Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #61  
Alt 12-02-2005, 18:26
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Haci biraderim madem evrime inaniyoruz .Peki neden anlamak istemiyoruzki bu inanan arkadaslar daha evrimlesmelerini tamamlayamamislar.Yazik bunu hizlandirmak icin ne yapmali bilmiyorumki.En iyisi birak öyle kalsinlar.Bos ver kendi hayel dinlerinde yasasinlar.Keh kehhhh keeeeeeehh

SAYGILAR
Alıntı ile Cevapla
  #62  
Alt 12-02-2005, 18:44
reel reel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2004
Mesajlar: 156
Standart

haci sana bir örnekleme yapıyorum..Bu örneği evrimle kıyasla....

Bilgisayar hakında hiç bilgin yok ...senin önüne bir bilgisayar koyuyorlar..Diyorlarki bu nasıl çalışıyor.?.Sende araştırıyorsun..
Diyorsunki bunun hard diski var bilgi depolamak için.işlemcisi var veri aktarımı için ,remi var ön bellek için ,modemi var bağlantı ve internet için..Araştırmaların dahada ileri gidiyor..mikro işlemcileri görevlerini trasistörleri görevlerini,bağlantı sistemlerini tanımlıyorsun..
Diyorsunki bakın bu biligsayar şunlardan şunlardan oluşmuştur..
Sana soruluyor ,bu bilgisayarın her yerini çözdün, hacı bey kendiliğinden bu biligisayar oluşurmu?
Böyle bir örneklemeyi evrime kıyaslarsak ..insan bir canlının yapıtaşlarını oluşum mekanizmasını tanımlasa ,bu canlı kendiliğinden oluştu.. oluşması için bir iradi güç gereksizidir diyebilirmisin?


Eğer biligsayar için dersenki "evet fizksel yasalar gereği kendiliğinden oluştu"ozaman evrime tüm millet inanır.

kün fe yekün!!!
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Alt 12-02-2005, 19:13
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart

Bilgisayar örneği pek iyi değil ama, ben de aynı örneğe devam edeyim..
İlk bilgisayar nedir? Taşlardan oluşmuştur. Taşları cebine dolduran bir ilk insan, bir cebindeki veya bir kesesindeki taşları diğerine geçirerek sayı saymasını öğrenmiş olabilir. Zamanla bu günümüz bilgisayarına evrimleşmiştir. Bu tam anlamı ile bir evrimdir.

Bu evrimin doğal evrimden tek farkı, oluş mekanizmasının bilinmesidir. Yani insanın kendisidir, evrimi sağlayan. İnsan aklı evrimi gerçekleştirmiştir. Zamanla daha basit sistemlerin hızla ilerlemekte olan teknolojiye uymadığını gören insanlar yeni teknolojiler geliştirmişlerdir.

Doğada ortaya çıkan ilk canlıyı bu ilk bilgisayarla karşılaştırabiliriz. İlk canlının bazı fizik ve kimya kurallarına uyarak ortaya çıktığı kesindir. Bu canlının içinde yaşadığı ortam onun üzerine baskı yapmış ve onun zamanla evrimleşmesine neden olmuştur. Burada da bir tür zorlama vardır.

Yaratılışa inananlar bunun akıllı bir tasarımcı tarafından gerçekleştirildiğine inanırlar. Oysa canlının kademe kademe evrime uğradığını biliyoruz. Ara geçiş şekillerinin hepsi değilse bile, kritik önemi olanları bulunmuştur. Doğanın canlılar üzerindeki baskılarının doğası iyi bilinmemektedir. Ama bu bir yaratıcının varlığını gerektirmez.

Doğal yasalara uyan ilk canlı, ilk bilgisayarın insan yaşamına uymak için geliştirilmesi gibi, evrime uğramıştır.. Doğal yasalardan evrime neden olanların neler oduğu ya bilinmektedirler, ya da tahmin edilmektedirler..

Zamanda geriye doğru gidenler geçmişin çok farklı olduğunu göreceklerdir. O geçmişte ne bilgisayarlar vardır ne de kompleks canlılar.. 3,5 milylar yıl öncesinde yalnız tek bir bakteri türü vardır. Ondan da önceye gidilse, orada bakterilerin ilkel şekillerinin bulunduğu görülecektir...

Bu gözlemler karşısında biliyoruz ki kompleks varlıklar zamanla ortaya çıkmaktadırlar. Bir anda değil.. Bu da akıllı bir tasarımcı olsa bile, yaratıkları bir anda değil, tedricen yarattığını göstermektedir. Doğal yasaların da bunu başarabileceği bilindiğinden, bir yaratıcıya gereksinim olmadığı açıktır..

