hayat bu işte, ne kadar verirse o kadar geri alıyor elinden. önce anne baba verir, sonra teker teker geri alır. imparator yapsa imparatorluğunu alır elinden. insanı pile benzetiyorum. yavaş yavaş doğduğun gün bitmeye başlıyorsun. hızlı tüketirsen daha hızlı yavaş tüketirsen daha yavaş bitiyorsun, ama eninde sonunda illa ki bitiyorsun. böyle bir gerçeği yüzleyerek yaşamak başka bir sanat. tüm yaptıklarının bir gün elinden çıkacağını bilerek birşeyler yapmak.. hiç bir şeye sahip olmamak..
kendi bünyen üzerinde bile hak sahibi değilsin. bir gün bakıvermişsin bir 20 lik diş seni hiç dinlemeden asice ağzının tavanına doğru çıkıvermiş hiç hissettirmeden, bakıvermişsin bir asi hücre etrafındakilerle beslenmeye başlamış, doktora gitmişsin adına kanser demiş..
ne kadar az şeye sahipsin.. ve bunu yenmek için sahip olduklarının ne kadar çok olduğunu anlatan güzel masallar anlatılmış sana, adına islam denilmiş başka birşey denilmiş..
ben inanmak istemezmiyim sanıyorsunuz? ben fani olmayı ister miyim?
yoksa enerjimi boşa harcayıp islamın derinlinklerine iner sonra ateist olur muydum? gençlik yalan oldu be.. sarışın bir polonyalıyla tanıştım bugün. çok hoş bir kız, daha 18 yaşında, böyle gençleri görünce kendimi onlar gibi hissediyorum. bir de 6 yaşında kumsalda çekilmiş bir fotoğrafını gönderdi bana. çok şirin

sapsarı saçları masmavi gözleri var. bizim mahalledeki sibirya kurduna benziyor. onlar da hiç evcilleşmez, polonyalıdan da sadık bir sevgili düşünemem, ama olsa ne kadar güzel olur di mi? türküz işte, hep kara göz kara kaş, gözlerim güzeldir gerçi, ama ben yine de sarışın derim. bir tek kadını görünce dünyanın ölümlü olduğu çıkar aklımdan, belki bir araya gelince yeni bir insan yaratma potansiyeli olduğunu bilir bilinç altım da üstüne çaktırmaz..