Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Önerdiğimiz Başlıklar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 23-09-2009, 18:28
VraeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
VraeL VraeL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Mar 2009
Mesajlar: 1.840
Standart Semavi dinlerin Sümer'deki Kökeni

(İkinci bölüm için bkz. => Semavi dinlerin Sümer'deki Kökeni -2)

Merhaba bağnaz dünyanın uygar insanları…
Bağnaz dünya diyorum. Çünkü birazdan okuyacağınız satırlar gezegenimizin yüzde seksenine yakınının sahip olduğu inançların ne derecede gerçek, ne derecede alıntı veya sahte olduğunu gösterecek size.

Çoğunuz sağda solda, gündelik hayatta semavi dinlerin, bu dinlerdeki hikâyelerin, olayların, efsanelerin, eski uygarlıklardan alıntı olduğunu, eski uygarlıklardan günümüze geldiğini duymuşdur. Konuyla biraz daha ilgili olanlar bu uygarlıkların Ortadoğu uygarlıkları olan Sümer ve Babil uygarlıkları olduğunu bilirler. Bu konuda ülkemizde ilk ciddi araştırmayı yapıp kitap yazan insanımız ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’dır. “Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni” adlı kitabı bu konuda oldukça bir sağlam kitaptır. Zaten bu yazı, bu kitap kaynak olarak kaleme alınmıştır. Size bu kitaptan bol bol alıntı yapacağım. Hadi başlayalım.


“YERİN VE GÖĞÜN BİRBİRİNDEN AYRILMASI” SÜMERDEN GELME

İlk olarak listemde anlaşılması en kolay ve en sağlam gördüğüm konu ile başlamayı düşünüyorum. Yerin ve göğün birbirinden ayrılması. Bunu bilmeyen yoktur. Semavi dinlere göre yer gök ilk başta bitişikmiş, sadece su varmış. Tanrı bu sulatın ortasında bir kubbe/dağ yaratmış. Kubbe suları 2’ye ayırmış. Altta kalan su, üstte kalan sudan ayrılmış ve Tanrı üstte kalan kubbeye gök, altta kalan kuru toprağa da yer adını vermiş. Sonra yeri bitkilerle, hayvanlarla donatmış. Birebir aynı olay Sümerlerde de var. Sümerlere göre de ilk başta “büyük uçsuz bucaksız bir su”, “bu sudan bir dağ çıkaran bir tanrı”, “dağı ikiye ayıran başka bir tanrı”, “altın yer, üstün gök olması” ve “yerde canlılığın başlatan başka başka tanrılar” var. Muazzez İlmiye Çığ bu benzerliğe şöyle değinmiş kitabında:

“Sumer efsanesine göre evrende ilk olarak Tanrıça Nammu adında büyük uçsuz bucaksız bir su vardı. Tanrıça o sudan büyük bir dağ çıkarıyor. Oğlu Hava Tanrısı Enlil, onu ikiye ayırıyor. Üstü gök oluyor, Gök Tanrısı onu alıyor, yer olan altı da Yer Tanrıçası ile Hava Tanrısının oluyor. Bilgelik Tanrısı ile Hava Tanrısı yeri bitkiler, ağaçlar, sularla donatıyor. Hayvanlar yaratılıyor ve hepsini idare edecek Tanrılar meydana getiriliyor.

Tevrat Tekvin 1:2-9.
‘Suların yüzü üzerinde Allahın ruhu hareket ediyordu: Allah -suların ortasında kubbe olsun, suları ayırsın- dedi ve Allah kubbeyi yaptı. Altta olan suyu üstte olan sudan ayırdı ve Allah kubbeye -gök- ve alttaki kuru toprağa –yer- dedi.’

Bundan sonra yerin, bitkiler ve hayvanlarla donatımı geliyor.

Enbiyâ Suresi, ayet 30:

‘Gökler ve yer yapışık iken onları ayırdığımızı, bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi?’

