Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 28-09-2007, 21:20
3.yol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
3.yol 3.yol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2007
Mesajlar: 1.165
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Arkadaslar internette Hiristiyanlik ustune arastirma yaparken su sayfaya rastladim, ilginc geldi :

http://www.skepticsannotatedbible.com/int/long.html

Ayetleri listelerken verdigi ayetin asli linkine gidince ayetlerin icinde bazi bolumler renklendirilmis. Yan tarafta ise sacmalik , celiski , kadinla ilgili vesaire isaretlenme yapilmis :

http://www.skepticsannotatedbible.com/gen/28.html#1

Benim hosuma gitti, calismalariniza yardimci olur mu bilmem ama paylasmak istedim.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 28-01-2008, 00:21
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

İran Gizemleri (Mithraizm)

Helenistik dönemin din sentezleri içinde yer almasa da Mithraizmi hıristiyanlığı etkileyen sentezlerden biri olarak ele almak mümkün. Gerçi etkileşim tek taraflı değil, karşılıklı olmuştur, ancak hem hıristiyanlığın oluştuğu dönemin atmosferini etkileyen çok önemli bir din olduğu için hem de en azından 4. yüzyıla kadar hıristiyanlığın önemli bir rakibi olduğu için Mithraizmin büyük bir önemi vardır.

Mithraizm çok eski dönemlere dayanan bir dindir. *Medleri devirip ardından bilinen ilk devasa imparatorluğu kuran Ahamenidler (Persler) döneminde kraliyet tapımı çerçevesinde bu dine ait törenlerin yapıldığını biliyoruz. Adıyamana gidip Nemrut’a çıkanlar Kommagene kralının tanrı Mithra ile el sıkıştığı taş kabartmayı da mutlaka görmüşlerdir.

Ancak bizim için asıl önemli olan Pers Mithrası değil, Roma Mithra’sı. Plutarkos’a göre Kilikya korsanları arasında yaygındı. Kaynaklar bu dinin hıristiyanlığın asıl babası Pavlus’un da memleketi olan Tarsus’tan çıkıp bütün Roma diyarına yayıldığını yazıyor. Yunanların geleneksel düşmanları olan Perslere ait bu dine duyduğu tepkiye karşın Mitraizm bütün Anadolu ve Avrupa’da hızla yayılıp *4. yüzyılda dönemin en güçlü dinlerden biri olmayı başardı. Pers ve Roma Mithra’sında bazı farklılıklar olsa da temel yapı aynıydı.

Hıristiyan ritüelleriyle Roma Mithraizminin ritüelleri arasındaki benzerlik o kadar fazladır ki, birçok çalışmaya kaynaklık etmiştir. Ritüel benzerliklerine karşın hıristiyan mitolojisi ile önemli farklılıklar da vardır. Bunlara kısaca değinelim:

Mithra bir kayadan doğmuştur ve bu yüzden mağara Mithrazimde çok önemli bir yere sahiptir. Mithrazim’de aynı İsa’nın Beytüllahim mağarasında doğumu gibi bir izlekle karşılaşırız. El Biruni’ye göre, Parth kralları tahta çıkmadan bir gün önce mağaraya çekiliyor ve daha sonra uyrukları ona yeni doğmuş bir bebekmiş gibi daha doğrusu doğaüstü kökenli bir çocukmuş gibi yaklaşıyorlarmış.

Mithra dinindeki en önemli mitolojik bölüm, Mithra’nın boğayı öldürme bölümüdür. Mithra bir eliyle boğayı burun deliklerinden yakalar, diğer eliyle bıçağı saplar. Boğanın iliğinden ekmeği veren buğday ve kanından mistik dinlerin kutsal içkisi şarabı veren bağlar yeşerir. Erginlenme ritüeli benzeri Mithra törenlerinde kutsal ekmek ve şarap yenmesi, hıristiyan dininin savunucuları tarafından korkuyla ve şiddetle eleştirilmiştir. Bu rakip dinin ritüellerini kendi ritüellerinin şeytani bir taklidi olarak görüyorlardı. Üstelik Mithra dininde de meşhur “son yemek” benzeri bir şölen vardı. Mithra boğayı öldürdükten sonra şeytani bir şekilde “son yemek” yeniyordu.

