
08-09-2009, 15:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
Akla Zarar Sorular
Büyük patlama teorisine göre;Evren mütemadiyen genişlemektedir..Bu evren daha önce hiç olmayan bir boşlukta nasıl ve ne şekilde genişlemektedir?
Sorulan her sorunun yanıtı var mıdır?Yoksa şeylere verdiğimiz yanıtlar sadece avunma ve avutmaya mı yönelik?
|

08-09-2009, 16:19
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger placebo;
Soruyu soranda, cevaplayanda insanogludur. Alternatifi olmadigi icinde, sordugu soruya aldigi cevabi; ancak tatmin temelinde alir. Tatmin olmazsa; iste, boyle tanriyi yaratir. Onemli olan soru-cevap degil; soru sorulusunun ve cevap verilisinin problem ve sorun olusudur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

08-09-2009, 16:40
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger placebo;
Soruyu soranda, cevaplayanda insanogludur. Alternatifi olmadigi icinde, sordugu soruya aldigi cevabi; ancak tatmin temelinde alir. Tatmin olmazsa; iste, boyle tanriyi yaratir. Onemli olan soru-cevap degil; soru sorulusunun ve cevap verilisinin problem ve sorun olusudur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Soyutun içinde somut,somutun içinde soyut yok mudur?
Yokluk var mıdır?
Kendi anladığının ve doğru kabul ettiğinin gerçek doğru olduğu nasıl kanıtlanır?
Yargı'da bir önyargı değil midir?
Fanatik inanç zorlayıcı bir şekilde insanları yönlendirmek değil midir?
Güven kişinin kendi kendisini ikna etmesi midir?
Son olarak..Düşünmemeyi insanlar mı seçiyor?Sorulardan mı kaçıyorlar??Yoksa düşünemeyen insan yaratma çabaları sonuç mu veriyor?
|

08-09-2009, 17:05
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger placebo;
Asagidaki sorulari; ciddimi, yoksa laf olsun diye mi, sordun; bilemiyorum ama, cevaplamaya calisayim.
Soyutun içinde somut,somutun içinde soyut yok mudur?
Soyutta, somutta kavramdir. Eger bir icicelik belirtmek gerekirse; bu uclemdir. Madde-dusunce-kavram. Bunlardan herhangibiri olmazsa; digeri ortaya konamaz. Bu uclem de; insanoglunun kendi uclemidir.
Yokluk var mıdır?
Yokluk, bir anlam ifade ettigi icin ve bir tanimi oldugu icin; negatif ifade seklidir ve ifade olarak vardir.
Kendi anladığının ve doğru kabul ettiğinin gerçek doğru olduğu nasıl kanıtlanır?
Biliyorsun benim dogrularla, dogru sabitligi ve sahipliligi ile bir bagim yok.
Yargı'da bir önyargı değil midir?
Onyargi; daha onceki bilgiler isiginda bu bilgilerin sabitlendigi dusuncesi ile yapilandir. Yargi ise; epistemolojik olarak, sadece o an o konuda ve o kosulda; konuya disaridan bakip, notr algi ile; kisinin konu icindeki yerini sadece o an icin belirlemektir. Yargi; degisken ve gorecelidir, sartlara baglidir.
Fanatik inanç zorlayıcı bir şekilde insanları yönlendirmek değil midir?
Fanatik olmasina gerek yok. Tum inanclar, ideolojik/dogrusal olldugu icin; sabitlenilir ve sahiplenilir. Toplumsal kisilik acisindan da; dogruyu sahiplenen ve sabitleyen tarafindan yonlendirilir. Bu bir, mudahele ve karismadir.
Güven kişinin kendi kendisini ikna etmesi midir?
Eger ozguvenden bahsediyorsak; bu kisinin kendi dusunce ve davranislarini kendi oz iradesiyle yapmasi ve degerlendirmesidir. Yani; baskasini herhangibir sekilde sorumlu tutmamasidir, kendi dusunup davrandigindan. Baskasina guven ise; zamanla kazanilan o kisinin kendini ortaya koyustaki istikrarli dusunce ve davranisidir.
Son olarak..Düşünmemeyi insanlar mı seçiyor?Sorulardan mı kaçıyorlar??Yoksa düşünemeyen insan yaratma çabaları sonuç mu veriyor?
Dusunmemeyi derken; ne demek istedigini pek algilayamadim, ama; insanoglu genelde zaten dusunmez. Alisilagelmis, yerlesmis, kalicilasmis, hafizasinda yer eden dogrulariyla dusunur ve davranir. Dusunmek ise; hic bir zaman pozitif ve dogruyu sabitlememek ve sahiplenmemektir.
Eger bir kisinin; dusunme aliskanligi yoksa; ezber bozmak zorundadir. Bu da onun icin gereksiz ve ugrastirici bir durumdur. Kisi o yuzden ezber bozmak yerine, inatla ezberini ve de duygusal olarak savunur. Eger ezberi biterse; o zaman; savunusu satasma ve rakibi "kacirtma, korkutma v.s." ye yoneliktir. Cunku ezber dusunce gerektirmez.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