Burada Sumer ve Tevrat hikâyesi birbirine çok yakın. Kurân da çok yüzeysel. Fakat ana fıkir, gök ve yerin başlangıçta bitişik olması, bunların sudan çıkması aynı.”
(bkz. Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, basım 20, 2009, s.40)


Sonuçta olay ve fikir aynı: İlk başta su olması, sonra bir ilahi gücün gelip sudan dağ çıkartıp dağı 2 ye ayırıp yeri ve göğü oluşturması ve sonrada yerde canlılığı başlatması...

Bu benzerliğe tesadüf diyebilirsiniz. Fakat benzerlikler sadece bununla kalmıyor.

“BABİL KULESİ” DE SÜMERLERDEN GELME

Babil kulesi. Tevrat’ı okuyan bilir. Okumasanız da sık bilinen bir hikâyedir. Tevrat’ta anlatılana göre kısaca hikâyeyi özetleyeyim size:
Çok eskiden insanlar sadece tek dilde konuşuyormuş. Bu insanlar kendilerini korumak amaçlı ve göğe erişebilmek amaçlı bir şehir ve dev gibi bir kule yapmak istemişler. Sonra tanrı olanları görüp, gökten yere inip (!) bu insanların dillerini bozmuş, insanlar ayrı dillerde konuşmaya ve birbirini anlamamaya başlamış. Böyle kulenin ve şehrin yapımı yarım kalmış. Bundan dolayı da oraya Babil ismi konulmuş.

Buraya kadar her şey normal. Fakat nerdeyse aynı hikâyeyi Sümerlerde de görünce şaşırmamak elde değil. Muazzez İlmiye Çığ aradaki benzerliği kitabında şu şekilde ele almış:

“ Çok eski günlerde gerek Sümer ülkesi, gerek komşuları bolluk ve huzur içinde yaşıyorlarmış. Hepside Hava Tanrısı Enlil’e tek dilde dua ediyorlarmış. Bilgelik tanrısı Enki, Enlil’in üstünlüğünü kıskanarak insanlar arasında bozuşmayı, savaşı çıkararak bu güzel çağa son veriyor ve çeşitli diller koyarak insanların birbirleriyle anlaşmalarını önlüyor.
Aynı konu Tevrat’ta (Tekvin 11:1–9) şöyle:

‘Ve bütün dünyanın sözü bir, dili birdi. Şarktan göçtükleri zaman Sinear diyarında bir ova buldular, orada oturdular. Birbirlerine ‘gelin kerpiç yapalım, onları iyice pişirelim. Onların taş yerine ker******i, harç yerine ziftleri vardı. Yeryüzüne dağılmayalım diye kendimize bir şehir, başı göklere erişecek bir kule yapalım’ dediler. Ve Ademoğullarının yapmakta olduğu şehri ve kuleyi görmek için Rab indi. Onlar bir kavm, hepsinin tek dili var. Gelin inelim, birbirlerinin dilini anlamasınlar diye onların dilini karıştıralım. Rab onları oradan dağıttı ve şehri bina etmeyi bıraktılar. Bundan dolayı onun adına Babil dendi.’

Buradaki Babil kulesinin, Mezopotamya’nın ziguratları olduğuna kuşku yok. İbraniler onları yıkılmış halde gördüler. “
(bkz. Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, basım 20, 2009, s.39)


“SULARIN KANA ÇEVRİLMESİ KONUSU” DA SÜMERLERDEN GELME

Musa peygamberin Mısır ülkesinin başına getirdiği afetleri/felaketleri duymayanınız yoktur umarım. Filmlerde sık işlenen bir konudur Musa’nın mucizeleri. Bunlardan biride Mısır’daki suların kana çevrilmesi olayıdır. Tevrat’ta daha detaylı olmak üzere Kur´an ve Tevrat’ta geçen bir olaydır. Hemen bu olayı da kısaca özetleyip Sümerler ile arasındaki bağı size açıklayayım.
Tanrı, Musa’yı Mısırlara gönderiyor. Amaç Mısırlıları Allah´a ibadet etmeye ikna etmek. Halkın deyimiyle yola sokmak. Fakat Firavun Musa’yı dinlemiyor. Bunun üzerine Musa Tanrı’nın dediği gibi değneğini ırmaktaki sulara vuruyor ve sular kana dönüşüyor. Mısırlılar da susuz kalıyor. Ne ilginçtir aynı olay yine Sümerlilerde var. Buyurun Sümerlerdeki suların kana çevrilmesi olayını Muazzez İlmiye Çığ’ın kaleminden okuyun:

