İsa Sevginin Ne Olduğunu Bilmiyordu!
Geçen gün hristiyan bir şahısla Amerikan Düz Dünya Derneği'nde tartışıyoruz. Şahıs kalktı dedi ki: "Siz Türkler sevmeyi bilmiyorsunuz, sizi İsa'nın sevgisiyle seve seve sevmeyi öğreteceğiz". Güldüm. Dedim bize mi sevmeyi öğreteceksiniz?
Dedi: Yes, to you.
Kahkahalarla güldüm. Bak şimdi, siz Amerikalılar daha sevmenin ne olduğunu bilmiyorsunuz. İsa da bilmiyordu. Bu yüzden size eksik öğretmiş.
Sevgi, İngilizce'de love'dir. Birini sevdiğiniz zaman da aşık olduğunuz zaman da I love you dersiniz. Oysa bizde bu duygu ikiye ayrılır:
Seni seviyorum diyebilirsiniz.
Sana aşığım da diyebilirsiniz.
Bu ikisi sizde aynı anlamdadır. Ancak bizde bunlar farklıdır. Aşkın gözü kördür, sevginin değil! Sevdiğin birinden nefret edemezsin, ancak birinden hem nefret edip hem aşık olabilirsin.
İsa'nın sevgi fikri, ya da İsa'Yı sevme fikri, hem aşk anlamında, hem de sevgi anlamında olan love isminde toplanmıştır. İsa'nın love'ı, zaman zaman aşka dönüşür, zaman zaman sevgiye dönüşür. Örneğin love'dan zarar göreceğiniz kesinse, İsa yine de sevin der, çünkü bu aşktır ve love'ın içinde vardır. Diğer türlü olduğunda, yani love toksik olmadığı zaman İsa zaten sevmeyi sürekli olarak tavsiye etmektedir.
İsa ve onun takipçileri şunun ayırımını yapmıyor, yapamıyor: Aşk ve sevgi.
"Herkesi love'in". Sevelim mi aşık mı olalım? Sevin. Yanlış. Bunu böyle Türkçe kelime oyunuyla sevgiye dönüştüremezsin. Love diyor, aşk ve sevgi bir arada. Peki ne zaman hangisi? Bilgi yok. Çünkü İsa kendisi de aşk ve sevgi arasındaki farkı bilmiyor, ikisini de içeren love ile bodozlama gidiyor, takipçileri de. Pek Tanrısal bir bilgi birikimine benzemiyor, does it?
|