Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-11-2024, 18:15
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
Standart Yaratılış manifestosu

Biz, İstanbul'da Üsküdar Üniversitesinde 24-26 Ekim 2024 tarihlerinde yapılan VIII. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi katılımcısı bilim insanları olarak, ‘Yaratılış Manifestosu' beyan etmeyi uygun hatta zorunlu gördük. Çünkü bilimsel veriler ve matematiksel ispat yöntemleri, evrenin varoluşunu bilinçli ve tasarımsal olduğu yönünde yeterli kanıt düzeyine ulaşmıştır.

İnsanlık tarihinin en temel felsefi ve bilimsel sorusu, evrenin ilk varoluşunun neden ve nasıl olduğu ve hayatın neden ve nasıl başladığıdır. Bu hususta bilinen iki görüş vardır:

Tesadüfe dayalı varoluş,
Bilinçli Tasarıma (**) dayalı varoluş.
Birisinin imkânsızlığı ispatlanırsa yani olmayana ergi (Reductio ad absurdum ) akıl yürütme yöntemi ile ikincinin doğruluğu anlaşılır.

Akıl argümanı; birinci olarak akılsız ve bilinç sahibi olmayan bir doğa akıllı ve bilinçli insanı nasıl ve neden var etti diye sorar. İkinci olarak bilimin keşfettiği doğada var olan karar verici algoritmaların kendiliğinden var olmadaki olasılık hesabını sorar. Çünkü bu algoritma mantığı yapay zekanın Fuzzy mantığıdır. İnsanın yakında anladığı bu algoritmayı akılsız bir evrimle açıklayamayız.

Bu iki görüş hem bilimsel hem de felsefi açıdan farklı yorumlara sahiptir. Her iki görüşü karşılaştıralım ve akıl yürütme yöntemleri ile açıklayarak matematiksel ispat yolu ile soruya cevap arayalım.

Tesadüfi Varoluşun imkânsızlığı

Bu görüş, evrenin doğal süreçler sonucu ve rastlantısal olayların birikimiyle oluştuğunu öne sürer. Big Bang teorisine göre evrenin yaşının yaklaşık 13,8 milyar yıl olduğu, Webb teleskopunun verilerine göre ise evrenin yaklaşık 26,7 milyar yıl önce ortaya çıktığı ve fiziksel yasalar çerçevesinde genişlediği açıklandı. Big Bang'den önce zaman ve madde olmamalıydı, uzay ve zaman dışında bir gerçeklik olmalıydı. Tesadüfi varoluş görüşünün temel akıl yürütme noktaları, tek tek karşıtını ispat yöntemi ile çürütülebilmektedir.

Kuantum Belirsizliği: Kuantum fiziğine göre bazı olayların kuantum seviyesinde dışsal bir sebep olmaksızın gerçekleşebildiği öne sürülmektedir. Ancak İnce Ayar Argümanı; fizik yasaları ve evrensel sabitleri ile hayatın ortaya çıkmasına imkân tanıyacak şekilde "ince ayarlı" olduğunu savunur. Eğer fiziksel sabitlerde çok küçük değişiklikler olsaydı, evrenin var olması veya yaşamın gelişmesi mümkün olmazdı. "Kaos Teoremi" ne göre bizim için yanlış görünen şeyler mükemmelin bir parçasıdır. O halde kuantum belirsizliği evrenin mükemmelliğinin bir parçasıdır. Ancak uzay ve zaman dışında gerçekliği bilememektedir. Böyle bir mükemmellik tesadüfe yer bırakmayacak şekildedir ve matematiksel akla göre uzay ve zaman dışı bir dış irade gerektirir.
Doğal Seçilim Tezi: Yaşamın oluşumunda canlıların çeşitlenmesi ve gelişimi, mutasyonlar ve seçilimle açıklanmaktadır. Ancak bir çocuk anne karnında zigot (Anne ve baba DNA'larının yarı yarıya ilk hücre olması) halinde iken, 8 haftada embriyoda çocuk hareket etmeye başlar. Onuncu haftada fetüs dönemine geçilir ve uzuvlar belirginleşir. Anne rahmi her hafta bir santim muntazaman yukarı doğru büyür. Kırk (40) hafta sonra doğum gerçekleşir. DNA'daki amino asitlerin hep doğru kararlar vererek büyümesi zorunlu yasadır. Bu süreçte tesadüfi mutasyon olmaması gerekir, yoksa çocuk sağlıklı olamaz. O halde bütün memelilerde gerçekleşen bu planlı, sistematik, ince ayarlı, düzenli, ölçülü ve hesaplı büyümede mutasyonun çok istisna olması ve olumsuzu doğurması bilinmektedir. Bu nedenle "karşıt tersini kullanarak ispat yöntemi" doğal seçilimin imkansızlığını ve seçilimin rastlantısal değil bilinçli olmak zorunda olduğunu gösterir. Bu bir dış iradenin zorunlu varlık olduğunu gösteriyor. Aynı analojiyi incir çekirdeğinden incir ağacına dönüşümüne, arının çalışma tarzına uygulayabiliriz. Doğal seçilim sadece yaşam kalıma odaklıdır ama bilinçli seçilim ise amaca yönelik gelişmeye odaklanır.

İlkel Şartlar ve Büyük Sayılar Tezi: Evrenin büyüklüğü ve zamanın uzunluğu düşünüldüğünde, hayat gibi karmaşık yapıların rastlantısal olarak ortaya çıkma ihtimalini öne sürer. Fiziksel kanunlar çerçevesinde işleyen doğal süreçlere dayanan bilimsel gözlemler ve deneylerle ispat edilen gelişim evreleri "Kiplik akıl yürütme yöntemi" ile düşünüldüğünde, matematiksel ispat yöntemine göre; doğru koşulların oluşması çok düşük olasılıklı bir durumdur. 10-50 olasılıklar imkânsız kabul edildiğinden, büyük evren düşünüldüğünde bu ihtimallerin gerçekleşmesi matematiksel akla göre imkansızdır. Evrenin büyüklüğüne ve zamanın uzunluğuna rağmen her yıl baharda üç hafta hiç mutasyon olmadan hep doğru kararlar vererek cansız DNA'dan canlı bir eserin çıkması mutlak bir bilinci zorunlu varlık olarak işaret eder.

Karmaşıklık ve Düzen: Evrenin, doğa yasalarının uyum içinde işlediği karmaşık bir yapıya sahip olduğu gözlemlenir. Bu düzenin kendiliğinden mi, yoksa "Genel Sistemler Teorisi" ne göre bir tasarım sonucu mu ortaya çıkacağı tartışılır. Sistem teorisi: her şey birbiriyle ilişkili küçük parçalardan oluşur, fakat kendisi de daha büyük bir sistemin parçası olarak işlevde bulunan bir bütün olarak kabul edilir. "Sibernetik Yasaları"na göre işleyen bir düzen vardır. Sibernetik canlı ve cansız tüm karmaşık sistemlerin denetlenmesi ve yönetilmesini inceleyen bilim dalıdır. Sibernetik yasaları bir dümencinin varlığını zorunlu görür. Evrenin ve yaşamın rastlantılarla değil, bilinçli bir akıl tarafından tasarlandığını savunan tasarımsal var oluş görüşü matematiksel akla göre zorunlu seçenektir.