Hıristiyanları kızdıran bir başka ritüel ise kendi vaftiz törenlerinin bir benzerinin Mithracılar tarafından yapılıyor olmasıydı. Erginlenme adayına törenin bir aşamasında bir taç uzatılır ve aday kendisine uzatılan tacı “kendisinin tek tacının” Mithra olduğunu söyleyerek reddederdi. Daha sonra alnı kızgın demirle dağlanır veya yanan bir meşaleyle arındırılırdı. Alnı kızgın demirle dağlama ilk hıristiyanların insanların alınlarına yada başlarına ellerini koyarak onlara kutsal ruh vermesine, yana meşaleyle arındırma ise buhur kullanılmasına benzer bir ritüeldi.

Hıristiyanlar açısından rahatsız edici bir başka benzerlik de yine her iki dinin tanrılarının 25 Aralık’ta doğmuş olmasıydı. Aslında bunlara rahip sınıfların ortak özellikleri, erginlenme aşamaları (Katolik kilisesinin Din ve Ahlak İlkeleri içinde Vaftiz sırrı, Güçlendirme sırrı, Efkaristiya sırrı, Günah Çıkarma sırrı, Hastalara Yağ Sürme sırrı, Ruhbanlık sırrı ve Evlilik sırrı olmak üzere yedi sır sayılıyor. Bazı farklılıklarla, benzer bir yapı birçok mistik dinde olduğu gibi Mitraizmde de vardı.), diğer İran dinlerinde de olan kıyamet ve ölülerin dirilişi gibi öğeleri de eklemek mümkün.

Hıristiyanlıkla farklı yanlarından da sözetmek gerekli. Mithraizm İran kökenli olmasına rağmen gerçek bir sentezdi. Din adamları, diğer doğu kökenli dinler gibi yabancı değil Romalı idiler ve törenlerde Latince kullanılıyordu. Bir başka önemli yanı ise bu dinin adeta bir asker dini olmasıydı. Zaten tanrısı bir tür asker kahramanıydı ve *kadınlara tamamen kapalıydı. Ernest Renan’ın "Eğer büyüme aşamasındaki Hıristiyanlığın yolu, herhangi bir ölümcül hastalık tarafından kesilseydi, dünya herhalde Mithracı olurdu" sözü dinin bir zamanlar ulaştığı gücü gösterse de kadınları dışta bırakması dolayısıyla, en azından bu haliyle, *hıristiyanlığın ulaştığı evrenselliğe ulaşması düşünülemezdi. Mithra’nın diğer mistik dinlerden en önemli farkı tanrısının ölme ve dirilme sürecini yaşamamış olmasıydı. Dionysos, Orpheus, Osiris, Attis vb. gibi ölüp yeniden dirilmiş olmasa da, bu, erginlenme ritüellerindeki ölüm ve yeniden doğum içeriğini değiştirmemiştir.

Mitraizm gizli ayinleri olmasına karşın dönem dönem Romalı imparatorlar tarafından resmen kabul edildi. Hatta tarihçi Lampridius, imparator Commodius’un bir adayı erginlerken yalnızca sembolik olarak yerine getirmesi gereken cinayeti gerçekten işleyerek dini kirletiğini yazar. Hıristiyanlıkla sürekli rekabet içinde olan din Konstantinus’un açıkça hıristiyanlıktan yan tavır almasıyla gücünü kaybetti, en son olarak da Gratianus'un 382’deki kararnamesiyle resmi desteğini tamamen kaybetti ve kovuşturmalara uğradı.

