Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 19-08-2009, 16:01
kaanansay kaanansay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2009
Mesajlar: 34
Standart İslam Yanlış Anlaşılıyor

bana selam veren herkese selamlar. ayrıca hoşbulduk.

ilk başta herşeye sevgiyle yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum ben.

Herşeyi sevmeli insan. Allah'ı sevmeli, Allah'ın yarattıklarını sevmeli, dindar ateisti de sevmeli, ateist dindarı da sevmeli..Sevgiyle yaklaşınca forumlarda rastladığım kavga etme üslubu olmaz kimsenin arasında.

Allah'a inanmamak ve onu sevmemek için bir sebep görmüyorum ben.
Dinlere gelince de tüm dinlere saygı duyarım.

Din çok sadedir. Karmaşık değildir. İnsanlar onu o hale getirirler. Bazı insanların dinden soğuma nedenidir bu bence. Binlerce hurafe çıkarmış insanlar.

Din güzel ahlaktır. Sevgidir, şefkattir, merhamettir, barıştır, anlayıştır, yardımlaşmadır, ihtiyacı olana yardım etmektir.

Hiçkimsenin de bu güzel özelliklere karşı çıkacağını sanmıyorum.

Arap ülkelerinde yaşanan islama gelince onlar araplar diye en doğruyu bilirler diye bir düşünce tarzım yok. birçok uygulamaları kuranda yok ama çıkardıkları hurafalere, geleneklere uyuyorlar.

Herşeyin başı sevgidir arkadaşlar. Sevgiyle bakınca birçok şeye insanın bakış açısı değişebiliyor.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-08-2009, 16:16
azınlık azınlık isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
Standart

kaanansay´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Din güzel ahlaktır. Sevgidir, şefkattir, merhamettir, barıştır, anlayıştır, yardımlaşmadır, ihtiyacı olana yardım etmektir.

Hiçkimsenin de bu güzel özelliklere karşı çıkacağını sanmıyorum.
Kimse bunlara karşı çıkmaz da ... bunları din ile bağdaştırmak ne derece doğrudur irdelemek lazım. Kur'an'ı kurcaladıkça bu bahsettiklerinizin tam tersi şeyler çıkıyor ortaya; ahlaksızlık, kin, nefret, acımasızlık, düşmanlık, savaş, kavga, bencillik, düşene tekme atmak ...

A.

The meek shall inherit nothing! - FZ
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 19-08-2009, 16:28
kaanansay kaanansay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2009
Mesajlar: 34
Standart

sevgili azınlık, Kuran da saydığınız özelliklerin tam tersi var. ama daha önce de söylediğim gibi insanların çarpıtmaları bunlar.

Kuran'ı yanlış yorumlamak isteyen bazı kesimler o şekilde yorumluyorlar.

Allah yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak isteyenleri lanetler Kuran'da.

İslam, düşünce hürriyetini ve hoşgörüyü savunur.

"Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. (Bakara Suresi, 256) ayeti de bunun örneğidir.

İnsanların bir dine inanmaya veya o dinin ibadetlerini uygulamaya zorlanması, İslam'ın özüne ve ruhuna aykıdır. Çünkü İslam, inanç için özgür iradeyi ve vicdani bir kabulü şart koşar.

Bir insanı suçsuz yere öldürmek, Kuran'a göre en büyük günahlardan biridir:

"Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur."(Maide Suresi, 32)

Müslümanlar şefkatli merhametli olmalılar.

"Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak." (Beled Suresi, 17)

Allah hoşgörü ve affediciliği emretmiştir. Ayette şöyle geçer: "İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel bir tarzda(kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost (un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34)

Size daha birçok örnek verebilirim. Ama sizin bana sormak istediğiniz spesifik birşey varsa onu da sorabilirsiniz.

Teşekkür ederim.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 19-08-2009, 16:35
azınlık azınlık isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
Standart

Diğerlerini sonra incelemek üzere şu konuya http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=11734 gözatmanızı tavsiye ederim.

A.

The meek shall inherit nothing! - FZ
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19-08-2009, 16:56
kaanansay kaanansay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2009
Mesajlar: 34
Standart

tekrar hoşgeldiniz diyen herkese hoşbulduk.

sevgili azınlık,

İslam elbette barış dini. Allah Kuran'da hep affedici olmayı söylemiştir.

“Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret .” (Araf Suresi, 199)

'Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.' (Nur Suresi, 22)

... Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Teğabün Suresi, 14)

Peygamberimiz döneminde kendisini öldürmek isteyenler vardı. Savaş Kuran'da müdafaa olarak vardır. Durduk yere kimse kimseye savaş açamaz.

