Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 28-08-2009, 18:46
saroz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
saroz saroz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
Standart Faşizmi yenen kadınlar ve Güler zere.

Alman faşizminin işgalinde olan sovyet halkının her yaştan insanı kahramanca direnmiştir. Zorbalığa karşı özgürlüğü, işgale karşı vatanı savunmuşlardır.
Kadınların yeri ayrıdır bu kavga da.

Ne cennet vaadedilmişti ne de para pul. sadece özgür vatanın korunması için işkencelere tecavüzlere ve ölüme yenilmediler.

Tükürdüler yüzüne faşizmin. Ölürken bile zafer kazanmanın, insan olmanın abideleri oldular.

Faşizmi yenen kadınların hikayesi Tanya da somutlaşır. Nazımın şiirinde anlatılır hikayesi....
ve granit kabrinde lenin.
ve karların üstünde muzaffer gülümseyişi onun.

düşman ulaştı moskova kuzeyinde yakroma'ya
ve güneyinde tula şehrine.

ve kasımın sonu
ve aralık ayının ilk günlerinde
harcamış bulunuyordu ihtiyatlarını
bütün cephe üzerinde.
ve aralık ayının ilk günlerinde,
en nazik safhasındaydı durum.

ve aralık ayının ilk günlerinde,
petrişçevo'da vereiya şehri dolaylarında,
kar gibi mavi bir gökyüzünün üzerinde
alamanlar 18 yaşında bir kız astılar.
18 yaşındaki kızlar belki nişanlanır
astılar onu.

moskova'dandı.
gençti, partizandı.
sevdi, anladı, inandı
ve geçti harekete.
ipin ucunda ince uzun boynundan sallanan çocuk
bütün azametiyle insandı.

Çevirir gibi yapraklarını "harp ve sulh" romanının
dolaştı karlı karanlıkta bir genç kızın elleri.
kesildi petrişçevo'da telefon telleri,
sonra alaman ordusundan 17 beygirli bir ahır yandı.
ertesi gün partizan yakalandı.

yeni hedefin önünde yakalandı partizan,
birdenbire, kıskıvrak, arkadan.
gökyüzü yıldızla,
yürek hızla,
bilek nabızla,
şişe benzinle dolu
ve kibrit çakılmak üzereydi.
ve kibrit çakılamadı fakat.
tabancaya davranmak istedi.
Çullandılar.
alıp götürdüler.
alıp getirdiler.
odanın ortasında dimdik durdu partizan:
torbası omuzunda,
başında kürk şapkası, sırtında gocuk,
bacaklarında pamuklu külot pantolon ve keçe çizmeler.
subaylar baktılar partizana yakından:
badem nasıl kabuğunun içindeyse
filiz gibi bir kızdı kürkün, keçenin ve pamuklunun içindeki.

kaynıyor masada semaver.
satrançlı örtüde bir tabanca, beş kayış kemer,
ve yeşil bir şişe konyak.
tabakta domuz sucuğu ve ekmek artıkları.

ev sahipleri mutfağa gönderildiler.
lamba sönmüştü.
ocağın ateşiyle kızılca karanlıktı mutfak.
ve ezilmiş hamam böceği kokuyordu.
ev sahipleri: bir çocuk, bir kadın, bir ihtiyar,
sokuldular birbirlerine:
dünyadan uzak
ıssız bir dağ başında kurda kuşa karşı yapyalnız kalmıştılar.

sesler geldi bitişikten :
soruyorlar:
"- bilmiyorum," diyor.
soruyorlar:
"- hayır," diyor.
soruyorlar:
"- söylemem," diyor.
soruyorlar :
"- bilmiyorum," diyor, "- hayır," diyor, "- söylemem," diyor.
ve yeryüzünde bu üç sözden başkasını unutan ses
sıhhatli bir çocuk teni gibi pürüzsüz
ve iki nokta arasındaki en kısa yol gibi düz.

bir kayış sakladı bitişikte :
partizan sustu.
Çıplak bir insan eti ses verdi.
kayışlar şaklıyor arka arkaya.
yılanlar güneşe doğru sıçrayıp düşerken ıslık çalıyorlar.
genç bir alaman subayı geldi mutfağa.
iskemleye çöktü.
kapadı avuçlarıyla kulaklarını.
ve gözleri sımsıkı yumulu
ve öylece kaldı orda kımıldamadan sorgunun sonuna kadar.
kayışlar saklıyor bitişikte.
saydılar ev sahipleri :
200...
sorgu tekrar başladı :
soruyorlar : "- bilmiyorum," diyor,
soruyorlar : "- hayır," diyor,
soruyorlar : "- söylemem," diyor.
ses kibirli
fakat artık pürüzsüz değil
kanayan bir yumruk gibi boğuktu.

