Frankeştayn gıdalar
Kolera bakterisi taşıyan yonca, akrep geni taşıyan pamuk, tavuk genli patates, balık genli domates. Frankeştayn gıda olarak bilinen 'Genetiği Değiştirilmiş Organizmalardan yapılmış yiyecek ve ürünler market raflarını, pazar tezgahlarını istila etmiş durumda.
FATMA DURMUŞ
Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) deniyor. Frankeştayn Gıda olarak da nitelendirilen GDO'lar, kolera bakterisi geni taşıyan yonca, akrep geni taşıyan pamuk, tavuk genli patates, balık genli domates gibi gıdalar şeklinde karşımıza çıkıyor. Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Ali Haydar Süslü Türkiye'nin Frankeştayn gıda terörüne karşı en kısa zamanda önlem alması gerektiğini belirtti. Süslü bu konudaki verileri ve alınması gereken önlemleri şu şekilde anlattı:
'Türkiye'nin ABD'den ve Arjantin'den soya ve mısırı büyük oranlarda ithal ettiği düşünülürse (soya ithalatının %90 ve mısır ithalatının %80'i), tükettiğimiz birçok gıda ürününün GDO'lu olma olasılığı yüksektir. Ayrıca soyanın besin değeri teknolojik olarak kullanım kolaylığı ve diğer birçok özelliğinden dolayı gıda sektöründe çok amaçlı birçok üründe kullanılmaktadır. Aynı şekilde mısırda hem yağ olarak hem de gıda ürünlerinde kullanılmaktadır. Dolayısıyla hangi gıda ürünlerinin GDO'lu olduğunun söylenebilmesi için çok iyi piyasa denetimi ve gözetimi ile ürün analizleri yapılmalı, ithaedilen ürünlerde GDO kontrolünde bulunulmalı ve AB normlarına uymayan ürünlere izin verilmemelidir. Bütün bu denetimler ve analiz sonuçları tek merkezde toplanarak değerlendirme yapılmalı ve gıda güvenliği adına izlenebilirlik sağlanmalıdır.' Daha laboratuvarımız yok
GDO hakkında yapılacak bilimsel çalışmaların oldukça pahalı ve ciddi bütçe gerektirdiğini kaydeden Süslü 'Tarım Bakanlığı dahi bununla ilgili laboratuarlarını daha yeni kurmakta ve yaşam mevzuatı halen oluşturmuş değil' dedi. Süslü sözlerini şu şekilde sürdürdü: 'Şu gerçeği de vurgulamak gerekir ki denetim, uzman kişi, laboratuar altyapısı ve yaşam mevzuat eksikliğinden dolayı GDO'lu ürünler ülkemize girmekte ve rahatça satılmaktadır. Bizim gibi biyolojik çeşitliliği yüksek olan ülkelerde GDO'lar yabani türlerin değişimi ya da yok olması gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu ürünlerin patenti çokuluslu tekellerin elinde olduğu için sürekli bir dışa bağımlılık olacak ve ciddi bir ekonomik kayıp söz konusu olacaktır.'
İnsan sağlığında ciddi hasara neden olan GDO'ların ekonomik olarak getirdiği büyük bir sakıncanın ise bu ürünlerin patent hakkının tüm dünyada birkaç çok uluslu şirketin elinde olması olduğunu belirten Süslü konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Bu şirketler en büyük kazançlarını patent bedeli tahsis ederek sağlıyor. Çiftçi yok edici genlerle kısırlaştırılan tohumları her yönden almak zorunda kalıyor. Bu da çiftçiyi çok uluslu tohum üreticisi şirketlere bağımlı kılıyor. Çiftçilerin ürünlerin verdiği yeni tohumları tarlalarına ekme hakları yok. Üretici firmalar bu tohumların korsanlığını yapanların önüne geçmek için komşu ispiyonu gibi en basit yollardan dedektif tutmaya kadar her yola başvuruyor.' Nasıl ortaya çıktı ?
