
01-08-2026, 22:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.214
|
|
Doğada Allah'ın Kanunları Geçerli Mi? Ve Ölü Deniz
İnsan bilincinin üretimlerini dışarıda tutarsak doğada tanrıya, tanrısallığa işaret eden bir şey var mı? İnsanın kendisinin doğanın bir sonucu olması nedeniyle doğada Allah'ın kanunları işliyor denebilir mi? Retorik bir soru. İddia sahibinin -insanın- iddiasını kanıtlamak için kendisine referans vermemesi gerekir.
Bu kanunlar geçerli mi sorusunu "oluşlar, varlık, bilinç ve doğal mekanizmaların varlığının tanrıya işaret edip etmemesi" gibi bir yerden değil de aslında; doğada, tanrının biz insanlar için koyduğu kurallara riayet eden başka bir hayvan topluluğu var mı diyebilmek adına soruyorum? Çalmayacaksın, öldürmeyeceksin, bilmemne yapmayacaksın kanunları var ya hani, doğada bunlara riayet eden bizden başka hayvanlar var mı? Muhtemelen yok. Olsaydı porno kategorilerinde onları da bulabilirdik
Doğayı biraz izleyen birinin göreceği tek şey: "maddenin soğuk devinimi"
Yavru hayvanlar diğer hayvanlar tarafından kolay av olduğu için avlanır, kuşlar birbirinin yuvasını dağıtır, kardeşler birbirini yemek için ödürebilir, büyük memelilerde ****lik yaygındır, deprem-sel-soğuk-sıcak-kuraklar ortalığı kırar geçirir vs. Ve tüm bu yaşananlar sırasında ne meleklerin, ne evliyaların ne de başka bir varlığın müdahalesi görülmez. Muhtemelen hiçbir zaman da görülmemişti. Nuh'un gemisi ve geminin alttan ısıtmalı kamaralarında pişbirik oynayan hayvanlar dışında tabi.
"Hayvanlar, Allah'ın insanları test içün, ibret içün dünyaya doldurduğu figüranlardır. Bu nedenle de onlara ne olduğunun Allah katında bir hükmü yoktur. İnsan ise özellikle yaratılmış bir canlıldır ve görevi olaylardan ibret almak, şükretmektir vs. vs." denebilir mi?
İnsanlar için hayvanlar figüran konumundaysa, insan Allah nazarında ne konumundadır?
En nihayetinde hayvan tekamülünden zuhur etmiş canlılarız. Evrim güçlü ve destekli kanıtlarla bunu söylüyor. Dünyada gezen en berbat mahlukla bile bir miktar akrabalığımız var. Allah ise evreni var eden boyutlar ötesi, zaman üstü bir varlık, ondan ötesi-berisi yok.
Biz hayvanlara bunu reva görüyorsak koskoca Allah bizi neden kaale alıyor?
Allah,
ya sandığımız kadar güçlü değil.
ya sandığımız kadar büyük değil ve lokal.
ya kötücül ve canlıların acı çekmesinden hoşlanan bir psikopat
ya da hiç yok.
Buradan bakınca "Zeus" daha ayakları yere basan bir tanrı gibi, en azından bazen güreş tutabiliyorsun falan.
-------
Ölü Deniz gösterisinde Deniz Göktaş, kitaba güncelleme gerektiğinde zorlanılacağını söylüyor. Çok haklı değil mi?
Allah olarak Araplara kitap gönderiyorsun ve adamlar anlamıyorlar ya da bir şekilde yanlış anlıyorlar. Tanrının iyicil bir varlık olduğunu düşünürsek bugün dahi anlayamadıklarını görüyoruz. Kendisi çok iyimser olan ve kitabı da hep insancıl bir iyimserlikle yorumlamak isteyenler -Mustafa Öztürk, İhsan Eliaçık, Edip Yüksel vs.- kitabın yanlış anlaşıldığını ve İslam geleneğiyle kitabın söylediğinin aslında uyuşmadığını söyleyip duruyor.
E o zaman tanrının mesajı demek ki yerine ulaşmamış demek değil mi? Yani aslında ya bir kitap daha lazım ya da olana güncelleme şart. Çünkü kimse doğru düzgün birşey anlayamamış, anlamıyor.
