Güzel sitemizin 'özgürlükler şahinleri' adaletvekalkınmap.sini' yere göğe koyamamaktadırlar.
Site forumlarında ve hatta profillerinde bu partinin:
*hak ve özgürlükler noktasında liberal ve hoşgörülü tavrını (İslamdaki mümaşata daha aşina olamadıklarından böyle algılamaktadırlar diye düşünüyorum);
*Türk askerine olan derin peşin hüküm ve fobisini;askerin bütünüyle pasifize edildiği bir sistemin rüyasını
* Türk milletinin aidiyet duygusunu silmek için ölesiye ve biteviye çabasını
* AB'ye girmeye hevesli imiş gibi görüntüsünü
* Anayasa Mahkemesi'ni lağv etme; olmazsa üyelerini iktidarın ataması girişimlerini
ve daha bir çok naneyi yemesini olumlarlar, alkış tutarlar. Kısaca akpepe'yi yere göğe koyamazlar.
Asıl dertleri başkadır, apyarıdır. Onlar bilmez mi türk milletinin artık dış politikada vakur bir şekilde temsil edilme dönemlerinin mazide kaldığını, Deniz Feneri, Yimpaş, Kombassan, Akbil davalarını..onlar bilmez mi şeriat özlemlerini, alkollü içki düşmanlığını (bazı dostların dikkatini bu noktaya ö z e l l i k l e çekmek istiyorum

)..onlar ülkede şu an yüzlerce mossad, CIA, M16 çalışanlarının cirit attığını, provokasyon yaptığını, b e l g e ihdas ettiklerinin bilmezler mi?
Onlar türk milletinin tarihinde bu kadar mutsuz ve gelecekten ümitsiz olduğunu bilmezler mi? Hepsi akıllı çocuklar -kızlar- nasıl bilmezler. Bilirler de akepe'nin işlerine gelen çok önemli bir nüansı apaçık ortada iken, bu nüansı şiarı edinmekten geri duramazlar:
Ayrılıkçı, federatif, otonomluk sözcülüğünü yapan etnik azınlığa olan akp'nin verdiği ödünler (klasik oy goygoyculuğu), vermeyi düşündüğü ödünler onlar için herşeyden daha anlamlıdır. AİHM son verdiği BATASUNA kararından hiç bahsederler miiii? nerde? İşlerine gelenler forumda dillendirilir, gelmeyenler gözardı edilir.. (Bir iki kişi belki mesajla bu konuya eğilmiş olabilir; ama bu kadar hayati bir konuda ben açılmış bir topic görmedim, henüz)
İktidarın son nanelerine yakından bakalım:
Aşağıdaki bilgiler Yalçın Doğan'dan:
''Ilısu Barajı için "siz tarihsel dokuya dikkat etmiyorsunuz" diyerek, verecekleri krediden vazgeçenler dün Brüksel'de "siz özgürlükleri ihlal ediyorsunuz" diyerek, Türkiye'yi sorguluyor.Kısa adı ETUC, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu, 60 milyon üyeli, Avrupa'nın en büyük işçi konfederasyonu. Dün ETUC yönetim kurulu toplantısı var. DISK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yönetim kurulunda üye. Toplantıya Çelebi de katılıyor.
KESK Türkiye'de Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu.KESK'in bazı yöneticileri bir süre önce Ergenekon'dan gözaltına alınıyor. ETUC dünkü yönetim kuruluna KESK'i davet ediyor. "Türkiye'de özgürlüklerin ihlali" ve özel olarak sendikal özgürlüklerin ihlali ile ilgili Türkiye'de neler olup bittiğini öğrenmek üzere.
İki gün önce Taraf gazetesinde çarpıcı bir haber yayınlanıyor. Haber şu.
Marmara Üniversitesi'nde akademisyen Nesrin Uçarlar doktora tezi hazırlıyor.
Tez konusu Çoğunluk İktidarı ve Azınlık Hakları Direnişi, Türkiye'de Kürtçe Dil Hakları.
Uçarlar'ın, bölücülük yaptığı iddia edilerek, tezi donduruluyor.Tez hocası Günay Göksü Özdoğan haksızlığın giderilmesi için, Uçarlar'ın Marmara Üniversitesi'nde teziyle ilgili konferans vermesini istiyor.Bu sefer kapıda iki polis, konferansı dinlemeye gelenlere, "nereden geliyorsun, bu konferansa neden geldin" gibi sorular yöneltiyor.Haber özetle böyle. Utanç dizisinde son kompartıman.
Beyler, burası üniversite. Tekrarlamak gerek, ü-ni-ver-si-te.Her türlü yayının, her türlü düşüncenin, her türlü akımın, sizlerin keyfine gelsin, gelmesin, nazik bedeninize dokunsun dokunmasın, öz-gür-ce ele alındığı, okunduğu, tartışıldığı bir mekan. Üniversite, bu açılardan dokunulmaz . Yani, demokratik ve özgür dünyanın her yerinde.Bir üniversitede, bir doktora tezi, cadı kazanında kaynatılıyorsa, orası artık üniversite olmaktan çıkıyor, orası artık tekke. Cemaat vaziyeti. Ya kapıdaki polisler? Konferansı polise ihbar eden kim?Olayın trajikomik yönü, doktora tezinin Marmara Üniversitesi AB Enstitüsünde yapılmakta oluşu. AB, özgürlükler, hele de bilimsel özgürlükler. AB işte, ötesi var mı, AB. Burası onun enstitüsü.Bilimsel açıdan şunu anlarım.Tez eksiktir, iyi işlenmemiştir, kabul edilmez, döner.
Ama, bölücülükle suçlayıp dondurmak, bilimsel özgürlüğü anlamak için daha çok fırın ekmek yememiz gerektiğini gösteriyor.
Burada en temel hastalıklardan biri yatıyor. Ozgürlük anlayışı.Demokrasiyi sistem içinde, sadece askerin etkin olmadığı rejim olarak anlamak, özgürlükleri kanatsız kuşa çeviriyor. İşin hep asker yönü pişiriliyor, özgürlüklere kulak asan pek yok.
Bilimsel özgürlüğün olmadığı rejimde demokrasiden söz etmek mümkün mü? Adamlar dün Brüksel'de sendikal özgürlüklerin ihlalini sorguluyor.
Sıra yarın bilimsel özgürlüklerin sorgulanmasına gelir. Savunmayı da artık tezi donduranlar yapar..''
YD
Evet, F-tipi yapılanmanın akepe'nin kontrolünden çoktan çıktığını artık sağır sultan bile duydu. Ötesi; rejimin cıvataları, genç cumhuriyetin kazanımları bütünüyle tehlikeye girdi. Kimin umrunda. Akepe kendisi çivi çakmadığı ülkedeki tüm milli serveti ÖGERE, SUUD A falan cash paraya sattı (''Babalar gibi satarım; İstareye yattım, TANRI Cleveland dedi....zihniyeti).
Bir bardak soğuk su hepimize iyi gelir, hadi hayırlı işler

Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona’ dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yilan saçlı Medusa ölümlüdür ve kendisine bakanları taşa çevirme güçüne sahiptir..
Akepe'ye sıkıysa artık yan bakılsın.