Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 03-09-2009, 02:55
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart Tufan Efsanesi

Nuh Tufanı eski Babil efsanesi Uta-Napiştim’den ileri gelir ve farklı bir çok medeniyetin eski mitolojileri ile’de ilişkilidir. Çifter çifter gemiye binen hayvanların efsanesi hiç kuşkusuz büyüleyicidir ancak bu hikayedeki ahlaksızlığın boyutu dehşet vericidir. Tanrı insanoğluna kızar ve bunun sonucunda, (bir aile hariç) çocuklar da dahil herkesi suda boğar. Bununla da yetinmeyerek, geride kalan (muhtemelen suçsuz) hayvanları da boğar. Museviliğin yorumlarından birinden aldığı söylemle Kur’an efsaneyi şu şekilde aktarır;

‘’Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi. ‘’ (Ankebut Suresi, 14)

‘’And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. <Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?> ‘’ (Müminun Suresi, 23)

‘’Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu <Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.>’’ (Müminun Suresi, 24)

‘’Böylelikle Biz ona: 'Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır' diye vahyettik.’’ (Müminun Suresi, 27)

‘’Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi. ‘’ (A'raf Suresi, 64)

‘’Denildi ki: <Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.> Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: 'Uzak olsunlar' denildi. (Hud Suresi, 44) Bu ayette geçen Cudi kelimesi bir ad değil, Arapça’da "yüksekçe yer, tepe" anlamına gelmektedir.

‘’Böylece onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk. ‘’ (A'raf Suresi, 72)

İslam’i kaynaklar dışında doğma olarak efsaneyi ilk anlatan Tevrat ve benzer şekilde yineleyen İncil’de bütün Dünya sular altında kalırken ve gemidekiler dışında tüm canlılar ölürken, bir kısım Kur’an yorumcularına göre Nuh sadece kendi kavmine gönderildiği için yeryüzünün belli bir coğrafyası sular altında kalmıştır. Bu bahsin aksine Kur’an da ‘’ "Nuh, Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma dedi. Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facirden) kafirden başkasını doğurmazlar." (Nuh Suresi, 26-27) diye tüm Dünya’nın sular altında kaldığı betimlenir ve genel kabulde bu yöndedir. Gene Kur’an yorumcularının çoğunluğuna göre Nuh günümüz de Irak ülkesinin sınırları içerisinde bir yerde yaşamıştır, Mardin ile Bağdat arasında bir bölgede olması muteberdir.

Günümüzde bir kısım İslam’i kitle tarafından Mezopotamya kökenli bir senaryo adlandırılmakla birlikte, tarihi ve arkeolojik kayıtlar olaya bilimsel bir yan eklemeye çalışanların iddia’larının aksine, Fırat ve Dicle nehirlerinin tarihte bir çok defa antik yerleşim yerlerini tehdit edecek şekilde taştığını yani bu doğal afet işleminin bir çok defa olduğunu, sözü edilen antik şehirlerde ise kısa süreli bile olsa yerleşimin duraksamadığını, Tufan olarak adlandırıla bilecek bir afet’in ise daha yukarı bir coğrafyada ve biraz daha eski bir tarihte, o dönemde iç deniz olan Marmara’nın Akdeniz’den gelen yükselen suların baskısı sonucunda, günümüz’de Boğazlar olarak adlandırdığımız bölgenin çökmesi neticesinde oluşan, bir sel baskını sonucunda iç deniz vasfında olan Karadeniz’in sularının yaklaşık 100 ila 300 metre arasında değişen yükselmesi, mevcut antik yerleşim yerlerinin günümüzde ki karadan çok uzakta denizin altında bulunan sit alanlarının keşfi ile tanımlanır. Bir diğer önemli nokta ise Kur’an da adı geçen peygamber’ler üzerinden yapılan hesap neticesinde (Tevrat’ta verilen bilgiler Kur’an da yalanlanmadığı için de) Dünya’nın yaşının 7000 sene olacağı söylenmektedir. Ayrıca Muhammed’in sözlerini içeren Hadis kitaplarında;

‘’Adem'den kıyamete kadar dünyanın ve insanlığın ömrü 7000 yıldır.
Kenzu’l-Ummal, h.no: 16459.
Tezkiretu’l-Mevduat, I/223.
Sahavî, el-Makasıdu’l-hasene (Deylemi’den naklen), I/693, h.no: 1243.

Munavî Feyzu’l-Kadir, III/547; h.no: 4278 (Deylemi’den naklen).
Bayezid Bistamî, Miftahu’l-Cifr adlı eserinde, Sabiler ve diğer üç semavî dinin mensuplarının dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunda ittifak ettiklerini, söyler. ‘’ (a.g.e.)

