
21-10-2007, 15:07
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Gelen ilk haberler ile televizyonlara kilitlendik.
Kendi kendime sakinleşmem için telkinler verirken, soğukkanlı nasıl düşünülürün cevabını bulmaya çalışıyorum.
1. Olay Türk tarafında, Irak sınırının 4. km olmuş.
2. Olaya karışan terörist sayısı belli değil. (Verilen sayılara inanmak istemiyorum. 150-200 kişilik bir kitlenin hareketi bu noktada nasıl atlanır ya da atlatılır inanılır gibi değil)
3. 12 Şehit verilmiş, 16 yaralımız var (Bu yaralıların bazıları ağır)
4. Operasyon devam etmekte.
5. 23 Terörist etkisiz hale getilirmiş!!! (Bu haber de benim açımdan şüpheli)
Bizi nereye sürüklüyorlar.
Bunu yaparken kimleri nasıl kullanıyorlar.
Hamaset nutukları atmak ve mangalda kül bırakmamak şu an için yapılanlar.
Ya sonra?
12 Evladımızın acısını çıkarmak için kaç yüz evladımızı daha ateşini içine atacağız.
Askerliği yapanlar bilir.
Asker yetiştirmek üç beş ay gibi kısa bir sürede olmaz.
Hele hele karşılarında, dünyanın en çetin doğal şartlarında,
gerilla taktiği uygulayan, onyıllarca dağlarda yaşamış teröristlere karşı.
Bu iş profesyonellerin işidir.
Bu profesyonellik de alan savunması değil, operasyonel harekatlar ile yapılır.
Biz biraz geç kaldık.
Henüz; geçen aylarda, oluşturulaya başlandı bu organizasyonlar.
Hazırlanıp da işe koyulmaları için en az iki üç yıl gerekir.
Bu işin askeri tarafı.
Ekonomik tarafına da baksak mı?
Daha yeni yeni belimizi doğrultmaya başlamıştık.
GSMH 1500-2000 Dolarlardan 4500-5000 Dolarlara çıkmaya başlamıştı.
Demokrasimiz biraz daha oturmaya ve halkımıza daha çok dönmeye başlamıştı.
IMF borçlarımızı istesek tek kalemde silebilecek pozisyonlara da geliyorduk.
AB ile dansımız ağır aksak da gitse, devam ediyordu.
Suriye, İran, Rusya, Azerbaycan, Gürcistan hatta Yunanistan la bile sıkı ilişkiler kuruluyor, ekonomik yapılar güçlendiriliyordu.
Ya şimdi?
Ya savaş halinde?
Ya savaştan sonra?
Kimse çıkıp da; -Ne yani ekonomiyi düşüneceğiz diye savaşmayalım mı? diye düşünmesin.
Savaşın ne zaman vazgeçilmez olduğunu, savaşın içinde yetişmiş bu milletin evlatları bizzat vermiştir.
Unutmayın!
Konu PKK değildir.
Konu Kürtler değildir.
Konu Kürt devleti değildir.
Kürdü ile Türkü ile yaşadığımız bu bölgenin üzerinde dolaşan kara bulutlar bizim coğrafyamızdan gelmemiştir. Ama yanlış yerde bulunan tohumları sulayarak ayrık otlarını yetiştirmiş ve yetiştirmektedir.
Çok üzgünüm. Çok.
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
|

21-10-2007, 15:57
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Yemyeşil çayırların içine yeşil, kırmızı, mavi pancurları olan şirin evler serpiştirilmiş. Sonbaharın güzelliğini burda farkettim. Sonbahar hep yağmur, çamur, sis, toz dumandan oluşan karanlık bir mevsim gibi gelirdi. Halbuki ağaçların rengarenk duruşları, yeşil, sarı, kahverengi *ve kırmızının tonlarının zenginliği adeta beynime kazınıyor. Her adımda birbirinden güzel tablolar seyrediyor insan. Yollar düzgün ve bakımlı. Tabloyu bozan bir beton yığını değil, bir güzellik katkısı gibi. Orta yaşlı birisi spor kıyafetlerini giymiş pazar sabahı spor yapıyor. Tren istasyonda dururken iki sevgili öpüşüyor. Hafif bir yağmur var ama hiç de hüzünlü değil adeta enerji veren, can veren bir mutluluk kaynağı gibi.
