Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 28-11-2005, 03:21
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Bedir Savaşı' nın Tahlili

Müslümanlar ile Mekke müşrikleri arasındaki ilk savaş olan Bedir Savaşı, Şam' dan dönmekte olan bir Mekke ticaret kervanını yağmalamak isteyen Müslümanların yaklaşık 300 kişilik bir askeri birliği bu iş için Medine' den yola çıkarması ile başlamıştır. Haberi alan Mekke müşrikleri de askeri bir birlik hazırlayıp kervanlarını savunmak istemiştir. İki birlik Mekke ve Medine arasındaki Bedir denilen bir bölgede savaşa tutuşmuş ve müslümanlar galip gelmiştir. Yaklaşık 70 Mekkeli müşrik bu savaşta öldürülmüş ve Muhammedin emriyle hepsinin cesedi bölgedeki bir kuyuya balık istifi atılmıştır. Cesede yapılan bu saygısızlık bir peygamberin davranışı olabilir mi? Bizce olamaz.

Bu savaşın nedeni Müslümanlara göre Mekkeden göç eden 80-100 civarındaki müslümanın evlerinin ve mallarının Mekkeliler tarafından yağmalanmasıdır. Oysa bu gerekçeler aşağıdaki nedenlerden dolayı kabul edilemez:

1) Mekke' den hicret eden müslümanlar, İslami kaynakların da özellikle belirttiği gibi fakir insanlardan oluşmaktadır. İçlerinden Ebubekir haricindekilerin önemli bir mal varlığı yoktur. Bu nedenle Mekke' de yağmalanacak önemli bir mal varlığından bahsedilemez.

2) Göç eden müslümanların evini yağmalamaktan dolayı bütün Mekke halkı sorumlu tutulamaz. Adil yargı prensibine göre sadece yağmaya karışanların cezalandırılması gerekirdi. Oysa Mekke ticaret konvoyu yağmalanmak istenmiş, bu ise Muhammedin bir ayrım yapmadığını göstermiştir.

3) Haksızlığa karşı haksızlık yapmak bir peygamberin sıfatı olamaz. Mekke' de bir haksızlığın yapıldığını kabul etsek bile bu Muhammedin de benzeri bir haksızlık, saldırganlık yapmasını gerektirmezdi.

Bu nedenlerden dolayı İslamcıların Bedir Savaşının kökenindeki müslüman saldırganlığını örtme amacıyla gösterdikleri bahaneler gerçekçi değildir. Asıl neden Mekke'den Medine'ye göçe eden Müslümanların geçim sıkıntısına düşmesidir. Her ne kadar Medineli müslümanlar onlara bir miktar yardım ediyorduysa da bu Muhammedin amacına ulaşması için yeterli bir maddi yardım değil idi, ancak karınları doyuyordu. Medine'de zor durumda idiler çünkü yeterli toprakları yoktu. Müslümanların büyük çoğunluğu fakirlerden oluşuyordu. Ayrıca hayvancılık, tarım gibi işlerden kazanç sağlamaları uzun zaman alacaktı. Oysaki askeri güç kullanarak kervan yağmalamak, müslümanlığı kabul etmedi diye bahanelerle komşu kabileleri saldırmak, bu şekilde köle ve mal ve toprak elde etmek daha kolay ve kısa bir yol idi. Muhammed bu yolda oldukça başarılı olmuştur.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-11-2005, 13:28
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart

Harika bi tahlil, müthiş bi tarihsel analiz, Ne Fukuyama, ne Taberî, Cem de Cem.
Başarılarının devamını bekliyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-11-2005, 18:30
Materyalist Materyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Oct 2005
Mesajlar: 438
Standart

Yorumların için sağol cem. İyi oldu bu yorum. Zaten arap oğlundan başka ne beklenebilir ki?

