Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #71  
Alt 11-01-2008, 10:52
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Sevgili ikixiki

Felsefik tartışmaları herkes bilemez. Herkes katılamaz ve keyif almaz. Bir yığın felsefik terimler, benzetmeler, genellemeler, birde bunlara ne gerek varlar, insanlığın bin yıllardır felsefe öcüdürlü susturulması vs(bunun üzerine de bir yazı yazacağım, neden felsefe öcü yapılmıştır)...... Geçmişde uzun zaman felesefe ile ilgilendim, 2 yıl seminerlerini verdim(bu sosyal bir aktivite idi), yazık ki günümüzden 1-2 yüzyıl önceki felseficilerde ahlak, sorumluluk, ölçekleyebilme çabası ve gizemi, mistiği her şeyin üstüne bir örtü gibi gererek, kuşları, kelebekleri renkler cümbüşüyle bir gürültü karnavalı içinde insanları bilerek ve isteyerek yanıltmak, cezb etmek çabasına bu kadar ipini koparmışçasına denk gelmedim. Bu gün ise korkunç derecede sorumsuzluk, laçkalık, umursamazlık, kendine ve söylediklerine dahi saygısı olmayan, şebelek, şaplak, tos toparlak, yus yuvarlak, adlarına felsefeci denen cinci hocalar, felsefe düşmanları, sahtekarlar, her tarafa rahatlıkla kıvrılan solucanlar türemiş, solucan, solucana bölünerek çoğalırken daha da abartıyla,i yarım akıl ve yanılmışlıkla insanlar mistik bir tütsü dumanında boğulmuş, ümüğü sıkılmış. Felsefede bir insan sahtekar olduğu için değil, bilgide sahtelik yaptığı için sahtekarlık yapıyordur, felsefe başı bozukluk, adam sendecilik, bilgide kaçaklık, bilgide ölçülemezlik, ele alınamazlık değildir, felsefede isterseniz idealist, öznelci felsefe olsun!! ölçülebilirdir. Hele mistiği bilgiye egemen kılmıyorlar mı, bilgi bir et iken mistik kemiği oluyor, ha bire kemik atıyorlar insanların önüne, oysa insanlar köpek değil ki. Siz canlılarda şartlanma deneylerini bilirsiniz değil mi, zil çalarlar köpeğe et verirler, zil çalarlar et verirler, zil çalarlar et verirler, zil çalarlar et vermezler ama hayvan yalanmaya başlar, algıyı ve gözlemi kaybeder!!!, olmayan eti algılayamaz, zil(mistik) onu şarlamıştır, o halde neden bilgide sorgulamak, irdelemek, bilgiyi ölçmek, deneyleyebilmek, gözlemlemek felsefenin dışında olsun?

Keyifli bir tartışma olacak elbette felsefik tartışmalar özünde keyiflidir yeri gelir ortada ki konu için diğerlerinin katılımını ateşlersiniz, küçük ama basit sorularla yeri gelir kendinizce tutarsızlığı yakalarsınız,(klavyeyi kırmak - holografik evren) yada yakaladığınızı sanırsınız, ama keyifli bir tartışma olacaksa bunlardan şikayet etmemeli, aksine tartışmanın keyfinin burada olduğu görülmelidir. Şu koca dünyada Spartacus kim olmuş, kimmiş neymiş, özne konular ve tartışma olunca at pisliği kadar değeri yok, zira o kendisini bir ot olarak görüyor. En azından ot olmak daha bir şey değilken kendini bir .ok sanmaktan iyidir.

Dediğim gibi, atın konuyu ortaya, artık ortada konu vardır, ne sizin ne olduğunuz nede benim ne olduğum konu için hiç bir özellik arzetmeyecek...

Berkeley gibi düşünen Mach bakın ne diyor;
Hani her şey zihnimizde var ve gerçek(nesnel) evren, madde yok ya-ki hatırlayabildiğim kadarını söyleyeceğim, sanırım İşte Duyuların Tahlili adlı kitabıydı-
"İnorganik maddelerinde duyumları olup olmadığını, böyle bir özelliklerinin olup olmadığını düşünmeden edemiyor insan"
Özellik nelere aittir ? (1)Nesnel açıdan nesnelere, (2)öznel açıdan ise kişilere. Felesefeyi ise salt ikincisine, kişilere *indirgemek büyük bir hatadır ama bunu bu gün modern çağda bilerek insanları bilinçli olarak öznel boşluklara hapsedip saplamak ve de ayrıca Mach'ın sorduğu gibi sorularıda hasır altı ederek felsefe yapılmaz. Felsefe neden özü gelir ve özüleştirilmiştir bunu ele almamız da gerekecek.