Etrafımda güzellikler dünyası olsa ne yazar. Kafamın içinde gecenin karanlığında patlayan mavzerlerin çatlak sesleri, gecenin karanlığını yaran ateşlerin parlak sıcaklığı var. Şiddetin, savaşın, kanın, barutun gürültülü kalabalığı kafamı zonklatıyor. Yandım anam sesleri, oy hawarlara karışıyor. Neden hep yanınca analarımızı anarız. Hep analarımız mı yanar. Belki çoğu daha bir sevgilinin elini bile tutamamış, hangi hengameden çıkıp gelmiş bilmediğimiz, adı sanı değil, sadece sayıları olan gencecik çocuklar. Memleketimizi emanet ettiğimiz gençlerimiz. Canımızın parçaları. Bu dağların sarplığı, tozlu topraklı vadiler, yolsuz yollar sanki kendi coğrafyasını o gençlerin yüzüne işlemiş gibi. Yumuşak bir yatak bile ne kadar uzak bir hayal. Her an tetikte, her an bir çıtırtı sesinin izinde olmak, parmağı sürekli tetik üzerinde tutmak insanı ne kadar hızlı yaşlandıran birşeydir.
Yaşlı bir kadın yürüme arabasını yavaş yavaş itekliyor. Yanından geçen gençlere yılların tecrübesinin verdiği bir olgunlukla gülümseyerek bakıyor. Bir başkasının merhaba sesi yüzünü güldürüyor. Merhaba cevabında sanki binlerce merhaba gizli gibi. Mutlu olmak bazen ne kadar kolay olabiliyor.
Mutluluğun ne olduğunu bir de televizyonun karşısında korkuyla bekleyen analara babalar sorsan. Onlar için mutluluk çocuklarının iyi olduğuna dair bir haber alabilmek sadece. Kim bilir kaç anne, kaç baba çocuklarına ulaşmaya çalışmıştır şimdi. Acaba ona birşey oldu mu? Acaba sağ mı? Çoğunun aklında şu soru: Bu savaş, bu öfke, bu terör ne zaman bitecek? Biz ne zaman huzur bulacağız?
Bize ne deniyordu. Irak'a operasyon yaparak PKK'yı yoketmezek bile sınırlandıracağız. Neden yapmıyorsunuz o zaman. Hadi şimdi tam zamanıdır. Canımız yanıyor. Canımızdan parçalar kopuyor. Madem böyle bitireceksiniz PKK'yı, hadi yapın artık operasyonu da kurtulalım. İnsanın canı yandığında, zarar gördüğünde hele böyle ölüm gibi büyük şeyler yaşadığında önce kolay bulmak ister hemen. Bizim çözümümüz de ortada. Bize bu anlatıldı hep. PKK'ya karşı sınır ötesi operasyon yapmak gerekiyor. Yoksa terörü durduramayız.
PKK'nın da zaten bunu istediğini bildikleri halde yalan söylemiyorlar mı? Artık açıkça konuşun, biraz dürüst olun. Deyin ki, biz Kuzey Irak'a savaş ilan etmek istiyoruz. Olay PKK sorunu değildir, onun güç aldığı zeminin tamamını kurutmak gerekir. Bu da Kuzey Irak'tır. Açıkça savaşı ilan edin o zaman. Gerekçe de PKK'ya Kuzey Irak yönetiminin PKK'yı desteklemesi olsun. Zaten operasyonun hedefinin ne olduğunu herkes biliyor, ama içerde histeri krizi yaratmak için hedef PKK imiş gibi gösteriliyor sürekli. Barzani nasıl açıklama yaptı: Operasyon olursa kendimizi koruruz. Adam operasyonun hedefinin PKK olmayacağını gayet iyi biliyor. Bunu Türkiye de biliyor, ABD de, herkes biliyor. Bir halk bilmiyor. Çünkü halkın öfkesinin dinmemesi lazım.