Yani Deniz Göktaş haklıymış, güncelleme getirme hakkından vazgeçmek mantıklı değilmiş.
|

02-08-2026, 02:49
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.932
|
|
Kitapların, perşömenlerin üzerinde oynuyorlar, kendilerine göre değişiklik yaparak bugünkü haline gelmiş. Yani aslında usul usul güncelleniyor. Zaten bu yüzden anlaşılamıyor. Örneğin kuranın ilk hali ne kadar komikmiş ki, onu eleştiren aydınlar öldürüldü. Halen eleştiren aydınlar ya öldürülüyor ya da yurt dışına kaçıyor. Bu nedenle dini kitaplar her dönem kendi anlayışını kendi dinsel akımını ve kendi örgütünü oluşturuyor. Günümüzde bile diğerlerini islam görmeyen onlarca örgüt var. Bu kimin işine yarıyor, din tacirlerinin ve emperyalizmin işine yarıyor. Onları istediği gibi kullanıyor. Dolayısıyla günümüzde dinler, inançlar artık salt inançtan çıkmış, yerini çıkar aldığı için ayakta duruyor.
İnancın yerini çıkar aldığı için aslında inanç kendiliğinden çürümeye yüz tutmuş durumda. Belki de bunda olsa gerek, deizme yöneliş var. Bu yöneliş bile gösteriyor ki, dinler, dini kitaplar doğrudan olmasa bile dolaylı olarak sorgulanıyor. Daha doğrusu, insanlar farkında olmadan zıt ilişkilerin içinde kendini buluyor. AB ülkeleri bu psikolojiyi Rönesans döneminde yaşamış ve arıtmış, geri kalmış ülkelerde de o tarihte yaşanmış benzer durum görülüyor.
|

02-08-2026, 04:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677
|
|
errata´isimli üyeden Alıntı
Allah,
ya sandığımız kadar güçlü değil.
ya sandığımız kadar büyük değil ve lokal.
ya kötücül ve canlıların acı çekmesinden hoşlanan bir psikopat
ya da hiç yok.
Buradan bakınca "Zeus" daha ayakları yere basan bir tanrı gibi, en azından bazen güreş tutabiliyorsun falan.
|
Din de zaten bir çeşit haksız saltanat mekanizmasının, en etkili, inanç istismarına ve menfaatleri doğrultusunda enjeksiyona dayalı politik menfaat örgütü... Musevilik, Hristiyanlık, İslam açısından değerlendirsek, metafizik abartının dozajını o denli abartmışlar ki, uydurdukları tanrı değil bir şey buyurmak, bir milim hareket dahi edemez. Örneğin tanrı ve sözde istekleri konusunu ele alalım, bu hem ne dilerse dilediği an gerçekleştiğini iddia etikleri bir tanrı ama hem de beri yanda sözde peygamberler, aracılar üzerinden taleplerde bulunan bir tanrı. Dilediği, istediği gerçekleşiyorsa, arcı ve isteklerini iletmesine ne gerek var, istediğini ancak aracılar yoluyla ve zorla(!) yaptırmak zorunda kalıyorsa, o halde dilediğinin gerçekleştiğine dair uydurulan vasfa sahip değildir... Yok bu vasfa sahip olduğu iddia edilip ardından da "tanrı sizden bunu istiyor, emrediyor" deniyorsa, bunu diyenler kökten yalancıdır... 2 cambaz bir ipte oynamaz misali...