Zihin Teorisi Yetisinin Olması: Tesadüfi varoluş görüşü bu kurama açıklama getirememektedir. İnsan diğer canlılardan farklı olarak varsayım üretme yeteneğine sahiptir. Metabilişsel nörogenetik eğilimler olan "anlam arayışı, yeniliği arama davranışı, zaman farkındalığı, sonsuzluk arzusu ve ölüm algısının varlığı" sadece insana hastır. İnsan zihin tutumunu terk edip kendini doğaya bıraktığında hayvanla özdeş olur. İleri otistik özellikteki kişilere parmağınızla bir yeri işaret ettiğinizde sağlıklı düşünemeyen bu kişiler parmağın ucuna bakar işaret edilen yere bakamaz. Onlarda zihin kuramı yetisi yoktur. Bu nedenle insan evrenle ilgilenirken sadece evrene değil evrenin arkasındaki anlama bakma yetisine sahiptir. Fen bilimleri evrenin nasıl işlediğini çok güzel açıklar, ancak anlamı esas alan bilimlerin ise teorik anlamlar çıkarması gerekir. Bu evren neden var, neden buradayım ve nereye gideceğim?... Zihin kuramı yetisini kullanan ve bu gerçeği gören çok kişinin de bunu pozitivist zihin tutumu ve dogmatik bilim önyargısı nedeni ile ifade edemediklerini gözlemliyoruz. Evrene zihin kuramı yetisini kullanarak baktığımızda büyük ve mutlak bir ilim, mutlak irade, mutlak güç, mutlak hikmet sahibi bir varlığın (Vacib-ül Vücud***) olması zorunluluktur.

Bilincin Açıklanamazlığı: İnsan bilincinin hayvandan ayrıldığı özellik, onda "ben bilinci"nin bulunmasıdır; hayvanda böyle bir bilincin bulunmadığı kesindir. Rastlantısal var oluş tezi bilinç konusunda susmayı tercih etmektedir. Çünkü maddeden bilinç yapmak sıfırdan var etmek gibidir. Cildimiz 20 günde tamamen değişiyor vücudumuzda altı ay sonra bütün hücreler değişmiş oluyor ancak bilgisayarın IP'si gibi olan bilincimiz hiç değişmiyor. Bilinç, rastlantısal süreçlerle açıklanması çok zor bir olgudur ve insana hastır. Tasarım argümanı, bilincin varlığını bir tasarımcının eseri olduğunu savunur. Dedüksiyon akıl yürütme yöntemi bilinçli varlıkların varlığına, yüksek bir bilinç ve bilinçli tasarımın zorunlu varlığına kanıt olarak işaret eder. Evren yüksek bir bilinç ve üstün bir gücün ki bu ancak ‘İlahi irade'dir, O'nun ürünü olması zorunlu ideadır.

Yaşam Mücadeledir Tezi: Bu teze göre hayat tesadüfen oluşmuştur ve mücadele vardır, güçlü olan yaşar, olmayan mücadeleyi kaybeder yok olur. İlk hücreden en gelişmiş canlılara kadar baktığımızda yardımlaşma esas, mücadele istisnadır. Güçlü olan aslan ve büyük olan dinozor bütün dünyaya yayılmamıştır. Dinozorların büyük bir zırha ama küçük bir beyne sahip olmaları uyum sağlamamalarına neden olmuştur. Evrende güçlü olan değil genetik şifrelerine göre uyum sağlayan yaşamaktadır. Ancak uyum sağlamak amaçla mümkündür. Tekil olaylardan tümü anlama yöntemi olan "indüksiyona" göre doğada yaşanan birlikte yaşama dengesi hayatın mücadele olduğu tezini çürütmektedir. Çünkü homeostazi (denge) yasasına göre ince bir ahenk vardır, rekabet dengeyi bozmamaktadır. Yaşam amaca göre bir uyumdur. Amacın İlahi iradeye uygun olması zorunludur.

Şer (Kötülük) Problemi ve Sınav Diyalektiği: Materyalist bilim, insanın amacını zevk prensibi ile açıklamaya çalışır. İnsan diğer canlılardan farklı olarak amaçlı davranabilen, özgür düşünen, varoluşu sorgulayan, soyut, kavramsal ve sembolik düşünebilen tek varlıktır. Ölümden sonra hayatın olmadığı bilimsel olarak söylenemez. İnsan kötülüklerin neden var olduğunu da sorgulamaktadır. Özgür iradeye sahiptir. Özgür iradenin olabilmesi için kötülük yapma özgürlüğünün de olması gerekir. Kötülük yapma, hata ve yanlış karar verme özgürlüğü bir sınavın varlığına işarettir. "Çelişki yapma yöntemi ile ispat" olan matematiksel akıl yürütme yöntemi "hesap verebilirliği" netice vermektedir. İnsanın kötülük yapabiliyor olması bir çelişkidir. O halde bütüncül bilime göre dünyanın var oluş amacının sınav diyalektiği olması akla en uygun seçenektir.

Ölüm Sonrası Yaşamın Zorunluluğu: Dünyada istisnası olmayan tek gerçek ölümdür. Programlanmış hücre ölümlerinin varlığı bilimi ölüme çare arama alanına yönlendirmiştir. Ölümün bizim canımızdan başka bir anlama işaret etmesi zihin teorisine göre gerekmektedir. Bu kadar mükemmel bir düzen yaratıp sonra da onu yok etmesi Abduksiyon (Dışa çekim) muhakeme yöntemine göre imkansızdır. Abduksiyon bir bilimsel buluş yöntemidir. Oluşan şartlara göre çıkması en güçlü sonucu gösterir. Hastalıklar bu yöntemle teşhis edilir. Kötülük yapanların, bedel ödemeden yanına kâr kalarak ölüp gitmeleri adil değildir. İşleyen sibernetik yasalarına göre kötülük yapanların bedel ödemeleri gerekmektedir. Diğer taraftan bütün insanlarda var olan sonsuzluk arzusunun nörogenetik eğilimi, abduksiyon nedensellik ilkesine göre sonsuz bir yaşamı zorunlu kılmaktadır. O halde neş'e-i uhra yani yeniden diriliş olmalıdır. ‘Yaratıcı vermek istemiş ki istemeyi vermiş' diyebiliriz.

Entropi Yasası Dış İradeyi Zorunlu Kılıyor: Entropi enerji yasası olup termodinamiğin ikinci yasasıdır. Evren düzenli bir şekilde düzenden düzensizliğe gider. Bu gidişe göre evren ısı ölümü ile sona erecektir. Bu yasaya göre karanlık yoktur, ışığın olmaması vardır; soğuk yoktur, ısının olmaması vardır. Devamlı ısı ve ışıkla hassas ince ayarlı ve hesaplı bir destek gerekmektedir. Bu yasa zihin kuramı yetisine sahip olan insanı anlam arayışına itmektedir. Zihin kuramı yetisi insan beynindeki ayna sinir hücrelerinin fonksiyonudur. Eğer dış denetim ve düzenleyici yoksa entropi yükselir ve evrende düzen bozulur. İlk varoluşu yapıp mükemmel yasalar koyan ve bu yasaları her saniye yöneten uzay ve zaman dışında bilinçli bir irade sahibinin (Vacib-ül Vücud) varlığı zorunludur.
Sonuçlar:

Bilimsel Açıklamalar: Bilimsel gözlemler ve fizik yasaları, evrenin kökenini ve gelişimini anlamada tesadüfî varoluşun imkânsızlığı ile tasarımsal varoluşun lehine deliller sunar. Ancak bilimsel model, "neden bir şey yerine hiçlik var? Neden bu evren var?" gibi nihai sorulara akıl yürütme yöntemlerini işaret eder.
Hakikate götüren dört yol vardır. Birincisi deney ve gözlem, ikincisi akıl yürütme yöntemleri, üçüncüsü rasyonel sezgiler, dördüncüsü rasyonel inançlar.
Bilinçli Tasarım görüşü; karmaşıklık, bilinç ve evrendeki düzenin kökenine dair alternatif bir açıklama sunar ve ahlaki veya metafizik sorulara da cevap verir.
Tanrı (İlah) tasavvuru: Bilinçli Tasarım görüşü, evrendeki düzen ve bilincin varlığı gibi fenomenleri açıklamaya çalışırken "zaman ve uzay dışı bir yaratıcıyı zorunlu varlık (Vacib-ül Vücud)" olarak savunur. Varoluşu; her şeyi bilen, gören, yöneten ve kontrol edebilen dış irade özelliklerinde mutlak bir irade ile açıklar.
Biz bu Yaratılış manifestosunu hazırlayanlar olarak, O sonsuz, mutlak ilim, irade, kudret ve hikmet sahibi zorunlu varlığın (Vacib-ül Vücud), Kur'an-ı Kerim'de ifade edilen Tevhid (Allah) kavramına uyduğunu bütüncül bilim kanıtı ile ilan ve beyan ederiz.
(**) Bilinçli tasarım bir yaratıcının bir fiilidir, her fiil gibi faili yani öznesi vardır. O'da İlahî ve Tevhid yaratıcılığı bilgisidir. Bilinçli tasarımın akıllı tasarımdan farkı kendi algoritmasını üretebilme yetisidir.

