Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 15-11-2009, 13:42
mitch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mitch mitch isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
Standart

saroz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Türk İslam sentezcileirinin yanıtlarını bekliyorum...
Bu konu Türk İslam Sentezcileri'ni neden ilgilendirsinki?

Onlar zaten Müslüman olmamış bu topluluğu Türk'lükten dışarda da görebilirler.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 15-11-2009, 13:49
mitch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mitch mitch isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
Standart

Jolly Joker´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kimi kitaplara inanmayanlar, nasıl oluyorda başka kitaplardan iddaa sunabiliyorlar..
Bir doğruyu kabul etmek gerekemezmi, o doğrudan yola çıkabilmek için?
Psikolojiyi ben mi yanlış öğrenmişim?
Mantık, iki kadehle ıslanmaya ihtiyaç duyuyor.

Neyse dağılmadan;

Yahudilerin büyük bir çoğunluğunun kökeni Hazar Türklerine dayanıyorsa, Avrupalı Yahudiler, Türk soyundan geliyorsa, Bizim Adolf Hitlere ne demeli? Yani Hitler kafkasyadan geldikleri iddaa edileni farklı bir ırkı mı yok etmeye çalıştı?
Evet bu da bir çelişki gibi görünüyor!

Tarihçi ve gazeteci Dr. Alfred M. Lilienthal, Hazarlar'ın bu günkü Finliler olduğunu söylemesi de bu iddianın gerçekliğini sarsıyor . Çünkü; Finliler yahudi değildir.

Perhaps the most significant mass conversion to the Judaic faith occurred in Europe, in the 8th century A.D., and that story of the Khazars (Turko-Finnish people) is quite pertinent to the establishment of the modern State of 'Israel'. This partly nomadic people, probably related to the Volga Bulgars, first appeared in Trans-Caucasia in the second century. They settled in what is now Southern Russia, between the Volga and the Don, and then spread to the shores of the Black, Caspian and Azov seas. The Kingdom of Khazaria, ruled by a khagan or khakan fell to Attila the Hun in 448, and to the Muslims in 737. In between, the Khazars ruled over part of the Bulgarians, conquered the Crimea, and stretched their kingdom over the Caucasus farther to the northwest to include Kiev, and eastwards to Derbend. Annual tributes were levied on the Russian Slavonians of Kiev. The city of Kiev was probably built by the Khazars. There were Jews in the city and the surrounding area before the Russian Empire was founded by the Varangians whom the Scandinavian warriors sometimes called the Russ or Ross (circa 855-863).
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 15-11-2009, 14:14
mitch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mitch mitch isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
Standart

Musevilik’i kabul eden tek Türk kavmi Hazarlar’dır. Bunu söylerken tabii ki Musevilik’in çok büyük bir olasılıkla siyasal amaçlarla kullanılmak için benimsendiğini belirtmeden geçemeyeceğiz. Zaten saray yöneticileri tarafından kabul edilen bu yeni din halkı hiç bağlamadı. Onlar yine eski şaman geleneklerini sürdürerek yaşamaya devam etti.


