Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 08-12-2025, 17:29
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart Türkiye 3 Koldan Suriye'ye girdi

Beri yanda sözde Terörsüz Türkiye diye gündem oluşturan rejim, diğer yandan da Suriye'ye olan operasyonlarına devam ediyor, bunun bir çok sebebi ve yansıması var. Beri yanda PKK'nın, öte yanda SDG'nin silahsızlandırılması ve kendisini tasfiye etmesini talep edenler, diğer yandan ilgili coğrafyaya askeri operasyonlara devam ederken, bu son gelişme ile askeri yığınak yaptıkları da görülmektedir. Kısaca talep ile talebin imkansızlığının sağlanması da denebilir. (Kaldı ki Suriye'de tarafların silahları bırakmasının koşulu da belirli normlarda da olsa hukukun sağlanmasına bağlıdır, Şara hükümeti daha 4 yıl daha seçime gidilmeyeceğini ilan edeli beri, üzerinden 1 hafta geçmedi. Bu arada bu yığınağın perde gerisinde Alevilere karşı bir girişimin eş zamanlı yürütülme ihtimali de var, çünkü geçen günlerde Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelere HTŞ askeri sevkiyatlarının, Türkiye'ye ait çeşitli zırhlı araçlarla desteklendiği yönünde haberlerde yansıdı ve bugüne kadar Alevi katliamlarında kullanılan tümenlerin çoğunun da Türkiye destekli olduğu görülmektedir.)

Hukukun olmadığı yerde hak ve hukukun korunumu daima sailahlı, bir biçimde güçlü, zor aygıtlarına kalır, bu durumda esasında devlet ve ordusu da(o da silahlı bir yapıdır yine) ve tüm diğer silahlı yapılar da illegal veya gayr-ı meşrudur, yani orada devlet ve yaptırım gücü ordu dahil bütün militarist uygulama ve yapılar, ülke geneli açısından, genel hukuk açısından gayr-ı meşrudur, her biri meşruiyeti kendi içinde(özel ve kendine hukuk üzerinden) sağlar, sağlamak zorunda kalır. Çünkü bu özel hukuklar, içeriği bütünü kapsasa dahi, genel üzerinde belirleyiciliği olmadığı için, kendiyle sınırlı kalır. Örneğin Suriye'de şu ya da bu gruplar değil, Şara hükümeti, bu haliyle devleti de gayr-ı meşrudur ve meşrulaşma yönünde adım atmaktan yana da değiller, olabildiğince ve kendi hakimiyetlerini sağlamlaştırana değin de oyalama, sürüncemede kalmasını sağlayacaklar. Bu sadece bunlarla ilgili değil, egemen güçler(ABD, İsrail, İngiltere) stratejisi bu yönde iken, kullanacakları kuklalara da sadece kendilerinin güç olacakları yönünde güvence vermeleri, eşeğin istediği bir kulak, Zeus verdi 2 kulak şeklindedir. Bu, ABD güdümünde olan her ülkede bu taktiklerle ilerler, yani keptokrasi ve kukla bürokrasinin de bundan nemalanması kısaca kolayca satın alınması da denebilir ve Suriye'de yönetim işi muhtemel Exxon, BP vb. yapıların konsorsiyumlarınca yönetilecek(bir çok Afrika ülkesinde olduğu gibi, yani bir Irak gibi olmasından yana olmadıkları açık ve bu ancak Şara vb. ve 6, belkide 10 yıl sürecek bir silahlı örgütün darbe egemenliğiyle, bölünmüş toplum ve süreğen çatışma, kamplaşma, istikrarsızlıkla da başarılacak. BP(aslında BP değil, BP'ye ait bir yerde konsorsiyum toplantıları yapıldığı için öyle görünür, petrol konsorsiyumu), bir çok ülke gibi, Somaliyi yönetti(bu belgelendi) ve sonuçları ortada, kabile savaşları içinde açlık, yoksulluk. Aslında Türkiye'de de etkili olan yine çeşitli konsorsiyumlar, gerçekte ise bu büyük devler arka planda kendi üst konsorsiyumları vardır, EXXSON, BP, SHELL ve elbette silah, ilaç ve uyuşturucu ticareti ve son 30 yılda güçle ortaya çıkan bilişim çeteleri-devleri de bu konsorsiyumlar ağacının şu ya da bu dalını, kapitalist sistem de bunların bankası, güvenliği, hukuksuzluğu, özel hukukunu oluşturur ve toplamda ülkelerin, toplumların nasıl yaşayacağı, kimi seçeceği, medyanın neyi öne çıkartacağı, propagandaların ne yönde olacağı gibi bir çok şeyi, en basit araçlarla(medya, moda, meta fetişzmi, dincilik, ırkçlık vb.) en kolay yoldan etkin biçimde ve genelde belirler. Toplumlar ise basitçe, inanç, ırk, renk vb. gibi hamasetlerle hem elde tutulur hem de kullanılır, ateşli mankurtlara dönüştürülür, gerçekte olan ise dinsiz, imansız, renksiz, milliyetsiz, cinsiyetsiz sermaye, kısaca paranın egemenliğidir. )...

Bu koşullarda hak ve hukuksuzluğa uğrayan kesimlerin hak ve hukukunu kim koruyacak veya onlar kendini nasıl savunacak sorunu doğar. Eğer bir devlet, inancı, rengi, kültürü farklı diye, toplum içerisinde ayrımcılık yapıyor ve bazı kesimlere hak ve hukukunu icra etmesinin önüne geçiyorsa, bunu da dayandığı silahlı gücüyle yapıyorsa, baskı aygıtına dönüştürülmüşse, çeşitli çağdışı zihniyetlerin aparatı haline gelmişse, o koşullarda hak ve hukuksuzluğa maruz kalanın da güç olmak ve örgütlenmekten başka yolu kalmaz.

Üstteki paragraf ateş ile barutun ilişkisi gibi kaçınılmaz bir gerçekliğe dönüşür, çünkü hukukun olmadığı ve hukuksuzluğun çeşitli örgütler(ordu, örgütler vb.) güçler eliyle sağlandığı yerde, her ezen gibi(silahlı ordusu, silahsız yanlı yargısı) ezilen de kendi gücünü(silahlı, silahsız örgütlenme) oluşturmak zorunda kalır.