örneğin "Allah oruç tutmanı mı istiyor?" dediğimizde her Müslüman "evet" diye cevap verecektir, "peki o halde neden gerçekleşmiyor?" veya Allah istemişse zaten gerçekleşmiştir, ayrıca bunu iletmesine ve " dediğimi yapın yoksa yakarım(şantaja muhtaç olmaz, acziyet)" demesine ihtiyacı mı var?" dediğimizde akıl, mantık dışı gerekçeler ile kıvırma yoluna gidecektir. İşte diyor "Allah insana özgür bir irade verdi", yani Allah hem isteyip hem de gerçekleşmemesi durumunda kadriyle çelişmiş, insan iradesini aşamamış, insan iradesine yenilmiş mi oldu? Sebebi her ne olursa olsun, sonuç bu tür uydurma gerekçeler de anlam ifade etmiyor... Eğer gerçekten inanıyorsa, söyleyeceği çok basittir, "Allah emretmez, buyurmaz, başkasından beklemez, dilemez, istemez, çünkü ihtiyacı yoktur", bu durumda da din elden gider
Sonuç olarak tekrar paragrafın başına geliriz ve bu çok kolay oldu... Dinler belirli bir azınlığın harami saltanatlarını idame, ikame ve sürdürebilmek ve nimetlerinden muazzam faydalanabilmek adına kullandıkları ideolojik, politik bir örgüttür... (elbette bu örgütte çalıştıracakları ve karşılığında belirli bir ayrıcalık tanıyacakları kişilere de ihtiyaçları vardı ki, böylece ruhban sınıfı da oluştu.)
errata´isimli üyeden Alıntı
E o zaman tanrının mesajı demek ki yerine ulaşmamış demek değil mi? Yani aslında ya bir kitap daha lazım ya da olana güncelleme şart. Çünkü kimse doğru düzgün birşey anlayamamış, anlamıyor.
Yani Deniz Göktaş haklıymış, güncelleme getirme hakkından vazgeçmek mantıklı değilmiş.
|
Tanrı neden mesaj gönderiyor ki?  Aracıya, ileticiye, alıcı ve bir de alıcının mesajı anlamasına ihtiyacı mı varmış? (ki kutsal metinler dogmatik, insan hayal gücünün yer çekimsiz(ayakları yere basmayan, havada), metafizik temellerine dayandığı için de zaten ya hiç anlaşılmaz ya da üzerinde fikir birliğine varmak çok zor bir hal alır).
Düşünsenize, kurguda, senaryoda, masal ve hikayede tanrı, ama sözde aciz kullarının garip ritüellerle kendisine tapmasını istiyor(? sosyal bir tanrılar çevresi de yok, bu kişisel, psikolojik istek, beklentinin gereği ne?), ama bu gerçekleşmiyor(!). Kendi istemlerini dahi gerçekleştiremeyecek denli hatalı da yaratmış. Sonra milyonlarca insan içinden, birisini seçiyor, direk diyaloga da giremiyor(ya yetenekleri kısıtlı ya da buna gücü yetmiyor), aracı için ona mesaj ileteceği bir başka arayıcı kullanıyor. Mesajı yolluyor ve seçtiği çobana(peygambere) posta yoluyla ilettiği mesajı, çevresine zoraki yaymasını istiyor(işte bir dilek daha)... Bu süreçte neredeyse hiç bir şeyi yolunda gitmiyor ve başlıyor köpürmeye, tehditlere, şantajlara, öldükten sonra bol kepçe hayali ödül dağıtmaya... neyse burada kesiyorum, örnekleri çoğaltsam sayfalarca yer tutar, o kadar çok çelişki barındırıyor...
Çağlar değişiyor, insanlık bir çok birikimle asimetrik olarak ilerliyor, haliyle dünün masalları da tedavülden kalkmamak adına revize edilmeye muhtaç hale geliyor ve bu süreç de yine, o mesajları ve tanrıları uyduran insana dayalı, bağlı...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

02-08-2026, 09:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.214
|
|
Esasında mevcut dinleri temel alarak konuyu açtım ama elbette bunları konuşmanın bir anlamı yok. Bunları artık mantık düzeyinde anlamaya çalışmanın, tartışmanın zamanı çoktan geçti diye düşünüyorum.
Bir insan 2026 yılının Ağustosunda hala bu din kitaplarını okuyup oradan birşeyler umuyorsa ne diyeyim "Allah selamet versin". İnsan bu dinin ya da dinlerin ahlaki normlarıyla ülke kurmuş, saltanat kurmuş toplulukların dünyada yapıp ettiklerine bakarak da mı aklını çalıştırmaz?