Kaynaklar:

http://www.hermetics.org/Mitra.html
http://www.tarihsayfam.com/tarihi-gi...un-esrari.html
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45714
http://www.aygazete.com/?21659
http://www.islamacevap.net/index.php...d=47&Itemid=66
http://sargon.blogcu.com/2212579/
http://sargon.blogcu.com/2212589/

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 28-01-2008, 07:47
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

helal olsun
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 28-01-2008, 15:00
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Helenizmin Yahudi Dinine Etkileri

İbranilerde milli siyaset geleneksel olarak dinsel bir hareket demekti. Bu yüzden dinin dış etkilerden korunması özel önem taşıyordu. Yahuda valisi Neremya’nın ve dini lider Ezra’nın yaptığı milliyetçi reformlar dinin bu özelliğini ortaya koyar. Bu reformlar tamamen milliyetçi reformlardı, örneğin yabancı bir kadınla evli olan din adamlarının görevi sona erdiriliyordu. Aslında daha bu dönemlerde Yahudilerde “evrenselciler” ve “ulusalcılar” şeklinde bir ayrım gelişmeye başlamıştı.

İskender seferlerinden sonra doğu ve batı kültürlerinin birbirine karışması Yahudi ulusal yalıtılmışlığını kırmaya başladı. İsrail aristokrasisi ve zengin kesimleri Helen aydınlanmasından etkileniyorlar ve bazı düşünce ve kurumları ülkeye sokmaya çalışıyorlardı. *Bu etkiler daha Eyüp kitabında ortaya çıkar. Eyüp, tanrının yanındaki bir melek olan şeytanın kendine yaptığı kötülüklerden yılgınlığa düşer ve isyan eder. Son bölümde Tanrı’nın yaptığı zayıf savunmaya karşın ikna olur. Ancak İsrail halkının sürekli acılar çekmeye devam etmesi ve İsrail’i kurtaracak olan kıyametin ve Davut soyundan geleceği vaadedilmiş kurtarıcı mesihin bir türlü gelmemesi etkisini diğer kitaplarda da göstermeye başlar.

M.Ö. 175’de Mısır’da tahta çıkan IV. Antiokhus döneminde Helenizmle çatışma en uç noktaya ulaşır. Bir süredir İbraniler iki hizipe bölünmüş durumdadır. Honiler (milliyetçiler) kutsal yasalara bağlılığı ve Tanrının hikmetinin sadece İsrail’e yapılan bir bağış olduğunu savunuyordu. Tobiyalar (evrenselciler) ise daha aydınlanmacı ve kozmopolit bir tutum alıyor, Tanrı hikmetinin evrenselliğini ileri sürüyordu. Honilerin M.Ö. 167’deki başarısız bir isyan girişiminden sonra Tobiyalar Antiokhus’dan bir krallık fermanıyla Tora’yı kısaltmasını ve bazı reformlar yapmasını önerdiler. Çıkarılan fermana göre Şabat ve bayram günlerine uyulması, sünnet ve Tora kitaplarını bulundurmak yasaklanıyordu. Bunlara uymayanlar idamla cezalandırılacaktı. Tapınak bir Zeus tapınağına dönüştürülüyor ve Yahve, Zeus’a benzetilmeye çalışılıyordu. Zeus birçok Yahudi için sıradan bir tanrıydı.

Tahmin edileceği gibi hemen isyan başladı. Mattathias’ın başlattığı isyanı, o ölünce oğlu Makkabi sürdürdü. İsyanı destekleyen akım ise hasidim (sofular) adı verilen dinsel bir gruptu. Hasidim grubunun dinsel etkisi çok büyük oldu. Daniel kitabı ve Kutsal Kitap içinden daha sonra çıkartılan I. Hanok kitabı bu çevrede ortaya çıktı. Bu dönemdeki Yahudi dininin iç gerilimleri, onun evrimleşmesini ve hıristiyanlığın düşünsel bazda nasıl ortaya çıktığını bize gösterdiği için önemlidir.