Tevrat, Çıkış bap 7:14-25: "Rab Musa'ya dedi: 'Firavunun yüreği inatçıdır, kavmi salıvermek istemiyor. Sabahleyin nehrin kenarına çıkan Firavun'a git, ona 'çölde bana ibadet etmeleri için kavmimi salıver, diye İbranilerin Allah'ı beni sana gönderdi, ben elimdeki değnekle ırmaktaki sulara vuracağım ve kana dönecekler.' Musa Rabbin dediğini yaptı. Değneğini ırmaktaki sulara vurdu. Bütün sular kana döndü. Mısırlılar içecek su bulamadılar."

Bu olay A'râf Suresi’nin 132. ve 133. ayetlerinde şöyle geçmektedir: "'Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster; sana inanmayacağız' dediler. Bunun üzerine su baskınını, çekirgeyi, güveyi, kurbağaları ve kanı birbirinden ayrı mucizeler olarak onlara musallat ettik, yine de büyüklük taslayıp suçlu bir millet oldular."

Bu olayda müşterek nokta, Tanrı'nın ülkede tek bir şahsa kızıp (Mısır'da Firavun) bütün insanlara felaketler vermesi ve bunlardan birisinin de suların kana döndürülmesidir. Öyle ki, halk kandan başka içecek bulamıyor.

Sümer efsanesinden geçen bir konu da, birine kızan Tanrının, bütün ülkeye çeşitli felaketler vermesi. Sümer’de Aşk Tanrıçası İnanna, bir bahçenin kenarında uyuyakalıyor. Bunu gören bahçenin sahibi gidip Tanrıçaya tecavüz ediyor. Buna kızan Tanrıça, ülkeye çeşitli felaketler veriyor. Bu konu, çok güneşli olduğu için bahçesinde bir şey yetiştiremeyen bir bahçıvanın, geniş yapraklı ağaçlar dikerek bahçeyi yararlı hale getirmesini anlatan şiirin bir bölümünde yazılı:

Bir gün kraliçem, göğü dolaştıktan, yeri dolaştıktan sonra
İnanna göğü dolaştıktan, yeri dolaştıktan sonra
Kutsal fahişe (İnanna) yorgunluk içinde (bahçeye) yaklaştı
Derin uykuya daldı
Onu bahçemin köşesinde gördüm
Tecavüz ettim ona, öptüm onu
Bahçemin köşesine döndüm
Şafak attı, güneş doğdu
Kadın korku ile etrafına bakındı
İnanna korku ile etrafına bakındı
Sonra kadın nasıl bir felaket yaptı
İnanna utancından ne yaptı
Ülkede bütün kuyulan kan ile doldurdu
Odun taşıyan köleler kandan başka bir şey içemediler
Su dolduran köleler (kadın), kandan başka bir şey dolduramadılar.
(Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, basım 20, 2009, s.53)


Olay yine aynı. Tevrat’ta Tanrı, Musa aracılığı ile kanları suya çeviriyor, Sümer’de ise Tanrıça İnanna direk kendisi suları kana çeviriyor.


