Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-05-2007, 16:51
gozde-1 gozde-1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2007
Mesajlar: 53
Standart Erdoğan Aydın Yazıları- Emeğin Bayramı Ve Demokrasi

EMEĞİN BAYRAMI *VE DEMOKRASİ

[align=justify:007fecd908] 1 Mayıs sevgili ülkemizde sorun olmaya devam ediyor. İstediklerinde devasa mitingleri demokratik bir sorumlulukla kontrol edebilen yöneticiler, istemediklerinde ölçüsüz bir şiddetle 12 Eylülcü ‘kanun’ uygulayıcılarına dönüşebiliyorlar. Bunun son örneğini geçen Salı günü Taksim ve bütün İstanbul’da hep birlikte yaşadık. Taksim’i işçiler ve sola girilmez kale kılmak için tüm İstanbul’u felç eden zihniyet, 30 yıl önceki gibi 1 Mayıs kutlamasını dağıtma *misyonunu sürdürüyor. Oysa demokratik bir yasallıkta yöneticilerin görevi, halkın hak kullanımını güvence altına almak ve tabii 30 yıl önceki katliamın sorumlularını ortaya çıkarmaktır.

1 Mayıs dünya işçilerinin uluslar arası birlik ve dayanışma günü olarak tüm çağdaş dünyada meşru bir tatil, sorgulanamaz bir hak olarak kabul edilmiş durumda. Ama onun hem bu uluslarüstü hem de emeğin hakkını esas alan niteliğine tahammül edemeyen ve artık çağdışı kalmış bu ‘millilik’ anlayışı, her yıl bu bayramı bir şiddet atmosferine döndürüyor.

1 Mayıs’ın tanınması ile ülkelerin demokratikleşmesi arasında doğrudan bağlantı bulunmaktadır. Çünkü 1 Mayıs’ı tanımak, kendi emekçilerini bir sınıf olarak kabul etmek ve kendi egemenlerine karşı hak mücadelesi vermelerinin meşru olduğunu hazmetmek anlamına geliyor; ki bunların olmadığı yerde demokrasi de, çağdaşlık ta, laiklik de, sosyal devlet de, hukuk da, içi boş kavramlar olarak kalacaktır. [/align:007fecd908]

HAK MÜCADELESİ

1 Mayıs, ilk olarak 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentindeki işçilerin, sekiz saatlik iş günü için parlamento binasına yürüyüşleriyle başlayan bir hak mücadelesi geleneğini yansıtıyor. Tabii bayramlaşması öyle kolay olamayacaktı. Daha ilk anından itibaren, sınırsız bir sömürü ve keyfi çalıştırmayı sürdürmek isteyen bir sermaye egemenliğinin engelleriyle karşılaşacaktı.

[align=justify:007fecd908]Sanayi devrimi ile birlikte üretimde makine ve işçi kullanımı hızla artacaktı. Ancak bu dönemde işçi sınıfı ekonomik, sosyal ve siyasal haklardan mahrum tutulacaktı. Günde 14-16 saat çalışıyor ve ancak karnını doyurmaya yetecek kadar bir ücret alıyordu. Seçme ve seçilme hakkından yoksundu. Sendikalaşamıyor, haklarını savunması kanunen ve fiilen engelleniyor, hak eylemlerine izin verilmiyordu. İzin, iş güvencesi, sigorta vb. hiçbir hakkı tanınmıyordu.

Bu sorunlar ortamında 1 Mayıs 1856’da Şikago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik çalışma ve grevin yasallaşması talebiyle iş bırakma kararı uygular. Eylem, aynı zamanda Amerika’da silahların pek çok alana girmesini engelleyen ayrımcı kanunlarına da karşı gelişiyordu. Siyah işçiler, beyaz kardeşleriyle birlikte kendilerine kapalı alanlara ilk kez giriyor ve egemen önyargıları yıkıyorlardı.