Evren holografik evren dersek, önce evren nedir tanımlamamız gerekir, sonrasında bu söylemin KESİN YARGI olduğunu ve insanları nasıl da etkileyeceğimizi ve bilgiye önyargıyı nasılda bir yargıymış gibi sunduğumuz ve tutarsızlığımızı gözden kaçırmamak gerekir. Felsefe bu değildir, öyle, bu böyle oluyormuş o halde evrende öyledir, şu şuna benziyormuş o halde böyledir, devekuşuna deve kuşu diyorlar o halde devekuşu devedir, belki, olabilir, mistik şeylerle, bilgi olmaz.
İnsanları şaşalıklar ve şaşılıklar oluşturarak etkilemeyelim-bunu amaç edinmeyelim-, bildiklerimizi yazalım önce-herkesin aklı olduğunu hiçe saymayalım, onlar adına da biz düşünmeyelim-, sonra o bilgiyi irdeleyelim-verdiğimiz bilgileri irdelenebilir ve herkesden önce kendimizin irdelemeri ile verelim, irdelenmesini sağlayalım, eğer amacımız bilgi vermek ise, bilgi irdelenerek edinilir bunu unutmayalım, unutturmayalım- ve bilgimize açtığımız bir kapının etrafına yüzlerce kaçış kapıları edinmeyelim, kimsede okuru etkilemek üzerine kurulu, onun üzerinde oluşturulan etkiler üzerinden düşüncelerini empoz edenleri, isterse dünyaca ünlü olsun felsefeci görmesin, felsefenin her şeyden önce bir etiği, sorumluluğu, tutarlılığı vardır, diğeri edebiyatın alanına girer, sonrasında ise insanlar felesefeyi edebiyat yapmak sanır ve döner edebiyat yapma der.

Şu ana kadar yazdıklarımda şahsi bir şey algıladı iseniz ve bende bilmeden istemeden saygısızlıkda bulundu isem özür dilerim. Bundan sonrası için giriş yaptığım yazıya devam etmek isteğindeyim...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 11-01-2008, 12:36
ikixiki ikixiki isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Sevgili spartacus,

Özür dilemeyi bilen bir insanı özür dileme konumuna getirdiysem kusuruma bakmayın,kendimi rahatsız hissettim.Benim felsefe üzerine seminerler verebilecek kadar engin bir bilgim yok bu sadece amatör ilgi alanım,umarım iletilerinizi gereken şekilde anlar ve yorumlayabilirim,yazınızın devamını merakla bekliyorum
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 11-01-2008, 23:59
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Sevgili ikixiki, o noktaya beni hiç getirmediniz, benimkisi sadece kendim istemeden bu noktaya geldiysem demek istedim.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 14-01-2008, 19:14
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Kar *tanelerinden,akçaağaçlara,kayan *yıldızlardan *hızla *dönüp *duran *elektronlara *dek *Tüm *dünyamızın *ve *barındırdığı *her *şetin,yalnızca *başka *bir *gerçeklik *düzeyinden *–bizim *kendi *gerçekliğimizin *çok *ötelerinde,sözün *tam *anlamıyla *uzay *ve *zaman *ötesindeki *bir *gerçeklik *düzeyinden-yansıtılan *hayaletimsi *imgeler *olabileceği *konusunda *bazı *kanıtlar *vardır. *( Michael *Talbot, Aktaran ikixiki)

Bizim kendi gerçekliğimizin çok ötelerinde ? ! Acaba bizim kendi gerçekliğimiz nedir? Diye sormaktan insan kendisini alamıyor. Yine de devam ediyor ve devam ederken, yansıma ile karşılaşıyoruz, hatta yansımayıda aşıyor yansıtılma noktasına varıyoruz. Peki nereden yansıtılan, uzay ve zaman ötesinde ki bir gerçeklik düzeyinden. Evet yanlış duymadık uzay-zaman ötesinde ki, hemde bir gerçeklik düzeyinden yansıtılan - yinede uzay-zaman dışından yansıtıldığı zaman, yansıyan her ne ise uzay-zaman içinde var olmuş olmuyor mu? İşte bu soru bu toptan götürü arsında sorulamayacak kadar mantık içermektedir, oysa sorular yada gerekçelendirme ayrımları mantık içermemelidir, yoksa iksir bozulabilir-... O halde biz ortaçağ idealizmine, bu sefer amuda kalkmış bir şekilde geri dönüyoruz demektir. Yani nesneler dünyasının olmadığı, her şeyin zihinsel(salt öznel) olduğu, algılarımızın ise "uzay-zaman" dışındaki bir gerçeklikten yansıyan görüntüler olabileceği noktasına varıyoruz.