Geçen yüzyılda, bitkisel üretimde verim artışı gerekçesiyle uygulanan suni gübreler ve kimyasallar, su ve hava kirliliğini de beraberinde getirdi. Yoğun tarımda kullanılan ilaç ve suni gübreler her geçen gün toprağı daha da verimsizleştirdi. Toprağın verimi düştükçe çiftçi her geçen yıl daha fazla ilaç ve gübre kullanmaya başladı. Gübreye alışan bitki daha çok gübre istedi. İlaca bağışıklık kazanan böcekleri öldürebilmek için daha kuvvetli zehirler gerekti. Kullanılan ilaç ve gübreler canlıların bağışıklık sistemini de etkileyen sağlık problemlerine yol açtı. Dıştan müdahale başarısız olunca canlıların genleriyle oynamaya başlandı. Çiftçi giderek bağımlı hale geldi ve doğadaki biyolojik çeşitlilik çok ciddi tehdit altına girdi. Genleriyle oynanmış bir buğday türünün bitki verimi yüksek, ancak aniden ortaya çıkabilecek bir hastalık ya da zararlı o türün yok olması ve dünyada artık başka tür buğday yetiştirilmediği için buğday ırkının tamamen ortadan kalkması gibi bir felakete de yol açabilir. BİYOLOJİK KIYAMET NASIL KOPAR?
Gıda Mühendisleri tarafından hazırlanan GDO raporuna göre muhtemel felaket senaryoları : Genetik çeşitliliğin azalması ve gen kaynaklarının yok olma ihtimali. Değişikliğe uğratılmış mikroorganizmalar, asıve hayatî önemi haiz olan toprak bünyesindeki mikroorganizmaları menfi yönde etkileyerek mikro dengeyi bozabilir. GDO'lar gıda olarak tüketildiklerinde girmiş oldukları hayvan ve insanlara ait canlı organizmalarla birleşme ve neticesi belli olmayan tuhaf bir birleşik organizmanın meydana gelme ihtimali. Antibiyotiğe dayanıklı genin kullanılması neticesi insanlarda antibiyotiğe dayanıklılığın artması ve herhangi bir zorunlulukta kullanılması icap eden tedavi amaçlı antibiyotiğin etkisiz kalma ihtimali doğar. Böceklerin direnç kazanması. Virüs kaynaklı genlerin, diğer virüslere gen transfer etme ihtimali. İnsan ve hayvanda alerjik ve zehir etkisi olan genlerin aktarılması ile en masum gıdalara taşınması neticesinde insanların her an bu zehirleyicilerle karşılaşabilme riski. Tabiatta var olan ve devam eden o kusursuz dengenin bozulması sonucu; nebatî ve hayvanî çeşitlilik azalması. Canavar nitelikli bir tabii paylaşımın olma ihtimali.
alıntıdır..
yine bir RTE hükümeti icraatı..hadi bakalım vatana millete hayırlı olsun!!ha bu arada milletin üzerindeki kara bulutları az görmüş olacaklarki yeni bütcede adeta halkı zama boğacaklar..doğal yağmurlar yetmezmiş gibi bir de sağanak halinde zam yağmurlarına maruz kalcaz yeni yılda..ee perşembenin gelişi çarşambadan belli değilmiydi?bizi bir kez daha yanıltmadınız...bravo!!!!
Eşşek olana semer vuran çok olur. Biz yazmaktan bıktık bu EDIT icraatlarını bazıları bıkmadı hala geviş getirip öküzün treni izlediği gibi izlemekten...
Arkadaşlar, kullandığımız kelimeler bizleri icraattan sorumlu yetkililer tarafından zor durumda bırakabilir, lütfen dikkat!
Konu Titan tarafından (04-11-2009 Saat 00:27 ) değiştirilmiştir.
