
06-08-2009, 01:13
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
|
Evet çok güzel yazmış ve gerçekçi olarak açıklamışsınız.Ama aşağıya alıntıladığım düşünce temeli abartılı ve gerçeğe yakın değildir..
Alıntı evrensel;
|
Eger bir birey; bireysel olarak; herturlu toplumsal siginagin getirdigi soyut degerlerden, insansal-evrensel serbest dusunce uretebilirse, arinir ve toplumsal siginaga ihtiyac duymaz.
Iste, insanoglunun; once dogadan korunma ve siginma; sonrada toplumuna siginma psikolojisi ve onun her turlu soyut deger verisi; kisi bireysellesip, birey bilinci aldikca, zayiflayacak ve zamanla yok olacaktir.
|
Öncelikle insanlar bunlardan kurtulamaz,hatta farkında bile değillerdir.Sebebini ideolojik çatışanların çoğunluğuna bakarsanız görürsünüz.Herbiri kendi fikrinin doğru olduğunu ileri sürerek gerçek mutluluğun ve huzurun o ideolojiyle geleceğini savunurlar.Bu da bir şekilde sinerji, doğruyu saptamaya çalışmak ve devinim sağlamak açısından insanlığa gereklidir..Sonuçta dünyayı yapan insandır.Yani insan dünyayı; kişiliğini,kollektif bilinçaltını,anatomisinin elverişliliğini,kendine neyin faydalı olacağı düşüncelerini,duygularını,vicdanını,kinini ,kıskançlığını,iyi niyetini, v.s.,v.s.. tüm özelliklerini ortaya koyarak kurmuştur. Dünyaya bakınca insan düzenini görürsünüz.Bir bakıma onların kendince doğrularını...Bir de ortaya insanların bir şekilde yönetilmelerini,yasanmalarını,hukuklarını ve siyasetin kaçınılmazlığını koyarsanız kişilerin bu düşüncelerden ve bağlılıklardan kopmasının mümkün olmayacağını görürsünüz..Ama en fanatikler,daima bilinçaltlarında en çok varoluş sorununa sahip olanlardır..
Sevgiler
|

06-08-2009, 01:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger placebo;
Ana olarak iki turlu bakis acisi vardir. Birincisi, olani alir kabullenir ve onu oyle oldugunu ortaya koymaya calisir. Yani teslimiyettir.
Digeri olayi alir, tum resmiyle verir, sorununu ve cikis yolunu gosterir, ne kabullenir, ne karsi cikar; ona ihtiyac duyulmadigini ve onun isteneni vermedigini herturlu orneklerle ortaya koyar ve ondan kurtulusu ve alternatifi verir.
Yani bu Adir, cunku A budur.-teslimiyet ve bahane
Yani; bu Adir, ama A sorundur.-A yi sorunuyla birlikte ortaya koyma, A ya karsi dusundurtme.
Senin dusuncenin ne olduguna veya yazdigin yazidan; cumlelerle alt izahlara girmeyecegim.
Benim yaptigim; ikincilerdir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

06-08-2009, 14:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Milliyetin oluşumu, 1800 lü yılların, ekonomik ve siyasal gelişmelerine tekabul eder.
Toplumu birarada tutmak ve belirli bir hedefe yöneltmek için kullanılan ortaklık biçimidir. Ancak sınıflı toplumlarda her zaman olduğu gibi, ortak olan egemenler, pazar olan da emekçi halk tabakalarıdır.
Din de, aynı amaca yönelik bir değerler toplamıdır. Toplumları kontrol altına almak ve ortaklık duygusu uyandırmak için kullanılan toplumsal çimentodur. Tıpkı milliyet gibi.
En eski toplumsal çimento dindir. ilk sınıflı toplumun, kurulması ile dini liderler, toplumsal üretimden, büyük paylar almaya başlayarak, karşılığında, egemenlerin iktidarını sağlamlaştırma görevlerini yerine getirmişlerdir.
Emekçilere, özetle,bu dünyanın yalan olduğunu, çok çalışıp, efendilerine iyi hizmet etmeleri durumunda, ölüm sonrası sonsuz ödüllerle bu dünyada yaşayamadıkları güzellik ve nimetlerden faydalanacaklarını öğütler.
Milliyet, daha dünyevi bir erekle aynı amaca hizmet eder. Ortak yaşanılan topraklarda özgürce birikim yapılacak ve güvenli bir yaşam sürülecekti.
Ancak, Sözkonusu birikim ve güvenlik, tüm sınıflı toplumlarda olduğu gibi, egemenlere sonsuz olanaklar sağlarken, aynı milliyetten, üreten ve yaratan emekçilere, yokluk ve perişanlık düşecektir.
Ancak, en yoksul emekçi bile, milliyet olgusunun, kendisini koruyan ve bir gün mutlaka, varlıklı olacağı olanaklar sunan, bir ortaklık zanneder.
Bu yanılgı kocaman bir sömürü sistemini ayakta tutan en büyük sac ayağıdır.
Sonuç olarak, Din ve Milliyet, Halkları, egemenler lehine, kontrol altında tutmaya çalışan, toplumsal çimentolardır...
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

