
12-09-2014, 23:03
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.
|
Kainat dedigin, bir mekan olarak insanoglu algisina gozlem veren bir fenomen ise, zamansal bir sifat ile degerlendilemez, yani daimidir. Ayrica bugun ve henuz insanoglu tarafindan hem boyutlari hem de sekli bilinmemektedir.
|
Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.
|
Insanoglu algisinda, yokluk yoktur. Cunku algi pozitif ve var ile baslar. Yokluk ise var ile algilananin his ve ifade olarak olumsuzudur. Eger yoklugu istersen, "algi/kavram/bilgi disi" olarak degerlendirebilirsin.
|
Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir.
|
Kainat ne ezeli, ne de ebedi; sadece daimi. Burada yasindan soz edilen, onun herhangibir yerinde belirli bir zamandaki patlamadir (Yani big bang) Madde ise, felsefenin varliksal algisindaki gozlem veren bir fenomen tabaninin adidir. Zaten kendikendine var oldugu da soylenmiyor, big bang ile olustugu varsayiliyor. Yani teorik olarak.
|
Çünkü madde belli unsurlardan ,atomlardan,atom altı parçacıklardan oluşmadır.Madde ve Maddeye ait olup da belli unsurlardan oluşmayan hiçbir şey yoktur.
|
Bilim, bilimsel olarak insanboglu algisina gozlem veren tabani fenomen olarak ortaya koyar ve bunun felsefi tartismasina girmez. Cunku bilim fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koyar.
|
Maddi olan her şey değişkendir,çözülmeye ve yok olmaya mahkumdur zaman ve mekan boyutludur dolayısıyla sonradan olmadır. Bu bakımdan belli unsurlardan oluşan hem meydana gelmesi hem de teşekkülü yani kendisini ve kendisini oluşturacak unsurları nerede ve nasıl oluşacağını bilmeli ayrıca oluşma irade ve gücüne sahip olmalı. İnsanda bile bulunmayan bu bilgi irade güç cisimlerde ve maddelerde hiç yoktur.Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.
|
Insanoglu zaten bir madde degildir. Insanoglu algiya gozlem veren bir fenomen olarak; numenal yani beyninin zihinsel yetisi ve fonksiyonlari vardir. Fenomenal ve numenal yapisi satesinde de ortasya koyma ozelligi, yani algiladigini dile/kavrama donusturme yetisine sahiptir.
Iste insanoglu kendi dahil, algiladigi her bir seyi (fenomenal/numenal/kavramsal) iste bu kavram ile ozdeslestirdiginden turettigi bilgisi ile ortaya koyar.
Eger algi, gozlem ve kavramsal bilgi yoksa; ortaya koyum da yoktur.
Iste zaman insanoglu turunun bir urunu olarak, ortaya koydugunu bir cesit zamansal olcum olarak dile getirmektir.
Bu dile getirim, insanoglunun varliginda oldugu halde, zamansal olarak insanoglu varliginin olmadigi zamanlari da kapsar.
Ayrica bilimde bilimsel olarak gozlem vermeyen "mutlak, ilk, son, tek, kesin" v.s. gibi akilci cikarimlar bulunmaz.
Cunku bilimin her turlu degeri (teorisi, deneyi, olgusu, bulgusu v.s.) sadece gozlem ile yanlislanabildiginde degisir ve degisene kadar da gecerlidir.
Ayrica bilim bilgi olarak ta daimi ve sinirsiz, yenilenir, degisir, gelisir ve bu somut olarak teknigine ve fenomanlestirdiklerine yansir. Ayrica toplumsal yasam dozen system kurum ve kurumlasma ve de iliskji olarak ta, cagdaslasir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