(***) Vacib-ül Vücud kavramı "Zorunlu Varlık" anlamında İbn-i Sina tarafından literatüre sokulmuştur.

Kaynaklar:

A- Manifestoda kullanılan kaynaklarda spekülatif varoluş tartışmaları yerine rasyonel kanıtlar, akıl yürütme yöntemleri, hesaplamalı bilimlerden nörobilim, fizik, kimya, mantık bilim ile bilinç, anlam ve amaç çalışmaları yapan nöropsikiyatri , nöropsikoloji, nörofelsefe, nöroteoloji ve nörokuantoloji yöntemleri öncelenmiştir.

Armağan, İbrahim.: Yöntem Bilim, Bilimsel Yöntem. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları, 1. Basım, 1983.
Behe, Michael Joseph. "Irreducible Complexity: Obstacle to Darwinian Evolution", Philosophy Of Biology An Anthology. eds. Alex Rosenberg - Robert Arp. 427-437. USA: John Wiley&Sons, 2010.
Behe, Michael Joseph. "Zeki Tasarıma Yönelik Bilimsel Eleştirileri Yanıtlamak". çev. Orhan Düz Evrenin Bilinmeyen Tarihi Tasarım. der. Michael Joseph Behe - William Albert Dembski. 133-148. Gelenek Yayıncılık, 1. Basım, 2004. İstanbul:
Behe M.J., ve Meyer, Stephen C. 10 Mayıs 2018 Akıllı Tasarım https://www.discovery.org/v/what-is-intelligent-design
Cogito: Nörobilim ve Felsefe, Yapı Kredi Yayınları, 2013, İstanbul
Cohen, Simon Baron: The Science of Evil, Basic Books, 2011, New York
Çınar, Aliye: Varoluşçu Teoloji: Paul Tillich'te Din ve Sembol, İz Yayıncılık, 2007, İstanbul
Çengel, Yunus: Bilim ve Risale-i Nur' a bilimsel yaklaşım. https://sorularlaislamiyet.com/kayna...asarim-teorisi
Damasio, Antonio R. çeviri Bahar Atlamaz: Descartes'ın Yanılgısı: Duygu, Akıl ve İnsan Beyni, Varlık Yayınları, 1999, İstanbul 
Davidson, Richard J.: Beyninizin Duygusal Hayatı, Pegasus Yayınları, 2018, İstanbul
Dawkins, Richard: Gen Bencildir, Kuzey Yayınları, 1995, İstanbul
Dawson, Christopher: İlerleme ve Din, Açılım Kitap, 2003, İstanbul
Demirhan, Ahmet: Kierkegaard ve Din, Nirengi Kitap, 2003, İzmir
Demirhan, Ahmet: Nietzsche ve Din, Nirengi Kitap, 2002, İzmir
Ellenbergher, Henri. F.: Bilinç Dışının Keşfi, çev: Ebru Kılıç, Albaraka yay., 2021, İstanbul
Emoto, Masaru: Sudaki Mucize, Arıtan Yayınevi, 2008, İstanbul
Frankl, Viktor E.: İnsanın Anlam Arayışı, Okuyan Us Yayınları, 2017, İstanbul
Goetz, Stewart., Taliaferro, Charles: A Brıef History Of The Soul, Wiley- Black well, Oxford 2011
Heisenber, Weiner: Fizik ve Felsefe, Modern Bilimde Devrim, Küre Yay. 2007, İstanbul
Herbert, Nick-çeviri Meltem Andırıç: Temel Bilinç: İnsan Bilinci ve Yeni Fizik, Ayna Yayınevi, 2002, İstanbul
Laughlin, Robert B.: A Different Universe, New York Times Books, 2012, New York
Lefebvre, Henri: Diyalektik Materyalizm, Kanat Yayınevi, 2017, İstanbul
Lipton, Bruce H.: İnancın Biyolojisi, Kuraldışı Yayınları, 2007, İstanbul
L.DuPont, Robert, M.D.; The Selfish Brain Learning From Addiction, American Psychiatric Press, Inc. 2005 Washington
Kandel, Eric R.: Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz, Kolektif Kitap, 2018, İstanbul
Flew, Antony: Yanılmışım Tanrı Varmış, Profil Yayıncılık, 2020, İstanbul
Fry, Ron-çeviri Feride Kurtulmuş: Hafıza Nasıl Geliştirilir, Timaş Yayın¬ları, 2000, İstanbul
Healy, Jane M. çeviri Ayşe Bilge Dicleli: Çocuğunuzun Gelişen Aklı: Doğumdan Ergenliğe Öğrenme ve Beyin Gelişimi, Kolektif Kitap, 1997, İstanbul
Hunke, Sigrid: Allah'ın Güneşi Avrupa'nın Üzerine, Altın Kitaplar Yayınevi, 2001, İstanbul
Huntington, Samuel P.: Medeniyetler Çatışması, Vadi Yayınları, 2003, İstanbul
İnalöz, Orhan: Doğru Düşünebilmek, Feyyaz Yayıncılık, 2013, İstanbul 
İtil, Turan: Unutulan Beyin: Seksten Daha Büyük Tabu, Kaynak Yayınları, 2015, İstanbul
İzzetbegoviç, Aliya: Doğu-Batı Arasında İslam, Ketebe Yayınevi, 1993, İstanbul
Johnson, Phillip E. çeviri Orhan Düz: Evrim Duruşması, Gaye Kitabevi Dağıtım, 2003, Bursa
Karataş, Şükran, Deity And Freedom Equality Justice in History Philosopy Science, İmak Ofset Basın Yay. 2013
Kıng, Brett: Augmented, Artırılmış Gerçeklik. Maltepe Üniv. Kit. 2016, İstanbul
Kingsley, Peter: Batı Hikmetinin Bilinmeyen Tarihi, Etkileşim yay. çev: Onur Atalay, 2004, İstanbul
Köknel, Özcan: Çatışan Değerlerimiz Aileden Topluma, Politikadan İnançlara, Sevgiden Aşka Kadar, Altın Kitaplar, 2007, İstanbul
Maisonneuve, Jean: Sosyal Psikoloji, Dost Kitabevi, 2005, İstanbul
Manafov, Rafiz Kötülük Problemi ve Teodise, İz Yayıncılık, 2007, İstanbul
Margenau,Herny ve Varghese, Roy Abraham-çeviri Ahmet Ergenç: Kosmos, Bios, Teos, Gelenek Yayıncılık, 2002, İstanbul
Maslow, Abraham-çeviri Okhan Gündüz: İnsan Olmanın Psikolojisi, Ku¬raldışı Yayınları, 2011, İstanbul 
Maslow, Abraham: Dinler, Değerler, Doruk Deneyimler, Kuraldışı Yayınları, 1964, İstanbul
Miquel, Andre çeviri Ahmet Fidan: Doğuştan Günümüze İslam Medeniyeti, Birleşik Dağıtım Kitabevi, 2003, Ankara
Morin, Christophe: Beyindeki İkna Kodu, Maltepe Üniv. Yayınları, 2019, İstanbul
Moses, Jeffrey: Bir Olmak Bütün Dinlerin Paylaştığı Yüceİ lkeler, Samsara, 2003, İstanbul
Murphy, Joseph: Bilinçaltının Gücü, Koridor Yayıncılık, 2000, İstanbul
Nietzsche, Friedrich: İyinin ve Kötünün Ötesinde, İş Bankası Kültür Yayınları, 2014, İstanbul
Peteet, R. John, M.D, G.Lu, Francis, M.D, E. Narrow, William, M.P.H., M.D.; Religious and Spiritual Issues in Psychiatric Diagnosis, American Psychiatric Association Arlington, Virginia, 2011
Ramachandran, V.S., Sandra Blakeslee; Çev: Levent Öztürk; Beyindeki Hayaletler, İnsan Zihninin Gizemlerine Doğru 2019, İstanbul Boğaziçi Üniversitesi yayınevi
Small, Gary çeviri Tuğba Kırca: Hafızanın Kutsal Kitabı, Omega Yayınları, 2002, İstanbul
Songar, Ayhan: Sibernetik, Yeni Asya Yayınları, 1980, İstanbul
Stalin: Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm, Bilim ve Sosyalizm Yayınevi, 2017, İstanbul
Stevens, Anthony: Jung, Kaknüs Yayınları, 1999, İstanbul
Stora, Jean Benjamin: Stres, İletişim Yayınları, 1994, İstanbul
Strano, Anthony çeviri Aynur Sungur Tuncer ve İlknur Bulut: Batılı Zihin İçin Doğulu Düşünceler ve Derin Düşünce Yansımaları, Altın Kitapevi, 2006, İstanbul
Şimşek, Ümit: Bir Fiil Yaratmak: Eserden Esmaya, Diyanet İşleri Başkanlığı, 2002, Ankara
Shaffer, Jerome A.- çeviri Turan Koç: Zihin Felsefesi, Küre Yayınları, 2005, İstanbul
Spinoza, Baruch: "Etika", Alfa Yayınları, 1978, İstanbul
Tanrıdağ, Oğuz: İnanıyorum O Halde Varım, Üsküdar Üniversitesi Yayınları No: 5 2017, İstanbul
Tanrıdağ, Oğuz: Sosyal Nörobilim, Nobel Tıp yay. 2015, İstanbul
Talbot, Michael, Holografik Evren, Omega Yayınları, 2001, İstanbul Yay. 2021, İstanbul
Tura, Saffet Murat: Madde veMana: Rasyonalitenin Kökeni, Metis Yayınları, 2011, İstanbul
Tarlacı, Sultan: Suç ve Beyin, Destek Yayınları, 2017, İstanbul
Tarlacı, Sultan: Ölüm'sözlük, Tuti Kitap, 2018, İstanbul
Tarhan, Nevzat. Bilgelik Psikolojisi 1 Rasyonel İnanç Spinoza'nın Yanılgısı ve Evrimin Evrimi 2022, Timaş Yayınları.
Tarhan, Nevzat: Akıldan Kalbe Yolculuk Bediüzzaman Modeli Timaş 2022 İstanbul
Taslaman, Caner: Kuantum Teorisi Felsefe ve Tanrı, İstanbul Yayınevi, 2008, İstanbul
Tatlı, Adem: Akıllı Tasarım Teorisi. https://sorularlaislamiyet.com/kayna...asarim-teorisi
Twenge, M.,Jean, PH.D., Campbell, W. Keith, PH. D.; The Narcissism Epidemic, Living İn The Age of Entitlement, Atria Paperback, New York 2009
Uzbay, Tayfun: Görünmeyen Beyin, Destek Yayınları, 2017, İstanbul
Venter, Henry.: Self-Transcendence: Maslow's Answer to Cultural Closeness. Journal of Innovation Management. 4. 3. 10.24840/2183-0606_004.004_0002." 2017 ijooes.fe.up.pt
Wilson E.O.: The Creation an appeal to save on earth, W.W.Norton Company New York/ 2006, London
Yalom, Irvin D. çeviri Özden Arıkan: Din ve Psikiyatri, Pegasus Yayınları, 2000, İstanbul
B- Kendiliğinden ve tesadüfen oluştuğu iddia edilen kimyasal süreçler hayatın varlığını ve genetik kodun kökenine açıklama getirememiştir.