06-08-2009, 17:18
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Milliyetin oluşumu, 1800 lü yılların, ekonomik ve siyasal gelişmelerine tekabul eder.
demişsin....yani o tarihten önce milliyet kavramı yoktu değilmi....buna nasıl gülelim..  .Türk kendine türk demez rus kendine rus demez almanda almanlığını bilmez idi değilmi....
|

06-08-2009, 17:37
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger Ayata;
Kavim, soy, asiret v.s.; kisaca insanoglu kokenli; toprak butunlugu ile; halk, topluluk, cemaat ve millet; kisaca toplum kokenli toprak butunlugunu ve aralarindaki farki aciklayabilirmisiniz? Kadin milleti, sofor milleti, v.s. temelli bir temele yonelik milleti aciklayabilirmisiniz?
Hun, milleti, gokturk milleti, selcuk milleti, osmanli milleti varmiydi?, yoksa neden yoktu? Ayrica; millet kavramini kullanirken; cografi toprak butunlugumu, yoksa o cografya uzerinde yasayan toplum mu, on plandadir? ve Neden?
Devlete adini veren toprak parcasimidir, yoksa uzerinde yasayan insanoglu toplulugumu? Vatan terimi, toprak butunlugune mi yoneliktir?, yoksa topluluk butunlugune mi? Osmanlinin vatani, devleti vardi da, neden milleti yoktu? Milleti olmayan, bir devletin, vatanin, toprak butunlugunun milliyeti olabilirmi? Bir osmanli milliyetinden soz edebilirmiyiz?, edemezsek, neden?
Bu sorulara cevap verirseniz, verdiginiz cevap temelinde; yeni sorular gelecektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

06-08-2009, 18:13
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
AYATA´isimli üyeden Alıntı
Milliyetin oluşumu, 1800 lü yılların, ekonomik ve siyasal gelişmelerine tekabul eder.
demişsin....yani o tarihten önce milliyet kavramı yoktu değilmi....buna nasıl gülelim..  .Türk kendine türk demez rus kendine rus demez almanda almanlığını bilmez idi değilmi.... 
|
İstediğin şekilde gülebilirsin
Tartıştığımız, siyasal anlamda milliyet ve din olgusu düşünüldüğün de anlaşılıyor. Ama eksik anlatmışım. daha açık anlatmalıydım.
Kültürel anlamda, milliyetler elbette vardı. ancak siyasal anlamda bir misyonu yoktu. Bunu eksik yazmışım. Haklısın...
Diğer söylediklerime itirazın yok sanırım...
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Konu saroz tarafından (06-08-2009 Saat 18:20 ) değiştirilmiştir.
|

