Atlas´isimli üyeden Alıntı
Şunu Müslümanların çoğunlukta olduğu bir foruma astım yemediğim laf kalmadı... Burada Müslümansınız diye hakaret yemezsiniz ama başka yerlerde Ateistiz diye hakaret yiyoruz.
|
Sayın
Atlas 3-4 aylık üyeliğim süresince yediğim hakaretler boyumu açtı.
Meclis üyesi olarak bunlara şahit olmamanıza şaşırdım.
Neyse... ''Herkes şekline göre hareket eder'' (ayet) nasıl olsa...
İki denizin birleştiği yer neresidir?
Akdenizle Kızıldenizin buluştuğu yerdir.
Musa neden durup dinlenmeyecek?
Varmak istediği yere bir an önce varmak için.
Balıklarını unuttular bahsinde bu balıklar yemek için mi eğer yemekleriyse bu yemek nasıl denize atlayıp bir yol tuttu yok balıklar canlıysa adam elinde akvaryumla mı yolculuğa çıkmıştı?
İlk bakışta balığı yemek için aldıkları anlaşılıyor. Ama iki denizin birleştiği yeri anlamak için de almış olabilirler. Balığın canlı veya cansız olduğu ise geçmiyor. Balığın canlı kalabilmesi için illaki akvaryuma gerek olmadığını düşünebilmen gerekir. Karada yürüyen balıkların olduğu bir dünyada...
Musa’nın “İşte aradığımız o idi” dediği şey ne?
İki denizin birleştiği yer idi. Balığın denizde kaybolup gittiği yerin o nokta olduğunu anladı.
Neden geri döndüler?
Çünkü o yeri geçmişlerdi. Balığın kaybolduğunu yemek için mola verdiklerinde hatırladı hizmetçi genç.
Gördüğünüz gibi Allah’ın apaçık olduğunu çeşitli yerlerde üstüne basa basa tekrar ettiği Kur’an’ın bu ayetleri hiç de açık değil.
Gördüğümüz gibi ayetler hiç te kapalı değil.
Ama kapalı da olabilirdi. Bu durum kur'anın mesajına ters olmazdı:
''... ayetlerin kitabın anası olan bölümleri muhkem, diğerleri ise mütaşabihtir.'' (3/7)
Şimdi tekrar Musa ile Hızır’ın buluşması olayına dönelim.
Bir gemiye biniyorlar lakin neden biniyorlar ve gemi sahibi onları neden gemisine alıyor bilinmez.
Yolculuk yapmak için biniyorlar tabiki.
Gemi sahibi diğer yolcuları neden aldıysa gemisine onları da o sebepten almış olmasın sakın.
Hızır geminin tabanını delmekle meşgulken gemidekiler Hızır’ın tek başına aşağı inmesine neden müsaade etmiş,
Hızır, ''ben bi yol aşağıya ineyim de geminin dibini deleyim'' dememiştir heralde gemidekilere.
nasıl kimse bu tanımadıkları adamdan şüphe duymamış ve Hızır geminin tabanını deldiği halde gemi nasıl batmamış bunlar da muamma tabii ki.
Ayette açılan deliğin çapı ve büyüklüğü verilmediği için, geminin batma hızını ve süresini hesaplamaktan yoksunuz ne yazık ki.
Nelere kafa takılıyor Allah'ım ya...
Hele şuna bakın siz, gemiyi delmiş ki sağlam olursa hükümdar el koyuyormuş yahu gemi nasıl batmadı nasıl karaya çıktınız gemi delik delik yoluna devam mı etti bu nasıl iş böyle?
Farzedelimki, otobanın sonunda her sağlam arabayı gasbeden bir mafya babası var. Sen de arabayı kurtarmak için benzin deponda küçük bir delik açıyorsun. Mafya babası durdurduğunda seni deponun delik olduğunu görüp yol veriyorlar sana. Delik benzin deposuyla yol almak için nasıl bir çözüm bulmuş olabilirsin, düşün bakalım biraz. Düşündüğünde birkaç yolun olduğunu bulursun. Delik bir gemiyle batmadan yol almak ta pekala mümkündür demekki.