Bir başka hadise göre Muhammed “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” diyor.
Diğer bir hadisinde ise “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” demiş. Muhammed'den günümüze yaklaşık 1430 sene geçmiş zaten. Yani İslam'a göre Kıyamete 60-70 yıl var (Bazı İslam’i tarikat yorumcularına göre Dünya 7677 yaşındadır ve kıyamete daha süre vardır). Bu konuda Museviler kesin tarih dahi verirler: Adem ve Havva'nın dünyaya geliş tarihi M.Ö. 3761'dir. Musevilere göre kıyametin tarihi 7000-3761 = 3239 olur. Yani 3239 - 2009 = 1230 yıl sonra. Mesela Kur’an’da ne zaman kopacağını yalnızca Allah’ın bildiği söylenen kıyamete ise Said Nursi’ye göre 110 yıl kalmıştır. Konumuza dönecek olursak; arkeolojik kayıtlar ile doğmatik veriler tarih olarak bir birini tutmamaktadır. Dinsel kitap’larda bahsi geçen tufan ile jeolojik ve arkeolojik veriler bir birini tutmaz.

Şimdiye kadar yazdıklarımın dışında efsane’nin başka boyutları daha var. Konunun başında yazdığım gibi Tanrı insanoğluna kızar ve bunun sonucunda, (bir aile hariç) çocuklar da dahil herkesi suda boğar. Bununla da yetinmeyerek, geride kalan (muhtemelen suçsuz) hayvanları da boğar. Yaratma ve yok etme gücüne sahip bir varlık için öfke ve garez dolu insanca davranış içeren bir yöntem. Dünya’daki tüm canlıların toptan kökünü kurutarak yok etmesi yani zürriyetlerinin devamını engelleyerek bir toptan yok edişle eskisini ilga edip yeni bir insan ve canlı yaşam formununun başlayıp devam etmesine izin vermesi ise ayrı bir ahlaksal sorundur. Bir diğer konu ise genetik tabanlıdır ve gemiye binen bir avuç insan’nın (Tevrat ve İncil’e göre kendisi, karısı, 3 oğlu ve onların 3 karısı binmiştir, Kur’ana göre kendisine inanan çok küçük bir kitle <80 kişi olduğu yazılır bazı kaynaklarda> binmiştir.) günümüz İnsan soyunun atası olarak kabul görmesidir (Andolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik. Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık. Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık. Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.’’Saffat 75-76-77-78’’ Ey Nuh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu. ‘’İsra -3’’, bir çift atadan sonra (Adem ile Havva) birden fazla ata’nın olması elbette daha iyidir. Teologlarca da Nuh insanlığın ikinci atası olarak kabul görür ve adlandırılır. Genetik olarak bir çok sapmaların yaşanması muhtemel bir birleşmeyi bir yana bıraksak bile işin ahlaksal boyutu vardır ki kardeş çocuklarının cinsel ilişkiye girmesidir oda. Yada ‘’ Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın. (Fatır Suresi, 24)

Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün. (Nahl Suresi, 36)

Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz. (Şuara Suresi, 208)’’ diye anlatıldığı gibi 25 tane gönderdiği peygamber ile sadece ağırlıklı olarak Museviler başta olmak üzere küçük bir coğrafyada yaşayanları uyaran Tanrı, neden azteklere peygamber göndermemiştir fakat tufan efsanesi olan aztekler felaket yaşamıştır?

