Onefre´isimli üyeden Alıntı
Sevgili arkadaşlar,
Bu sorun sadece müslüman arkadaşların değil kudretli bir varlığı kabul eden tüm insanların sorunudur. Herşeye gücü yeten, herşeyi öncesinden bilen bir tanrı dolasıyla sonumuzuda biliyordur. Madem sonumuz biliniyor o zaman neden yaratıldık. Forumun başka yerlerinde dile getirdim. Artık tek bir başlık altında toplamak gerektiğini düşünüyorum.
Bana verilen cevaplar genellikle şu yöndeydi.
1. Tanrı bilinmek istedi.
Bence bu olamaz çünkü o zaman tanrı insanlaştırılmış ve kudreti aşağılanmış oluyor. Çünkü o zaman bende derim ki tanrının bana ihtiyacı mı var? Ben onu bilmesem çok mu gücüne gidecek? Gücüne gittiği için beni cehennemde cayır cayır yaksa çok mu hoşuna gidecek? Tanrının bu tip ego sorunları olabilir mi? Tanrı beni yaratmasa ne kaybederdi? Yani bu tanrı sadece biz olduğumuz için mi var? Biz ve melekler olmasa tanrı tanrılığını anlamayamaz mıydı?
2. Bizim bu sorunun cevabını bulmaya aklımız fikrimiz yetmez. Biz bu sorunun cevabını istesekde bilemeyiz.
Burda yine tanrıyı ve kudretini küçümsemiş olduk. Ne yani tanrı bizi daha akıllı yaratamadı mı? Akılsız yaratılmış olmak insanların suçu mu? Zaten sen beni akılsız yaratmışsın. Beni neden cehennemde küle çeviriyorsun o zaman?
Özellikle herhangi bir dine mensup arkadaşlar için söylüyorum. Madem inancınızda tam teslimiyet var bunun çelişkisi çözülmek zorunda. Hem bu çelişkiyi görüp hem körü körüne inanmanız bana yanlış geliyor. Çünkü ortada bilinmezlik yok. Mesela şöyle bir soru sorsam desem ki tanrı evreni, melekleri yaratmadan önce ne yapıyordu o zaman deriz ki nerden bilelim. (açıkcası benim çok umurumda da değil, öncesinden ne yaptığı) Ama bu problem öyle değil. Ortada düpedüz sakat bir durum var. Eğer kudretli ve herşeyi öncesinden bilen bir varlık varsa, sonumuzuda biliyorsa bunun cevaplanması lazım. Herşeyi biliyorsun neden yaratıyorsun?
Saygılarımla...
|
Sevgili Onefre
Önceki yazılarımıza buradan devam edeceğiz öyle değil mi ?
Önce birinci soru ve senin düşünce tarzın;
1. Tanrı bilinmek istedi.
Bence bu olamaz çünkü o zaman tanrı insanlaştırılmış ve kudreti aşağılanmış oluyor.
Hayır öyle olmuyor, çünkü bilinmekten kasıt nedir onu bilmiyoruz.
Siz zanediyorsunuz ki, bilinmek, istemek bir ihtiyaç; hayır bir ihtiyaç değil
onun için..... bizim için bir ihtiyaç üstelik sizinde düşündüğünüz gibi
nefsimiz için....
ihtiyacı
ihtiyaç eksiklikten kaynaklanır, dolayısı ile bilinmeye ihtiyaç duymamıştır.
Onun yerine bilinmeyi istemiştir.
Onda eksik olan sadece ve sadece bir tek şey vardır...
gücüne gidecek
Hayır bu gücüne gitmez, zaten o dileseydi hepimizi inandırabilirdi. Ama bunu yapmadı. Bunu kur'an da da belirtmiş zaten.. Ayrıca eğer hiç günah işlemeyen bir topluluk olsaydınız sizi yok eder başka bir topluluk getirirdim de demiştir.
ego

Mümkün değil... Bu bizlere ait bir özelliktir. Bu nefs'tir ve yaratılmıştır.
Onda eksik olan sadece ve sadece bir tek şey vardır...
ne kaybederdi
Hiç bir şey; onun herhangi bir şeyi kaybetmesi La mümkündür.
Mümkün değildir.
Onda eksik olan sadece ve sadece bir tek şey vardır...
anlamayamaz mıydı
Elbette anlayabilirdi.. Zaten öncesinde bunu biliyordu..
Bilinmek konusunda derin düşünürseniz bunu bulabilirsiniz belki..
Ama bence düşünmeyin bunu denediğinizde AKLINIZI zorlayabilirsiniz.
Aklınız size lazım..
2. Bizim bu sorunun cevabını bulmaya aklımız fikrimiz yetmez. Biz bu sorunun cevabını istesekde bilemeyiz
İşte aklınız size lazım derken bu soruyu kastediyorum.
Bir misal vereyim..
Elinize 2 kurşun kalem alın aynı boyda olsun bir tanesini
4 parçaya bölün enine.
Parçalardan birini alarak bu parçayı, kırmadığınız kalem ile aynı boya getirmeye çalışın... Nasıl yapabiliyormusunuz.. ?
Bütün kalemi aynı boyda kırabilirsiniz ama parça olan hiç bir zaman
bütün kalemin boyuna gelemez..
Bu deney aslında tek kalemle yapılır ama kolaylık olsun diye iki kalem dedim.
Eğer parçaları büyütebilirseniz, o zaman bütün kalemde büyüyecektir.
Parçayı parça yapan bütündür çünkü...
insan akılsız yaratılmış değildir, ancak parçaların büyüklükleri insandan insana farklıdır. Ayrıca bütünü anlamak için aynı boya gelmek gerekmez
eğer parçaların gözleri varsa kendi boyundan katlarca fazlasını görebilir.
Sorun şu ki bazı parçalar bu gözlerle bakamazlar onlar sadece boy ölçebilirler, o zamanda durdukları masayı göremezler. Bu gözler sadece isteyene verilmiş birer nimettir. İsteyebilmesi için kendisinin masadan küçük olduğunu kabul edebilmesi gerekir.
Saygılarımla...