Bunu geçelim çocuğu neden öldürdü.
Çocuğun kafir olacağı bilindiği için.
Yani bir ihtimal üzerine, daha gerçekleşmemiş bir olasılık yüzünden Allah çocuğu öldürtmüş.
İhtimal değil kesin bilgidir o.
İyi de o zaman Allah bu çocuğa hidayet verseydi çocuk iyi biri olsaydı daha henüz günahsızken bir suçu yokken ilerde ana babasını azdırma ihtimalinden korkarak çocuk öldürülür mü?
İman-küfür özgür irade işidir. Çocuk bu iradesini küfür olarak kullanmak isteyince Allah buna engel olmaz veya değiştimez.
Diğer yandan çocuklarının kaybıyla mü'min anne-babanın da sabrı sınanmış oluyor.
Kaldı ki Allah Kuran’ın çeşitli surelerinde dilediğinin kalbini açıp hidayete erdirdiğini dilediğini saptırdığını kendisi söylüyor.
Dilerse yapar ama yapmıyor ve irademizle başbaşa bırakıyor bizi.
Çocuğu neden iyi bir insan yapmak yerine hem saptıracak hem de sapıp ana babasını da azdırmasın diye öldürtecek?
İsteseçocuğu pekala doğru yola sevkedebilir.
Doğru, istese sevkedebilir ama torpil yok.
Diyelim ki Allah bu çocuğu öldürmeyi kafasına koymuş, neden derede boğmuyor, ağaçtan düşürmüyor da Hızır çocuğu bıçaklıyor?
Bıçaklıyor mu?

Bu hayal gücünü neden soruları cevaplamakta kullanmıyorsun, anlaşılır gibi değil. Dediğin gibi Hızır'ın o çocuğun suda boğulmasına veya ağaçtan düşmesine vesile olmadığını nerden biliyorsun? Öldürmüş ama nasıl öldürmüş açıklanmıyor.
Bir peygambere kiralık katil gibi küçük çocuğu öldürtmek de neyin nesi?
Peygamber olduğunu nerden çıkardınki? Peygamber olan hz. Musa'dır ve peygamberliğinin gereği olarak itiraz ediyor.
Peki Hızır neden yaptıklarını açıklamıyor?
Yolculuğun amacı eğitimdir. Öğretmen-öğrenci, mürşid-mürid yolculuğudur. En başta da hz. Musa'ya sabır dersinin önemi vurgulanıyor. Göreceklerine dayanamazsın deniyor. Yaptıklarını elbette açıklayacaktı ama zamanı gelince.
Hz. Musa zamanı gelmeden öğrenmek istiyor.
Neden Musa’nın soru sormasını hoş karşılamıyor?
Baştan söz aldı soru sormaması için ve Musa da söz vermişti.
|
Aynı surede şöyle bir ifade de var: Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır.(Kehf-54) İşte şimdi daha iyi anlaşılıyor ki insanlar tartışmasın, insanlar konuşmasın, soru sormasınlar işte istenen bu...
|
|
Hallacı Mansurlar, Pir Sultan Abdallar, Wilhelm Reichlar savunsun ama Kur’an gelsin yüzlerce yıl insanların uğruna neler verdiği sorgulama özgürce düşünme ve tartışmayı boğsun. Bakın şu ayetin üstüne bilmem artık yoruma gerek var mı: Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur. (Bakara - 108)
|
Sormak ve tartışmak doğruya ulaşmak için olursa bir anlam ifade eder. Sizin yaptığınız gibi havadan sudan bahane bulup tartışmanın ise doğruya ulaşmakla alakası yoktur.
Haddini bildikten sonra Allah'a bile soru sorulur, açıklama istenir, itiraz edilir. Kutsal kitaplarda bunun örnekleri vardır.
Tefsir, kelam, fıkıh v.s kitaplarına aşinalığın olsaydı tartışmaların alasını bilirdiniz. Belki de aşinalığın var da inadına görmezden geliyorsun.