İşin birde bilimsel, Matamatik ve hacim yönü vardır; İnsan dışında tüm canlılardan ikişer çift aldığı söylenir efsanede. Sadece Örümcek ailesinden 30,000 adet vardır günümüz Dünya’sında (deniz aşırı keşifler ve sömürge dönemi kitlesel canlı katliamlarından kurtulan rakamdır.) mesela. 2 ila 3 milyon arasında böcek çeşidi olduğu tahmin edilmektedir. Bir kısım Teolog ve tarikat liderlerinin dediği gibi kabul etsek ve kısmi bir tufandan yola çıkarak hesap yapsak bile, sınırlı bir coğrafyada yaşayan canlıların tamamını toplamak için ciddi bir zaman ve efor gerekir. Türlerin sınıflandırılmasının 19,YY’da başladığı düşünülürse ve doğmaların evrimi red ettiği göz önünde bulundurulursa, sadece Mezopotamya da bile o dönemde 3 değişik ırkta Aslan yaşadığı gerçeğini ne yapacağız? Tek hücreli canlılar ve mikroskobik canlılar nasıl tespit edildi sınıflandırıldı ve ele geçirilip gemiye yüklendi sorusuna bir cevap vermekten uzaktır doğmalar. Yada mikrop ve virüsler nasıl hasta olmadan ele geçirilip karantina altına alınarak tüm yolculuk boyunca bir tek canlı hastalanmadan korundu? Su’da yaşayan canlılar meselesi var ki tamamen başlı başına bir konu oluşturur, tuzlu suda yaşayan canlılar ile tatlı suda yaşayan canlılar nasıl ayrı ayrı muhafaza edildi? Tuzlu su ile tatlı suyun karışmasının ekolojik sonuçları nasıl engellendi? Endemik türler hassas yaşam şartları simule edilerek nasıl saklandı? Bütün bitkiler nasıl sınıflandırıldı ve tasnif edilip gemiye yüklendi? Ne büyüklükte bir gemi ki bu tüm canlıları taşıyacak kadar hacimli ve tonajlı olarak efsanenin ana unsuru olur. Tevrat’ta 300 arşın uzunluğunda, 50 arşın genişliğinde ve 30 arşın yüksekliğinde (1 Çarşı arşını : 0.6858 metre, 1 mimar arşını : 0.7577 metre) içinde odaları olan şeklinde tarif edilen bu gemi’nin, günümüz süper tankerlerinden (500 metre boyunda) daha büyük olması gerektiği kaçınılmaz olmasına rağmen nerdeyse yarısından bile küçüktür Tevrat’a göre.

Özetlersem; Tanrı’ya Nuh ve bir avuç insan dışında Dünya’nın geri kalanı inanmamaktadır o dönemde. Tanrı kendisini kaale almayan bu İnsan ve diğer canlılardan oluşan topluluğu suda boğarak cezalandırıyor ve öfkesini yatıştırıyor. Boğulanlar arasında İnsan toplumunu oluşturan yaklaşık olarak kitlenin yarısını teşkil eden çocukları affetmiyor ve onlarıda korkunç bir şekilde cezalandırıyor. Yaratma ve yok etme gücüne sahip Tanrı, muhtemelen hiçbir günahı olmayan hayvanları, bitkileri ve diğer yaşam formlarını da bu felaketle yok ederek yani onlarıda cezalandırarak öfke kontrolü yapamayarak kendisi için basit bir işlem olabilecek en büyük vasfını kullanmak yerine insani bir eylem sergiler. Tüm bu olanlar ise döneminin en büyük tonajlı gemisinin Laz Takasının ebadını geçmediği bir teknolojik zamanda inşa ettiği bir gemi ile zürriyetini kurtaran ve kendisine inanmayanları ‘’ yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma’’ diye Tanrı’ya şikayet edip gene Tanrıya yol göstererek öldürten bir kişi tarafından yazılır ve sonraki kuşaklara aktarılır. Tarihi yenenler yazar kabilinden bakmasak bile bu tek taraflı anlatıma sahip efsane benzerleri Dünya’nın bir çok yerinde anlatılır. Bu noktada başka bir ahlaksal soru daha ortaya çıkar, varlığından haberleri dahi olmadıkları bir Peygamber tarafından Tanrı yoluna davet edilemedikleri için cezalandırılanlar vardır, örneğin Latin Amerika’da Aztek’ler gibi kitleler veya Polinezya yerlileri gibi. Sonuç olarak bu efsanede insansı özellikler taşıyan bir Tanrı ve onun temsilcisinin maceralarının ötesinde, insanlık tarihinin uygarlık yolunda yürürken geçtiği kilometre taşları hikaye edilir.

Kaynak: Kur'an
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-09-2009, 03:28
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

sevgili güneş
yazılarınızı beğeniyle takip ediyor ve pek çok konuda düşüncelerinize de katılıyorum.
ancak tartışmaya girmeden düşünce alışverişi bağlamında bir konuda çekincemi ortaya koymak isterim.
din eleştirisi idealizm içermemelidir.
salt materyalist argümanlara sadık kalınmalıdır.
bir materyalist açısından nuhun çocukları arasındaki ensest ilişki argüman olmamalıdır.
dindarlar karşısında idealizme sapma içerebilme tehlikesinden bahsediyorum.
etik bağlam her zaman idealizme bulaşma riski içerebilir.
nuh geyiğini eleştirmek için etikten katkı sağlamak zorunda değiliz.bu sitede birçok kişinin bir çok başlık altında dindarların karşısında ya bizde ahlaklıyız siz bizi ahlaksız mı sanıyorsunuz türünden bence çok tuhaf ve bir o kadar gereksiz idealist tavrından çok rahatsızım.
tanrının psikopat biçimde bütün hayvan ve insanları hatta kafir olacakları iddiasıyla çocuklarının bile öldürülmesi boğulması tanrının ahlaksızlığının en güzel ispatıyken ensest argümanı gereksiz diye düşünüyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-09-2009, 16:43
Sheik Galib Sheik Galib isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2009
Mesajlar: 118
Standart