Acaba öte ve gerçeklik yada gerçek kelimeleri kullanıldığında, ciddi, ciddi yansıma(görüngü diyelim) ötesinde bir şeyler söylendiğini mi düşünmemiz isteniyor. Yoksa gerçekten yazılanları ciddiye almamız mı gerekiyor? Peki neden ? Bizim gerçekliğimiz, uzay ve zaman ötesi, uzay ve zaman ötesi bir gerçeklikten yansıtılan, ayrıca da bazı kanıtlar (görüngü!) dediği için mi?

Kafamıza doğru hızla gelmekte olan bir taşın "yansıma etkisi" hakkında ne düşünürlerdi acaba, -doğrusu merak etmemek elde değil- gelen taşmıdır yoksa bir görüntü mü? Yazara göre her halükarda görüntü olacağına kuşku yok, o halde denemesi bedavadır. Yansıma kelimesinin anlamına bakmaksızın kullanıp da, görüngü üzerinden nesneleri hayaletimsi imgeler olarak ifade etmek hangi gerekçeler eliyle sağlanmıştır, bu söylemlemlerin gerekçeleri nelerdir, işte bu bir püsküllü muamma. Ama sıkışınca idealizmin o "maddi evren yoktur", "nesneler dünyası yoktur", "madde yoktur", "bütün duyulanan yada algılananlar sadece zihnimizin bir parçasıdır ve algılananlar ise fikirler(ideas)-düşünce dermeleri- yoluyla ancak varolabilen şey'lerdir. Tüm düşünce dermeleri (ideas) taş, elma, su, bulut vs duyumlanabilir(algılanabilir) şeyleri meydana getirirler - yani düşünce dermeleri dışında maddi şey'ler yoktur- söylemine sığınılır. Elma dediğimizde maddi olarak bir elma yoktur, aslında bu zihnimizde şekillenmiş(simge), duyular yoluyla algılanan, zihinsel algılardır. Yani bir elma olduğu ve biz elmanın kendine has(maddi) özelliklerinden hareketle değil, zihnimizde algılar yoluyla tanımladığımız şeyler olarak elmayı var ediyoruz demektir. (Şimdilik karmaşık da gelse kimilerimize saçma bile gelse, herşeyi salt düşünsel ele alarak, bu anlayış bu gün ciddi anlamda geniş bir insan kitlesini etkisi yada kabulü altına almıştır)

H.Yahya "Evrim Aldatmacısı" kitabında 110 numaralı sayfada koca puntolu bir başlıkla karşılaşırız. Koca ve kara(bold) puntolu başlık, bölüm başlığıdır ve bir ön açıklama olarak "UYARI" diye başlar. Ardından ise giriş, "hayatınızın bilmediğiniz bir sırrını açıklıyoruz" olarak devam eder. Peki bu koca ve kara puntolu uyarı ile, hayatımızın bilmediğimiz SIRRI nı açıklıyor olmakda arzu edilen nedir ? Öncelikle okuyucuyu etkilemek ve anlatılanların mantıksal çerçevesine yönelmesini engelleyerek, daha başından, etki oluşturmaktır. Kısaca ne kadar etkilersem o kadar kabul görür ve sorgulama şansı bırakmam anlayışı. Bunlar bir yana ve içeriğine girmezden önce belirtmek gerekir ki, o koca puntolarla yapılan uyarıda hayatımızın sırrını veren yüce bilir kişi, bir gerçeğide saptırmaktadır, hayatımızın sırrı dediği şeyin aslında iki-üç bin yıl öncesinden yazılmış kitaplara felsefik içerikle konu edinilmiş(antik çağ idealizmi), sonrasında ise 18-19 yüzyılda daha da anlaşılır bir dille tanımlanmış ve nesneler üzerinden-daha da özele girilerek- ifade edilmiş olan nesneler dünyası ve nesnelerin olmadığı söylemidir. Kısaca bizler evrenin içinde değil, evren bizim zihnimizin içindedir görüşü.* Hayatınızın sırrını açıklıyoruz diyerek ilk defa duyduğumuzu ve söyleniyor olduğunu düşünmemizi sağlamaya çalışan gizemli bilge, neden aslında söylediklerinin 2 bin yıldır felsefik düzeyde ifade edildiği ve 18-20 yüzyıllarda fazlasıyla ifade edilmiş olduğu(onlarca kitap, filozof) gerçeğinden bizi uzaklaştırmak istemektedir? Ve neden anlatımlarında ilk defa kendisi söylüyormuş gibi, hiç bir şekilde geçmişin söylem ve filozoflarına girmeden, kesin yargı şeklinde varsayımlarda bulunmaktadır? Uykuya yatıp bol hülyalı ve gizem dolu rüyalara devam etmemiz, birde bu şekilde arzulanıyor-sağlanıyor olabilir mi? (ilerleyen günlerde, sırası geldiğinde kitapdan pasajlar aktarılacaktır)