Bu kitaplarda esrimeler önemli bir yer tutar. Ancak asıl önemi Yahudi dinine yeni katkılra yapmış olmalarıdır. Bilgiye esrimeler aracılığıyla ulaşan peygamberler gelecekten görümler aktarırlar. Aslında yaşanmış olayları daha yaşanmadan önce görmüş gibi sunarlar. Bu anlatım tarzı etkisini İncil metinlerinde de sürdürür. Kıyamet kitaplarında sadece sayısız ve korkunç felaketler ve kıyametin gelişi anlatılmakla kalınmaz, İran geleneğinde olduğu gibi bu sürecin sonunda evrensel bir yargı verilecek, o zaman ölüler de dirilecektir. Tanrı, Daniel’e felaketlerini sıralayıp “günlerin sonunda, ödülünü almak için uyanacaksın” der. (Daniel, 12:13) Öyle ki bu temaları Sadukiler dışında bütün Yahudi mezhepleri kabul ederler.

Helen askeri ve kültürel baskısı karşısındaki bu direniş başka kavramların da yeniden şekillenmesine yol açacaktır. “Musa’nın kitapları”nda, “Tarihler”de ve “Krallar”da olmayan şeytan kavramı Eyüp kitabında ve Zekeriya’da ilk kez ortaya çıkar. Şeytan Yahve’nin sarayında bir melektir ve insanlara düşmandır. *I. Hanok kitabında bu kavram değişmeye başlar. Kötülük, insanların itaatsizliğinden ve gökten kovulan meleklerin isyanından doğmaktadır. Kötülük güçleri, yani şeytan ve onun iblisleri tarihe egemen olmaya başlarlar. Böylece şeytan Yahve’nin sarayında oturan bir melek olmaktan çıkıp, Tanrının rakibi haline dönüşmeye başlar. Şeytan kavramının revizyonu ile iyilerin sürekli kötülük görmesi gibi Yahudi teolojisinin uğraşıp durduğu açıklanamaz ve isyan ettirici sorunlara açıklamalar getirilmektedir.

Hasidim’in (sofular) Yahudi dinine ve dolaylı olarak dinler tarihine bir diğer katkısı da iki çağ yada iki saltanat düşüncesinin ortaya çıkmasıdır: “Bu saltanat” ve “öteki saltanat”.. Yine kutsal metinlerden çıkarılan IV. Ezra’da “Yücelerin yücesi, bir tek çağ değil, iki çağ yarattı” der. Bu çağda zaferi “Şeytan’ın krallığı” kazanacaktır. Hıristiyan teolojisinde bu iki çağ düşüncesi çok önemli bir yer tutacaktır. Aziz Pavlus da şeytanı bu çağın tanrısı olarak niteler. “Bu çağın ilahı onların zihinlerini kör etmiştir” (2. Korint., 4:4) (İslam tanrısı da inanmayanların kalplerini mühürler, ancak Pavlus’taki gibi şeytanın değil direk Allah’ın işidir bu.)

Hasidimlerin kültürel direnişlerinin bir başka özelliği ise Yunan ilminden daha değişik bir yolu kullanarak başarıya ulaşmaları idi. Esrime yoluyla sadece bilgiye değil kıyametin sırlarına da eriyorlar ve Yunanlılardan daha üstün ilim sahibi olmuş oluyorlardı. Ancak “zamanın ruhu” olan Helenizmin gücünden etkilenmeleri kendine özgü bir biçim almış oldu. Hasidimlerin içinden iki önemli grup çıkacaktır. Esseniler ve Ferisiler. *

Aslında Yahudi dininin evrensel bir din ahline gelme potansiyeli fazlasıyla vardı ve eğer Antiokhus’un saldırısı olmasaydı bu süreç daha önce yaşanabilirdi. M.Ö. II. Yüzyılda geniş bir Yahudi diasporası oluşmuş ve bu diasporanın dini yayma çabaları sayesinde Yahudilik evrensel bir din haline gelmek üzerydi. *Antiokhus’un saldırısı Yahudilerin içine kapanmalarına neden oldu ve süreci yavaşlattı. Ancak yukarda bazılarına değindiğimiz yeni teolojik açılımların da gelişmesini sağlamış oldu.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 28-01-2008, 16:05
habilis habilis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

http://www.islamacevap.net/index.php...d=47&Itemid=66

şu sayfayı tartışabilirmiyiz ne dersiniz

NO GOD
NO RELIGION

"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."


