Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 15-11-2005, 18:50
my-zone my-zone isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Oct 2005
Mesajlar: 500
Standart NEOLİTİK DÖNEM

NEOLİTİK DÖNEM
(M.Ö. 8000-5500)


Son buzul çağının bitişiyle iklimde meydana gelen değişim daha ılıman ortamda yaşayan bitki ve hayvan türlerinin çoğalmasına olanak vermiş, günümüzdekine benzer doğal bir ortam oluşmuştur. Arpa, buğday gibi bitkilerle koyun, keçi ve domuz gibi hayvanların yabani ataları bu ılıman ortamın flora ve faunasının arasına girmiştir.Bu olumlu değişimin sonucunda insanlık tarihinin ilk büyük devrimi olarak kabul edilen NEOLİTİK DEVRİM yaşanmıştır. Neolitik devrim insan topluluklarının binlerce yıl boyunca geçimini sağladığı avcılık ve toplayıcılık yerine üretime başlaması yani tarım ve hayvancılığı öğrenmesidir. Neolitik devrim elbette ki dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan değişik insan guruplarınca aynı anda yaşanabilmiş değildir.Elde edilen arkeolojik verilere göre, bu devrim ilk kez Ortadoğu’da ve M.Ö. 9000-7000 yılları arasında uzun bir süreç sonunda gerçekleşmiştir.

Bu dönemde Anadolu’nun güney kesimlerinin uygun şartlara sahip olması ve sözü edilen bitki ve hayvan türlerinin doğal yaşama alanı olması nedeniyle Neolitik Çağın ilk kez burada başladığı düşünülmekte ve bu düşünce de arkeolojik verilerle sürekli olarak desteklenmektedir.

İnsan topluluklarının bu dönemde üretime geçmesi bir dizi gelişmeyi de beraberinde getirmiştir. Artık beslenmek için av hayvanlarının peşinde göçetmeye veya tükenen bitkilerin yerine yenilerini aramaya gerek kalmamış, aksine ekilen tohumların yetişmesini, üreyen hayvanların büyümesini uzun süre bir yerde bekleme gereği doğmuştur. Bunun sonucu olarak da insanlar göçebe hayat tarzından yerleşik düzene geçmeye başlamışlar, ilk köy toplumları da böylece yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Güneşte kuruyan çamurun sertleşmesinin öğrenilmesiyle ilk evler, daha sonra da kilin pişirilmesiyle çanak çömlek yapımı gelişmiştir.


Aseramik Neolitik Dönem

Neolitik Çağın ilkevresinde insanoğlu ilk yerleşimleri kurmuş olmasına rağmen henüz topraktan çanak çömlek yapma aşamasına gelememiştir. Bu ihtiyacını ahşap ve taşları oyarak biçimlendirdiği kap kacaklarla sağlamışlardır. Bu nedenle bu döneme ASERAMİK NEOLİTİK DÖNEM adı verilir.Bu dönemin başlıca merkezleri Çayönü, Nevala Çori, Aşıklıhöyük, Caferhöyük olarak sayılabilir.


Çayönü

M.Ö.7300-6750 yılları arasında yerleşmeye sahne olan Çayönü özellikle mimarisiyle dikkat çeker. Aseramik Neolitik döneme ait üç yapı katında ızgara ve hücre planlı iki değişik mimari yapılanmaya rastlanmıştır. Erken döneme ait olan ızgara planlı yapılarda evlerin tabanı taş ızgaralar üzerine oturtulmuş, dallarla örtülen ızgaralar daha sonra çamur ile sıvanmıştır. Bu şekilde yaratılan hava akımı sayesinde nemden korunma olanağı sağlanmıştır. Daha geç dönem tabakalarında rastlanan hücre planlı yapılar ise birbirinden ayrı olarak bir meydan etrafına inşa edilmişlerdir. İçinde dikili taşların bulunduğu böyle bir meydana ilk kez Çayönü’nde rastlanmıştır. Meydanı çevreleyen binalardan ilk sıradakiler diğerlerinden daha büyük ve özel olarak muhtemelen törensel amaçlarla inşa edilmiştir. Bu iki yapı türü arasında bir de ilginç olarak bir Ata Kültünün varlığını gösteren kesik kafataslarının bulunduğu yine dinsel amaçlı bir yapıya rastlanmıştır. Bu yapının avlusunda bulunan sunak niteliğindeki bir taş insan ve hayvanların kurban edildiğini düşündürmektedir.