O yemyeşil çayırlar bitti, ara istasyonların mutluluk görüntüleri de bitti. Trenden inmem gerekiyor artık, yolculuk buraya kadardı. Silah seslerinin, yüzleri coğrafyalarını yansıtan insanların hayalleri ise sürüyor. Sanırım bu yol çok daha uzun sürecek ve ben vüzut-beyin parçalanmışlığını yaşamayı hep sürdüreceğim. Yeşil mutluluklar içinde iken canım orda yanmaya devam edecek.
|

21-10-2007, 16:01
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
buna yürek dayanırmı?....böyle büyük bir ihaneti bu halk nasıl unutcak....o şehit tabutları her köyde kentte kasabada bulunan şehitlikler unutulabilcekmi....ip kopmuştur arkadaşlar....ip kopmuştur....taraflar belirlenmiş tir ve bu bir iç savaş haline gelmiştir....Şehitlerimizin ruhu şad olsun...
|

21-10-2007, 16:24
|
|
Üyelikten Ayrılanlar
|
|
Üyelik tarihi: 05 Oct 2007
Mesajlar: 479
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Halen demokrasi,insan hakları havariliği yapanları kınıyorum ! İnsan hakları insanlar içindir teröristler için değil ! evet,Türkiye bölgeye çeklilerek tuzağa düşürülmeye çalışılıyor bunu normal bir insan görür ama Türkiye oraya girmezse bu defa daha da büyük bir tuzağa düşmüş olur,bu durumda Yukarı tükürsen bıyık,aşağı tükürsen sakal vaziyetindeyiz. Buna rağmen Türkiye Kuzey ırak'a tükürüp,Türkiye'yi bölmek niyetinde olanları BOĞMALIDIR..Kısacası yine kurtuluş mücadelesinde olduğu gibi Ya istiklal,ya ÖLÜM demelidir..Kötünün iyisini seçmeye kalkışmamalıdır zira Atatürk'ün de dediği gibi Ehveni şer,şerlerin en kötüsüdür! *
Şimdi benim bu söylediklerime lütfen hiçbir bozuk düşünceli kişi ya da hain laf salatası yaparak yanıt falan yazmaya çalışmasın ! sadece okuduğunu anlamaya çalışsın ! Bu vakitten sonra diyalog falan olmaz ! bu işin diyaloğu olacaksa konuşarak olmaz! Bu nedenle de yazdıklarıma karşıt görüş bildirenleri siyasi olarak tanımadığımı ve yanıt vermeye tenezzül etmeyeceğimi belirtiyorum,onları tekrar KINIYORUM !
|

21-10-2007, 16:33
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Sargon;
Hiç kimse Kuzey Irak'a operasyonla PKK'yı bitireceğini ya da sınırlandıracağını söylemedi, söylemiyor.
Kuzey Irak'a savaş ilanı iddian ise senin Barzani ile aynı düşüncede olduğunu gösterir.
Türkiye, durup dururken sınır ötesi operasyona kalkışmıyor.
Kalkışacağı da belli değilken böyle acı bir günde senin bu iddiaların hoş durmuyor.
|

21-10-2007, 16:33
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Mar 2006
Bulunduğu yer: şirrinmişirrin egemino canlıuzurlu bi sayilgassabasının şirim bi beldesimden tefrişediyom sitteye.
Mesajlar: 1.168
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
*ateşdüştüüyereyakmasın-hepimise yaksın.Allah sabırvesin-995
'Biri senin hakkında kötü bir şey söylerse
sakın kızma ama şöyle karşılık ver:
Hakkımda bunu söyleyen hiç şüphesiz başka kusurlarımı bilmiyormuş.