Sermaye sahipleri, grev kırıcısı mafyatif güçlerle eylemi kırmaya ve işçilere dağıtma yoluna gidecek, bunun yetmediği koşullarda ise devreye resmi güçler girecek ve 3 Mayıs’ta işçilerin üzerine ateş edeceklerdi. Bu saldırıda 4 işçi ölecek yüzlercesi yaralanacaktı. Bu saldırıyı protesto etmek için işçiler, 4 Mayıs’ta Haymarket Alanı’nda büyük bir miting düzenler.

Mitingin barışçıl gelişimi nedeniyle Vali Carter Harrison “ Polis müdahalesini gerektirecek bir şey olacağa benzemiyor” sonucuna varacak ve Polis şefi John Bonfield’e güvenlik için bekletilen yedek polis gücünün evlerine gönderilmesini söyleyerek alandan ayrılacaktı. Ne ki miting dağılırken beklemekte olna polislerin önünde, nasıl olduğu, nerden geldiği belirsiz bir şekilde büyük bir patlama olacaktı. Bu patlama sonucunda bir polis ölürken altısı da ağır yaralanacaktı. Bunun üzerine polisin başlattığı saldırı sonucunda miting alanı, işçilerin ölü ve yaralılarıyla dolu bir savaş alanına dönüşecekti. Bunun ardından tutuklananların içinden sekiz işçi önderi, polisin yönlendirmesiyle basın tarafından “ polise bomba atmaktan sorumlu” ilan edileceklerdi. [/align:007fecd908]

ALEVLERİ ASLA SÖNDÜREMEZSİNİZ

[align=justify:007fecd908] Mahkeme varolan yasalara ve teamüllere aykırı bir şekilde adeta bir linç atmosferinde yürütülecekti. Tüm işkenceli sorgulara rağmen yargılananların suçluluğuna ilişkin en küçük bir kanıt bulunmadığı gibi beşinin de olay yerinde olmadığı ortaya çıkacaktı. Sadece üçü o akşam Haymarket Alanı’ndaydı ve onların kürsüde olmaları nedeniyle patlamayla ilgili olmaları olanaksızdı. Buna rağmen mahkeme, 19 Ağustos Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer, George Engels, Louis Lingg, Michael Schwap ve Samuel J.Fielden’i ölüme, Oscar Neebe’i ise 15 yıla mahkum edecekti.

Bir dizi kitlesel eylem ve uluslararası kampanlayar sonucunda, Schwap ve Fielden’in cezalarıda ömür boyu hapis cezasına çevrilir. Ancak Parsons, Engel, Spies ve Fisher 21 Kasım 1887’de asılacak, Lingg ise infazdan bir gün önce intihar edecekti.(Bkz. http://uk.geocities.com/anarsistbaki...wsm-1mayis.htm)

Persons, asılırken, “Tüm dünya suçsuz olduğumu biliyor. Ben cani olduğum için değil, işçi haklarını savunduğum için asılıyorum” diye haykırırken, Spies de, “Eğer bizi asarak sefalet içinde çalışan milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burada veya orada, arkanızda ve önünüzde alevler yükseliyor. Bunu asla söndüremezsiniz” diyecekti.

Bu süreçte uygulanan yasal ve polisiye baskılarla 1 Mayıs gösterileri ve işçilerin hak arayışları bir müddet engellenecek, ancak hareket tüm dünyada işçilerin mücadele bayrağına dönüşecekti. Nitekim 1889’daki Uluslar arası İşçi Kongresi (II. Enternasyonal) , 1 Mayıs’ın tüm dünyada işçilerin “birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmasına karar verecekti. Bundan sonra 1 Mayıs, emekçilerin hak mücadelesinin moral dayanağı olarak her yıl kutlanacak sürekli bir kurum haline gelecek ve 8 saat dahil işçiler *pek çok haklarını egemen sınıflara kabul ettirmelerini sağlayan bir moral dayanağa dönüşecekti.[/align:007fecd908]

