Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 23-06-2009, 10:46
sedatsert sedatsert isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Jun 2009
Mesajlar: 252
Standart Saçma gibi gelen ayetlerin nasıl değerlendirileceği...

Arkadaşlar merhaba;

Kur'an, Allah kelamıdır. Kur'anın anlaşılmasında, mealler üzerinden değerlendirme yapmak oldukça yanlış ve yetersizdir.

Kur'an ayetleri, muhkem, ve müteşabih ayetler olmak üzere iki sınıftır.

Muhkem ayetler, hiçbir yoruma tabi tutulmaksızın, net, emir ve yasaklar içeren ayetlerdir. "Hüküm" dür. (mesela, "namaz kıl", oruç tut" gibi)

Müteşabih ayetler ise, "ne zaman", nerede", niçin", "kime" gibi soruların cevabıyla anlaşılabilen ayetlerdir.

Arapçanın dil bilgisi ile yazlılan bir metni, birebir mealinden bakılarak, türkçe anlamıyla değerlendirmek çok yanlıştır.

Mesela, türkçede, "bir çuval inciri berbat ettin" şeklindeki bir sözcüğü, başka dile aynen tercüme eder ve o dildeki insanların anlamasını beklerseniz, yanılgıya düşersiniz.
Olduğu gibi tercüme değil, o cümlenin ne anlamda geldiğinin izahının yapılması gerekir.
İşte kur'anın, müteşabit ayetlerini de, meal olarak değil, tefsir olarak okumak gerekir.

Tefsirlerde, o ayetin, diğer ayetlerle olan irtibatıda yapılacağı için, anlam bütünlüğü sağlanmış olacaktır.

Bir ayeti yalın olarak, önündeki ve ardındaki ayetleri kırparak yapılacak meal, çok anlamsız ve (haşa) saçma gelebilir.

Hepimiz biliriz ki, ingilizce komedi dizilerinde, türkçe altyazılı olarak izlediğimizde, onları güldüren çok şeyler, bize saçma gelebiliyor. "Espiri bunun neresinde" diye apışıp kaldığımız oluyor. Bunun nedeni, her dilin kendi özelliği ve geri planıdır. Her toplumun kendince sembolleri, ve başka anlamlar taşıyan nesneleri olabiliyor. Bir millet için "eşşek", aptallığın ve salaklığın simgesi olurken, bir başka kültür ve dilde, çalışkanlığın ve itaatin simgesi olabiliyor.

Bu dilin özelliği bilinmeden ve anlaşılmadan, o dile ait metinleri kısa olarak meallendirilip, onunla değerlendirme yapmak, çok eksik ve anlamsız olur.

Kur'anı değerlendirirken ;

Kur'an, sadece 21. asrın insanlarını muhatab almıyor, nazil olduğu andan, kıyamete kadar tüm insanlığa hitap ediyor.

Kur'an sadece, eğitimli ve havas tabakasını muhatap almıyor, eğitimsiz ve avam tabakasını da muhatap alıyor.

Hatta avam tabakası, havas tabakasına göre daha çoğunluktadır. O nedenledirki, çok misaller, bazen çok basit şeylerden verilir. Buna "tenezül-ü ilahi" denir. Yani Allah insanla konuşmaya tenezzül ediyor ve onun anlayacağı basitlikte konuşuyor.

Kur'anın, temel hedefi ve konuları, "tevhid" (Allahın birliği), "nübüvvet" (peygamberlik), "Haşir" (öldükten sonra dirilmek), "adalet ve ibadet" olmak üzere dört çeşittir.

Bu hedefler dışında gibi görülen tüm ayetlerde, dolayısı ile bu hedeflere hizmet ederler.

Kur'an ;
Bir coğrafya kitabı değildir.
Astronomi kitabı değildir.
Tıp kitabı değildir.
.
.
.
Bu konular ile alakalı bir ayet varsa bile, tamamen yukarıda saydığımız dört konuyu "dolayısı ile" anlatır. Ama hedefinde bu müsbet ilimler yoktur.

Kur'anın nasıl mu'cize olduğunu anlatan o kadar çok kitap vardır ki, onları yazan alimler, kur'an diline hakim, ve arapçanın ve "din biliminin" inceliklerine vakıf insanlardır. Bu insanlar, kur'anın inceliklerini keşfederek, "Allahuekber" demek zorunda kalmışlardır.
Hatta;
Kuranın nazil olduğu çağlarda, müşrikler, Kur'anı dinlediklerinde, bunun bir beşer kelamı olamıyacağını ikrar etmişler ve kendi yandaşlarına, Kur'an dinlemeyi adeta yasaklamışlardır.

