Okullarımızdaki öğrenci andına, Avrupa'nın emrindeki işbirlikçi aydınlar, bunların güttüğü tarikatçi siyasetçiler ile bölücü Kürtçüler karşı çıkıyorlar. AKP'den sonra Saadet Partisi Başkanı Numan Kurtulmuş da 'Hemen bu andı kaldırın!' diye devreye girmiş. Bunu Avrupa istiyor, Amerika istiyor...
Lakin Amerika'da; ilkokul öğrencilerinden lise son sınıf öğrencilerine kadar tümü, her sabah aşağıdaki şu andı okuyorlar:
'I pledge allegiance to the flag of the United States of America, and to the Republic for which it stands: one Nation under God, indivisible, with Liberty and Justice for all.'
Yani diyorlar ki:
'Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına
Ve o bayrağın simgelediği cumhuriyete Bağlılık için and içiyorum.
Herkes için özgürlük ve adaletle
Allah’ın gözetiminde, bölünmez, tek millet.'
Bunu; Yeniçağ'da Arslan Bulut, ABD'den Lale Gürman'a dayanarak aktarmıştı.
Eğitimci Fethi Murat Doğan ise şu bilgiyi yollamış: '19 yıl önce seyrettiğim Anaokulu Polisi (Kindergarten Cop) filmini örnek vermek isterim. Şimdi ünlü vali Schwarzenegger'in başrolde oynadığı (yönetmen Ivan Reitman, 1990 ABD yapımı) bu film, bir anaokulunda geçiyor ve küçücük öğrenciler de ülkelerine bağlılık yemini ediyorlardı.'
Geçen gece izlediğim bir macera filminde, ABD'li eski bir askere şöyle diyorlardı: 'Sen, Amerikan bayrağının önünde; ABD'nin iç ve dış düşmanları ile mücadele edeceğine yemin etmedin mi?'
Görüyorsunuz değil mi? Hiçbir iç düşmanı olmayan; hiçbir dış saldırı tehdidi ile karşı karşıya gelmeyen Amerika'da öğrenciler ve güvenlik güçleri böyle yetiştiriliyor.
VATANI KADIN MEMESİNE SATMAK
Ağaç yaşken eğilir... Çocuklarınızı siz Amerikalılar gibi daha anaokulunda iken vatansever biçimde yetiştirmezseniz, onlar da büyüyünce 'Bu vatanı bir kadın memesine satarım.' diyebilirler. 'Ana ile oğulun, baba ile kızının cinsel ilişkiye girmesini normal bulan' ahlaksızlar ekibi karşı çıkıyor bizdeki öğrenci andına. Avrupa Birliği; Türkiye'de vatanını bir kadın için satabilecek böyle insanlar yetiştirtmek istiyor. Raporlarında da bunu istiyor Türkiye'den. Bunun için de 'Ne mutlu Türküm diyene!' sözünü okullardan at, diye emir veriyor. Emir veriyor; çünkü; bir öğrenci Türk gibi yetişirse; vatanını bir kadın memesine satacak alçaklığa düşmez.
Belirtelim ki Türk adı, tarihte sağlam kişiliği, gücü, mücadeleyi, yiğitliği, dünyaya egemen oluşu temsil etmiştir. İşte Avrupalı; bin beş yüz sene kendisine hükmeden bu ismi şimdi tarihten silmeye uğraşıyor.
MEHMET AKİF ETNİKÇİ DEĞİLDİ
AKP Lideri Erdoğan, 'Türkiye'de 36 etnik grup var. Herkes etnik kimliği ile övünmeli!' derken, açık biçimde ırkçılık yapıyor. Çünkü; etnik kimlik, bir topluluğun ırk veya kavim yapısını gösterir. Bu zihniyet Avrupa'da faşizm olarak damgalanmış ve mahkum edilmiştir. Bugün etnik kimliği öne çıkarmak, açıkça faşizm propagandası yapmaktır ve bu da insanlık suçudur.
Başbakan'a hatırlatayım ki etnik yapı, Arapça asabiyet ile hemen hemen aynı anlama gelmektedir. İlahiyat Profesörü Abdurrahman Küçük; yazdığı Ben de Türküm isimli çok önemli makalede (Kutlu Sesleniş, Sayı 70/2009); Peygamberimiz Hazreti Muhammet'in 'Asabiyete (etnik kimliğe) davet eden bizden değildir.' biçimindeki hadisini aktarıyor. Şimdi Müslümanlığı ile ünlü bir siyasetçinin asabiyet çağrısı yapmasını dinin neresine sığdıracaksınız?