Gribbin, J. Carbon Dioxide, Ammonia and Life. New Scientist. Vol.94. May 13. 1982, p.143
Bliss, R. B. and Parker, G. E. Origin of Life. California. 1979
Tatlı, Â. Evrim ve Yaratılış. 5. baskı. 2018, s. 38.
Jack W. Szostak, David P. Bartel, and P. Luigi Luisi, "Synthesizing Life," Nature, 409: 387-390 (January 18, 2001
Robert Shapiro, "A Simpler Origin for Life," Scientific American, pp. 46-53, June, 2007
J.T. Trevors and D.L. Abel, "Chance and necessity do not explain the origin of life," Cell Biology International, 28: 729-739, 2004.
George M. Whitesides, "Revolutions In Chemistry: Priestley Medalist George M. Whitesides' Address," Chemical and Engineering News, 85: 12-17, March 26, 2007
C- Biyolojik yapılar çok hassas ve kompleks bileşiklerdir, rastgele mutasyonların ürünü olamaz.

Douglas A. Axe, "Estimating the Prevalence of Protein Sequences Adopting Functional Enzyme Folds," Journal of Molecular Biology, 341: 1295-1315, 2004.
D- Fosil kayıtlarında türlerin aniden ortaya çıkması Darvinci evrimi desteklemez.

R.S.K. Barnes, P. Calow and P.J.W. Olive, The Invertebrates: A New Synthesis, pp. 9-10 (3rd ed., Blackwell Sci. Publications, 2001
Robert L. Carroll, "Towards a new evolutionary synthesis," Trends in Ecology and Evolution, 15(1):27-32, 2000
Jaume Baguña and Jordi Garcia-Fernández, "Evo-Devo: the Long and Winding Road," International Journal of Developmental Biology, 47:705-713, 2003
Kevin J. Peterson, Michael R. Dietrich and Mark A. McPeek, "MicroRNAs and metazoan macroevolution: insights into canalization, complexity, and the Cambrian explosion," BioEssays, 31 (7):736-747, 2009
Stefanie De Bodt, Steven Maere, and Yves Van de Peer, "Genome duplication and the origin of angiosperms," Trends in Ecology and Evolution, 20:591-597, 2005
Frank B. Gill, Ornithology, 3rd ed. New York: W.H. Freeman, 2007, p. 42.
Alan Feduccia, "‘Big bang' for tertiary birds?," Trends in Ecology and Evolution, 18: 172-176, 2003
Ernst Mayr, What Makes Biology Unique?, p. 198 (Cambridge University Press, 2004
John Hawks, Keith Hunley, Sang-Hee Lee, and Milford Wolpoff, "Population Bottlenecks and Pleistocene Human Evolution," Journal of Molecular Biology and Evolution, 17(1):2-22, 2000.
E- Moleküler biyoloji büyük bir "Hayat ağacı" oluşturmakta başarısız olmuştur.

("New study suggests big bang theory of human evolution,"January 10, 2000). http://www.umich.edu/~newsinfo/Relea.../r011000b.html
Jeffrewy Schwartz, Sudden Origins: Fossils, Genes, and the Emergence of Species, p. 3, Wiley, 1999
Graham Lawton, "Why Darwin was wrong about the tree of life," New Scientist (January 21, 2009
W. Ford Doolittle, "Phylogenetic Classification and the Universal Tree," Science, 284:2124-2128, June 25, 1999.
Partly quoting Eric Bapteste, in Lawton, "Why Darwin was wrong about the tree of life" (internal quotations omitted.
Carl Woese "The Universal Ancestor," Proceedings of the National Academy of Sciences USA, 95:6854- 9859, June, 1998
Graham Lawton, "Why Darwin was wrong about the tree of life," New Scientist, January 21, 2009
Liliana M. Dávalos, Andrea L. Cirranello, Jonathan H. Geisler, and Nancy B. Simmons, "Understanding phylogenetic incongruence: lessons from phyllostomid bats," Biological Reviews of the Cambridge Philosophical Society, 87:991-1024, 2012
F- Akraba olmayan canlıların arasında görülen benzer biyolojik yapıların, Darwinizme meydan okuyor ve ortak ata mantığını yıkıyor.