Türkiye'nin Suriye'ye yaptığı yığınakla, eş zamanlı olarak İsrail istihbaratı ise Erdoğan rejiminin Hamas'a yaptığı yardım-yatırımları yayınlıyor, yani buradan verilen mesaj şu; Benim düşmanıma sen destek veriyorsun, bu uzun zamandır böyle(hatta ellerinde IŞİD'e verdikelri destek de var ama sanırım henüz sıra buna gelmedi, çünkü direk İsrail'i ilgilendirmiyor)., o halde benim de Suriye üzerinde çeşitli örgütler ve yapılara desteğim olacak ve aynı güvenlik gerekçesiyle ben de ilgili bölgelere yığınak yaparım, bu da benim hakkım da demiş oluyor ve diğer taraftan da bu durum 1 taşla 3 kuş vurma eğilimi de olabilir, ülke ve halkı hayli geniş hırsızlar rejimiyle soyulmaktan iliği dökülen Türkiye'de Erdoğan, İsrail'de Netanyahu veya kendi grubunun, yani çeteleşmiş kleptokrasilerin iktidarda kalması veya pekiştirilmesi, kurtuluşu, can simidi olması için süreğen bir savaş ortamının sağlanması amacına da hizmet ediyor olabilir, ancak her durumda bu taktiklerin, büyük sermaye, emperyalistlere de fayda sağlaması gerekir...

Tezat; Her işine gelene, gelmeyene BOP projesi diye eleştiri getiren anlayışlar açısından ise, destekledikleri bu tür girişimlerin esasında, aksine BOP'a hizmet ettiğini görmüyor olmalarıdır... BOP ve ardındaki güçlere meşruiyet sağlamanın ve süreğen gündemde tutmanın yolu da aslında buradan geçmektedir.

Kısaca bu türden ve sahte gerekçelerle, masum ve haklı görünen(ki o gerekçelerin oluşmasına sebep de zaten toplumu kamplaştırmış olmalarıdır) çatıştırıcı toplum anlayışı, hem bu rejime hem de farklı olmayan ırkçı şovenizme mankurt, maraba olmaya devam edecek ve sözde karşı çıktıları BOP'u, sözde karşı çıkıyorum zannıyla veya zaten onalra biçilen bu misyonu sürdürmekle davet etmeye devam edecekler. Gerekçeler, kılıflar her zaman basit ve masumane görünür, bu kitleleri de kolayca aldatır, örneğin Türkiye'nin güvenliği, sözde bir şeye karşıtmış gibi görünme(tersinden ona meşruluk verme) gibi, oysa gerçekte alkışladıkları ve yaptıkları, yapılanlar tam tersidir.

Türkiye'nin tek güvenliği var o da hukuk ve sosyal devlet olmayı başarması, bunun dışında bu tür şahin talancı, gaspçı, ganimetçi, işgalci vb. anlayışlar, çete-mafya egemenlikleri daima olacak ve onalr daima da iç ve dış düşman üretmeye devam edecektir... Eğer Türkiye'nin Kürt sorunu olmasaydı veya çözülsün, veya da Kürtler ayrı bir devlet olsun ve bizim ırkçılarımızın istediği gibi homojen Türk ırkı dedikleri bir çadır, dolaylı monarşi, mafya devleti kurulsun, en kısa sürede yapacakları, bu seferde Alevileri düşman ilan etmek olacak... İşte bu tür zihniyetler ve rejimlerin karakterini belirleyen temel unsurlardan birisi ve en önemlisi budur, hamaset, nutuk ve toplumları sürüleştirme adına, elindeki dincilik, ırkçılık, şovenizm vb. araçları kadar, araçların üzerinde ilerleyebileceği raylara, yani düşman ihtiyacına da mahkumdur...

Habere gelince, göreceksiniz ki, bu tür operasyonlar sözde karşı çıktılarını güçlendirerek çıkacak. Türkiye normal bir ülke olsaydı, aksine Şara'nın hukuk dışı adımları karşısında diplomasi yürütür ve Kürtler, Aleviler benim de yurttaşım, sen onların hak ve güvencesini sağlamak zorundasın, soykırıma girişemezsin politikası yürütürdü, işte gerçek güvenliğin esası buradan geçmekte ve ayrıca, demokratik, hukuk ve laik normlarda bir yapılaşma haricini güvenlik veya ikili ilişkilerde sorun olarak gördüğünü de beyan etmeliydi. Peki Türkiye ne yapıyor, Alevi soykırımları, Kürt soykırımı örgütlemeye çalışıyor ve dünyaya da bakın ben burada böyle politika izleceğim, sizde müdahil olun, BOP tıkır, tıkır işlesin mesajı veriyor...

https://haber.sol.org.tr/haber/tsk-u...evkiyat-404078

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (08-12-2025 Saat 18:42 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-12-2025, 17:34
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart

Başka bir başlıkta konusu geçtiği için ek;

Eğer iktidar, kendisini aşırı dinci veya ırkçılıkla var etmeyi seçmişse, bu durum, kendileri gibi olmayanlara yaşam şansı vermeyecekleri ve bununla birlikte, menfaatleri çerçevesinde çeteleşecekleri ve kendilerini meşru kılmak adına bol bol hamaset nutuklarıyla hareket edecekleri anlamına da gelmektedir.

Geri planda sadece dinci veya ırkçı söylemler bu tür egemenlikler için yeterli olmamaktadır, çünkü; toplumsal kapmlaşma ve nefret de sağlanmalıdır ki, mevcut egemenlikleri politik olduğu kadar, askeri olarak da güçlenmiş, kanıksanmış ve olabildiğince geniş yığınlar tarafından sorgusuzca desteklenir hale gelmiş olsun. Peki ne olursa bu meşruiyetin fiili gerekçesi sağlanabilir? (Örneğin feodal sistemde ağalar, derebeyleri, vali, soylular ve bürokrasinin vb. çeteler örgütlediği bilinen bir gerçektir. Egemenlerin provokasyon, manipülasyon ve öne çıkmış aydınlar, insanlar ve toplumu susturma, korkutma(terör yönetimi) vb. yönteme ihtiyacı olduğu her koşulda çeteler devreye sokulurdu. Günümüzde de bir yığın provokasyonlar yapılır veya yaptırılır ve bunların çoğu sistemin doğası gereği çeteleşmiş sermayenin emperyalist veya işbirlikçi devlet-hükümetleri veya siyasetçileri tarafından örgütlenirler...)