Başbakan Erdoğan ikide bir büyük şairimiz Mehmet Akif'in adını anıp şiirlerini okuyor. Kendisine soruyorum: Mehmet Akif hangi şiirinde Türkiye'deki etnik grupları öne çıkartan bir anlayış sergilemiştir? Tam aksine, O; İslam dininin kavmiyatçılığı (etnikçiliki) reddettiğini vurgulamıştır.
Sayın Başbakan! 'Ne mutlu Türküm diyene' demek; etnikçilik değildir. Etnik yapıları bir ortak paydada buluşturarak millet ve toplum yaratma önerisidir.
Avrupa devletlerinin tümü de işte böyle yaratılmıştır.
Başbakan Erdoğan'ın, Avrupa ortalarından Pasifik'e kadar hükmetmiş; onlarca büyük halktan oluşan, sarışın, esmer, Moğolomsu tipiyle tek görüntünün içine sokulamayan büyük bir milleti bir kavimle aynı seviyede görmek yanılgısından kurtulmasını bekliyorum.
Türklük, hem mefkurem, hem de kanımdır:
Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil!
Türklük hadimine 'Türk değil! ' diyen
Soyca Türk olsa da 'piçtir', Türk değil!
Ziya Gökalp
Ali Kemal olan herkese...
-ALINTI-
Aydın geçinen terörist,gazete,yazar ders almadı geçmişten.Halkımın aptal olduğunu düşünen her beyin hayatını yitirdi.
Konu KızıL tarafından (07-10-2009 Saat 20:31 ) değiştirilmiştir.
Sebep: uygunsuz dil
Ahmet Altan'dan alıntılanan söz makalenin bütünlüğünden koparılarak verilmiştir. Makalesi şöyledir:
Tanrı, Kumandanlar ve Memeler
Ben bir tanrıya iman edeceksem, kiraz ağaçlarını ve kadın memelerini yarattığı için iman ederim.
Ben bir memleketi seveceksem, generalleriyle dalga geçilebildiği için severim.
Kendi yarattığı kadınları örtülere ve evlere hapseden tanrılarla, savaşları çok ciddiye alan memleketlerle pek ilgim yok benim.
"Bak çocuğum, şu benim yarattığım memelere, bacaklara, kalçalara bak, şu salıntılı yürüyüşlere bak evladım" diyen bir tanrıyla dostum.
Arada bir başımı okşamalı benim tanrım, "İşini elinden geldiğince iyi yap, sonra da hayatın alabildiğine tadını çıkar" demeli, dostça uyarmalı beni, "İyi yaşa, öbür tarafta neler olacağı hiç belli değil."
Böyle bir tanrı var.
Ben çalışırken başımı okşuyor.
Ben gezerken, önüme sahiller dolusu bronzlaşmış memeler, biçimli bacaklar, sıcak gülümsemeler çıkartıyor, "Bak" diyor, "bak neler yaratmaya kadirim." Tapıyorum ben o tanrıya.
Sonra memleketler var.
Generalleriyle dalga geçen memleketler.
Bir karikatür çiziyorlar, üç karelik bir karikatür.
Kahkahalarla güldürüyorlar beni.
Birinci karede, siperde yatmış askerler görülüyor, başlarında generalleriyle bekliyorlar. ikinci karede komutanları, elinde kılıcıyla siperden fırlayıp, "Hücum!" diye bağırıyor. Üçüncü karede, ileri fırlamış komutanlarını siperdeki yerlerinden bir milim bile kıpırdamayan askerler, "Bravo!" diye bağırarak alkışlıyorlar. Dördüncü karede ben gülüyorum.
Kiraz ağaçlarının ve kadın memelerinin arasında geziyor ve tanrıya tapıyorum. Generalleriyle dalga geçen memleketlerde dolaşıyor ve o memleketleri seviyorum.
Bir kiraz ağacıyla bir kadın memesine, onların değerini bilmeyen her memleketi satmaya hazırım. Sat diyor zaten benim tanrım, "Kadın memelerine bakmayan ve generallerini çok ciddiye alan memleketleri sat gitsin, ilgilenme onlarla, ben sana yalnızca bir memleket değil, koca bir dünya verdim, onu sev, ben sana senin zevklerini, kahkahanı paylaşan yeryüzünün her yanına dağılmış kardeşler verdim, onlarla eğlen." iyi bir tanrı benim tanrım. Çok geniş bir memleket benim memleketim. Kiraz ağaçlan ve kadın memeleri bizim iman ettiğimiz mucizeler...
Ahmet Altan'dan alıntılanan söz makalenin bütünlüğünden koparılarak verilmiştir. Makalesi şöyledir:
Tanrı, Kumandanlar ve Memeler
Ben bir tanrıya iman edeceksem, kiraz ağaçlarını ve kadın memelerini yarattığı için iman ederim.
Ben bir memleketi seveceksem, generalleriyle dalga geçilebildiği için severim.