Bilseydi, sadece bunu söylemekle kalmazdı!'
|

21-10-2007, 18:32
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
|
pante Diyor ki
Sargon;
Hiç kimse Kuzey Irak'a operasyonla PKK'yı bitireceğini ya da sınırlandıracağını söylemedi, söylemiyor.
|
Aşağıda Erdoğan tezkerenin gerekçesini açıklıyor. Buna göre hedef PKK'dır.
http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=25650
Diyor ki:
Muhtemel bir sınır ötesi harekattan hedefe sadece ve sadece terör örgütüdür. Kimse tezkerenin arkasında başka hedef aramamalıdır. Irak bizim komşumuzdur. Oradaki insanlar bizim akrabalarımızdır.
Ben de diyorum ki bu uydurmadır. Terör vuruyor, sorumlusu da PKK'yı koruyan Kuzey Irak'tır denerek Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulmasını engellemeye çalışıyor Türkiye. Bu gün gibi açıktır. Şimdiye kadar yirmi küsur defa sıcak takip falan yapıldı, şimdi neden bekleniyor. Çünkü bu operasyonun anlamı PKK takibi falan değil, Kuzey Irak'a savaş ilan etmektir.
Burda da dışişleri bakanlığının büyükelçilere verdiği brifing var:
http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber...haberID=398424
Orda da deniyor ki:
Brifingde, Irak'ın toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin korunmasının Türkiye'nin birinci önceliği olduğu, Türkiye'nin amacının Irak'ta istikrarın ve huzurun sağlanması olduğu vurgulanarak, tezkerenin sadece PKK terörüne yönelik olduğu belirtildi.
her ikisinde de tezkerenin amacının PKK olduğu söyleniyor. Ben de diyorum ki bu yalandır, uydurmadır. Sen de şimdi bana kimse amacın PKK'yı bitirmek yada sınırlandırmak olduğunu söylemedi diyorsun. Ya ne söylediler? Barzani'ya savaş ilan edecez mi dediler?
|
pante Diyor ki
Kuzey Irak'a savaş ilanı iddian ise senin Barzani ile aynı düşüncede olduğunu gösterir.
|
Barzani ile aynı görüşte olmak ile aynı dünya görüşünde olmak sanırım aynı şey değildir. Herkes zaman zaman aynı görüşte olabilir. Aslında nerdeyse bütün dünya bu görüştedir. Türkiye'nin operasyonunun bir savaş ilanı olacağı bütün dünya basınında yazılıp çizilmekte. Sadece Türkiye kamuoyu bu konuda aldatılmaktadır.
|
pante Diyor ki
Türkiye, durup dururken sınır ötesi operasyona kalkışmıyor.
Kalkışacağı da belli değilken böyle acı bir günde senin bu iddiaların hoş durmuyor.
|
Demek ki acı yaşayan sadece şahinlik yapanlardır. Başkaları sevinç mi yaşıyor. Bu acı günlerde savaş çığırtkanlığı yapanların söyledikleri hoş duruyor da benim söylediğim gerçekler mi hoş durmuyor. Neyin kime hoş göründüğü oldukça subjektif birşeydir. Bana göre de Kürt sorununu böyle içinden çıkılmaz hale getirenler, sorunu bir terör sorunu haline dönüştürenler, asıl bu *gerçekleri inkar edenlerdir. Ben bu çocukların katili olarak sadece PKK'yı görmüyorum. Onun kadar bir diğer suçlu da 80 yıldır Kürt gerçeğini inkar edip görmezden gelen ve hep aynı tezleri savunup duran Türkiye yöneticileridir. Aynı yöneticilerin inkarcı tezlerini savunduğun için senin tezlerin de bana hoş gelmiyor.
|

21-10-2007, 18:32
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Tabi herkes birileriyle benzer ağızlarda konuşabilir.
