
22-10-2009, 12:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Muhammed'in 40 yaşına kadar dini inancı neydi?
Bu konuda birkaç defa yazıldı çizildi ama hala bu sorunun yanıtı kafamda netleşmedi.
İslam peygamberi Muhammet 40 yaşına kadar kadar hangi dini inanca sahipti? Yahudimi? Hristiyanmı? ya da putperestmiydi?
Bu konuda bilgisi olan ateist veya müslüman arkadaşlardan yanıt bekliyorum.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

22-10-2009, 12:13
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
sevgili Saroz,
''Resmi'' islami rivayetlere göre, Muhammed'in peygamberliğini ilan etmesinden önce de bazı Araplar, Yahudi veya Hıristiyan olmamalarına rağmen, putperestliği de benimsemiyorlardı ve ''tek Tanrı'' inancına sahiptiler. ''Hanif dini'' denilen bu inanç topluluğuna -''resmi'' iddialara göre- Muhammed'in kendisi de peygamber olana kadar tabi idi.
saygılarımla
|

22-10-2009, 12:16
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
ulpian´isimli üyeden Alıntı
sevgili Saroz,
''Resmi'' islami rivayetlere göre, Muhammed'in peygamberliğini ilan etmesinden önce de bazı Araplar, Yahudi veya Hıristiyan olmamalarına rağmen, putperestliği de benimsemiyorlardı ve ''tek Tanrı'' inancına sahiptiler. ''Hanif dini'' denilen bu inanç topluluğuna -''resmi'' iddialara göre- Muhammed'in kendisi de peygamber olana kadar tabi idi.
saygılarımla
|
Teşekkür ederim sevgili Ulpian
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

22-10-2009, 12:31
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
|
|
Dr.Ali Şeriati diye biri vardı.
Bu kişinin bir de "Din'e karşı din" isimli bir kitabı.
O kitaptan özetleyecek olur isek,
Yeryüzünde yalnızca bir din vardır o da "Tevhid" dini.
Bir de,
Zamanında "Tevhid din'i" olarak gelmiş dinin,
zamanla bidatlar katılarak bozulmuş şekli olan,
"Şirk din'i"
Hali hazırda yaşadığımız dünyada bulunan her din kendini "Tevhid din'i",
Kendi dışındakileri ise "Şirk din'i" olarak tanımlar.
İnsanoğlunun varlık alemine çıkmasından evvel,
Bezm-i elest'te (Kal-ü veya Gal-ü bela denilerek karıştırılır.Oysa Bezm-i Elest'te "Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?" sorusuna verilen yanıt olan "Bela-Evet.Kal-ü bela-Şüphesizki evet demektir.Yani o mekandaki bir diyalogda insan ruhunun verdiği cevaptır aslı.)
Bu diyalog ile oluşan durumu,
teoloji,
"Ebedi ahid" diye niteler.
Ahit iki taraf arasında yapılır.
Rab (Eğiten-öğreten-geliştiren)adı ile Yaradan,
bu ahitte kendine düşen bölümde,
kendi tanınması demek olan İlahi Elçilerini yollar ve insanlığı eğitir.
Ahitin öteki muhatabı olan insanlık ise,
Yaradanın tanınması demek olan İlahi Elçilerin gelişleri esnasında,
"Lebbeyk" demek durumunda olması gereken kesimdir.
İslam yani Tanrı'ya teslim olmak denilen olay,
İnsanlık aleminin ilk gününden bu yana,
Gelen tevhid dinine "Lebbeyk" demenin gereği olarak teslim olunması ile gerçekleşir.
Sırat el müstakiym diye anılan kavram da,
Cennet -cehennem denilen,
mekan şeklinde düşünülen,
mükafat-ceza mekanlarına giden,
Kıldan ince kılıçtan keskin,
"Nesnel" bir köprü değil,
Düşünsel olarak ilahi gerçeği farkedip,
O'na teslim olabilmenin içsel geçişinin ifadesidir.
El cahiliye denilen dönemin Elçisi ise,
Hz.İbrahimdir.
Bu yüzden Hz.Muhammed,
Hz.İbrahim'in getirdiği dinin,
şirkleşmiş hali olan ve bizlerin "Putperest" olarak nitelendiği için,
öyle olması gerek diye düşündüğümüz inancın değil,
O inancın bozulmamış halini yaşamaya çalışan,
"Hanif" olarak tanınmıştır.
Yani bunu,
Hz.Musa ümmetinin bir bireyi ve Yahudi iken,
kendisine gelen vahy ile Hıristiyanlığı insanlık alemine sunan Hz.İsa'nın durumu gibi algılayabilir isek,
Hz.Muhammed'in,
Hz.İbrahim'in dininden olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Konu Psiko tarafından (22-10-2009 Saat 12:42 ) değiştirilmiştir.
|