Yine bir müşriğe, "Emredildiğin gibi dosdoğru ol" mealindeki ayet okunduğunda, derhal secdeye kapanmış, ve kendisine "sendemi müslüman oldun?" dendiğinde, "hayır, ben bu ayetin belagatına secde ediyorum" demiştir.
Belagat, az sözle çok anlam ifade eden söz demektir.


Saygılarımla Sedat Sert
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23-06-2009, 10:53
keci keci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Jun 2009
Mesajlar: 420
Standart

Sevgili Sedat Sert Kardeşim

Allah (C.C) senden razı olsun. Çok güzel bir yazı gerçekten çok beğendim.

Sevgilerimle..

Oku kainatı, görmek istersen gerçeği. Birinci sayfa, birinci paragraf : Kendin..
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23-06-2009, 12:48
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Sedat kardeşim;

Benim şöyle soracaklarım olacak, senin de fikrini almış olayım hem:

Ama öncellikle hakkını teslim edeyim; başarılı bir Kuran-Güzellemesi yapmışsın, zaten mümin üyelerden takdirler başlamış.

Gelelim sorularıma:

* Ayet-üs Seyf / Ayet-ül Kıtal..bu ayteler hakkında düşüncelerin

* Esbab-ı Nüzul için bana güvenilir t e k bir kaynak önerebilir misin?

* ''Allime'llahu'' hakkında ne düşünüyorsun?

* Beda / Nesh - Nasıh / mensuh meslesi senin aklını karıştırdığı olmuyor mu?

* Secde 22 (Zü'ntikam meselesi)

* Hacc Suresi 52-55 & İsra suresi 73-75 ve bunlara ilaveten Necm 19-20 ayetlerini sen nasıl anlıyor, yorumluyorsun.

* Levh-i Mahfuz hakkında ne düşünürsün?

* ''Ben bir kenz-i mahfuz idim; bilinmek istedim'' sana neyi anlatıyor.


Sorularım naif, farkındayım. Bir mümin için hele çokta kolay. İnanır olmadığımdan olsa gerek içinden çıkamadım.

Sedat arkadaşa doğrudan hitap ettim ama; yazıyı okuyan her mümin kardeşimiz meselyi rahatlıkla üzerine alınabilir. Birlikte bakarsınız aydınlınavemişiz

Olmayacak şey değil.

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23-06-2009, 12:49
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Arzu edersen karışıklık olmaması için madde madde de geçebiliriz. Yeterki bilginin ışığı ortalığı aydınlatsın..

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23-06-2009, 16:24
sedatsert sedatsert isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Jun 2009
Mesajlar: 252
Standart

Sevgili mutezile;

Benim bildiğim, yanıldığıma yetmez....
"Bilmek" gibi iddialı laflar söyleyemem. Bir bildiğim varsa, o da birşey bilmediğimdir.

Ancak, cennetin anahtarı olan "iman" sertifikası, sadece Sedat Sert e lazım bir şey olmadığını anlayarak, yaptığım yorumlara insaf ve anlamak amaçlı bakılırsa memnun olurum.

"mutezile" anlam olarak bildiğim kadarıyla (yanlış biliyor isem kusura bakılmasın) ehl-i i'tizal olan bir mezhebin adı olup, Ehl-i sünnet dışıdır. Mutezile mezhebi, kaderi inkar eden, irade-i ilahiyeyi yok sayan, "insan, fiillerinin yaratıcısıdır" diyen bir mezheptir.

Onun zıttı bir başka mezhep ise, "cebriye" dir. Bu mezhep de, ehl-i sünnet harici bir mezhep olup, insan iradesini yok sayan, ve insanı rüzgar önünde uçan bir yaprak gibi gören bir mezheptir.

Allahım bizleri, ehl-i sünnet itikadından ayırmasın. Zira sırat-ı müstakim, ancak ehl-i sünnet itikadıdır. (bu görüşüme ister katılın, ister katılmayın, benim inancım budur.)
Sayın mutezile nin yukarıda yazdığı bir sürü sorunun, bence mantıklı cevapları var olan meselelerdir diye itikad ediyorum.
Burada her mevzuyu, kendi içinde sonuna kadar izah etmek, ciltler dolusu bilgiyi buraya asmak gerektireceğinden, ben bazı konulara kısaca değinmek istiyorum...