David P. Mindell, Michael D. Sorenson, and Derek E. Dimcheff, "Multiple independent origins of mitochondrial gene order in birds," Proceedings of the National Academy of Sciences USA, 95 (September, 1998): 10693-10697
Frederick M Ausubel, "Are innate immune signaling pathways in plants and animals conserved?," Nature Immunology, 6 (10): 973-979 (October, 2005
Michael Syvanen, "Evolutionary Implications of Horizontal Gene Transfer," Annual Review of Genetics, 46:339-356, 2012.
G- Omurgalı embriyoları arasındaki farklılıklar, ortak soy tahminleriyle çelişmektedir.

Kalinka et al., "Gene expression divergence recapitulates the developmental hourglass model," Nature, 468:811, December 9, 2010
Steven Poe and Marvalee H. Wake, "Quantitative Tests of General Models for the Evolution of Development," The American Naturalist, 164, September, 2004): 415-422; Olaf R. P. Bininda-Emonds, Jonathan E. Jeffery, and Michael K. Richardson, "Inverting the hourglass: quantitative evidence against the phylotypic stage in vertebrate development," Proceedings of the Royal Society of London, B, 270 (2003): 341- 346;
Olaf R. P. Bininda-Emonds, Jonathan E. Jeffery, and Michael K. Richardson, "Inverting the hourglass: quantitative evidence against the phylotypic stage in vertebrate development," Proceedings of the Royal Society of London, B, 270:341-346, 2003).
H- Darwinizm, körelmiş organlar ve "önemsiz (çöp) DNA" hakkında öngörülerinin yanlışlığı bütün çıplaklığı ile anlaşılmıştır.

Francis Collins, The Language of God: A Scientist Presents Evidence for Belief (New York: Free Press, 2006), 136-37.
Richard Sternberg, "On the Roles of Repetitive DNA Elements in the Context of a Unified Genomic- Epigenetic System," Annals of the New York Academy of Sciences, 981 (2002): 154-88.
Richard Sternberg, a.g.e.
Tammy A. Morrish, Nicolas Gilbert, Jeremy S. Myers, Bethaney J. Vincent, Thomas D. Stamato, Guillermo
E. Taccioli, Mark A. Batzer, and John V. Mora "DNA repair mediated by endonuclease-independent LINE-1 retrotransposition," Nature Genetics, 31 (June, 2002): 159-65.
Galit Lev-Maor, Rotem Sorek, Noam Shomron, and Gil Ast, "The birth of an alternatively spliced exon: 3′ splice-site selection in Alu exons," Science, 300 (May 23, 2003): 1288-91; Wojciech Makalowski, "Not junk after all," Science, 300 (May 23, 2003): 1246-47.
Morrish et al., "DNA repair mediated by endonuclease-independent LINE-1 retrotransposition," 159-65; Annie Tremblay, Maria Jasin, and Pierre Chartrand, "A Double-Strand Break in a Chromosomal LINE Element Can Be Repaired by Gene Conversion with Various Endogenous LINE Elements in Mouse Cells," Molecualr and Cellular Biology, 20 (January, 2000): 54-60
Richard Sternberg and James A. Shapiro, "How repeated retroelements format genome function," Cytogenetic and Genome Research, 110 (2005): 108-16.
Jeffrey S. Han, Suzanne T. Szak, and Jef D. Boeke, "Transcriptional disruption by the L1 retrotransposon and implications for mammalian transcriptomes," Nature, 429 (May 20, 2004): 268-74; Bethany A. Janowski, Kenneth E. Huffman, Jacob C. Schwartz, Rosalyn Ram, Daniel Hardy, David S. Shames, John D. Minna, and David R. Corey, "Inhibiting gene expression at transcription start sites in chromosomal DNA with antigene RNAs," Nature Chemical Biology, 1 (September, 2005): 216-22.
S. Henikoff, K. Ahmad, H. and S. Malik "The Centromere Paradox: Stable Inheritance with Rapidly Evolving DNA," Science, 293 (August 10, 2001): 1098-1102;
C. Bell, A. G. West, and G. Felsenfeld, "Insulators and Boundaries: Versatile Regulatory Elements in the Eukaryotic Genome," Science, 291 (January 19, 2001): 447-50;
M.-L. Pardue and P.G. DeBaryshe, "Drosophila telomeres: two transposable elements with important roles in chromosomes," Genetica, 107 (1999): 189-96;
S. Henikoff, "Heterochromatin function in complex genomes," Biochimica et Biophysica Acta, 1470 (February, 2000): O1-O8; L. M.Figueiredo, L. H. Freitas-Junior, E. Bottius, Jean-Christophe Olivo-Marin, and A. Scherf, "A central role for Plasmodium falciparum subtelomeric regions in spatial positioning and telomere length regulation," The EMBO Journal, 21 (2002): 815-24;
Mary G. Schueler, Anne W. Higgins, M. Katharine Rudd, Karen Gustashaw, and Huntington F. Willard, "Genomic and Genetic Definition of a Functional Human Centromere," Science, 294 (October 5, 2001): 109-15.
Ling-Ling Chen, Joshua N. DeCerbo, and Gordon G. Carmichael, "Alu element-mediated gene silencing," The EMBO Journal 27 (2008): 1694-1705;
Jerzy Jurka, "Evolutionary impact of human Alu repetitive elements," Current Opinion in Genetics & Development, 14 (2004): 603-8;
G. Lev-Maor et al. "The birth of an alternatively spliced exon: 3′ splice-site selection in Alu exons," 1288-91
M. Mura, P. Murcia, M. Caporale, T. E. Spencer, K. Nagashima, A. Rein, and M. Palmarini, "Late viral interference induced by transdominant Gag of an endogenous retrovirus," Proceedings of the National Academy of Sciences USA, 101 (July 27, 2004): 11117-22;
M. Kandouz, A. Bier, G. D Carystinos, M. A Alaoui-Jamali, and G. Batist, "Connexin43 pseudogene is expressed in tumor cells and inhibits growth," Oncogene, 23 (2004):4763-70.
K. A. Dunlap, M. Palmarini, M. Varela, R. C. Burghardt, K. Hayashi, J. L. Farmer, and T. E. Spencer, "Endogenous retroviruses regulate periimplantation placental growth and differentiation," Proceedings of the National Academy of Sciences USA, 103 (September 26, 2006):14390-95;
L. Hyslop, M. Stojkovic, L. Armstrong, T. Walter, P. Stojkovic, S. Przyborski, M. Herbert, A. Murdoch, T. Strachan, and M. Lakoa, "Downregulation of NANOG Induces Differentiation of Human Embryonic Stem Cells to Extraembryonic Lineages," Stem Cells, 23 (2005): 1035-43;
E. Peaston, A. V. Evsikov, J. H. Graber, W. N. de Vries, A. E. Holbrook, D. Solter, and B. B. Knowles, "Retrotransposons Regulate Host Genes in Mouse Oocytes and Preimplantation Embryos," Developmental Cell, 7 (October, 2004): 597-606
Yong, "ENCODE: the rough guide to the human genome," Discover Magazine (September 5, 2012), at http://blogs.discovermagazine.com/no...-human-genome/ Makalowski, "Not Junk After All," 1246-47.
Laura Poliseno, "Pseudogenes: Newly Discovered Players in Human Cancer," Science Signaling, 5 (242) (September 18, 2012).
Yan-Zi Wen, Ling-Ling Zheng, Liang-Hu Qu, Francisco J. Ayala and Zhao-Rong Lun, "Pseudogenes are not pseudo any more," RNA Biology, 9(1):27-32 (January, 2012).
I- Evrim teorisi, bilimsel bir bilgi değil, ateizme dayalı ideolojik ve o ideolojiyi temel alan felsefî bir görüştür.