“TUFAN OLAYI”DA SÜMERLERDEN GELME

Bu konu hakkında ben pek fazla bir şey söylemek istemiyorum. Muazzez İlmiye Çığ oldukça net açıklamış. Direk kitabından alıntı yapıyorum. Sadece önemli gördüğüm yerleri alıntılayacağım:

Çok eski çağlarda, insanları yok etmek amacı ile Tanrı tarafından büyük bir tufan yapıldığı hikâyesinin, yalnız, ilk kutsal kitap Tevrat'ta yazılı olduğu sanılıyordu. Fakat geçen yüzyıl içinde Ninive'de yapılan kazılarda çıkan Asur Kralı Asurbanipal’ın Kütüphanesi içindeki bir tablette aynı hikâye okununca (1872) büyük bir şaşkınlık yaşanmış ve bu inanç kökünden sarsılmıştı. Gılgamış Destanı'nın son kısmını oluşturan bu hikâye, ölümsüzlüğü arayan Gılgamış'a, tufandan kurtulup Tanrılar tarafından ölümsüzlük verilen Utnapiştim tarafından anlatılmıştı.
Buna göre kısaca: İnsanlar öyle çoğalmıştı ki, Tanrılar onların gürültü ve şamatasından uyuyamaz olmuşlar. Bunun üzerine dört büyük Tanrı, bu insanları bir Tufan ile yok etmeye karar veriyorlar. Bilgelik Tanrısı (Enki), yarattıkları insanların ortadan kaldırılmasına çok üzülüyor ve Şuruppak şehrinde yaşayan Utnapiştim'in evinin duvarından seslenerek, Tanrılann bir tufan yapmaya karar verdiklerini, bir gemi yapmasını söylüyor. Geminin tarifıni veriyor. Adam söylendiği şekilde gemiyi 7 günde tamamlıyor. Gemi yapıldığı müddetçe çeşitli hayvanlar kesiliyor; beyaz, kırrnızı ve su katılmamış şaraplar nehir suyu gibi bol olarak içiliyor, adeta yılbaşı törenlerine benzer şenliklerle işler yapılıyor. Utnapiştim geminin içine ailesini, akrabalarını, sanatçıları, kırların evcil ve yaban hayvanlarını dolduruyor. Bu arada altın da almayı unutmuyor. Geminin kapısı kapanır kapanmaz şiddetli bir fırtına ile birlikte yağmur boşanıyor. Sular yalnız gökten boşanmakla kalmıyor, Yer Tanrıları da yerden fışkırtıyor suları. Tufan öyle azgınlaşıyor ki, onu yaptıran Tanrılar bile korkuyor. Bu kıyamet 6 gün 6 gece sürdükten sonra yedinci gün gemi Nisir Dağına oturuyor. 7 gün bekledikten sonra Utnapiştim bir güvercin salıyor dışarı. O konacak yer bulamadığı için geri dönüyor. Daha sonra bir kırlangıç gönderiyor, fakat o da geri geliyor. Son olarak uçurduğu kuzgun geri dönmeyince dışan çıkıyorlar. Utnapiştim dağın tepesine kurbanlarla içkiler sunuyor. Altlarında çeşitli ağaçların odunları yanan ocaklara 7 kazan konarak kurban etleri pişiriliyor. Onların tatlı kokusunu duyan Tanrılar üşüşüyorlar. Tufanı yaptıran Tanrı Enlil gelip gemiyi ve insanlan görünce çok kızıyor, kim bunlan kurtardı diye. Bilgelik Tanrısı ona karşı çıkarak, günah yapanı, kurallara karşı geleni cezalandır ama bu kadar ağır ve ölümcül olma diye onu yatıştırıyor. Böylece Utnapiştim ve karısı ölümsüz bir yaşam ile nehrin ağzındaki Tanrılar bahçesine yerleştiriliyorlar (1)
(1) 35. N.K. Sanders, The Epic of Gilgemesh, Revised Edition Incorporating New Material, Penguen Books, 1972, s.108-113.