Sayın mutezile;
"''Ben bir kenz-i mahfuz idim; bilinmek istedim'' sana neyi anlatıyor." demiş.

Bu sorunun cevabı, risale-i nurlarda, oldukça iyi şekilde izahı olan, bilhassa Sözler kitabının, 11. söz risalesinda harika anlatılan bir konudur.

Kısaca, tek cümle ile şunu söyleyebilirim ki: " Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister."

Mutlak cemal (güzellik) ve kemal (olgunluk) sahibi olan Allah, kendi cemal ve kemalini görmek istemiş, ve bu kainatı yaratmış. Cemal ve kemalini göstermek istemiş, şuur sahibi, güzel ve çirkini ayırt edebilen, mahlukları (melekler, insanlar, cinler, ruhaniyat) yaratmıştır.

Gizli hazine iken (kenz-i mahfuz), bilinmek istemiş ve bu mahlukları yaratmıştır.

İşte şuur sahibi olan insanında bu dünyaya gönderilme gayesi, Kainat yaratıcısının bilinmesi (iman) ve ona itaatle (ibadetler) onu takdir edip san'atı karşısında hayretini göstermesidir. Asıl amaç budur.

Bu kadar nimetleri veren Allah, bizden sadece, kendini tanımamızı ve ona itaat etmemizi istiyor.

Küfür (inkar) ise, bu kulluğa ters olup, Allahın gadabını celbeder.

Allahım bizleri ona layıkı ile kul olanlardan eylesin.

Burada, akla şu gelmesin : "Allah, kenz-i mahfuz iken neyle meşguldü?" (haşa)

Zira;

Zaman, mekan gibi şeyler, yaratıklar için geçerli kavramlardır. Allah zamandan ve mekandan münezzetir. Allah için, dün, bugün, yarın gibi kavramlar yoktur. O, her an, her zamanı görür, heryerde hazır, hiçbir mekanda mukim değildir.

Bunu anlamak için "Allah" olmak gerekir.

Bizler mahlukuz....
Nasılki, bir masanın tabi olduğu şartlar, onun ustasında aranmaz, usta, sanatının cinsinden değildir.

İlah olmanın gereği olan, "herşeyi bilir", "herşeye gücü yeter", gibi sıfatların anlaşılması, şu dar aklımıza sığışmaz.

Çünkü;

İnsanın ilmi, nisbi ilimdir, herşeyi nispeten bilirir. Uzak, yakın, soğuk, sıcak, büyük, küçük gibi kavramlar, hep nisbidir. Yani nispetendir. Yani, koyun, kediden büyüktür. Ama Filden küçüktür. nisbidir yani....

Yeni öğreneceği herşeyi, eski bildiği şeylerle kıyaslayarak, nispet ederek algılar.

Allah hakkında, eski bildiği hiçbirşey onun yerini tutamayacağı için, onu bir şeye nispet edemez.

İşte insanın algılama yeteneği hep, nisbi olduğu içindir ki, "mutlak" olan, Allahın zatını algılayamaz.

İnsanın en aliminin bile, bilmediği o kadar şeyler vardır ki, veya çok kuvvetli olduğu halde, kaldıramayacağı yük olan nice insanlar vardır ki, onlar hakkında düşündüğümüz nakıs sıfatlar ile yaratıcının "mutlak" olan sıfatları algılamamız, insan kabiliyetinin fevkindedir. Yani olası değildir....

Çünkü insan mahluk, Allah ise Halık tır.

Zaten bizden istenen, Allahın zatını anlamamız, değil, onun isim ve sıfatlarını anlamamızdır.

Konu devam edecek....


Saygılarımla Sedat Sert

Konu sedatsert tarafından (23-06-2009 Saat 16:29 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23-06-2009, 17:46
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Sevgili sedat;

Allahım bizleri, ehl-i sünnet itikadından ayırmasın. Zira sırat-ı müstakim, ancak ehl-i sünnet itikadıdır. (bu görüşüme ister katılın, ister katılmayın, benim inancım budur.)
İnancınızı destekleyebileceğiniz bir ayet biliyor musunuz?