Evgeniy S. Balakirev and Francisco J. Ayala, "Pseudogenes, Are They ‘Junk' or Functional DNA?," Annual Review of Genetics, 37 (2003): 123-51.
BwEyoAcA&sclient=gws-wiz-serp (Erişim Tarihi: 16.03.2024). https://www.worldhistory.org/trans/t...4/immanuelkant

https://uskudar.edu.tr/manifesto/yar...nifestosu.html
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-11-2024, 18:16
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
Standart

Konu ile ilgili;
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-11-2024, 18:17
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
Standart

Bu da unutanlar, bilmeyenler için;
https://www.evrensel.net/haber/20833...-a-yesil-darbe
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13-11-2024, 22:23
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Biz, İstanbul'da Üsküdar Üniversitesinde 24-26 Ekim 2024 tarihlerinde yapılan VIII. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi katılımcısı bilim insanları olarak, ‘Yaratılış Manifestosu' beyan etmeyi uygun hatta zorunlu gördük. Çünkü bilimsel veriler ve matematiksel ispat yöntemleri, evrenin varoluşunu bilinçli ve tasarımsal olduğu yönünde yeterli kanıt düzeyine ulaşmıştır.
Eveleme, develeme, bilim şarlatanları, yalancı sahtekarlar. Her şeyi geç matematik dendiği an zaten şarlatanlık başlamıştır. Matematik ancak elde SOMUT VERİ olduğu ve veriyle uyumlu sonuçlar elde edildiği sürece işlevlidir, yoksa gerçeğe = 0(sıfır), varlığa 1 der ve gerçek*varlık(0x1)=0 dersem, varlığın olmadığını ispatlamış olmam, sadece salaklığın ispatı olur. Matematik bilim değil, dildir, gözlemin objesi, olgusu değil, ancak öznenin mantık çerçevesinde oluşturduğu dildir. Mantık, dil bilimi konusu ise farklı bir zemindir -yani mantık bilim değildir ancak mantık bilimin konusu olabilir. Bilim alanında matematik, gözlemle elde edilen verilerden bağımsız düşünülemez, dolayısıyla her matematik işlemi bilimsel olarak da görülmemelidir. Örneğin kişi, kurgu, senaryo, farazi, hayali, saptırılmış, yalıtılmış, çarpıtılmış(din bezirganı şarlatanlar sahtekarlığı çok sever, her türlü bilimsel söylemi çarpıtırlar)referanslar üretip, yine bunlar üzerinden matematik işlemi yapabilir. Faraziye dair matematik işleminin yapılması, farazinin bilimsel olduğu anlamına gelmez, özneldir). Hiç bir bilimsel veri yaratılışa dair bırakalım kanıtı, şüphe dahi uyandırmamaktadır -ki matematik temelli hesabı olsun.
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tesadüfe dayalı varoluş,
Bilinçli Tasarıma (**) dayalı varoluş.
Birisinin imkânsızlığı ispatlanırsa yani olmayana ergi (Reductio ad absurdum ) akıl yürütme yöntemi ile ikincinin doğruluğu anlaşılır.
Şarlatanlığın iksiri, spesifik detaylar için neden sorusuna verilen "tesadüf" yanıtını genellemek, üstelik çarpıtarak. Ne diyelim şarlatanlığın, sahtekarlığın ardınca dizilmiş onca akıl, mantık dışı sözde argümanlar, vakit israfı, başka bir şey değil.

Neymiş akıl argümanı, akılsızca laf ebeliği yapılmış, buradan argüman da çıkmıyor. Şarlatanlığa bakınız, akılsız ve bilinçsiz doğa akıllı ve bilinçli insanı neden ve nasıl var etti diye sormalıymış. Şarlatanlar, bu soru da akıl, mantık var mı? Bilinç yapının muhtevası değil, çeşitli yapıların ilişikisinde açığa çıkar, fonkisyoneldir, bu halde organik olmayan yapılar da dahi bilinçli davranış elde edilebilir. Şarlatanlar...

neyse gerçekten vakit israfı, 100 yıllık akıl, mantık dışı lafazanlıkları, tekerlemeleri kopyalayıp, yapıştırmışlar.

Bir kez daha belirteyim "tesadüf" kelimesi olasılıklar temelinde ele alınır;
Şarlatanlar bu kelimeyi 2 biçimde çarpıtır;
1.) Bireye dayalı, birey üzerinden genellenmiş virgül sonrası bol sıfırlı olasılıklar.
Taktikleri: Örneğin sayısal lotonun 1 kişiye çıkma oranı nedir? Bunu(1 kişiye göre olan oranı) sayısal lotonun genel oranı olarak alırlar, aynı yöntemleri DNA vb. içinde kullanır, saçmalarlar, bu bir yönüyle ahmaklık, aptallık diğer yönüyle de sahtekarlıktır. Örneğin Türkiye'de yandaşa peşkeş çekilmeden önce sayısal loto kaç kez çekilmiş, kaç kez çıkmış? Yani diyelim ki 6 milyon kişi oynadı, o halde deniyor sayısal lotonun çıkma oranı 1/6.000.000'dur, buradaki şarlatanlığı görmüş olmalısınız. Oysa bu milyoında, milyarda bir oranlar 1 kişiye çıkma, rast gelme oranıdır, olasılık 6 milyona göre değerlendirilmemiştir, ne yazık ki bu numarayı insanların çoğu yutar ve bu aşrlatanların bu taktikleriyle sayısal lotonun olasılığını 1/6.000.000 sanır! Oysa geçmişe baktığımzıda sayısal loto genelde %50-60 oranalrında seyretmiş, demek ki, oyuncu sayısı da önemli.

Evrende KATRİLYONALRCA GEZEGEN var, dünyanın neden Güneş sisteminde ve Güneş'e bu mesafelerde olduğu sorulursa cevabı TESADÜFTÜR, rastgeledir, çünkü bu gezegen katrilyonlarca gezegenden herhangi birisidir! Yani olasılık 1/katrilyon vb. değil, zaten katrilyonlarca gezegen var ve yaşamın herhangi birisinde gerçekleşmiş olması da bu bakımdan tesadüftür, rastlantıdır.
2.) Çarpıtma, tesadüf kelimesini kullanım yeri ve mahiyetinden yalıtarak "hokus pokusmuş" gibi sunmak(oysa aksine hokus, pokus türünde yaratılış zırvaları tesitlere aittir ve akıl, mantık da yoktur. Örneğin yaratıcı bilinçli midir, öyleyse O'nu yaratan kimdir diye sormalısınız, akıl, mantık çerçevesinde bir cevap vermeyecek, aksine akılsız, mantıksız sahteliğe, iki yüzlülüğe yöneleceklerdir, o yaratılmamıştır diyeceklerdir, sebep? O halde doğa ve doğadakilerde yaratılmamıştır, böylece akıl, mantık dışı paradoksları da çözülmüş olur.). 100 adet misketi alın ve rastgele atın, ne zaman ki bana şu misket neden burada da, diğeri değil diye sorarsanız cevabım tesadüfütür! Bu kelime, bu kavram bu temllerde kullanılıyor. Organik yapıların oluşması için bazı koşullar gerekiyor ve bu koşulların katrilyonlarca gezegenden herhangi birinde oluşması da, o gezegen namına tesadüftür, çarpıttıkları tesadüf kelimesinin kullanım yeri, mahiyeti bu ve benzeridir.

Kısaca bu şarlatanların, şarlatanlığı ve gerisini vaktini israf edip okuyan ve hak veren varsa, biraz akıl ve mantıkla düşünmeli, zira bu sözde bilim insanı denen sahtekar, yalancı, düzenbaz, hokkabaz, şarlatanlar çeşitli taktiklerle insanları aldatmakta, kandırmakta, ahmak yerine koymakta ve hatta geniş kitleleri aldatarak kişisel fayda sağlamaktadırlar...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (14-11-2024 Saat 05:02 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-11-2024, 11:16
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

İnsanlık tarihinin en temel felsefi ve bilimsel sorusu, evrenin ilk varoluşunun neden ve nasıl olduğu ve hayatın neden ve nasıl başladığıdır.
Bu en temel felsefi soru değil ve anlatı ya da onun okunması tam da burada rüzgara karıştı.

Bu hususta bilinen iki görüş vardır:
Sadece iki tane mi?

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-11-2024, 15:38
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsanlık tarihinin en temel felsefi ve bilimsel sorusu, evrenin ilk varoluşunun neden ve nasıl olduğu ve hayatın neden ve nasıl başladığıdır.
Yanlış. Felsefi sorusu değil.