Bu hikâye Sami bir dil olan Akadca ile yazılmıştı. Hâlbuki içinde geçen adlar başka bir dile aitti. Buna göre bu hikâye, o dili konuşan Sumerliler tarafından yaratılmış olmalıydı. Hakikaten daha sonra Philadelphia Üniversitesi Müzesi'nde bulunan yarısı kırık bir tablet bunu kanıtladı. Bu tablette Tufan Hikâyesi Sumerce ve şiir tarzında yazılıydı. Ne yazık ki, metnin en az yarısı yoktu. Fakat bulunan kısımlar konu hakkında oldukça aydınlatıcıdır. Bunda da Tanrılar insanlara kızarak bir Tufan yapmaya karar veriyorlar. Ziusudra isimli birine bir Tanrı tarafından durum bir duvar arkasından bildiriliyor.

Aynı olayın Tevrattaki anlatılışı: Tevrat'ta (Tekvin bap 6-9) bu konu çok uzun: İnsanlar fena ve bozulmuş olduklarından Rab onlan yok etmeye karar veriyor. Nuh, Allahı tanıyan, onunla birlikte giden biri. Rab, ona insanlan yok etmek için bir Tufan yapacağını, kendisine bir gemi yapmasını söylüyor ve geminin nasıl yapılacağını, içine neler alacağını bildiriyor. Nuh söyleneni yerine getiriyor. Tufan başlıyor ve 40 gün sürüyor. Yeryüzünde her şey yok oluyor. Sular ancak 150 günde azalıyor. Gemi 7. ayda ve ayın 17. gününde Ararat dağına oturuyor. Tekrar 40 gün bekliyor Nuh. Sonra suların tamamıyla çekilip çekilmediğini anlamak için önce bir kuzgun salıyor dışan. O geri gelince bekliyor, bir güvercin uçuruyor. Üçüncü defa gönderdiği güvercin dönmeyince karaya çıkıyorlar. Kurbanlar kesiyor Nuh. Rab hoş kokular duyunca artık tekrar Tufan yapmamaya karar veriyor. Nuh ile konuşarak bir daha yeryüzünde Tufan yapmayacağına ahdediyor.

Görüldüğü gibi bu üç hikâye temelde birbirinin aynıdır. Tanrıların insanlara kızması ve Tufan'a karar vermesi, gemi yapılması önerisi, geminin yapılması, canlılann içine alınması, Tufan'ın olması, gemidekilerin kurtulması, kurbanlar, bunların kokusuna Tanrı veya Tanrıların gelişi.
(Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, basım 20, 2009, s.55, 56, 58, 59)


“KUR´AN’IN GÖKTE YAZILI OLMASI” DA SÜMERLERDEN GELME

Muazzez İlmiye Çığ bu konuya ise şöyle değinmiş:

Sümerliler, dünyadaki bütün olayların ve Tanrıların isteklerinin gökte yıldızlarla yazılı olduğuna inanırlardı. Kur´an’da aynı inanış “Levh-i Manfuz” olarak sürüyor.

Nemi Suresi, ayet 75:

“Gökte ve yerde görünmeden hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta da (Levh-i Mahfuz) bulunmasın.”

Bürûc Suresi, ayet 17,18

“Orduların haberi geldi mi sana? Onlar Firavun ve Semûd orduları idi (nasıl helak oldular?). Bilakis inkarcılar bir çeşit yalanlamanın içine düştüler. Allah onları arkasından kuşatmıştı. Hakikatte onların yalanladıkları Levh-i Mahfuz’da bulunan şerefli Kur´an’dır.”

Bu ayete göre Kur´an bile gökte yazılı bulunuyor!
(Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, basım 20, 2009, s.27, 28)


“TANRININ YOK EDİCİ GÜCÜ VE ŞEHİRLERİ YIKMASI” DA SÜMERLERDEN GELME

Bu konuya da çok fazla değinmeden sözü Muazzez İlmiye Çığ´a bırakıyorum. Buyurun buradan yakın:

Her üç dinde de tanrıların var edici güçleri yanında yok edici güçleri de var. Sümer´de tanrı Enlil, Tanrılar meclisinden Ur şehrinin yıkılmasına karar vermiştir. Şehrin tanrısı buna ne kadar üzülse elinden bir şey gelmez. Gelen ordular tanrının dünyadaki araçlarıdır. Aynı deyimi Kur’an´da da buluyoruz.