Bu yaratıcının canlıları hep aynı yarattığı ve ara geçiş şekillerinin olmadığı kesin olarak yanlıştır. Çünkü ara geçiş şekilleri ile sıklıkla karşılaşmaktayız. Şu andaki bütün canlıların, biz insanlar dahil, birer ara geçiş şekli olduğu unutulmamalıdır.

Evrime inanmayanlar evrimsel mekanizmalara da inanmazlar.. Bilime de inanmazlar. Biyolojiye de inanmazlar..
Onlar zavallılardır..

HACI
Alıntı ile Cevapla
  #64  
Alt 12-02-2005, 23:15
slycako slycako isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Nov 2004
Mesajlar: 68
Standart

(Objektif''e)

Bahsettiginiz olaylarin tesaduflerinin su ya da bu kadar oldugundan bahsetmissiniz. Nasil oluyor da cok küçük tesadüfleri bile kabul edemiyorken birden bire herseyiyle mükemmel, sinirsiz bir varliği bu kadar kolay kabul edebiliyorsunuz? Bu yaratıcı diyelim bahsettiğiniz kanıtlardan dolayı ispatlanıyor, peki bunun ezeli ya da ebedi olduğuna dair kanıt denir? Ondan daha yetkin bir yaratıcı tarafından yaratılmadığının kanıtı nedir?

Fizik kuralları nasıl oluştu diye bir soruyu gerçekten anlayamıyorum. Maddenin varolmasıyla onun uyduğu kurallar birbirinden ayrılabilir şeyler midir? Önce madde yaratılıyor sonra da kuralları mı yaratılıyor örneğin? Maddelerin varlığından bahsediyorsanız, bu maddeler bir kez varolduğunda özgün niteliklerinden dolayı birbirleriyle belirli, özgün etkileşimler ortaya çıkar. Kural dediğiniz budur, edilgen ya da nesnel birşeydir.

Tanrı gerçekten kendi yaratma yeteneğini kendisinden epey bir bağımsızlaştırıp belli kurallar, süreçler bütünü içine hapsetmiş. Sonsuz kudreti, bu sınırlılıklar alanı içine sığmak durumunda kalmış. Bilim, bu ardışıklıkları ve birbirini karşılıklı belirlemeleri keşfettiği için tanrıyı gitgide sınırlıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #65  
Alt 12-02-2005, 23:37
reel reel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2004
Mesajlar: 156
Standart

Bu evrimin doğal evrimden tek farkı, oluş mekanizmasının bilinmesidir. Yani insanın kendisidir, evrimi sağlayan. İnsan aklı evrimi gerçekleştirmiştir. Zamanla daha basit sistemlerin hızla ilerlemekte olan teknolojiye uymadığını gören insanlar yeni teknolojiler geliştirmişlerdir
Eğer bilgisarın evriminde insan gibi bir iradi güç varsa ,bilgisayardan çok daha komplex bir oluşum için daha yüksek biri iradi güç şart değilmidir?
fiziksel yaslaarın dışına insan taşamaz..bir bilgisayar gibi ilkel bir makina için insanın iradesini gerekli kılarken,canlı oluşumu için sadece fiziksek kuralları şart koşuyorsun,bir iradi yölendirme gereksiz diyorsun.Ne kadar büyük bir tezadda olduğunu görüyorsunudur?
Doğada ortaya çıkan ilk canlıyı bu ilk bilgisayarla karşılaştırabiliriz. İlk canlının bazı fizik ve kimya kurallarına uyarak ortaya çıktığı kesindir
Canlı oluştu demek çok kolay...Almanyanın tüm biyokimya fabriksı birleşse bir hücredeki enzimatik işlevi yerine getiremez..
Koçum bu canlı ..Balta ,kazma değil. .Canlı..!!!!!!!!!!!
Senin düşündüğün kadar basit değil..

kün fe yekün!!!
Alıntı ile Cevapla
  #66  
Alt 12-02-2005, 23:41
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart

Hayır!
Fizik yasaları önceden vardılar.. Madde yokken de vardılar..
Madde quantum yasalarına göre yoktan var olurken, mevcut fizik yasalarına uymak zorunda bırakıldılar.
Bunu her fizikçi böyle kabul ediyor. Fizik yasalarını maddenin saptadığına kimse inanmıyor.. Fizik yasalarının önceden var olduğu kabul ediliyor.
Fizik yasalarının maddeden kaynak alması demek, maddenin diğer maddelerle tepkileşmesini kendisinin saptaması demektir. Madde ile ilgili hangi nitelikler fizik yasalarından sorumlu olabilirler?
Fizik yasaları olmasaydı, madde ortaya çıkamazdı....
Madde Heisenberg''in belirsizlik yasasından dolayı ortaya çıktı..