BİZDE *OLAN

[align=justify:007fecd908] Bize gelince, ilk 1 Mayıs ancak 1906’da İzmir ve Üsküp’te kutlanacaktı. Değişik uluslardan işçilerin ilk birlikte kutlaması olması açısından da bu kutlama çok önemliydi. 1909-1912 ‘de bu kutlamalar giderek yayılacak İstanbul, Üsküp, İzmir ve Selanik’te 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlanacaktı. Daha sonra yükselen milli boğazlaşmalar döneminde 1 Mayıs, 1920’ye kadar kutlanmayacaktı. Tabii bu dönem zynı zamanda emekçilerin yoğun hak kayıpları yaşamalarıyla örtüşüyordu. 1921’de ise, işgal kuvvetlerinin yasaklamalarına karşın kitlesel 1 Mayıs gösterileri yapılacak ve 1 Mayıs, İstanbul, Ankara, Adapazarı, Mersin ve İzmir’de emperyalist işgalcilere ve işbirlikçi burjuvaziye karşı bir mücadele alanına dönüşecekti. 1922 ve *1923’de 1 Mayıs, iş bırakma ve mitinglerle kutlanırken, İzmir’de toplanan İktisat Kongresi’nde 1 Mayıs’ın, Türkiye Amele Bayramı olması benimsenecektir. 1924’de 8 saatlik çalışma günü şiarıyla işçiler, pek çok şehirde 1 Mayıs’ı kutlarlar, ancak hükümet izin vermediği için miting yapamazlar. İşçilerin sendika kanunu ve 8 saat talebide duyulmaz. 1925’de çıkan Takrir-i Sükun Yasası, İşçi Bayramı’nı kutlamayı yasaklar ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korur. Buna rağmen Amele Teali Cemiyeti hızla örgütlenir, sendika talebini yineler, işyerlerinde hak mücadelesi yürütür.Ama baskılarla karşılaşır. Yancı işletmelere yönelik grevlere görece hoşgörü gösterilirken, milli işletmelerde yasaklanır. Bu dönem içinde milli burjuvazi yaratmak adına emeğin hakları görmezden gelinir; demokratik bir toplumun gelişmesi için olmazsa olmaz koşul olan emeğin örgütlenmesine *kapı açılmaz.

1936’da çıkarılan iş kanunu ise, beklentilerin aksine işçilerin taleplerinin çok gerisindedir.Getirilen güvenceler 10 kişiden az işçi çalıştıran iş yerlerinde geçerli sayılmaz. En önemlisi grev bir hak olarak tanınmaz ve greve gitmek ağır hapis cezasıyla cezalandırılır. 1935’te çıkarılan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile 1 Mayıs, İşçi bayramı olmaktan çıkarılarak “ Bahar Bayramı” yapılır. 28 Haziran 1938’de çıkarılan Cemiyetler Kanunu ise işin tuzu biberi olur; çünkü bu kanunla her türden sınıfsal örgütlenme, sendika ve cemiyet kurulması yasaklanırken sosyal sınıfların varlığından söz etmek de yasaklanır. 1946 ve 47’de çıkan Cemiyet ve sendika yasalarında belli rahatlamalar getirilse de, “milliyetçi olmayan”, yani sınıf eksenli sendikaların kurulması yasak kalır. 1950 sonrasında yaşanan kısa bir umut yanılsamasından sonra, mevcut solsuz ve emeksiz vesayet durumunun *Amerikan sendikacılığı ile daha da derinleştirildiği görülür. Milli burjuva yetiştirmek kaygılarının yanına Amerikanın çıkarları eklenir. Bunun sonucunda emek düşmanı politikalar ülkenin ‘milli’ politikası olarak kurumsallaştırılır. (Sosyalizm Ansiklopedisi, c.6, s.1938) 1 Mayıs 1977 katliamı bu soğuk savaş politikasının özel harp operasyonlarından biri olarak tarihteki yerini almıştır.