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ilk varoluşunun neden ve nasıl olduğu ve hayatın neden ve nasıl başladığıdır.
Yanlış. Hayat (hayatlar) başlamadı. (Zaman yok ya da zaman bu anlamda bir zaman değil) (Hayat hayatın hiç olmayışından ilk kez başlamadı)

İlk kez varoluş diye bir şey yok. Herkesin kafasında bu yok o halde herkes adına düşünme (ve konuşma ve genelleme)

Zamanlar başlangıçla (kesilemez) bölünemez (kesintiye uğratılamaz) bu sizi yokluğa götürür. Siz bunu ne zaman farkedeceksiniz ya da öğreneceksiniz?

Tanrı mantıklamak için herşeyi (aklı) büküp durmayı bırak, safça düşün

Yalnızca bitmiş bir şey ya da bitecek bir şey başlar. Hayat (hayatlar) (bu anlamda varoluş) (ilkten yoksun ve) sonsuzdur

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu hususta bilinen iki görüş vardır:

Tesadüfe dayalı varoluş,
Bilinçli Tasarıma (**) dayalı varoluş.
Ne demek iki görüş?! Ben hiçkimse miyim?
Kimin adına konuşuyorsun? Sen kimsin ?

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu hususta bilinen iki görüş vardır:

Tesadüfe dayalı varoluş,
Bilinçli Tasarıma dayalı varoluş.
Yanlış. Parmenides, diğer pek çok doğa filozofu ve uzakdoğu non-dualizmi gibi şeyler de var.
Başlangıçsız ve ilksiz olan (hem ezeli hem ebedi olan) (hiç doğmamış ve başlamamış) sonsuzluk ve sonsuz varoluş.
Ne yaratılmış ne de tesadüfen varolmuş varoluş.
Daha önce olmaması (yokluğu) olmadığı için hiç başlamamış, sonsuz varoluş.

Her iki tarafta ilk tekillik iddiasını tekrarlardı ve bu iddia yanlış. Maddenin ilk tekilliği ya da tanrının ilk tekilliği.
Bu ikisi de safsata ve yanlış. Zamanın (ya da hayatın) başladığı safsata. Başlama safsata. İlk safsata.

Felsefenin temel problemi evrenin nasıl oluştuğu değil. Bu tam bir çarpıtma. Bu sözde bilimin sözde problemi.
Felsefe ontoloji üzerinde durur ve varlık kavramıyla ilgilenir. Bunun bir kapsamı yok. Düşünen özgür zihinlere kalmış .Yani düşünen kadar tanımı var olabilir. İki aralığa sokulamaz. İkiye (iki uca) indirgenemez.
Özgür düşünce sayısal kapsamla zehirlenmemeli ve felsefe adına kimse genelleyemez

Materyalist bilim denenin (eğer varsa ve eğer öyleyse) yanlışları (olsun diyelim) (bu yine de) tanrıyı (ilk yaratıcıyı) zorunlu, haklı ya da geçerli kılmaz ve kılmıyor ve tanrı tanıtlama bilim ve materyalizme saldırmak -antiyi yormak- kadar basit değil.

İlk yaratıcı diye bir şey yok. Getirmenin tartışmanın bir anlamı (manası) yok. Akla zarar.

Varolma imkansızdır, çünkü yoktan zuhur imkansızdır. İlk kez oluş imkansız. (Parmenides uslamlaması)

Meydana gelme diye bir şey olmadı
Tüm bunlar hiç başlamadı, ilk zaman diye bir şey yok. Tüm bunların (varlığın) yokluğu olmadı.

Varolma ne tesadüfü ne anti-tesadüfi çünkü yokolma (olmayış) var ve burada değildi

Tüm varoluş hiç bir zaman yoklukta ya da ilk tekillikte ya da bir tanrının zihninde değildi ve olmayı beklemiyordu.

Ne yokluktan meydana gelme (zuhur) ne de tesadüfen varolma var.

Tüm varoluş tam da tanrının varoluşunu/varlığını açıkladığınız biçimde (aynı mantıklamaya uygun biçimde) sonsuz ve ezeli olarak var.
Tanrıyı nasıl geçerli kılıyorsanız aynı mantıklamayla.

Allıntılanan hiçkimsenin önemi yok, felsefe Parmenides'le başlıyor. İki seçenek değil. Tüm bunlar zırvalık.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17-11-2024, 16:03
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Anti yaradılışa anti manifesto

Bilinç var, bu içkin, aşkın değil (ya da ne içkin ne aşkın ama kısa keselim) ve tanrının bilinci, tanrı olmayanların bilinci diye bölünmedi , böyle bir ayrım yok ve ya da bölünemez. Tüm varoluşun/tüm varolanın -ortak- bilinci.

Herhangi bir şeyi tanrı olmayanlar (tanrının değilleri/antileri) diye kapsayamazsınız ve kuşatamazdınız. Bu adiler, düşükler, değiller, antiler, ikinci sınıf adi varlıklar demek ya da türetir ve bu safsatayı bırakın.
Metaya bile bunu özdeştirmeyeceğim ve hatırla animizmde -doğa bilgeliğinde/bilişinde meta bile aynıldı/özdeşti.

Hepimiz birinci sınıf hakikat -ana- başat varlıklarız ve ya da türüz. Aynı vardan varolmuşuz. Bir üstün tanrı ve varlıktan ne alt sınıf ne de düşüğüz ve bu kapsamın tam aynısı bir kaplan, bir kaplumbağa ve ağaçtaki yaprak için de geçerli. Tam aynı değerde aynı hakikatten hakiki varlıklarız.

Bu ikiliği kesin. Bu zorbalığı kesin, durdur/kes..

Kuantumdan sözediliyor. Kuantum ya da atom altı ikinciyi ve ya da ikiliği/ayrımı bulun o halde.
Tüm ikilikler subjektif

Herhangi bir şeyi tanrı olmayanlar (tanrının değilleri diye) diye kapsayamazsınız.
Bu kapsama sadece efendi köle ilişkisi türetmekle ilgili gözüküyor o halde ilgili değiliz. Anti de değil non ve her ikisine de .Ne efendiliğe ne köleliğe ilgili değiliz ilgimiz yok ,bilgili değiliz bilgimiz yok

Adi varlıklar ve esas varlıklar diye bir şey yok
Birincil varlıklar ve ikincil varlıklar diye bir şey yok
İlk ana/başat varlık e dolaylı varlıklar diye bir şey yok. Ortak varoluş.
Birincil, ana, üstün, başat, üst, öte hakiki varlık ve onun değili ya da antisi bizler ve ikincil alt varlıklar diye bir şey hiç olmadı ancak ve ancak kendi çoğulu/çoğulları olabilirdi. Bunu önümüze bilgi diye getirmeyin.

Tanrıyı kutsadığın kadar sen ve diğer herşey de ana hakikat ve hakiki türden birincil ana varlıklar. İkincil varlıklar ya da tanrının değilleri/zıtları (tanrı olmayanlar) ya da antiler kümesi diye bir şey hiç olmadı ve aynı bilinçten aynılarız ve biz tavuklar ya da koyunlar değiliz ve bize bu dayatmayı kesin. Aklın ışığında düşünün.

Benim adıma, benim onayımdan geçmeden bir şeyi ikiye bölme, düşünme, konuşma, yargılama ve ya da kutuplama.

Varoluşta bir efendi aramayı kesin. Özgür varoluş, sonsuz varoluş, başsız varoluş.

Dolaylı değildin, direkt ana/başat hür varlıktın
Kendinden yani diğer olan herşeyden (çünkü diğer herşey de sensin ve bu tam aynı) vardın. Kuantum mekaniği size ne söylüyor?

Kendinden dolayı ve ötürü vardın ve başka bir ikilik yok, ikincin ve değilin yok, olamaz ve başka bir şeyden ötürü değil çünkü burada öte/dolay yok her yer beridir ve öteye/ötekine dolaylanamaz çünkü ikinciller yok ve dolaylayacak olursan en son dolay kedine dolaylanır.

