Hayat ve Aptallık
Hayat ve Aptallık
Komünizmden korkuyorlar! Tamam, zengin korksun! Bunda şaşılacak bir şey yok. Toprak ağası korksun, borsacı, banker, spekülatör, soyguncu, kabzımal, köle taciri, kalpazan, yağmacı din bezirgânı, üfürükçü, üçkâğıtcı, cennette arsa pazarlayan molla korksun! Korkması uyanıklığından! İyi de fukara niye korkar? İşsiz, aşsız emekçi, topraksız ırgat, evsiz barksız adam, kırbaçlanan köle neden korkar? Bu korkunun beyinle açıklaması ne? ‘Cehalet’ demek aptallığa ‘masumiyet’ kazandırmak olur! Şeyh Bedrettin, Dadal, Karaca, Spartaküs, Zapata havadan mı düştü; bunca destan, şiir, türkü, bunca bilge değiş, haksızlığa isyan gökten ayet olarak mı indi? Halk değil mi yaratan? Dört duvarı camdan bir odaya serçe koyun; dış dünyaya uçma umuduyla dört yana çarpan serçe ne hâl olur? Gün yürmidört saat, tokların renkli tv camına çarpan açların hali de budur! Kapitalizm böyle bir şey işte. Reçel kavanozda. Kavanoz sahibinin elinde. Ekran ya da vitrin fark etmez, yalayan, ahmak ahmak bakıp tosladığı camı yalar! Evet, kapitalizm böyle bir şey. Üstelik sadece mutlu azınlık ambarına dönük çalışan soygun çarkı da değil, aynı zamanda doğayı yok etme, insanı ahmaklaştırma aygıtı. Toplumlarda sersemleştirme, aptallaştırma operasyonu var! Kurnazların, uyanıkların kontrolünde! Busch, Merkel, Berlusconi, Sarkozy akıllı mı yani? Zalimi ve sözcüsünü akıllı bulmak aklı küçümsemek, zulmü aklamak olur. Kurnaz oldukları kesin! Geriye sersemlik kalıyor, sersemlemişlik! İlki kurnazlığından, komünizme ‘öcü’ diyor! Diğeri sersemlemiş, öyle görüyor! Komünizmi öcü göstermenin de görmenin de akılla ne ilgisi olabilir?
Zekâ mı? O da kolayca açıklanır bir şey değil! Uzun yıllardır Batı’da yaşayan bir aile, okyanusa düşen uçak kazasından sonra, uçak biletini iptal edip yurda otomobiliyle gitmeye karar verdi. Ona, ‘Eşek çiftesiyle ölen insan sayısı uçak kazasında ölenden fazla!’ dedim. Bilimsel, istatistik bir bilgi olarak. Kendisini aptal yerine koyduğum duygusuyla uzun uzun yüzüme baktı! Kim bilir, belki de arabasına hakaret ettiğimi düşündü!
‘Stein’ taş demek, fakat, bu Einstein’ın attığı taştan da beter! Nasıl yaralayıcı, tokatlayıcı, sarsıcı, tamı tamına adını koyucu! Evren ve aptallığın sonsuzluğundan söz edip “Aslında ilkinden tam emin değilim!” derken, ikincisinin kesinliğini vurguluyor. Aptallık insana özgü olduğundan, taşın doğrudan hedefiyiz! Aziz Nesin orantıyla konuşmuştu. Üstelik insaflı olarak! Einstein, aptallığı sonsuzlukla koşutluyor!
Neyseki aklı olan tümden tükenmedi! Çıkmamış candan umut kesilmez türünden.
Nihat Behram
ÖRGÜTLENİN!!!
|