12-09-2014, 23:20
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim
mesela Descartes der ki ;
İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .
|
Tanri insanoglu akli dogrulamasi, ideolojisi, inanci ve verdigi anlam ve icerik ile sinirlidir. Yani insanoglu yoksa, tasnri da yoktur. Ayrica insanoglunun algisi, gozlemi, kavrami ve bilgisi sinirsizdir ve bu da sinirsiz algiladiklarina paraleldir.
Siniri belirliyen zamandir, yani sinir mekansal degil; zamansaldir. Tanrinin varligi kavramsaldir ve manri gibi bir anlam ifade etmez. Sadece tanriya varliksal ideolojik ve inancsal bakanlar icin edecegi olumlu ve olumsuz anlamin disinda, bu anlami verenin; anlam verdigi tanrisi ile kurdugu bagdir. Bu da kavramsal tanriya, insanoglu numenal yeti fonksiyonlarinin insanoglu eliyle eklenmesi demektir. Bu ayni zamanda insanoglu vucut uzuvlarini da icerir.
ve devam eder ;
|
Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .
|
Ne tanri var oldugu icin, ne de sen onu dusundugun icin tanri var. Sana dogumdan itibaren tanistirilan tanri kavramiyla tanistigin icin ve de bu kavrama insanoglu somut ve soyut yetilerini verdigin icin ve sadece senin soyutunda var.
|
Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.
|
Evet zihninde tasiyorsun, cunku biri sana bu kavrami ogretti. Mukemmellik ten align nedir? "En yuce yetkin varlik" nedir? Bunlarin ne oldugunu kim/ne ortaya koyuyor ve yuceliginin/yetkinliginin "en" ini kim/ne neye gore saptamis? Neden ondan "en" I yokmus?
|
Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.
Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.
|
Gercekten align nedir? Gerceklik insanoglu yapilandirilmisligidir ve gercegin ne oldugu ancak inanc ile dogrulanir. Yani bilimsel yani yoktur. Gercegin her turlu anlami tanimi icerigi v.s. insanoglunca verilir.
Gercek varligin monist ve determinist ne oldugunu ortaya koyma iddiasi, varliksal/metafizik bir ideolojidir.
Varlik nedir ki "varliktan mahrum olmak" olsun, ya da bir anlam ifade etsin?
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

13-09-2014, 03:36
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
balyapan´isimli üyeden Alıntı
Zikri abes sayan ve ebediyyen bu defteri kapatan tasavvufçular kim ,merak ettim doğrusu  İsim verebilir misiniz?
|
İsimden daha fazlasını verdim aslında " Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" sözü cismi anlatır isme ne hacet, ayetlerde verebilirim lakin bence siz bu sözü araştırın, netteki bilgilerede güvenmeyin pek, bilgisine güvendiğiniz sağlam bir yerlere sorun soruşturun.
Böyle birileride çevrenizde yok ise, yapacak bir şeyde yok, sonuçta tasavvufta işler soru/cevap ile hallolmaz, acı ama gerçeği budur tasavvufun.
Soru şüpheye, cevap benliğe, merak sabırsızlığa yorumlanır bu dünyada, soru/cevap ile tasavvufta gıdım da ilerleme olmaz, bilgi sağlanmaz.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

17-09-2014, 19:09
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Oct 2012
Mesajlar: 326
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
İsimden daha fazlasını verdim aslında "Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" sözü cismi anlatır isme ne hacet, ayetlerde verebilirim lakin bence siz bu sözü araştırın, netteki bilgilerede güvenmeyin pek, bilgisine güvendiğiniz sağlam bir yerlere sorun soruşturun.
Böyle birileride çevrenizde yok ise, yapacak bir şeyde yok, sonuçta tasavvufta işler soru/cevap ile hallolmaz, acı ama gerçeği budur tasavvufun.
Soru şüpheye, cevap benliğe, merak sabırsızlığa yorumlanır bu dünyada, soru/cevap ile tasavvufta gıdım da ilerleme olmaz, bilgi sağlanmaz.
Sevgiler
|
Anladığım kadarıyla isim yok.
Bir ayet örneği verebilirim demişsiniz.Hangi ayet,yazabilir misiniz?
|

17-09-2014, 23:38
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
balyapan´isimli üyeden Alıntı
Bir ayet örneği verebilirim demişsiniz.Hangi ayet,yazabilir misiniz?
|
Hicr 99 'a bakabilirsiniz.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

11-10-2014, 09:48
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
|
|
kuantum dalgalanmalrında kendiliğinden yoktan var olan parçacıklara ne diyeceksin
ayrıca ve uzay ve zaman da yoktan var olmuştur
tamamen hiçlikten mi var olmuştur orası tartışılır tabi
|