Mutlak cemal (güzellik) ve kemal (olgunluk) sahibi olan Allah, kendi cemal ve kemalini görmek istemiş, ve bu kainatı yaratmış. Cemal ve kemalini göstermek istemiş, şuur sahibi, güzel ve çirkini ayırt edebilen, mahlukları (melekler, insanlar, cinler, ruhaniyat) yaratmıştır.
Aynı Bak-i zül Celal::''Andolsun ki cehennemi cin ve insanla dolduracağım'' diyerek kendi yarattığı mahlukatın akıbetini de bildirmektedir.

Ne dersiniz?

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 23-06-2009, 18:04
keci keci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Jun 2009
Mesajlar: 420
Standart

Mutezile´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili sedat;
Allahım bizleri, ehl-i sünnet itikadından ayırmasın. Zira sırat-ı müstakim, ancak ehl-i sünnet itikadıdır. (bu görüşüme ister katılın, ister katılmayın, benim inancım budur.)

İnancınızı destekleyebileceğiniz bir ayet biliyor musunuz?
Sayın Mutezile;

Allahım bizleri, ehl-i sünnet itikadından ayırmasın. Zira sırat-ı müstakim, ancak ehl-i sünnet itikadıdır. Amin..

İnancınızı destekleyebileceğiniz bir ayet biliyor musunuz?

Sevgili Sedat Sert kardeşimden özür dileyerek bunu kendi kıt bilgimle cevaplamak istiyorum. Bir ayet değil sure var....

Fatiha Suresi...

Saygılarımla..

Oku kainatı, görmek istersen gerçeği. Birinci sayfa, birinci paragraf : Kendin..
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 23-06-2009, 19:30
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Sayın keci;

FATİHA SURESİNİN ANLAMI
1- Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
2. Hamd Alemlerin Rabbinedir.
3. Rahman ve Rahimdir.
4. Din gününün malikidir.
5. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz.
6.Bizi doğru yola ilet;
7. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.

**Bu surenin neresinde diğer mezheplerin 'Guluv'; 'Gulat' ya da Bidat'tan olduğu söylenmektedir?

**Ayetler nüzul olurken, mezhepte senkron mu indi?

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 24-06-2009, 00:24
abdulKADİR abdulKADİR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2009
Bulunduğu yer: Berlin
Mesajlar: 430
abdulKADİR - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

sedatsert´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"mutezile" anlam olarak bildiğim kadarıyla (yanlış biliyor isem kusura bakılmasın) ehl-i i'tizal olan bir mezhebin adı olup, Ehl-i sünnet dışıdır. Mutezile mezhebi, kaderi inkar eden, irade-i ilahiyeyi yok sayan, "insan, fiillerinin yaratıcısıdır" diyen bir mezheptir.

Onun zıttı bir başka mezhep ise, "cebriye" dir. Bu mezhep de, ehl-i sünnet harici bir mezhep olup, insan iradesini yok sayan, ve insanı rüzgar önünde uçan bir yaprak gibi gören bir mezheptir.

Allahım bizleri, ehl-i sünnet itikadından ayırmasın. Zira sırat-ı müstakim, ancak ehl-i sünnet itikadıdır. (bu görüşüme ister katılın, ister katılmayın, benim inancım budur.)
Sayın Sedat kardeşim,

Güzel bir başlık açmış bir konuyu ateist ve dinsiz (ve belki de dindar) arkadaşların dikkatine sunmuşsun.

Ama hemen ardından hem de hiç gereği yokken mezhepçliğe getirmiş ve faydalı olma alanını daraltmışsın.

Kusura bakma ama bildiğin gibi burası Allah'ın varlığını yokluğunu tartışanların, kutsal adına ne varsa eleştirip tiye alanların sitesi. Burda mezhepçilik yapmak kaş yapayım derken göz çıkarmaktır. Hatta dincilik yapmak bile böyledir. Herhangibir islami sitede git istediğinin mezhebin propagandasını yap, diğerlerini de sapkın ilan et. Ya da herhangibir dini sitede İslamın diğer dinlere üstünlüğünü arzet. Ama böyle ortamlarda ne olur bu tür basiretsizlikler yapmayın.

Mutezile arkadaşa söylenecek en iyi tavır ''islami bir kavramın rumuz olarak alınarak islam düşmanlığı yapmanın'' çelişkisini hatırlatmaktır. Nitekim bir başlık altında dediğim gibi; ''hacı, mutezile gibi rumuzlar altında islam düşmanlığı yapmak ikiyüzlülüktür.''