Kendi yarattığı kadınları örtülere ve evlere hapseden tanrılarla, savaşları çok ciddiye alan memleketlerle pek ilgim yok benim.
"Bak çocuğum, şu benim yarattığım memelere, bacaklara, kalçalara bak, şu salıntılı yürüyüşlere bak evladım" diyen bir tanrıyla dostum.
Arada bir başımı okşamalı benim tanrım, "İşini elinden geldiğince iyi yap, sonra da hayatın alabildiğine tadını çıkar" demeli, dostça uyarmalı beni, "İyi yaşa, öbür tarafta neler olacağı hiç belli değil."
Böyle bir tanrı var.
Ben çalışırken başımı okşuyor.
Ben gezerken, önüme sahiller dolusu bronzlaşmış memeler, biçimli bacaklar, sıcak gülümsemeler çıkartıyor, "Bak" diyor, "bak neler yaratmaya kadirim." Tapıyorum ben o tanrıya.
Sonra memleketler var.
Generalleriyle dalga geçen memleketler.
Bir karikatür çiziyorlar, üç karelik bir karikatür.
Kahkahalarla güldürüyorlar beni.
Birinci karede, siperde yatmış askerler görülüyor, başlarında generalleriyle bekliyorlar. ikinci karede komutanları, elinde kılıcıyla siperden fırlayıp, "Hücum!" diye bağırıyor. Üçüncü karede, ileri fırlamış komutanlarını siperdeki yerlerinden bir milim bile kıpırdamayan askerler, "Bravo!" diye bağırarak alkışlıyorlar. Dördüncü karede ben gülüyorum.
Kiraz ağaçlarının ve kadın memelerinin arasında geziyor ve tanrıya tapıyorum. Generalleriyle dalga geçen memleketlerde dolaşıyor ve o memleketleri seviyorum.
Bir kiraz ağacıyla bir kadın memesine, onların değerini bilmeyen her memleketi satmaya hazırım. Sat diyor zaten benim tanrım, "Kadın memelerine bakmayan ve generallerini çok ciddiye alan memleketleri sat gitsin, ilgilenme onlarla, ben sana yalnızca bir memleket değil, koca bir dünya verdim, onu sev, ben sana senin zevklerini, kahkahanı paylaşan yeryüzünün her yanına dağılmış kardeşler verdim, onlarla eğlen." iyi bir tanrı benim tanrım. Çok geniş bir memleket benim memleketim. Kiraz ağaçlan ve kadın memeleri bizim iman ettiğimiz mucizeler...
Bu makaleden ne anlamı çıktı şimdi ? Mizah mı bu ? Kadın memesine,onların değerini bilmeyen memleketi satmaya hazırım. Yahu Cem iyi ki Mustafa Kemal kadın memesi ve kiraz ağaçlarını mucize görüpte satmamış.
Aydın geçinen terörist,gazete,yazar ders almadı geçmişten.Halkımın aptal olduğunu düşünen her beyin hayatını yitirdi.
Bu makaleyi daha önce okumuştum. Ama bu makalenin ana fikrinin bu olabileceği aklıma gelmemişti hiç ? Bu makalde bu ana fikri çıkartmak büyük başarı ister...
Bu makaleden ne anlamı çıktı şimdi ? Mizah mı bu ? Kadın memesine,onların değerini bilmeyen memleketi satmaya hazırım. Yahu Cem iyi ki Mustafa Kemal kadın memesi ve kiraz ağaçlarını mucize görüpte satmamış.
Ahmet Altan'ın ilgili makalesini baştan sona okuduğumda ben şunu anlıyorum:
Yaşamı, barışı, sevgiyi değerli bulmayan rejimler övülmeye, yüceltilmeye değer değildir.
Ahmet Altan "Kiraz ağacı ve kadın memesi" derken "yaşam sevinci, barış, sevgi" gibi değerleri sembolize etmeye çalışmıştır.
Ahmet Altan'ın ilgili makalesini baştan sona okuduğumda ben şunu anlıyorum:
Yaşamı, barışı, sevgiyi değerli bulmayan rejimler övülmeye, yüceltilmeye değer değildir.
Ahmet Altan "Kiraz ağacı ve kadın memesi" derken "yaşam sevinci, barış, sevgi" gibi değerleri sembolize etmeye çalışmıştır.
"Yaşam sevinci,barış,sevgi " gibi kelimeleri kadın memesiyle sembolize etmek bana da çok saçma geldi.BANA GÖRE ama herkes aynı fikirde olacak diye bir kaide yok.
Aydın geçinen terörist,gazete,yazar ders almadı geçmişten.Halkımın aptal olduğunu düşünen her beyin hayatını yitirdi.