Kuran'da kitap ehliyle iyi geçinmek vardır. Müslümanlar yahudileri sevmez, hristiyanları sevmez diye birşey yoktur. Hatta Kuran'da birlik olmaları söylenmiştir.
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.
(Al-i İmran Suresi, 64)


Kuran'da Allah adaletli olmayı bildirir. Kuran'a göre kişi, öyle bir ahlaka sahip olmalıdır ki, kendi çıkarlarından önce karşı tarafı düşünmeli, kendisine bir zarar gelecek olsa dahi, eğer hak karşı taraftan yanaysa, adil olabilmelidir.
"Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın.." (Maide Suresi, 8)
"Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp- eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. " (Hud Suresi, 85)

Peygamberimiz (sav) döneminde Arabistan'da, özellikle de Mekke'nin toplumsal düzeninde, birçok sorunlar vardı. İslamiyetten önceki bu zamanda, ırklar ve dinler arasında çok şiddetli bir ayrım ve bu ayrımdan kaynaklanan huzursuzluklar, farklı dinlere mensup kavimler arasında hoşgörüsüz bir ortam, aşiret kavgaları, adaletsiz bir ekonomik düzen, yağmalamalar, zengin ve fakirler arasında çok büyük uçurumlar ve daha pek çok adaletsiz uygulamalar mevcuttu. Adalet sağlanamıyor, zayıf olanlar gücü ve parası olanlar tarafından eziliyor, insanlara ırkları, dinleri ve dilleri yüzünden zulmediliyordu. İnsanlar karın tokluğuna çok ağır şartlar altında çalıştırılıyor, ve eziyet görüyorlardı.

Peygamberimiz (sav) İslam'ı anlatmak sitediğinde de ona defalarca öldürmek için tuzak kurdular.

Kuran'a göre savaş, sadece zorunlu olduğunda başvurulacak ve mutlaka belirli insani ve ahlaki sınırlar içinde yürütülecek bir "istenmeyen zorunluluk"tur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatına baktığımızda da, savaşın ancak zorunlu hallerde ve savunma amaçlı olarak başvurulan bir yöntem olduğunu görebiliriz.
Kuran'ın Peygamberimize vahyi tam 23 yıl sürmüştür. Bunun ilk 13 yılında Müslümanlar Mekke'deki putperest düzenin içinde azınlık olarak yaşadılar ve çok büyük baskılarla karşılaştılar. Pek çok müslümana fiziksel işkenceler yapıldı, bazıları öldürüldü, çoğunun evi ve malları yağmalandı, sürekli hakaret ve tehditlerle karşılaştılar. Buna rağmen Müslümanlar şiddete başvurmadan yaşamaya devam ettiler ve putperestleri hep barışa çağırdılar.

Sonunda putperestlerin baskıları dayanılmaz bir noktaya vardığında, Müslümanlar daha özgür ve dostane bir ortamın bulunduğu Yesrib (sonradan Medine) şehrine hicret ederek burada kendi yönetimlerini kurdular. Kendi siyasi yapılarını bu şekilde oluşturduktan sonra bile, Mekke'nin saldırgan putperestlerine karşı silah kullanmadılar. Ancak aşağıdaki ayetin vahyinden sonra Peygamberimiz ümmetine savaş için hazırlık emri verdi:
Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir. Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar... (Hac Suresi, 39-40)

Kısacası, Allah müslümanlara savaş iznini, baskı ve zulüm gördükleri için vermiştir. Bir başka deyişle, izin verilen savaş, sadece savunma amaçlı bir savaştır.

Bu ayetlerin vahyinden sonra Müslümanlarla putperest Araplar arasında savaşlar gerçekleşti. Bunların hiç birinde Müslümanlar savaşı kışkırtan taraf olmadı. Dahası, Peygamberimiz, putperestlerin pek çok talebini kabul eden bir barış anlaşmasını (Hudeybiye Barışı) kabul ederek, barış ve güvenlik ortamı sağladı ve putperestlerle barış içinde yaşanacak bir sosyal yapı tesis etti. Anlaşmayı bozan taraf yine putperestler oldu ve bu durumda yeni bir savaş durumu başladı. Ama Müslümanların sayısının hızla artması sonucunda İslam ordusu putperest Arapların karşı koyamayacağı bir güce ulaştı ve Peygamberimiz bu güçlü orduyla Mekke üzerine yürüyüp şehri fethetti. Bu fetihte hiç bir şekilde kan akmadı, tek bir kişinin burnu bile kanamadı. Peygamberimiz eğer isteseydi kentteki müşrik liderlerden intikam alabilirdi. Ama hiç birine dokunmadı ve onları affederek inançları içinde serbest bıraktı. Bu yüksek karaktere hayran olan müşrikler, daha sonra kendi rızalarıyla İslam'ı kabul ettiler.