22-10-2009, 13:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Teşekkürler sayın Psiko
Oldukça etraflı bir anlatım sundunuz.
Sanırım bu açıklama da ''resmi'' bakış açısına dayanıyor.
Farklı yorumlar varmı?
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

22-10-2009, 15:53
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
ulpian´isimli üyeden Alıntı
sevgili Saroz,
''Resmi'' islami rivayetlere göre, Muhammed'in peygamberliğini ilan etmesinden önce de bazı Araplar, Yahudi veya Hıristiyan olmamalarına rağmen, putperestliği de benimsemiyorlardı ve ''tek Tanrı'' inancına sahiptiler. ''Hanif dini'' denilen bu inanç topluluğuna -''resmi'' iddialara göre- Muhammed'in kendisi de peygamber olana kadar tabi idi.
saygılarımla
|
Yaşar Çelikkol'un ''İslamiyet öncesi Mekke'' adlı kitabında belgeleriyle açıkça o dönemde bu isimde dini yada siyasi bir grubun bulunmadığı, sadece putlara tapmayan bir kaç kişinin bulunduğu ve sonra hiristiyan oldukları yazılmaktadır. Şimdi hatırlamadığım bir kaynak kitap'ta ise Muhammed'in hiristiyan'lığın bir mezhebine benzer dini ritüeller uyguladığından bahsediliyordu...
Bkz: Yaşar Çelikkol, İslam Öncesi Mekke, Ankara Okulu, Ankara, Aralık, 2003
|

22-10-2009, 16:22
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
|
|
Sevgili saroz ;
"Resmi" demekle ne kast ediyorsunuz ?
Bunu bilebilirsem size daha açıklayıcı yanıtlar verebilme şansım olur.
Cevabınızdan önce,
izlediğim yolu açıklamaya çalışayım.
Kur'andaki ve tarihteki bazı verilerden yola çıkarak,
"İstidlal" -Bilinen şeylerden bilinmeyenleri çıkarma-Felsefede buna çıkarım deniliyor- yapmaya çabalıyorum.
Yaşar Nuri Öztürk'ün İmam-ı Azam isimli eserini okuduğunuzda,
Ehli sünnet ve'l cemaat alimlerinden bir çoğunun yekdiğerine "Kafir" bile dediği bir ortamın varlığı söz konusu iken,
Kur'an,
El cahiliyye adı verilen dönemde yaşayanlara "Müşrik" diyor.
Yani Tanrıya eş koşan.
Putatapan birileri nasıl "Müşrik" olabilir ki ?
Müşrik ifadesine muhatap olmak için Tanrıya inanıyor iken,Tanrıya eş koşuyor olma fiilinde olmak gerekmiyor mu sizce de ?
O yüzden size Dr.Ali Şeriatinin "Din'e karşı din" isimli kitabı ve içeriği hakkında bilgi sundum.
O dönemde yaşayan insanların Hz.İbrahim tarafından getirilmiş olan ve Kur'anın da
Bakara 130 : Kendini bilmeyenden, aklı başında olmayandan başka kim, İbrahîm'in dininden döner ?
Andolsun ki biz onu dünyada seçtik, âhirette de şüphe yok ki o, sâlihlerdendir.
ve
Bakara 135 : Yahudiler ve Hıristiyanlar (Müslümanlara)',
"Yahudi ya da Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler.
De ki, "Hayır, biz, hanif olan İbrahim'in dinine uyarız. O putataparlardan değildi."
Bu ve benzeri veriler ışığında,
Cahiliyye dönemi dediğimiz dönemde yaşayanların,
Hz.İbrahim'in dininin salikleri iken,zamanla bu Tevhidi inanca bidat karıştırarak oluşturdukları şirk yüzünden Kur'anda "Müşrik" diye nitelendiklerini düşündüğümden,
yaşadığım zaman dilimi içinde çevremde yaşayan kişilerin Tevhidi dine nasıl bidatlar karıştırdıklarını da bizatihi gözlemlediğimden,
tamamı,
bazı bilinenlere dayanan şahsi istidlalimi-çıkarımımı ifade ediyordum.
Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
|