Tarih boyunca ezilen taraflar için daima kılıflar uydurumuştur. Elbette bu durum, baskıya maruz kalanın her zaman haklı olduğu anlamına da gelmez(burada kriter ekonomi-politik, hak talebi üzerinden kurulmalıdır. İstisnalar dışında ezen taraf daima haksızdır. Bu bağlamda istisnaları olmakla birlikte hak, hukuk, adalet ve demokrasi, ezilenin hakkı ve hukukunu korumaktan da geçe. Kak tanınamayacak istisnalara örnek vermek gerekirse, baskıya maruz kalan kesim, belirli bir topluluğu baskı altında tutmak veya hak ve hukukun-un gaspı için mücadele ediyor, başkalarına yaşam şansı tanımıyorsa bu durumda ilgili kesimin-anlayışın baskılanması hak ve hukuka uyulmadığı anlamına gelmez. Bu tutum ve yeri geldiğinde baskının muhtapları özellikle aşırı dinci, ırkçı, etnik milliyetçi vb. şeriat amaçlı girişimler vb. olabilir. Örneğin Avrupa'da ırkçılığın yasaklanması gibi, aynı şekilde aşırı dincilik de yasaklanmalıdır. Bunlar ekonomi-politik veya hak-hukuk talebi üzre mücadeleler olarak görülemez, holiganın, zombileşen egemenlik arsuzu olarak görülebilir..

Suriye'de Aleviler'in, sırf Alevi oldukları için -ki bu koşullarda meşru hakları olmasına rağmen- ayrılık veya ikili iktidar örgütlemediklerini herkes bilir, ama başta IŞİD, Şara'nın Örgütü El Nusra ve Türkiye tarafından desteklenen çeteler olmak üzere Alevi katliamlarında binlerce insan katledilmiş, kadınları kaçırılmış, köle pazarlarında satılmış ve El Nusra(Şara) iktidarından sonra da sistematik olarak devam etmiştir. Peki bu koşullarda Aelviler'in hak ve hukukunun temsili nerededir? İşte bu yok ve gelecek yıllarda da olmayacağı açık. Öyleyse Aleviler'in de hak ve hukukunu tayin edecek güç olmaları kaçınılmaz hal alır. Kimse bir başkasının şeriatını kabul etmek ve boynunu vurulması için kütüğe uzatmak zorunda görülemez. Varsa Aleviler'in hak ve hukukunu koruyan bir yasa gösterilsin, var mı? Yok. Peki özelde böyle bir yasa şart mı değil, ama ortada hukuk dili, pratiği yok ve Alevilere karşı da süreğen işlenen nefret ve savaş suçu mecvut-hakim.

Türkiye resmi makamları ve yandaş medyası Alevi katliamlarını Esad Rejim güçlerinin, Şara hükümetine karşı savaşı olarak göstermektedir, birinci koşul olarak nefret suçu, pratikte ise savaş suçu işlemektedir. Türkiye tarafından paravan olarak kullanılan tümenler başta olmak üzere, 1.000 kişinin, basılan kasaba ve köylerde sırf Alevi olduğu üzerinden katledilmesinde dahi, katledilenleri Esad Yanlısı rejim güçleri ve karşılıklı çatışma olarak göstermekte ve daha fazla katliam için de zemin hazırlamaktadır. Bu tavrın haklı gerekçesi olamaz ve "Türkiyenin Güvenliği" veya "Suriye'nin Toprak Bütünlüğü" (*) gibi sahte gerekçeler, kılıflar ve istismarda bu denli kifayetsizlik bu savaş ve nefret suçlarını örtemez(Aynı ve benzer katliamlar bilhassa Türkiye ve paravan örgütleri eliyle Kürtler'e karşı da yapılmaktadır. Dinciler, ırkçılar ve sözde ve nasıl oluyorsa sahte(*) sol milliyetçiler (nasyonal hitlercilik) de ağızlarına sakız ettikleri, gerçekte paravanlık yaptıkları haliyle, yok BOP, yok bilmem ne yaptırıyor diyerek nefret ve savaş suçu işleyen rejimlerini kökten dinci bir anlayışla desteklemekte(BOP'a da zaten bu şekilde zemin hazırlamakta, 3 gram beyine sahip herkesin görebileceği kadar açık olan bu duruma rağmen), süreğen bir yerlerinden kılıf uydurmakta, çaresiz kalan toplumların cılız da olsa yaşam garantisi uluslararası toplum nezdinde sağlanmaya çalışıldığında da, resmen sistematik, fiili, politik bir çok yönden soykırıma tabi tutulan Aleviler'i, Kürtler'i, Dürziler'i, Hristiyanlar'ı da fırsat bu fırsat ajan ilan edip, katl-i vacip ilan etmeyi de ihmal etmemektedirler. Bu kelimenin tam anlamıyla cehalet veya politik olmaktan öte, haysiyet ve şeref yoksunluğu, mankurtun beyinsiz, sorgusuz efendilerine olan köleliği, kapı köpekliği olarak ele alınabilir.).

Suriye'nin toprak bütünlüğü mü? Toplumsal Bütünlük mü?
"Toprak bütünlüğü" deyimi çoğunlukla istismar, gasp, nefret, işgal ve savaş suçlarını perdelemek namına kılıf olarak kullanılmaktadır ve Suriye'nin toprak bütünlüğü, Aleviler, Kürtler, Dürziler, Hristiyan'ları yok saymakla olacak iş midir? İşte bizim savaş ve nefret suçu işleyen zombilerimiz, elbette olmaz, o halde tüm bu farklı olanlar yok edilmelidir(sindirme, asimile, savaş suçları da dahil) stratetisine sahip.... Toprak toplumu dışarıda bıraktığımızda kendi başına bir anlam ifade etmez ve sözde bütünlüğü kadere bağlanmıştır.
* "MHP vatansever bir partidir. Türkiye'nin bütünlüğü için çalışıyor. MHP'nin başına geçmekten şeref duyarım." Perinçek. 2 Kelimelik basit bir kılıf(Vatansever, Türkiye'nin Toprak Bütünlüğü, ezan için, bayrak için, vatan için vb.), her haltlarını perdeleme, meşrulaştırmaya yetiyor, oysa gerçekte ne mal oldukları, mikroskopsuz, çıplak gözle dahi görülebiliyor.

https://bianet.org/haber/avrupa-kons...-karari-307884

https://www.ihd.org.tr/suriyede-alev...-devam-ediyor/
Aleviler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hıristiyanlar HTŞ yönetiminin bu insanlık dışı saldırı ve soykırımlarının hedefi olmakla birlikte özellikle Alevi inanç grubuna karşı intikamcı ve her biri insanlığa karşı suçlar kategorisinde olan suçlar işlenmeye devam edilmektedir.
https://haber.sol.org.tr/haber/suriy...gruplarin-bagi

Türkiye destekli gruplar

Esad'a karşı cihatçı güçlerin arkasına aldığı başlıca ülkelerden biri olan Türkiye, son on yılda Suriye'de askeri müdahalelerde bulundu ve hem Esad'a hem de Suriyeli Kürt güçlerine karşı oradaki silahlı grupları destekledi.