partizanı dışarı çıkardılar.
başında kürk şapkası, sırtında gocuk,
bacaklarında pamuklu külot pantolon ve keçe çizmeler
yoktu.
bir don bir gömlekti.
beyaz, genç dişleriyle ısırılmaktan şişmiş dudakları.
bacaklarında, boynunda, alnında kan.
kolları iple bağlı arkadan,
çıplak ayakları karda,
iki yanda süngülüler,
yürüdü partizan.

soktular partizanı vasili klulik'in izbasına.
oturdu tahta sıranın üstüne.
Çatık bir dalgınlık içindeydi.
su istedi.
nöbetçi verdirmedi suyu.
alaman askerleri geldiler.
böcekler gibi üşüştüler başına,
çekiştirdiler, tartakladılar.
birisi art arda kibrit yakıp tuttu altında çenesinin,
bir bıçkı sürttü sırtına bir başkası
dişli demir kanlanıncaya kadar.
sonra gittiler uyumaya.
nöbetçi süngünün ucunda çıkardı partizanı sokağa.

mavi gözleri yuvarlak bir çocuk bakıyor camdan:
dünya buzların içinde,
karın altında yapyalnız sokak
yıldızların içinde.

mavi gözleri yuvarlak
bir çocuk bakıyor camdan.
gördüklerini unutacak,
büyüyecek, evlenecek,
ve bir yaz gecesinde
bir öğle uykusunda yahut
rüyasına girecek ansızın
karda yıldızlara basan çıplak ayakları bir genç kızın.

karın altında bir uçtan bir uca
karın altında yapyalnız sokak.
karın üstünde partizan:
ayakları çıplak,
kollan bağlı arkadan,
bir don bir gömlek,
yürüyor önünde süngünün
bir uçtan bir uca gidip gelerek.

Üşüdü nöbetçi, döndüler izbaya.
isındı nöbetçi çıktılar.
bu böyle sürdü saat 22'den ikiye kadar.
ikide nöbetçi değişti
ve artık partizan kımıldanmadan kaldı tahta sıranın üzerinde.
partizan
18 yaşında.
partizan
öldürüleceğini biliyor.
Ölmek ve öldürülmek:
hıncının kızıltısında belli belirsizdi bu fark.
ve ölümden korkmayacak
ve keder duymayacak kadar sıhhatli ve gençti.
bakıyor çıplak ayaklarına:
şişmiştiler,
çatlayıp donmuştular kıpkırmızı.
fakat partizan
dışındaydı acının.
ve nasıl derisinin içindeyse
öyle içindeydi öfkesinin ve inancının.
zaman zaman annesi geliyor aklına.
mektep kitapları geliyor aklına.
cilalı toprak bir çanak geliyor aklına
iliç'in resmi önünde duran
ve içinde masmavi çiçekler.
Çocukluğu geliyor aklına,
bu o kadar yakın ki
kısacık entarilerin renkleri bile
tutulacak gibi elle.
ilk hava bombardımanı geliyor aklına.
cepheye giden işçi taburları geliyor aklına
sokaktan geçiyorlar şarkı söyleyerek
ve çocuklar koşuyor peşlerinden.
zaman zaman bir tramvay durağı geliyor aklına;
annesiyle orda vedalaştılar.
bir gençlik toplantısı geliyor aklına,
bu o kadar yakın ki
kırmızı örtülü masada su bardağı
ve kesik kesik konuşan kendi sesi bile
tutulacak gibi elle.
ve artık durup dinlenmeden kendi sesi geliyor aklına:
düşmanın karşısında dimdik duran sesi,
hayır, diyen,
söylemem, diyen
ve düşmana hiçbir şeyi doğru söylememek için
kendi adını bile gizleyen.

zoe'ydi adı,
ismim tanya, dedi onlara.

(tanya,
bursa cezaevi'nde karşımda resmin.
bursa cezaevi'nde.
belki duymamışındır bile bursa'nın adını.
bursa'm yeşil ve yumuşak bir memlekettir.
bursa cezaevi'nde karşımda resmin.
sene 1941 değil artık
sene 1945.
moskova kapılarında değil artık
berlin kapılarında dövüşüyor seninkiler,
bizimkiler,
bütün namuslu dünyanınkiler.

tanya,
senin memleketini sevdiğin kadar
ben de seviyorum memleketimi,

seni astılar memleketini sevdiğin için,
ben memleketimi sevdiğim için hapisteyim.
ama ben yaşıyorum,
ama sen öldün.
sen çoktan dünyada yoksun,
zaten ne kadar az kaldın orda :
on sekiz senecik.
doyamadın güneşin sıcaklığına bile.