22-10-2009, 16:43
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 2.318
|
|
Psiko´isimli üyeden Alıntı
Dr.Ali Şeriati diye biri vardı.
Bu kişinin bir de "Din'e karşı din" isimli bir kitabı.
O kitaptan özetleyecek olur isek,
Yeryüzünde yalnızca bir din vardır o da "Tevhid" dini.
Bir de,
Zamanında "Tevhid din'i" olarak gelmiş dinin,
zamanla bidatlar katılarak bozulmuş şekli olan,
"Şirk din'i"
Hali hazırda yaşadığımız dünyada bulunan her din kendini "Tevhid din'i",
Kendi dışındakileri ise "Şirk din'i" olarak tanımlar.
İnsanoğlunun varlık alemine çıkmasından evvel,
Bezm-i elest'te (Kal-ü veya Gal-ü bela denilerek karıştırılır.Oysa Bezm-i Elest'te "Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?" sorusuna verilen yanıt olan "Bela-Evet.Kal-ü bela-Şüphesizki evet demektir.Yani o mekandaki bir diyalogda insan ruhunun verdiği cevaptır aslı.)
Bu diyalog ile oluşan durumu,
teoloji,
"Ebedi ahid" diye niteler.
Ahit iki taraf arasında yapılır.
Rab (Eğiten-öğreten-geliştiren)adı ile Yaradan,
bu ahitte kendine düşen bölümde,
kendi tanınması demek olan İlahi Elçilerini yollar ve insanlığı eğitir.
Ahitin öteki muhatabı olan insanlık ise,
Yaradanın tanınması demek olan İlahi Elçilerin gelişleri esnasında,
"Lebbeyk" demek durumunda olması gereken kesimdir.
İslam yani Tanrı'ya teslim olmak denilen olay,
İnsanlık aleminin ilk gününden bu yana,
Gelen tevhid dinine "Lebbeyk" demenin gereği olarak teslim olunması ile gerçekleşir.
Sırat el müstakiym diye anılan kavram da,
Cennet -cehennem denilen,
mekan şeklinde düşünülen,
mükafat-ceza mekanlarına giden,
Kıldan ince kılıçtan keskin,
"Nesnel" bir köprü değil,
Düşünsel olarak ilahi gerçeği farkedip,
O'na teslim olabilmenin içsel geçişinin ifadesidir.
El cahiliye denilen dönemin Elçisi ise,
Hz.İbrahimdir.
Bu yüzden Hz.Muhammed,
Hz.İbrahim'in getirdiği dinin,
şirkleşmiş hali olan ve bizlerin "Putperest" olarak nitelendiği için,
öyle olması gerek diye düşündüğümüz inancın değil,
O inancın bozulmamış halini yaşamaya çalışan,
"Hanif" olarak tanınmıştır.
Yani bunu,
Hz.Musa ümmetinin bir bireyi ve Yahudi iken,
kendisine gelen vahy ile Hıristiyanlığı insanlık alemine sunan Hz.İsa'nın durumu gibi algılayabilir isek,
Hz.Muhammed'in,
Hz.İbrahim'in dininden olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
|
Çok güzel bir açıklama sayın psiko...
Zaten Hz.Peygamberde ibrahimi din olduğunu ve bu dinlerin asimile olması nedeniyle Tanrı'nın onu görevlendirdiğini belirtmiştir.
Görmeyipte Korktuklarımız Sevmediklerimiz,Görmeyipte Sevdiklerimiz İnandıklarımızdır...!!!
|

23-10-2009, 09:01
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Sayın Psiko, resmi demekle islamın her koşulda korunması ve savunulması gerekir düşüncesi ile tarih yapanların, tarihte islama zarar verebileceğini düşündükleri olayları değiştirerek tahrif etmeleri durumudur.
Objektif değerlendirme kaygısının yerini savunduğu düşüncenin yararı aldığında gerçek bilgi muallaklaşır sanırım.
Bu nedenle islamcı tarihçiler dışında da bu konuda değerlendirme varmı onu merak etmiştim.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

23-10-2009, 13:40
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
|
|
Sevgili saroz ;
Bazı müftü ve hocalar nezdinde "Resmi İslam" adına tehlikeli birisi olarak addedilmem,
resmi tarihe ne kadar uygun söylemler geliştirebileceğimin işaretidir sence ?
Bizzat Kur'anın kendisi "Resmi tarihleri-söylemleri" tekzib eder.
Nasıl diyecek olur isen,şöyle :
ALI IMRAN SURESI 65 :Ey kendilerine kitap verilenler, niçin İbrahim hakkında tartışıyorsunuz ?
Oysa Tevrat ve İncil ancak ondan sonra indirildi.
Bunu da mı kavrayamıyorsunuz ?
Hali ile Tevrat ve İncil ondan sonra indirildi ise,
ki öyle,
Kur'an onlardan da sonra indirildiğine göre,
kavramamak denilen olgu diğerleri için geçerli ise,
Müslümanlar için hayli hayli olmalı değil mi ?
İşte bu yüzden resmi tarih ve söylemlerde olmayan,
El cahiliyye dönemi diye adlandırılan dönemin başlangıcının kurucusu,
Hz.İbrahim ve oğlu Hz.İsmaildir
ve
Hz.Muhammed'in de ;
tıpkı Hz.İsa'nın Hz.Musa inancının bir bireyi iken kendine gelen vahy ile yeni bir din ihdas etmesi gibi,
onların kurduğu dini takip eden bir saliktir çıkarımı şahsi çıkarımımdır.
Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:14 .
|