08-09-2009, 17:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger placebo;
Asagidaki sorulari; ciddimi, yoksa laf olsun diye mi, sordun; bilemiyorum ama, cevaplamaya calisayim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Felsefi sorular düşündürmek için sorulur..Bu sorulardan istediğinize cevap verebilir ve açabilirsiniz.Ben sizlerin bu sorulara verdiğiniz cevaplar doğrultusunda bazı soru işaretlerime cevap arıyorum..Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim sevgili E.İ..
|

08-09-2009, 17:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger placebo;
Yukaridaki ifademi, lutfen saskinligima ver. Ne de olsa, senden; hatirladigim kadariyla, ilk defa boyle bir acilim aldim. O yuzden, karar veremedim. Ayrica, estagfurullah; felsefe-psikoloji iceren her konuya cevap verilir. Ama; ne kadar algilanir, ideolojik/inancsal/dogrusallarin sabitligi ve sahipligiyle, o da ayri bir konu.
Ayrica, sizce verilen cevaplar; algilanabilmesi acisindan, yeteri kadar acik mi? Degilse ve eger belirtirseniz, daha detayli acmaya calisirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

08-09-2009, 17:47
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger placebo;
Ilk sorunuzu; daha anlasilir kilmak icin, bazi eklemeleri kendimce gerekli gordum.
Soyutun içinde somut,somutun içinde soyut yok mudur?
Soyutta, somutta kavramdir. Eger bir icicelik belirtmek gerekirse; bu uclemdir. Madde-dusunce-kavram. Bunlardan herhangibiri olmazsa; digeri ortaya konamaz. Bu uclem de; insanoglunun kendi uclemidir.-e.i.
Bu, yani uclem; seyin kendisidir. Karakteride; dortlu den olusur. Ikilem, dusunce-kavram; Karsitlik, madde-dusuncedir. Ama; belirleyici olan kavramdir. Cunku, maddeyi de, dusunceyide; ortaya koyan kavramdir. Somut kavram; bir somutu yani; bes duyu ile algilanani ozdeslestirir, mesela kalem; soyut kavramda; inancsal temelde duyum ile algilanani ozdeslestirir, mesela sevgi.
Kavramin; tam tekabul edebilmesi icin; algi, yansima, yansitma, duyu, duyum, ifade 7'lisi gereklidir. Bu 7'liye kavram dahildir. Buradaki uclemler; alginin duyusal veya duyumsalligi, ifadenin yansima veya yansitmasidir.
Oyuzden; madde, ki buna insanoglunda var oldugu sekliyle, beyin diyebiliriz; somut, nesnel, dissal (gorunussel), genel; dusunce; soyut, oznel, icsel (ozsel), ozel, olmasinin yaninda, kavram; hepsidir. Yani; somut/soyut, nesnel/oznel; icsel/dissal;ozel/genel dir.
Umarim, bu konuda "fazla" yazmamisimdir. Cunku; dogal dusuncenin, evrensel kokeninin ve temelinin sorunu burada yatmaktadir. O yuzden, evrensel'in Kosesi'n de; bu konu ile ilgili hem kavram, hem ifade, hem diger ogeler hakkinda yazilmis, detayli yazilar var. Cunku, iletim-iletisiminde sorunu buradadir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

