Güçlüler arasındaki rekabet emperyalist olmayanı da kaçınılmaz olarak emperyalist yapar. ABD'nin saldırıları Çin'in teknolojik gelişimi karşısında zorlamaya dayanan klasik ilkel saldırılar. Çin ise bu işi kimseyi zorlamadan dünya pazarını ele geçirerek yürütüyor. Üstelik ihtiyacı olan elementlerin büyük çogunlugu da kendi topragında olmanın avantajına sahip. Ayrıca Çin büyük bir emek gücüne de sahip. ABD'nin elindeki önemli son kozu ise içinde Türkiye'nin de oldugu birbuçuk miyar nüfusa sahip islam dinini kullanmak. İslam dinine mensup bu nüfus ile çeşitli silahlı-silahsız örgütler kurabiliyor. Kendi iktidarlarını ülkelerin başına getirebiliyor. Bu sayede Orta Doğu,da, Afrika'da ve Asya'da istedigini yapabiliyor. ABD'nin Çin ile savaşı aslında hem elementlerle hem dinlerle. ABD'nin dinleri kullanması Çin'e doğrudan bir zarar vermiyor ama ABD'yi güçlü tuttugu için ciddi rakip konumunu sürdürebiliyor. Aslında Çin de dinleri kullanarak elini daha güçlendirebilir, ancak Çin'in emperyalist tecrübesi olmadıgı için bunu pek beceremez. Her halikularda Çin'in çok hızlı gelişimi ve süper güç olma yolunda son mertebeye gelmesi ABD'nin korkulu rüyası durumunda.
Dolayısıyla emperyalizmin, kapitalizmin kısaca sömürünün karşısında dünyada herhangi bir tepki ve böyle bir bilinç olmadığı için dünyayı mahfetme düğmesinde kimin elinin olduğunun çok bir önemi kalmadı.
|