Her ne pahasına olursa olsun korunmaya çalışılan bu statünün faturası ise, sadece 1 Mayıs’larını özgürce kutlayamayan, solu kötürümleştirilmiş bir ülke değildir. Bu inatla sürdürülen Soğuk Savaş statüsü, aynı zamanda çağdaşlığın koşulu olan laik, demokratik, sosyal hukuk devleti haline gelemememiz, yaşam kalitesi sıralamasında dünyanın 96. sırasına düşmemiz, toplumun çağdaş ve evrensel değerlerden uzak zihniyetlerinin hakimiyetine girmesi olarak yüzümüze çarpmaktadır. [/align:007fecd908]



Erdoğan AYDIN
Cumhuriyet, 5 Mayıs 2007
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14-05-2007, 16:52
gozde-1 gozde-1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2007
Mesajlar: 53
Standart Re: Erdoğan Aydın Yazıları- Emeğin Bayramı Ve Demokrasi

1 MAYIS SORUŞTURMASI NASIL YAPILMALI

[align=justify:e5bf5023b1] 1 Mayıs olayı, Türk basını için sınav günü oldu. Bakınız bir kısım basın olayı nasıl çarptırdı, kamuoyunu aldatmak için hangi duyguları kullandı. Bunları acıyla izliyoruz.

Bu tür olaylarda, peşin değer yargılarından kaçınmak gerekir. Çünkü peşin yargılar, çoğu kez, gerçeğin gizlenmesine yarar. Düşüncenin yerini duygu, soğukkanlılığın yerini öfke alır. Bu öfke ve duygu selinden ayrılmasak, gerçeği gün ışığına çıkaramayız.

Sağ güçler, bu olaydan çıkar sağlamaya çalışıyor. Partiler, dernekleri, TRT’si, yazar ve çizeri ile, DİSK’i sanık sandalyesine oturtmak, İstanbul’un ilerici, namuslu ve yürekli Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ı karalamak, bundan siyasal yarar sağlamak istiyorlar. Buna meydan vermemek gerekiyor.

Türkiye’de yıllardır bir oyun oynanıyor. Bir plan adım adım uygulanıyor. Önce, sağ kesim içinde, silahlı örgütler oluşturup, sol kesim üzerine saldırttılar. Bu yetmedi... Şimdi de, solu kendi içinde parçalamak, solu, yine solun bir “fraksiyonu” ile yıpratmak, yok etmek ve yozlaştırmak istiyorlar.

Devrimci bilinç işte bugünler için gereklidir... 1 Mayıs öncesinde bir sürü siyasal cinayet işlendi. İstanbul’un orta yerinde genç insanları kurşun yağmuruna tutan eşkıya çetesinin bir üyesi bile yakalanamadı. Sırtında bunca kara tabutu taşıyan İstanbul Valisi nasıl gönül rahatlığı içinde koltuğunda oturmaktadır?

İleri basıl olarak, 1 Mayıs öncesindeki siyasal cinayetleri olduğu gibi, 1 Mayıs olayını da didik didik edip, bunların suç belirtilerini, kanıtlarını, devletin bürokratlarına, bakanına, valisine, emniyet müdürüne, bir bir sormalıyız...

Dört beş gündür gazetelerde okuyorsunuz. Intercontinental Oteli’inden kalabalığa ateş açıldığı söyleniyor. Bu konuda herhangi bir soruşturma yapılmış mıdır? Bu otelin “güvenlik amiri” Emniyet Genel Müdürlüğü eski Yardımcılarından ve İstanbul Emniyet eski Müdür Vekillerinden Mehmet Akzambak’a herhangi bir soru yöneltilmiş midir?

1955 yılının 6/7 eylül oloylarına yol açan olay Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bomba atılmasıydı. Yassıada duruşmalarında, bu bombanın bir güvenlik görevlisi olan, Oktay Ergin tarafından konduğu anlaşılmıştı. Yassıada duruşmalarına kadar 6/7 eylül olaylarının “solcular” tarafından yapıldığı ileri sürüldü. İleri Sürülmek ne kelime, birçok solcu bu gerekçeyle tutuklanmış, aylarca hücrelerde yatırılmıştı...

Atatürk’ün Selanik’teki oturduğu eve bomba koyan güvenlik görevlisi Oktay Ergin, şimdi nerdedir dersiniz? Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanlığında... Oktay Ergin, 1 Mayıs toplantısı ile ilgili önlemlerin alınmasında ve uygulanmasında en önemli görevlerden birini üstlenmişti.

Sanırız, Oktay Ergin’de bu konuda çok yararlı bilgiler vardır...

