İran Gizemleri (Mithraizm)
Helenistik dönemin din sentezleri içinde yer almasa da Mithraizmi hıristiyanlığı etkileyen sentezlerden biri olarak ele almak mümkün. Gerçi etkileşim tek taraflı değil, karşılıklı olmuştur, ancak hem hıristiyanlığın oluştuğu dönemin atmosferini etkileyen çok önemli bir din olduğu için hem de en azından 4. yüzyıla kadar hıristiyanlığın önemli bir rakibi olduğu için Mithraizmin büyük bir önemi vardır.
Mithraizm çok eski dönemlere dayanan bir dindir. *Medleri devirip ardından bilinen ilk devasa imparatorluğu kuran Ahamenidler (Persler) döneminde kraliyet tapımı çerçevesinde bu dine ait törenlerin yapıldığını biliyoruz. Adıyamana gidip Nemrut’a çıkanlar Kommagene kralının tanrı Mithra ile el sıkıştığı taş kabartmayı da mutlaka görmüşlerdir.
Ancak bizim için asıl önemli olan Pers Mithrası değil, Roma Mithra’sı. Plutarkos’a göre Kilikya korsanları arasında yaygındı. Kaynaklar bu dinin hıristiyanlığın asıl babası Pavlus’un da memleketi olan Tarsus’tan çıkıp bütün Roma diyarına yayıldığını yazıyor. Yunanların geleneksel düşmanları olan Perslere ait bu dine duyduğu tepkiye karşın Mitraizm bütün Anadolu ve Avrupa’da hızla yayılıp *4. yüzyılda dönemin en güçlü dinlerden biri olmayı başardı. Pers ve Roma Mithra’sında bazı farklılıklar olsa da temel yapı aynıydı.
Hıristiyan ritüelleriyle Roma Mithraizminin ritüelleri arasındaki benzerlik o kadar fazladır ki, birçok çalışmaya kaynaklık etmiştir. Ritüel benzerliklerine karşın hıristiyan mitolojisi ile önemli farklılıklar da vardır. Bunlara kısaca değinelim:
Mithra bir kayadan doğmuştur ve bu yüzden mağara Mithrazimde çok önemli bir yere sahiptir. Mithrazim’de aynı İsa’nın Beytüllahim mağarasında doğumu gibi bir izlekle karşılaşırız. El Biruni’ye göre, Parth kralları tahta çıkmadan bir gün önce mağaraya çekiliyor ve daha sonra uyrukları ona yeni doğmuş bir bebekmiş gibi daha doğrusu doğaüstü kökenli bir çocukmuş gibi yaklaşıyorlarmış.
Mithra dinindeki en önemli mitolojik bölüm, Mithra’nın boğayı öldürme bölümüdür. Mithra bir eliyle boğayı burun deliklerinden yakalar, diğer eliyle bıçağı saplar. Boğanın iliğinden ekmeği veren buğday ve kanından mistik dinlerin kutsal içkisi şarabı veren bağlar yeşerir. Erginlenme ritüeli benzeri Mithra törenlerinde kutsal ekmek ve şarap yenmesi, hıristiyan dininin savunucuları tarafından korkuyla ve şiddetle eleştirilmiştir. Bu rakip dinin ritüellerini kendi ritüellerinin şeytani bir taklidi olarak görüyorlardı. Üstelik Mithra dininde de meşhur “son yemek” benzeri bir şölen vardı. Mithra boğayı öldürdükten sonra şeytani bir şekilde “son yemek” yeniyordu.
Hıristiyanları kızdıran bir başka ritüel ise kendi vaftiz törenlerinin bir benzerinin Mithracılar tarafından yapılıyor olmasıydı. Erginlenme adayına törenin bir aşamasında bir taç uzatılır ve aday kendisine uzatılan tacı “kendisinin tek tacının” Mithra olduğunu söyleyerek reddederdi. Daha sonra alnı kızgın demirle dağlanır veya yanan bir meşaleyle arındırılırdı. Alnı kızgın demirle dağlama ilk hıristiyanların insanların alınlarına yada başlarına ellerini koyarak onlara kutsal ruh vermesine, yana meşaleyle arındırma ise buhur kullanılmasına benzer bir ritüeldi.
Hıristiyanlar açısından rahatsız edici bir başka benzerlik de yine her iki dinin tanrılarının 25 Aralık’ta doğmuş olmasıydı. Aslında bunlara rahip sınıfların ortak özellikleri, erginlenme aşamaları (Katolik kilisesinin Din ve Ahlak İlkeleri içinde Vaftiz sırrı, Güçlendirme sırrı, Efkaristiya sırrı, Günah Çıkarma sırrı, Hastalara Yağ Sürme sırrı, Ruhbanlık sırrı ve Evlilik sırrı olmak üzere yedi sır sayılıyor. Bazı farklılıklarla, benzer bir yapı birçok mistik dinde olduğu gibi Mitraizmde de vardı.), diğer İran dinlerinde de olan kıyamet ve ölülerin dirilişi gibi öğeleri de eklemek mümkün.
Hıristiyanlıkla farklı yanlarından da sözetmek gerekli. Mithraizm İran kökenli olmasına rağmen gerçek bir sentezdi. Din adamları, diğer doğu kökenli dinler gibi yabancı değil Romalı idiler ve törenlerde Latince kullanılıyordu. Bir başka önemli yanı ise bu dinin adeta bir asker dini olmasıydı. Zaten tanrısı bir tür asker kahramanıydı ve *kadınlara tamamen kapalıydı. Ernest Renan’ın "Eğer büyüme aşamasındaki Hıristiyanlığın yolu, herhangi bir ölümcül hastalık tarafından kesilseydi, dünya herhalde Mithracı olurdu" sözü dinin bir zamanlar ulaştığı gücü gösterse de kadınları dışta bırakması dolayısıyla, en azından bu haliyle, *hıristiyanlığın ulaştığı evrenselliğe ulaşması düşünülemezdi. Mithra’nın diğer mistik dinlerden en önemli farkı tanrısının ölme ve dirilme sürecini yaşamamış olmasıydı. Dionysos, Orpheus, Osiris, Attis vb. gibi ölüp yeniden dirilmiş olmasa da, bu, erginlenme ritüellerindeki ölüm ve yeniden doğum içeriğini değiştirmemiştir.
Mitraizm gizli ayinleri olmasına karşın dönem dönem Romalı imparatorlar tarafından resmen kabul edildi. Hatta tarihçi Lampridius, imparator Commodius’un bir adayı erginlerken yalnızca sembolik olarak yerine getirmesi gereken cinayeti gerçekten işleyerek dini kirletiğini yazar. Hıristiyanlıkla sürekli rekabet içinde olan din Konstantinus’un açıkça hıristiyanlıktan yan tavır almasıyla gücünü kaybetti, en son olarak da Gratianus'un 382’deki kararnamesiyle resmi desteğini tamamen kaybetti ve kovuşturmalara uğradı.
Kaynaklar:
http://www.hermetics.org/Mitra.html
http://www.tarihsayfam.com/tarihi-gi...un-esrari.html
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45714
http://www.aygazete.com/?21659
http://www.islamacevap.net/index.php...d=47&Itemid=66
http://sargon.blogcu.com/2212579/
http://sargon.blogcu.com/2212589/