“Bir uygarlık cilasına sahip olanların tümü tarafından sadece resmi din terk edildi. Ama bu, -Müslümanlığı kabul etmeden önce- her zaman yeni dinlere sürüklenmiş olan Türkler’e özgü bir özellik değildi. Bununla birlikte yaptıkları seçim yine de şaşırtıcıydı: Musevilik’i kabul ettiler. Uzun süre, anlamı apaçık bazı Arapça metinler umursanmayarak, Hazarlar, Musevi bir halk yapılmak istendi: ‘The History of The Jexish Khazars’, Batılılar’dan, onların tarihini yazmış başlıca kişi olan Dunlop’un kitabının adı budur. Ama anlaşılan bu dini sadece yönetici sınıf kabul etmiştir ve bu olayın tarihi de tartışmalıdır. İbrani kaynakları, söz konusu olayın tarihini 8. yüzyılın ilk on yıllarına kadar geri ***ürmek eğilimindedir. Öte yandan, büyük tarihçi Mesudi (öl.956-957) ise söz konusu olayın Halife Harun-ür Reşid devrinde cereyan etmiş olması gerektiğini öne sürmektedir ki bu daha akla yakın görünmektedir. IX. yüzyılın ortasında Hıristiyanlığı kabul ettirmek için Hazarlar’a, Bizanslılar tarafından Aziz Kiril gönderilmiş olduğuna göre (851-863), anlaşılan, tüm dini inançları ***ürenlerin önünde büyük olanaklar vardı. Aziz Kiril, Türkler’in din adamlarına gösterdikleri tüm saygıyla karşılandı ve hükümdarın masasında bazı hahamlarla ilahiyat tartışmaları yapmak olanağını buldu. Bu duruma layık olduğu önemi vermek gerekir; çünkü böyle bir olayla ilk olarak karşılaşıyoruz. Ama bu olay, hiç de çeşitli din inançları arasındaki kendiliğinden yad da düzenlenmiş tartışmaların bir ilk ve en yetkin örneği değildir ve tarihte bu konuda daha birçok örnek bulunabilir. Hazar ülkesinin genel ya da özellikle şu ya da bu dönemdeki dini statüsünün ne olduğunu ve orada Yahudi dininin gördüğü ilginin derecesini bilmek olanağı yoktur. İmparator Romanos I Lekapenos’un (919-944) Yahudiler’e zulmetmesi, birçok Yahudi’nin Hazar ülkesine sığınmasına yol açtı. Bunun, orada önceden bulunan Yahudi topluluğunun gücünü artırmış olması gerekir. Ama Sicilya’da yaşamış coğrafyacı İdrisi’nin (ölümü 1166) de belirttiği gibi, çok hoşgörülü olan ve anlaşılan herkesin düşüncelerini büyük bir özgürlükle açıkladığı Hazar toplumunda, ister Musevilik, ister başka bir din olsun, hiçbir zaman bir devlet dini olarak görülmemiştir. İbn-i Rüşd’e göre (10.yy.) Hazar hükümdarı Musevi idi ama halkı öbür Türkler’in dinine inanmayı sürdürüyordu ve zaten büyük olasılıkla, halk yığınları Şamanizmi hiçbir zaman unutmamışlardı. Mesudi’ye göre Musevilik baskın dindi ve yedi yargıç vardı; iki Müslümanlar, iki Hıristiyanlar, iki Yahudiler için ve bir tane de Hıristiyan olmayan Ruslar, Slavlar ve diğerleri için. Böylece kendini ortaya koymuş olan üç din arasındaki eşitlik, biçimsel ya da formalite gereği mi, yoksa bu dinleri benimseyenlerin sayılarının eşit olmasının sonucu muydu, bilinmiyor. Bu arada, Müslümanlığın rakibi öbür iki büyük dine oranla, özellikle 9.yüzyılda büyük bir gelişme göstermiş olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin Müslümanlığı, kuşkusuz taktik gereği kabul etmiş bir kağandan söz edilmektedir. Böyle bir bağlamda ise, bir çeşit dini kayıtsızlık ya da daha çok, duygular gevşek olmadığı için, bir çeşit Bağdaştırmacılık (Senkretizm) gelişmiş olmalıdır. Zaten bununla ilgili olarak, Dağıstan’da bir Hazar hükümdarının aynı anda üç büyük dinin birden propagandasını yaptığı anlatılır. Sadece Araplar’ın seferleri, karışıklığa, hatta bazan bu seferler sırasındaki davranışlarına tepki olarak bir caminin ateşe verilmesine ya da bazı başka şiddet gösterilerine yol açıyordu. Türkçe konuşan ve sayıları yirmi bin kadar olan özellikle Polonya ve Kırım’a yerleşmiş, bugün ise aralardan göç etmiş Karaimler ya da Karaitler’in, Hazarlar’ın soyundan geldikleri genellikle kabul edilmez. Dolayısıyla, demek ki Batı Türk dünyasının Musevilikle bazı başka ilişkileri de olmuş ve Museviliği benimsemeye pek elverişli görünmüş olması olanaksız değildir.”
J. P. Roux, Türkler’in Tarihi, S.82-83




