
23-07-2008, 16:26
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 912
|
|
[quote=amenofis;118616]
evrenselılkelerle ıslerı olmaz...ınsanların bı arada guvenle yasayacakları bır ortam ıcın dınler vazgecılmezdır...cıddı ınanan bır ınsan napar...çalmaz oldurmez zarar dusunmez manevı duyguların ve hayallerın pesınde kostugu ıcın dunya hırsına sahıp deıldır dıne ınanan sorgulamaz arastırmaz...
Sayin amenofis,bu yazdiklariniza katilmiyorum,Dindarlar Hintfakiri deyiller,özellikle muhammedciler normal insanlarin yasadigi Hayatin aynisini yasarlar ama herzaman bize ayni masali okurlar.
Biz bu Dünya icin yasamiyoruz,biz ahiret icin yasiyoruz.
Soruyorum,hem normal insanlarin hayatinin aynisini yasayip, hemde ahiret icin yasamak nasil oluyor?
Onlarda yerler icerler,fakirde yasayani var lüxde yasayani var ,öldürenide var yasatanida var,onlarinda hirsizi var dürüstüde var.
Nasil Dünya hirsina sahip deyiler?
Müsiada bagli patronlar var ,patron demek kar hirsi demek,kar hirsi demek ,dünyayi sevmek demek.
Bunu aspendosda cok kullanir,o ahiret icin yasarmis,dünya icin deyil,Ahiret icin yasarlar ama Dünyayida kimseye birakmazlar,bu büyük bir celiskidir.saygilar
Bir dinin tabii olmasi icin akla,fenne,bilime ve mantiga uygun olmasi lazimdir.
M.K.ATATÜRK
Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar cok olur.
adolf hitler
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razi deyil.Fuzuli
|

23-07-2008, 16:59
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Jul 2008
Mesajlar: 200
|
|
tabı dedıklerınızde dogruluk payı var..
ben dının amacını temasını nasıl bır ınsan fıgurunu amacladıgını yazdım...
tabıkı farklı durumlar var kımısıde ıntıhar saldırıları yapıyo ıyıce cosuyo tam bır duzen bozgunculugu..
ortalamadan bashetmek gerek..uclara kaymak pekte dogru deıl
|

23-07-2008, 22:24
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
|
|
Ben anlamıyorum biri bana lütfen açıklasın. Biz (Ateistler) Kuran'daki yada Muhamed'in yaşamındaki çelişkileri göz önüne çıkarınca bazı batıl inançlılar ee siz Kuran'ı ve Muhamed'i yaşadıgı döneme göre degerlendirmelisiniz diyorlar.
Benim anlamadıgım bana o günlerin şartlarını kim anlatacak? Kim biliyor ? Daha dün olan yakın tarih hakkında çelişkiler var.
Kuran'nın son kitap, Muhamed'in son peygamber olması mantıklı olarak İslam'ı iflas ettiriyor.
Ben bir konu açmıştım, Kuran hakkında, öz olarak yüzyıllarca degişen dillerde 1500 küsür yıl önce yazılan bir kitap bugünün dili ile nasıl anlaşılır?
Belki bir sözcükle üç beş şey anlatılıyordu, Arapça bilmiyorum ama Türkçe'nin yanında iki dil daha biliyorum.
Benim tecrübem dillerin yüzyıllardır degiştigini gösteriyor. Zaten bu mantıkla yola çıktık mı öncedende yazdıgım gibi İslam iflas etmiştir.
Bakın Hrıstiyanlar İsa'nın bir gün geri gelecegine inanıyor. Ama Müslümanların o imkanı yok.
Bu arada bazı batıl inançlılar Ateistler için işinize gelen tarihi kaynakları kullanıyorsunuz işinize gelmeyenlere bu saçma yalan diyorsunuz diyorlar.
Muhammed hakkında tarihi belgeler ne kadar uysal, hayır sever, çok iyi insan derse desin
küçük yaşta bir kız çocugunu nikahına geçirene sapık denir. Asıl benim için önemli olan ne yazık bu tarihi gerçektir.
Muhamed Ateist miydi? Bilmiyorum ama bir Ateist böyle yalan uydurmaz. Ateist'te cezalandırma korkusu yoktur ama bir terbiye ve ahlak anlayışı vardır.
Ben yalan söylemiyorsam, banka soymuyorsam, herhangi bir kadın a sulanmıyorsam birilerinden korktugumdan degil. Hümanist degerlere inandıgımdandır.
İdealist olmamdandır, Kemalist olmamdandır, solcu olmamdandır ama Müslüman olsaydım Tayyip ve onun gibilerinin trenine biner.......................
İNANMAK BİLMEK DEGİLDİR.
|