Enfâl Suresi, ayet 17:

“Savaşta siz onları öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, Allah attı.”

Sümer´de tanrı kızmaya görsün, kendi ülkesi bile olsa yakıp yıktırır. Sümer Tanrılarının babası Tanrı Enlil, Akad krallarının yaptıklarına kızarak gözlerini dağlara çeviriyor ve oradan barbar ve vahşi Gutileri çekirge sürüleri gibi getirerek Agade´yi ve hemen hemen bütün Sümer´i kırıp geçirtiyor. (S.N Kramer, The Sumerians, s.66)
Tevrat´ta da birçok kez Yahve´nin (Yehova) insanlara kızarak onlara yok edici felaketler verdiği, seçtiği komşu milletleri İsrail´in üzerine saldırttığı bildirilmektedir. Aynı olayı Kur’an´da da görüyoruz. Bir çok sure içindeki ayetlerde Allah´ın çeşitli milletleri nasıl yok ettiği yazıyor. Bunlardan bazıları:

Hac suresi, ayet 44:

“Ey Muhammed! Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Âd milleti, Semûd, İbrahim milleti, Lut milleti ve Meyden halkı da peygamberlerini yalancı saymış, Musa´da yalanlanmıştı. Ama ben kâfirlere önce mehil verdim, sonra onları yakalıyıverdim, beni tanımamak nasılmış görsünler!”

Furkan Suresi, ayet 38:

“Âd, Semûd ile Ress´lileri ve bunların arasında birçok milleti de yerle bir ettik.”

Ankebût Suresi, ayet 38:

“Âd ve Semûd milletlerini yok ettik.”

Fussilet Suresi, ayet 16:

“Rezillik azabanı onlara dünyada tattırmak için üzerlerine dondurucu rüzgar gönderdik.” (Âd milleti hakkında bkz. Sadi Bayram, Kaynaklara Göre Güneydoğu Anadolu´da Proto Türk İzleri, Ankara, 1980, s.54)

Muhammed Suresi, ayet 13:

“Biz halkı seni yurdundan çıkaran nice şehirleri yok ettik, fakat onlara bir yardım eden çıkmadı.”

Ahkaf Suresi, ayet 27:

“Ant olsun biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik.”

Isrâ Suresi, ayet 15, 16:

“Bir ülkeyi yok etmek istediğimizde, o beldenin şımarmış olanlarına önce emrimizi ulaştırırız. Yine kötülük ederlerse bizde orayı yerle bir ederiz”
(Kur´an, İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, basım 20, 2009, s.19, 20)

Maceramız burada şimdilik son buluyor. Devamı gelecek…

Saygılarımla Valzerk…

Konu ulpian tarafından (01-11-2009 Saat 06:11 ) değiştirilmiştir. Sebep: Yazarın isteği üzerine yazının ikinci bölümüne yönlendirme eklendi.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23-09-2009, 18:52
ozgurrr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgurrr ozgurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2009
Mesajlar: 369
Standart

Vrael çok iyi olmuş eline sağlık forumda parça parça sümer ve dinler ilişkisi var benimde çok merak ettiğim bir konuydu burada derli toplu bir konu altında toplanması bence çok iyi olacak.

Kuran hem incil hem tevrattan incil tevrattan tevrat sümerlerden hepsi birden sümerlerden. Cem yılmazın bahçıvan uşak repliği gibi ))
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23-09-2009, 19:16
nogada - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nogada nogada isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 May 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 2.318
Standart

Peki akılı insan.Sizin aklınıza sümerlerede hak din inmiş olacağı ihtimali hiç gelmedimi?

Bu dinin diğer dinler gibi sonradan yozlaştığı fikri?

Sümerler ve mezopotamya halkları zaten sami ırkından yani yahudilerinde atasını oluşturan ırktan geldiğini bilmiyormusunuz?