Çayönü’nde ilk olarak buğdayın tarıma alındığı ve köpeğin evcilleştirildiği bilinmektedir. Avcılık da üretimin yanında önemli bir şekilde yer almıştır. Aletlerini yapmakta obsidyen ve çakmaktaşının yanısıra kemikten de yararlanmışlardır. Ayrıca çevrelerinde buldukları bakırı da basit yöntemlerle işleyip kullanmışlardır.


Nevala Çori

Üç yapı katına rastlanan yerleşmede 8-10 odalı ve hücre planlı yapılara rastlanmıştır. Üzerinde kol kabartmalarının bulunduğu 3m yüksekliğindeki dikilitaşların ve bir insan yontusunun bulunduğu yuvarlak yapılı ve törensel işlevi olduğu düşünülen yapı dikkat çekicidir.


Aşıklıhöyük

M.Ö 7. binin ilk yarısına ait yerleşmelerin bulunduğu höyük Aseramik Neolitik Dönemin ilginç yerleşmelerinden biridir. Henüz üretime geçilmediği halde yerleşik düzene planlı bir şekilde geçilmiştir. Bu durum buraya yerleşenlerin daha önce başka bir yerleşim kurduklarını göstermektedir. Ayrıca yapı malzemesi olarak çevrenin özgün malzemesi olan taş yerine yapay olarak elde edilen kerpiçin kullanılması da bu düşünceyi desteklemektedir. Aşıklıhöyük’de evler gruplar halinde tek, iki veya üç gözlü olarak inşa edilmiş olup aralarında sokaklara rastlanmıştır. Yakınlarında bulunan Melendiz Dağı kaynaklı Çiftlik yöresi obsidyenini işlemişler ve önemli ölçüde ticaretini yapmışlardır. Ticaretten elde ettikleri gelir ve çevrelerinde bulunan av hayvanlarının bolluğu nedeniyle üretimle uğraşmadıkları düşünülmektedir.


Neolitik Dönem

Aseramik Neolitik dönemden sonra insanlar yavaş yavaş kilin özelliklerini keşfetmeye başladılar. Kilin şekillendirilip ateşte pişirilmesiyle seramikli dönem başlamış oldu. Bu dönem seramikleri monokrom olarak yapılmıştır. Acemice pişirme teknikleri yüzünden genellikle dışları siyah, içleri ise kırmızı kalmaktaydı.Seramikli Neolitik Erken ve Geç Neolitik olmak üzere iki evrede incelenmektedir.


Erken Neolitik Dönem

Budönem yerleşmeleridaha çok Anadolu’nun güney yörelerinde yoğunlaşmışlardır. Çatalhöyük binden fazla konut ve 6000’e ulaşan nüfusu ile Yakın Doğunun en büyük Neolitik yerleşmesi olarak kabul edilmektedir. Biri doğuda diğeri batıda olmak üzere iki höyükten oluştuğu için bu adı almıştır. Erken Neolitik tabakaları doğu höyüktedir. M.Ö.6250-5400 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük Konya Ovasının en verimli yerine kurulmuştur. Hasan Dağı kaynaklı zengin obsidyen yataklarına da yakın olan Çatalhöyük bu avantajı hem obsidyen işlemede hem de obsidyen ticaretinde iyi kullanmıştır.

Çatalhöyük evleri taş temeller üzerine kerpiçten, tek katlş ve düz damlı olarak inşaa edilmişlerdi.Evler birbirlerine bitişik olarak yapıldıkları için aralarında sokaklar bulunmuyordu. Fakat evler arasında yer yer büyük avlular bulunmaktaydı. Ulaşım düz damlar üzerinden sağlanmaktaydı. Evlerde kapı pencere gibi oluşumlar bulunmamaktadır. Evlere giriş dam üzerindeki bir açıklıktan sağlanmakta ve bu açıklık aynı zamanda baca görevini görmekteydi. Evlerin içlerinde ocak, fırın, küçük depolar ve oturma yatma gibi işlevleri olan sekiler bulunmaktaydı. Ölüler bu sekilerin altına bacaklar karına çekik (hoker) durumda ve sepetler içerisinde gömülmekteydi. 20-25 metrekare genişliğindeki dikdörtgen planlı bu evlerin yanısıra daha büyük ve daha özel yapıldıkları farkedilen binalar bulunmaktaydı. Sayıları 63’ü bulan bu yapıların duvarları beyaz kille sıvanmış daha sonra da av, tapınma ve daha birçok konudaki renkli fresklerle bezenmişlerdir. Tapınak olarak nitelenen bu yapılardan ele geçen pişmiş topraktan yapılmış kadın figürinleri bir Anatanrıça inancının varlığına işaret etmektedir. Yine bu yapılarda Anatanrıçanın doğa üzerindeki egemenliğini simgeleyen arslan, boğa, geyik gibi vahşi hayvan figürin ve kabartmalarına da rastlanmıştır.