24-07-2008, 11:32
|
|
|
Sayın Gözeneli
Siz tespitlerinizle tarihin şüphecilik,toplu bakış ve genel anaiz gibi özelliklerine dikkat çekmişsiniz.Oysa bu yöntemi daha çok ateistler ihmal etmektedir.Kıyıda ve köşede bulunan bir hadisi kesin gibi göstermek,onu sebep ve sonuçlarıyla vermemek daha çok onlar başvurmaktadır.
Yine dildeki değişimi de ateist arakadaşlar gözardı ediyorlar.Oysa her dil gibi Arapçanın da semantik açıdan değişime uğraması mümkündür.Bu da Kuran ve diğer verileri anlama noktasında sorun teşkil ediyor.
Bu kuranın apaçık oluşunu engellemez.Bu bir tarihsel sonuçtur.Eğer Kuranı sözgelimi indirilmiş olduğu toplumda 100.000 kişi duymuşsa, nerdeyse bu duyanların tamamı, her ayetin ne anlama gelmiş olduğunu da öğrenmiştir. Kuranın ilk çıkış noktasında Kuranının anlaşılmasındaki bu netlik anlaşılmazlığın Kuranın ifadelerinden kaynaklanmadığını göstermektedir. Kuranın anlaşılmaz ve çelişkili olduğu savının son yüzyıllarda dile getirilmiş olması da ilk dönemde bunun net anlaşıldığını göstermektedir.
Sorun ,kutsal kitapların indirilmiş olduğu toplumdan sonra gelen toplum ile başlamıştır.. Anlamın ortaya çıkarılması öylesine çetin bir iştir ki sosyal bilimlerin 8özellikle tarih ve sosyoloji)tüm kazanımlarını kullansak bile, yapabileceğimiz sadece yorumsamadır. Bu da bizi anlamın nesnelliği hakkında ihtiyatlı olmaya zorlamaktadır.
İkinci olarak, kullanılan dilin başkalaşması sonucunda, kelime ve kavramların anlamlarında değişimler söz konusudur. Sözgelimi indiği toplumda bambaşka anlaşılan bazı kelimelerin sonraki dönemlerde anlam kaymasına uğradığı da bilinmektedir. Bu, tüm diller için böyledir. Arapça da ada bu dil değişimi Kuranın anlaşılmasını zorlaştırmıştır.
Şöyle bir soru sorulabilir. Kuran neden böyle bir anlaşılmaya müsait bir yapıdadır. Tanrıdan gelme olan bir kitap nasıl tarihin akışı içerisinde anlam kaymasına uğrayabilir. Tanrı, evrensel bir dil kullanamaz mıydı? Bunun cevabı şöyle verilebilir:
Kuran edebi bir metin değildir. Tanrı ile insanların konuşmasıdır. Giriş, gelişme ve sonuç şeklinde tasarlanmış edebi bir metin değildir. Konuşmadan ibaret olan bir mesajın sözlerinin tarihin akışı içerisinde değişmesi mümkündür Eğer onu bu şekilde okursak içinde çok tekrar barındıran, bir konudan başka bir konuya sıçrayan düzensiz bir metin olarak değerlendirmek zorunda kalırız. O halde sanılanın aksine Kuran sözlü kültür ürünüdür. Tanrı daha sonraki muhatapları düşünerek yazmamıştır, konuşmuştur.
Dolayısıyla Kur'ân'ın indiği dönemin bütün çevresel şartları elimizdeki metine yansımamıştır. İşte anlamın nesnelliğini zorlayan nokta burasıdır. Otuz cilt tefsir yazılması da, metne yansımayan tarihsel ortamı keşfetmek için yapılan uğraşların sonucudur. Bugün Kur'ân'ın ne demek istediği üzerinde ortaya çıkan tartışmaların beslendiği kaynak tam da burasıdır. Meallerin değişik olmasını sebebi de budur. Sözlü bir konuşma olması…
Kuranın bu anlaşılabilme sorunun en önemli çözüm noktası Kuranın bütünlüğüdür. Kuranın genel bütünlüğü içerisinde değerlendirilen her konu anlaşılmayı da beraberinde getirebilmektedir. Örneğini verdiğiniz ayeti ben durup dururken kendime göre bir anlam veremem.
Ama bizim ateistler diyanetin bile çoğu defa elde ettiği yeni veriler ışığında bir çok tercümeyi düzelttiği halde 80 yıl önce elmalılı Hamdi Yazırın bir tercümesine acayip kafa takmışlardır.Mesela konunun başında da geçen nebe süresi 33-35 ayatlerini bu sosyal bilimleri yöntemleriyle ele alalım.Ayete bakıyorum. Gerçekten “kevaib” meme veya daha nazik tabirle göğüs anlamına gelmektedir. Ancak Arapçada bir kelimenin sadece bir anlamı yoktur. Türkçede de eşsesli sözcükler bulunmaktadır. Bu kelimenin sözcük anlamlarından hangisinin Kuranın bütünlüğüne uyduğunu sorgulayarak anlamını bulmaya çalışıyorum. Kuranın genel bütünlüğünden anladığımız cennette cinsler arası bir ayrımcılığın olmamasıdır. Bunu ifade eden yüzün üzerinde ifade var.
Hem aynı kavramın Kuranın bir başka süresi olan vakıa süresinde de geçmesi ve orada anlamının yaşıt olarak verilmesi de bana bir güc oluyor. Böylece bu “kevaib” kavramının göğüs falan değil,”yaşıtlık” anlamını verdiğini görüyorum.Hatta bir kanıt daha bunun yaşıtlık anlamını verdiğini görüyor.Bu da ilgili sözcüğü göğüs olarak açıkladığımız zaman ,diğer nimetlerin de sadece erkeklere özel olduğunu kabullenmek gerekecek.Oysa ayetlerin hiçbirinde sadece erkeklere bir nimet sayılmamıştır.Neden burada sözüm ona göğüs ile beraber,bahçeleri,üzümleri,ibrikler v.b…sadece erkeler için saymış olsun.
Bunun yaşıt anlamını verdiğine dair son bir kanıtımız da “kavaib” kavramına yaşıtlık anlamını verdiğimiz zaman anlamın kendi içerisinde de anlam birliğine kavuştuğunu görmemizdir. Yani bu kavramları her iki cins için düşündüğümüzde ikisine de uyan bir anlam çıkmaktadır. Erkek için düşünüldüğünde “yaşıt” kızlarla, kadınlar için düşünüldüğünde ise kocalarının kendileriyle yaşıt olacaklarıdır.
Kısacası tarihsel oluşum içerisinde bize anlaşılmaz hale getirilen bu gerçekleri bulabilmek için biraz zihin jimnastiğine ihtiyacımız vardır. Bu, kuranın Tanrısallığını bozan bir durum değildir. Çünkü kutsal kitaplar insanın dili ile mesajlarını aktarmışlardır.
|