Amerika kurulurken 36 adet yahudi mason tarafından bağımsızlık bildirgesi yayınlanmış ve amerika birleşik devletlerinin oluşumunu,binlerce yıl önce dünyaya yayılan 12 yahudi kavminin tekrar bir araya gelmesi olarak nitelendirildiğini biliyormuydunuz?

Bence bir kez daha düşünün.Eğer öyleyse ki olma ihtimali,olmama ihtimalinden yüksek,bu şekilde olmuş olabilir...

Görmeyipte Korktuklarımız Sevmediklerimiz,Görmeyipte Sevdiklerimiz İnandıklarımızdır...!!!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23-09-2009, 19:54
Ki-Adi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ki-Adi Ki-Adi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jan 2009
Bulunduğu yer: Sakarya
Mesajlar: 717
Standart

Peki akılı insan.Sizin aklınıza sümerlerede hak din inmiş olacağı ihtimali hiç gelmedimi?

Bu dinin diğer dinler gibi sonradan yozlaştığı fikri?

Sümerler ve mezopotamya halkları zaten sami ırkından yani yahudilerinde atasını oluşturan ırktan geldiğini bilmiyormusunuz?

Amerika kurulurken 36 adet yahudi mason tarafından bağımsızlık bildirgesi yayınlanmış ve amerika birleşik devletlerinin oluşumunu,binlerce yıl önce dünyaya yayılan 12 yahudi kavminin tekrar bir araya gelmesi olarak nitelendirildiğini biliyormuydunuz?

Bence bir kez daha düşünün.Eğer öyleyse ki olma ihtimali,olmama ihtimalinden yüksek,bu şekilde olmuş olabilir...
Eğer Sümerlere Hak dini inmiş olsaydı bu 3 kitaptada geçmez miydi? 3 dinin temel inançların bir çoğu sümerden gelmişken 3 kitapta sümerle ilgili bir şey yazması gerekmez miydi?

Bir de Teke tek te Gönül Tekin Hocayı dinlediysen Tanrıların nasıl oluştuklarını çok güzel anlatmıştı. Sonrasında tek tanrı fikrinin nasıl ortaya çıktığınıda anlatmıştı.

...sonuç olarak, şu ya da bu, bir zamanlar yoktan varolmuş zorundaydı...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23-09-2009, 21:35
ozgurrr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgurrr ozgurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2009
Mesajlar: 369
Standart

İbrahimin babasının Sümerlerde Pagan bir rahip olduğunu duymuştum gelse bile Sümerlerin son zamanına denk gelmiş olabilir yani bu yukarıda bahsedilen olaylardan sonra...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23-09-2009, 22:29
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

O cografya'da Sümer'lerden çok sonra Yahudi olmayan bir kaç peygamberden birisi olan Zülkarneyn ile tek tanrılı din olduğu Tevrat'ta geçer, Zülkarneyn ise bildiğimiz Büyük İskender'dir, Pers İmp.luğunu ele geçirince Arap'lardaki mevali benzeri konumdaki Yahudi'leri hizmetine alarak ödüllendirmiş bu arada hatırı sayılır bir Yahudi köle kitlesi kendi topraklarına göç etmiştir. Daha sonra yahudi'lerce peygamber olarak adlandırılan Zülkarneyn/Büyük İskender dışında ve ondan öncesine ait bir tek tanrı dini yoktur yazılı-sözlü ve arkeolojik kayıtlarda...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 24-09-2009, 00:25
boy_17_06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
boy_17_06 boy_17_06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jul 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 53
Standart

sümerler üzerine amatör olarak çalışıyorum.. gerçekten çok büyük bir medeniyet.. harika bir uygarlık birde bu dinlere kökenlik etmese..

"Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur."
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 24-09-2009, 00:57
cyctec3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cyctec3 cyctec3 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Sep 2009
Mesajlar: 271
Standart

akıllı ama dar görüşlü arkadaşlar.

sizdir.

bilirmisiniz?