Avcılığın önemi sürmesine rağmen tarım ve hayvancılık oldukça ilerlemiştir. Buğday, arpa, mercimek, bezelye gibi ürünler tarıma alınmıştı. Önce büyük baş hayvanlar daha sonra da koyun ve keçi evcilleştirilmiştir. Seramikler elde biçimlendirilip tek renkli olarak, kalın çeperli, ağır ve basit şekillerde yapılmışlardır. Seramiklerin yanında dokumacılık ve sepetçiliğin varlığı mezar buluntularından anlaşılmaktadır.

Bu dönemin diğer önemli merkezleri arasında Köşkhöyük(Niğde), Erbaba (Beyşehir), Kuruçayhöyük (Burdur), Yümüktepe(Mersin), Gözlükule (Tarsus) sayılabilir.


Geç Neolitik Dönem:

Bu dönem ekonomisinde avcılığın yeri oldukça azalmış, bunun yerine kuru tarım yaygınlaşmıştır. Çanak çömlek yapımı da iyice yaygınlaşmış, elde biçimlendirmenin devam etmesine rağmen daha ince çeperli, daha iyi pişirilmiş, kahve, gri, devetüyü renklerinde seramikler yapılmıştır. Oldukça az sayıda krem astar üzerine kımızı bezemeli kaplara da rastlanmıştır. İlk olarak insan başı ve hayvan biçimli kaplara da bu dönemde rastlanır. Yaşama biçiminin değişimiyle birlikte inanç sisteminde de değişiklikler ortaya çıkmıştır. Av ile ilgili sahneler unutulmuş yerine üreme, çoğalma kaygısı ile ilgili olarak Anatanrıça inancı yaygınlaşmıştır. Kadının doğurganlığı ön plana çıkmış, avcılıkla birlikte doğumdaki rolü henüz bilinmeyen erkek ikinci plana itilmiştir. Ortak kutsal alanlarda azalmış, ölüleri yerleşme dışına gömme geleneği başlamıştır.

Çatalhöyük, Hacılar, Can Hasan, Kuruçay, Gözlükule, Yümüktepe, Fikirtepe bu dönemin önemli yerleşmelerindendir. Geç Neolitik dönemin sonlarında Konya Ovası ve Göller Yöresi yerleşmeleri nedeni bilinmeyen birtakım yıkıcı felaketten olumsuz olarak etkilenmişlerdir. Birçok yerleşme yeri büyük yangınlardan sonra terk edilmiş, batıya taşınan Çatalhöyük gibi kimileri de yer değiştirmiştir.

kaynak:bucatarih.sitemynet.com
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29-08-2015, 21:56
Aleph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aleph Aleph isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
Standart

Bundan 9 bin yıl önce Çatalhöyük'te de evleri böyle inşa ediyorlardı ve muhtemelen yine çocukları çalıştırıyorlardı. Pek bir şey değişmemiş.

Eskiden nasıl bir bölge demir çağını yaşıyorken başka bir bölge tunç çağına yeni giriyorsa bugün de dünya üzerinde bölgesel gelişmişlik farkı çok fazla. Belki de günümüz dünyasının en büyük sorunu bu. Dünya artık ekonomik ve kültürel anlamda (çok özel yöresel kültürler elbette korunarak) homojen bir yapı halini almalı. Globalleşme kapitalistlerin uydurduğu bir şey, dürüst değil namussuzlar. Onların globalleşmeden anladığı herhalde uluslararası şirketlerinin cirolarının artması..

"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29-08-2015, 22:04
Bedevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bedevi Bedevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jan 2013
Bulunduğu yer: Belgrad
Mesajlar: 589
Standart

Aleph´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bundan 9 bin yıl önce Çatalhöyük'te de evleri böyle inşa ediyorlardı ve muhtemelen yine çocukları çalıştırıyorlardı. Pek bir şey değişmemiş.
Bu kadar arkeolojik veriye rağmen hala dünyanın 4 bin yıllık olduğuna inanan Hristiyanlar, 7 bin yıllık olduğuna inanan Müslümanlar var sen ne diyorsun Aleph... Varolan arkeolojik bulgular üzerinden sosyolojik bir çıkarım yaparak insanlara bir şey anlatabilmemiz için önce bu arkeolojik verilerin doğruluğuna insanları inandırabilmemiz lazım.