Tek Gerçek Maddedir
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-11-2005, 18:44
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

bize orta okul lisede .ok var gibi bu savaşları en ince ayrıntısına kadar anlatıp ezberlettiler, bir de sınavlarda soruyorlardı. 1400 sene önce yaşamış bir çöl adamının savaşından bize ne. adamlar kendilerini dünyanın merkezine koymuş başka da ilgilendikleri bir .ok yok, ondan sonra geri kalıyorlar sonra da geri kalırız tabii ne de olsa bizim amacımız bu dünyayı değil sonsuz olanı kazanmaktır diyorlar. ben hala islamın kendi içinde çelişmediğini düşünüyorum, hatta hristiyanlık da musevilik de çelişmiyor, çünkü bu dinler çelişki normaldir diyor, e lafa böyle başlayınca ne yapsan çelişmiş olmazsın. inanç meselelerinin çelişkisi olmaz, inanırsın olay biter, çelişmek kriter değildir burada. Mutezilenin okuduğu miktara saygım var ama biraz da zaman kaybı gibi geliyor, toplumsal bir hastalık olarak gördüğümüz dinlerden kurtulmanın başka başka yolları var. aslında iyi bir matematik eğitimi hayatın tümüne uygulanırsa elde kalanlar pek zararlı olmayan çıkarımlar olabilir. yani 1 var mıdır? vardır; e işte allah da o kadar vardır. sayılardan 1 e yok diyemeyiz, o zaman allah'a nasıl yok diyelim ki? herşeyi var eden tanımlı olduğu bir aralık var, x için bile geçerli bu, x: x< 25 ve x>12 diyosun mesela, x var olageliyor sonra.
allah niye olmasın, yaratıcının tanımlı olduğu aralıkta allah vardır, ama bu aralık nerede tanımlıdır? kafalarda, o zaman allah kafalardaki tanımlı bir yaratıcıdır. kafalardan başka tanımlı olduğu yer var mıdır? yoktur. o zaman bu tanım aralığı dışında allah tanımsızdır ve yoktur. bırakın bedir savaşını kardeşim. allah var allah. ben inanmam o ayrı.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28-11-2005, 19:04
Materyalist Materyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Oct 2005
Mesajlar: 438
Standart

Usrenin sana ne oldu böyle? Kendine gel yaaaa!

Tek Gerçek Maddedir
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28-11-2005, 19:25
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

abi allah yok demekten usandım ya bundan sonra var diyecem
yani bu kadar kişinin kafasında yaşattığı bir kavrama yok demek de saçma. bak sayılar ya da matematik de var, yani aslında bunlar doğada bulunan şeyler değil, ama kimse bunların yokluğunu varlığını tartışmaz, çünkü üzerlerinden hesap kitap yapılıyor, ee millet allaha inanıp camii yapıyorken sen allaha yok desen de olmaz, kavramsal olarak var en azından. ben onu demek istedim. kardeşim allaha yok dedik hep, sıkıldım ya, bir iki hafta allah var diyecem
merak etme ne yapsan inanmam ben, korkulacak birşey yok.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 29-11-2005, 23:01
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Muhammed, Medine'ye geçip oradaki Yahudilerle barış sözleşmesini onayladıktan sonra çok kısa bir zamanda, hicretten yaklaşık onyedi ay sonra miladi 624'te, Abdullah bin Cahş komutasında on-oniki kişilik bir silahlı grubu, kendince asayişi temin maksadıyla Batn-i Nahle denilen bölgeye gönderiyor. Aylardan "Recep" ayıdır. Bu grup oraya varınca dört kişilik bir Mekkeli ticaret kafilesiyle karşılaşıyor. Bu dört kişi, o silahlı Müslümanları görünce korkuyorlar ve kalkıp birbirlerini tıraş etmeye başlıyorlar . Tıraştan gayeleri, kendilerinin, "umre" ibadetinden henüz çıktıklarını, dolayısıyla hiçbir kötü niyetlerinin olmadığını vurgulamak. (Çünkü gerek hac, gerekse de umre ibadetlerinde tıraş olmak da vardır.) Daha doğrusu, bu tıraş eylemiyle Müslümanlara barış mesajı vermek istiyorlar. Ama maalesef istenen olmuyor ve korktukları başlarına geliyor: Müslümanlar onlara saldırıp Hadremioğlu Amr'ı öldürüyorlar.(Bu şahıs aynı zamanda Mekke'nin ileri gelen bir ailesine mensuptu.) Osman ve Hakem adlarında iki kişiyi de esir alıyorlar. Nevfel adında dördüncü şahıs ise kaçmayı başarıyor. Müslümanlar ayrıca onların bütün mallarına el koyuyorlar. Bu menfur olayın işlendiği ay "Recep" ayıydı ki, öteden beri Arapların geleneğinde bu ayda savaşmak kesinlikle haramdı. Hatta bir insan bu ayda kendi babasının katiliyle karşılaşsa, asla ona dokunmayacaktı. Ama ne yazık ki, Müslümanlar hem sebepsiz ve suçsuz olarak o adamı öldürdüler, hem de böyle bir ayda cinayet işleyip barışa gölge düşürdüler ve artık bu olaydan sonra telafisi imkansız olan bir belanın kapısını açmış oldular. Müslümanlar tarafından recep ayında meydana gelen bu olay, bölge insanları tarafından nefretle karşılandı. Özellikle Mekke halkı infiale geldi . Hatta öldürülen Amr'ın kardeşi Amır, Mekke sokaklarına çıplak çıkıp feryat ediyordu.
İşte bu olayın hem haksız olarak hem de böyle kutsal bir ayda meydane gelmesi, Mekke müşriklerini harekete geçirdi ve bu olay akabinde artık araları iyice açılmış oldu. Bu hadise, aynı zamanda Muhammed'le antlaşma imzalayan Medinelileri de kuşkulandırdı. Bu "Batn-i Nahle Vakası" gerçekten de Bedir, Uhud, Hendek hatta Hayber, Beni Nadir, Beni Kaynuka, Beni Kureyza savaşlarının meydana gelmesinin en önemli sebebidir desek tam isabetli olur.(Kaynaklar: Türkiye Diyanet Vakfı'nın hazırladığı İslam Ansiklopedisi; Diyarbekiri, Tarihi Hamis, 1/365; Vahidi, Esbab-i Nüzul, Bakara Suresi 217. ayet; İbni Seyyidi'n-Nas, age, 1/360; Fahrettin er-Razi, Tefsiri Kebir)

