Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür.
Yukarıdaki alçak ifade,Bedii-üz DİNgil'in,"ekremim" dediği ve "biraderi" olmakla övünen(Ben birader-i azamım,ekremim Şeyh Sait efendinin öcünü alacağım,aldım) İngiliz işbirlikçisi Şeyh Sait'e aittir.
Şey Sait,Musul görüşmeleri sırasında İngilizlerden aldığı destekleéDin elden gidiyor"maskesiyle Kürt devleti kurmak için isyan etmiş,isyanın sonucunda bacanağı Binbaşı Kasım tarafından yakalanarak adalete teslim edilmitir.
Şeyh Sait,ayaklanma sırasında bacanağı Binbaşı kasım'a"Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür"diyor,Bacanağı da tanıklık yaptığı mahkemede bu sözleri onun yüzüne karşı anlatıyor ve tutanaklara geçiyordu.
"İşittiğim odur ki,şeyh Sait,din için kıyam farz oldu demiş.Bir türk öldürmek,yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür demişti"
şeyh Sait'in duruşmasında savcı ile aralarında geçen konuşmalardan Kurtuluş savaşı sırasında Şeyh Sait ve takımının dinlenip yığınak yaparak sürekli güçlendiği,Türk ordusunun yorgun ve zayıf anını kolladığı da ortaya çıkıyordu:
"...Bu kıyamınızı vacip görüyorsunuz.Küffar, islam beldelerini çiğnerken cihat nedir?
O da cihattır,farzdır.
Yunan bütün memleketi çiğnerken bu topladığınız dört bin kişi ile neden Yunan üzerine yürümediniz?
O zaman yine giderdik.Vaktimiz yoktu.o zaman biz çok perişandık.Vaktimiz olsaydı durmazdık.Balkan muharebesinde hazırlandık,istemediler.Bu muharebede göçmendik,yoksulduk."
Kurtuluş savaşında Yunan'a kurşun atmak için vakit bulamayan Bedii-üz DİNgil'in "ekremim" dediği Sait ve adamları,İngilizlerden çil çil altınları cebe indirince Türk askerini arkadan vurarak ayaklanıyorlar,yüzlerce asker ve sivilin yaşamını tehlikeye atarken Musul'un da İngilizlerin eline geçmesine neden oluyorlardı.
Şey Sait,suçu sabit görülerek idam ediliyordu.
"iki mektebi müsibetin şahadetnamesi yahud divan-ı harbi örfi" adlı kitabının 11.sayfasında;
"ben ki,bir adi Kürdüm"diyen ve sürekli Kürt kökenli vatandaşlarımızı kışkırtarak yola çıkan Kürt Said'de "birader-i azam"ının intikam ateşi ile yanarak hezeyenlerde bulunuyordu.
-Ey Asuriler ve Keyanilerin cihangirlik zamanında pişdar,kahraman askerleri olan alan Kürtler'..Beş yüz senedir yattığınız yeter artık uyanınız sabahtır..."
Kürt Said'deki bu ateş karşısında hayranlığını gizleyemeyen ve "hıyarım" diyen her müselmana bir avuç tuz'la koşan Fetoş da,"fasıldan-fasıla"adlı edebi yapıtının 14. sayfasında salt tuz ile değil yağdanlığı ile de koşmakta ve bu deli ve zır cahil'i Muhammetle özdeşleştirmektedir:
".aynı şekilde,1876 da şarkın yalçın kayalıklarından bir ateş-pare zuhur edeceği ve din-i mübin-i islam'ı yeniden gnüllerde ihya edeceği bazı ehl-i keşif tarafından müjdelenmiştir.Oyas ki müjdelenen zat,o tarihte henüz dünyaya teşrif etmiştir.Misyonunun tamamlanması gelecek yıllarda gerçekleşecektir.Evet çekirdekte ağaç,damlada derya görülür ve müjdelenir.Ağacın tam büyümesi,deryanın bütünüyle ortaya çıkması ise,amana bağlıdır;belli bir sürenin geçmesine vabestedir.Öyleyse kuluçka sabrıyla zamanın çıldırtıcıığına karşı beklemek icap eder."
PS: Son Üç Topicin Kaynakçası www cinsinden:
http://www.network54.com/Forum/threa...155862&message id=1073043426&lp=1074595050