şu an kullanıdıgımız ve tıbbın sembolu olan birbirine sarılmış ıkı yılan sembolu sumerden gelme. bunun gibi bir çok umlu simge sumerden gelme. ilk astroloji ilmi bu sümerlerden gelme. anadoludaki kız alma verme beline kuşak baglmada bu sumerlerden gelme(saka degıl). domuz kelimesi sumercedede aynıydı (saka degıl). sümerler bilimsel olarak dunyanın en ilk hareket noktası olmuş milletidir. hatta bir çok bilim adamı bu ilkel sumer mılletının astroloji yaparkenkidurumu ile bizim dunyanın yuvarlak oluşunu anlamamız arasınd aolan 4000 sene sebebi ile hala sumerlerın nasıl bir medenıyet oldugunu dahi anlamamışlardır.

işte bu sebebten efsane ve mitlerin esas köklernin gerçek olaylardan evrildiğini ve araya giren zamanın bunların uzerıne kül örtmesi sonucu gılgamış destanında oldugu gibi ölümsüzlük otu yiyen hayvanların bahis kopnusu olmasının ne kadar normal oldugunu anlşayamayan biz insanların hali bir gariptir vesselam.

"Akıl en ağır yüktür" Cyctec23
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 24-09-2009, 01:44
Ki-Adi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ki-Adi Ki-Adi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jan 2009
Bulunduğu yer: Sakarya
Mesajlar: 717
Standart

cyctec3´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
akıllı ama dar görüşlü arkadaşlar.

sizdir.

bilirmisiniz?

şu an kullanıdıgımız ve tıbbın sembolu olan birbirine sarılmış ıkı yılan sembolu sumerden gelme. bunun gibi bir çok umlu simge sumerden gelme. ilk astroloji ilmi bu sümerlerden gelme. anadoludaki kız alma verme beline kuşak baglmada bu sumerlerden gelme(saka degıl). domuz kelimesi sumercedede aynıydı (saka degıl). sümerler bilimsel olarak dunyanın en ilk hareket noktası olmuş milletidir. hatta bir çok bilim adamı bu ilkel sumer mılletının astroloji yaparkenkidurumu ile bizim dunyanın yuvarlak oluşunu anlamamız arasınd aolan 4000 sene sebebi ile hala sumerlerın nasıl bir medenıyet oldugunu dahi anlamamışlardır.

işte bu sebebten efsane ve mitlerin esas köklernin gerçek olaylardan evrildiğini ve araya giren zamanın bunların uzerıne kül örtmesi sonucu gılgamış destanında oldugu gibi ölümsüzlük otu yiyen hayvanların bahis kopnusu olmasının ne kadar normal oldugunu anlşayamayan biz insanların hali bir gariptir vesselam.

Söylediklerinin hepsini biliyorum zaten fakat söylediklerinin sonucu nedir? Kitaplardakiler sümer efsanelerinden aşırma olduğunu mu söylüyorsun yoksa Nogada gibi sümerlerde hak dini vardı mı diyorsun?

...sonuç olarak, şu ya da bu, bir zamanlar yoktan varolmuş zorundaydı...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 24-09-2009, 02:05
ozgurrr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgurrr ozgurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2009
Mesajlar: 369
Standart

Hak dini iddaası biraz komik olmadı mı? Sümerlerde çok tanrılı din var . Bütün tanrılar gücünü Marduk'a devredince tek tanrıya benzer birşey çıkıyor ortaya ama diğer tanrılar yok olmuyor. Tek tanrı fikrinin temeli de atılmış oluyor bu noktada. Sonra Allah'a dönüşerek fikirsel mutasyona uğramış diye düşünüyorum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'ın Kökeni .... saadetpink İlhan Arsel & Arif Tekin Makaleleri 6 29-04-2012 22:32
Yaşamın Kökeni Akhenaton Evrim 12 09-11-2009 14:16
ibrahim aslında firavun muydu-semavi dinlerin kökeni hakkında wolvox İslam 28 06-04-2009 20:59
Evrensel ahlak mı, semavi dinler mi? İslam 12 28-08-2007 12:15

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:06 .