* maddi evren yoktur dolayısıyla evrim de yoktur, asıl amaç buna bağlamak olmalı. Hem nalına, hem mıhına.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 14-01-2008, 20:03
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

''Uykuya yatıp bol hülyalı ve gizem dolu rüyalara devam etmemiz, birde bu şekilde arzulanıyor-sağlanıyor olabilir mi ? ''Spartacus

Bence bu cümle çok şeyin cevabıdır.
Özgürlük,realistlik,humanistlik zor işler.
İyi bir eğitim ve düşünsel birikim gerektirir.
Ortalama insan için gerçekler ürkütücüdür,ve mutlu olmak için ,gerçeklikten kaçmak,düşünmemek insanın kendini kandırması,savunma mekanizmalarını kullanabilmesi,hayal edip yaşaması ve kafayı fazla yormaması gerekir.
Değişmek zordur ,insan değişime direnir,yapı olarak muhafazakardır.Toplumsal kabul görmek istediğinden var olan toplumsal değerlerine sarılır,aykırılık zordur.
İnsanın mutlağı kendisiyle,algısıyla sınırlıdır.
Beyni ve düşünseli geliştikçe mutlağıda gelişir,taki mutlaksızlığa kadar.
Saygılar

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 14-01-2008, 21:49
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Değişmek zordur ,insan değişime direnir,yapı olarak muhafazakardır.Toplumsal kabul görmek istediğinden var olan toplumsal değerlerine sarılır,aykırılık zordur. Aydoe

Davranışlarımızın nedenlerinden birisi de bu değil mi?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #77  
Alt 15-01-2008, 00:34
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

http://www.yaziyaz.com/kose/2007/02/...di-m-salih-as/

ikixiki Diyor ki
Sri Nisargadata Maharaj'ın ''Ben O'yum'' kitabından alınmıştır.Fena bir tarif de değildir.Biraz şekeri eksik o kadar
En üstte verdiğim link, diyordum ki ben bu yazıyı-ikixiki'nin aktardığı yazı- bir yerlerde okumuştum ama nerede ? İlgili paragrafı, ikixiki'nin aktardığı bölümden alacağım. Sonrasında ise en üstteki linkden bir paragrafı alacağım. Sevgili ikixiki alıntıladığın yazıların şekeri değil, "beyni" eksik. Burada ki beyin gerçek(maddi) anlamıyla kullanılmış olup, bu aşırı "öznelci" ve "tekbenci" anlayışı, "beyinsiz felsefe" olarak adlandırmayı uygun görüyorum. Çünkü ve madem bu felsefeye göre "madde", "nesnel evren" yoktur, her şey zihnimizin bir parçasıdır, o halde "beyinsiz felsefe" söyleminde hiç bir sakınca ve "çelişki" olmayacaktır..

"Çevremizdeki tüm formlar geçicidir ve sürekli akım halindedir.Hepsi de neden sonuç ilişkisine bağlıdır.Bu yasa bedenimize ve zihnimize de uygulanabilir.İkiside geçicidir ve doğum ile ölümle sınırlıdır.Dünya ancak bedensel duygular ve zihin aracılığı ile bilinebilir.Bilme yöntemimizin temel yapısı budur.Bu demektir ki zaman,uzay(mekan) ve nedensellik (neden-sonuç) ‘’nesnel ya da dışsal varoluşlar değildirler;onlar için de herşeyin şekillendirildiği zihinsel kategorilerdir.Her şeyin varlığı ve şekli zihne bağlıdır,zihne göredir.Bilmek ya da idrak zihinsel bir üründür.Ve zihin tarafından görülen öznel dünya,zihnin huzursuz durup dinlenmeyen faaliyetine bağlı olarak sürekli değişmektedir.