Müslümanların az bir menfaat karşılığı o suçsuz insanları öldürmeleri-esir almaları, bu cinayetin Recep ayı gibi kutsal bir ayda işlenmesi, gerçekten Muhammed'i zor durumda bıraktığı için Allah bu konuda ayet gönderip onu kurtarmalıydı. Nitekim de Muhammed, çevrede iyi bir görüntü sergilemek için, önce kendi adamlarına kızdı gibi göründü. Hatta, ilk etapta o insanlardan alınan ganimetten kendi payına düşeni almadı (biraz sonra anlatılacağı gibi daha sonra almıştır). Bu arada öteden beri gelenek haline gelen Recep ayının kutsallığı, yeni inen ayetle (Bakara, 217) onaylandı. Söz konusu ayetin meali şudur:

"Senden haram ayda (Recep ayı) savaşın doğru olup olmadığını sorarlar. De ki, o ayda savaşmak büyük günahtır; ancak (insanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mescidi Haramın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında büyük günahtır."

Bu ayetle verilmek istenen mesaj: "Evet, Recep ayında savaş günahtır, ama sizin Müslümanlara yaptığınız büyük günahtır." Yani yapılan yanlış, karşı tarafın yanlışını emsal göstererek savunuluyor. Halbuki her iki olay arasında hiç bir ilgi-benzerlik yoktur. Olay daha bitmedi devam ediyor.

Bu ayet inip ortam yatışınca, Muhammed daha önce payına düşüp de almadığı ganimetin 1/5' ini alıyor.

İşin ilginç yanı, bu eylemi gerçekleştiren grubun başı Abdullah, Muhammed'e, "Ey peygamber, bizim işlediğimiz bu cinayette günah yoksa, acaba Allah'tan sevap bekleyebilir miyiz veya yaptığımız iş cihad sayılır mı?" diye soruyor. Bu soru üzerine, Bakara Suresi'nin 218. ayeti iniveriyor. Anlamı şu:

"İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlayandır, rahmeti boldur."

Yani ilkin Bakara Suresi 217. ayetle Muhammed'in adamları savunuluyor, daha sonra 218. ayetle de o katiller mücahit olarak ilan edilip, yaptıkları işe cihat deniliyor. Eğer bu tarihe kadar herhangi bir savaş olmuş olsaydı, bu cihat anlamını oraya havale edebilirdik. Ama bu olaydan önce herhangi bir savaş olmamıştır. Dolayısıyla da bu ayetteki cihat sözü ile Baht-i Nahle vakası kastedilmiştir.