Burada belirli kişileri suçlamak amacı gütmüyorum. Fakat, bu olay, enine boyuna, bütün ayrıntılarıyla incelenmeli ve her belirti, her kanıt, kamuoyu önünde tartışılmalıdır...

Intercontınental Oteli ile Sular idaresi duvarından ateş açanlar yakalanmış mıdır? Bunu kimden soralım? Emniyet Genel Müdürlüğünden mi, güvenlik dairesi başkanlığından mı? İstanbul Valisinden mi? Kimden? [/align:e5bf5023b1]

UĞUR MUMCU
Cumhuriyet, 6 Mayıs 1977
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-05-2007, 16:55
gozde-1 gozde-1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2007
Mesajlar: 53
Standart Re: Erdoğan Aydın Yazıları- Emeğin Bayramı Ve Demokrasi

Arkadaşlar,

Teknik arızadan dolayı cumartesi günü asamadığım Erdoğan Aydın'ın Cunhuriyet gazetesinde yazdığı bu yazıyı bugün asıyorum. Ayrıca 1977 yılında Uğur Mumcu'nun yazmış olduğu konuyla alakalı başka bir yazı daha yayınlamış Erdoğan Aydın köşesinde. Bunu da asmakta yarar gördüm.

Herkesin geçmiş işçi bayramı kutlu olsun
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14-05-2007, 21:11
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Erdoğan Aydın Yazıları- Emeğin Bayramı Ve Demokrasi

emegine ve kalemine saglık gözde.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14-05-2007, 21:15
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Erdoğan Aydın Yazıları- Emeğin Bayramı Ve Demokrasi

1 Mayıs 1977 katliamı aradan geçen 30 yıla rağmen aydınlatılmamış, failleri yakalanmamıştır. Belki de organize edenler terfi ettirilmişler, kimbilir hangi görevlerde bulunmuşlardır.
Bırakın faillerinin bulunmasını, 1 Mayıs'ta kaç kişinin öldüğü dahi net olarak belli değildir. 30 yıl sonra dahi değişik rakamlar okuyor, duyuyoruz. Kimisi 34, kimisi 37, kimisi 42 diyor. Ölü sayısının dahi net olarak ortaya konulmadığı bir ülkede mümkün mü suçluların bulunması.

Bakın, Erdoğan Aydın bir isim veriyor, Oktay Ergin. 1955'de 6-7 Eylül olaylarına yol açan bombalamanın faili. Yalnız bir yanlış var isminde doğrusu Oktay Engin olacak. Ayrıca bu şahıs 99'da Nevşehir valiliğinden emekli olmuştu. Tekrar görev verildiyse yazıklar olsun. 6-7 Eylül sırasında 21 yaşında olan bu şahıs şimdi 73-74 yaşında olmalı. Üstelik aynı şahıs, 16 Mart İstanbul Üniversitesi katliamından da sorumlu tutuluyordu. 1 Mayıs'ın altında da bu varsa eğer, demek ki bir konuşsa Türkiye'nin derin devleti, kontrgerillası sırları çözülecek.
Uğur Mumcu'ların, Bahriye Üçok'ların, Muammer Aksoy'ların, Ahmet Taner Kışlalı'ların, Turan Dursun'ların katilleri ya da azmettiricileri kimbilir nerelerde, hangi etkin görevlerdedir? Bunların ardında Türk-İslamcı derin devlet zihniyeti çıkar. Ama Susurluk ortaya çıktığında Erbakan " Bunlar fasa fiso" demişti. Meselelere bu anlayışla yaklaşınca sonuç almak mümkün olmaz tabi. Mevcut iktişdarın tek bir düğümü çözdüğü görüldü mü şu ana kadar. Bakın Hrant Dink ve Malatya katliamı unutturulma aşamasına girdi. Hep aynı yöntem. Bu 1 Mayıs'ta dünyada görülmemiş bir rezalet yaşandı. Ama hiç kimseye tek bir ceza verilmedi. Başka ülkede bakan istifa eder böyle bir olayda. Biz de kılları kıpırdamıyor aymazların..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:58 .