İKTİBAS FORUMDAN ALINTIDIR.
http://forum.iktibas.info/thread.php...11d53b0162129f
“ELESTU Bİ RABBİKUM” OLAYI VE RUHLAR ALEMİ
Halk arasındaki yaygın inanışlardan biride ruhlar aleminde gerçekleştiği iddia edilen Allaha söz (misak) verme olayıdır.Bu inancıda şu ayete dayandırırlar
7/172- Bir de Rabbin, Âdemogullarindan, bellerindeki zürriyetlerini alip da onlari kendi nefislerine sahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" dedigi vakit, "evet Rabbimizsin, sahidiz" dediler. (Bunu) kiyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmistik).
Öküzün altında buzağı arama heveslisi olanlarıda bildiğimiz için hemen şunu da belirtmekte fayda görüyoruz.Maksadımız herhangi bir ekolü hedef alıp zıtlaşmak değil, Allahın yardımı ile gücümünüzün yettiği nisbetinde kurani hakikatleri ortaya koymaktır.Ancak şuda varki Kurani gerçekleri ortaya koyarkende kınayıcıların kınamasından çekinmek gibi sıkınımız da yoktur.Yanlışlar bize doğrular Allaha aittir.
İnsanlar nasıl oluyorda dünyaya gelmeden önce ''ruhlar alemi'' diye tabir edilen bir alemde var oluyorlar ve Allaha söz (misak) veriyorlar.Böyle bir inanç gerçekten kurani,mi?
Kuran, ruh ve beden ayırımını kabul ediyormu?
İnsanların ruhu varmı?
Bedenden önce var olan bu ruh, insan öldükten sonra nereye gidiyor?
Allahın insanları taksit taksit yaraması (önce ruh sonra beden) doğrumu?
Resulullahın vefatından kısa bir süre(takriben 100 sene) sonra yunanlı filozofların eserlerinin arapçaya çevrilmesinden sonra, yunan mitolojisine ait inanışlar müslümanlar arsında yaygınlaşmış ve bu inaçlar kurana onaylatırılmaya çalışılmıştır.Bunu yaparkende Kurandaki bazı kelimeler Kuranın ona yüklediği anlamdan soyutlanarak bu mitolojilere alet edilmek üzere pervasızca kullanılmıştır. Saptırılan bu kavramlardan biri de ''RUH'' tur
Kur’an’da Ruh:
Ruh kelimesi özel anlamda 3 farkli sekilde kullanilmistir ki Rabbimiz her türlü kullanimda da mütesabih olarak Ruhu kullanmistir. Dolayisiyla kavramin gerçek mahiyeti insan idrakinin disindadir.
1-Ilahi Mesajin Kendisi, Sözlü ya da Yazili Vahiy ( 42/52, 40/15, 16/2, 17/82-89, 2/87, 2/252, 5/110,58/22)
2-Ilahi Mesaji ileten Melek Cebrail (26/192-3 16/105, 19/17)
3-Allah’in Emirleri, Allahin emri ile olusan canlilik birbaska deyisle Yasamsal Vahiy, Ilahi Hayat Enerjisi (15/29, 38/72, 32/7-9)
Kur’an’da Nefs:
1-Kur’an’da Nefis yani bir bütün olarak insan:
Nefs kavramiyla Rabbimiz bilinçli, arzulari kuvvetli ve zayif yönleri olan bir bütün olarak Insani tanimlar.
Lütfen Bakiniz Kur’an 6/151: 2/72, 4/29, 5/32, 17/33, 18/74, 20/40, 28/18,23
2/286: 2/233, 4/83, 6/152, 7/43, 65/7
Hayat ve Beden “Ben”i yani Nefsi olusturur. Ve Bütün nefisler ölümü tadacaktir..
Burada yeri gelmişken önemli bir konuya da değinmekte fayda vardır.Yine halk arasında kullanılan yaygın bir tabire göre insanlar ölürken ruhları bedeninden çıkmaktadır.Oysaki böyle bir inaçta yanlıştır.Zira kurana göre insan; hayat ve bedenden oluşan bir bütündür. Ve ölümü tadacak olanda bu bütündür.Ölüm esnasında ruhun bedenden ayrılması ve çıkması diye bir şey söz konusu değildir.