Bütün bunlardan sonra, daha önce yakaladıkları o iki esirin serbest bırakılabilmesi için Muhammed onlardan fidye istiyor. Onların yakınları fidye vermek zorunda kalıyorlar. Nihayet; Muhammed'e fidye (adam başı 1600 dirhem / yaklaşık 4752 gram gümüş para) verildikten sonra o iki kişi serbest bırakılıyor


---devam edecek
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-11-2005, 00:16
ensareo ensareo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Apr 2005
Mesajlar: 611
Standart

Mutezile misyoner falansan ona göre konuşalım...1974 Kıbrıs Harbini Bize göre (Türk) değelendirisen başka,Onlara göre(Yunan) değerlendirirsen başka yorumlarsın..Seninde yorumun veya aktardığın bilgi misyonerlik mesleğiyle uğraşanların aktardığı bilgilerdir....Leküm diniküm veliye din...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30-11-2005, 01:57
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Çok dikkatlisin; ve anlaşılan çok da keskin gözlerin var..

Kaynakçanın:

.(Kaynaklar: Türkiye Diyanet Vakfı'nın hazırladığı İslam Ansiklopedisi; Diyarbekiri, Tarihi Hamis, 1/365; Vahidi, Esbab-i Nüzul, Bakara Suresi 217. ayet; İbni Seyyidi'n-Nas, age, 1/360; Fahrettin er-Razi, Tefsiri Kebir)


.....Müsteşrik ve Oryantalist kaynakları ''Olduğunu'' o keskin gözlerinle hemen nasıl da çözdün..

Yazının devamını hazırlıyorum. Zaten söyleyecek sözün yok dostum. bari sonunu bekle de kelam et - eğer illa edeceksen.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 30-11-2005, 13:26
Aliminyum Aliminyum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
Standart

Olgu ve değer karşıtlığını savunan bi adam vardı Batı'da. Hume olsa gerek. Bu adam olguların kişiden kişiye değişken yorumlarının sebebini çözmeye çalışır ve işin içinden çıkamaz, en sonunda olgular tek değerlidir der bununla da yetinmez değer diye bişey yoktur bile der.

İmdi; Bedir savaşı tarihî bir olgudur. Sebepleri ve neticeleri bu olgu hakkında birşeyler öğrenenleri bu olgu hakkında bir değerlendirmeye götürür. İyi olmuş, kötü olmuş, falan haklı falan haksız, katliamdır, haktır vb...

Tarihsel analizlerde dikkat edilmesi gereken şudur; Olguları değerlendirmede üzerinde uzlaşıya varılmış yani bir konsensüs sağlanmış kavramlarla konuşulmalıdır. Bu iddia Müslüman olduğum için ortaya attığım bişey değil, akl-ı selim sahibi herkes velev ki ateist de olsa bunu kabullenmeli.

Buna göre, Bedir Savaşının sebepleri HAKSIZDIR diyen bi adam Hak kavramını temellendirmeli, SALDIRGAN BİR TUTUMUN SONUCUDUR diyen adam saldırganlığı tarif etmeli, "MUHAMMED ÇEVREDE İYİ BİR GÖRÜNTÜ SERGİLEMEK İÇİN O ADAMLARA KIZAR GİBİ GÖRÜNDÜ" diyen Mutezile, Peygamber'e riyakar iftirasını atmadan önce Peygamber'in o dönemde böyle bir görüntü çizmeye ihtiyacı olup olmadığını düşünmeli, madem ki zorba bi adamdır neden kendisini iyi birisi gibi göstermek istesin?

Kızsanız da hoşunuza gitmese de Bediüzzaman'ın olgu-değer karşılaştırması ile ilgili harika bir sözü var, diyor ki;

"KASIT ve NİYET mahiyet-i eşyayı tağyir eder."

Eşya ve hadiseleri değerlendirmelerin temelinde kasıt ve niyet vardır, bu hiçbir zaman değerlendirilmez. Düşüncenin temelinde de inanç bulunur her zaman. Önce inanç ile niyetini birleştirirsin ve eşya ile hadiseleri ona göre değerlendirirsin. Bu yüzden bedir savaşına Bir Müslüman farklı bakar bir ateist ya da bilmem ne başka gözle bakar. Ancak bir Müslüman bedir Savaşını değerlendirirken en azından niyetini bozmamıştır. Bence bu konuyu iyi bi düşünün, vicdanınıza yedirebiliyorsanız mesele yok, ama vicdan sizi dinler mi ki?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:33 .