Bill Hicks'in bir stand upı'nda dünyanın 4 bin yıllık olduğuna inanan dindar bir Hristiyanla yaşadığı diyaloğunu anlattıığı bir bölüm vardı. Bill Hicks soruyor; ''Peki ya milyonlarca yıllık dinazor fosilleri için ne diyeceksin?'' Bizimkinin cevabı; ''Tanrı o fosilleri bizim imanımızı denemek için koydu.''
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29-08-2015, 22:14
world world isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2010
Mesajlar: 3.123
Standart

Bedevi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu kadar arkeolojik veriye rağmen hala dünyanın 4 bin yıllık olduğuna inanan Hristiyanlar, 7 bin yıllık olduğuna inanan Müslümanlar var sen ne diyorsun Aleph... Varolan arkeolojik bulgular üzerinden sosyolojik bir çıkarım yaparak insanlara bir şey anlatabilmemiz için önce bu arkeolojik verilerin doğruluğuna insanları inandırabilmemiz lazım.

Bill Hicks'in bir stand upı'nda dünyanın 4 bin yıllık olduğuna inanan dindar bir Hristiyanla yaşadığı diyaloğunu anlattıığı bir bölüm vardı. Bill Hicks soruyor; ''Peki ya milyonlarca yıllık dinazor fosilleri için ne diyeceksin?'' Bizimkinin cevabı; ''Tanrı o fosilleri bizim imanımızı denemek için koydu.''
En yobaz denilen Katolik kilisesi ,reformist ve yenilikçi denilen Protestan kiliselerinden çok çok daha fazla bilimi kucaklamakta şu an ,bu da ilginçtir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-08-2015, 22:23
Bedevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bedevi Bedevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jan 2013
Bulunduğu yer: Belgrad
Mesajlar: 589
Standart

world´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
En yobaz denilen Katolik kilisesi ,reformist ve yenilikçi denilen Protestan kililerinden çok çok daha fazla bilimi kucaklamakta şu an bu da ilginçtir.
Bilimsel verileri benimsemekte istekli olduğu için değil, daha çok kültürel olarak yüksek bir seviyede olan Avrupa'da ve sol akımların oldukça güçlü olduğu Latin Amerika toplumunda faaliyet göstermesi hasebiyle bunu yapmaya mecbur olduğu için. Dünya'da ki Katoliklerin ekseriyeti bu iki bölgede yaşıyor. Bu sebeple evrim yoktur, insanlar adem'den gelmiştir gibi eski argümanlar ile giderse zaten iyice zayıflayan etkinliğini tamamen yitirebilir.

Evanjelik Hristiyanların faaliyet gösterdiği topluluk ise Amerika'nın koca g.tlü cahil kasabalıları olduğu için bilimsel verileri göz ardı etmeleri bir sorun teşkil etmiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29-08-2015, 22:24
world world isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2010
Mesajlar: 3.123
Standart

Bedevi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilimsel verileri benimsemekte istekli olduğu için değil, daha çok kültürel olarak yüksek bir seviyede olan Avrupa halkı ve sol akımların oldukça güçlü olduğu Latin Amerika toplumunda faaliyet göstermesi hasebiyle bunu yapmaya mecbur olduğu için. Yoksa evrim yoktur, insanlar adem'den gelmiştir gibi eski argümanlar ile giderse zaten iyice zayıflayan etkinliğini tamamen yitirebilir.

Evanjelik Hristiyanların faaliyet gösterdiği topluluk ise Amerika'nın koca g.tlü cahil kasabalıları olduğu için bilimsel verileri göz ardı etmeleri bir sorun teşkil etmiyor.
Aynen bilmiyorlar ki Türkiyeyle birlikte en yobaz ülkelerden biri onlar(Amerikalılar).
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 29-08-2015, 22:24
Aleph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aleph Aleph isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
Standart

Haklısın Bedevi, doktoralı ve iki lisans diplomalı bir arkadaşım var, o da dünyanın 6 bin yıllık olduğuna inanıyor. O arkadaşa şunu söylemek istiyorum:

Ama söyleyemiyorum işte, her gün yüz yüze bakıyoruz..

"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-08-2015, 15:51
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.546
Standart

Bu Bedevi mi yau?


* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30-08-2015, 15:58
İlahimasal İlahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
Standart

Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu Bedevi mi yau?

Ta kendisi vay kro vay.
mikecaağam yapacağınız işi haaa ,ayu gibi dalıyonuz haaaaa .
Bedoş sesin ne kadar iğrenç.insan sesine hiç benzemyor.
İyi yakalamışlar.

Çiçekli gömlek hahahahah gravatlı ayuuu.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 30-08-2015, 16:14
world world isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2010
Mesajlar: 3.123
Standart

Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu Bedevi mi yau?

Aynı Bedevi hakikaten.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:32 .