. Bu durumu daha iyi anlaman için, bir topu düz bir """yüzeyde""" yuvarlamayı düşünelim.

Top, yüzey boyunca hareket ederken, konumu sürekli olarak değişir. Bu, toptaki konumsal hareketin bir örneğidir. Şimdi, aynı topu eğimli bir yüzeyde yuvarlayalım. Top, yüzey boyunca hareket ederken, eğim nedeniyle yavaşlar ve sonunda durur. Top, yüzeyin """dibinde"" sabit bir konumda kalır. Bu durumda, toptaki konumsal hareket, durumsal harekete dönüşmüştür.

Yani dipsiz kuyudaki taşda, eğimli yüzeydeki topla aynı şekilde hareket edecektir. Taş, kuyunun dibine doğru hareket ederken, (mekanın bükülmesi nedeniyle zamanla = zamanın bükülmesi nedeni ile mekanda(zamanda) yavaşlar ve sonunda durur. Taş, kuyunun dibinde sabit bir konumda kalır. Bu durumda, taşın konumsal hareketi, durumsal harekete dönüşmüştür. Sana üfürme dememin sebebi bu çünkü dipsiz kuyuda taşın hareketi top gibi yani eğilim nedeni ile durmak zorunda dır. Evet akil sir ermiyor ama hakikat neyse öyle kabul edebilmeli,yapcak bir sey yok. Teori dünya anlayışımızı alt üst ettiği için Einstein da senin gibi bunun olamayacağını söyledi ama ne yazık ki gerçek neyse o. Bu vesileyle size ve forumun tüm üyelerine, usulen değil gönlümden dilediğim için Mutlu Yıllar dilerim.
Alıntı ile Cevapla
  #129  
Alt 02-01-2024, 00:29
Velhelebe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Velhelebe Velhelebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
Standart

Spartacus sana bir şey sormak istiyorum. Senin bir örneğin vardı, demir zaman geçtiği için paslanmaz, paslandığı için zaman kavramı olur demiştin ve peynirin küflenme örneği de veriyordun. Bunlar ortamla alakalı şeyler. Peki ortam aynı olsa her şey aynı olsa ama hız değişse bu zamanı nasıl etkiler? Eğer hız zamanı değiştiriyorsa zamanın sanal olmayıp gerçek bir şey olduğu sonucuna varabilir miyiz?

Sormak istediğim başka bir şey daha var yeni aklıma geldi. Varlık hamur gibidir onun açısından zaman geçmez, zaman formların hareketi ile açığa çıkar diyorsun. Mesela bir saati düşünelim hamur yerine. Saatte akrep ve yelkovan sürekli hareket ediyor olsun, yani formlar sürekli hareket edip etkileşime geçiyor. Peki bu etkileşimlerin sayısı sonsuz mu? Saymaya kalksak ve geriye takip edebilsek sonsuza gider mi, bir yerde durur mu?
Alıntı ile Cevapla
  #130  
Alt 02-01-2024, 13:05
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.680

Onur Üyeliği 

Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yanlis ilerliyorsun: ivme hareketi ve yerçekimi zamanın ve uzayın yapısını etkilediğini biliyoruz buraya kadar tamam ama sen bununla birlikte, mekanın"""derinliğini""", maddenin ""doğrudan"" fiziksel yapısı yerine, maddenin """yüzeyine""" etki eden ve hareketi mümkün kılan enerji biçiminde düşünmelisin çünkü "derinlik", fiziksel olarak maddenin değil, enerji biçiminde mekanın özelliğidir. görelilik teoriside, uzay-zamanın kütle, enerji ve hareket tarafından nasıl etkilendiğini ve değişebileceğini belirtir. Zemberekte, saate güç verir değil mi ancak mekanik enerjiyi depolayan bir yaydır sonuçta yani mekan enerji olmaksızın çalışamazdı yani mekan olmaksızın hareketi açıklayamazdık.
Ben nerede mekan yoktur dedim ki? Avare dingil dediğimde kızıyorsun, OYSA O CÜMLEDE MAKSAT, BUKULMEKTEN SÖZ ETMİŞ OLMANDIR! BEN DE SANA DEDİM Kİ FAKTÖRLERDEN BİRİSİ, KÜTLE ÇEKİMİDİR. Yani o cümlelerde maksadım olay ve olguları enine boyuna açıklamak değil, maddi etkiye örnek vermektir!