Bu gruplar, Suriye'nin ikinci büyük "muhalif koalisyonu" olan Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu'nun (SMO) bir parçasıydı. SMO'nun kurulduğu günden beri insan kaçırma, cinsel şiddet ve geniş çaplı yağmalama geçmişi olduğu biliniyordu.

Türkiye'nin Esad'a karşı desteklediği gruplar arasında Sultan Süleyman Şah Tugayı ve Hamza tümeni de vardı.

Alevi cinayetlerinde bu iki grubun en az sekiz farklı bölgede yer aldığı ve yaklaşık 700 kişinin öldürüldüğü ortaya çıktı. Facebook sayfasında Sultan Süleyman Şah Bölüğüne bağlı bir milis şunları yazdı: "Kameraları kapatın. Her erkeği öldürün. Kanları domuzlar kadar kirli."
Alevi katliamlarında bazı yabancı silahlı gruplar da yer aldı. Bunlar arasında, yaklaşık 500 kişinin öldürüldüğü tespit edildiği 6 yerde Türkistan İslam Partisi, Özbekler, Çeçenler ve bazı Arap savaşçılar yer alıyor.
https://tr.wikipedia.org/wiki/2025_S...tliamlar%C4%B1
Eş Şara'nın kapsayıcı yönetişim taahhüdüne rağmen, yönetimin Kürtler, Hıristiyanlar ve Dürziler de dahil olmak üzere diğer azınlık gruplarının liderleriyle yaptığı belgelenmiş toplantıların aksine, üst düzey Alevi temsilcileriyle hiçbir resmi toplantı yapılmadığının rapor edildiğini belirtti.
Raporda, Alevileri hedef alan şiddet olaylarının yaygın ve sistematik olduğu belirtildi. Bin 700'den fazla kişinin öldürüldüğü, bazı eylemlerin ise "savaş suçu" oluşturduğu ifade edildi.
https://en.wikipedia.org/wiki/2025_m...yrian_Alawites

https://www.gazeteduvar.com.tr/sohr-...-haber-1762619
Abdulrahman, "Bunun Esad rejimi yanlısı ya da onun karşıtı olmakla bir alakası yok. Bunlar, Alevi toplumunu evlerinden atmayı amaçlayan mezhepçi katliamlar" ifadelerini kullandı.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (28-01-2026 Saat 20:16 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-12-2025, 23:55
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart

AB, Suriye'nin sahil bölgesinde sivillere yönelik işkence, infaz ve zorla yerinden etme suçları işledikleri gerekçesiyle Sultan Süleyman Şah Tugayı ve lideri Ebu Amşe, Hamza Tümeni ve lideri Seyf Polat Ebu Bekir ile Sultan Murad Tümeni'ni yaptırım listesine ekledi.
Ebu Amşe ve Seyf Polat Ebu Bekir'in liderliğindeki örgütler, Türkiye destekli silahlı gruplar arasında yer alıyor ve TSK'nin Suriye'de gerçekleştirdiği tüm askeri operasyonlara katıldı.
El-Casim komutasındaki örgüt, Mart 2025'te Suriye'nin sahil bölgesindeki şiddet olaylarına katılmış ve sivilleri, özellikle Alevi topluluğunu hedef alarak keyfi sivil infazları da içeren saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, keyfi infazlar da dâhil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerinden sorumludur.
*Ebu Amşe (solda) ve Seyf Polat Ebu Bekir (sağda), MHP lideri Devlet Bahçeli'yle birlikte, 19 Aralık 2024. (Fotoğraf: @seyfebubekir1/X)


Daha net ifade, izahı bağlamında önceki yazılara bakılabilir.!
*Seyf Polat Ebu Bekir (solda) ve Ebu Amşe (sağda), Alaattin Çakıcı ile birlikte, 17 Temmuz 2024. (Fotoğraf: @seyfebubekir1/X)

Konsey, çoğunluğu Türkmen milislerden oluşan Ebu Amşe'nin örgütü Sultan Süleyman Şah Tugayı ile Seyf Polat Ebu Bekir'in örgütü Hamza Tümeni'ni de aynı gerekçelerle yaptırım listesine ekledi.
Sultan Murad Tümeni'nin ise, Esad yönetiminin son ermesinden önce Kürtlere ve Suriye Demokratik Güçleri'ne yönelik operasyonlara katıldığını ve bu süreçte işkence, keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler ve tutuklulara kötü muamele uygulamalarında bulunduğunu kaydedildi.
https://bianet.org/haber/avrupa-kons...-karari-307884

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-01-2026, 14:58
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.557
Standart

ABD, Suriye'de Kürtlere verdiği desteği sonlandırdı. Bu olay İngiltere'den, Israil'den, İran'dan bağımsız değerlendirilmemeli.

Israil, ABD'nin gücüyle İran'ın gizli/aleni örgütlerinin olduğu Yemen, Sudan, Suriye gibi ülkeleri kısmen işgal etti, alenen tehdit altında tutuyor. Ortadoğu'da İslam mezhepleri arasındaki düşmanlığı kullanarak Suriye'de yeni adıyla HTŞ'yi, eski adıyla El-Kaide'yi iktidara getirdi. HTŞ, kendi inanışları dışındaki herkesin kafasını kesen şeriatçı cihatçılardan oluşuyor. Şii'lere özellikle düşmanlar. Bu özellikleri bilindiği için Israil tarafından bilerek isteyerek Suriye'nin başına geçirildi. Önce İran'ın Suriye'deki örgütlerini/uzantılarını temizleyecekler. Sonra İran'a saldırdıklarında görev alacaklar. Türkiye, bu sürecin her adımına destek verdi ve bununla övündü, bunun için övgü aldı.

Kürtlerin bu planda görev almayacaklarını bildikleri için desteği kestiler. Bir-iki haber kaynağında İran'a karşı işbirliği için Kürtlerle konuşulduğuna, olumsuz cevap alınınca desteğin sonlandırıldığına değinildi, ancak bu haberi doğrulayan resmi bir kaynağa ulaşamadım.