2-Cins (Insan Türü) olarak Nefs:
4/1. “Ey Insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan..” Ayrica bakiniz. 9/128, 3/163 30/21
3- Zihin ve Düsünce (Bilinç) Olarak Nefs:2/235, 12/18, 8/72, 4/63, 27/74
Şimdi gelelim kuranın bütünlüğü içinde bu ayeti anlamaya
7/172- Bir de Rabbin, Âdemogullarindan, bellerindeki zürriyetlerini alip da onlari kendi nefislerine sahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" dedigi vakit, "evet Rabbimizsin, sahidiz" dediler. (Bunu) kiyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmistik).
7/173- Yahut, atalarımız daha önce şirk koşmuşlardı. Biz onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batıl yolu tutanların yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin, demeyesiniz diye (yapmıştık).
2/27 Onlar Allah’a verdikleri sözün kesinleşmesinden sonra cayarlar. Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keseler. Ortalığı karıştırırlar. Onlar büsbütün zarardadırlar.
Her insan, Allah’ın varlığını ve birliğini, gözüyle görmüş ve eliyle dokunmuş gibi kavrar ve bu hususta Allah’a kesin söz verir.
Neslin belden alınması, nesli devam ettirecek tohumun alınmasıdır. Kişi onunla erginlik çağına girer ve çocuğu olacak yaşa gelir. İnsan, henüz çocuk yaşta iken Allah’ı aramaya başlar. Bu konuda çevresini soru yağmuruna tutar. Sonunda Allah’ın var ve bir olduğunu tam olarak kavrar. Karşısına çıkan delillerle sanki Allah ona, “Ben senin rabbin değil miyim?” diye sorar. O da tam bir kararlılıkla “evet, Rabbimsin, ben buna tanıklık ediyorum” der. Benzeri durumlar, hayat boyu tekrarlanır. Her insan, Allah’ın var ve bir olduğunu, her şeyi onun yarattığını tam bir kanaatle kabul eder.
En koyu ateist bile Allahın varlığı ve ona sığınma gerçeğini kalbinin derinliklerinden istesede söküp atamaz.Her ne kadar onlar bunu dilleri ile örtmeye çalışsalarda, hayatın içinden çıkılmaz gibi görünen proplemler karşısında bu gerçek gayri ihtiyari olarak Allaha sığınma şeklinde çok net bir biçimde kendini gösterir. Sanırım her insan bu tür olaylara az çok tanık olmuştur.
Çünkü insanlar ve cinler Allaha kulluk etmek için yaratımışlardır (51/56)
Alllaha kulluğun şekillerinden biride ona sığınmaktır.
Zaten küfür; var olanı yok etmek değil, üstünü örmek anlamındadır.Ancak var olan bir varlığın üzeri örtülebilir yok olanın değil.Dolayısıyla ateistlerin, dilleriyle Allahın varlığını inkar etmeleride de aslında Allaha inandıklarının en bariz delilidir.Her nekadar onlar bunu aksini söylesede
Yok olan bir şeyi inkar etmeye zaten gerek yoktur.Yok, yoktur,ki inkar edilebilsin.Var olan bir şeyi inkar etmek, aslında onu tersinden kabul etmek, tasdik etmektir.
Örnek;
Benim güneş için ''yok'' demiş olmam, güneşin varlığını iptal etmez.Güneş yinede vardır. benim ''YOK'' sözüm aslında güneşin varlığını tersinden kabul etmek sayılır.Yani kısaca yeryüzünde hiç bir insan bu zaruri misaktan (Allaha söz verme) müstağni kalamaz. istesede istemesede.
Yani kısaca toparlayacak olursak bu misak yeryüzünde ve insanın hayatında bilinçli bir döneme geldiğinde gerçekleşmektedir.Aslı astarı olmayan ruhlar alemimde değil.