08-09-2009, 21:18
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
|
Soyutun içinde somut,somutun içinde soyut yok mudur?
Yokluk var mıdır?
Kendi anladığının ve doğru kabul ettiğinin gerçek doğru olduğu nasıl kanıtlanır?
Yargı'da bir önyargı değil midir?
Fanatik inanç zorlayıcı bir şekilde insanları yönlendirmek değil midir?
Güven kişinin kendi kendisini ikna etmesi midir?
Son olarak..Düşünmemeyi insanlar mı seçiyor?Sorulardan mı kaçıyorlar??Yoksa düşünemeyen insan yaratma çabaları sonuç mu veriyor?
|
Sorular gerçekten yerinde ve ustalıkla sorulmuş. Tebrik ederim.
Bu soruların her biri için ayrı bir başlık açılsa yerindedir. Bu aralar forumlarda geyik muhabbetinden geçilmiyor.
Şu sorunuz: "Kendi anladığının ve doğru kabul ettiğinin gerçek doğru olduğu nasıl kanıtlanır?" bence müthiş bir soru. Ben bu soruya şöyle bir soru-yorum getiriyorum. Kanıt dediğimiz şey aslında alışkanlıklarımız mıdır? Aslında herkes alışkanlıklarına mı inanıyor? Görmek istediğini mi görüyor? Mesela bir ateist bilimi doğruya gidişteki bir araç olarak mı görüyor yoksa ateizmini pekiştirici bir araç mı? Evet sayın Placebo, her yargı aslında bir önyargıdır. Gelişimini ebediyete kadar tamamlamış bir yargı var mıdır? Bilim yanlışlanabilir olandır. Yanlışlanma potansiyeli olan bir şey nasıl tüm zamanlara umarsızca genellenebilir. "Bütün kargalar siyahtır" genellemesi şimdiki zaman için bir veri olabilir ama "Bütün kargalar bundan sonra da siyah olacaktır" demek nasıl bir bilimselliktir? Bu bir önyargı değil de nedir? Bu bilimin yargılarını "önyargılı" birşekilde bilimsellikle uzaktan yakından alakası olmayacak şekilde tüm zamanlara, salt kendi ateist-materyalist-pozitivist idelojisini sağlamlaştırmak adına kutsamak demek değil midir?
Fanatik inanç zorlayıcı bir şekilde insanları yönlendirmek değil midir?
Her türlü inanç/inançsızlık sahipleri için doğru bir önermedir. Bu, kişinin kendi inancına duyduğu güvensizliğin göstergesidir. "Senin düşünmene gerek yok, ben senin yerine düşündüm" demektir.
Güven kişinin kendi kendisini ikna etmesi midir?
Bravo. Aynen öyledir. Hatta üstüne bir sigara yakıp, ayak ayak üstüne atıp, yüzüne hafif bir alaycı gülümseme takıp, bir de işaret diliyle kendi kendini ikna etmedir. Bu, paslıçivinin "sahtebenlik", evrensel-insan'ın "ideolojik inançsal doğrusallık," benim de yer yer "trübünlere oynamak" olarak tarif ettiğim insan yanılgısıdır. Bilginin turnusol kağıdı beyin değil, önce vicdandır. Zaten vicdanına kabul ettiremediğin şeyi beynine de kabul ettiremezsin.
Son olarak..Düşünmemeyi insanlar mı seçiyor?Sorulardan mı kaçıyorlar??Yoksa düşünemeyen insan yaratma çabaları sonuç mu veriyor?
Aynen dediğiniz gibi. Düşünmektense fikrini sabitlemenin ve onu hemencecik arkadaş ortamlarında ve forum başlıklarında satmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak istiyorlar. Arşimetin hamamdan çıkmasından daha hızlı koşar böyleleri. Arşimet bile emin değildir ama bunlar kesinlikle emindir. Çünkü "sahtebenliğimizle" "ideolojik inançsal doğrularımızla" her fırsatta "tribünlere oynuyoruz." Spot ışıkları bir söndürseler intihar ederiz.
Saygılar
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