“Hazar Kağanlığı’nın önemli bir özelliği, kağanlıkta tam bir din hoşgörüsünün hüküm sürmesiydi. Hazar Halkı’nın büyük kısmı şamanlığa mensup olup, eski Türk dinini devam ettirmişlerdi. Fakat üst tabaka, kağan, beyler ve saray erkanı Yahudi dinindeydiler. İslamiyet de yaygındı. Bilhassa tüccar zümresinin Müslüman olduğu bilinir. Hıristiyanlar da az değildi. Hazar kağanlığı’nın tarihinde Hazar üst tabakası, yani kağan ve etrafındakilerin Yahudiliği kabul etmiş olması dikkat çekicidir. Hazarlar’ın üst tabakasanının Museviliği kabul ederken, siyasi düşünceyle hareket temiş olmaları akla çok yakındır. Komşuları olan Bizans’ın Hıristiyanlığı ve diğer büyük komşusu Abbasiler’in Müslümanlığı karşısında, Hazar beylerinin, büyük dinlerden üçüncüsü olan Museviliği benimsemekle, Bizans ve Abbasiler’in siyasi nüfuzlarından uzak kalacaklarını düşünmüş olmaları mümkündür. Aynı Hazarlar gibi, Bulgarlar da komşusu Ruslar’ın nüfuzundan uzak kalıp, bağımsız yaşamak için, Müslümanlığı kendiliğinden siyasi amaç gereği kabul etmişlerdir. Abbasiler nasıl olsa uzaktı… Ama bunun sonu… Tatarlar (Yazar Bulgarlar demek istiyor.), Hıristiyanlığa karşı bir dinde oldukları için Korkunç İvan tarafından acımasız bir şekilde cezalandırılacaktır. … Hazar Devleti’nde yaşatılan inançların farklılığı kadar, bu devlette yaşayan insanların mensup olduğu boylar da farklıydı.: Uygur, Hazar, Bulgar, Peçenekler. İstanbul’u kuşatan Arap ordusuna karşı Bizans, Hazarlar’dan yardım istemiştir (718). Bizans’ın yardımına koşan Hazarlar, Araplar’ın hıncını üzerine çekmişti. Arap-Hazar düşmanlığı hiç eksilmemiştir. Hıristiyan Bizans’la Müslüman Araplar’ın Museviler’e karşı yaptıklarını, Hazar hanları karşılıksız bırakmamış, bir ara, İtil’deki camiin minaresini yıktırarak müezzinini öldürtmüştür. Seyid İbn Emir el-Haraşi, Maslama ve Mervan bin Muhammed adlı Arap komutanlarının başında bulunduğu Arap ordusu, 8.yüzyılın başlarında Hazarlar’a karşı bütün şiddetiyle saldırıya geçer. Hazar kağanını Müslümanlığa zorlar. Fakat, Arap yayılmacılığına, hilesine, zalimliğine karşı direnen Hazarlar, İslam’ı kabul etmemekle beraber, Doğu Avrupa’yı bu Arap vahşetinden korumuştur. … Hıristiyan Bizans’ın Hıristiyan Rus ile birleşip, güvenilir müttefiki olan Musevi Hazarlar’a saldırmasının din farkından kaynaklandığı şüphesizdir. Çoğu zaman inanç sorunu, çıkar kaygılarını unutturabilir. Çünkü inanç farkı, insanlar ve toplumlar arasındaki barışmaz en derin düşmanlığı doğuran tek amildir. Dinler veya dine benzer değişmez inançlar, insanlığı her zaman kavgalara, huzursuzluklara sürüklemiştir.”
İklil Kurban, Yaşlı tarihin Yankısı, S.41-42