Bu haber doğru olmalı, çünkü Irak bölgesel Kürt yönetimini de sıkıştırmaya başlamışlar. İran'ın Irak'ta yaşayan Şii'ler üzerindeki nüfuzunu da kırmaya çalışıyorlar. Yakında Irak Cumhurbaşkanlığı seçimleri var, Barzani İran destekli bir adayı destekleme kararı aldı.

Israil'in, ABD'nin, İngiltere'nin isteği, 3 parça Kürdistan'ın (Suriye, Irak, İran) bir olup (4. Parça Türkiye, o çantada keklik anlaşılan) İran'daki karışıklıkları körüklemeleri, savaş başladığında saldırıya silah/asker gücüyle destek vermeleri. Bunu yapmayacaklarsa İran'a giden yoldan çekilmeleri, yerlerini HTŞ, IŞİD gibi kafa kesen cihatçılara terk etmeleri.

Savaş başlarsa, çantadaki keklik(ler) ganimet ve koltuk için bizi de savaşa sürüklemez umarım.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 31-01-2026, 23:23
marcos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
marcos marcos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2011
Mesajlar: 1.341
Standart

Sayın Spartacus

Bazı Türkmenler terör örgütlerine katılmıştır bu doğrudur. Ama sosyal medyada bazı kesimlerin Türkmen karşıtı propagandaları dürüstçe değildir. Suriye' de ki Türkmen yani Türk nüfusu bir buçuk milyonun üzerindedir. Ve çok azı terör örgütlerine katılmıştır. Türkmen karşıtı propaganda yapan Kürtlerin nüfusu ise Suriye' de beş yüz altı yüz bin civarındadır. Ve terör örgütleri(HTŞ/El Kaide/Nusra/İhvan ve benzerleri) içindeki oranları Türkmenlerin neredeyse beş katıdır.

Suriye Türkmen meclisi Şara hükümetini kabul etmemiş ve bunu deklere ederek Türkiye' ye sitem etmiştir. Türkmen karşıtı propaganda yapanlar ne yazık ki Kürt siteleridir. Ve aynı zamanda ilginçtir ki Kürtler Türkmen meclisinin aksine Şara hükümetini meşru muhatap kabul etmişlerdir.

Ve sözde Türkmen tugayları içinde pek çok Bingöllü, Batmanlı, Siirtli vesaire vardır ve o şehirlerde Türkmen yoktur.

http://bizimsokagincocuklari.com/wp-...EMES%C4%B0.pdf

" Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." / W. Ralph Inge
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-02-2026, 05:19
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart

marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Spartacus

Bazı Türkmenler terör örgütlerine katılmıştır bu doğrudur. Ama sosyal medyada bazı kesimlerin Türkmen karşıtı propagandaları dürüstçe değildir. Suriye' de ki Türkmen yani Türk nüfusu bir buçuk milyonun üzerindedir. Ve çok azı terör örgütlerine katılmıştır. Türkmen karşıtı propaganda yapan Kürtlerin nüfusu ise Suriye' de beş yüz altı yüz bin civarındadır. Ve terör örgütleri(HTŞ/El Kaide/Nusra/İhvan ve benzerleri) içindeki oranları Türkmenlerin neredeyse beş katıdır.
Andığın biçimde Türkmenlerden hiç söz etmedim ve hiç bir etnik veya inanç grubuna karşı da proganda yapmadım(yazımın sonunda yapacağım kısa izahla anlaşılacağını sanıyorum). Nereden bu kanıya vardın anlayamadım? Yani ÖSO veya HTŞ'nin veya IŞİD'in stratejik ve örgütsel yapısı, zhiniyetini -yani anti demorkatik, anti laik stratejisini- esas almam üzerinden bu tür etnik ayrım-temsil kanısına vardın anlayamadım. Alıntı yaparsan yanlış anlama durumu olup olmadığını değerlendirebilirim. Hatta yazılarımda alıntı da paylaştım;
Aleviler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hıristiyanlar HTŞ yönetiminin bu insanlık dışı saldırı ve soykırımlarının hedefi olmakla birlikte özellikle Alevi inanç grubuna karşı intikamcı ve her biri insanlığa karşı suçlar kategorisinde olan suçlar işlenmeye devam edilmektedir.
Şu ya da bu örgütün hangi etnik gruplardan oluştuğu konusuna da girmedim veya örgütleri stratejik, politik yapılanma biçimleri dışında ele almadım, bu anlamsız etnik ayrımlara neden girdiğini ve gereğini veya yanlış anlaşılmış olabileceğini düşündüğüm hangi ifademin buna sebep olduğunu da anlayamadım. Rezil zombi ırkçı veya şeriatçı yapı/kişilerin etnisitesinin önemi, bir ayrıcalığı-ayrımı olur mu?...