Sınırlı kategorileri –amaçlılığı,öznelliği,dualitesi,v.s.- ile huzursuz zihnin karşısında Ben (ben * * *varolanım) hissi yer alır.Hepimiz düşünen değil ama hiçbir yüklemi olmayan bir beniz.

"
Bu bölüm ikixiki'nin aktardığı yazıdan.

Şimdide, aktardığım linkde ki yazıdaki paragrafı aşağıya alacağım. İnsanlar neden bu kadar ezbere dayalı şeylerde bulunur ve neden kendi görüşleri gibi sunarlar, çünkü şu haliyle savundukları felsefik anlayış, "beyinsiz felsefe" dir. Kısaca aşırı öznelci ve tekbenci oluşdan kaynaklı düşünsel genetik bir "kendine mal etme(egoist)" anlayışı *taşırlar.

Bilinmektedir ki dünya ancak bedensel duyular ve zihin aracılığıyla bilinebilir. Kant’ın görüşüne göre bu, “Beşeri Bilme” konusuna ilişkindir ve dolayısıyla insanın bilme yönteminin temel yapısı budur. Bu demektir ki zaman, uzay-mekan, nedensellik (neden-sonuç) “Nesnel” ya da dışsal varoluşlar değildirler; onlar, içinde her şeyin şekillendirildiği zihinsel kategorilerdir. Her şeyin varlığı ve şekli zihne bağlıdır (zihne göredir). Bilmek ya da idrak, zihinsel bir üründür . Ve zihin tarafından görülen bir dünya öznel ve kişiye özel bir dünyadır ki bu dünya, zihnin huzursuz, durup dinlenmeyen faaliyetine bağlı olarak sürekli değişmektedir. Sınırlı kategorileri-amaçlılığı, öznelliği, dualitesi v.s.- ile huzursuz zihin karşısında, En Yüce, Sınırsız “Ben-im (ben var olanım)” hissi yer alır. Emin olunabilecek tek şey işte bu “Ben-im (var olanım)”dır. Dekart’ın kuramındaki gibi düşünen bir “ben” değil, fakat hiçbir yüklemi olmayan bir “Ben-im”. Tek gerçek beyan “Ben-im”dir. Diğer her şey başka şeylere göre varılan sonuçlardan ibarettir. Hiçbir çabayla Ben-im’i “Ben değilim”e çeviremezsiniz. Salih AS

Şimdilik neredeyse birbirinin aynısı olan ama farklı kişilerce söylendiği görülen bu şekeri eksik(kabak tadı) *yazıları ele almadan önce, bu insanı bir anda kendi benliğine tutsak edecek!!! benzerliğe(!?) bir gönderme yapayım dedim-ki iman ettim, bu benzerlik olsa olsa bir tanrısallık ile yada birbirini sanki kendi ifadeleriymiş gibi(azıcık soslayıp) tekrar eden ezberler ile mümkün olsa gerek(!)-.
Sırasıyla ve paragraf paragraf forumda 2 nolu sayfada kalan ve ikixiki'nin Sri Nisargadata Maharaj'ın ''Ben O'yum'' adlı kitabından alıntıladığı bölümü, yani edebiyat yazısını ele alacağız. Hologram Evrenine bu düşüncelerin arka planıyla tekrar geri döneceğiz.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #78  
Alt 15-01-2008, 02:49
vgm.1 vgm.1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Sevgili spartacus;

Krishnamurti ye de değinirsin azıcık. Hare hare krishna. David Bohm'u etkilemiş biridir. İlginç bir adamdır. Bazı davranışları da gerçekten takdire değerdir. Benim bilgilerim çok yüzeysel.

Saygılarımla;
Alıntı ile Cevapla
  #79  
Alt 15-01-2008, 13:10
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Sevgili Peker

Krishnamurti *hakkında yeterli bilgiye sahip değilim. Yinede kişi hakkında bilgiden ziyade ne dediğine bakmak ve ele almak gerekir. "hakikat koşulsuz, sınırsız ve ulaşılmazdır" söylemi bize bazı fikirler vermeye yeterlidir diye düşünüyorum. Özgürlük başlığında ikixiki özgürlüğü, "sınırsız, hiç bir koşula bağlı olmayan" olarak tanımlamıştı. Dolayısıyla özgürlük yoktur sonucuna varmamak için hiç bir sebep yoktu.
Aynı şekilde salt genel ve kavramları tanımsız birer kelimeler olarak ele alır isek, sanıyorum ki "hakikat sınırsız, koşulsuz ve ulaşılmazdır" söylemide anlamını bulacaktır. Ancak gerçek şuki, *nasıl ki nesnel koşullar dahilinde hiç bir şeyi bir başka şey'den yalıtmak mümkün değilse, kavramları da tanımladığı alanlardan, şey'lerden, diğer kavramlardan ve anlamından yalıtamayız.