Tufan ile ilgili size materyalist bir kaynak: Tarih Sümerler de Başlar, Samuel Noah Kramer. TTK. Yayınları. Ankara.
o da burada Nuh Tufanıyla illi ilgniç önermelerde bulunuyor. Kendisi Muazzez İlmiye Çığ'ın da hocasıdır yanılmıyorsam. Bir İsim daha veriyorlar Hz. Nuh Aleyhisselam'a ud-na-piştim diye sanırım bu isim de Akadca imiş. Ayrıca abdestin fln. sümerlerden geldiği idda ediliyordu. kitabı tam inceleyemedim ama bu konularla ilgilenen için kaçırılmaması gereken bir kitap.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-09-2009, 11:00
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

anarchist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
....
ancak tartışmaya girmeden düşünce alışverişi bağlamında bir konuda çekincemi ortaya koymak isterim.
din eleştirisi idealizm içermemelidir.
salt materyalist argümanlara sadık kalınmalıdır.
bir materyalist açısından nuhun çocukları arasındaki ensest ilişki argüman olmamalıdır.
dindarlar karşısında idealizme sapma içerebilme tehlikesinden bahsediyorum.
etik bağlam her zaman idealizme bulaşma riski içerebilir.
nuh geyiğini eleştirmek için etikten katkı sağlamak zorunda değiliz.bu sitede birçok kişinin bir çok başlık altında dindarların karşısında ya bizde ahlaklıyız siz bizi ahlaksız mı sanıyorsunuz türünden bence çok tuhaf ve bir o kadar gereksiz idealist tavrından çok rahatsızım.
tanrının psikopat biçimde bütün hayvan ve insanları hatta kafir olacakları iddiasıyla çocuklarının bile öldürülmesi boğulması tanrının ahlaksızlığının en güzel ispatıyken ensest argümanı gereksiz diye düşünüyorum.
Eyvallah, bilmukabele saygılar ...
Sadece Anadolu'da ensest ilişkinin yaygınlık oranının %30 civarında olduğunu tahmin ediyor uzmanlar.
Konuya bakış açısında göz ardı edilen şey, doğmaların ve onların tüm kitaplarının ki özellikle birincil kaynak kutsal kitapları, ikincil kaynak inandıkları Peygamberlerin hayatları ve üçüncül kaynak ise güvenilir ve sevilen din adamlarının anlattıkları kıssalar ve hikayelerdir. Yapılan araştırmalar küçük bir azınlık dışında tüm bu yazılanların tamamen gerçek olarak alğılandığı ve uygulandığı yönündedir anılan toplumlarda. En basit güncel örnek ise küçük yaştaki kız çocukları ile evlenme vakalarının oldukça sık yaşandığı gerçeğidir. Sıradan İnsanların (Ilımlı Dindarlar) güncel yaşamlarında Dinlerinin bir gereği olarak tüm yazılanları bir kılavuz olarak algıladıkları gerçeği bir çok deneyle gözlemlenmiştir. En yaygın problemlerden birisinin yakın akraba evlilikleri olduğunu biliyoruz ki dayanağı elbette Kur'andır. Özellikle çocuklar ve Şeriatçılar başta olmak üzere Kutsal Kitap olarak kabul ettikleri yazıtlarda bahsi geçen tüm olayların aynen vuku bulduğuna kayıtsız şartsız inanıyorlar. Kaldı ki burda vurgulanan ensesti serbest bırakan ilahi emrin sıradan İnsanlar tarafından bir normal gerçeklik olarak algılanması ve uygulanmasıdır, amca çocuklarının evlenmesi yada benzer evliliklerin yada gizli yaşanan ilişkilerin sıklığı tüm toplumlarda şaşırtıcı oranda yüksektir ve dayanak noktası senin bir hakaretmiş gibi alğıladığın benimse bir tahlil ve sonuç neticesinde yapılan eylemin adı olarak yazdığım bir durumdur. Sorun bireysel değil ideolojiktir ve benim yaklaşımım tüm olaylarda ideolojiye yada sisteme odaklıdır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
efsane, kuran, nuh, peygamber, tufan


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:02 .