Hz. Muhammed'in bu barışçı ve ılımlı politikası, Allah'ın Kuran'da bildirdiği İslami esaslardan kaynaklanmıştır. Allah Kuran'da inananlara, müslüman olmayan kimselere karşı da iyilikle davranmalarını emreder:
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. ... (Mümtehine Suresi, 8-9)

Sonuç olarak savaşmak Allah'ın emrettiği birşey değildir eğer bir saldıran yoksa.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 19-08-2009, 17:43
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Sitemize hosgeldiniz kaanansay,

umarim nitelikli tartismalar yaparsiniz. Yazinizda cok yanli bir yorum yaptiginizi düsünüyorum. Dinlerini ve tabii ki devletlerini genisletmek icin sürekli yeni fetihlere girisen bir gücten bahsediyoruz. Siz ise sadece savunma amacli savas yapildigi iddiasini getiriyorsunuz. Ne islam tarihindeki örnekler ne de mantik savunmada yasayan insanlarin böyle hizli sekilde fetihler yapip genislemesini kabul etmez. Siz de olayi epey abartmis oldugunuzu düsünmüyor musunuz?

Saldirganligin gerekcesinin, her zaman, baskalarinin saldirida bulundugunu iddia etmek oldugunu düsünürsek, sürekli saldiriya ugrayan taraf olundugu iddiasi sizce ne kadar gercekci olabilir? Hadi Mekke'den kacmak zorunda kaldilar, Medine'ye de bir sekilde yerlesmislerdi diyelim. Sam, Bagdat, Yemen, Kudüs sonra Isfahan, Horasan gibi bircok sehir hep saldirmis oldugu icin mi ele gecirildi diyorsunuz. Hep saldiran diger taraf, müslümanlar hep saldiriya ugrayan taraf miydi?

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 20-08-2009, 10:48
kaanansay kaanansay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Aug 2009
Mesajlar: 34
Standart

sevgili sargon,

islam yanlış biliniyor derken kastım da buydu. peygamberimiz (sav) hiçbir zaman durduk yere kimseye savaş açmamıştır. her zaman herkese karşı çok adil olmuştur. zaten dinimiz adil olmayı, şefkati, merhameti emrederken peygamberimizin (sav) aksi bir davranışta bulunması asla beklenemez.
Örneğin, Peygamberimiz (sav), Hıristiyan olan İbn Harris b. Ka'b ve dindaşları için hazırlattığı anlaşma metninde: "Şarkta ve Garpta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın, Peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir. Nasraniyet dini üzere yaşayanlardan hiç kimse kerhen İslam'a icbar edilmeyecektir. Hıristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar" şeklinde belirtmiştir.(İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, (v.218/834), es-Siretü'n-Nebeviyye, Daru't-Turasi'l-Arabiyye, Beyrut, 1396/1971, IV/241-242; Hamidullah, el-Vesaik, s.154-155, No.96-97; Yrd. Doç. Dr. Orhan Atalay, Doğu-Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s.95)

Kuran'da kesin hüküm vardır. Allah ayetinde
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez...Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa; siz de onlarla savaşın. (Bakara Suresi 190, 191) diye bildirmiştir.

hoşbulduk titan.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 20-08-2009, 10:59
robin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
robin robin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2008
Bulunduğu yer: eskişehir
Mesajlar: 38
Standart

Öncelikle hoşgeldiniz.

Kuranda anlatılanlar gerçek islam değil ise, ben gerçekten yanlış bildiğimden dolayı dinden çıktım.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 20-08-2009, 11:01
azınlık azınlık isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Feb 2009
Mesajlar: 2.142
Standart

kaanansay´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
her zaman herkese karşı çok adil olmuştur. zaten dinimiz adil olmayı, şefkati, merhameti emrederken peygamberimizin (sav) aksi bir davranışta bulunması asla beklenemez.
Heh, heh ...

Sen onu bir de Muhammed'in karılarına sor; bakalım adil miymiş? Merhamet kısmısını da Cüveyriyye'ye sorabilirsin.

Kolay gele.

A.

The meek shall inherit nothing! - FZ
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 20-08-2009, 11:07
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

sevgili kaanansay,

sizin yazdiginiz ayetlerin tam tersi ayetler de var. Ben de onlari siralayabilirim. Politika ve ihtiyaclar degistikce ayetler de degismis. Bu yüzden nerde, hangi durumda sorularini sormadan "peygamberimiz hep saldiriya ugradi, o yüzden savas acmak zorunda kaldi" argümani gecerli olamaz. Kaldi ki, Muhammed'in hicret sonrasindaki 10 yillik döneminde 100'e yakin gazze ve seriyye var. Bunlarin cogu acik sekilde ganimet icin yapilan saldirilar. Burda saldiriya ugrayan mi saldiran mi sorusunu sormuyorum, en azindan bazen saldiran taraf olmus düsüncesini kabul etmenize bile raziyim.

Benim sorum aslinda baskaydi, onun cevabini alamadim. Bu kadar kisa zamanda bir dizi fetih yapan bir devlet ve onun ideolojisi/dini nasil oluyor da hep kendisini savunma durumunda kalmis oluyor? Hep digerleri saldirdilar da o yüzden mi müslümanlar bu ülkeleri fethetmek durumunda kaldilar?

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:58 .