ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Anadolu Aleviliği konusunda yukarıdaki özetten çıkardığım sonuç şu:
Sünni Safevi tarikatının Şii geleneği benimsemesinden önce Anadolu'ya gelen Somuncu Baba üzerinden bir Alevi kol var. Öğrencisi Hacı Bektaş-ı Veli'nin en tanınmış temsilcisi olduğu bu kol, Mevleviler gibi Sünni tasavvufun bir kolu.
İkinci kol ise Safevi tarikatının Şii geleneği benimsemesinden sonra Anadolu'ya gelen dailerin oluşturduğu Şiiliğe ve İran'a yakın olan kol.
Ve bu ikisi arasında geçiş bölgelerinden oluşan pek çok versiyon.
|
ozkanates
yanlış bilgi alıyor veya veriyorsun.. tarih böyle yazıldığı sürece balığıda kavağa tırmandırıyor*, işine nasıl gelirse. Sonra ne yapacasın ki, oturup işine geldiği gibi uydurduğuna inancaksın...
* Bülbüle emir lisan öğren vakvaktan, anlat resmi tarih anlat, balığın tırmandığı kavaktan.
Şah ismail yokken aleviler vardı. Sonra safevi devleti, bildiğiniz tarz Şii devleti de değildir, Farside değildir. Senin Anadoluda kurulan selçuklun gibi, o coğrafyada kurulu bir devlettir... Türklere İslam etkisi Yavuz dönemiyle ağır basar, Yavuz elinde topuz, zoraki bir toplum mühendisliğine bürünmüş, aslen Feodal dediğimiz köleci sistemin servet yiyicisi sarayın, tahtında oturmuş birisi.. Ötekide öte yanda tahtında oturur...
Bilhassa
Yavuz'a kadar Osmanlı toplumu ile Safevi toplumu arasında fark yoktur, lakin Osmanlıdaki BASKILANMIŞTIR! Aslen Arap etkisi düşüktür ve sünnilik henüz yeni serpilen bir inanç biçimidir ve bunda Yavuz'un Arabistanlardan, toplumsal simayı değiştirmek için göç ettirip, yurt tutturduğu Arap sünnilerle toplumsal dengeyi kendi yanına çekmeye çalışan ve giriştiği sosyal mühendisliğinde etkisi büyüktür.
Anadoluda, İran'a olan özlem senin üfürdüğün gerekçelerden kaynaklanmadı, Yavuz'un kılıç zoruya girdiği sünnileştirme faaliyetlerinin bir sonucu. Yavuz o döneme göre bugün bakarsa Hitlerden de bin beter bir faşisttir, o dönemin akvramıyla bakarsak iflah olmaz bir despottur.
Uzatmayacağım
Hiç bir meselenin temeli aslında inanç, mezhep çatışması değil, din bir afyondur kullanılır, mezheplerde tuzu, biberi.
Fatih Sultan Mehmet, model olarak batıyı almış birisi, Yavuz ise Mervan gibi olmanın, feodal, yani savaş ekonomisine dayalı(ganimet savaşları, git, saldır, baskın gel, yağmala, vergiye bağla, köle getir, padişahın ve bir avuç saray eşrafının cennet hayatlı altına ser), servet birikimi sağlamanın yolunu seçmiş. özünde Yavuz, osmanlının Yezid'idir.
neyse o süreçte Anadolu toplum muazzam baskı ile karşı, karşıya kalıyor, sadece mezhep baskısı değil, işin içine ekmek, can baskısıda giriyor. Yavuz halka karşı çok acımasız, vergilendirme konusunda canıda alan yollar izliyor, açlık had safhada ama sarayda en ihtişamlı, en zengin günlerini yaşıyor çünkü hırsızlıktan kasaları doluyor...
İran özlemi, kurtulacak bir yol özlemi, bozuk düzende sağlam çark olmaz durumları, özünde yavuz'un, faşist uygulamaları sonucu özellikle toplumun çoğunluğunu temsil eden-sünni olmayan!- kesime karşı giriştiği asimilasyon, baskı, yok saymışlık, kıyım, Anadolu insanını isyana gark ediyor... Muaffak olamıyor, elbette İran'dan da yardım bekliyorlar! İran ise zaten bir devlet olarak, osmanlı gibi, O'nun işine geliyor.
Ha İran, ha osmanlı farklı değiller, hatta
İran, Osmanlının yanında daha bir geleneklerine bağlı, feodalite ile, sömürge sistemleriyle osmanlı kadar barışık değil... İran'da da Yavuz'un aynı yolu kullandığı, ayaklandırmaya çalıştığı sünniler vardır, orada da onlara karşı katliam yaşanıyor... Bu karşılıklı kullanım, nice sonradır, önce yavuz despotuna bakmalı... Nasıl ki Hitler yahudilere zulmederken bazı Almanlar ölmemeleri için kapılarını, evlerini açtı dahi o insanalr sığınacak bir yurt aradı ise, yavuz döneminde de osmanlı toplumun %70(!)'i kaçacak yer arıyordu...
Türkler uzun yüzyıllar islamcı yağma-talan-gasp baskısı altında kırıldı, Selçuklu gibi yalaka ama yiyici iktidarlarda kendi toplumalrını daim baskı altında tuttu, Araplara yaslandı, o düzeydedir ki ordularını bile başka inançalrdan, milletlerden olutşrumaya çalıştılar... İran o yüzyıllarca süren baskının dayattığı bir devlet, Osmanlı ise dayatanın devleti olarak varlık gösteriyor.