08-09-2009, 22:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.214
|
|
Bahsettiğiniz teorinin ana mimarlarından biri stephen hawking isimli bilim adamıdır. Teoriyle ilgili fikirlerini Türkçe altyazıyla ve gayet yalın olarak http://www.ted.com/talks/lang/tur/st..._universe.html adresinden edinebilirsiniz.
Teorinin şu an ki bilgi birikimiyle birçok temele dayandığı ispatlanabilir bir gerçektir. Fakat gerçekliği ya da gerçek dışılığı her daim tartışmaya açık! Bu açıklık yalnızca bilim insanlarına. Oturduğu bilgisayarın başında birşeyler ters geldiği için karşı tavır sergileyenlere ya da bilmeden atıp tutanlara değil. Öğrenilmek istenilen, bir oturuşta kitaplardan okunup anlamdırılacak bir olay değil, evrenin varoluş bilgisidir. Zamanla birçok bilgi yerine oturacak.
iletim, bu tür soruları anlamsız mecraalarda arayanlara yöneliktir. bilim bilimdir.
|

09-09-2009, 00:05
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
dogal dusuncenin, evrensel kokeninin ve temelinin sorunu burada yatmaktadir. O yuzden, evrensel'in Kosesi'n de; bu konu ile ilgili hem kavram, hem ifade, hem diger ogeler hakkinda yazilmis, detayli yazilar var. Cunku, iletim-iletisiminde sorunu buradadir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Okuyacağıma emin olabilirsiniz.Teşekkür ederim...
Alıntı shopen
|
Sorular gerçekten yerinde ve ustalıkla sorulmuş. Tebrik ederim.
Bu soruların her biri için ayrı bir başlık açılsa yerindedir. Bu aralar forumlarda geyik muhabbetinden geçilmiyor.
Şu sorunuz: "Kendi anladığının ve doğru kabul ettiğinin gerçek doğru olduğu nasıl kanıtlanır?" bence müthiş bir soru. Ben bu soruya şöyle bir soru-yorum getiriyorum. Kanıt dediğimiz şey aslında alışkanlıklarımız mıdır? Aslında herkes alışkanlıklarına mı inanıyor? Görmek istediğini mi görüyor? Mesela bir ateist bilimi doğruya gidişteki bir araç olarak mı görüyor yoksa ateizmini pekiştirici bir araç mı? Evet sayın Placebo, her yargı aslında bir önyargıdır. Gelişimini ebediyete kadar tamamlamış bir yargı var mıdır? Bilim yanlışlanabilir olandır. Yanlışlanma potansiyeli olan bir şey nasıl tüm zamanlara umarsızca genellenebilir. "Bütün kargalar siyahtır" genellemesi şimdiki zaman için bir veri olabilir ama "Bütün kargalar bundan sonra da siyah olacaktır" demek nasıl bir bilimselliktir?Bu bir önyargı değil de nedir? Bu bilimin yargılarını "önyargılı" birşekilde bilimsellikle uzaktan yakından alakası olmayacak şekilde tüm zamanlara, salt kendi ateist-materyalist-pozitivist idelojisini sağlamlaştırmak adına kutsamak demek değil midir?
Kanıt alışkanlıklar demek değildir..Kanıt; bir şeyin,bir teorinin doğruluğunu ispatlamak üzere o şeyin tüm ayrıntısına varıncaya kadar gözlemlenip,ölçülüp biçildikten ve mantıksal bir gerçekliğe ulaşıldıktan sonra belgelenmesidir..