K. Marx
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 28-01-2008, 16:07
habilis habilis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

çalışmalar içinde teşekkür ediyorum ,emeğinize sağlık

NO GOD
NO RELIGION

"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."


K. Marx
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 28-01-2008, 17:44
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Tabii Habilis, tartışalım. Ben zaten kullandığım kaynaklar arasında bu sayfayı bilerek verdim. Ancak önce sana uyguladığım yöntemi söyleyeyim. Değişik kaynakları taradıktan sonra bulabilirsem bu konuda hıristiyanların verdiği cevaplara da bakmaya çalışıyorum. Ve tartışmalı olan konular olduğunda ya Eliade'nin kitabını baz alıyorum yada bu iddilara yer vermiyorum. Mitraizm'le ilgili konuda bazı hatalı eleştiriler var. Bu yazıda da hıristiyanlar bunları hemen yakalamışlar.

1. Mitraizm hıristiyanlıktan önce Roma imparatorluğunun resmi dini değildi. Değişik dinler dönem dönem resmi din sayılmış, hatta bazı İmparatorlar bu dine resmen girmişlerdir ama burda bir süreklilik yoktur.

2. Mitraizm'in evrim geçirdiği ve farklı kültürlerde farklı biçimler aldığı doğrudur. Bu her din için, hıristiyanlık için de geçerlidir.

3. Mitraizm'in sadece hıristiyanlığı etkilemediği, aynı zamanda ondan etkilendiği de doğrudur. Buna benim yazımda da yer verdim.

İddialar bölümü:

İddia1:"Mitra bir bakireden 25 Aralık ta bir mağarada doğmuştur doğduğunda yanında kuzular da vardır..."
Her iki dinin tanrısı da 25 Aralık'ta doğmuştur. Bu zaten yazıda da kabul edilmiş. Diğer kısımlar yani bakire ve kuzu kısmından yüklenilmiş. Mitra'nın bir bakireden doğduğu iddiası yukarda verdiğim milliyet blogunda ve Fırat'ın yazısında vardı. *Kayadan doğduğu doğrudur ancak bakire kısmı Eliade'de de geçmez. Bu yüzden bu iddiaya ben yazımda yer vermedim. Yanında kuzular olduğu iddiasının nerde olduğunu bilmiyorum. Fırat'ın yazısında bu konu yer alıyor ama daha farklı bir bağlamda kullanılmış. Kuzu'nun hıristiyanlıkta önemli bir simge olduğu üzerinden bağlantı kuruyor sadece. Ben bu kısmı da kullanmadım. Kaldı ki benim temel aldığım simgesel benzerlikler değil.

İddia2:"Mitra nın da İsa Mesih gibi 12 tane 'arkadaş' ı vardı"

Hiçbir kaynakda bu iddiayı bulamadım. Kimin yazdığını bilmiyorum. Mithra'nın arkadaşlarından hiç haberim yok.

iddia3:"Mitra dünya barışı için kendini kurban etti"

Mithra'nın boğayı öldürdükten sonra göğe yükselmesi vardır ama kendisini kurban etmesi şeklinde bir olay yoktur. Bu iddianın da nerde olduğunu bilmiyorum. Okuduğum hiçbir eleştiride böyle bir iddia görmedim.