Bu bir yerde Hüseyin ile Yezid'in(osmanlı), Ali ile Ayşe'nin savaşı gibi...
Uzatmayacağım, tarihi bir yerinizden yellendirmeyin, gerçeğide saptırmayın...
Türkler göçebe kültüre sahip bir toplumdu, SERVET NEDİR BİLMEZ, MÜLKİYET BİLMEZ, BENİM MALIM, BENİM TAHTIM, BENİM SARAYIM, BENİM SERVETİM, SERVET UĞRUNA GANİMET SAVAŞI NEDİR bilmez, HAK YEMEK BİLMEZ, KİMSENİN MALINA GÖZ DİKMEZ ÇÜNKÜ KİMSENİN MALI YOKTUR vb, bu göçebe kültürü elbette selçukluyla birlikte hayli kırıldı, lakin esameleri iran'da okunur, osmanlı'da ise okunmaz. Toplum KULDUR o kadar... Öteki ise Kula, Kulluğa karşı savaş açmış insanlığın deforme dahi olsa dirayetini bir nebze olsun yansıtır...
Yavuz dönemi, İRAN meselesi yoktur, sadece YAVUZ vardır ve YAPMAK SİTEDİĞİ MÜHENDİSLİK, çünkü Göçebe Kültür, kula, kulluğa, benims ervetim, benim mülküm, benim sömürüm, insnın insana kulluğuna cevaz vermeyen bir toplumdu, ama Yavuz'un tacı ve tahtı, GASPI, GANİEMTİ, SOYGUNU, MÜLKİYETÇİLİĞİ, KULA KULLUĞU temsil ediyordu ve açıkcası toplum tükürse boğulurdu. Mühendisliğe girişti, tam vaktinde kendi ezen sınıfı için taktik bir adım attı, ya boyun bükecek ya da öleceksiniz.. Mühendislik anlayışı da bu idi haliyle kısa sürede etkileri büyük oldu...
Her türlü yalanı, sahtekarlığı yapın, ama yavuz gibi, dünya tarihinin başına eşi çok az rastlanır bir despotu buralarda allayıp, pullamayın, mesele nr sizin sandığınız gibi mezhep meselesidir ne de başka, mesele sadece EZENİN, EFENDİNİN, KUL SAYDIĞI, KÖLE EDİNDİĞİ toplumlara üstün getirilecek dirayeti meslesidir.
tabi sünni islamı seçecekti, çünkü ideal bir kulluk sistemiydi.. Burada bir çatışma yok ki, bir uyuşma var, osmanlı sistemi ile kulluk sistemi birebir uymakta idi, Yavuz, ait olduğu bir avuç yiyici, ezen sınıfın çıakrı uğruna elbette bunu tercih etti.
Oturup şanlı osmanlı diyor duruyorsunuz, İran'a yenilseydi, Anadolu safevi olsaydı, şimdi şanlı Safevi diye gezecektiniz, çünkü hem dinci, hem de ırkçısınız, e haliyle ikiside Türk...
Açıkcası tarih anlatımındaki bu sahtekarlıkta hayli sorun, Selçuklu despotlarını ballandırarak anlatan tarih sanki diğerleri Türk devleti değilmiş gibi, hep kötülemekle meşgul, buda mezhepçiliği ve ne kötü ki bu tarih
TC masabaşı tarih yazınıyla yazıldı! Neyse, sizin ölmeden önce daha çook yolunuz var, ha yürür ya da size aşılanana böyle körü, körüne tapmaya devam edersiniz, paşa gönlünüz bilir, bu günkü ilahlarınız bir gün dünkü Zeus gibi olur, ya siz? Körü, körüne, yaşadığı dünyadan, hayattan, düzenlerden bihaber, hiç bir şey bilmeyen ama her şeyi bildiğini sanan olarak gelir gidersiniz(tarihte allandırdığınız, yücelttiğiniz nedir ki, normal insan ebadında ama aslında güneş batarken gölgesi aksettirilmiş cüceler, rezil, hırsız, yiyici, vicdansız, haksız piranhalar)...
Romanın fetih ekonomisini anlatırken, etrafına ölüm saçan, gasp eden, yağmalayan, islam kisvesi altında etrafına ölüm saçan, yağmalayan bezirgan ve HARAMİLER anlatılırken ballandıra, ballandıra, ne içiyorsunuz? Dünya Roma'nın değil, zalimlikte İslam adına gasp-ganimet savaşı veren islamcıalrın(osmanlı'da içinde!) zulmüyle daha fazla inledi.
Tabi nasılsa size olmuyor, kimse gelip gırtlağınıza kılıcı sokup mallarınızı çalmıyor, analarınızı, bacılarınızı alıp saraylarda haremlik, ağaların altına seks kölesi etmiyor, kardeşleriniz oracıkta esir alınıp köle, kürekçi, hamal yapılmıyor, size göre hava hoş, lakin İslamın(osmanlıda içinde) gerçeği budur, yaşayan Avrupa bilir, aynen Roma elinde can çekişen Traklar ve Trakya gibi ve aynen Yzyıllarca islamcıların elinde can çekişen Türkler gibi.. Sizin gerçeğiniz sahtekarlık...