Mesala havanın sıcak olarak betimlenebilmesi için hava ve ısıya ihtiyacımız olacaktır, bu bahisde hava ve ısı birbirinden yalıtılamaz, dolayısıyla sıcak kelimesi salt bir kelime, başka hiç bir şeyle bağıntısı olmayan bir kelime gibi düşünülemez-gerçek kelimesine bu tarzda yaklaşım gibi-. Yalıtılmış kelimeler ise ardına ne gelirse gelsin, kendi açısından anlam ifade etmeyecektir. Aynen hakikat kelimesi ardınca dizilmiş onca kelime ve kavramın, hakikat kelimesi şahsında hiç bir anlam oluşturmadığı(ulaşılamazlık) aksine bir anlamsızlık oluşturduğu gibi. Bu tür metinlerde ise "nasıl", "neden", "ne şekilde", "nerede", "ne zaman" gibi soruların sorulmadığı ve sorulmasına yer bırakılmadığı da gözlemlenebilir. Rahatlıkla diyebiliriz ki "gözlemlemek, sınırsız, koşulsuz ve ulaşılmazdır". Çünkü burada özne gözlem olarak alınmış iken yukarıdaki soruların sorulmadığı ve dolayısıyla gözlemin salt bir yalıtımla, kendi anlam koşullarından kopartılarak salt bir kelimeye indirgendiği görülebilir.

Ne olursa dilediğiniz kelimeye bu şekilde yalıtım yoluyla yaklaşabiliriz, özgürlük, gerçek, alem vs farketmez. Ortaçağ idealizmi ile bilinemezciliğin, kavramların salt bir yalıtımıyla sağlanmış bir birleşimle karşı karşıyayız. Kökende ise nesnel alanın reddi, nesnel koşulların ve tüm şeylerin birbirisi ile olan ilişkilerinin reddi dolayısıyla nasıl, ne zaman, nerede gibi, zaman-mekan sorularınında anlamsızlaştırıldığı etki oluşturan ama belirsizlikler sağlanmış(yerçekimi yok edilmiş diyelim) kavramlarla, salt öznelcilik(zihinsel jimnastik) ile karşılaşırız.

Herkes bilir ki zihnimizde maddi bir yerçekimi yoktur, dolayısıyla yerçekimsiz bir ortamda yere düşen elmanın ne kadar da saçma bir şey olduğu rahatlıkla söylenebilirdir, önemli olan yerçekiminin zihinsel anlatımda elma ile arasındaki maddi ilişkiden yalıtımını başarmaktır... Kimse zihnindeki elmaya dokunamayacak ve onu yiyemeyecektir, o halde her şey zihnimizin bir parçası ise, hiç bir şey aslında zihnimiz dışında yoktur ve dokunulamaz ve ulaşılamazdır. Kaldı ki zihnimizde "elma" bir bütün oluşturur, siz dilediğiniz kadar elmayı bölün, parçalayın, zihnimizde ki elma bütün kalmaya devam edecektir (çünkü bu kelime anlamını, elmadan alır(yansıma, algı, görüngü), yarım elmadan değil.) İşte holografik düşünce ve alemi -ki 19. yüzyılda bile bu söyleme erişmek mümkündür, kimse Evroka! Evroka! diye çığırtkanlık yapmasın(üzerine yatmasın), tek fark lazer ile yapılmış bir gözlemin alet çantasında ki yokluğudur- Dünyaya hoşgeldiniz ve biliyoruz ki sizler "selam yabancı, biz dostuz" diyeceksiniz. Biz ise size asla dokunamayacağız!

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #80  
Alt 15-01-2008, 16:30
vgm.1 vgm.1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
Standart Re: ''Mutlak'' nedir?

Sevgili spartacus;

Şu paragrafları ayırmadığın için güzelim yazıların güme gidiyor.

Saygılarımla;
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:14 .