Al sana Arap ülkeleri, Amerika, İsrail ve Avrupa. Buralar bu dinlerin en çok tartışıldığı ve düşünüldüğü yerler. İnsani açıdan ürettiklerine bir bakın bakalım bir uhrevi, ilahi birşey var mı? Geçiniz...
Bugün dini reddetmek, güncel tek tanrıcı Allah kavramının garabetini keşfetmek de zor iş değil. Yani yirmi sene önce bilgi bu kadar hızlı yayılmıyorken daha zordu da artık değil diyelim.
Neyse, ben zaten bu dinlerin anlatılarını irdelemek istemiyorum, bunlar onbeş sene öncesinin konuları.
Ama teorik düzlemde bazı bazı belirip kaybolan güya ikircikli bir takım "metafizik" sorular var. Güya kafası çalışan ve dindar alimler bu soruları kendilerine dayanak yaparak din ticaretine devam ediyor. Pişmek bilmeyen, düşünmeyi bilmeyen, zekadan kıt insanlar da bu sorular ve yeni nesil din tacirleri nedeniyle toptan dinden, tanrıdan uzaklaşmak yerine deist, meist falan olabiliyor. Kınamıyorum, irfansızlık ayıp değil.
Açıkçası bu soruların insan için hiçbir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla bunlara takılıp dinden çıkamayanları, tanrı kavramını idraklerinden çıkaramayanları anlamıyorum. Yani bu dediğim yanlış anlaşılmasın, çocukluktan beri gelen alışkanlıklar var, insan her daim yardıma ihtiyaç duyar. İnsan bazen zavallılaşır, zavallılık anında bir gözeten büyük varlık ihtiyacı hissedebilir. İlla olağanüstü değil; bazen devlet, bazen dayı, bazen kitleler ve bazen gerçekten bir baban olsaydı diye düşünürsün. Nihayetinden insan tek başına yaşayamıyor. Neyse uzatmayalım, konuya dönelim...
Sözde büyük sorular var. Bu soruların cevabı tanrı imiş.
Yani, "Evrenin kenarı var mı? Nasıl olmaz ya Allahalla? Evrenin kabuğu var mı? Yok mu? Nasıl olur ya olması lazım bi şekilde!" sorularıyla aşağıdaki sözde ciddi soru bana göre aynı düzlemde.
- "evrende varlığı ve maddeyi kavramaya çalışan bir bilinç neden oluşabildi? Biri oluşturmasa nasıl olabilirdi?"
Kolayca verilebilecek "Tanrının tanrısı paradoksu" gibi cevapları es geçiyorum.
Başta akılcı ve derinlikli bir soru gibi duruyor, "ulan akla da yatkın aslında" gibi hisler uyandırıyor ama nihayetinde biraz düşününce hiçbir anlamı yok. Cevabı da bana göre çok basit:
Evvela bu soruyu sen soruyorsun ve soruya cevabın da kendi "uydurduğun hikayeden" geliyor. Bu bir mantık hatası, evet yine...
Evrendeki herşeye sen anlam veriyorsan, evren algın kendi tanımladığın "bilinç" varsayımından ileri geliyorsa, "bilincini" besleyen duyularınla kısıtlıysa ve ancak üç, bilemedin dört boyutlu anlamlar kurabiliyorsan "diğer herşeyin" olmadığını, ne anlama geldiğini ya da gelmediğini ne biliyorsun? Yok sandığın yerlerde, boşluklarda başka bilinç türleri için anlamlar olabilir mi? Hangi bilinç türleri olduğunu, senin bilincinin ne seviyede olduğunu nereden biliyorsun? Maddenin hallerinin başka bilinçler için başka anlamlar ifade edip etmediğini nereden biliyorsun? Yani sözün özü, bilincinin kıymeti harbiyesinin olduğu ne malum?
Bütün bunları bilmiyorsun, bir de üstüne tüm bunları yaratan yaratıcıyı bu kısıtlı bilginle kurgulayıp tüm maddi gerçekliğin üstüne oturtuyorsun. Yaratıcıyı sen tanımlıyorsun ve belirliyorsun.
Önce mantık hatasıydı şimdi tümden safsataya dönüştü...
Bir amipin insanı tarif etmesi gibi birşey.