15-10-2014, 22:54
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Oct 2012
Mesajlar: 326
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Hicr 99 'a bakabilirsiniz.
|
Hicr 99:'Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et'.
|

16-10-2014, 03:13
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Hicr 99 'a bakabilirsiniz.
|
balyapan´isimli üyeden Alıntı
Hicr 99:'Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et'.
|
Bu bakmış olduğunuz anlamına gelmiyor, birisinin bu konuda ki fikrini buraya kopyala/yapıştır yapmışsınız.
Kuranın orjinali elinizde, iyice araştırın bakın bakalım bu konuda neler denmiş, neler söylenmiş, herkes aynı şeyi mi söylüyor? yoksa farklı neler var.
İpucu vereyim genede, gerçi size pek lazımda olmayacak gibi, anlaşılan okuma/araştırma pek sevmiyorsunuz gibi, boşa yazacağım ama olsun;
Yakin kelimesini ölüm diye çeviriyorlar, oysa Arapçada ölüm başka bir kelime iken Yakini de ölüm diye çeviriyorlar.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

16-10-2014, 03:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Mutlak yokluk yoktur ise; soru basittir:İşi tanrıya bağlama hevesiyle yazılmış bu yazıyı ciddiye alıp soralım; peki tanrının varlığı var mıdır? Var ise çevresinde ne vardır? Mutlak yokluk mu, mutlak varlık mı?Mutlak yokluk olmadığını göre mutlak varlık vardır ve mutlak varlığın sonu var mıdır? Yok ise mutlak sonsuz varlığın varlığındaki mantıksızlığı nasıl algıladığınızı ve mantığa dahil anlaşılır hale getirebildiğinizi açıklamayı başarmanız gerekir.
Tanrının mutlak yokluğun ortasında var olduğuna inananlar zamanın ölçümlenebilir varlıksal hareketi tarifte kullanıldığını anladığında, tanrının varlığı var olması demenin zamana(harekete) bağımlı olacağı, aynı zamanda mekana mahkum hale geleceğinide anlamadan yanlış mantık yürütmelerle, evrenin başlangıcıyla maddenin bildiğimiz anlamda ortaya çıkışını, maddenin yokluğu olarak anlamalarının , yanlış bilgi ve düşüncenin ürünü çıkarımlar yapmalarının tek sebebidir.
Evrenin ölçümlenebilir zaman kavramıyla başlangıcını, kuantların evren öncesinde yokluğu değil, ölçümlenemez ve gözlemlenemez hızda varlanıp yok olması olduğunu anlamayanlar, yokluktan varlık çıkıyor sanrısını daha çok dillendireceğe benzer.
Şu tanrıyı bir tarif eden çıksada bizde anlasak neymiş.Hangi bilgi, algı ile varladıklarınıda somut olarak vede mantıksal olarak görsek.Kazanın doğurduğuna inananlar öldüğün inanmıyor.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

18-10-2014, 22:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Oct 2012
Mesajlar: 326
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Bu bakmış olduğunuz anlamına gelmiyor, birisinin bu konuda ki fikrini buraya kopyala/yapıştır yapmışsınız.
Kuranın orjinali elinizde, iyice araştırın bakın bakalım bu konuda neler denmiş, neler söylenmiş, herkes aynı şeyi mi söylüyor? yoksa farklı neler var.
İpucu vereyim genede, gerçi size pek lazımda olmayacak gibi, anlaşılan okuma/araştırma pek sevmiyorsunuz gibi, boşa yazacağım ama olsun;
Yakin kelimesini ölüm diye çeviriyorlar, oysa Arapçada ölüm başka bir kelime iken Yakini de ölüm diye çeviriyorlar.
|
Kopyala yapıştır yapmadım emin olabilirsiniz.
Gerçekten nedenini öğrenmek isterseniz,size bir link vereyim.Neden ölüm diye çevrildiğini öğrenmiş olursunuz.
http://www.kuranikerim.com/telmalili/hicr.htm
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:17 .
|