Tüm herşey yokluktan ötürü olmadığı ve yokluktan ola gelmediği ve varlıktan gidegeldiği/ola gittiği ve sonsuz olasüreceği için var

Yoktan bitmediğimiz için sonsuz varız
Yoktan çoğalmadığımız ve yoktan olagelmediğimiz için sonsuz varız
Tesadüf değil -vardı- sonsuz. Geçmiş sonsuz. Ebediyet nasıl sonsuz gelecekse ezeliyette sonsuz geçmiştir ve biri olmadan diğeri olmaz
Olmadı.

Kendinin sebebi ya da kendinin dolayı/uzamı olarak varsın. (diğer kendiliklerin)

Kendinden ötürüsün, tanrıdan ötürü değil, maddeden ötürü değil.

Akıllı tasarım tanıtlamak tanrıyı tanıtlamaya yetmeyecek ve aslında gerçek şu ki akıllı tasarımı tanıtı tek başına tanrıyı tanıtlamazdı ve kendi yaratıcılığını (varlaşmış ,diğer her şeyde ,herş şey olarak kendi varlaşan tanrıyı ve tanrı olarak diğer herşeyi de) tanıtlardı. Mantığı çuvala koymadığın sürece.

Öğrenecekseniz öğrenin

O iki kutupta da değilim.
O halde bu üçüncü görüş

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (17-11-2024 Saat 17:27 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17-11-2024, 20:03
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Manifesto olmayanın deşifresi

Bu bir manifesto bile değil (manifesto felan değil)
Bu tamamen duygusal bir içerik
Tanrıyı doğrulamak için verilmiş bilimsel ya da felsefi düşünce kılığına sokulmuş duygusal reddiye ya da anti metin. Yazanın duygularını açıklar. Tanrıyı haklı kılma çabası ama o da değil. Kendi tanrısını haklı kılma ya da başka açıklanmamış nedenlerle kaleme alındı..

Muhtemelen İbrahimi monoteizmin üç dininden sadece birinin biricik tanrısını tek geçerli tanrı kılanlar bunu kaleme aldı ve onlara mesela Spinoza'nın tanrısını verseydik beğenmezlerdi.. Diğer İbrahimilerin tanrılarını da..
Özünde sadece kendi dinlerinin tanrısını tanıtlamayı önemseyenler bunu yazdı.

Hiç bir derinliği yok çünkü yeryüzünde binlerce din, düşüne ve inanç sistemi var. Animistik Afrikalar, Brahmanlar, Budistler, Vedikler ve diğer özgür düşünenlerin (sayılan ikisi olmayanın) hepsi yok sayıldı.
Hiçbir zaman ikiye inmedik. (a-b-c-d-e)
Kurumsal bilime itaat etmemeliysek ve etmeyeceksek önce buradan başlayın.

Bu tamamen ideolojik ya da çıkar savaşı
Çoğunluk ve vasatın iki baskın düşüncesinin kavgası.
Tüm ontoloji iki basit a-b ye indirgendi

Nasıl olupta olduğunuzu anlamaya çalışıyorsunuz
Nasıl olupta yoktunuz ya da daha önce kimdiniz de şimdi kim oldunuz?

Nasıl olupta varolduğunuzu araştırın. Tanrı diyerek bulmacayı kapatmayın.
Hayalgücünü kullan.

Buradaki temel hata şu. Doğumla başlayıp ilk kez doğumla varolduğunuzu varsayıyorsunuz
Daha önce varolmadığınızı -ya da bir zamanlar (tanrıyı düğmeye basana ya da tekillikte sıkışan maddeler gibi bir şeyler patlayana kadar bir şeylerin varolmadığını- -ya da oranın/geçmişin muğlak olduğu ve bilinemeyeceğini/soruşturulamayacağını- varsayıyorsunuz.

Ortak akıl ama ortak akıl erişemez subjektivite var. Erişenler varsa yada olursa kendi kanıtlarını ,düşüncelerini güvenli ve emin oluşunu iletemez çünkü subjektif kanıtlar istenecek ve mantık işleyene göre değişir.

Tüm bunların nasıl başladığı diye bir sorun yok. Yeterli ısıda bir gün kafadan buharlaşır.

Evrenin nasıl olduğu?
Kendinden önce, kendiyle beraber ya da paralel varolan evrenlerle açıklanabilir.
Bunun bir bilime ihtiyacı yok

Felsefenin evrenin nasıl oluştuğuyla fikri birliği ya da sabitleri bulunamaz çünkü bu bilim gibi fe bir kurum değil. Felsefe şunu söylüyor da diyemeyiz. Bu hatalı bir genelleme olacak.
Bilimin aksine. Bilim çoğunluğun baskın/hakim tek sese dönüştürdüğü bir kuruma benziyor. Felsefeye bu uygulanamaz.

Bir akıllı tasarım tanıtlansa bile umulan olmayacaktı. Spinoza'nın tanrısı.
Monoteizm tanıtlanamaz. Başat ilk varlık safsatası.
Yokluk duvar örer. Aslında tanrı da (ilk yaratıcı) tam aynı nedenle ortaya konulamazdı.
Çünkü mantıksal safsata ve bu açık. Biliminizin a da dininizin ne dediği önemli değil. Uzlaşınız ve çoğunluğunuz önemli değil

Monoteizm tanıtlanamaz ya da bize dinleri gönderen o tanrı oluşu tanıtlanamaz. Niye bunlarla uğraşıyorsunuz?
Özgürlük için kanıtlara ihtiyaç yok.

Kurumsal ya da resmi veri ve inançlar hiç bir çağda güvenli olmayabilir.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 19-04-2025, 13:14
Kindi Kindi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 19 Apr 2025
Mesajlar: 3
Standart

güzel tespitler bu felsefi tespitler Allahın varlığı için yeterli
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 21-04-2025, 10:47
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

Bu konuda Sayın içtenlik'in yorumu yerinde,

Bu konuyu bir manifesto olmaktan ziyade dilek ve temenniler bağlamında ele almak gerekir.

İnsanın yaradılış konusuna kafa yormazdan evvel neden varım sorusuna odaklanması gerekir. Neden varım sorusu, bugüne kadar bütün felsefe ve bilim insanlarının üzerinde en fazla kafa yorduğu ve fikir ürettiği konu olmuştur. Günümüz düşünürlerinden bir kısmı, bu temel soruyu pas geçerek neden yaratıldım fikrine odaklanmış durumda. Neden yaratıldım sorusunu sormak içinse, önce yaratıldığını kabul etmek gerekir. Bu bir ön kabule dayalı olduğundan, çok spesifik bir konudur. Genellikle bu konunun altı bir çok geçersiz varsayımlar ve hayal gücüyle doldurulur.

"Benim yaratılmam popüler bilimle açıklanamıyor, o halde beni Tanrı yarattı" fikri, oldukça ilkel, sığ, düşük kapasiteli, bir slogan yada temenniden ibarettir. Velev ki yaratıldığını varsaysak bile, sonsuz olasılık içinden neden senin tarif ettiğin gibi bir Tanrı olsun?

Dünyanın düzenine, hayatın genel akışına baktığın zaman, doğa kanunlarının insan kanunlarıyla çelişmesi, olağan, aklı başında bir Tanrının yaratacağı bir dünyada geçerli olması gereken erdem, ahlak ve iyi niyet kurallarının geçerli olmaması, bir Tanrının varlığını yanlışlar. En iyi ihtimalle, kötü niyetli, ve/veya akli dengesi bozuk bir Tanrı durumu söz konusudur. Ancak kötü niyetli ya da akli dengesi bozuk Tanrı fikri, başlangıçta varsayılan Tanrı fikriyle çeliştiği için kendi kendisiyle çelişir. Bu nedenle, bir Tanrı fikrine dayanan hiç bir görüş bir manifesto olamaz.

Bu bir manifesto olmaktan ziyade kendi kendinin yetersiz, akılsız, saf, dünyayı okuyamayan, etrafından haberdar olmayan, dar görüşlü, sığ birisi olduğunun ikrarı veya itirafı olur. Biraz da slogan, temenniler ve kara propaganda.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:56 .