Sargon'un da düşüncelerinin Barzani ile aynı çizgide olmasının bir anormal tarafı yok.
Biz de Genelkurmay'ın, Baykal'ın , Perinçek'in ağzıyla konuşuyor gibi görülebiliriz.
Önemli olan söylenenlerin, iddia edilenlerin somut verilere dayanmasıdır. Karalama amacına dönüşmemesidir.
Özal zamanında ABD'nin Irak'a müdahalesinde Türkiye için bu tür iddialar geçerli olabilirdi.
Çünkü Özal Kerkük ve Musul'dan bahsediyor, 1 koyup 3 almaktan sözediyordu.
Ama o günleri hatırlayanlar bilir ki, ordu buna itibar etmemiştir.
O dönem Özal'ın yanında yer alan 2. Cumhuriyetçi dönek liboş takımı ise, şimdi Türkiye'nin Kuzey Irak operasyonunun arkasında Kerkük-Musul olduğunu, Kuzey Irak yönetimini hedef aldığını ileri sürüyor.
Genelkurmay, Türkiye için planlanan senaryonun farkındadır. Bu senaryoda PKK'nın da, Diaspora'nın da, ABD ve AB'nin rolünü de iyi bilmektedir. Kuzey Irak yönetiminin, DTP'nin, 2. cumhuriyetçi liboş takımının ve bilumum UKKTH'nı dillerinden düşürmeyen-başka da bir iş yapmayan sözde sosyalist örgütlerin düşünce ve niyetlerinin de farkındadır.
Kuzey Irak'a girildiğinde bu saydığım grupların topyekün bir cephe şeklinde Türkiye'yi eleştiri ve tehdit bombardımanına tutacağı da açıktır. Teröristlerin vahşetleri, yaşanan acılar, şehit analarının gözyaşları gözardı edilecektir. Ordu, İşgalci olmakla suçlanacak belki de Kıbrıs Barış Harekatından sonra olduğu gibi ambargo uygulanacaktır.
Ordu büyük olasılıkla, bunun bilincinde olarak operasyonları sınır bölgesinde sınırlandıracak ve asıl darbeyi hava hücumlarıyla vuracaktır.
Bu operasyonlarla PKK bitmez. Ne İspanya Eta'dan kurtulabilmiştir ne de İrlanda İra'dan.
Terör, etnik sebeplere dayandığında ancak şiddetini azaltabilir, geçici olarak pasifize edebilirsiniz. Bir müddet sonra canlanması teröre karşı başarısız olunduğunu göstermez. Artık Türkiye'deki terör çok köklü değişiklikler olmadıktan sonra tükenmez. Hele ki Kuzey Irak'taki yapılaşmadan sonra. Ama terör bitmeyecek diye, teröre karşı sessiz, pasif de kalınamaz. Evlatlarını teröre şehit verenlerin morale ihtiyacı vardır. Akan kanların, dökülen gözyaşlarının, yaşanan acıların bir nebze dinmesi için terörün zayıf karnına vurmaktan çekinilmemelidir. Bu zayıf karın Kuzey Irak'tır. PKK'ya destek veren Kuzey Irak'a haddi bildirilmelidir. Hiçbir ülkeden, hiçbir eleştiri ve tehditten çekinmeden ama planlı, akılcı bir operasyonla.
Bu opersyonda belki de Türkiye, hiçbir ülkeden destek görmeyecek, yalnız kalacaktır.
Belki de Türkiye'nin buna ihtiyacı vardır. Bu yepyeni bir başlangıç olabilir.
Gerekirse rota değişir. Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini bulur.
|

21-10-2007, 18:42
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Sargon;
Bu konuda düşüncelerin, tezlerin seni ilgilendirir. Hoş görülüp görülmemesi önemli değil.
Ama herkes birbirine başsağlığı dilerken, insanlar acı içindeyken bu doğrultudaki düşünceleri sergilemen zamanlama açısından hoş olmamıştır. Tepkiye açıktır, tahrik edicidir.