Diğer yandan, mutezile mezhebi hakkında verdiğin bilgiler çelişkiler içeriyor.
Şöyleki, bir yanda mutezilenin ehl-i sünnetten itizal edenler (sapanlar) olduğunu ifade ederken, diğer yandan fatiha suresini delil göstererek onların sırat-ı mustakimden sapanlar olduğunu söylüyorsun. Birinci şıktakiler müslümandırlar, yani bir insan ehl-i sünnet dışı olmakla dinden çıkmaz. İkinci şıktakiler ise islam dışıdırlar. Mutezile, cebriye, kaderiye, mürcie.... ve nihayetinde şia, en koyu ehl-i sünnet alimince kafir değildir. Bu ayrımları gözönünde bulundurarak mezhepçilik yaparsan en azından tutarlı olmuş olursun.

Bir de mutezile, bu ekole sahip alimlere muhalif olanlar tarafından verilen isimdir. Onlar kendilerine ehl-i adl (adalet ehli) derler. Çünkü Allah'ın adalet sıfatında ehl-i sünnetten farklı düşünürler. Yoksa kader ve irade konusunda ehl-i sünnet içinde sayılan Eş'arilikten farkları yoktur.

Aydınlatıcı mesajlarının devamı dileğiyle...

''Erkek ve kadın kim iyi işler yaparsa imanla, kesinlikle onu yaşatacağız TEMİZ bir yaşamla.'' (16/97)www.temizyasam.net
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 24-06-2009, 08:36
sedatsert sedatsert isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Jun 2009
Mesajlar: 252
Standart

Sevgili sedat;

Alıntı:
Allahım bizleri, ehl-i sünnet itikadından ayırmasın. Zira sırat-ı müstakim, ancak ehl-i sünnet itikadıdır. (bu görüşüme ister katılın, ister katılmayın, benim inancım budur.)
İnancınızı destekleyebileceğiniz bir ayet biliyor musunuz?

Alıntı:
Mutlak cemal (güzellik) ve kemal (olgunluk) sahibi olan Allah, kendi cemal ve kemalini görmek istemiş, ve bu kainatı yaratmış. Cemal ve kemalini göstermek istemiş, şuur sahibi, güzel ve çirkini ayırt edebilen, mahlukları (melekler, insanlar, cinler, ruhaniyat) yaratmıştır.
Aynı Bak-i zül Celal::''Andolsun ki cehennemi cin ve insanla dolduracağım'' diyerek de kendi yarattığı mahlukatın akıbetini bildirmektedir.

Ne dersiniz?





Sayın arkadaşım;

Kur'anın ve sünnetin bize emrettiği inanç sistemi, bir küll dür. Ayetlerde, mezhepler geçmez, neye, nasıl inanacağımızı anlatır.

Zaten neye, nasıl inanacağımız konusunda düşülen ihtilafların neticesi, itikattaki mezheplerin çıkmasına neden olmuştur.

Bu ihtilafların kaynağının birisi ise, gerek Ayetlere, gerekse hadis-i şeriflere verilen farklı yorum ve anlamlardandır.

Elbette inanca dayanan mes'elelerde, konu, kalbi, vicdansal ve inançsal olduğu için, matematik gibi değildir. (2x2=4 gibi değildir.)

Ehl-i sünnet itikadının, sırat-ı müstakimi temsil ediyor olması iddiamı da bu mihvalde anlamanız gerekir. Bu konuda "inancımı destekleyecek ayet" getirmem gerekse, tüm Kur'an derim.

Gelelim Allahın, ''Andolsun ki cehennemi cin ve insanla dolduracağım'' demesine;
Bunun nesini soruyorsun, anlamadım.

İmtihana tabi şuurlu mahluklar, insanlar ve cinlerdir. Elbetteki her imtihanın sonunda "mükafaat" ve "mücazaat" olacaktır. Mükafaatın yeri, din ıstılahında "cennet" olarak adlandırılmış, mücazaatın yeri de " cehennem" olarak adlandırılmış.

Cehennemi, neyle dolduracak? İmtihana tabi tutmadığı mahluklamı?

Sizin ifadenizle, " kendi yarattığı mahlukat", eğer cehenneme girmek istemiyorsa, rabbine isyan etmesin.

Saygılarımla Sedat Sert
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:28 .