30-08-2009, 04:15
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Jun 2009
Mesajlar: 65
|
|
yazıyı yazmaya başlamıştım ama
Aksi; tarafin bir ucundan yazmak olur ki; bu da bir ideolojik inancsal dogrulardan biri olur. Ornek; fasizm, kemalizm, ulusalcilik ve de milli demokrasinin cesitli anlayislari.
yukarıdaki bölümü gördükten sonra vazgeçtim.....
ben kemalist aynı zamanda bilimsel sosyalist bir ideolojiye sahip olduğum için nötr ve tarafsız şekilde yazmam olanaksızdır.
eğer düşünüyorsam zaten tarafımdır.
Basit ama yararlı bir tahlil yapabileceğime inanıyorum...
Sağ Kesim(Dinci ve Irkçı ideolojiler):Kesinlikle milliyetçiliği savunurlar.Ne kadar dincilerin bir kısmı bunu arka plana itsede yinede faaliyetlerinde bunu sezebiliriz.Milliyetçilik kavramı Türk-İslam sentezi üzerinedir ve ırki bir yapıya sahiptir.Kendilerinin en üstün ırk olduğunu savunurlar.Bilimsel hiçbir dayanağı yoktur.(üstün olma özelliğinin)
Sosyal Demokratlar(sosyal demokratlar kemalist değillerdir.Ayrıca belirtmek istedim.):Milliyetçiliği ulusal boyutta ele alırlar.Irki yanları çok zayıftır.Hatta yoktur bile diyebiliriz.Ülke sınırları üzerinde içerisinde yaşayan tüm etnik unsurları aynı ulusun parçası olarak görürler.Sağ kesime göre daha ılımlılardır.
Bilimsel Sosyalistler:Köklerini bulunduğu coğrafyanın devrim tarihinden alırlar.Bu yüzden kemalizmi reddetmezler.Daha ileriye taşımak isterler.Bu yüzden kemalist miliyetçiliği de silip atmazlar.Amaçları tamamen sosyalizmdir.Ama biraz sonra bahsedeceğimiz sol gibi değil...
Irkçı sosyalistler veya sahte sol: Kendi devrim tarihinden köklerin almayan dünyadaki diğer ülkelerinin devrim yöntemlerine özenen bir yapıya sahiptir.(che vs [yanlış anlaşılmasın kendisi büyük devrimcidir])Kemalizmi neredeyse tamamen reddederler.Kemalist milliyetçilik ile ırki milliyetçiliği sürekli aynı kefeye koymaya uğraşırlar(evrensel insana teşekkürler en azından aynı kefeye koymamış).İsimleri lazım değil Türkiyedeki bir çok parti bu gruba girer.Özellikle Kürt milliyetçiliği üzerine olanları çoğunluktadır ki Kürt diye bir millet bilimsel anlamda yoktur.Irkçı olmadıklarını savunurlar ama sürekli Kürt ajitasyonu yaparlar.Bu ülkenin etnik kapsamda bir sorunu olduğunu savunurlar ve sorunun tüm ülkede olduğunu göremezler.sorunda çok basittir.SÖMÜRÜ(emperyalizm).Ama onlara soracak olursanız kesinlikle anti emperyalisttirler kendileri.Adlarında komünist,özgürlük,halk gibi kelimeler geçer...Ama bu partilerin ideolojileri ile kürt milliyetçiliği(hatta bazı durumlarda kürt faşizmi) birbiriyle her anlamda çelişmektedir.
Benimde istediğim sınıfısız bir toplumun oluşması ama bu çok kısa sürede oluşacak bir olgu değil.Çünkü insan doğası kolay kolay değişmiyor...
Eğer bu ülkede bir devrim olacaksa bu millet yapacaktır.Adı ne olursa olsun Türk Milleti yada Türkiye Milleti ve millet kavramını bu kadar gerici görmeyelim.Milliyetçilik kavramını düşünsel anlamda ortaya çıkaran olayın adı fransız devrimidir ve dünyadaki düşünsel akımların ortaya çıkışları ve pratikte uygulanabilirlikleri zaman alacak bir durumdur.
yazı biraz karışık oldu kusura bakmayın sabahın 4 ünde anca bu kadar çıktı.
Önemli not:etnik kökeni kürt olan kardeşlerim beni umarım yanlış anlamazlar.....
Düşünüyorum Öyleyse Vurun!
|

30-08-2009, 04:44
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger nekadarcahilim;
eğer düşünüyorsam zaten tarafımdır.-nekadarcahilim-
Benim tarafim; bir serbest dusunur olarak, bireyin;insansal/evrensel/kavramsal tarafidir. Yaratilissal/inancsal/ideolojik tarafa ve insandisi insanlikdisi, ve ayrimci/dogrusal dogal dusunce tarafina karsi olarak.
Benim disaridan bakis acim ve notr algim; iste bu yaratilissal/inancsal/ideolojik ayrimci ve insandisi, insanlik disi kulvarda sectikleri, sabitledikleri ve deger olarak sahiplendikleri dogrularina.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Konu evrensel-insan tarafından (30-08-2009 Saat 04:55 ) değiştirilmiştir.
|

28-11-2009, 00:06
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger arkadaslar;
Guncelleme.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:52 .
|