24-07-2008, 11:52
|
 |
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Jul 2008
Mesajlar: 311
|
|
Çok Güzel bir yazı.Bende herzaman diyorum sadece 1-2 kelimeye takılıp bütünü yok sayıyorlar yada anlamıyorlar. googldan bir kelime aratıp buraya linkliyor. Ama onun üstünde altında yada 3 sayfa sonra onun açıklaması / nedenleri var. Aradan bir şey alıp koymak çok saçma olur.Bu şeytanın ilk zamanlarını anlatıp işte baş melekti/ Allhın hizmetkarıydı vs svs bu ayeti alıp buraya koyayım sonra biz iblise büyük melek diye saygımı duyalım ?? bu örneği çok yerde verdim en açığı..Ama o ayetin altında iblisin yaptıkları ettikleri ve aslında kovulmuş olduğundan bahseder.
Arapça türkçedende geniş bir dil. bir kelime bir çok anlama geliyor. Sorun şu ayetin bütünün kavrarsan o şüpheli kelimennin ne olduğunu zaten anlıyorsun..Zaten hiç bir dildeki bir kelimenin öteki deilde % 100 karşılığı yoktur.. bir sürü meal var bunlardan bile anlarız. Bütün olarak alırsak herşey okadar açık ve nettki.
Ölümde Uyandım!
|

