Vefalı bir millet olmakla övünüp dururuz. Koca şairin Vefatının ölüm yıldönümünü atladık. 27 Aralık idi. Geç olsun ama güç olmasın. Malumu ilan olacak belki ama unuttuğumuz, unutturulduğumuz değerlerimizden birisi olmasın diye tekrardan ibaret de olsa hayatını anlatmakta fayda var.
1873 İstanbul doğumlu.Asıl adı Mehmet Ragif'tir.
Devlet-i Aliye'nin felaketler döneminin adamıdır. Gerileme had safhaya ulaşmış, bir dönemin cihangir devleti Hasta adam ilan edilmiştir. İşte Akif bu dönemin çocuğudur.
Babası Temiz lakaplı Arnavut kökenli Tahir Efendidir, Annesi Buhara kökenli Emine Şerife hanımdır.
4.5 yaşlarında iken mahalle mektebine başlar. 2 yıl sonra ilkokula (o zamanki adıyla Fatih İptidaisi) gider. 3 yıllık ilkokul eğitiminden sonra Fatih merkez rüştiyesi (ortaokul) bitirir, burayı da 1895'te bitirir.
Daha sonra Mülkiye'ye İ'dâdi bölümüne girer. 3 sene sonra diplomasını alır
1887'de babası vefat eder, mülkiyeye gündüzlü öğrenci olarak devam etmesi imkansızlaşır, baytar mektebine yatılı olarak mecburi geçiş yapar.
Pasteur'un öğrencisi olan Rifat Hüsamettin Hoca ile burada tanışır ve kendisinden oldukça etkilenir.
Yağlı güreş, yüzme ve at biniciliği ile de iştigal eder. Şiire ilgisi de burada başlar. Daha o dönemlerde divan şiirlerine aynı tarzda nazireler yazar.
1893'de bu okuldan birincilikle mezun olur.
Baytar müfettişi olarak göreve başlar, görev yeri İstanbuldur ancak Arabistan, Rumeli ve Anadolu'nun çeşitli yerlerinde de bulunur. Bu arada hıfzını tamamlar, hafız-ı Kuran olur.
Aralık 1893’te İlk eseri olan 7 beyitlik gazeli “Servet-i Fünun’da yayınlanır.
1 Eylül 1898’de 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlenir.
Arapça, Farsça ve Fransızcadan çeviriler yapar.
Meşrutiyetin ilanından 10 gün sonra daha önceleri gizli bir cemiyet olarak faaliyet gösteren ve daha sonra partileşecek olan İttihat ve Terakki Cemiyetine üye olur. Ancak Akif, cemiyete üyeliğe girişin gereklerinden biri olan “Cemiyetin bütün emirlerine, bilâ kayd ü şart (kayıtsız şartsız) ittaat edeceğim” şeklindeki yemindeki “kayıtsız şartsız itaat “itiraz eder ve sadece iyi ve doğru olanlarına şeklinde düzeltilmesi şartıyla yemin edebileceğini söyler. Ve cemiyetin yemini Akif’le değişir.
Akif’in karekterinin tipik bir yansıması olan bu tutum hayatı boyunca ve herkese karşı korunan bir ilkeli anlayışın tezahürüdür.
Akif'in hayatını anlatmak için yüzlerce sayfa forum yazıları yazılsa yeridir. Adına bir internet sitesi var.
http://www.mehmetakifersoy.com/main/ana.asp İnşallah faydalı olur.
Allah rahmet eylesin.
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?