Aheste´isimli üyeden Alıntı
''Bir aslan zavallı geyiği canlı canlı nasıl parçalıyor. Bu da adaletsiz değil mi?''
Hayvanlar aleminde gördüğümüz üzere, aslan sürüdeki en güçsüz, hasta olan geyiğe saldırıyor. Ama sürüdeki o hasta geyik diğer sağlam geyikler için potansiyel bir risktir. Onlara hastalık bulaştırabilir, hayatlarını tehlikeye sokabilir.
Şimdi aslanın 40-50 tane geyik içinden hasta olan geyiği av olarak seçmesi adaletsizlik midir yoksa adalet mi? Tesadüf müdür, değil midir?
|
Bunun illaki tesadüf olması gerekmez. Adaletle de bir alakası yoktur. Türlerin hayatta kalmasıyla alakası vardır.
1) Eğer aslan her seferinde güçlü olan hayvanları kendine hedef alsaydı, sadece hasta ve çelimsiz olanlar hayatta kalırdı ve sonunda küçük bir salgınla o 40-50 üyelik sürü ortadan kalkabilirdi. Aslan da aç kalır ve ölürdü.
2) Seçtiği yem ne durumda olursa olsun, aslanın yakalama ihtimalinin yüksek olduğu, kolay yemleri tercih edeceğini düşünüyorum. Sonuçta onun için yiyecek aynı. Kimse ekmek almak için köşebaşındaki bakkal yerine üç dört sokak ötedekine gitmez. Ekmek aynı ekmek.
Evet bir düzen vardır, bu düzen, bir türün hayatta kalmaya çalışma düzenidir.
Aheste´isimli üyeden Alıntı
Büyük balığın küçük balığı yemesi de her zaman güçlünün galibiyeti, güçsüzün maduriyeti masalı değildir aslında.
|
Katılıyorum, doğanın düzeni bundan daha karmaşıktır. Sonuçta amaç sadece beslenmek değil, türünün devamlılığını sağlamaktır. Doğa için tür, bireyden daha önemlidir.
Aheste´isimli üyeden Alıntı
Doğanın kanunları her zaman bencil ve şuursuz değildir. Bu sistematik işleyiş bile başlı başına bir düzen kurucunun varlığını gösterir.
|
Katılmıyorum, doğanın kanunlarının arkasında bir akıl, bir dizayn aramak şart değil. Bence doğadaki bu dizaynın, yerçekimin varlından, atomların orbitallerinde elektronların varlığından bir farkı yok.
Neden hep doğal fenomenlere bakınca bunların arkasında akıllı bir tasarımcının varolduğu sonucu çıkarılır? Evrenin bugünkü gördüğümüz durumu bize çok karmaşık geldiği için mi?
Büyük patlamadan sonraki ilk birkaç milisaniyede evren o kadar karmaşık değildi, atomları oluşturan parçacıklar aynı bir çorba gibiydi.
Evren kendi kendine, arkasında evrenin bu şekilde olmasını isteyen akıllı bir tasarımcı olmadan, kerte kerte gelişerek bu günkü duruma gelmiş olamaz mı?
veya
Tasarımcının yaptığı tasarımından memnun olmadığı, dolayısıyla başka tasarımlarla uğraşmak için eski tasarımını terkettiğidolayısıyla müdahale etmediği neden düşünülmüyor? Neden illaki mükemmel görmek zorundayız yaşadığımız evreni?
(Bu soruları ortaya soruyorum. Böyle olduğuna inandığım için değil.)