24-07-2008, 20:34
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
|
|
Sayın Öze gerçekler,
Alıntı ''Tanrı ile insanların konuşmasıdır''. Bu sözünü ettiginiz konuşmada olan benim payımı pek hatırtlamıyorum.
Ben bu kadar sündürülen yorum hiç duymadım. Bu yazdıklarınıza kaç müslüman katılıyor?
Sayın Yakın Gerçek bir sözcügün diger dilde tam karşılıgı yoktur diyorsunuz. Peki bunu Tanrı bilmiyormuydu kalktı İslam'ı yalnız Arapça indirdi. O kadar güçlü olan Tanrı'nız aynı anda diger dillerde diger yerlerde, hatta birbirlerini bilmeyen uluslara, Kuran'ı gönderseydi daha akıllı olmazmıydı?
Yoksa akla İslam'da yer yok mu? Bakın Müslümanlar aptal demiyorum ama düşünme bakımından çok tembeller.
Sayın Özedönüş yazdıklarınıza gerçekten inanıyormusunuz?
İNANMAK BİLMEK DEGİLDİR.
Konu gozeneli tarafından (24-07-2008 Saat 20:40 ) değiştirilmiştir.
|

27-07-2008, 15:31
|
 |
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Jul 2008
Mesajlar: 311
|
|
Gözeneli senin dediğin olsa..Ne hristiyanlık ne yahudilik kalırdı.Allah istediği için 3 ana mezhepe ayrıldık zaten. Bunun nedenlerini Allah bilir.
Gözeneli sen bu forumlardaki yazılara inanıp / müslüman olucağına inanıyormusun ??
Biz gerçek leri yazsak bize inanıcakmısın ? Allahın kitaplarına ayetlerine inanmıyorsun biz burda ne yazabiliriz senin inanman için..Kimse kimseden etkilenip Fikir değiştirmez ancak kendin başarabilirsin. Ama hem uğraşmadan hemde istemeden..Yok bizim kalplerimiz mühürlü hani allah mühürlemiş dersek saçma olur.
Mühür sizin kendi nefs ve kibriniz.NEfsine kurban olmuş bir insanın heryeri mühürlüdür ve gerçekleri göremez...Sen hiç bir çaba göstermediğin haldede allah senin Aklı iradeni güçlü kılmaz.Allah kalpleri mühürlemiş derken budur.Sen dilemedikçe allah onları açmaz.yoksa mühür sende.
Ölümde Uyandım!
|

