Durak´isimli üyeden Alıntı
Evet DMT, taklanın ta kendisidir. Zaman kavramı yok olur. Yine DMT 3.göz ile alakalıdır. Çünkü beyinde bulunan epifiz bezi tarafından kontrol ediliyor. Beyinde Melatonin ile birleşince trans halini yaratır. Buraya dikkat etmeni istiyorum vücutta doğal olarak sentezleniyor. Özellikle insan doğduğunda ve öldüğünde DMT patlama yapar. Ölüm sarhoşluğu dedikleri şey budur. DMT, açlık ile, düzenli uyku ile ve karanlıkta kalınca bir süre sonra doğal olarak patlama yapar. Bu durum bana riyazeti hatırlattı. Sonuçta epifiz bezi tüm dinlerin ortak noktalarından. Çünkü salgılandığı doza göre genelde birlik hissedilir. Kullananlar öldüğünü, cehenneme gidip yandığını, cennete gittiğini, tanrı ile konuștuğunu söyler.DMT'nin madde olması, mistik bir olay olmadığını kanıtlamaz. Çakralar ile alakalı yoksa mdde-mana birbirlerinden ayrı olarak düşünülemez. Yanında birinin kesinlike olması gerekiyor. Mesela bilge samanlar bu yöntem ile karşısındakine de DMT içirip, bilinçaltındaki sorunları çözüyormuş. Bu da doğal sentezin avantajlarındandır. Söylediklerinden canabisi duydum fakat denemedim. O durumda tabiki o seni yönetecek. Onu kontrol altına alabilir misin?
|
önce taksonomisini yapalım bu işin, çünkü daha sonra bu taksonomiye atıf yapacağız.
uyuşturucular başlığı
kabaca uyuşturucular ve uyarıcılar olarak ikiye ayrılır.
daha detaylı taksonomlar da vardır.
ben dmt kullanmadım, cesaret edemedim.
ancak uyuşturucu ve uyarıcı diğer tüm maddeleri neredeyse denedim.
(canabis bana göre uyuşturucu yada uyarıcı değildir, çünkü canabis sativa uyarıcı benzeri, canabis indica uyuşturucu benzeri etkiler gösterirse de bu taksonomiye girebilmesi için gerçekten de çok fazla tüketilmesi gerekir ki bunu niceliğin niteliğe dönüşmesi diye tarif edip geçelim.)
tüm narkotik maddelerin temel özelliği algı ile ilgili ürettiği yanılsamalarda yatar. yüksek dozda mushroom kullandım ve bu dozun dmt benzeri olduğunu ifade edenler var, ancak ben emin değilim.
algı nedir diye başlayalım.
algıda bir dış etken yani nesnel bir uyaran vardır.
bu uyarandan gelen uyarıyı beyne ileten mekanizmaları da kabaca geçersek sonuç; maddi bir uyaranın beyindeki nesnel süreçlere bağlı yansıması diye kaba bir tarif yapabiliriz.
bu durumda; dışardan bir uyarıcı olmadığı halde beyin algı üretirse ne olur.
işte sorunumuz burda başlıyor.
bunun adı halüsinasyondur.
bir çok narkotik halüsinojendir aynı zamanda.
beyinde bazı bölgelere elektrik sinyalleri verildiğinde kolunuzun yandığı sanrısı oluşabilir.
yada uyarıcı kullandığınızda, karanlık bir odada gözleriniz kapalıyken bile beyninizin içi ışıl ışıl bir imajla çalkalanabilir.
burda bir dış UYARAN yoktur.
sadece algı yanılsaması vardır.
işte adına mistik deneyim denen şey bundan ibarettir.
dünya üzerinde sentetik olarak üretilenler hariç yaklaşık 5000 çeşit algı yanılsaması üreten bitki var.
hatta müptezel bir köpeğin zehirli bir kurbağayı yalayıp kafayı bulduğu bi video izlemiştim.
insan bin yıllardır bu bitkileri doğal olarak zaten tüketip kafayı buluyor.
sizin tam da mistisizme delil olarak kavramaya çalıştığınız bu durum, benim açımdan tam tersi bir kavrayışı destekliyor.
ortada bir algı yok. çünkü algıya taban verecek bir dış uyaran yok.
algı yanılması var.
işin ilgiç tarafı bazı hastalıklar ya da semptomlar da yanılsamalar üretebiliyor.
yüksek ateş, frengi şizofreni mani vs.
ortada o ana kadar algı dışı kalan özgün bir varoluş biçiminin yada bir tür ilahın algılanması durumu yok.
standart algılarımıza eklenen yeni bir alıcı/algılayıcı (3.göz) falan da yok.
sadece yanılsama var.
mistisizm bu yanılsamadan daha fazlası değil.
o halde olan biten ne.
madde ve onun muhteşem nitelikleri.
uyaran, uyarılan,algı, yanılsama
hepsi de evrene ait süreçler ve kafayı halüsinojenlerle bulunca gördüğünüz küçük cüceler cinler falan değil.
sadece sanrılar.
dmt, bana hep şu 46 kromozom hikayesini çağrıştırır.
insanın 46 şempanzenin 48 kromozomu olması evrimi yanlışlayan bir argüman gibi sunulmuştu. tam tersi oldu, kaynaşan krozomun yeri bulundu ve bu defa evrimi doğrulayan bir argümana dönüştü.
new age bir eğilimle, halüsinojenler de mistisizme dayanak olarak sunulmaya çalışılınıyor.
çok açık bir gerçek inkar edilerek hem de.
bütün hikaye algının beynin bir fonksiyonu olduğunu ve dışardaki bir uyaranı işaret ettiğini,
ama bazı kimyasalların bu süreci yanılsamaya uğrattığını ve mistik deneyim diye sunulan şeyin işte bu yanılsamadan başka bişey olmadığını anlayabilmek için fazla çaba gerekmiyor.
bu arada DMT üzerine üretilen bi ton yalan ve şehir efsanesi de var.
birden fazla kişinin aynı halüsinasyonu yaşadığı ise bu efsanelerin en kasıtlı olanı.
alakasız not: bu arada onu kontrol altına alabilirmisin diye sorduğun şey canabisse evet, dmt ise bilemem, pek sanmıyorum. ama THC 15-20 arasına dayanmak övünmek gibi olmasın hayalgücünüzü aşabilir. bu arada, kullanıp pek sevemediğim (bad trip yüzünden) sativa yoğun amnesia adında bi canabis türü var. mushroom kadar olmasa da acemi bi kullanıcıyı herhalde bırakın beş vakiti teheccüd namazı bile kıldırır. canabis olmasına karşın halüsinojendir çünkü ve THC'si 15 veya biraz daha yukarısıdır.sizin mantığınızla tabi. yoksa benim mantığıma göre, tüm mistik deneyimlerin bu tür yanılsamalardan başka bişey olmadığına canabis dünyasından bir delildir.