Hatta amip, erişilebilirlik açısından bakıldığında insanı, insanın tanrıyı tarif etmesinden bir trilyon defa daha iyi tarif eder. Evet karışık oldu, kusura bakmayın.
Evrenin büyüklüğü karşısında okyanustaki damlanın bir atomu kadar kıymetin yok, maddi gerçekliğin de en iyi ihtimalle 0,0000000000000000001'ini algılayabiliyorsun, o yokluk ve bilgisizlik seviyesinden tanrıyı nasıl tarif edebiliyorsun?
Hadi ediyorsun diyelim, bunun ne anlamı var? Buna iman etmişsin, etmemişsin, reddetmişsin ne anlamı var?
Bir yaratıcı, böylesi bir gerzeklikten kendisi için tanrısal bir mana çıkarıp "Hah! başarılı oldum galiba, kendimi bilinir kıldım!" gibi birşey hissediyorsa onun da kafası pek çalışmıyor olabilir. Yine döndük konunun başına.
ya sandığımız kadar güçlü değil.
ya sandığımız kadar büyük değil ve lokal.
ya kötücül ve canlıların acı çekmesinden hoşlanan bir psikopat
ya da hiç yok.
|

02-08-2026, 22:17
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.554
|
|
Güzel konu için teşekkürler.
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

07-08-2026, 09:47
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.076
|
|
Dogada kimya ve fizik kanunlari gecerli; Allah/Tanri 'kanunlari' degil. Eger soru dogada Tanri'nin isleri var mi yada Tanri'yi isaret eden isler var mi seklindeyse, bu da daha cok felsefenin alanina girer. Kimi evet var der, mesela anne sutunun yapisini, bebegin ihtiyacina gore iceriginin degismesini veya canlilardaki buna benzer duzen ve uyumlari ornek verir ve var olandan yola cikarak felsefi bir arguman kurar. Kimi de hayir, bunlarin hepsi zaten fizik, kimya ve evrimsel sureclerle aciklanabilir der. Tanri'nin insan zihninin bir urunu oldugunu tarihsel acidan ornekleriyle ortaya koyup, butun metafizik iddialara kapiyi kapatabilir. Yani demem o ki, bu biraz bireyin dogaya hangi bakis acisiyla yaklastigina ve gordugu seyleri nasil yorumladigina gore degisir. Bense insanin Tanri'nin varligi yada yoklugu konusunu 'bilebilecegini' dusunmuyorum. Cunku bu bir bilgi meslesi degil; aksine iman meselesi ve kiminde bu iman vardir, kiminde yoktur. Ben kendimi agnostik, ateist, teist vb kavramlarla tanimlamiyorum. Boyle bir bilgi --Tanri'nin varligi yada yoklugu---bende yok diyorum.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
|

07-08-2026, 11:24
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
|
|
Doğada herhangi bir kanun var mı ki?
Doğa kanunu ne demek?
Düzenli işlediğini gördüğümüz şeyler zorunlu kanun mudur?
Şartlara göre değişmez mi?
Kanun olayı biraz da insanın tanımlamasıyla ilgili. Belirli koşullarda bir şeylerin sürekli gerçekleştiğini görünce ona kanun diyoruz.
Evren herhangi bir kanuna uymak zorunda değil. Yarın yerçekimini iptal edebilir. Koşullar değişirse sistem değişir.
Alıştığımız dünyadaki ''kanunlar'' ile ışık hızındaki kanunlar farklı veya mikro ölçeklerde işler yine farklı. Bu da doğa kanunlarının mutlaklaştırılamayacağını (aslında kanun olmadığını) gösterir.
Tanrı bunun neresinde?
Her şey duruma göre değişkense tanrının da bir rolü kalmaz ki. Hayali bir tanrıyı varsaysak bile evrende etkisi yoktur. Varsayımsal bir tanrı ya kendi halinde takılıyordur ya da evrenin yarattığı bir parçadır. Kanunsuz bir evreni yönetiyor olamaz.
|

07-08-2026, 13:35
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.076
|
|
Bana kacinci yuzyilda yasadigimizi soyler misin?
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:02 .
|