27-07-2008, 15:59
|
|
|
Peygamberi anlamak için o dönemi iyi bilmek lazım. Çok kısaca şöyle aktarayım. Miladi 30 yıllarında hristiyanlık yahudiler içinde ortaya çıkıyor. Korkunç bir tepki görüyor.Yaklaşık 300 yıllık bir mücadeleden sonra Hristiyanlık benimseniyor ve Bizans İmparatorluğu'nun resmi dini oluyor. Hristiyanlık bu dönemde doğu'da da yayılmaya başlıyor. Yahudilik ve Kudüs tehdit altına giriyor. Bunun üzerine Mekke'de yeni bir din ortaya çıkıyor. Ve yaklaşık 1500 yıl önce Araplar sonra Türkler İslam adına Hristiyanlıkla savaştırılıyor. Tarık bin Ziyad İspanya'ya Kanuni Sultan Süleyman Viyana'ya gönderiliyor. İslam Peygamberini tanımak için önce onun Allah'ının kökenini bilmek lazım. ALLAH adının "el ilah" tan geldiği söyleniyor. Ama batılı bilim adamları bu adın kökeninin "eloh" olduğunu ve babil krallarına verilen bir ünvan olduğunu yazıyorlar. Babil'den Arabistan'a gidenler Mekke'de bir tapınak yapmışlar ve dinsel bir örgütlenme oluşturmuşlardı. Hristiyanlık yayılmaya başlayınca Mekke'de bir operasyonla İslam'ı oluşturdular. Batı'da bu konular tarışılıyor. Özellikle internet sitelerinde Allah Kabe ve İslamla ilgili her terim hakkında tartışmalar var. Özellikle Kuzey Afrikalı Müslümanlar bu tür forumlara katılıyorlar. Yabancı dil bilen insanlarımızın bu forumları takip edip yeni bilgileri Türk insanına aktarmaları yararlı olacaktır. Dünyada her şeyi en son öğrenen toplum biz oluyoruz nedense.
|

27-07-2008, 22:31
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
|
|
Sayın Star trek,
acaba bizlerin karanlıkta bırakılması kasti mi? Birilerinin işine mi geliyor?
İNANMAK BİLMEK DEGİLDİR.
|

28-07-2008, 05:35
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Mar 2008
Mesajlar: 30
|
|
[QUOTE=gozeneli;
Muhamed Ateist miydi? Bilmiyorum ama bir Ateist böyle yalan uydurmaz. Ateist'te cezalandırma korkusu yoktur ama bir terbiye ve ahlak anlayışı vardır.
Ben yalan söylemiyorsam, banka soymuyorsam, herhangi bir kadın a sulanmıyorsam birilerinden korktugumdan degil. Hümanist degerlere inandıgımdandır.
İdealist olmamdandır, Kemalist olmamdandır, solcu olmamdandır ama Müslüman olsaydım Tayyip ve onun gibilerinin trenine biner.......................[/QUOTE]
Sayın Gözeneli burda belirttikleriniz sizin terbiye ve ahlak anlayışınıza humanist değerlerinize bağlıdır,ateizmle alakası yoktur.Ben de dinlere ve tanrıya inanmam ama muhammedin önüne çıkan fırsat önüme çıksaydı hemen hemen aynı şeyleri yapardım.Belki onun kadar cani olmazdım milletin el ve ayaklarını çapraz kesmez boyunlarını vurmazdım,belki 6 veya 9 (hangisi doğruysa) yaşında kızı nikahıma almazdım ama iktidar ve zenginlikden faydalanırdım ne yalan söyliyim.Neymiş benden sonra yüzlerce yıl millet birbirini kescekmiş benim icad ettiğim bi din yüzünden.Çok da tınnn kafanızı kullanın ben M.S 600 yılındaki zeka ve bilgi birikimimle kendime bi senaryo yaratıp meyvelerini yiyorum,siz uzay çağında hala bunu aşamamışınız benim kabahatim değil akıllı olun bana ne.
Ben sizler gibi bu konularda çok bilgili değilim arapcayı,hadisleri,o dönem tarihini araştırıp da fikir edinmiş bu sayede tanrıtanımaz olmuş değilim.13-14 yaşlarımda biraz düşündüm kendi kendime 'hadi laaann' dedim olur mu böyle saçmalık.Hem milleti yaratcaksın hem yakcaksın.Niye,sana inanmadılar diye.Zorun ne inandır.Empati yaptım ben allah olsam,en baştan bu aşşağıdaki sefil insancıklar bana inanmış innamamış çok da umursamam.Hadi ille de ego yaptım inansınlar tapsınlar istiyorum,dünyanın her 100 kilometresine bi yazılı devasa taş indiririm orda yazsın 'ben allahım tapın yoksa ...' hadi sıkıysa inanmasınlar.yine olmazsa nası 5 vakit ezan okunuyo bangır bangır,gökden öyle bi ses anonsu yaparım 'inanın laan'diye.Koca allahım yahu bi yolunu bulurum bitli muhammede mi kaldım milleti inandırmak için.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:49 .
|