Rüyalar aslında insanlık kadar eskidir ama bir o kadar da insan oğlu rüyalarına önem vermemiştir.
Sonradan hayatına giren sayılar, takvimler, saatler veya zaman gibi kavramlaraysa insanoğlu daha çok önem vermiştir.
Oysa bu kavramlar insanoğlunun kendi icadıdır, insan eliyle düşüncesiyle oluşturulmuştur.
Neyse bu konulara sonraya bırakayım, bu konuda müstakil bir konu açmak isterim şimdilik konu açma yetkim yok görünüyor.
Rüyalara gelince rüyalar kademelidir, farklıdır aslında halkın gördüğü ile bir devlet başkanın gördüğü rüyaların yorumu aynı olmaz.
Biri sadece gören kişiyi ilgilendirirken (bireysel), diğeride tüm toplumu (toplumsal) ilgilendirir.
Ama dediğim gibi halk nazarında veya ilmi nazarda rüya boş işlerden sayılmıştır.
İbn-i Arabi veya Tao'cu Lao-Tzu ve Çuang Tzu gibiler rüyalara büyük önem vermişlerdir.
*
İBN ARABî'NİN FUSÛS'UNDAKİ ANAHTAR-KAVRAMLAR
*
TAO-CULUK'DAKİ ANAHTAR-KAVRAMLAR
Zira bu hayatın bizatihi kendisi Büyük rüyadır onlara göre, uykuda görülen ise küçük rüyadır.
|
Ben, Çuang Çou (yâni gerçek ismiyle Çuang-Tzû) , günlerden bir gün rüyâmda bir kelebek olduğumu gördüm.
Çevrede rahatça ve keyfimce dolaşırken gerçekten de bir kelebek idim.
Mutluluk ve neşe içinde, (asla) Çou olduğumun bilincinde değildim.
Birden uyanıverdim.
Heyhât ki ben, meğer, Çou imişim!
Acaba rüyâsında kelebek olduğunu gören Çou muydu?
Yoksa kelebek mi rüyâsında Çou olduğunu gördü?
|