Ondan sonra duygu yüklü insanların tepkisini ırkçılıkla değerlendirme hatta cezalandırma gafletine düşülüyor.
Burada açık açık bir PKK'lı da görüşlerini dile getirebilir, getiriyor da.
Ama böyle bir günde susmasını bilmelidir.
|

21-10-2007, 21:11
|
|
|
Re: Tezkereye karşı imza verelim...
Pante'nin Sargon'a neden kızdığını anlamadım. Çünkü Sargon şimdiye kadarki tutumunun anlayışının dışına taşacak bir şey yapmamış ki?
Son değil de bir önceki iletisini okuyunca gördüğüm şeyi aktarayım:
İlk üç paragrafta resmen, yani kelimenin tam - ama tam *anlamıyla - edebiyat var. Zat - ı muhterem yeşil görüntülerden kırmızı pancurlardan bahsediyor, sanarsınız ki yeni gelin. İnsan ne diyecekse der. Laf kalabalığının anlamı ne olabilir? Benim haince anlayışım, bunun sadece işi sulandırmak olduğu şeklinde yorumlamaktır. Belki başka *okuyanlar değişik anlam verebilirler.
Dördüncü paragraf bütün ölenler için bir acımadır, hümanist ayaklarında pusu kuranlarla pusuya düşenleri aynı torbaya atan kandırmacı bir söylem (kendisi bunun kandırmacı olmadığını söyleyecektir ve tabii böyle söylemek en tabii hakkıdır.)
Beşinci paragrafı ise PKK'ya karşı bir hareketın yapılmadığını, neden yapılmadığının kısaca sorulmasıdır Laf kalabalığına bakmayın (iş sulandırma olunca demogoji çok kolay yapılabilir bir olgudur).
Ama hemen bundan yanılmayın. 5. paragraf aslında 6. paragrafın girişidir. Esas anlam 6. paragraftadır, sıkı durun: O kadar Türk askerinin ölümünden Türkiye sorumludur. Çünkü bunları (yani askerlerinin öldürülmesini Kuzey Irak'a karşı savaş açmak için Türkiye yapmıştır!
Şimdi düşününüz üstüste o kadar Türk askeri öldürülüyor; eğer bunu tanımlamak gerekirse ben bunu Türkiye'ya karşı açılmış bir savaş olarak nitelerim. Ama Sargon bunu Kuzey (!) Irak'a karşı açılmış bir savaş olarak tanımlıyor. Ne ilginç çelişki! Bak şu Türk askerlerine, Irak'a savaş ilan etmek için kendilerini öldürtmüşler.
Sonra Sargon'un iletisinde ne olmuş? O yemyeşil çayırlar bitmiş! Vay vay! Bu ne rüya yahu? Muhammet'in sara nöbetlerine parmak ısırtır. İşte size postmodern küreselci hizmet. Buyrun kaşıklayın.
Benim bu son olaylardan çıkardığım sonuç şudur: Türkiye'ye ABD örtülü savaş açmıştır. Ulus olmayı beceremiyen ve bu gidişle becermesi zor olan kürtlerin teröristlerini taşeron olarak kullanmakta ve her türlü desteği (teknik ve enformatik) vermektedir. ABD Türkiye'yi gözden çıkarmıştır ve Türkiye'yi çökertmek için (postmodern küresel tekniği kullanarak) kavramları değiştirip, saptırıp, halkı bilinçsizleştirerek yol almaktadır. Bunu için de (her zaman olduğu gibi) işbirlikçi misyonerlereri kullanmaktadır. Yani ben seni öldüreyim ama sen hoşgörü göster,demokrasi var, çözüm yolları araştır, nerede insan hakları? aksine davrananlar ve söylemler ırkçıdır. Ne güzel dünya! Beni öldürürken doyuma ulaş be abicim!
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:05 .
|