Sayıları da abartmanın-çarpıtmanın gereğini de anlamadım. Suriye'de Türkmen nüfusunun 1,5 milyon, savaş sırasında en az göç verdiği bilinen ve Suriye'de Araplardan sonra 2. etnik grup olan (nüfusun %10'nu) Kürtleri ise 500-600.000 civarı(4 kat düşük) göstermen de meseleye hiç olmazsa ilgili yazılarıma, yazımda ele aldığım noktalardan bakmadığın veya objektif yaklaşmadığını gösterir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_demografisi
Nüfusun yaklaşık %10'u ile Kürtler ikinci en büyük etnik gruptur ve onları Türkmenler takip etmektedir.
ÖSO(Türkiye'nin ırkçı-şeriatçı karışık faşist paravan örgütü), HTŞ(El kaide, El Nusra + IŞİD karışımı). ÖSO ETNİK OLARAK kimlerden oluşuyor bu önemli değil, burada mesele örgütün yapısı ve stratejisidir - Türkiye'nin genelde ırkçı, şeriatçı kişilerden oluşturduğu PARAVAN bir yapı - çoğunluğunu Kürtler'den oluşturduğu eski TC Hizbullah'ı gibi(etnik veya inanç olarak kimlerden oluşturulduğunun önemi yok, bağlayıcı olan stratejisi ve yapısıdır). Türkmenlerle ne ilgisi var? Bu yapı bir FKÖ değil, Türkmen olur CHP'ye, AKP, MHP'ye vb. de katılır burada ve benim de konuda esas aldığım etniste değil ilgili örgütlerin yapısıdır. IŞİD'in de, HTŞ'nin de hangi etnistelerden oluştuğu önemli değil, ne istedikleri, örgütsel karakteri, yapısı önemli... Hiç bir ifademde IŞİD demekle Arapları, ÖSO demekle Türkmenleri kastetmedim, peki neden böyle algılamak veya yapıların stratejisi ve örgütsel yapısı yerine etnik temsiller üzerinden bakmak istiyorsun? Örneğin IŞİD tamamen Türklerden oluşsa destekler miydin? Ben hiç bir şeriatçı, anti-laik yapıyı desteklemem ve konuda ele aldığım zihniyet de "kendisi gibi ırkçı faşist olmayan veya inanmayana yaşam şansı tanımama anlayışıdır". Ülkeler, örgütler, hakim örgütler ve yapılanma biçimleri, isimleri bu minvalde mecburen kullanıldı ve hiç bir koşulda bu tarz paravan, IRKÇI-ŞERİATÇI yapı ve unsurlar desteklenemez, hoş görülemez ve hangi etnisiteleri barındırdığının da zerre bağlayıcılığı olmadığı gibi alakası da yok. Örneğin, Afganistan meselesini nasıl ele alıyorsam, ırkçı-şeriatçı zombi örgütlerini de öyle ele alıyorum, ANLAYIŞ(ZİHNİYET, stratejik yapı). Afganistan dersem bu etnik bir ifade amacı taşımaz, rejimiyle ilgilidir ve Suriye'de Kürtler açısından neyi savunursam, Türkmenler için de aynısı geçerlidir, burada isimlerin önemi yok, esas aldığım insan ve hayattır ve nerede bir halk dili, kültürü üzerinden ötekileştiriliyor ve baskı altına alınıyordur, etnisteleri veya isimlerini değil, verdiği hak ve özgülük mücadelesini desteklerim. Millet kavramının siyasi anlamda hiç bir anlamı, değeri yok ve esasında bir insanım ve dil, kültür tümü de iletişim, sosyo-kültürel araçlar. Önce bu insan gibi yerli yerinde ve doğru biçimde kavranmalı... Türkmüşüm(oysa temel belli sperm ve rahim ve insan nereye doğarsa oranın sosyo-kültürel kalıbını alıyor, kısaca homo sapiens), iletişimin aracı olan bir dilim var, yaşadığım coğrafyada evvel yüzyıllardan beridir gelen kimisi köhnemiş gelenekler, örf, adetler, sanat, zanaat biçimleri var. Milliyet dediğiniz sosyo-kültürel edinimler üzerinden tanımlama yapmaktan başka bir şey değil ve insanların dili, kültürünü yasaklamak(iletişimi, varlık biçimini yok saymak) veya farklı dilde oldukları için hedef alıp, ötekileştirmek, siyasal İslam gibi siyasal milliyetçilik(aslında soslu ırkçılık) insanlığın cehaleti, zombiliği, yüz karasıdır, bir şeriatçıya ne kadar karşı çıkarsak, bir siyasal milliyetçiye de aynı oranda karşı olmalıyız çünkü ikisi de aynı şey, sadece beslendikleri kaynak farklı. Ancak ne zombi şeriatçıların ne de mankurt milliyetçi kölelerin bu ifadelerimi anlamasını bekle-ye-miyorum, bu oluşturduğu cehalet ve şartlanma gereği atomu parçalamaktan daha zor...!

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (01-02-2026 Saat 06:11 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-02-2026, 14:27
marcos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
marcos marcos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2011
Mesajlar: 1.341
Standart

Sayın Spartacus

Türkmen karşıtı propaganda yapan sizsiniz demedim demiyorum sizi iyi tanıyorum. Türkmen karşıtı (aynı zamanda Bedevi karşıtı) propaganda yapan Kürtlere öncülük ettiğini iddia edenler onlar yapıyor. Kendilerini medeni bizi barbar olarak nitelendiriyorlar. Aynı zamanda bizi işgalci olarak nitelendiriyorlar. Gücü ele geçirince alenen ırkçı nazist tavırlar sergilemeye başladılar.

Suriye' de pek çok irili ufaklı etnisite var. Ermenilerden, Süryanilerden tutun müslüman Yunana kadar. Suriye' nin ezici çoğunluğu ise Arap'tır. Nusayriler, Sünni Araplar, Bedeviler (sünni Araplar içinde farklı bir kesimdir) Dürziler. Kürt nüfusunu yüzde on çıkaranlar Araplaşmış Kürtleri ve asılları da Arap olan Dürzileri' de işin içine koyuyorlar. Oysa Suriye' de Kürtler sadece Türkiye sınırına yakın dar bir bölgede yaşarlar. Ve çoğunluğu Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında sürülenler ve şapka kanunundan kaçanların torunlarıdır. Yani Türkiye kökenlidirler. Ve kesinlikle sayıları yarım milyondan biraz fazladır.Wikipedi kesinlikle güvenilir bir kaynak değildir.Türkmenler içinde bunu yazmış Wikinin bir yazdığı bir yazdığını tutmuyor.(https://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_T%C3%BCrkmenleri). Araplaşmış Türkmenleri' de sayarsak Türkmen nüfusu 4-5 milyon civarında olur. Ama onlar artık Türkmen sayılmazlar. Dedeleri Kürt olan ama günümüzde Kürtlükle alakası kalmamış insanları Kürt saymak Mussolini' nin düşüncesinden başka bir şey değildir.Aynı şekilde dedeleri Türk/Türkmen olup günümüzde Türkmenlikle alakası kalmamış insanları Türk/Türkmen saymak Mussolini düşüncesidir.

Sayın Spartacus Suriye iç savaşı her şeyi değiştirmiştir. Büyük hayal kırıklığıdır. Söylemlerin ve eylemlerin taban tabana zıt olabileceğini bir kez daha kanıtlamıştır. Tarihte bunun örneği çoktur. Sosyalistlik iddiası ile ortaya çıkanlar Suriye' de sosyalizmin inşası için tek bir adım atmadıkları gibi anti-sosyalist KDP ve benzerleri gibi yapılarla ulusal birlik adı altında işbirliği yapmışlardır. Kürt ulusal birliği meşru görülüp ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde değerlendirilirse Türk/Türkmen ulusal birliği de meşru görülüp ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu da Suriye' nin tamamen parçalanıp sona ermesi yok olması demektir.

