Sevgili Parmis,
İznin olursa ben de bir iki kelam etmek istiyorum.
Eleştirileri nasıl karşılarsın bilmiyorum ama edebiyatçı ağır eleştirileri göğüsleyerek, kendini geliştirerek edebiyatçı olabilendir. (doğuştan gelen yetenekler ayrı)
Öncelikle noktalama işaretlerinde daha dikkatli olmak gerekiyor.
Bu yazın gerçeklikten oldukça uzak göründü bana. Tam olarak niye böyle hissettiğimi çözmeye çalıştım. Sanırım olayların, kızın değişiminin, ve her girdiği ortamı, kendisine karşı yapılmış olan her hareketi oldukça olağan karşılaması, sıradan ve (neredeyse) olması gereken birşeymiş gibi karşılaması gerçekçi görünmedi bana.
Öykün tamamen "olanları" anlatıyor. Olaylar peş peşe ve bir çırpıda. Yüzeysel ve basma kalıp insan tasvirleri var birkaç yerinde ki oldukça yetersiz. Bu kız, bu olanları yaşarken ne hissediyor, ne düşünüyordu? Hiç mi kendi aklı yoktu, bu kadar edilgen nasıl olabiyordu, bu edilgenliğini hiç mi sorgulamıyordu... Yazında eksik olan bir diğer şey bu sorgular, düşünceler olarak göründü bana. Kızın kendine ait hiçbir derinliği, fikri yok. Genç ve cahil bile olsa hiç olağan bir durum değil bu.
Arada bir soluk almak gerek.. Yaşamın kaynağıdır nefes. Hep vererek yaşanmaz.. Soluğu verebilmek için önce almak gerek. Yazının en az bir yerinde kızı durdur. Soluk aldır biraz.. Düşündür onu... İçini yoklasın, keşfe çıksın bilinç altında var olanları... Bakalım bu kez ne olacak?
sevgiyle...
EDİT: karakterini kötü yola düşürmek istiyorsan yine düşür. Ama düşerken kendince haklı bir mantığı, geçerli bir gerekçesi olsun.