Karga örneğiniz ise bir dindar olarak kendinizi yanlışlamanıza neden olacak türden.Şöyle ki;Bilim; sizin siyah karga evrimsel olarak bu gün siyahtır ama evrendeki biyolojik,genetik diğer gelişmelerle beraber yarın belki de kırmızı olabileceğini hesaba kattığından kesinlik taslamaz..Bilimi yanlışlanabilir kılan bildiklerimize yeni şeyler katılabileceğinn hesabını yapmaktır.Yani bilim gelişmeye açıklıktır,ölçmek biçmek,tartmaktır.Bol kepçeden sallamaz.Kanıtsız konuşmaz.."Allah yarattı böyledir.Bu, budur" demez.Statükocu olamaz.. Tez'ini de, kanıtını da kendi içerisinde barındıran dogmatik din kitaplarının dediklerine inanmaz,sorgular araştırır..Ve önyargılı da işte tam da bu nedenle değildir..Yargı da bulunan din kitaplarıyla işi yoktur..
Fanatik inanç zorlayıcı bir şekilde insanları yönlendirmek değil midir?
Her türlü inanç/inançsızlık sahipleri için doğru bir önermedir. Bu, kişinin kendi inancına duyduğu güvensizliğin göstergesidir. "Senin düşünmene gerek yok, ben senin yerine düşündüm" demektir.
Dindarların, toplumumuzda kendi kitaplarına inanmayanlara yaptıkları gibi mi?..Hatta bu kişileri zındık,kafir gibi isimlerle çağırarak aşağılarlar
Güven kişinin kendi kendisini ikna etmesi midir?
Bravo. Aynen öyledir. Hatta üstüne bir sigara yakıp, ayak ayak üstüne atıp, yüzüne hafif bir alaycı gülümseme takıp, bir de işaret diliyle kendi kendini ikna etmedir. Bu, paslıçivinin "sahtebenlik", evrensel-insan'ın "ideolojik inançsal doğrusallık," benim de yer yer "trübünlere oynamak" olarak tarif ettiğim insan yanılgısıdır. Bilginin turnusol kağıdı beyin değil, önce vicdandır. Zaten vicdanına kabul ettiremediğin şeyi beynine de kabul ettiremezsin.
Son olarak..Düşünmemeyi insanlar mı seçiyor?Sorulardan mı kaçıyorlar??Yoksa düşünemeyen insan yaratma çabaları sonuç mu veriyor?
Aynen dediğiniz gibi. Düşünmektense fikrini sabitlemenin ve onu hemencecik arkadaş ortamlarında ve forum başlıklarında satmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak istiyorlar. Arşimetin hamamdan çıkmasından daha hızlı koşar böyleleri. Arşimet bile emin değildir ama bunlar kesinlikle emindir. Çünkü "sahtebenliğimizle" "ideolojik inançsal doğrularımızla" her fırsatta "tribünlere oynuyoruz." Spot ışıkları bir söndürseler intihar ederiz.
|
Konuyu kendinizce algıladıklarınızla yorumlamanıza teşekkür ederim..
alıntı;RottingChrist
Bahsettiğiniz teorinin ana mimarlarından biri stephen hawking isimli bilim adamıdır. Teoriyle ilgili fikirlerini Türkçe altyazıyla ve gayet yalın olarak http://www.ted.com/talks/lang/tur/st..._universe.html adresinden edinebilirsiniz.
Teorinin şu an ki bilgi birikimiyle birçok temele dayandığı ispatlanabilir bir gerçektir. Fakat gerçekliği ya da gerçek dışılığı her daim tartışmaya açık! Bu açıklık yalnızca bilim insanlarına. Oturduğu bilgisayarın başında birşeyler ters geldiği için karşı tavır sergileyenlere ya da bilmeden atıp tutanlara değil. Öğrenilmek istenilen, bir oturuşta kitaplardan okunup anlamdırılacak bir olay değil, evrenin varoluş bilgisidir. Zamanla birçok bilgi yerine oturacak.
iletim, bu tür soruları anlamsız mecraalarda arayanlara yöneliktir. bilim bilimdir.
|
Videonuzu ilgiyle izledim..Ve haklısınız bilim bilimdir.Başka mecralarda cevap aramaya hacet yoktur..Yorumlarınız için size de teşekkür ederim.
Konu placebo tarafından (09-09-2009 Saat 04:00 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:50 .
|