Sayın Spartacus size beni iyi tanıyorsunuz Kürtlerin doğal haklarını savunduğumu biliyorsunuz. Belki unutmuş veya gözünüzden kaçmış olabilir bende Suriye kökenliyim dedelerim Halep' ten gelmedir. Bizim burada neredeyse herkesin Suriye' de akrabası vardır. Suriye ve Türkiye neredeyse aynı ülke gibidir. Büyük benzerlikleri vardır. Suriye' de olan her şey Türkiye'yi Türkiye' de olan her şey Suriye' yi etkiler.

Not olarak şunu ekleyeyim Bedeviler şeker gibi insanlardır ırki düşünmezler yapıları ırki ideolojilere kapalıdır.

http://bizimsokagincocuklari.com/wp-...EMES%C4%B0.pdf

" Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." / W. Ralph Inge
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 01-02-2026, 23:21
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart

marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Türkmen karşıtı (aynı zamanda Bedevi karşıtı) propaganda yapan Kürtlere öncülük ettiğini iddia edenler onlar yapıyor. Kendilerini medeni bizi barbar olarak nitelendiriyorlar. Aynı zamanda bizi işgalci olarak nitelendiriyorlar. Gücü ele geçirince alenen ırkçı nazist tavırlar sergilemeye başladılar.
Sonuç olarak bu bizi rahatsız ediyorsa, Türkiye'de egemen ve hakim olan 10 parmak fazlası... Yine de bu konu kişilerin en doğal dil ve kültürel varlığını temsil hakkını değiştirmez, şu ya da bu etnisite diye ayrımı olmamalı.
marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dedeleri Kürt olan ama günümüzde Kürtlükle alakası kalmamış insanları Kürt saymak Mussolini' nin düşüncesinden başka bir şey değildir.Aynı şekilde dedeleri Türk/Türkmen olup günümüzde Türkmenlikle alakası kalmamış insanları Türk/Türkmen saymak Mussolini düşüncesidir.
Bir farkla, eğer bilinçli bir asimilasyon altında tam anlamıyla asimile edilememişse... Sonuçta insanlar kendi tercihlerini, kendileri yapmalı ve bunun ötesinde dile getirdiğin türden genellemeler elbette ırkçılık, yobazlık oluyor...
marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kürt ulusal birliği meşru görülüp ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde değerlendirilirse Türk/Türkmen ulusal birliği de meşru görülüp ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu da Suriye' nin tamamen parçalanıp sona ermesi yok olması demektir.
Evet Türkmenler de aynı HAKLARA VE GÜVENCEYE SAHİP olmalıdır bu da kendi kaderini tayin hakkıdır(illa ayrılması gerekmiyor, ama yerleşik olarak veya verili durumda(örneğin şu anki Suriye) bu sağlanmayacaksa ayrılması haktır ve Suriye'nin parçalanması evladır. Ne yani evlilik bitecek diye, insan zorla ve illa aynı çatı altında bir odaya hapsedilebilir mi? Hak mı bu?. Suriye eğer Sünniler, Araplar dışında kalana yaşam şansı tanımayacak, varlık ve dil, kültürlerinden vazgeçmeleri koşulunu dayatıp, soykırımcı kafayla hareket edecekse, elbette parçalansın o halde(hatta keşke mümkün olsaydı da Türkiye'de laikler ve gerçek demokrasiden yana olanlar bir yanda, dinci, ırkçılar öte yanda olabilseydi)... Milyonlarca insanın birbirine zulmetmesi, yerine göre boğazlaması veya azınlıkların boğazlanması veya bu durumdan nemalanan mafya devleti haline gelmiş sermaye-baron rejimleri değil de, neden Suriye'nin hayali sınırlarından endişe edesiniz ki? Her parça da ayrı bir yurt ve değer olacak sonuçta. Ya da başka bir yol var ve zaten değiniyorum, birlikte hakkıyla yaşamak...

Devlet tanımını değiştirmek gerekir, şu anki egemen yaklaşım andığın türden Mussolinice hatta daha beter, hem feodal -dinci-ümmetçi- hem de ırkçı çadır anlayışında. Devlet, hukuk tanım ve normlarında din, mezhep, etnisitenin ne işi, ne alakası var? Yani ülkeler çok çeşitli kültürleri barındırabilir-barındırmalıdır ve hukuk vb. kişi, zümre, etnisite, din, mezhep üstü değerlendirilmelidir. Kısaca devlet demek=etnisite demek değildir, bu köhne yobazlık, bağnaz bir anti laiklik, cehalet ve sorunun kaynağı olmaktan, sürüleştirmekten başka bir şey değil.

Hakkıyla birliktelik ülkeleri parçalamaz, aksine gerçek ülke bütünlüğü toplumsal bütünlükten geçer, bu yoksa zaten o ülke bütün de değildir, birielrinin çiftliğidir, ama şu anki hakim ideoloji toplumları ayırır, hasım eder, parçalayarak da perişan eder, iradesini teslim alır, ayrıştırıp çatıştırır ve köleleştirir, dincilik de, ırkçılı kurumsallaşma da özünde şeriat rejimidir. Türkiye'de kendisine milliyetçiyim diyenler esasen ırkçıdırlar, çünkü en basit-temel kriterle; dili, kültürünü seven insan, başkasının bu sevgi ve hakkını elinden almak ve mahrum bırakmak istemez -değil mi?. Milliyetçilik sosuyla geçinenlerin ırkçı olduğunu bu kadar basit bir kriterle dahi anlamak zor olmuyor, Türkiye'de hakim olan ırkçılık ve dahi resmi ideolojidir.. Asıl sorun da bu...
marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bizim burada neredeyse herkesin Suriye' de akrabası vardır. Suriye ve Türkiye neredeyse aynı ülke gibidir. Büyük benzerlikleri vardır. Suriye' de olan her şey Türkiye'yi Türkiye' de olan her şey Suriye' yi etkiler.
Sonuç olarak Türkün, Kürdün, Arabın, Alevi, Sünni, Hristiyanın da Suriye'de akrabası var. Burada mesele yine dediğim gibi, Türkler, Kürtler, Araplar meselesi değil, HUKUK MESELESİ.

Bir coğrafyada dil ve kültür serbestisi ve hukuken güvenceye alınması, o ülkeleri zayıflatmaz, aksine güçlendirir. ABD'de en fazla Almanlar bulunur, diğerlerinin varlığı ABD'yi zayıflatmaz, ama ABD Türkiye gibi davransaydı, şimdi 3 .Dünya ülkesi olurdu...

