mayonez´isimli üyeden Alıntı
Selam
Benim sorumun cevabı olmadı sanki.
Dünyadaki herşeyin yok olup gidecek.
Bütün sevdiklerin
Ya da sevmediklerin
Yani sonuçta nicin mücadele ettin bir hiç uğruna
Demekki ateisttin bu dünyada yaşadığı şeyler kendi inandığı değerler için söylüyorum.
Sadece kendini altatmadan başka birşey değildir diye düşünüyorum.
|
Sayın mayonez
Öncelikle bazı üyelerimizin yaptığının aksine, düşünmeden, sormadan, sadece önyargılarla harekete geçmek yerine konuyu bize sorarak fikrimizi sorgulamanızdan ötürü sizi takdir ederim.
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=11168
Siz öldükten sonra "ben" diye nitelendirdiğiniz ego yok olacaktır çünkü "benliği" oluşturan şey, beynimizdeki sinir ağlarlarıdır. Sizin de bildiğiniz gibi duyulara ve hafızaya ait bilgi bütün beyinde, sinir hücrelerinin arasındaki ağlarda saklanır. Siz öldükten sonra bu dokular da toprağa karışacağından deneyimleriniz, hafızanız, duyularınız, sizi siz yapan herşey de bu kaybolan sinir ağları yüzünden yok olacaklardır.
Deneyim ve düşüncelerinizin evrenin biryerlerinde yedekleneceğini, o yedeklemelerden tekrar diriltileceğinizi düşünebilirsiniz. Ama benim fikrimce ölümden sonra ölümsüz bir hayat, ölümden sonra yokolmaya göre saçma ve korkunç bir düşüncedir. Bundan sanırım foruma ilk katıldığım zamanlarda bahsetmeye çalışmıştım. Bu konuda fikirlerim bugüne kadar aşağı yukarı değişmedi.
Bizi biz yapan şey aslında hayatta kazandığımız tecrübelerdir. Zaman içinde çevreyle etkileşime geçerek beynimiz ve beyinimizdeki sinir ağları gelişir ve kişiliğimizi oluşturur. Şu anda sahip olduğunuz karakteri en büyük ölçüde çocukluk yıllarında kazandığınız deneyimlere borçlusunuz. Daha farklı parametrelerde bir çocukluk geçirseydiniz büyük ihtimalle şu anda tamamen başka bir insan olurdunuz. Tabi karakterin oluşumunda genlerin de payı var çünkü genler sinir ağlarının oluşumunu etkilerler. Fakat hiyerarşik olarak, deneyimler genlerden daha önemlidir. (Bunu birkaç nöropiskolog arkadaşımdan uzun zaman önce duymuştum onun için referans veremeyeceğim fakat internetten araştırısanız birşeyler bulacağınıza eminim.)
Ölümsüzlük gibi bir kelimenin içinde sonu olmayan bir zaman aralığı gizlidir. Yani sonsuza kadar yaşayacaktır insan.
Devam eden düşüncelerimi şu cümle üzerine kurguluyorum:
Bir ölmüş bir varlığı canlı bir varlıktan ayıran temel özellik, ölmüş bir varlığın artık deneyim kazanmaması ve ürememesidir. (bahsedilen deneyim burada kazanılan genetik bir deneyim, veya yaşanılan süre boyunca elde edilen herhangi bir tecrübe olabilir)
Öldükten sonra cennete gittiğimizde karşılaşılabileceğimiz iki durum söz konusu:
1-Ölüp cennete giden varlık cennette deneyim kazanmaya devam eder
2-Ölüp cennete giden varlık artık deneyim kazanmaz Dünya hayatında kazandığı deneyimle yaşamaya devam eder.
İkinci durum saçmadır çünkü doğmadan ölen bebekler, spastikler vs için bu durum sorun yaratmaktadır. Dolayısıyla doğru olduğunu varsaydığım 1. numaralı durumu inceleyeceğim.
1. durumda insan ölümsüz olduğu için cennette sonsuza kadar deneyim kazanmaya devam edecektir. Yani sonsuz zaman aralığı içinde sonsuz bilgi sahibi olacak, adeta tanrısallaşacaktır. Ve sonsuz zamanın bir yerinde artık daha fazla bilgi almamaya başlayarak kazanabileceği deneyimin sonuna varacaktır. Ölümlü ile canlı arasındaki en büyük farkların canlının kazandığı deneyim ve canlının üremesi olduğunu düşünürsek ve cennettede üreme, genetik bilginin aktarılması ve mutasyonlar gibi mekanizmaların çalışmayacağını düşünürsek, sonsuz bilgiye, sonsuz deneyime sahip olmak bizi zaman içinde tekrar öldürecektir veya bizleri yaşayan ölü durumuna getirecektir.
Kısacası her halükarda, cennete gittiğinizde, ölümsüz olsak bile bilimde tekillik (singularity) adı verilen düşünsel bir sıfır noktasına doğru ilerleyeceğiz ve bu tekillik noktası bizi yokolmaktan farklı kılmayacaktır. Sayılar doğrusunu gözünüzün önüne getirirseniz, deneyim fonksiyonu sıfırdan başlar ve zaman içinde tekillik adı verilen bir limite doğru sonsuza kadar ilerler. Tekilliğe ulaştığımızda ise zaten herşey biter, tekilliğin ötesinde birşey yoktur. Çünkü bütün insanların gideceği nokta aynı tekillik noktasıdır.
Dolayısıyla ölümsüzlük dahi kendi içinde çelişkilidir aslında. Bence sonsuza kadar yaşamaktan daha çok korkmalı insan.
Sonuçlarsak ölümden sonra iki mümkün senaryo olabileceğini düşünüyorum: 0 noktası(boşluk), insanın ve düşüncelerinin tamamen yok olduğu nokta
sonsuzluk noktası(tekillik), insanın sonsuz bilgi ile tanrısal bilgiye sahip olacağı nokta
Bunların hiçbirinini diğerinden farklı olacağını düşünmüyorum. Sonuçta her ikisindede artık yeni birşey düşünemeyecek kadar öleceğiz.
Tabi bu arada hiçbir kutsal kitap ne 0 noktasından ne de tekillik noktasından bahseder. Kitaplarda tek söylenen şeyi, içi boş "cennete gideceksiniz" noktasını, "peki sonra ne olacak" düşüncesiyle doldurarak ölümsüzlük düşüncesinin saçmalığına değindiğimi düşünüyorum.
Bahsettiğiniz hayatın anlamı konusundan ise yukarıda verdiğim linkteki konudaki mesajımda bir iki kelime birşeyler anlatmaya çalıştım.
Saygılar,