Bir defa ateistler açık kapı bırakmıyor başka düşüncelere…
Tam dogmatizm.
mesela demişsin ki senin böyle düşünmen için yazmış olamaz mı...
Sergilediğin mantık.
1.ihtimal :eğer kendine zıt yazıyorsa kendidir.(0)
2.ihtimal kendine zıt yazmıyorsa da kendidir.(0)
şimdi mantık açısından ele alalım.(0)
iki önermenin sonucu da sıfır..
sıfır (ve)(veya) hiç bir işlemde sonucu 1 etmeyendir.
ve veya değil sadece ister çarp ister böl ister topla...sıfır...
veya sana hüsnü zan ediyorum
inkarcı değil şüphecisin.(septizm)
ben buraya hayata dair çok önemli ayrıntıları! atlayan arkadaşlara
atladıkları şeyi göstermeye geldim.
evet benim inancımla hristiyan ve yahudi inancı bir değil ...
ama bu saydıklarım bir yaratıcıya inanıyor.
hangi dinin yaratıcı tanımı islamiyet kadar akla uygun.?
yahudinin milliyetçin tanrısı yahova mı?
incilin

ğlu olan hem bir hem üç olan rab mı?
İslamın Allah inancını hiç inceledin mi….
İnsanlık tarihinde bir dönemi açmış yukarıda ifade ettiğim için tekrar değinmeyeceğim
Bir insana isnad edilen yüzbinlerce hadis arasında cımbızla 3 veya dört tanesini seçip
Onunla saldırmak ne derece doğru..
Ve bu sizin tezatınız…
Kuranıbaştan aşağı nakil olan birşeyi nakli inkar ediyorsunuz…
Fakat işinize uygun bir nakil bulunca referans olarak sunuyorsunuz….
İşte yine işleminizin sonucu sıfır….yani inanmamak.
insan aklı putlaştırmayla sapıtır.
Hiçbir felsefeci yatağında rahat ölmedi diyebilirim.
Akıl bir noktada kendini vahye teslim etmelidir…
Yoksa sadece akılla yorum yapmak bizi ortaçağ gotik sanatında ifadesini
Bulan yok bahçeler içinde cennet kanatlı melekler ve soyut nesnelerin tümünü
Somut çizim şeklinde bir dünyaya götürür..
Zaten götürmüşte…
Tanrıyı !!!insan gibi tasavvur etmeseniz tanrıda hata yapar demesiniz…
İslamda neden resim ve heykeltıraşlık günah anladın mı…
Şeklin kalıbın son raddesi…
Benim Allah inancım akılla ihata edilmez.
Bunun hakikatına tarih boyunca gelen samimi inananların bir bölümü vakıf olmuştur.
Felsefe değil bilim yolundan gel hadi….
.................................................
Evren sürekli genişliyor."
Kur'an–ı Kerîm'de Zâriyat sûresi 51. âyet–i kerîmede:
"Göğü biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz." buyrulmaktadır.Evrenin sürekli genişlediği, 20. yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarda anlaşılmıştır. Evrenin sürekli genişlediğini uzay bilimci Hubble tespit etti. Penzians Wilson ilk patlamadan kalan radyasyonu buldu .istersen sen de bul aç radyoyu sonra bir fizikçiye sor bu cızırtılar neyin cızırtısı...ilk patlamadan kalan sestir o...
kobe uydusu fırlatıldıktan sekiz dakika sonra kainatın kainatın genişlediğini duyurdu…
biliyorsun hidrojen yanarak helyuma dönüşür bu yanma kimyasal değil nükleerdir.kainat ezeli olsaydı kainatta hidrojen(en basit atom)kalmazdı...
Bu saydığım ilk üç adam Nobel aldı..
Öyle ya bu buluşu da necid çölünde kim yaptı acaba…
"Zaman izafî bir kavramdır, içinde yaşadığımız dünya günleri sadece bu dünyaya aittir."
Kur'an–ı Kerîm'de Secde sûresi 5. âyet–i kerîmede:
"Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saya geldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar."
Hakka sûresi 4. âyet–i kerîmede:
"Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya miktarı (dünya senesi ile) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar." buyrulmaktadır.
Zaman yani günlerimiz izafî bir kavramdır. Bu tespit bilimsel olarak fizikçi Einstein'ın tespitidir. Einstein'ın bu buluşuna "İzafiyet Teorisi" denilmektedir. Zaman her ortamda, her yerde, her hızda farklıdır ve değişkendir. Saatler farklı işlemekte, günler farklı algılanmaktadır. Bu durum her ne kadar 20. yüzyılda bulunmuş olsa da 1400 yıl önce bir ses dünya günlerinden farklı günlerin olduğunu tüm insanlığa haykırıyordu.
5–Kulak ver bu sese, bak şimdi nereden haber veriyor:
"Denizler birbirine karışmasın, karışıp da özellikleri bozulmasın diye aralarına perde çekilmiştir."
Kur'an–ı Kerîm'de Rahmân sûresi 19 ve 20. âyet–i kerîmelerde:
"İki denizi birbirine kavuşturmak için salıvermiştik. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar."
Furkan sûresi 53. âyet–i kerîmede:
"Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur." buyrulmaktadır.
Belli denizlerin kendine has tuzluluğu ve yoğunluğu bulunmaktadır. Denizlerin farklı özelliklerde olmaları onların farklı canlıları bünyelerinde barındırmalarına sebep olmaktadır. Ünlü deniz bilimci Cousteau: "İki denizin birleştiği noktada, birbirine karışmasını engelleyen harika bir su perdesi ile karşı karşıya kaldık." diyordu. Bu durum Cebel–i Tarık Boğazı'nda tespit edilmişti. Aynı tezi bir başka bilim adamı Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in birleştiği Mendep Boğazı'nda tespit etmişti. Onlar bu tespitlerini 20. yüzyılın modern imkânları ile yapabilmişlerdi. Durum böyleyken, bundan 1400 yıl önce Arap yarımadasından çıkan bir ümmî insan, denizin yüzlerce metre derinliklerinde yaşanan bu olağanüstü plan ve projeleri nereden ve nasıl bilebiliyordu?