İddia4:"Mitra bir mezarda ölmüş yanmış ve üçüncü gün dirilmiştir"

İddia 2 ve 3 için olanın aynı. Kim böyle bir benzerlik olduğunu iddia etmiş bilmiyorum. Mitra bir mezarda ne yanmış ne de ölmüştür. Dirilmesi diye birşey zaten yoktur. Yazımda da tekrar dirilmeyen tek mistik tanrı demiştim. Orpheus, Attis, Dionysos, Osiris hep ölüp dirilirken Mithra böyle bir şey yaşamaz.

iddia5:"Mitra 'iyi çoban' diye çağrılmıştır"
İddia6:"'Gerçek yaşam, Mesih' diye çağrılmıştır"

Bu iddialar da diğerleri gibi. Anlaşılan yazıda ya bizim bilmediğimiz bir kaynağa cevap verilmiş yada yazının yazarı fantezi kurup, kendisine yapılmayan eleştiriler yaratmış.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 28-01-2008, 17:53
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Habilis, yukardaki iddiaların bazıları senin son yazında var galiba. Yazında 12 arkadaş ve iyi çoban diye çağrılma kısmını farkettim. "İyi çoban"ı bilmiyorum ama 12 arkadaş olayı kesinlikle doğru değil.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 28-01-2008, 18:21
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Bu arada Yahudi dinine Helenist etkiler bölümünü araştırırken ilginç bazı noktalarla karşılaştım. Bilindiği gibi Kuran'da ısrarla Tevrat ve İncil'in değiştirildiğinden bahsedilir. Ancak bu iddia ne müslümanlar tarafından ne de bunu kabul etmeyenler tarafından yeterince açıklanabilmiş değil. Şimdiye kadar benim eğilimim de Kuran'ın kendi dinini kabul ettirebilmek için diğerlerine bu şekilde yüklendiği idi. Gerçi Tevrat ve İncil'in değişmediğini hiçbir zaman kabul etmedim ama bu müslümanların anladığı biçimde bir değiştirme değildi.

Bu araştırmayı yaparken, Kuran'ın bu iddiasının Kutsal Kitap derlemelerinden çıkarılan ve kabul görmeyen bazı kitaplar olduğunu düşünmeye başladım. Özellikle son dönemde yazılmış olan apokrif metinler bu iddianın konusu olabilir. Ben yazımda I. Hanok ve IV. Ezra'dan bahsettim. Kaynak olarak Eliade'nin kitabını aldım.

http://www.hakikat.net/ekumenik_cikt...p_hakkinda.php

Yukardaki linkte birçok başka kitapdan daha bahsediliyor. I. Ezra, II. Ezra, III. Makabeliler ve Manessa'nın Duası vb. gibi. *Bilindiği gibi bu kitaplar şu anki 39 kitaplık Kitabı Mukaddes içinde yok. Linkini verdiğim ve 2003 yılında yapılmış çeviride Abdülhamit zamanında Osmanlıcaya çevrilmiş kanonik kitap baz alınmış. Eski Ahit'te 39 yerine 55 kitap yer alıyor.

Burdan şöyle bir sonuç çıkabilir mi? Muhammed'in ısrarla değindiği değişiklikler, çıkarılan bu kitaplarla ilgili olabilir. Bu kitaplarda ise tahmin ediyorum Kuran'ın çokça üzerinde durduğu kıyamet teması ağırlık taşıyor. I. Hanok ve IV. Ezra ile ilgili Eliade'nin verdiği bilgilerden bunu çıkarıyorum. *Aslında bu kitaplar Yahudilikten hıristiyanlığa evrim sürecini, hatta aynı zamanda yahudilikten islamiyete evrim sürecini anlamamızda önemli olabilir. Evrim teorisindeki geçiş formları gibi yani.

İlginç değil mi?..

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 28-01-2008, 18:40
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

sevgili sargon verdiğin linkleri dolaşırken bir yazıdaki bir cümle çok ilgimi çekti.
paylaşmak istedim. bu cümlede bana göre bir zihniyetin anatomisi yatıyor.
normalde cümlede bir acayiplik yok acayiplik ünlem işaretinde
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Hıristiyan kardeşlerimiz(!) yine din adına, iyilik adına değişmemiş/değişmez dedikleri Kutsal Kitaplarının gerekli gördükleri yerlerine düzeltmeler yapmaktalar.
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


bu devirde ,adam, kendine *benzemeyen inançları olan, *insan veya insanları ''düşman'' veya ona benzer bir gözle bakıyor. yaşasın ''hak din'' gerisi safsata ve yanlış ops:

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:09 .