Sen bilerek çarpıtıyorsun çünkü ya cahilsin ondan, ya da sahtekarsın(inançların uğruna sahtekarlığı seçiyorsun)...

Yani zamanın madde, maddi ilişkiler ve elbette böylece anlam kazanan maddi ortam, koşulalrdan bağımsız düşünemeyiz, başındna beridir söylüyorum, benim derdim bunu izah etmek!

YAZDIĞININ ÇOĞU EDEBİYAT, ÇOĞU!!!!!!!!!!!!!!!!
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani dipsiz kuyudaki taşda, eğimli yüzeydeki topla aynı şekilde hareket edecektir. Taş, kuyunun dibine doğru hareket ederken, (mekanın bükülmesi nedeniyle zamanla = zamanın bükülmesi nedeni ile mekanda(zamanda) yavaşlar ve sonunda durur. Taş, kuyunun dibinde sabit bir konumda kalır. Bu durumda, taşın konumsal hareketi, durumsal harekete dönüşmüştür. Sana üfürme dememin sebebi bu çünkü dipsiz kuyuda taşın hareketi top gibi yani eğilim nedeni ile durmak zorunda dır. Evet akil sir ermiyor ama hakikat neyse öyle kabul edebilmeli,yapcak bir sey yok. Teori dünya anlayışımızı alt üst ettiği için Einstein da senin gibi bunun olamayacağını söyledi ama ne yazık ki gerçek neyse o. Bu vesileyle size ve forumun tüm üyelerine, usulen değil gönlümden dilediğim için Mutlu Yıllar dilerim.
Ben ne sordum, nasıl bir cahil edebiyatı yaptın? Ne anlatıyorsun burada? Afedersiniz, zeka özürlü...

TAŞ DURMAZ, bir kuyuya taş at bakalım duracak mı? Dingil, her konuyu, etki kapsamını v.b. yanlış biliyorsun...

O metafordu(Bildiğin normal kuyudur düşünülmesi gereken). Neden metafor yaptım, çünkü öyle bir kalın kafatasın var ki, yine de anlamıyorsun...

Zaman varlığa-maddeye, maddi form-yapılara, maddi ilişkiler, etkleşimler, maddi ortama(mekana!) bağlı ve bunlarda meydana gelen değişimlere dair soyutladığımız bir ölçü kavramıdır, bu bahisle varlığın bir başkangıcı anlamsızdır. VARLIK NE EZELİDİR NE DE EBEDİ, bizim kıyaslarımız, tüm bunlara, değişimlere dairdir... Zaman üzerinde yürünen bir yol değildir, değişimin ölçüsüdür. Bu bahisle ezelin aşılamayacağı -başlangıcı yoksa, tarihi de olamaz!- gibi saçma paradokslar da anlamsızdır. Varlığın-uzayın bir başlangıcı yoktur, başlangıç gibi zaman kavramlarımız varlığın-ortamın değişimleri, ölçü-kıyas ile anlam kazanır...

Bu sorularda amaç yanlış kullandığın zaman kavramıyla türettiğin paradoksu görmen içindir.

Senin masal tanrın, uzayı-maddeyi ne zaman yarattı? Bu eylemden önce ne kadar zaman-süre bekledi? Üfürük tanrın, 2024 yılına gelebilir mi? Madem ezeli?, bir başlangıcı yok. Çarpıtma, TREN YOLU SANDIĞIN ve yanlış bildiğin zaman kavramınla buyur 2024 yılına getir... (Gerçi hangi kavramı doğru biliyorsin ki, hepsi üfürme, yanlış biliyorsun.)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:34 .