Özerklik de -ki aslında demokrasinin özüdür, mesele sadece etnik değil, gerçek hükümetler, kurumlar(bütün kurumların özerk olması dahil) özerk-yerel hükümetlerin toplamı olduğunda ancak demokrasi mümkün olur. Özerkliğin anlamının da, egemen şovenizmin çarpıtmaları ve zaten rejimin de işine gelmediği için çarpıttığı, doğru kavranmadığını düşünüyorum. ÖZERKLİK=>DMEOKRASİ VE HUKUKUN olmaz ise olmazıdır, etnik baskı karışısında ortaya çıkan türden özerklik talebi ise HAKTIR, bu ayrılık anlamına gelmez ve mecburi de değil -yani hukuken tanınan bir millet zaten kaderini belirlemiş olur, tanınmazsa özerklik ve ayrılma hakkı olur. Zor veya kolay olan,,, hangisi?

Eğer Suriye Türkmenleri ötekileştirme durumuna girerse, bununla birlikte Alevileri'de ötekileştirirse, ya özerkliğe gidilmeli ya da o ülke hiç bir zaman istikrar bulamaz, acıların, aşırı yoksunluk ve yoksullukların diyarı olur ve ülke demeye de bin şahit ister(Türkiye dahi, gerçekten normlara göre düşünürsek ülke olmaktan uzak,çadır-çiftlik).
Herhangi bir yerde herhangi bir kültür veya inanç, RESMİ STRATEJİ, POLİTİKA OLARAK (etnisite değil hamasasete bakılmalı) özellikle şeriatçı veya ırkçı zihniyetler eliyle ötekileştiriliyor, fırsat bulsa soyunu kurutacak durumu an be an yaşıyorsa , bu halde hak ve hukuk mücadelesinin hedefi öncelikle o rejim, saray, saltanatı ve devleti olur, olmak zorundadır çünkü sorumlu olan da muhatap da burasıdır. Örneğin AKP rejimi devrilmeden toplum şu anki örgütlü, sistematik kleptokrasiden ya da en azından bu denli yoğunluklu kleptorkasiden kurtulamayacağı gibi, cehaletle ve iki kez sömürülmüş olmayı da aşamaz ve eğer rejim, seçim şansı tanımazsa ne yapmalı?

Son olarak ÖSO vb., dinci-ırkçı esaslı yapılar ve bunlar için etiketin bir önemi yok. ÖSO'ya katılmak için başvuranlardan tanıdığım kişiler de oldu, bu koyunların motivasyonları "Kürt kesmeye, Alevi kesmeye gidiyoruz" şeklindeydi ve elbette bu kişiyle konuştum ve kısa süre sonra şeriatçılıktan da, ırkçılıktan da vazgeçti, "ne gerizekalıymışım" dedi. Alevilere karşı yapılan katliamlarda ÖSO başı çekmiştir ve kafasını kestikleri insanlar hatta çocuklar bile var. Şimdi bu anlayış ile bir toplumun dil ve kültürünü yaşama adına verdiği mücadele-savaş- aynı düzeye indirgenemez, indirilmemeli. SDG vb. yapılar, ÖSO vb. yapılarla bir tutulmamalı ve SDG bileşenlerinden birisi de zaten Türkmenlerdi.

İşgalicliğe gelirsek, evet T.C kürtleri dışladığı anda işgalci konumuna düşmüştür. Bu ayrı bir konu. Nasıl ki bir zamanlar İrlanda toplumu İngiliz işgali altında olduğunu düşünerek ayaklanıp, Birleşik krallıktan ayrılmıştır, bu da aslında Anadolu açısından 100 yıl önce böyleydi... Osmanlı'nın elinde kalan toprak Marmara bölgesinden ibaretti ve bununla birlikte Kürdistan'da Osmanlıda bir eyaletti, hal böyle olunca geriye ne kalır? Madem ıkrçı bir modele geçilecek bu halde ilgili eyaletin TC topraklarında olması işgal anlamına gelir - Örneğin İrlanda, Birleşik Krallıktan ayrıldıysa(1921) hakkıydı..., Osmanlı ise feodal bir yapıydı.Etnik ayrıma sahip değildi ve ayrımı ümmet üzerinden kurmuştu, haliyle yıkıldığında ya yeni ülke tüm diğer etnik yapıların da ülkesi yapılmalıydı ya da dil, kültür yasaklayıp, baskı altına almanın, haksız-hukuksuzluğun ve diğer taraftan da Kürtler'in haklı, meşru direnişde bulunacağının kavranması gerekir...

Şunlar öyle demiş vs. ırkçılığın şu, bu etnisitesi yok, ancak şunlar veya bunların davranışı, herhangi bir halkın HAK VE HUKUKUNUN gayr-ı meşru sayılacağı anlamına gelmez. Örneğin Suriye'de Türkmenler baskı ve zulme maruz kalsa, çıkıp AKP var, MHP var, üstelik bunlar dinci, ırkçı diye bakamam, genelleyemem ve meseleyle de zerre ilgisi olmaz. Ve bunları da öne sürüp hak ve hukuk konusunun önüne set olarak çekilmesine sebep olamam. Şöyle böyle diyenler ayrı, bir halkın en doğal dil ve kültürünü yaşama hakkı ayrı konular.

Kürt toplumu ve siyaseti içinde de milliyetçi, ırkçı olanlar var ve ben zaten buna karşıyım, ama Türk, Kürt diye ayırmıyorum, şeriatçılık, soslu ırkçılık yani milliyetçilik(dil, kültürünü sevmek, sahiplenmekle karıştırılmamalı) ikiside aynı ot, aynı anti laik, anti demokratik, hak, hukuk tanımamazlık, kendisine ayrıcalık-böylece başkalarının hakkının gaspı-, sürüleştirilmiş mankurtluğun yobazlık ve bağnazlığından ibaret.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 05-02-2026, 22:19
marcos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
marcos marcos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2011
Mesajlar: 1.341
Standart

Sayın Spartacus

Elbette haklısınız. Hiç bir millet diğerinden üstün değildir. Milletlerin halkların toplulukların amasız tam hak eşitliğini sosyalizmde ısrar edenlerden başkası savunmuyor gibi gözüküyor. Kim sosyalizmden saparsa ya ırkçılığın ya dinciliğin içine düşüyor. Halklara tepeden bakıp büyük güçlere güvenenler günün sonunda yalnız kalıyor.

http://bizimsokagincocuklari.com/wp-...EMES%C4%B0.pdf

" Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." / W. Ralph Inge
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:42 .