Virtual particle lar bu yasaya uyarak false vacuum içine genişleyen bir evrenin ortaya çıkmasını sağladılar. Sürekli olarak ortaya çıkan ve anında kaybolan virtual particle ların ömrü sadece 10^-21 saniyedir. Bu bir kuraldır. Bir yasadır. Ancak bu yasa gerçekten virtual particle ların kendisi ile, yani doğaları ile ilgili olabilir ama, tek başına evrenin ortaya çıkması için yeterli değildir.

Ancak bu yasayı Heisenberg''in belirsizlik yasası ile değerlendirirseniz, virtual zerrelerin kendi doğalarının dışında bazı güçlere maruz kalarak evrenin ortaya çıkmasına neden olduğunu görürsünüz. Belirsizlik ilkesine uyan virtual zerreler daha yok olmaya vakit bulamadan genişleyerek evreni ve muhtemelen diğer evrenleri oluşturmuşlardır.

Hiçbirşeylik içinde diğer fizik yasaları da mevcuttur. Evren genişlerken o yasalara uyarak zamanla bugünkü şeklini almıştır.
Ayrı fizik yasaları olmasaydı, hiçbirşeylik içine genişleyen virtual particle tek başına evreni yaratamazdı.

Ayrıca termodinamik ilkeleri maddenin hangi niteliği ile açıklayabilirsiniz?
Entropi ile maddenin ne gibi bir ilişkisi vardır. Zaman neden bir yöne doğru akmaktadır? Isı neden tek bir yöne doğru dağılır? Ortada madde olmadığı halde bazı kurallar izlenmektedir. Neden?

Enerji madde olmadığı halde bazı fizik kurallarına uyar.. Neden?
Bunlar derin sorulardır ve şimdilik yanıtları bilinmemektedir..

HACI
Alıntı ile Cevapla
  #67  
Alt 13-02-2005, 00:01
reel reel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2004
Mesajlar: 156
Standart

Kod:
Madde Heisenberg''in belirsizlik yasasından dolayı ortaya çıktı..
,
atmaaaaaaaaaaaaa!!!

kün fe yekün!!!
Alıntı ile Cevapla
  #68  
Alt 13-02-2005, 00:51
haci haci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2004
Mesajlar: 830
Standart

Attım bile....

Ya da Allah yarattı.......

keeeeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
Alıntı ile Cevapla
  #69  
Alt 13-02-2005, 01:24
Objektif Objektif isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Feb 2005
Mesajlar: 7
Standart

Merhaba HACI

haci Diyor ki
Usandık bu sayılardan, tesadüflerden, istatistiklerden..
Nasıl keserseniz kesiniz dünyada yaşam vardır ve Tanrı yoktur..
Bunu ister açıklayabilin. İster açıklayamayın.. Ne fark eder?
Önemli olan bir yaratıcıya gereksinim olmamasıdır.
......
Olan bir Şey; Ahmet Yok dediği için yok almaz.
Olmayan bir Şey de; Mehmet Var dediği için Var almaz.

Eleştirimin nedeni; Öne sürdüğünüz fikirlerde -Bence- olan aksamaları ortaya koyarak; üzerinde "Yeniden düşünülmesini" sağlamaktır. Ötesi Sizin bileceğınız iştir.

İyi günler dileklerimle.
Alıntı ile Cevapla
  #70  
Alt 13-02-2005, 01:57
unver unver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Feb 2005
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 35
Standart Re: Fikri tutsak değil fikri özgür insanlar için

Evrimin açıklaması gereken 3 temel sorunu var. Birincisi ilk canlılık nasıl ortaya çıktı. Cansız maddeler nasıl oldu da ilk canlı organizmayı meydana getirdi. Bu konu bence evrimin en temel açmazıdır. Öyle 1950lerde yapılmış ne olduğu belirsiz ne ortaya koyduğu anlaşılmayan deneyleri papağan gibi tekrarlamayın. Hücre nasıl sentezlendi bunun için ikna edici bir açıklama yoktur. Bu konudaki tüm iddialar masalsı anlatımlardır.
İkincisi doğada evrimleştirici mekanizma nedir. Doğal seleksiyon takdir edersin ki evrimsel bir mekanizma değildir. Sadece zayıf ve hasta olanların ayıklanmasını ve güçlü bireylerin hayatına devam etmesini sağlayan, evrimcilerin iddiasının aksine nesli koruyan bir mekanizmadır. Mutasyon ise bozucu bir mekanizmadır. Örneğin mutasyonla bir DNA şifresinin yapısını bozabilirsiniz. Kolla ilgili geni kaybedebilir kolsuz birey ortaya çıkartabilirsiniz. Ya da kolunu 3 tane yapabilir, vücudunun başka bir yerinden çıkartabilirsiniz. Fakat DNA’ya yeni bir bilgi ekleyemezsiniz. Bir sürüngenden mutasyonla kanat çıkartamazsınız. Peki ama bu evrilmeyi sağlayan mekanizma hangisidir?
Üçüncüsü ise ara geçiş formudur. Tartışmalı birkaç fosil dışında neden milyonlarca ara geçiş formuna ait fosiller yoktur? Bunu evrimciler kendilerine de soruyor. Sen belki bunu bir sorun olarak görmeyebilirsin. Fakat bunu sorun olarak gören birçok evrimci bilim adamı var. Hatta bazıları bu sorunu çözmek için bir ara sıçramalı mutasyon fikrini bile ortaya attılar.
Bu üç sorun nedeniyle ben evrimsel bir sürecin yaşadığına inanmıyorum. Çünkü bunlar bana evrimsel bir süreç yaşanmadığını ve yaşanmayacağını gösteriyor.