tanya,
sen asılan partizan,
ben hapiste şair.
sen kızım, sen yoldaşım.
resminin üstüne eğiliyor başım:
kaşların incecik,
gözlerin badem gibi,
ama renklerini fotoğraftan anlamam mümkün değil.
fakat yazıldığına göre
koyu kestaneymişler.
bu renkte gözler çok çıkar benim memleketimde de.
tanya,
saçların ne kadar kısa kesilmiş,
oğlum memet'inkilerden farkı yok.
alnın ne kadar geniş,
ay ışığı gibi,
rahatlık, ve rüya veriyor insanın içine.
yüzün ince uzun,
kulakların büyücek biraz.
henüz çocuk boynu boynun :
henüz hiçbir erkek kolu sarılmamış anlıyor insan.
ve püsküllü bir şey sarkıyor yakandan:
süsünü sevsinler mini mini kadın.

arkadaşları çağırdım, bakıyorlar resmine :
-tanya,
senin yaşında bir kızım var.
-tanya,
kız kardeşim senin yaşında.
-tanya,
senin yaşında sevdiğim kız.
bizim memleket sıcaktır
bizde kızlar tez kadınlaşır.
-tanya,
senin yaşında kızlarla okulda, fabrikada, tarlada arkadaşız.
-tanya,
sen öldün,
ne kadar namuslu insanlar öldürüldü ve öldürülmektedir,
ama ben,
yedi yıldır kavgada hayatımı tehlikeye koyamadan
hapiste de olsa bal gibi yaşıyorum.)

sabah oldu tanya'yı giydirdiler,
ama çizmeleri, şapkası, gocuğu yoktu,
iç etmişlerdi onları.
torbasını getirdiler :
torbada benzin şişeleri, kibrit, kurşun, tuz, şeker.
şişeleri boynuna astılar,
torbasını verdiler sırtına.
göğsüne bir de yazı yazdılar :
"partizan".
köyün alanına kuruldu darağacı.
atlılar çekmiş kılıcı
halka olmuş piyade askeri.
zorla seyre getirdiler köylüleri.

iki sandık üst üste,
iki makarna sandığı.
sandıkların üstüne
yağlı urgan sallanır,
urganın ucu ilmik.

partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına.
partizan
kolları bağlı arkadan
durdu urganın altında dimdik.

nazlı, uzun boynuna ilmiği geçirdiler.

bir subay fotoğrafa meraklı,
bir subay, elinde makina : kodak,
bir subay resim alacak.
tanya seslendi kolhozlulara ilmiğinin içinden
"- kardeşler, üzülmeyin.
gün yiğitlik günüdür.
soluk aldırmayın faşistlere,
yakın, yıkın, öldürün..."

bir alaman vurdu ağzına partizanın,
genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan.
fakat askerlere dönüp devam etti partizan :
"- biz iki yüz milyonuz.
iki yüz milyon asılır mı?
gidebilirim ben.
ama bizimkiler gelecekler.
teslim olun, vakit varken..."

kolhozlular ağlıyordu. cellat çekti ipi.

boğuluyor nazlı, boynu kuğu kuşunun.
fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan
ve hayata seslendi insan:
"- kardeşler
hoşça kalın.
kardeşler
kavga sonuna kadar.
duyuyorum nal seslerini
geliyor bizimkiler!"

cellat bir tekme attı makarna sandıklarına.
sandıklar yuvarlandılar.
ve tanya sallandı ipin ucunda.

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-08-2009, 19:12
Agerayis Agerayis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Aug 2009
Mesajlar: 4
Standart

Sevgili Saroz çok güzel bir paylaşım okmus eline saglık...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-08-2009, 19:14
KızıL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KızıL KızıL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
Standart

emeğine sağlık yoldaşım...

ÖRGÜTLENİN!!!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29-08-2009, 13:29
saroz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
saroz saroz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
Standart

Teşekkür ederim arkadaşlar.

Böyle insanların ödediği bedeller sayesinde kazanılan haklarla yaşıyoruz. İnsanlık böyle birşey, tabi anlayana.

Hani yaradılışçılar derler ya sizin allah korkunuz yok. Bizi vur patlasın çal oynasın, ahlak değerleri yok zannederler.

İşte Tanya, işte Güler zere ve daha niceleri.

Ama yine de anlayamazlar bu insanların, engin onur ve erdem sevgilerini...

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-08-2009, 19:58
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Ve Kara Fatma; onu da sevgiyle, saygıyla yad etmiş olalım bu vesileyle..Ve bu devletin vefasızlığını da görelim.

Savaştan 15-20 yıl kadar sonra Kara Fatma'yı galata köprüsü üzerinde bir kartonun içine sığınmış aç, bilaç ve bakımsız ''kaderine terketmek''.. Evet bu vebal de bu devletin omuzlarında (Anektod E. Mütercimlerden)

‘Barışı sabote etmek için Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük… Sevr Antlaşması ve ‘büyük Ermenistan’ hayali gözlerimizi kör etti. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi…’

''Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. ''
Ovanes Kaçaznuni (Ermenistan'ın 1. Başbakanı)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:10 .