Tüm bu yazılanlara bakarsak; Dünya Yahudiliğinin büyük çoğunluğu Sami kökenli değil, Hazar-TÜRK kökenlidir demek biraz yanlış olmaz mı?
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 15-11-2009, 17:27
bilge34 bilge34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Jul 2009
Mesajlar: 54
Standart

Hazarlar resmen museviliği kabul etmekle birlikte müslüman olan Hazarlar da azımsanmıyacak orandaydı. Önemli bir nokta Hazarların bugünkü torunları olan Karaylar-Karaimler Tevrat'a inanmakla birlikte Talmutu kabul etmezler, diğer çok önemli bir nokta ayrıca Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in de peygamberliğine inanırlar. Ama onlar Hz. Musa'nın şeriatına göre amel ederler. Mısır'dan çıkış'ta İbranilerin arasında başka Mısırlı olmayan halklar da vardı. Yani İbraniler başlangıçtan beri genetik ve etnik olarak homojen değillerdi. Türdeş bir ibrani yahudi topluluğu yoktur. Farklı etnikliklerin bir karışımıdır. Ancak, Semitik kültürün bir türevi olan ibrani-yahudi kültürü bir gerçekliktir. Yahudiler ve Araplar bu anlamda akrabadır. Türkler ise, Musevi Karaylarla kültürel olarak dil ve töre itibariyle akrabadır. Dünya Yahudi toplumunun büyük çoğunluğunun Türklerden oluştuğu doğru değildir. Kaldı ki, yahudileşen biri artık Türk olmaktan çıkmış Yahudi olmuştur. Irki köken aramak sağlıklı bir davranış değildir. Tüm dünyaya yayılan Yahudilerin ve hatta Türklerin genetik olarak homojen olmaları mümkün değildir. Ancak, Karaylar, müslümanlığa en yakın olan bir topluluktur. Türk İslam sentezcileri yahut Müslüman Türkler, hiçbir dini ve ırki ayrımcılık yapmaksızın bu musevi akrabalarını içten kucaklar, kendilerinden kabul ederler. Bir insanın kız veya erkek kardeşi Hristiyan ya da Musevi olabilir. Ama bu akrabalık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Müslümanlar bütün ehl-i kitabı diğer dinlere göre, kendilerine daha yakın kabul ederler. Olmayan problemler üretmeye çalışmak da kimseye bir şey kazandırmaz. Fitnenin sonu hüsrandır.

Allah'ın kudreti ve ilmi çok yücedir !
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 15-11-2009, 19:10
mitch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mitch mitch isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
Standart

bilge34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hazarlar resmen museviliği kabul etmekle birlikte müslüman olan Hazarlar da azımsanmıyacak orandaydı. Önemli bir nokta Hazarların bugünkü torunları olan Karaylar-Karaimler Tevrat'a inanmakla birlikte Talmutu kabul etmezler, diğer çok önemli bir nokta ayrıca Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in de peygamberliğine inanırlar. Ama onlar Hz. Musa'nın şeriatına göre amel ederler. Mısır'dan çıkış'ta İbranilerin arasında başka Mısırlı olmayan halklar da vardı. Yani İbraniler başlangıçtan beri genetik ve etnik olarak homojen değillerdi. Türdeş bir ibrani yahudi topluluğu yoktur. Farklı etnikliklerin bir karışımıdır. Ancak, Semitik kültürün bir türevi olan ibrani-yahudi kültürü bir gerçekliktir. Yahudiler ve Araplar bu anlamda akrabadır. Türkler ise, Musevi Karaylarla kültürel olarak dil ve töre itibariyle akrabadır. Dünya Yahudi toplumunun büyük çoğunluğunun Türklerden oluştuğu doğru değildir. Kaldı ki, yahudileşen biri artık Türk olmaktan çıkmış Yahudi olmuştur. Irki köken aramak sağlıklı bir davranış değildir. Tüm dünyaya yayılan Yahudilerin ve hatta Türklerin genetik olarak homojen olmaları mümkün değildir. Ancak, Karaylar, müslümanlığa en yakın olan bir topluluktur. Türk İslam sentezcileri yahut Müslüman Türkler, hiçbir dini ve ırki ayrımcılık yapmaksızın bu musevi akrabalarını içten kucaklar, kendilerinden kabul ederler. Bir insanın kız veya erkek kardeşi Hristiyan ya da Musevi olabilir. Ama bu akrabalık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Müslümanlar bütün ehl-i kitabı diğer dinlere göre, kendilerine daha yakın kabul ederler. Olmayan problemler üretmeye çalışmak da kimseye bir şey kazandırmaz. Fitnenin sonu hüsrandır.

Allah'ın kudreti ve ilmi çok yücedir !
Konuyla Fitne'nin alakasını kuramadım? Ne demek istediğinizi açıklarmısınız?
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 15-11-2009, 23:40
bilge34 bilge34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Jul 2009
Mesajlar: 54
Standart

Eğer, bir konu iyiniyetli ve gerçekliğine inanılarak savunuluyorsa, herhangi bir problem yok demektir Ama, kasıtlı olarak gerçekliği olmayan şeyleri ortaya atıp kafa karışıklığına yol açmak amaçlanıyorsa bu fitnedir, hüsran ise, gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmasıdır. İnsanların inanç ve dünya görüşleri ne olursa olsun bu tür şeylere tevessül etmemeleri gerekir. Niyetini açıkça beyan etmeden kimsenin gerçek niyeti hakkında hüküm verilemez, ama eğer bir artniyetlilik söz konusu ise, bunun sonu hüsran olur.

Allah'ın ilmi sonsuzdur !
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 16-11-2009, 00:54
mitch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mitch mitch isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
Standart

bilge34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer, bir konu iyiniyetli ve gerçekliğine inanılarak savunuluyorsa, herhangi bir problem yok demektir Ama, kasıtlı olarak gerçekliği olmayan şeyleri ortaya atıp kafa karışıklığına yol açmak amaçlanıyorsa bu fitnedir, hüsran ise, gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmasıdır. İnsanların inanç ve dünya görüşleri ne olursa olsun bu tür şeylere tevessül etmemeleri gerekir. Niyetini açıkça beyan etmeden kimsenin gerçek niyeti hakkında hüküm verilemez, ama eğer bir artniyetlilik söz konusu ise, bunun sonu hüsran olur.

Allah'ın ilmi sonsuzdur !
Burada art niyet kullanan kim anlamadım şunu açıkça belirtirseniz iyi olur. Suçladığınız kişi kim ve neyle suçluyorsunuz onu da anlamadım?

Sizin deyiminizle konunun doğruluğuna önem vermek yerine çıkarlarımız doğrultusunda mı anlayalım, anlatmaya çalışalım, veya herkese gerçeklerin yerine istediklerimizi mi dayatalım?

Ayrıca henüz kendi görüşlerimizi de tam anlamıyla açıklamış değiliz. bunları neye dayanarak söylüyorsunuz? Konuyu bizzat yaşamamış kişiler olarak bizlerin ancak eldeki verilere göre fikir yürütmemiz çok normal değil mi?
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 16-11-2009, 22:24
Ovidius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ovidius Ovidius isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2009
Mesajlar: 660
Standart

şunuda belirtmek gerekir ki tarih sahnesinde hazarlar,peçenekler,oğuzlar,karluklar,sabarlar,sel çuklular derken şu andaki TÜRKİYE gibi düşünemeyiz.türkler göktürk devleti haricinde tüm kurdukları devletlerde nufus bakımından az ama egemen konumda olmuşlardır.yani hazarlar derken hazarların nufusunun büyük çoğunluğu hazar türkü değildir.hazarların adalet sisteminde bulunan 7 hakimden 2 hıristiyan 2 yahudi 2 müslüman ve 1 pagan hakimin olması bunun en açık örneklerinden biridir.türkler tarih boyunca tüm dinlere yakın durmuşlar ve her dinede meyletmişlerdir.buna selçuklu ve osmanlılarda dahildir.
hazar devleti ticaret yolu üzerinde olması dolayısıyla güçlü bir devlet hali almış ve bizans devletinin baskılarından kaçan yahudiler kitleler halinde hazar devletine sığınmıştır.
tesadüfe bakın ki osmalı da benzer şekilde yahudilere kucak açmıştır.
esasında ekonomik bir seçimdir bu.hazarlar gibi osmanlılarda yahudileri,ticaret erbabı ve sanatkar oldukları için kabul etmiştir.
çünki her daim yurtsuz olan yahudiler emlaktan ziyade taşınabilir servet peşinde koşarak dünyanın en zengin insanları olmayı yüzlerce yıldır başarmaktadırlar.
son olarak şunu söylemek istiyorum bulgarlar ve macarlarda türk soyundandır herkesin bildiği üzere iskandinav ülkelerindede tonlarca türk vardır.
türkü kalıbı,tarifi,yurdu,dini şudur diyemeyiz.
dünyada tarif edilemeyecek bir millet varsa o da türklerdir.
her milletin içinde biraz vardır desem inanın atmış olmam.
son kısım biraz milliyetçi hareket mi oldu ne?
saygılar.

''Havva anan dünkü çocuk.ANADOLUYUM ben.
A.Arif
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 17-11-2009, 02:16
mitch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mitch mitch isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2007
Mesajlar: 242
Standart

Tümüyle haklısınız sayın canip atay; bunun milliyetçilikle de bir ilgisi yok. Çünkü; millet olarak nüfus yoğun bir toplum olmamızdan kaynaklanıyor. Diğer taraftan kurdukları devletlerde nufus bakımından az ama egemen konumda olmalarının nedeni ise; onları kendi aralarında çoğalmaları her zaman yeni yurtlar aramaya itmiş olmalarındandır...

Kurdukları devletler ise yine kendileri tarafından yıkılmıştır. Yani devlet içindeki azınlıkların fazla bir rolü olmamasının nedeni; her zaman geride kalan diğer akraba Kaan'lıkların veya Hanlıkların istenildiğinde yardıma hazır beklemelerinden kaynaklanmış olabilir. Bu nedenle onlara zarar verbilen yine kendileri olmuştur.

Ancak; Çin'liler ve Rus'larla da büyük savaşlar yapmışlardır...

Olayı çok güzel özetlediğiniz için teşekkürler. Bunlar aynı zamanda benim görüşlerimi de yansıtıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 18-11-2009, 03:33
bilge34 bilge34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Jul 2009
Mesajlar: 54
Standart

Kusura bakmayın, kimseyi itham etmek istemiyorum, ama bir an farklı algılandım. İnsanlık tarihi boyunca sayısız göçler olmuştur. Kavinler birbirine karışmıştır. Türklük bir ırk değil kültürel bir olgudur.

Allah rahman ve rahimdir !
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Neden Tek Tanrılı Dinlerin Hepsi Ortadogu Kökenli? dolfen İslam 30 18-09-2017 15:29
en büyük ego MUHAMMED commandante İslam 6 26-05-2016 10:43
En büyük tehlike... AYATA Konu-dışı 1 19-10-2012 22:25
Hazar Türkleri ve Yahudi'lik frodo Tarih 18 14-05-2009 15:35

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:51 .