Ella;

Evrimcilerin açıklamak zorunda olduğu 3 sorundan sözetmişsin. İlk sorun konusunda sana katılıyorum. Gerçekten de inorganik maddeden organik maddenin ortaya çıkışını doyurucu bir biçimde açıklayacak kuramlar yok bildiğim kadarıyla. İkinci sorun konusunda sana katılmıyorum. Evrimin belli başlı iki motoru vardır. Doğal seleksiyon ve mutasyon. Mutasyonlar genetik çeşitliliği sağlar. İddia ettiğin gibi mutasyonlar hepsi nesli bozucu etki yaratmazlar. Yani üç kollu bir canlı meydana getirebilecek bir mutasyon olabilirse iki kollu bir canlı meydana getirebilecek bir mutasyon neden olmasın ki? (nitekim olmuş!). Mutasyonların büyük çoğu işe yaramaz ve türün bireylerinin hayatta kalma şanslarını oldukça düşürücü etki gösterir. Ama az sayıdaki mutasyon organizmanın mevcut çevresel şartlara uyumunu arttırıcı bir özelliğin ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin ışığa daha duyarlı koni hücrelerini kodlayan bir genin ortaya çıkması içinde bulunduğu bireyin (türün üyesini) çevresel şartlara uyumunu arttırabilir. Nitekim avlarını ya da düşmanlarını daha hassas bir şekilde farkedebilmesi onun hayatta kalma şansını arttıracaktır ve yetişkin yaşa gelme olasılığı mutasyona sahip olmayan bireylere göre daha yüksek olacaktır. Bu da çiftleşip yeni gene sahip yavrular üretebilmesinin daha olası olduğunu gösterir. Bir de şunu hatırlatmata fayda var. İyi gen denilirken mevcut çevresel şartlara uyumu arttırıcı bir özelliği oluşturan gen kastedilir. Yoksa aynı mutajenik gen başka bir çevresel şartta kötü gen olabilirdi. Gelelim üçüncü iddiana. Bu konuda sana katılıyorum. Ancak ara geçiş formlarının olmaması onların gerçekten de olmadıkları anlamına gelmez. Çünkü her kemikler her ortamda fosilleşmez. Buzluk ya da bataklık arazilerde fosil bulunması olasılığı daha yüksektir. Yani havayla temasın en olduğu toprak katmanlarında kemiklerin fosilleşme olasılığı daha yüksektir. Ama dediğin gibi Stephan Jay Gould gibi kimi paleontologlar sıçramalı evrimden sözettiler. Deikleri doğru da olabilir. Evrim aynı hızda ilerleyecek diye bir şey yok. Ama dediğim gibi sorun konunun doğasından da kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda tabiki yaratılışçıların işine geliyor. Eh, n''apalım artık.

Bir de şundan bahsetmek istiyorum. Tartışmalarınızda termodinamikten bahsetmişsiniz. Bu konuda yeterince bilgim yok ama düzensizlikten doğan düzen konusunda bir yazı okumuştum. Entropinin arttığı durumlarda bile bir ''düzen''den sözedilebilirmiş. Bununla ilgili bir deneyden bahsediliyordu. Bir tavaya yağ koyup ısıtmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra o inca yağ tabakasının üzerinde altıgen şekiller ortaya çıkıyormuş. Bunlara benard hücreleri adı veriliyormuş. Yağ tabakasının altta kalan kısmıyla üstte kalan kısmı arasında belli bir süre için bir ısı farkı meydana geliyormuş. Bu esnada işte bu hücreler oluşuyor (yanlış hatırlamıyorsam). Doğrusu güzel bir örnek. Entropinin artmış olduğu bir durumda (ısınan yağ molekülleri hızlı hareket edeceğinden bir düzensizlik sözkonusu) oluşan bir düzen (yağ tabakasının yüzeyindeki altıgen hücreler)! Oysa ki bu benard hücreleri görece düzenli bir yapıya sahiptir. Ama entropisi yüksek bir ortamda oluşmuşlardır. Belki de DNA ve RNA gibi moleküllerin temelinde de böyle ''ortamlar'' mevcuttu. Kim bilir.

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .