Katılmıyorum sizlere. Mevlana o şiirinde bir kere "ben" derken bile "biz" demiş oluyor ve bu anlaşılıyor zaten.
"ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım."
Evet, biz olacağız. 6. Seviyeye ulaşabildiğimizde biz öyle olacağız. Sonra da gelip bu tartışmayı gülümseyerek ve keyifle takip edeceğiz.
Şu an öyle yapıyor olabiliriz.
"Alçaldığım görüldü mü?" derken insanken tekrar taş dönemine geri dönmediğini anlatmak istiyor.
"Allah'tan başka her şey kaybolacak." Burada 7. Seviye anlatılıyor. 1'de birlik hâline gelme. Sonsuzun 1'de birleşmesi.
Bu çok açık anlaşılabiliyor, K celselerini ve diğerlerini bilince.
Mevlana tanrı derken hep bu ezoterik anlamında diyor. Ama her şeyi açık açık yazamaz, söyleyemez. Halkın anlayışı, kabulleri, hoşgörü sınırları var. O zaman bile tepki görür, belki linç edilirdi. Şimdi bu şiiri internette aratın, karşınıza "Mevlana bu şiirinde ne demek istemiş, yoksa reenkarnasyon mu?"; "Hayır, öyle bir şey asla dememiş, şunu şunu demek istemiş" şeklinde tartışmalar göreceksiniz.
Mevlana tanrıyı aramıyor, "tanrıyı" biliyor. Peki nasıl biliyor? Bu bilgiler kuşaktan kuşağa, böyle seçkin insanlar alınıp inisiye edilerek onlara bu tür ezoterik bilgiler veriliyordu. Bilgiyi gizli ve üstü örtülü olarak ifade ediyorlardı.
Düşünsenize, cehennemin ateşte yanmak demek olmadığını Mevlana ne güzel anlatmış. Üstelik bunu o dönem başarmış. "En el hak" diyen Hallac-ı Mansur'un derisinin yüzülerek öldürüldüğü çağlar...
Siz ikinizi pek insafsız gördüm. Nedense zamane insafsızlığını analitik eleştiriye tercih ediyorsunuz. Anakronizme düşmekten bile sakınmıyorsunuz.