Haklısınız sayın Titan açıklamayı unutmuşum, kusura bakmayın. Arkadaşlar sayın Titan'ın editlediği yerde "şerefsizler" demiştim ancak elbette AKP hükümetini kastetmiyordum. Hiç şerefsiz olur mu AKP'liler ve en başta Tayyip? Olmadığını hepimiz biliyoruz. Ben "şerefsizler" derken uluslararası mısır ve soya mafyasını kastetmiştim, bunlar hep onların işi. Açıklamasını önceden yapmalıydım tabii birilerinin AKP'lilere şerefsiz dediğimi düşünebileceğini göz önüne bile almamıştım, zira hiç olur mu öyle şey? Site sorumlularının başına sorun olsun istemem, o yüzden bu açıklamayı yaptım. Umarım AKP ve Tayyip'e "ŞEREFSİZ" demediğim yeterince açıktır...
Sanırım Einstein Genetiğin en tehlikeli bilim salı olduğunu söylemişti. Kesinlikle haklı ama gen biliminin ileride çok farklı konularda insanlığın yararına kullanılması ihtimali var ve bence bununla uğraşmaya değer. Örneğin bazı kuşların ( Bazı kartallar dahil yanlış hatırlamıyorsam) gagalarını kırıldıktan sonra yeniden çıkatabildiğini ve genetikçilerin bunu araştırdıklarını okumuştum düşünsenize böylece belki bir gün kaybedilen uzuvların tekrar oluşturulması sağlanabilir.Ama kesinlikle bu uğraşlar sıkı testler ve denetimler altında olmalı doğada milyonlarca değişken ve yukarıda yazdığı gibi neye etki edeceğini kestirmeden yayarsanız inanılmaz sorunlara yol açabilir.
dediğiniz gibi gen teknolojisi insanlık yararına kullanıldıgında oldukca faydalı neticeler vereceği hatta hali hazırda verdiği aşikardır.
ama burada sorun GDOlu ürünlerin gıda olarak tüketilmesi ve canlılarda antibiyotiğe olan dayanaklılıgın artıp günümüzde cok ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin bir süre sonra insan bedeninde işe yarayamaz hale gelmesidir.ki adından da anlasılcagı gibi bu tarz frankeştayn gıdaların insan sağlıgına dair ne derece olumsuz etkilerinin oldugunu çogaltmak mümkündür
hadi diyelimki bu gıdaları ülkene sokuyorsun, ürün üzerinde gelişmiş ülkelerde oldugu gibi genetiği oynanmısır ibaresini neden koydurtmuyorsun?bunda hangi cıkar gruplarının rantı vardır?
bir ülke insanı için vatanın güvenliği ne derece önemliyse biyogüvenliğimizde o derece önemlidir..o yüzden GDO ya hayır diyelim ve bunun için oluşturulan platforma destek olalım..
Ben de Genetik gidalarin Turkiye'ye ithal edilmesine karsiyim ..... Bu gidalar obeslikten tutun her turlu negatif etkilere sebep veriyor ..... Ben sahsen yasadigim yerde organik urunler kullanmaya calisiyorum .....
Sonucta AKP'nin yaptigi Turkiye Halkina bir haksizliktir .... bunun gerisinde bir grubun buyuk paralar kazanma hirsi var .....
Hortlak,
Eger bu girisime karsi bir internet imza kampanyasi varsa bildir, ben de bir imzami atayim ....
Adanalı kardeş, bütün mafyalar şerefsizdir buna genetiği değiştirilmiş soya ve mısır mafyası da dahildir. Ben bilinmeyen bir şeyi söylemedim. Herkes bilir bunların ne şerefsiz olduğunu.
3.Yol; imza kampanyası var mı bilmiyorum. Olsa da işe yaramıyorlar. Halk hakkını sokağa çıkıp aramazsa, protesto etmezse böyle imzayla, sanal sohbetle bir şey olmuyor. Bunu yapanlar da farkında bunun; "bir müddet eser gürlerler sonra susarlar" diyorlar. Bu konu çok ciddi, soya ve mısır mafyası ve yandaşlarının çıkarı olduğu da kesin. Halk protesto edecek. Protestosunu da direkt AKP'ye yönlendirecek. Oy kaygıları olmadıkça hiç bir şeyi sallamaz bunlar...